27 Şubat 2016 Cumartesi

Dolar Yine Niye Yükselişe Geçti?

2015 başında 2015 yılının tümü için Doların seyri konusunu şöyle tahmin etmiştim: “Dolar inişli çıkışlı ama genel olarak çıkış yolunda bir seyir izleyecek.” 2016 yılı başında bu tahminimin aynen devam ettiğini açıklamıştım.

Aşağıdaki grafik Doların TL karşısında bu yılın ilk gününden bugüne kadar olan seyrini gösteriyor. Görüleceği gibi manzara, inişli çıkışlı ama genel olarak çıkış yönündeki seyir tanımına uygun bulunuyor.

22 Şubat 2016 Pazartesi

Kapitalizmin Sihirli Büyüme Öyküsü

Onbinlerce yıl yalnızca avcı - toplayıcı yani tüketici olarak göçebe halde yaşayan insan, yaklaşık onbin yıl önce toprağa yerleşti. Bu yerleşimle birlikte bazı hayvanları ehlileştirdi ve bazı bitkileri de evcilleştirdi. Böylece bütün diğer hayvanlardan farklı olarak doğadaki besin ve hayvan varlığını çoğaltmaya yani üretime geçti.  

İnsanın, üreticiliğe geçtikten sonra ekonomik yaşamda geçirdiği evreleri üç aşamada inceleyebiliriz. Başlangıçtan onaltıncı yüzyıla kadar tarımın ağırlıkla egemen olduğu, onun yanında ticaret ve zanaatin de bulunduğu, parasallaşmanın sınırlı olduğu evre tarımsal kapitalizmin yükselişi evresidir. Onaltıncı yüzyıl ile onsekizinci yüzyıl arasında egemenlik tarımsal kapitalizmden ticari kapitalizme kaydı. Bu dönemde egemen olan ekonomi yaklaşımı merkantilizm adını taşıyor. Merkantilizm, ticaretin öne çıktığı, değerli madenlerin gözde olduğu bir anlayışı temsil ediyor. Değerli madenler öne çıkıyordu çünkü kâğıt paranın olmadığı bu dönemde altın ve gümüş sikke olarak kesiliyor, üzerine damga basılarak para yapılıyordu. Altın ve gümüş her yerde kabul edilen değerler olduğu için de bu şekilde basılan paraların hepsi konvertibl ya da rezerv para idi. O nedenle de değerli madenleri elde etmek en önemli işti. Ne kadar çok değerli madeniniz olursa o kadar çok para basabilirdiniz. Onsekizinci yüzyıldan sonra sanayi devrimiyle birlikte kapitalizmin ağırlığı ticaret ile sanayi arasında dengelenmeye başladı. Tarım, arka plana düştü. Bu dönemde parasallaşma giderek arttı. Kâğıt paranın ortaya çıkmasıyla birlikte ekonominin sınırları daha ilerilere taşındı.

18 Şubat 2016 Perşembe

2016 Yılında Türkiye'nin Dış Finansman İhtiyacı

2016 yılında Türkiye’nin ne kadar dış finansman ihtiyacı olduğunu hesaplamak için iki bilgiyi bir araya getirmemiz gerekiyor: (1) 2016 yılında vadesi gelecek olan dış borç miktarı. (2) 2016 yılında vereceğimiz cari açık miktarının tahmini.

Aşağıdaki tablo Merkez Bankası sitesinden alınmıştır. Bu tablo bize 2015 yılı Aralık ayı itibariyle, orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine 1 yıl kalmış olan dış borçları gösteriyor. Bu demektir ki bu tabloda yer alan miktarlar çeşitli sektörlerce 2016 yılı içinde ödenecek (ya da yenilenecek) miktarlardır.

17 Şubat 2016 Çarşamba

Okuduğum Kitaplardan Seçmeler

Son bir ayda okuduğum kitaplardan seçtiklerimi paylaşıyorum.

Alaeddin Şenel, Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi, İmge Kitabevi:
Blogu sürekli izleyenler daha önce Alaeddin Şenel’in İlkel Topluluktan Uygar Topluma adlı kitabına birkaç kez değindiğimi, analitik düşünceyi geliştirmek isteyenlere rehber kitaplar arasında bu kitaba yer verdiğimi hatırlayacaklardır. Ne var ki çoğu okur, yeni baskısı olmayan bu kitabı bulamamaktan şikayetçiydi. Şenel’in Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi adlı kitabı, diğer kitaptan çok daha kapsamlı, çok daha ileri bir kitap. İnsanın ortaya çıkışından bugüne uzanan sosyal ve kültürel evrime Marksist bir yaklaşımla bakıyor. Oldukça kalın (notları ve kaynaklarıyla birlikte 1108 sayfa) ve okunması kolay olmayan bir kitap. Buna karşın özellikle analiz yeteneğini geliştirmek, farklı açılardan olaylara bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

14 Şubat 2016 Pazar

Faiz Düşerse Yatırımlar Artar mı?

Son dönemde sıklıkla gündeme gelen bir söylem var: Faiz düşerse yatırımlar artar. İlk bakışta son derecede doğru ve ekonomi biliminin önermeleriyle de tutarlı bir söz gibi duruyor. Yatırımcının yatırım yapabilmesi için faizin düşük olması gerekir. Faizin düşüklüğünün yatırımcının yatırım kararını etkilemesinin altında iki neden yatıyor: (1) Yatırımda kullanılacak kaynaklar yalnızca öz kaynaktan ibaret olmaz. Bunun yanında borçlanarak da yatırım kaynağı kullanılır. Dolayısıyla faizler düşük olursa yatırımcının borçlanmayı göze alması daha kolay olur. (2) Faiz yüksek olursa yatırımcı, yatırım yapmak yerine parasını faiz getirecek şekilde bankaya yatırır ve böylece riski düşük gelir elde eder, yatırımdan vazgeçer. 

10 Şubat 2016 Çarşamba

Tek Dersten Nasıl Geçtim?

1965 yılında Ankara’da Mimar Kemal Ortaokulunu bitirip de Atatürk Lisesine kayıt için geldiğimde adeta çarpılmıştım. Ortaokul ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir alan üzerinde kurulu güzel bir binaydı Atatürk Lisesi’nin binası. Bahçenin bir yanında basketbol sahaları bir yanında da futbol sahası vardı. Ayrıca kapalı spor salonu da mevcuttu. 1960’ların Ankara’sında sanırım en büyük Lise kompleksi Atatürk Lisesine aitti. Hatta bugünkü birçok üniversite kampüsüne bakınca onlardan bile büyük bir yerleşime sahipti. Ortaokulda iyi bir öğrenci değildim. Buraya gelince çok çalışıp bu okula lâyık olmak gerek diye geçirdim içimden.

4 Şubat 2016 Perşembe

ABD de Kur Savaşlarına Girdi

Geçen yılın kralıydı Dolar. Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen ABD Dolar Endeksi (DXY), geçen yılın son ayında 100’ü aşmış, Dolar, küresel sistemin ikinci büyük rezerv parası olan Euro karşısında önemli ölçüde değer kazanmıştı. Bu durumu 2014’den bugüne kadarki Euro/USD paritesini gösteren aşağıdaki grafikten izlemek mümkün.

2 Şubat 2016 Salı

Başkaları Faizi Düşürürken Biz Niçin Düşüremiyoruz?

2008’de Lehman Brothers’ın batışıyla başladığı kabul edilen (gerçekte birikimi çok da eskiye dayanan) küresel kriz sonrasında birçok ekonomide çöküşler, durgunluklar, gerilemeler yaşandı. Az sayıda ekonomi bu olumsuz durumu atlatmış görünüyor, bazı ekonomiler atlatmaya yakın durumda bulunuyor, bazı ekonomiler ise hala uğraşıyor.

1929’da başlayan Büyük Depresyondan çıkış için uygulanan ekonomi politikalarında ağırlık büyük ölçüde maliye politikasındaydı. Vergiler düşürülmüş, kamu harcamaları artırılmış, kişilerin ve kurumların elinde daha çok para olmasına çalışılmıştı. Bu yolla kişi ve kurumların talebi artırılarak büyümeye geri dönüş sağlanmıştı. Küresel krizden çıkma yolunda uygulanan ekonomi politikalarının ağırlığı maliye politikası araçlarına değil para politikası araçlarına verildi. Bu krizde merkez bankaları devreye girdi gevşek para politikası uygulamasına geçildi. ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) uygulamanın öncüsü oldular. Piyasadan tahvil alarak karşılığında para verdiler (niceliksel gevşeme – quantitative easing) ve böylece piyasada parayı bollaştırdılar. Likiditeye sıkışan bankalar ve onlar aracılığıyla da reel kesim para sıkıntısına girmedi. Fed ve BOE, bu uygulamaya bir yandan da düşük faiz politikasıyla destek verdiler. Bu uygulamalar ABD ve İngiltere’nin krizden çıkış yolunda önemli gelişmeler kaydetmesini sağladı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...