30 Haziran 2015 Salı

Net Hata ve Noksan Görünenden Büyük Olabilir

Ödemeler dengesi tablolarında yer alan net hata ve noksan kalemi kaynağı belirlenemeyen döviz giriş ya da çıkışlarını ifade eder. Ödemeler dengesi toplamı sıfıra eşit bir dengedir. Dış dünyadan mal ve hizmet satın alınır ve dış dünyaya mal ve hizmet satılır. Bu alım satımın oluşturduğu dengeye cari denge denir. Cari denge açık vermişse bir sonraki bölümde bu açığın nasıl karşılandığı (borç, sermaye girişi, hisse senedi satışı vb) yer alır. Bu ikisi arasında bir tutarsızlık varsa bu fark net hata ve noksan kalemine yazılır. Net hata ve noksan kalemi kaynağı bilinmeyen bir döviz girişi veya çıkışı olduğu anlamına gelir.    

28 Haziran 2015 Pazar

TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti

Merkez Bankası’nın piyasada oluşan faizlere yön vermek ve bu yolla enflasyonu denetlemek için kullandığı asıl araç ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti olarak karşımıza çıkıyor. Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti: Merkez Bankasının, gecelik borç verme faizi ile haftalık repo faizinin (politika faizi) ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanıyor. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde aylık repo faizi de hesaplamaya katılıyordu ancak Merkez Bankası aylık repo işlemlerine 2013 yılında son verdi.  Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti tanımında yer alan faizlere bir bakalım.

26 Haziran 2015 Cuma

2050'de Türkiye Ekonomisi Kaçıncı Sırada Olacak?

Ekonomiler çeşitli ölçülere ve kriterlere göre sınıflandırılırlar. Gelişmiş ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomiler sınıflandırması bunun en bilinen ve en kapsamlı olanıdır. Ne var ki bu sınıflandırma ekonomiler arasındaki farkları ortaya koyabilmekte yetersiz kalıyor. O nedenle bu genel sınıflandırmanın içinden bazı ekonomiler ayrıca gruplandırılıyor.

Gelişmiş ekonomiler içinde en gelişmiş olanlarının yani ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın oluşturduğu gruba G7 deniyor (buradaki G grubun ilk harfi. İngilizce açılımı Group of Seven.)

25 Haziran 2015 Perşembe

Küresel Ekonominin Değerlendirilmesi

ABD Ekonomisi
1990’lardan itibaren dünya konjonktürünün uygun havası ABD’de aynı şekilde yaşandı. ABD ekonomisi hızlı bir çıkış yaşadı. Aşağıdaki grafikler,  yaşanan bu çıkışın 2000 yılından sonraki bölümünü gösteriyor. Grafiklere baktığımızda büyümenin yükseldiği, yatırımların ve tasarrufların yüksek sayılabilecek bir düzeyde seyrettiği, enflasyon ve işsizliğin makul düzeylerde bulunduğu, bütçe açığının azaltıldığı bir dönem görüyoruz. Bu dönemde tek sorun cari açığın yüksekliği olarak karşımıza çıkıyor. 

22 Haziran 2015 Pazartesi

Türkiye Ekonomisi Ne Durumda (İnteraktif Yazı)

Geçtiğimiz günlerde Yunanistan Nasıl Bu Hale Düştü? başlığı altında grafikler sundum ve bu grafiklerden giderek yazıyı sizin yorumlarınızla tamamlayacağımı söyledim. İki günün sonunda grafiklerden ve sizlerin yorumlarınızdan yola çıkarak yazıyı tamamladım. Yazının üç önemli özelliği vardı: (1) Hep birlikte yazdık (interaktif özellik), (2) Bir cinayetin işlendiği olay yerini inceler gibi durumu inceleyerek analiz yaptık. (3) Yunanistan ekonomisinin nereden nereye gediğini kuşbakışı görmüş olduk. Ekonomide analiz nasıl yapılır sorusunun yanıtını sunmuş olduk.

Şimdi aynı analizi Türkiye ekonomisinin ne durumda olduğunu yorumlamak için yapacağız. Ben burada size Türkiye ekonomisinin grafiklerini (karşılaştırma yapabilmeniz için Yunanistan grafikleriyle birlikte) sunacağım, siz de yorumlarınızla Türkiye ekonominin ne durumda olduğunu, hangi yanlarının güçlü, hangi yanlarının zayıf olduğunu yorumlayacaksınız. İki gün sonra varılan sonucu paylaşacağım.  

19 Haziran 2015 Cuma

Yunanistan Nasıl Bu Hale Düştü?

Aşağıda Yunanistan ekonomisinin en önemli göstergelerini içeren 7 tane grafik sunuyorum. Bu grafiklere bakarak Yunanistan’ın bugünkü duruma niçin düştüğünü kısaca yorumlar bölümüne yazar mısınız? Yorumlar yazıldıktan sonra ben bu yazıya geri dönerek yazının altına kendi görüşümü yazacağım. Kendi görüşümü yazarken yorumunu beğendiğim okurlarımın görüşlerinden de yararlanacağım. Bakalım hangi noktalarda aynı şeyleri yazacağız?

18 Haziran 2015 Perşembe

Yabancı Sermaye On Kat Arttı Büyüme Düştü

2002 – 2014 dönemini karşılaştırırken çoğu kez geçmişten alınan örnekler kullanılıyor. Mesela deniyor ki “Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş miktarda yabancı sermaye girişi oldu.” Doğrudur. Gerçekten de öyle. Yazının altındaki tablo 1950 yılından bu yana Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yıllar itibariyle miktarını gösteriyor.

17 Haziran 2015 Çarşamba

Demirel

Süleyman Demirel vefat etti. Ben uzun uzun onun ne yapıp ne yapmadığını anlatmayacağım. Birçok sevabı ve birçok hatası vardır kuşkusuz. Hangimizin hatası yok ki? Demirel, hatalarıyla sevaplarıyla hepimiz gibi bir insandı. Güniz sokakta Nazmiye hanımla birlikte herkesin arasında yaşardı. Aynı sokakta oturan bir akrabam onun diğer komşulardan bir farkı olmadığını anlatırdı her zaman. Halktan hiçbir zaman kopmadı Demirel. Hiçbir lüksü yoktu. Çoğu görüşü benim görüşlerimle aynı paralelde değildi. Ama onun kendi görüşünde olmayanlara bile gösterdiği demokratik hoşgörü eleştiri hakkımı elimden alıyor.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Koalisyon Seçenekleri ve Erken Seçim

7 Haziran seçimi sonuçlarına göre AKP 258, CHP 132, MHP, 80 ve HDP de 80 milletvekili çıkarmış bulunuyor. Buna göre karşımızda teorik olarak anlamlı görünen 6 seçenek bulunuyor: (1) AKP’nin CHP, MHP veya HDP’den birisini yanına alarak bir koalisyon hükümeti kurması. (2) AKP’nin öteki üç partiden birinin dışarıdan desteğini alarak tek başına bir azınlık hükümeti kurması. (3) CHP, MHP ve HDP’nin bir araya gelerek bir koalisyon hükümeti kurması. (4) CHP ile MHP’nin HDP’nin dışarıdan desteğini alarak bir koalisyon hükümeti kurması. (5) CHP’nin MHP ve HDP’nin dışarıdan desteğini alarak bir azınlık hükümeti kurması. (6) Seçimin yenilenmesi.

14 Haziran 2015 Pazar

Yerleşik Ekonomi Yaklaşımına Yönelik Eleştiriler

Ekonomi, Adam Smith tarafından ayrı bir bilim olarak sunulduğunda içinde bulunduğu siyasal ortamın ve dolayısıyla biçimlendiği ideolojinin etkisini vurgulayarak siyasal ekonomi (political economy) olarak adlandırılmıştı. Adam Smith ve ondan sonraki klasik iktisatçıların yazdıkları kitaplar hep siyasal ekonomi adını taşıyordu. Ekonomi bilimine ekonomi (economics) denilmeye başlanması Alfred Marshall ile gündeme geldi. Marshall’ın Principles of Economics kitabını yayınladığı 1890 yılından itibaren siyasal ekonomi (political economy) ekonomi (economics) oldu. İşin içine önce geometri ve fizikten ödünç alınan kavramlar, sonra da cebir girdi. Zaman ilerledikçe matematik giderek ekonominin olmazsa olmazı haline geldi. Ekonominin bilim haline gelmesi Adam Smith ile olmuşsa da bugünkü görünümünü almasında Marshall’ın çok fazla etkisi oldu.  

12 Haziran 2015 Cuma

AKP Ekonomide Ne Devraldı Ne Devrediyor?

Seçim sonuçları hiçbir partinin tek başına iktidar olamayacağını ortaya koyunca piyasa kısa süreli bir panik yaşadı. Ardından koalisyon seçenekleri gündeme geldi. Bugün karşımızda iki seçenek var: (1) AKP’nin diğer partilerden alacağı dış destekle azınlık hükümeti kurması, (2) Koalisyon hükümeti kurulması. Koalisyon hükümeti kurulması seçeneğinin de alt seçenekleri var: (1) AKP’nin diğer partilerden herhangi biriyle koalisyon kurması, (2) Diğer partilerin bir araya gelip koalisyon kurması, (3) AKP dışında iki partinin bir koalisyon kurup üçüncü partinin bu koalisyonu dışarıdan desteklemesi.  

10 Haziran 2015 Çarşamba

TL İle Gelen Büyüme Dolar İle Gitti

TÜİK, 2015 yılının ilk çeyrek GSYH hesaplarını ve büyüme oranını açıkladı (GSYH’nın nasıl hesaplandığını ve büyüme oranının nasıl bulunduğunu merak edenler ya da hafızalarını tazelemek isteyenlere yazıya ek olarak verdiğim basitleştirilmiş hesaplama yöntemlerini okuduktan sonra yazıyı okumalarını öneririm.)

Aşağıdaki tablo GSYH açısından önemli verileri 2015 yılının ilk çeyreği, 2014 yılının ilk çeyreği ve 2014 yılının tümüyle karşılaştırmalı olarak ortaya koyuyor.


2014 Yıllık
2014 IÇ
2015 I Ç
Özel tüketim artışı (%)
1,3
2,9
4,5
Devlet tüketimi artışı (%)
4,6
9,2
2,5
Yatırım artışı (%)
-1,3
-0,5
0,0
İhracat artışı (%)
6,8
11,4
-0,3
İthalat artışı (%)
-0,2
0,8
4,1




GSYH Cari Fiyatlarla (Milyar TL
1.749,8
411,3
443,2
GSYH Cari Fiyatlarla (Milyar USD)
800
186,0
180,5
Büyüme Oranı (%)
2,9
4,9
2,3




Ortalama USD Kuru
2,19
2,22
2,47

Tablodan çıkan sonuçları şöylece sıralayabiliriz:
(1)   Türkiye ekonomisi 2015 yılının ilk çeyreğinde 2014 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 2,3 oranında büyümüş bulunuyor.
(2)   Büyümenin itici gücü özel tüketimdeki yüzde 4,5’luk artış olmuş. 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,9 olan iç talep artışının bu yıl yüzde 4,5’a yükselmesi beklentileri oldukça aşmış bir gelişme olarak karşımıza çıktı.  
(3)   Tablodaki çarpıcı gelişmelerden birisi de geçen yılın ilk çeyreğinde itici güç olan ihracatın bu yıl eksiye dönmüş olması. Geçen yıl dış taleple ayakta duran ekonomiye bu yıl dış talep katkısı gelmemiş. Bu sonuç şaşırtıcı değil, çünkü ilk çeyrekte ihracat verilerinde yüzde 7’ye yakın bir azalma olduğunu gözlemlemiştik.  
(4)   İthalattaki artış iç talepteki artışı doğruluyor. Çünkü Türkiye’nin ithalatı büyük ölçüde iç talebi karşılayacak üretim amacıyla yapılan hammadde, ara malı ve sermaye malı ithalatına dayanıyor.
(5)   2015 yılının ilk çeyreğinde GSYH 443,2 milyar TL olarak hesaplanmış. Bir önceki yılın aynı döneminde bu tutar 411,3 milyar TL idi. Buna göre nominal büyüme (enflasyondan arındırılmamış büyüme) yüzde 7,8 olmuş bulunuyor. Bunu enflasyondan arındırarak reel büyümeye bakarsak büyümenin yüzde 2,3 olduğunu görüyoruz. 2014 yılı ilk çeyreğinde yüzde 4,9 oranında büyümüş olan ekonomi bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyümüş.
(6)   2015 yılı ilk çeyreğinde GSYH USD cinsinden alındığında 180,5 milyar dolar olarak hesaplanıyor. 2014 yılının ilk çeyreğinde GSYH 186 milyar dolardı. Buna göre GSYH 2015 yılının ilk çeyreğinde 2014 yılının ilk çeyreğine göre USD cinsinden yüzde 3 oranında küçülmüş bulunuyor.
Ekonomi TL cinsinden büyürken USD cinsinden küçülmesi yılın geri kalan bölümünde de devam ederse 2014 yılındaki 800 milyar USD’lik GSYH’ya erişmemiz mümkün olamaz. Gidiş bunun böyle olacağını ve yıllık GSYH’nın 750 milyar USD’ye gerileyeceğini, kişi başına gelirimiz de 10.000 USD’nin altına düşebileceğini gösteriyor.

Yapısal reformları yanlış anlamaya devam ettikçe, yapısal reform diye yapısal deform yapmayı sürdürdükçe orta gelir tuzağından çıkamayacağız.


Ek: GSYH’nın ve Büyümenin Hesaplanması
GSYH üç şekilde hesaplanır: Üretim yönünden, harcamalar yönünden ve gelir yönünden.
Üretim yönünden hesaplama: GSYHü = Tarımsal üretimin piyasa değeri + Sanayi üretiminin piyasa değeri + Hizmet üretiminin piyasa değeri + Diğer
Üretim yönünden hesaplama yapılırken nihai ürünlerin hesaba alınması gerekiyor. Bir başka deyişle eğer örneğin ekmeğin satış fiyatını alıyorsak o zaman onun içine giren un, su, elektrik gideri, doğalgaz gideri, fırının kira gideri, ekmekçinin ücreti veb ayrıca hesaba katılmayacktır. Çünkü hepsi ekmeğin satış fiyatının içindedir..

Harcamalar yönünden hesaplama: GSYHh = Özel nihai tüketim harcamaları + Özel yatırım harcamaları + Kamu kesimi harcamaları + (İhracat – İthalat) + Diğer
Gelirler yönünden hesaplama: GSYHg = Ücret gelirleri + Faiz gelirleri + Kâr gelirleri + Rant gelirleri + Diğer
Hangi yöntemle hesaplanırsa hesaplansın hepsi birbirine eşittir: GSYHü = GSYHh = GSYHg

GSYH büyümesi; ilgili dönemin GSYH’sının karşılaştırma yapılacak dönem fiyatlarıyla hesaba alınmasıyla bulunur. Eğer örneğin 2015 yılı ilk çeyreğinin büyüme oranını hesaplıyorsak şöyle bir formül kullanmamız gerekir:
GSYH Büyümesi2015IÇ = [(GSYH IÇ / 2015 IÇ Fiyatları) – GSYH 2014 IÇ)]} / GSYH IÇ

Türkiye 2015 yılının ilk çeyreğinde % 2,3 oranında büyümüş bulunuyor. Burada karşılaştırma bir önceki yılın ilk çeyrek GSYH’sıyla yapılıyor. Bunun ne anlama geldiğini yalnızca ekmek üreten ekonomi örneğiyle açıklayayım. 2014 yılının ilk çeyreğinde satış fiyatı 1 TL olan 1.000 ekmek üreten bu ekonominin 2014 ilk çeyreğindeki GSYH’sı 1.000 TL olmuş demektir. 2015 yılının ilk çeyreğinde 1.023 ekmek üretilmiş ve ekmek fiyatı da 1,10 TL’ye yükselmiş olsun. Bu durumda ilk çeyrekte bu ekonominin GSYH’sı (1.023 x 1,10 =) 1.125,3 TL olarak hesaplanacaktır. Bu, bize nominal GSYH’yı verir. Büyümeyi hesaplayabilmek için yukarıdaki büyüme formülünden giderek fiyat artışını gidermemiz gerekir:

GSYH Büyümesi2015IÇ = [(GSYH IÇ / 2015 IÇ Fiyatları) – GSYH 2014 IÇ)]} / GSYH IÇ
GSYH Büyümesi2015IÇ = (1.125,3 / 1,10) -  1.000) / 1.000 = % 2,3 

Fiyat artışını giderdiğimizde ekonominin 2015 yılının ilk çeyreğinde, 2014 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 2,3 büyümüş olduğunu görüyoruz. 

8 Haziran 2015 Pazartesi

Tahminim Tuttu da Şimdi Ne Olacak?

Resmi olmayan seçim sonuçlarına göre Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oy oranı yüzde 40,8 olarak çıkmış görünüyor. Bu blogda 1 Mayıs 2015 tarihinde yayınlanan ‘İktidar Partisinin Oy Oranı ile Ekonominin Büyüme Oranı Arasındaki İlişki Üzerine Bir Deneme’ başlıklı yazımda yaptığım hesaplamayla vardığım sonuç şuydu: Haziran 2015 seçimlerinde iktidar partisinin oy oranı yüzde 40 dolayında gerçekleşecek gibi görünüyor (+/- 2 puan.) 

5 Haziran 2015 Cuma

Seçimden Önce Son Görünüm

Pazar günü seçim var. Aşağıda başlıca finansal piyasa göstergelerinin yılbaşından bugüne kadar (01.01.2015 – 05.06.2015) çizdiği eğilimleri göreceksiniz. Yorum yok. Yalnızca grafikler.  

3 Haziran 2015 Çarşamba

Kapitalizmin Sonu mu Geliyor?

Küresel sistemin itici gücü sermaye hareketlerinin serbestleşmesiydi
Küreselleşme, sermaye hareketlerinin bütün dünyada serbestleşmesine, sermaye hareketlerinin serbestliği de kapitalist sistemin son konjonktürel yükselişine yol açtı. Gelişmiş ülkelerde biriken fazla sermaye, sermaye akımlarının serbestleşmesi sonucunda gelişme yolundaki ülkelere aktı. Geçmişte gelişmiş ekonomilerden gelişme yolundaki ekonomilere bu çapta bir kaynak akışı yaşanmamıştı. Bu akımı tetikleyen iki gelişmeden birisi yukarıda değindiğim gibi sermaye hareketlerinin serbest kalmasıdır. İkincisi ise Sovyet blokunun dağılması sonucu bu ekonomilerin kapitalist sermayenin yeni pazarı haline gelmesidir.   

1 Haziran 2015 Pazartesi

Seçimden Sonra Ekonomi

Hafta sonu genel seçim var. Türkiye, tarihinin en ilginç seçimlerinden birisini yaşayacak. Bu seçim, yalnızca partilerden birisinin seçilmesi veya koalisyon çıkması ya da benzeri sonuçlar yaratacak bir seçim değil. Duruma göre bir partinin tek başına Anayasa değiştirip değiştiremeyeceği, Türkiye’yi başkanlık sistemine götürüp götürmeyeceğinin de seçimi olacak. İşin bu yönünü hukukçulara, siyasal bilimcilere bırakalım ve biz seçim sonrasında görülebilecek çeşitli alternatiflere göre ekonomide ve piyasalarda ortaya çıkabilecek olası sonuçlar üzerinde duralım. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...