30 Ocak 2016 Cumartesi

Japon Merkez Bankası ve Negatif Faiz

Geçtiğimiz hafta Japonya Merkez Bankası (BOJ) faizi eksi yüzde 0,1’e düşürdü. BOJ, bankaların kendisinde tuttuğu cari hesaplara uyguladığı faizi eksiye düşürerek bankalara “bana yatırdığın para için faiz vermem, tam tersine üste para alırım, onun için bu parayı bana yatıracağına git piyasaya kredi ver” mesajı verdi. Benzer bir uygulama bir süredir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından da uygulanıyor. BOJ bu adımı niçin attı?

Abe, ikinci kez başbakan olarak hükümete geldiğinde Japonya yaklaşık çeyrek yüzyıldır durağan bir ekonomi durumunda bulunuyordu. Aşağıdaki grafik küresel krizin çıktığı 2008 yılından 2015 yılı sonuna kadar geçen 8 yıllık sürede Japonya’nın yıllık büyüme ve enflasyon oranlarını birlikte gösteriyor. 

27 Ocak 2016 Çarşamba

Politika Faizi Hangisi?

Merkez Bankası’nın görünürde 2 tane borç verme faizi var. (1) Gecelik olarak bankalara borç vermekte uyguladığı faiz (yüzde 10,75.) (2) Haftalık olarak bankalara borç vermekte uyguladığı faiz (yüzde 7,5.) Duruma göre bazen gecelik borç vermeyi, bazen de haftalık repo ihalesiyle borç vermeyi daha ağırlıklı kullanıyor.

Merkez Bankası’nın bir de görünmeyen faizi var. Buna da ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti deniyor. Adında faiz geçmese de bu, yukarıda değindiğim iki borç verme faizinin yani yüzde 10,75’lik gecelik faiz ile yüzde 7,5’luk haftalık faizin ağırlıklı ortalaması olduğu için gerçekte Merkez Bankası’nın piyasayı fonlamakta uyguladığı ortalama faiz. Diyelim ki Merkez Bankası, bankalara, yüzde 10,75 faizle 100 TL gecelik, yüzde 7,5 faizle de 100 TL borç vermiş olsun. Bu durumda bu ikisinin ortalama faizi yüzde 9,1 oluyor.  

24 Ocak 2016 Pazar

Merkez Bankası Başarılı mı?

Merkez Bankası’nın başarılı olup olmadığını ölçmenin yolu amacına ulaşmadaki başarısını ölçmekten geçiyor. Merkez Bankası’nın görevi nedir? Yasasına göre: ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir.’ Bu ifade Merkez Bankası’nın web sitesinde sağda en üst tarafta da yazılıdır.  Öyleyse 2015 yılında Merkez Bankası’nın başarılı olup olmadığını ölçmek için bu amaca ulaşmak için ortaya koyduğu hedefe ve vardığı noktaya bakmamız gerekiyor.

Hedef / Tahmin / Varsayım
2015 Para ve Kur Politikasındaki Öngörü / Hedef
2015 Yılı Sonucu / Durumu
Enflasyon hedefi
% 5
% 8,81 
Kur etkileri
Azalacak
Arttı
Gıda fiyatları
Düşecek / normale dönecek
Düşmedi / normale dönmedi
Enflasyon / Dış şok ilişkisi
Enflasyondaki önemli düşüş dış şoklara karşı denge sağlayacak
Enflasyon düşmedi, dış şoklara karşı denge sağlanamadı

21 Ocak 2016 Perşembe

Mali Sürüklenme ve Türkiye Uygulaması

Mali sürüklenme nedir?
Bir ekonomide vergi gelirlerindeki otomatik artışın ekonomi üzerinde ters etki yaratarak büyüme hızını düşürmesine mali sürüklenme (fiscal drag) deniyor.

Mali sürüklenme genellikle enflasyonist dönemlerde ortaya çıkar. Enflasyon, gelirlerin nominal olarak (görünürde) artmasına ve kişilerin, artan oranlı tarife nedeniyle giderek daha yüksek vergi oranlarına girmelerine ve dolayısıyla daha fazla vergi ödemelerine yol açar. Reel gelirleri artmadığı halde daha fazla vergi ödedikleri için kullanılabilir gelirleri düşen kişiler, ister istemez tüketim harcamalarını azaltmak zorunda kalırlar. Bu gidişin sonucu olarak da ekonomide toplam talep düşer. Talep düşüşü GSYH’nın da düşmesine yol açar. Sonuçta ekonomide enflasyonla birlikte resesyona yani slumpflasyona doğru gidiş başlayabilir.

19 Ocak 2016 Salı

Faiz İllüzyonu

Toplantı öncesi durum
Merkez Bankası’nın bankaların mevduat ve kredi faizlerini etkileyen iki borç verme faizi var: (1) Haftalık repo ihaleleriyle bankalara verdiği borçlara uyguladığı yüzde 7,5 oranındaki faiz (politika faizi.) (2) Gecelik borç isteyen bankalara uyguladığı yüzde 10,75 oranındaki gecelik borç verme faizi. Bu iki faizin miktar ağırlıklı faize göre ortalaması bize Merkez Bankası’nın bankalara verdiği borçlara uyguladığı faizin ortalamasını gösteriyor. O nedenle Merkez Bankası faizi denince ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti (AOFM) denilen bu ortalamayı esas alıyoruz.    

Merkez Bankası faiz artırımı bankaları nasıl etkiliyor?
Bankaların mevduat ve fonları toplamı 1.266 milyar TL tutarında bulunuyor. Bunun yaklaşık 713 milyar TL’lik bölümü TL mevduatlardan oluşuyor. Merkez Bankası’nın bankalara verdiği borçların stok toplamı 88 milyar TL (Bu verilerin tarihi 8 Ocak 2016 ve kaynağı TCMB sitesi.) Demek ki Merkez Bankası, bankaların TL kaynaklarının yaklaşık yüzde 12’sini sağlıyor. Bu borçların faizini değiştirdiği zaman da bankaların kaynaklarının yüzde 12’si üzerinde bir etki yapabiliyor. Mesela Merkez Bankası ortalama faizi yüzde 8,83’den yüzde 9,83’e artırsa (yüzde 11 artış demektir) bunun etkisi bankaların kaynakları üzerinde (12 x 0,11 =) yüzde 1,3 oranında olacaktır. Bankaların maliyete gelen bu artışı kredi faizlerine yansıtması kaçınılmaz bir gelişmedir.   

14 Ocak 2016 Perşembe

Net Hata ve Noksanın Kaynakları

Ödemeler dengesinde kaynağı belirlenemeyen döviz giriş ve çıkışlarının yazıldığı kaleme Net Hata ve Noksan deniyor. Net hata ve noksan kalemi, büyük ölçüde, ölçüm hataları ve tablodaki verilerin eksik veya fazla derlenmesinden kaynaklanır. Net hata ve noksan kaleminin oluşmasının klasik nedenleri arasında şunları sayabiliriz: (1) Zaman uyumsuzlukları (İhraç edilmiş malın gidiş tarihiyle ihraç edilen mal karşılığında alınacak paranın gelişinin farklı dönemlerde olması gibi.) (2) Beyan yanlışlıkları veya hataları (Gümrük beyanlarındaki eksikler ya da yanlışlar gibi.) (3) Kayıt dışılıklar (Gelirlerin kayda girmemesi ya da finansmanın kayıt dışı olarak gerçekleştirilmesi gibi.) (4) Anketlerdeki ölçüm hataları (Turizm gelirlerinin belirlenmesinde uygulanan anketlerin gerçeği tam olarak yansıtamaması gibi.)

13 Ocak 2016 Çarşamba

Ekodiyalog 2016 Tahminleri

2000’li yıllarda NTV televizyonunun efsane ekonomi programı Ekodiyalogu oluşturan grup üyelerinin (Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe, Ege Cansen, Taner Berksoy ve Mahfi Eğilmez) tahminleriyle grubun son yıllarda bir araya gelmesine ön ayak olduğu için doğal üye konumuna gelen Servet Yıldırım’ın 2016 yılına ilişkin tahminlerini aşağıdaki tabloda sunuyorum. 

11 Ocak 2016 Pazartesi

Kemerleri Bağlayın Uçuşa Geçiyoruz

Ekim 2015’de açıklanan ve 2016 – 2018 arasındaki üç yılı kapsayan Orta Vadeli Plan (OVP), revize edilerek yeniden açıklandı. Ekim ayından bu yana o kadar fazla olay yaşandı ki bu revizyon kaçınılmaz olmuştu.

Belirsizliklerin tavan yaptığı bir ortamda 2017 ve 2018’e bakmayı çok da anlamlı bulmadığım için aşağıdaki tabloda hükümetin 2015 gerçekleşme tahminleriyle 2016 tahminlerini eski OVP ve revize OVP açısından ele alıp tartışmak istiyorum.

10 Ocak 2016 Pazar

2015'den Seçme Sözlerim

Aydınlanma iki şekilde olur: 1. Elektriği açınca (maddi) 2. Safsataları (hurafeleri) bırakıp bilime yönelince (zihinsel). İlkini de ikincisi sağlamıştır.

Reel faiz eksi olursa tasarruf da yüzde 16'da kalakalır.

Her ekonomi okuyan iktisatçı olmaz. Ekonomi okuyan çoktur ama iktisatçı olabilen azdır. Sosyolojiye, psikoljiye, tarihe, matematiğe, felsefeye ilginiz yoksa ekonomi seçmeyin.

Aydınlanmayı ve bilimi eğitim sisteminin temeline yerleştiremediğimiz sürece Anayasayı bin kere değiştirsek de durumu değiştiremeyiz.

8 Ocak 2016 Cuma

2015'de Dolar Alanlar Kazandı

TÜİK tarafından açıklanan verilere göre yatırım araçlarının 2015 yılında, yatırımcılarına sağladığı nominal ve reel getirileri aşağıdaki tabloda sunuyorum (reel getiri hesabı nominal yani görünürdeki getirinin enflasyondan (TÜFE) arındırılması suretiyle yapılıyor.)

Yatırım Araçları
Nominal Getiri (%)
Reel Getiri (%)
Mevduat faizi (brüt)
4,96
-3,54
BIST 100
-12,85
-19,91
USD
27,25
16,95
Euro
12,37
3,27
Külçe altın
13,47
4,28
DİBS
1,37
-6,84

Önce tablodaki bazı değerleri ekonomi bilimi açısından bir yatırım aracı olup olmadığı noktasında değerlendirelim.

7 Ocak 2016 Perşembe

2016'ya Kötü Başladık

İlk aşaması ABD krizi, ikinci aşaması Avrupa krizi olan küresel krizin üçüncü aşamasının gelişme yolundaki ülkeler krizi olacağını uzun bir süredir anlatıyorum. Buna karşılık 2016 yılı tahminlerimi iyimser beklentiler üzerine kurarak sizlerle paylaşmıştım. Ne var ki yıla başlangıçtaki gelişmeler, bırakın tahminleri, varsayımların da tutmayabileceğini daha ilk haftadan gösterdi.

4 Ocak 2016 Pazartesi

Türkiye Negatif Ayrışıyor

2003 yılından bu yana Türkiye’de tek parti (AKP) iktidarı var. Geçmişteki bütün tek parti iktidarlarında olduğu gibi AKP de ilk döneminde (2003 – 2008 arası) başarılı bir ekonomik performans ortaya koydu. Ekonomik performansı ölçmek için birçok gösterge kullanılabilir ama bunlar içinde durumu en açık biçimde gösteren gösterge kişi başına gelirdir. Kişi başına gelir artışı aynı zamanda refah artışının da bir göstergesi olduğu için önemlidir.

Aşağıdaki grafik AKP’nin iktidara gelmesinden önceki yıldan başlayarak bu ilk dönemde Türkiye’de ve dünyada kişi başına gelirin nasıl arttığını gösteriyor.

3 Ocak 2016 Pazar

2014 ile 2015'in Karşılaştırılması

Yaptığım karşılaştırmada vardığım sonucu baştan söyleyeyim: 2015 yılında 2014 yılına göre ekonomi daha iyi, finansal piyasalar ise daha kötü bir performans sergilemiş görünüyor.

Aşağıda 2015 yılı ile 2014 yılı ekonomik ve finansal göstergelerini karşılaştıran tabloda bütün göstergelerin yıllık ortalamalara göre alındığına (yani yılsonu figürlerinin esas alınmadığına) dikkatinizi çekmek isterim (veri kaynakları: TÜİK, Maliye Bakanlığı, TCMB, BIST, Hazine Müsteşarlığı.)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...