30 Mayıs 2015 Cumartesi

Seçime Bir Hafta Kala Finansal Piyasaların Görünümü

Seçime bir hafta kala başlıca finansal piyasalarda yılbaşından bugüne kadar yaşanan gelişmelere hızlıca bir göz atalım. Bu yazıda yer alan bütün değerler gün sonları itibariyle oluşmuş değerlerdir. Gün içinde daha yüksek (ya da düşük) değerler oluşmuş olabilir.

Borsa
Yıla 85.584 değeriyle başlayan BIST 100 endeksi seçim haftasına kadar inişli çıkışlı bir seyir izledi. 13 Mart’ta en düşük değer olan 76.642 ile günü tamamladıktan sonra yeniden çıkışa geçti. Aşağıdaki grafikte kırmızı kesik çizgi yılbaşındaki değeri gösteriyor. Seçim haftasına girerken BIST 100 endeksi yılbaşına göre yüzde 3 değer kaybına uğramış görünüyor.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Sıfır Enflasyon Sıfır Faiz

İdeal enflasyon ve faiz oranı her zaman merak konusu olmuştur. Kimilerine göre her ikisinin de sıfır olduğu durum ideal durumdur. Ben o kanıda değilim. Sıfır enflasyon ve sıfır reel faiz insanları harcama yapmaktan alıkoyan bir durumdur. Gelecek yıl fiyatının aynı kalacağını bildiğiniz bir şeyi almakta acele etmezsiniz. Hele faizler de sıfırsa o zaman kredi kullanıp da o malı almanıza gerek yoktur. Bir sonraki yıl da yine sıfır faizle o krediyi alıp geçen yılki fiyattan aynı malı alabilirsiniz. Bu durumda hiç kimse harcama konusunda acele etmez. Öyle olunca da tüketim azalır, talep düşer.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Sağ, Sol, Kapitalizm, Sosyalizm, Demokrasi ve Eğitim

Günümüz dünyasında sağ ve sol ayrımı asıl olarak ekonomik yaklaşım farkından doğar. Ekonomik yaklaşım da temelde üretim araçlarının mülkiyetinin kime ait olacağına ilişkin kabulden yola çıkar. Sağ ekonomik düşünce (buna genelleme yaparak kapitalizm diyelim) üretim araçlarının mülkiyetinin özel kesimin elinde, sol ekonomik düşünce (buna da genelleme yaparak sosyalizm diyelim) üretim araçlarının mülkiyetinin kamu kesiminin elinde olmasını savunur.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Borsa ve Faiz İlişkisi

Tasarrufların yönleneceği yerler arasında hisse senedi ile tahvil ve mevduat birbirine rakip iki seçenektir. Hisse senedi seçeneği iki kazanç (ya da kayıp) sunar: (1) Temettü geliri (kâr payı), (2) Hisse senedinin değerinde artış (ya da azalış.) Buna karşılık tahvil veya mevduatın tek bir kazancı vardı: Faiz. Nominal (görünürdeki) faize bakılırsa tahvil ve mevduat hiçbir zaman kaybettirmezmiş gibi görünür. Ama eğer enflasyon nominal faizden yüksek gerçekleşmişse o zaman reel faiz negatife döner ve ortaya bir kayıp çıkar. Dolayısıyla tahvil ve mevduat görünüşte daima kazandırırmış gibi görünse de bazen reel kayıpla karşılaşabilir.  

Hisse senedi ile tahvil ve mevduatın birbiriyle rekabeti iki unsura bağlı olarak gelişir: (1) tasarruf sahiplerinin tercihleri, (2) Getirinin üstünlüğü. Bazı tasarruf sahipleri getiriden çok getirinin sabit ve güvenilir olmasıyla ilgilidir. Sabit ve güvenilir getiri elde etmeyi tercih edenler tahvil veya mevduata yatırım yaparlar. Bu araçlardan elde edilecek faiz daha yatırımın başında bellidir. Ayrıca tahvil, Devlete ait bir yatırım aracı olduğu, mevduat da belirli bir miktara kadar Devlet güvencesi taşıdığı için güvenilir araçlardır. Oysa hisse senedinde bu tür bir güvence yoktur. Hisse senedini çıkaran şirket zarar ederse hem temettü dağıtamaz hem de hissenin değeri düşer. Bu durumda yatırım sahibi zarar eder. Riskin büyük olduğu yerde kazanç da büyük olabileceği için daha yüksek kazanç elde etmek için daha yüksek risk almayı seven yatırımcılar hisse senetlerine yönelirler.     

Aşağıda iki farklı döneme ait olmak üzere BIST 100 endeksi ile gösterge faizin gelişimini gösteren iki grafik sunuyorum.

İlk grafik 1 Ocak – 18 Mayıs 2014 tarihleri arasında BIST 100 Endeksi ile Gösterge Faizin gelişimini gösteriyor.

Görüleceği gibi ikili arasında birbirinin tersine gelişen bir ilişki söz konusu. Bu serinin Korelasyon katsayısı: - 0,86 olarak hesaplanıyor. Korelasyon katsayısının eksi 1’e yaklaşmış olması, ters yönde oldukça yüksek bir ilişkinin varlığını gösteriyor.

İkinci grafik aynı değerleri bu kez 1 Ocak – 18 Mayıs 2015 tarihleri arasında gösteriyor.

İkili arasındaki ters yönlü ilişki bu kez o kadar güçlü görünmüyor. Bu serinin korelasyon katsayısı: - 0,54 olarak hesaplanıyor. Yani ilk serideki kadar güçlü bir ters yönde hareket eden ilişki söz konusu değil.

2015 yılında ilişkinin derecesinin zayıflamasının altında yatan temel nedenlerden birisi yurtdışı yerleşiklerin yatırım tercihlerinin yer değiştirmesidir. TCMB’nin yayınladığı Uluslararası Yatırım Pozisyonu Ocak – Mart 2015 gelişmelerini 2014 yılıyla kıyasladığı yani bizim esas aldığımız dönemin tümünü kapsamadığı halde bize bu durumun niçin ortaya çıktığının ipuçlarını veriyor. Mart 2015 sonuçlarını 2014 yılsonu sonuçlarıyla karşılaştırdığımızda portföy yatırımlarının (hisse senedi ve tahvil yatırımları bu kalem içinde bulunuyor) 17,2 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Demek ki yabancılar hem hisse senetlerini hem de tahvillerinin bir bölümünü satarak bu piyasalardan çıkmışlar. Bu durumda piyasada bir sızıntı ortaya çıkmış ve bu sızıntı piyasadaki dengeleri bozmuş görünüyor. Bunu aşağıdaki grafikten izlemek mümkündür.

Grafik yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi ve DİBS (Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu) stoklarında son üç ayda yaşanan değişimi gösteriyor. Bu grafiğin bize gösterdiği bir başka şey daha var. Mayıs ayında yurtdışında yerleşiklerin hisse senedi stoklarını azaltması sona ermiş, hatta bu eğilim tersine dönmeye başlamış görünüyor. Buna karşılık DİBSlerden çıkışın sürdüğünü görebiliyoruz. Bu bize son dönemde DİBS’lerden çıkan paranın bir bölümünün hisse senetlerine yöneldiğini gösteriyor. Tahvil faizlerinde yaşanan yükselmenin bir nedeni de bu zaten. Tahvil faizleriyle tahvil fiyatları arasında ters ilişki var. Grafik bize yurtdışı yerleşiklerin tahvil satışlarının arttığını (stokta azalma var) gösteriyor. Bunun sonucu olarak aynı dönemde tahvil faizlerinde artış oldu. Tahvilini satan yurtdışı yerleşiklerin bir bölümünün hisse senetlerine yöneldiği de grafikten çıkardığımız bir sonuç. Bunun da nedeni 2015 yılının ilk aylarında hisse senedi fiyatlarının düşmüş olması.  

Özetle şunu söyleyebilirim: Hisse senedi piyasası ile tahvil ve mevduat piyasası ya da bir başka ifadeyle değişken getirili enstrümanlar ile sabit getirili enstrümanlar birbirine rakiptir. Bu rekabet, başka unsurların devreye girmediği dönemde oldukça yüksek dereceli bir rekabet olmasına karşılık kurlarda hızlı değişim gibi başka unsurların devreye girdiği ortamlarda belirli sürelerle anlamını ve gücünü yitirebilmektedir.   

16 Mayıs 2015 Cumartesi

TL'nin Hızlı Değer Kazanmasının Gizemi

Doların değer kaybetmeye başlamasının nedeninin ABD ekonomisinde son dönemde ortaya çıkan olumsuz gelişmeler olduğunu bir önceki yazımda açıklamıştım. ABD ekonomisine ilişkin veriler güçlü geldiğinde Fed’in faiz artırımı da gündemde ilk sıraya yükseliyor ve Dolar, öteki paralara karşı güçleniyor. ABD ekonomisine ilişkin veriler zayıfladığında Fed’in faiz artırımı gündemden uzaklaşıyor ve Dolar öteki paralara karşı güç kaybediyor. ABD ekonomisi, kriz sonrası toparlanma yönünde çizdiği performansı bu yılın ilk 4 ayında tekrarlayamayınca Dolar zayıflamaya başladı. Geçtiğimiz hafta gelen veriler bu zayıf performansın devam ettiğini ortaya koyunca piyasa, Fed’in faiz artırımından giderek uzaklaştığı izlenimi edindi ve Doların, öteki para birimlerine karşı zayıflaması hızlandı.  

14 Mayıs 2015 Perşembe

Dolar Niçin Düşüyor?

Dolar Endeksi ve Doların 6 Önemli Paraya Karşı Gelişimi
ABD Dolar Endeksi, Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen bir endekstir. DXY kısaltmasıyla ifade edilir. Mart 1973'te Bretton Wood's sisteminin kaldırılmasından kısa bir süre sonra 1973 = 100 endeks değeri baz alınarak hesaplanmaya başlamıştır. Söz konusu 6 para birimi endekste şu ağırlıklarla yer alır: Euro % 57,6 Japon Yeni % 13,6, İngiliz Sterlini % 11,9, Kanada Doları % 9,1, İsveç Kronu % 4,2 ve İsviçre Frangı % 3,6.

12 Mayıs 2015 Salı

Euro Düşünce Cari Açık Arttı

Yılın ilk 4 ayında ihracatta yüzde 8,1 oranında düşüş oldu. Bu düşüş ilk üç ayda yüzde 6,8 idi (Kaynak: TİM verileri: http://www.tim.org.tr/tr/ihracat-ihracat-rakamlari-tablolar.html.) İlk 3 ayda ihracat verilerinde ortaya çıkan gerileme cari açık açısından alarm zillerinin yeniden çalmasına yol açan gelişme idi. Her ne kadar ithalatta gerileme sürse de ihracatta ortaya çıkan gerilemenin bu düzelmeyi bir süre sonra terse çevireceğini tahmin ediyorduk. Biraz gecikmeli de olsa bu beklentimiz Mart ayı ödemeler dengesi verileri açıklandığında gerçekleşti ve cari açık yeniden artışa geçti.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Ekonomi Politikasıyla İlgili Faizler

Aşağıda önce tablolar halinde ekonomi politikasıyla faizlerin tanımlayacak sonra da bunların 8 Mayıs 2015 itibariyle geçerli oranlarını, sonra da bu faizlerin dayanaklarını ve kurum ve kişiler arasındaki ilişkilerdeki yerlerini şematize ederek sunacağım.  


                  MERKEZ
 BANKASI

Gecelik Fonlama Faizi MB’nin her gece bankalardan aldığı borç veya onlara verdiği borç karşılığında uyguladığı faiz oranları.  


Politika Faizi
MB’nin haftalık repo ihalesi açarak bankalara verdiği borca uyguladığı faiz oranı.
Reeskont Faizi Bankaların ellerindeki iskonto edilmiş senetleri MB’ye devrettiklerinde MB’nin uyguladığı faiz.
Geç Likidite Penceresi Fonlama Faizi Bankaların saat 16’dan 17’ye kadar borçlanmak için MB’ye gitmesi halinde MB’nin uyguladığı faiz.

7 Mayıs 2015 Perşembe

Patates Fiyatları Artarken Giffen Paradoksunu Hatırlamak

Son dönemde patates fiyatlarındaki artış, gündemi işgal eder oldu. Nisan ayında manşet enflasyonda patates fiyatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29’a yakın artış gösterdi. Aşağıdaki tablo İstanbul halinde patates fiyatlarının son dört yılda Mayıs ayının ilk haftasında hangi aralıkta olduğu gösteriyor (http://www.halfiyatlari.org/Ana-Sayfa.html)

Tarih
Fiyat (TL / Kg)
2012 Mayıs
2,00 – 3,00
2013 Mayıs
1,50 – 2,00
2014 Mayıs
2,50 – 3,00
2015 Mayıs
3,00 – 5,00

Tabloya göre Hal Yasası 2012’de çıktıktan sonra patates fiyatlarında düşüş olmuş ama sonra yeniden artış başlamış görünüyor. En ciddi artış 2015 yılının ilk 4 ayında ortaya çıkmış.

İşte bu meseleye kafa yorarken aklıma Giffen Paradoksu geldi.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Piyasalar ve Karışık Sinyaller

Önce piyasadaki gelişmelere bir bakalım
2015 yılının inişli çıkışlı bir yıl olacağını söyleyip durduk. Türkiye ekonomisi ilk 4 ay bu söylediğimize paralel bir gelişme çizgisi izledi. Bu iniş ve çıkışlar sırasında bazen doğru bildiğimiz ilişkilerin bir birinden koptuğunu gördük. Örneğin faizin yükseldiği bir ortamda borsa endeksinin düşeceği gibi bir beklentimiz var. Bunun nedeni hisse senedi ve tahvilin plasman aracı olarak birbirlerine rakip olmaları. Genel olarak baktığımızda faiz yükselişe geçerse yatırımcı borsadan çıkıp tahvile geçmeyi, hisse senedi fiyatları yükselişe faizler düşüşe geçmişse yatırımcı tahvilden çıkıp borsaya yatırım yapmayı tercih ediyor. Ne var ki son dönemde Türkiye’de olaylar böyle gelişmiyor. Bir bakıyorsunuz faiz yükselirken borsaya girişler de artmış ve borsa endeksi yükselmiş.  

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Kurlar Arttığı Halde İhracat Niçin Düştü

Sokak bilgisi: TL, yabancı paralara karşı değer kaybederse (yani kurlar artarsa) ihracat artar.

Ekonomi bilgisi: TL, yabancı paralara karşı değer kaybederse ihracat artabilir. Bunun bazı koşulları vardır. İhracat yapılan ekonomilerin ekonomik durumunun kötüye gitmemesi ve ihraç ettiğimiz malların, ithalatçı ekonomiler açısından talep esnekliğinin yüksek olmaması bu koşulların en önemlileri arasındadır (ayrıntıyı merak ediyorsanız Marshall – Lerner koşulu için yazının sonundaki nota bakınız.)

1 Mayıs 2015 Cuma

İktidar Partisinin Oy Oranı ile Ekonominin Büyüme Oranı Arasındaki İlişki Üzerine Bir Deneme

Yapılan anketlere verilen yanıtlar, Türk insanının seçimlerde oy kullanırken daha çok ekonomik koşulları dikkate alarak tavır belirlediğini gösteriyor. Bir ekonomide büyüme oranının; talep, satış, işsizlik oranı, enflasyon gibi toplumun refahını en fazla etkileyen ekonomik göstergelerdeki değişimlerin tümünü topluca temsil eden gösterge olduğu kanısındayım. Yani büyüme oranı bir ekonominin performansını ölçmenin en basit göstergesi olarak alınabilecek bir gösterge. Buradan hareketle büyüme oranındaki değişimin iktidarın oy oranı için bir ipucu olduğu kanısını taşıyorum. Bu hipotezimin test sonuçlarını daha önceki seçimlerden sonra da birkaç kez yayınlamıştım. Bu kez hipotezimin öngörülerini seçimden önce yayınlayarak aynı zamanda bir tahmin olarak da ilginize sunmuş oluyorum.  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...