29 Kasım 2015 Pazar

Rusya Krizinin Etkileri

Rusya Federasyonu (Rusya) uçağının düşürülmesi sonrasında Rusya – Türkiye ilişkilerinde hızlı bir bozulma yaşandı. Önce Rusya bir dizi yaptırım açıkladı, ardından Türkiye misilleme yapacağını açıkladı. Bu gergin ortamda Rusya ile karşılıklı ekonomik ilişkilerimize bakmakta yarar var. Türkiye ile Rusya’nın ekonomik ilişkileri, askeri alandaki işbirliği bir kenara bırakılırsa, maddi anlamda beş kategoride toplanabilir: (1) Dış ticaret  ve bavul ticareti (karşılıklı mal alım – satımları.) (2) Turizm (Rus ve Türk turistlerin ülkelere bıraktığı dövizler.) (3) Müteahhitlik hizmetleri (Türk inşaat şirketlerinin Rusya’da yaptıkları çeşitli inşaatlar karşılığında elde edilen döviz gelirleri.) (4) Proje işleri (Türk ve Rus firmalarının diğer ülkede yaptığı projelerden elde edilen döviz gelirleri.) (5) Türkiye ve Rusya'da çalışan diğer ülke firmalarının durumu.  

27 Kasım 2015 Cuma

Siyasal Ekonomi ve Davranışsal Ekonomi

Ekonomi bilimi ilk kez bilimsel bir çerçevede ortaya atıldığında adına siyasal ekonomi (İngilizcede political economy) denmişti. Siyasal ekonomi denmesinin nedeni bu yeni bilim dalının siyasetle ve içinde bulunduğu sistemin ideolojisiyle iç içe konumda bulunmasıydı. Her siyasal sistemin ayrı bir ekonomi bilimi vardır. Evrenselliği konusundaki en önemli eleştiri de buradan gelir zaten. Kapitalizmin ekonomi bilimi ayrıdır, sosyalizmin ekonomi bilimi ayrıdır.    

Siyasal ekonomiye, ekonomi (İngilizcede economics) denilmesi Alfred Marshall ile başladı. Marshall’a kadar yazılan bütün ekonomi kitapları siyasal ekonomi adını taşırdı. Matematiksel analizi ve psikolojiyi ekonomi bilimine birer analiz aracı sokan Marshall, ekonomi biliminin artık ideolojiden soyutlandığını ve fizik (physics) gibi matematik (mathematics) gibi bir bilim haline dönüştüğünü ve dolayısıyla ekonomi (economics) adını almayı hak ettiğini düşünmüş olmalı.   

26 Kasım 2015 Perşembe

Krizin Üçüncü Aşamasının Öncü Sinyalleri

Baltık Exchange Ltd. Londra bazlı bir kurumdur. Bu kurum, dünyada deniz ticareti, deniz yoluyla fiziksel ve türevsel taşımacılık sözleşmeleriyle ilgili piyasa bilgileri konusundaki tek bağımsız kurumdur. Dünya deniz ticaretinin büyük bölümüne egemen olan 600’ü aşkın gemi brokerliği şirketi bu kurumun üyesi konumundadır. Kurumun Singapur, Şangay ve Atina’da şubeleri vardır. Kurumun sermayesinin pay sahipleri çoğunlukla kurumun üyesi durumundaki şirketlerdir.  

Baltık Exchange Ltd., 26 deniz taşımacılığı rotasını esas alarak brokerlerin okyanus taşımacılığı için bu rotalardan kote ettiği fiyatları toplayarak ve her gün bunları bir endekse uyarlayarak yayınlıyor. Böylece günlük ortalama deniz taşımacılığı fiyatları ortaya çıkıyor.  

25 Kasım 2015 Çarşamba

İronik Bir Ödül

Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD), Türkiye’nin önde gelen 60 kuruluşunun üyesi olduğu bir dernek. Yatırımcı ilişkilerini dünya standartlarına taşımak, halka açılma ve yatırımcı ilişkileri konusunda çalışmalar yapmak, bu konularda kurumları bilgilendirmek, yatırımcı ilişkileri alanında uzman yetiştirmek gibi görevleri üstlenmiş bulunuyor. (http://www.tuyid.org/tr/show.php?id=33&etkinlikno=388)

24 Kasım 2015 günü 4. TÜYİD Yatırımcı İlişkileri Zirvesi Conrad Otel’de yapıldı. Çeşitli ülkelerden konuşmacıların davet edildiği, geniş katılımlı, bütün gün süren 3 panel sonrasında akşam zirve yemeği ve ödül töreni vardı. TÜYİD yöneticileri, yemek sırasında, çeşitli alanlarda ödül verdi. Bu ödüller içinde ‘yılın ekonomi köşe yazarı’ ödülü de bana verildi. Ödül töreni öncesinde bana gönderilen yazıda derneğim yatırımcı ilişkileri profesyonelleri arasında yaptığı anket sonucunda yatırımcı ilişkileri profesyonellerinin beni ‘en çok izlenen ekonomi köşe yazarı’ olarak seçtikleri ve bunun sonucu olarak da dernek tarafından ‘yılın ekonomi köşe yazarı’ olarak belirlendiğim ifade ediliyordu.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Önümüzdeki Dönem İçin 3 Senaryo ve Olası Gelişmeler

Önümüzdeki Dönem için 3 Farklı Senaryo

İyimser Senaryo
Kötümser Senaryo
Olası Senaryo
Yeni hükümet yapısal reformları takvimiyle birlikte açıklar
Yapısal reformlar gündeme gelmez
Yapısal reformlar açıklanır ama çoğu uygulamaya geçmez
Çözüm süreci için yeni ve yapıcı görüşmeler başlar
Çözüm süreci terk edilir ve savaş sürer
Çözüm süreci devam eder gibi görünür ama sonuç çıkmaz
Fed, faiz artırımını 2016 ortalarına erteler
Fed, Aralık’ta faizi artırır ve 2 -3 ayda bir faiz artırmayı takvime bağlar
Fed, Aralıkta faizi artırır, devamı için bağlayıcı bir açıklama yapmaz
Brent petrol 40 USD’ye geriler ve doğal gazda ucuzlama olur
Brent petrol 70 dolara kadar artar, doğal gaz fiyatı da yükselir
Brent petrol 40 – 50 dolar arsında kalır, doğal gaz fiyatı değişmez
Türkiye’nin kredi notlarındaki ekler olumlu yönde değişir
Türkiye’nin kredi notu veya ekleri olumsuz değişir
Türkiye’nin kredi notu ve ekleri değişmeden kalır
Başkanlık ısrarından vazgeçilir ve bütün partilerin katılımıyla daha demokratik bir Anayasa ve seçim yasası yapılır
Başkanlık ısrarı sürer ve Anayasa ve seçim yasası aynen kalır
Başkanlık ısrarı kalkmış gibi olur, Anayasa ve seçim yasası değişikliklerinde yol alınır sonra Başkanlık ısrarı yeniden ortaya çıkar ve başa dönülür
AMB parasal genişlemeyi hem artırır hem de süresiz olarak uzatır
AMB parasal genişlemeyi yavaş yavaş kaldırır
AMB parasal genişlemeyi artırır ve süresini 2016 sonuna kadar uzatır
Çin toparlanmaya başlar
Çin kötüye gider
Çin, mevcut durumda devam eder
Emtia fiyatları yavaş yavaş yükselir ve üretici ülkeler toparlanmaya başlar
Emtia fiyatları düşük kalır üretici ülkeler krize girer
Emtia fiyatları bugünkü düzeyde kalır üretici ülkeler bugünkü konumda devam eder

19 Kasım 2015 Perşembe

Yapısal Reformlar Listesi

2016 yılı gelişme yolundaki ülkeler ve özellikle de dış finansmana bağımlı ekonomiler açısından çok zor bir yıl olacak. Bu ekonomiler arasından pozitif olarak ayrışabilmek için zaman geçirmeden bir yapısal reform takvimi ilan edilmesi gerekli bulunmaktadır. Reform alanlarını aşağıda sunuyorum.

17 Kasım 2015 Salı

Asgari Ücret Artışının Makroekonomik Analizi

Önceki ki yazımda asgari ücrette yapılacak yüzde 30 oranındaki artışın olumlu ve olumsuz olası etkilerini mikroekonomik analize tabi tutarak incelemeye çalıştım. Bu kez konuyu ekonominin geneline yönelik etkisi yani makroekonomi açısından ele alıp irdelemeye çalışacağım.

Makroekonomide, ekonominin genel dengesini açıklayan çeşitli yaklaşımlar vardır. Bunlardan en çok bilinen ve yaygın kullanılanı Keynesyen Çapraz denilen, toplam arz (AS) ile toplam talebin (AD) kesişme noktasına göre konuyu açıklayan analizdir. Burada ben de bu analize göre konuyu ele alıp açıklayacağım. 

16 Kasım 2015 Pazartesi

Asgari Ücret Artışının Artıları ve Eksileri

Son dönemde en çok tartışılan konulardan birisi hükümetin asgari ücretin yüzde 30 oranında artırılacak olmasına ilişkin taahhüdü. Aslında AKP, 1 Haziran seçiminden önce öteki partilerin bu konuda taahhütleri olmasına karşın herhangi bir taahhütte bulunmamıştı ama 1 Kasım seçimi öncesinde o da asgari ücreti 1.300 TL yapacağını taahhüt edince olay değişti. Muhalefet partilerinin vaatleri bir anlamda ‘nasıl olsa iktidara gelemeyecekleri için bol keseden yapılmış taahhütler' kapsamındaydı ama AKP, iktidara ya tek başına ya da koalisyon ortağı olarak geleceği için taahhüdü söz anlamına geliyordu. Ve AKP, tek başına iktidara gelince bu taahhüdü kucağında buldu. Şimdi sözünü tutmak zorunda bulunuyor. Dolayısıyla 2016 başından itibaren asgari ücrete yüzde 30 artış gelecek.

15 Kasım 2015 Pazar

Asgari Ücretin Artırılmasının Olası Sonuçları

Seçim öncesi verilen vaatlerin yerine getirilme zamanı geliyor. Bunlardan en önemlisi asgari ücretin net olarak 1.000 TL’den 1.300 TL’ye çıkarılması. Asgari ücretin bu şekilde artırılmasının işverene getireceği yük 20 – 25 milyar TL arasında hesaplanıyor. İşverenler, bu artışı kendi başlarına karşılamalarının çok zor olduğunu, özellikle küçük işletme grubunda çok sayıda işten çıkarma olayı yaşanacağını söylüyorlar. Önce asgari ücretin yüzde 30 arttırılmasının yaratabileceği sorunlara bir bakalım.

13 Kasım 2015 Cuma

Türkiye Ekonomisinin Küresel Ekonomideki Yeri

Yeni OVP ile satın alma gücü paritesiyle (SAGP) yapılan GSYH hesabına dönünce geçmişe bir uzanıp bakayım Türkiye SAGP cinsinden GSYH büyüklüğü olarak dünya GSYH’sı içinde nereden nereye gelmiş dedim. Bu konuda eldeki en güvenilir kaynak IMF’nin Dünyanın Ekonomik Görünümü veri seti. Oradaki seri 1980’e kadar geri gidiyor. Ben de bu seriyi alarak 1980’den 2015’e kadar SAGP ile ölçülen GSYH’mızın dünya SAGP ile ölçülen GSYH’sında nasıl seyrettiğini grafik haline getirdim. Ortaya aşağıdaki grafik çıktı.


11 Kasım 2015 Çarşamba

Kurdaki Değişimin Farklı Etkileri: Soru ve Yanıt

Soru:
İkamesi olmayan mallar için de yükselen kurun ihraç eden şirket için ne gibi sonuçlar doğuracağını açıklar mısınız? İkamesi olmayan malların satışı yükselen dolar kurundan nasıl etkilenir? Yükselen dolar kuru nedeniyle ikamesi olmayan malları ihraç eden şirketlerin geliri nasıl etkilenir?

Sorumu bir örnekle daha da genişletmek isterim. Örneğin Masaüstü yada laptop bilgisayarlar için ikamesi olmayan ya da yok denecek kadar düşük olan X marka işlemcileri düşünelim. Bilgisayar üretmek isteyen bir firma bu işlemciyi onu üreten ABD’li firmadan kur artsa da azalsa da satın almak zorunda. Bu bağlamda kur artışı X işlemcisini üreten ABD’li firmaya pozitif olarak yansımaz mı?

7 Kasım 2015 Cumartesi

Enflasyon ile İşsizlik: Türkiye Deneyimi ve Phillips Eğrisi

Yeni Zelandalı iktisatçı A.W. Phillips tarafından İngiltere ekonomisi üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda geliştirilen Phillips eğrisi analizi, bir ekonomide enflasyonla işsizlik arasında ters yönlü ilişki olduğunu ortaya koyar. Bu ilişkiyi şöyle bir şekille göstermek mümkündür.


Dikey eksende enflasyon, yatay eksende işsizlik yer alıyor. Phillips eğrisi analizinin ortaya koyduğu iddiaya göre; enflasyon e1’den e2’ye düştüğünde işsizlik oranı da i1’den i2’ye yükselir. Bugün genel olarak kabul gören yaklaşım Phillips Eğrisi analizinin kısa dönemde doğru olduğu uzun dönemde devreye giren başka faktörler nedeniyle geçerliliğini yitirdiği şeklindeki görüştür.

5 Kasım 2015 Perşembe

Ekonomi Politikasında Yeni Normaller ve Türkiye

Küresel kriz sonrasında eskiden normal kabul edilen göstergelerde değişiklikler olduğu ve yeni normallerin ortaya çıktığına önceki yazımda değinmiştim. Bunlar dünya genelinde; daha düşük büyüme, daha düşük enflasyon, daha yüksek işsizlik oranı, daha düşük bütçe açıkları ve daha düşük cari açıklar ve fazlalar idi. Ya da belki şöyle özetlesek daha doğru olur: İşsizlik dışındaki makro göstergelerin daha düşük olduğu yeni bir dünya.

3 Kasım 2015 Salı

Türkiye'nin Ekonomide Yeni Normalleri

Küresel kriz sonrasında ekonomi alanında başlayarak her alanda moda olan bir deyim var: Yeni normal. Bununla anlatılmak istenen durum eskiden geçerli olan ve normal kabul edilen değerlerin, büyüklüklerin, göstergelerin krizle birlikte değişmesi ve bu değişimle oluşan yeni değerlerin artık anormal olarak değil yeni normal olarak kabul edilmeye başlaması. Büyümeden bir örnek verelim. Eskiden gelişmiş ekonomiler için ortalama yüzde 2 – 3 oranındaki büyüme normal sayılırken şimdi yüzde 0,5 – 1,5 arası büyüme normal kabul ediliyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...