30 Aralık 2015 Çarşamba

2016 Tahminlerim

Kriz konjonktüründe tahmin tutturmak, oynak bir zemin üzerinde durup tabancayla oynak bir hedefe ateş edip hedefi vurmak kadar zor bir iştir. O nedenle böyle bir ortamda tahminler genellikle tutmaz. Ama biz iktisatçı milleti yine de tahmin yapmaktan vazgeçemeyiz. Tahminlerimizi izleyenler de, tahminlerimiz tutmayınca bizimle dalga geçmeyi severler. Tahminlerle birlikte o tahminlerin dayandığı varsayımları ortaya koymamışsanız tahminlerinizin niçin tutmadığını anlatma hakkınız olmaz. Oysa varsayımlarınızı sıralamışsanız ve onlar doğru çıkmamışsa tahminlerinizin tutmamasının bir gerekçesi olabilir. Çünkü sonuçta varsayımlarınızın tutup tutmaması sizin elinizde olan şeyler değildir. Bu çerçevede tutmayan 2015 tahminlerimin dayandığı varsayımlarımı bir kez daha paylaşıp tutmayan tahminlerime gerekçe olarak ortaya koyayım.  

2015 tahminlerimi yaptığım yazımda tahminlerimin dayandığı varsayımlar şunlardı: “Bu tahminleri yaparken dış siyaset ve jeopolitik durumun bugünkü haliyle süreceğini, petrol fiyatının ortalama 70 USD / Varil düzeyinde istikrar kazanacağını, Fed’in yılın ilk yarısında faizle ilgili bir karar almayacağını, ikinci yarıda karar alsa da uygulamaya 2015 yılında başlamayacağını varsaydım.” http://www.mahfiegilmez.com/2014/12/2015-tahminleri.html

29 Aralık 2015 Salı

Suudi Arabistan ve Norveç Karşılaştırması

Suudi Arabistan’ın iflasın eşiğinde olduğu haberleri basında yer almaya başladı. Bütçe açığı hızla büyüyen ve o nedenle önlemler almak zorunda kalan Suudi Arabistan’ın durumunun bozulduğunu IMF, bir süredir dile getiriyordu. Eskiden beri petrol zengini olan Suudi Arabistan ile yine petrol ve doğal gazın yakın geçmişte zengin ettiği Norveç ile karşılaştırdığımızda ilginç sonuçlar çıkıyor ortaya. 

Dünyada 1,7 trilyon varil petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bunun 267 milyar varili Suudi Arabistan’da, 6,5 milyar varili de Norveç’te (Kuzey Denizi petrolü) bulunuyor. Bu rezervlerle Suudi Arabistan dünya petrol rezervinin yüzde 16’sına, Norveç ise yüzde 0,4’üne sahip görünüyor. 2014 yılı verilerine göre Suudi Arabistan sahip olduğu bu rezervden günde 11.505 bin varil, Norveç ise sahip olduğu rezervden günde 1.895 bin varil petrol üretmiş.

28 Aralık 2015 Pazartesi

2015 Yılının Reel Faiz Hesabı

2015 yılında tasarruflarını TL mevduat veya tahvile yatıran Türk tasarruf sahipleri de yabancı yatırımcılar da nominal faizlerin yüksek olmasına karşın enflasyonun da yüksek olması ve dolayısıyla reel faizin eksi çıkması sonucu zarar ettiler.  

2015 başında banka mevduat faizleri nominal olarak yüzde 9,5, Devlet tahvili faizi (gösterge faiz) yüzde 8 idi. 2015 sonunda enflasyon yüzde 8,5 oldu. Yılbaşında TL mevduata parasını yatıranlarla Devlet Tahvili alanların durumu aşağıdaki tabloda yer alıyor.

27 Aralık 2015 Pazar

2015'i Nasıl Bilirdiniz?

2015 yılını geride bırakıyoruz. Buradan geriye baktığımızda karmakarışık bir yıl duruyor arkamızda.

Dünyada neler oldu önce ona bir bakalım: (1) Petrol fiyatı düşüşünü sürdürdü. Petrol ihracatçısı ülkelerin gelir kayıpları artmaya başladı. (2) Jeopolitik riskler özellikle ortadoğuda yükseldi. (3) Çin ekonomisi bozulma işaretleri göstermeye devam etti. (4) Emtia fiyatları düştü ve dolayısıyla emtia üreticisi ülkeler zor duruma girdi. (5) Japonya, parasal genişlemeye gittiği halde ekonomisinde bir toparlanma yaratamadı. (6) ABD ekonomisi toparlanmaya devam etti. Fed, yıl bitmeden önce ilk faiz artışını yaptı. (7) Avrupa, bir türlü ekonomik çıkışa geçemedi. Avrupa Merkez Bankası, parasal genişleme başlattı ancak henüz olumlu bir sonuç alınamadı. (8) Rusya ekonomisi, ekonomik ambargonun ve düşen petrol fiyatlarının etkisiyle zayıflamayı sürdürdü. 

25 Aralık 2015 Cuma

Elbise Nasıl Alınır?

Kurtuluş savaşı zaferini izleyen Mudanya Mütarekesi görüşmeleri sırasında Lozan kentinde bir barış konferansı düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Bu konferansa Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp – Hırvat – Sloven Devleti katılmaktaydı. ABD’nin gözlemci sıfatıyla katıldığı görüşmelere, Bulgaristan Ege denizi, Rusya ise Boğazlar konusu gündeme geldiğinde katılacaklardı.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Fed'in Modası Geçti

Merkez Bankası sadeleştirme için nereye bakacak?
Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), 22 Aralık’ta toplanmadan önce yetkili ağızlardan para politikası uygulamasının sadeleştirileceği, para politikasında ortodoks uygulamalara geri dönüleceği, faiz sayısının azaltılacağı yolunda açıklamalar yapılmıştı. Bu açıklamalar çerçevesinde piyasada oluşmuş bulunan beklenti, gecelik borç alma ve politika faizinin artırılacağı buna karşılık gecelik borç verme faizinin düşürüleceği biçimindeydi. Ne var ki toplantıdan çıkan karar, beklentilerin tersine, faizlerin değiştirilmemesi yönünde oldu.

Toplantı sonrasında açıklanan PPK Kararında şöyle bir ifade yer alıyor: “Kurul, küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlanabileceğini değerlendirmiştir.”

22 Aralık 2015 Salı

Merkez Bankası Faizi Değiştirmedi

Merkez Bankası’nın piyasa faizlerini etkilemek için kullandığı iki temel faizi var: (1) Haftalık olarak bankalara açtığı repo ihalesinden borç alanlara uyguladığı faiz (politika faizi) (2) Gecelik olarak kendisine borç verenlere uyguladığı gecelik borç alma faizi ve yine gecelik olarak kendisinden borç alanlara uyguladığı borç verme faizi. İkinci grupta yer alan iki faizin arasındaki farka koridor bu iki faize de koridor faizi deniyor. Merkez Bankasının haftalık ve gecelik olarak verdiği borçlara uyguladığı faizlerin, verdiği miktarlarla ağırlıklandırılması yoluyla hesaplanan paçal faize de Ağırlıklandırılmış Ortalama Fonlama Maliyeti deniyor.

Merkez Bankası, 22 Aralık toplantısından önce yaptığı açıklamalarda birden çok faizli bu uygulamanın geçmişte başarılı sonuçlar verdiğini, bundan böyle önce faiz oranlarının birbirine yaklaştırılması, sonra da tek bir orana indirilmesi yoluyla sadeleştirmeye gidileceğini açıklamıştı. Bu açıklamayla Merkez Bankası ana akım (ortodoks) para politikasına geri döneceğinin sinyalini vermişti. Dolayısıyla uzmanlar, bu açıklamaları çerçevesinde, Merkez Bankası’nın 22 Aralık toplantısında gecelik borç alma faizini ve politika faizini artıracağını, gecelik borç verme faizini de indireceğini tahmin ediyordu. Benim tahminim de bu yöndeydi.  

20 Aralık 2015 Pazar

Andromeda, Cinderella ve Godot Kompleksleri

Andromeda’nın Öyküsü
Yunan mitolojisinin öykülerinden birisidir Andromeda öyküsü. Andromeda, Habeşistan (Etiopya) kralı Kepheus ile Kassiepeia’nın kızıdır. Kassiepeia, güzel ve bir o kadar da kibirli bir kadındır. Bütün Nereus kızlarından daha güzel olmakla övünür ve onları aşağılar (Nereus kızları diye adı geçen kızlar Nereus ile Okeanos’un elli kızıdır. Mesela Akhilleus’un (Aşil) annesi Thetis bir Nereus kızıdır.) Nereus kızları, bu aşağılanmaya dayanamadıkları için Kassiepeia’yı denizler tanrısı Poseidon’a şikayet ederler. Poseidon, insan yiyen bir ejder göndererek Habeşistan’ı birbirine katar. Kral Kepheus bu durumdan kurtulabilmek için kâhinlere danışır, Kâhinler, kızı Andromeda’yı ejdere kurban etmesinden başka çare olmadığını söylerler. Kepheus, kızı Andromeda’yı zincirlerle bir kayaya bağlayarak ejderhaya kurban olarak sunar. Pegasus’un sırtında gökte dolaşan Perseus, ejderhanın Andromeda’ya yaklaştığını görür ve yere inerek ejderhayı öldürür. Andromeda, kurtarıcısı Perseus’a aşık olur ve kral Kepheus’un da onayını alarak evlenirler.     

18 Aralık 2015 Cuma

Fed'in Faiz Artırmasının Olası Etkileri

Faiz artırmak ne demek ve normal etkileri neler olabilir?
Faizin piyasada belirlendiği günümüz ekonomik sisteminde merkez bankalarının piyasa faizinin oluşumu üzerindeki etkisi, bankalara verdikleri fonlara uyguladıkları faizle, zorunlu karşılıklarla ve açık piyasa işlemleriyle (APİ) sınırlıdır. Konumuz faiz olduğu için burada yalnızca faizin artırılmasının olası etkilerini ele alacağım.

Merkez bankası, bankalara, ihtiyaç duydukları fonları verirken uyguladığı faizin oranını yükseltip indirerek onların kaynak maliyetlerini etkiler ve piyasaya uygulayacakları faiz üzerinde böyle dolaylı bir etki yaratmış olur. Bununla birlikte bu etkiyi abartmamak gerekir. Çünkü bankaların kaynakları arasında merkez bankasından kullandıkları fonların oranı düşüktür.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Fed, Beklendiği Gibi Faizi Artırdı

Kısa Bir Özet ve Hatırlatma
Sonunda beklenen oldu ve Fed, faizini 0,0 – 0,25 aralığından 0,25 – 0,50 aralığına yükseltti. Önce yükseltilen faizin hangi faiz olduğunu açıklayalım. Mevduat bankaları, ihtiyaç duymaları durumunda gecelik olarak birbirlerinden borç alabiliyorlar. Bu borçlanmada uygulanan faize Federal Fund’s Rate (FFR) adı veriliyor. Bu faizin oranını Fed’in Açık Piyasa İşlemleri Komitesi (FOMC) belirliyor. Ve bankalar, birbirlerine borç verip alırlarken bu faizi uyguluyorlar. Fed FOMC’nin yükselttiği faiz bu faiz.

2008 yılında Fed FOMC, bu faizi dramatik bir biçimde 0 – 0,25 aralığına düşürmüştü. Aslında FED FOMC’nin amacı FFR oranını 0’a düşürmekti ancak 0 düzeyindeki oran para piyasası fonlarının aldığı ücretin sundukları getirinin üzerine çıkaracağı için 0 – 0,25 aralığı kabul edildi.  

15 Aralık 2015 Salı

Ekonomideki Bazı Çelişkiler

Değer Çelişkisi
Bir başka adı elmas – su çelişkisidir. Su, yaşam için vazgeçilmez bir nesne, elmas ise süs ve gösteriş dışında anlamı olmayan bir nesnedir. Buna karşın elmasın piyasa fiyatı suyunki ile ölçülemeyecek kadar yüksektir. Bu çelişkinin nedeni ekonomideki temel meselelerden birisine bolluk – kıtlık, arz – talep meselelerine götürür bizi. Bir şey bolsa (yani arzı talebinden fazlaysa) fiyatı düşer, bir şey kıtsa (yani arzı talepten düşükse) fiyatı yükselir. Su bol, elmas ise kıttır.

Özet: Fiyatı, bir malın ne kadar yararlı ve vazgeçilmez olduğu değil onun ne kadar az ya da çok bulunur durumda olduğu belirler.

13 Aralık 2015 Pazar

Triffin Çelişkisi ve Fed'in Durumu

Belçikalı iktisatçı Robert Triffin, 1960 yılında Bretton Woods sisteminin sonunda gelip bir açmaza dayanacağını ileri sürdü. O yıllarda ABD Dolarının karşılığında altın vardı. Bretton Woods sistemi, basılan her 35 Dolar karşılığında ABD Hazine kasalarına 1 Ons altın konulmasını öngörüyordu. Doların, altın karşılığı basılmaya devam etmesi, altın karşılığı basılmayan diğer paralar karşısında tercih edilme üstünlüğü sağlıyor ve Dolar rezerv para konumuna giriyordu. Rezerv para konumunda olduğu için Dolara, ABD içinden olduğu kadar dış dünyadan da talep vardı. Triffin’e göre cari açık veren ABD, bu açığı kapatmak için Dolar basıp dünyaya dağıtmaya devam ettikçe insanlar, ABD hazine kasalarındaki altının bu kadar Doların karşılığını vermeye yetmeyeceğini düşünecek ve Dolara güven azalacaktı. Cari açığı kapatmak üzere Dolar basmakla Dolara güven sağlamak arasında oluşan çelişki Triffin Çelişkisi (Paradoksu) adıyla anılır oldu.  

11 Aralık 2015 Cuma

Kimse Kusura Bakmasın Ama Bunlar Yapısal Reform Değil

Hükümet, Eylem Planını açıkladı. Kimileri için bu plan bir yapısal reform paketi anlamına gelebilir ama benim anlayışım çerçevesinde bu bir yapısal reform paketi değil. Bana sorarsanız bu bir çeşit yapılacak işler listesi. Her şeyden önce yapısal reform dediğimiz çerçevede en önemli 5 – 10 konu yer alır. Yüzlerce konuda yapısal reform olmaz. Sonra yapısal reform konuları bir takvime bağlanır. Takvim, öyle konuları haftalık, aylık, 3 aylık vb olarak gruplandırmakla olmaz. Yapısal reformların ayrıntılarıyla ortaya konulması ve oradaki her bir ayrıntının hangi gün başlayacağı, hangi aşamalardan hangi zamanlarda geçeceği ve sonunda hangi gün amacına ulaşacağı biçiminde bir takvim yapılması gerekir. İşin ciddiyeti ve beklentiye olumlu yön verilmesi için bu şarttır.

10 Aralık 2015 Perşembe

Büyüme ile Cari Açık İlişkisi

Büyümede Durum
Üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 4,0 olarak açıklandı. Beklentilerin oldukça üzerinde bir üçüncü çeyrek büyüme performansı bu. Piyasa aktörlerinin tahmin ortalaması yüzde 2,8, benim NTV televizyon kanalında yaptığım tahmin ise yüzde 3,1 idi.

Üretim yönünden baktığımızda alt kesimlerin üçüncü çeyrekte GSYH içindeki payları ve sergiledikleri üçüncü çeyrek büyümesi ile 9 aylık büyümenin durumu şöyle görünüyor:

9 Aralık 2015 Çarşamba

Merkez Bankası Para ve Kur Politikasında Ne Kadar Başarılı?

Merkez Bankası, 2016 yılına ilişkin uygulayacağı para ve kur politikasının esaslarını açıkladı.  Bunu değerlendirmeden önce 2015 yılına ilişkin olarak açıkladığı para ve kur politikası çerçevesindeki öngörülerinin ne kadar tuttuğuna bakalım.

Hedef / Tahmin / Varsayım
2015 Para ve Kur Politikasındaki Öngörü / Hedef
2015 Yılı Sonucu / Durumu
Enflasyon hedefi
% 5
% 8,5 (Tahmin)
Kur etkileri
Azalacak
Arttı
Gıda fiyatları
Düşecek / normale dönecek
Düşmedi / normale dönmedi
Enflasyon / Dış şok ilişkisi
Enflasyondaki önemli düşüş dış şoklara karşı denge sağlayacak
Enflasyon düşmedi, dış şoklara karşı denge sağlanamadı

7 Aralık 2015 Pazartesi

Mikroekonominin Özeti


Bütün bunların ayrıntısı için benim Remzi Kitabevi yayınlarından çıkan Mikroekonomi kitabımı okumanız gerekiyor. Bu tür bütünleyici bir yaklaşımı başka bir mikroekonomi kitabında bulamazsınız. Bu kitabı okuyanlar sınavlarda ve mülakatlarda öne çıkarlar. Ayrıca daha da önemlisi analiz yapma konusunda epeyce bir yol alırlar.

http://www.remzi.com.tr/kitap/mikroekonomi


Mikroekonomi Kitabı konusunda Kültügün Kağan Akbulut'un Remzi Kitabevi Kitap Gazetesinde yayınlanan makalesinden bir bölüm. 
http://www.remzi.com.tr/kitap-gazetesi/mikroekonomiye-adim-adim

En başta ders olarak ekonomiyi öğrenmesi gerekenlere kitabı tavsiye edelim. Kuru kuruya yazılmış ders kitapları arasında Eğilmez’in kitabı rahat bir nefes aldıracak cinsten. Sonrasında da dünyada olup bitenleri yorumlamaya çalışan herkese tavsiye edelim.





6 Aralık 2015 Pazar

İlk 100 Günün Üçte Biri Geçti Bile

Türkiye, 6 ay arayla iki kez genel seçime gitti. Amaç siyasal istikrarı sağlamaktı. Siyasal istikrar tanımı genel olarak farklı olsa da bizde genel kabul görmüş şekli tek parti iktidarıdır. Dolayısıyla tek parti iktidarı aranıyor ve geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerin de etkisiyle koalisyon hükümeti kurulmasının istikrarsızlık getireceği düşünülüyordu. 1 Kasım seçimlerinde AKP tek başına iktidar olacak sonucu elde etti ve iktidar oldu. Hükümet çevreleri hemen reformlara başlanacağını ve ilk olarak 100 günlük bir program açıklanacağını söylediler. Piyasaların beklentisi kısa sürede finansal piyasalarda rahatlama olacağı ve göstergelerin yerli yerine oturacağı ardından da ekonomik toparlanmanın sağlanacağı yönündeydi. Bugün itibariyle, konu edilen 100 günün üçte birlik bölümü tamamlanmış durumda. Henüz açıklanmış bir reform programı yok. Bakalım seçimden sonraki ilk ayda finansal piyasaların beklentileri karşılanabilmiş mi?

4 Aralık 2015 Cuma

Piyasa Karıştı

Sakin başlayan bir hafta sona ererken heyecan dozu arttı. Önce Yellen’den gelen Fed’in faiz artırımı konusundaki net açıklamalar piyasayı etkiledi. Ardından Avrupa Merkez Bankası’nın kararı geldi. Karar, piyasaların beklentisine yanıt verecek güçte değildi. O nedenle Euro’nun gereksiz yere değer kaybettiği izlenimi doğdu ve Euro’yu düşük değerden satın almak isteyenlerin talebiyle Euro hızla değer kazanmaya başladı. O aşamada bütün gözler ABD’den gelecek tarım dışı istihdam verisine çevrildi. Anketlere göre, piyasa aktörleri, tarım dışı istihdamda 200 bin kişilik artış bekliyordu. Artış 211 bin olarak gerçekleşti. Beklentilerin üzerinde oluşan bu artış, Fed’in 15 – 16 Aralık toplantısında faiz artırımına bir adım daha yaklaştığı biçiminde yorumlanınca Dolar, diğer paralara karşı değer kazanmaya başladı. 

3 Aralık 2015 Perşembe

Avrupa Merkez Bankasının Kararları ve Piyasaların Tepkisi

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Draghi, AMB toplantısının ardından bazı önemli açıklamalar yaptı: (1) AMB, mevduat faizini eksi yüzde 0,2’den eksi yüzde 0,3’e düşürdü. (2) Aylık 60 milyar Euro tutarındaki varlık alımlarıyla yürütülen parasal genişlemenin süresi Eylül 2016’dan Mart 2017’ye uzatıldı. (3) 2015 büyüme beklentisi yüzde 1,4’den 1,5’e yükseltildi. 2016 büyüme beklentisi yüzde 1,7’de bırakıldı. (4) Enflasyon tahmini 2015 için yüzde 0,1’de bırakılırken 2016 için yüzde 1,1’den yüzde 1’e düşürüldü.   

2 Aralık 2015 Çarşamba

Konvertibilitenin Evrimi

IMF’nin Yuanı 2016 Ekim ayında SDR sepetine dahil etmeye karar vermesiyle birlikte konvertibilite, rezerv para ve sermaye hareketleri kavramları ön plana çıkmaya başladı. Bunlara bir göz atalım.

Konvertibilite, çevrilebilirlik, dönüştürülebilirlik anlamına geliyor. Genel olarak; bir paranın likit değerlere (başka ülke paraları, altın, tahvil, hisse senedi vb) dönüştürülebilme yeteneğini ifade etmekle birlikte günümüzde asıl olarak bir ülke parasının yabancı ülke paralarına çevrilebilme esnekliğini açıklamakta kullanılıyor.

1 Aralık 2015 Salı

Yuan Rezerv Para Oluyor

SDR (special drawing rights ya da Türkçe karşılığıyla özel çekme hakları) IMF tarafından oluşturulmuş bulunan yapay bir uluslararası ödeme ve rezerv aracı. SDR, altın ya da Dolar gibi bir rezerv varlık olmakla birlikte fizik olarak değil sadece bir hesap olarak mevcut. SDR, ilk kez 1969 yılında oluşturuldu.

IMF, üye ülkelere IMF’deki kotalarıyla orantılı olarak SDR rezervi tahsis eder. Mesela Türkiye’nin IMF nezdinde yaklaşık 1,5 milyar Dolar (1.071 milyon SDR) tutarında özel çekme hakkı bulunuyor. Üye ülkeler bu SDR karşılığında ihtiyaç duydukları diğer üye ülke paralarını ödünç alıp kullanabilirler. Örneğin Türkiye, 1 milyar Dolara ihtiyaç duysa IMF nezdindeki SDR rezervinden 720 milyon SDR’yi ABD’ye devrederek karşılığında 1 milyar Dolar alabilir. Böylece ABD’nin rezervi değişmemiş yalnızca 1 milyar Dolardan 728 milyon SDR’a dönmüş olur. Türkiye, ihtiyacını karşıladıktan sonra ödünç süresi sonunda 1 milyar Dolarını verip ABD’den SDR’sini geri alır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...