31 Ağustos 2013 Cumartesi

İmkânsız Üçleme ve Türkiye'nin Durumu

İmkânsız üçleme nedir?
Ekonomideki imkânsız üçleme ya da üçlü açmaz (impossible trinity ya da trilemma) hipotezine göre; sermaye hareketlerinin serbestliği, sabit döviz kuru ve bağımsız bir para politikası uygulaması aynı anda var olamaz.

29 Ağustos 2013 Perşembe

TCMB'nin Alternatifleri


Hafta içinde TCMB Başkanının yaptığı açıklamadaki “sürpriz hamleler” üzerine çeşitli tahminler yürütülmeye başlandı. Bunların en fazla konuşulanları üzerine bir değerlendirme yapalım.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Siyaset, Ekonomi Dinlemez

Fed açıklamalarının etkisiyle gelişme yolundaki ülkelerin ekonomilerinde başlayan dalgalanmalar 2013 yılının görünümünü oldukça değiştirmiş bulunuyordu. Gelişme yolundaki ülkelerin borsaları düşüyor, para birimleri değer kaybediyor, faizleri yükseliyordu. Özellikle dış finansman ihtiyacı büyük olan Türkiye gibi ülkelerde bu dalgalanma çok daha ağır etkiler yaratıyordu. Brezilya gibi bazı ekonomiler bu gelişmelere çok hızlı tavır alarak faiz artırımından kura müdahaleye kadar yayılan esnek bir ekonomi politikası izlerken Türkiye gibi bazı ekonomiler yönlendirmeyi genellikle kura müdahale yönüne yıkarak daha katı bir tavır almışlardı.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Üçüz Açıklı Türkiye

Bir ekonomide iki alt denge vardır: İç ekonomik denge ve dış ekonomik denge. İç ekonomik denge ikiye ayrılır. İlki özel kesim dengesidir. Tasarruf (S) yatırım (I) dengesi de denilen bu dengeyi şöyle gösterebiliriz:
(S – I)
İç dengenin ikinci alt dengesi kamu kesimi gelir (T) ve kamu kesimi gider (G) dengesidir. Bütçe dengesi de denilen bu dengeyi şöyle yazabiliriz:
(T – G)
Bu iki alt dengenin toplamı bize iç ekonomik dengeyi verir:
(S – I) + (T – G) = İç ekonomik denge
Dış dengeyi, yurtdışı yerleşiklerden elde edilen döviz gelirleriyle (X) yurtdışı yerleşiklere ödenen döviz giderlerinin (M) farkı olarak gösterebiliriz:
(X – M) = Dış ekonomik denge

23 Ağustos 2013 Cuma

IMF'ye Kim Borç Veriyor?

Kotalar
IMF’nin, dara düşen üyelerine destek olmak için kullandığı üç kaynağı var. Bunlardan ilki üye ülkelerden alınan bir çeşit sermaye payı niteliğindeki kotalar. Kota, üye ülkenin ekonomik gücüne paralel olarak IMF tarafından belirli bir formüle dayanarak belirleniyor. Kota, IMF açısından karşılıksız olduğu için en tercih edilen kaynaktır. Kotalar, her beş yılda bir artırılıyor. Üye ülkelerin durumlarındaki değişmeler dikkate alınarak kotalarda bu beş yıllık süre beklenmeden birinden ötekine kaydırma yoluyla değişiklikler de yapılabiliyor.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Bedava Para Bitiyor

2000’li yıllar küresel sistemin tümü için konjonktürün çıkış yıllarıydı. ABD’den İngiltere’ye, Euro Bölgesine kadar sistemin zengin ülkeleri,  yüksek büyümenin yarattığı büyülenmenin etkisiyle, oluşmakta olan emlak balonlarını, karşılıksız finansal düzenlemeleri görmezden gelmeye başlamışlardı. Bu sanal zenginleşmenin yarattığı likidite fazlası, yalnızca bu ülkelerin içinde çeşitli yatırımlara gitmiyor, gelişmekte olan ülkelere de akarak oralardaki yüksek faiz veya yüksek getiriden kazanç sağlıyordu. Herkes mutluydu. Küresel sistem büyüyor, herkes bundan payını alıyordu. Tek sorun bu büyümenin, balonlara dayanarak gerçekleşiyor olmasıydı. Küresel sistem, sermaye akımlarının ilk kez tamamen serbest kalmasını yaşıyordu. Serbest kalan sermaye bütün sistemi dolaşıyor, etkiliyordu. Sistem değişmiş ama kurallar değişmemişti. Sistem küreselleşmiş ama kurallar yerel kalmıştı. Yerel kurallarla küreselleşmiş sermaye akımlarını düzenlemek mümkün olmuyordu.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Ücret, Faiz, Rant ve Kâr

Ekonomide dört üretim faktörü vardır. Bunlar emek (L), sermaye (K), doğal kaynaklar (toprak veya arazi olarak de geçer) (N) ve girişimcilik (E) olarak sayılır. Belirli büyüklükte bir üretimi gerçekleştirebilmek için emek, sermaye ve doğal kaynakları bir araya getirecek bir girişimcilik gereklidir. Bu bir araya getirme işlemi yapılacak üretimin boyutuna göre farklılık gösterebilir. Örneğin tarımda geçimlik bir üretim yapılacaksa emek ile doğal kaynakların bir arada olması yeterli olabilir. Girişimcilik ve emek aynı kişide birleşebilir. Sermaye ise kendi birikimiyle elde edilen tasarruflardan sağlanabilir. Ama eğer büyük bir üretim yapılması söz konusuysa o zaman bu dört faktörün hemen hepsinin bir araya gelmesi gerekir.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Değişen Ekonomi Politikası ve Değişen Finansal Dengeler

2000’lere kadar Türkiye’nin ekonomi politikası kamu kesiminin harcama ve yatırımlarının önderliğinde bütçe açığı ve onun borçlanmayla finansmanına dayanıyordu. Kamu kesimi yüksek borçlanma ihtiyacını iç ve dış piyasadan karşılarken özel kesime borçlanacak imkan bırakmıyordu. GSYH’nın yüzde 10’u dolayında yüksek bütçe açığı veren Türkiye’nin cari açığı GSYH’nın yüzde 2’si dolayında seyrediyordu.  

11 Ağustos 2013 Pazar

Ekonomide Balon Nedir?

Sanal değerle reel değer arasındaki farkın sanal olanı lehine giderek büyümesine balon ya da köpük deniyor. Balonların en eski ve en tuhaf örneği 1636 ile 1637 yıllarında Hollanda’da yaşanan “Lale Çılgınlığı”dır. Lale soğanı ilk kez Kanuni Sultan Süleyman zamanında Hollanda büyükelçisi tarafından İstanbul’dan alınıp Hollanda’ya getirilmiş ve tanıtılmıştı. O Zaman içinde lale, bir lüks ve statü sembolü haline geldi. 1630’lu yıllarda Hollanda’da savaşların geride kalmasının da yarattığı olumlu hava ile spekülatif faaliyetler büyük artış göstermiş, hisse senetlerinin değeri artmış, konut fiyatları yükselmiş, insanlar bu tür değerleri ve malları spekülatif amaçlarla alıp satmaya başlamışlardı. Bu dönemde benzer bir spekülatif talep artışı lale soğanları için de oluştu. Bu talep artışı lale soğanı fiyatlarının artmasına ve giderek özel lale piyasaları oluşmasına yol açtı. Hollanda’da o tarihte ortalama yıllık ücret 200 ile 400 gulden arasında değişiyordu. Lale soğanlarının fiyatı ise 200 – 250 gulden aralığına kadar fırlamış, yani bir çalışanın yıllık ücretine eşit hale gelmişti. İlgi o kadar yükselmişti ki 1636 yılında lale, Hollanda’nın birçok kasabasında borsalarda satılır olmuştu. Fiyatlar yükseldikçe yükselmiş, geleceğe dönük sözleşmeler yapılmıştı. Fiyatların yükselmesinin temel nedeni bu tür sözleşmelerle lale soğanı alanların bunları daha pahalıya satarak para kazanacakları inancında olmalarıydı. Günün birinde her şey tersine dönüverdi. Lale sözleşmelerinin alıcısı kalmadığı anlaşılınca sözleşme sahipleri lale yetiştiricilerine sözleşme borçlarını ödeyemediler. Lale yetiştiricileri, laleleri almayan sözleşme sahiplerini dava ettiler. Davalar aylarca sürdü, ama paraların ödenmesi hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmedi. Lale piyasası böylece çöktü ve fiyatlar hızla düştü. Balon patlamış, lale yetiştiricileri de spekülatör sözleşme sahipleri de büyük zararlarla karşılaşmışlardı.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Yabancı Fonlar Niçin Çıkar?

Aşağıdaki tablo Türkiye ve ABD’nin Fed açıklamasının hemen öncesinde ve bugünkü gösterge tahvil faizlerini, kredi derecelerini (reyting) ve CDS primlerini gösteriyor.


Türkiye 22 Mayıs 2013 öncesi
Türkiye Bugün
ABD 22 Mayıs 2013 öncesi
ABD Bugün
Gösterge Faiz
5,5
8,8
1,5
2,6
Reyting Notu
BBB
BBB
AA
AA
CDS Primi
117
214
30
22
USD TL Kuru
1,85
1,93



Yukarıdaki tabloya baktığımızda iki şey görüyoruz: (1) Getiri (2) Risk. Getiri, Türkiye için 2 yıllık, ABD için 10 yıllık Devlet Tahvilinin faiziyle hesaplanıyor. Risk ise kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke için yaptığı kredi değerlemesi (sovereign rating) ve ülkenin cds primiyle ölçülüyor (reyting ve cds hakkında ek bilgi edinmek isteyenler şu yazıma bakabilirler: 
http://www.mahfiegilmez.com/2013/07/kur-faiz-dibs-bist-reyting-cds-hepsi.html.)  

2 Ağustos 2013 Cuma

İktisatçılar

İktisatçılar üçe ayrılır: 1) Ekonomi okumuş olanlar, 2) Ekonomi okumuş ve bunu hem teori hem de pratikte ileri düzeye çıkarmış olanlar, 3) İktisatçıymış gibi yapanlar. Bu üç grup içinde en kalabalık olanlar üçüncü gruptakilerdir. İktisatçıymış gibi yapmanın pek bir zararı ya da bedeli yoktur. Örneğin mühendismiş ya da doktormuş gibi yapamazsınız. Gelip size bir binanın statik hesabının nasıl yapılması gerektiğini ya da safra kesesi iltihabının nasıl iyileşeceğini sorarlarsa altından kalkamazsınız. Ama iktisatçıymış gibi yaparsanız ve size örneğin “enflasyon nasıl düşer” diye sorarlarsa vereceğiniz cevap, birinci gruptakilerle inanılmaz benzerlikler gösterebilir. Aynı soruyu ikinci grupta yer alanlara sorarsanız alacağınız cevap hem öteki iki grupta bulunanların yanıtlarına benzemeyebilir hem de sizi hiç tatmin etmeyebilir. Çünkü ikinci grupta bulunanların kafası karışıktır. Çünkü işin özü karışıktır. Ekonomide her sorunun mutlak doğru cevapları yoktur. İkinci grupta yer alanlar size enflasyonu düşürmek için öyle şeyler anlatırlar ki hiçbir şey anlamazsınız hatta bildiğinizi bile unutabilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...