30 Eylül 2016 Cuma

Yeni Rezerv Para: Yuan

IMF, bir süredir yürüttüğü çalışmaları sonlandırdı ve 1 Ekim 2016’dan itibaren Çin parası Yuanı (resmi adı Renminbi) SDR (özel çekme hakları) sepetine dahil etti. SDR; IMF’nin üye ülkelerin mevcut resmi rezervlerine katkıda bulunmak amacıyla 1969 yılında oluşturduğu ve üye ülkelere IMF kotalarıyla orantılı olarak tahsis ettiği bir rezerv varlıktır. SDR aynı zamanda IMF’nin ve diğer bazı uluslararası kuruluşların hesap birimi olarak kullanılmaktadır. Mesela IMF, bir üye ülkeye kullandırdığı stand by düzenlemesi imkânını SDR üzerinden hesaplamaktadır. 

28 Eylül 2016 Çarşamba

Türkiye Ekonomisinin Yapısal Sorunları

Son birkaç yıldır hepimizin dilinde bir yapısal reform lafıdır gidiyor. Neredeyse her düzenleme yapısal reform diye adlandırılır oldu. Yurtdışı çıkış harçlarını kaldıralım deseniz yapısal reform oluyor, yurtdışı çıkış harçlarını artıralım deseniz o da yapısal reform oluyor. Tam anlamıyla bir kavram kargaşası içinde bulunuyoruz. Bunun temel nedeni herkesin yapısal reformdan anladığı şeyin farklı oluşu. Eğitim, Türkiye için bir yapısal sorundur mesela. Bu sorunu nasıl bir yapısal reformla çözebiliriz diye sorsanız kimisi benim düşündüğüm gibi sorgulayıcı, analize dönük ve tümüyle bilim ağırlıklı bir eğitim modeline geçişi yapısal reform olarak anlatır, kimisi ise tersine dinsel – yerel ahlak eğitimi ağırlıklı bir modele geçişi yapısal reform olarak savunur. Sosyal bilimlerin tümünde olduğu gibi baktığınız yere göre değişen hedefler söz konusudur. Buna karşılık dünya uygulamalarına baktığımızda bilime, sorgulamaya ve analize yönelik eğitim modeliyle ileri gitmiş pek çok ülke örneği söz konusu olurken dinsel – yerel ahlak eğitimine ağırlık veren modellerle ileri gitmiş pek bir ülke örneği bulamayız.  

24 Eylül 2016 Cumartesi

Yatırım Yapılabilir Ülke Statüsünü Kaybettik

23 Eylül 2016 günü Moody’s, Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden tahvillerine verdiği kredi notunu Baa3 (Negatif) konumundan Ba1 (Durağan) konumuna indirmiş bulunuyor. Bu karardan birkaç gün önce “Darbe girişimi sonrasında Türkiye ekonomisinin ivme kaybının hızla toparlandığı” yönünde bir açıklama yayınlamış olduğu için bu not indirimi beklenen bir sonuç değildi. Büyük olasılıkla Türkiye’nin Moody’s in bu kararına tepkisi, tıpkı Standard and Poor’s un yakın zamanda aldığı not düşürme kararında olduğu gibi, kararın siyasal gerekçelerle alındığı yönünde olacaktır.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Gelir Dağılımında Son Durum

Kişisel Gelir Dağılımı Analizi
Kişisel gelir dağılımı analizi: Bir ekonomide yaratılan gelirin, o ekonomideki kişiler arasında ne şekilde dağıldığını ortaya koyan analizdir.

Kişisel gelir dağılımında adaleti ölçmek için kullanılan araçlar içinde en yaygın kullanılanı Gini katsayısıdır. Bir kare çizerek dikey eksene yüzde 10 ya da 20’lik bölümler halinde GSYH’dan alınan payları birikimli olarak, yatay eksene de yine yüzde 20’lik paylar halinde nüfusu birikimli olarak yerleştirelim. Her bir yüzde 20’lik nüfus payının gelirden ne kadar pay aldığını bu eksenlerin arasında kalan alanda işaretlersek karşımıza bir eğri çıkar. Buna Lorenz Eğrisi adını veriyoruz. Karenin köşegen çizgisine mutlak eşitlik çizgisi diyoruz. Yani bütün işaretlerimiz bu çizginin üzerine gelirse o toplumda gelir dağılımı eşittir. Lorenz eğrisi mutlak eşitlik çizgisinden ne kadar uzaklaşıyorsa gelir dağılımı o kadar bozuluyor demektir. Aşağıdaki şekilde hayali bir ülke için çizilmiş bir Lorenz eğrisi yer alıyor. Lorenz eğrisi ile mutlak eşitlik çizgisi arasında kalan alanın büyüklüğünü (şekilde B alanı) mutlak eşitlik çizgisinin altında kalan alanın tamamına (şekilde A + B alanı) bölersek karşımıza bir oran çıkar. Buna Gini Katsayısı diyoruz. Eğer gelir dağılımı tam anlamıyla eşitse, yani bütün değerler mutlak eşitlik çizgisi üzerindeyse o zaman Gini katsayısı sıfır çıkacak demektir. Gini katsayısı sıfır ile bir arasında değişen bir katsayıdır ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını gösterir.

9 Eylül 2016 Cuma

Arz Yönlü Ekonomi ve Laffer Eğrisi

Arz yönlü ekonomi görüşünün savunucularına göre ekonomik dengeyi ve istikrarı sağlamanın yanı sıra üretimin arttırılması yoluyla toplumsal refahın yaygınlaştırılması amaç olarak alınmalıdır.

Arz yönlü iktisatçılar, üretimi arttırmak için vergilerde indirim yapılmasını, üretimi kısıtlayan çevre koruma standartlarının hafifletilmesini, deregülasyona gidilmesini (genel olarak kuralların gevşetilmesi) önermekte, bu yolla üretimin artacağını ve ucuzlayacağını ileri sürmektedirler. Onlara göre talep denetimi yoluyla sağlanacak enflasyonla mücadele politikasının yerini arzı arttırmak suretiyle yaratılacak fiyat ucuzluğu politikası almalıdır.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Türkiye Ekonomisi Hakkında Üç Farklı Görüş

Bloguma gelen yorumlardan, sosyal medyadaki yazışmalardan, gazetelerdeki köşe yazılarından, esnafla, çalışanlarla, iş insanlarıyla, öğrencilerle ve hocalarla yaptığım sohbetlerden görebildiğim kadarıyla Türk toplumunun Türkiye ekonomisi hakkında farklı görüşleri var. Bu görüşleri üç grupta toplamak mümkün: (1) İlk gruba girenler ekonominin çok güçlü olduğunu, son 15 yılda yapılanlarla artık son derecede sağlam temellere oturduğunu, hiçbir şeyin ekonomiyi yıkamayacağını düşünüyor. (2) İkinci gruptakiler ekonominin çok kötü durumda olduğunu, buna karşılık iktidarın sayılarla ve oranlarla oynayarak durumu iyi gösterdiğini öne sürüyor. Onlara göre bugüne kadar eskiden yapılmış olanları satarak ve borçlanarak durumu idare ettik. (3) Üçüncü gruptakiler ilk iki grubun karması denebilecek bir görüşe sahipler. Onlara göre son 15 yılda ekonomide olumlu şeyler yapılmış olmakla birlikte bu iyileşmede geçmişin birikimlerinin kullanılması (özelleştirme) ve dış borçlanmanın artırılması etkili olmuş bulunuyor.   

4 Eylül 2016 Pazar

İki Kitap, İki Yorum

Herkes İçin Osmanlı (Kerem Çalışkan, Caretta yayınları, İstanbul, 2016, toplam 432 sayfa)
Osmanlı’yı merak edenler için çok güzel bir giriş kitabı. Kitabın 432 sayfa olması gözünüzü korkutmasın. Konular genellikle alt başlıklar halinde ve birer ikişer dakikalık okuma sürelerine göre son derecede rahat izlenebilen bir bölümlemeye tabi tutulmuş. Dolayısıyla dilediğiniz yerde bırakıp sonra yeniden elinize almak gibi bir olanak sağlıyor size. Bu da okunma açısından büyük bir kolaylık sunuyor.

Kitap, Osmanlı’nın kuruluşuyla başlıyor, padişahlar, kadınlar saltanatı, sosyal yaşam, savaş araçları, gündelik yaşam, inançlar ve azınlıklar gibi ana bölümler ve her birinin pek çok alt başlığıyla devam ediyor. En genç ve en yaşlı padişah olanlar, orduyla birlikte savaşa gidenler, saltanat süreleri, ayaklanmada öldürülenler, tahttan indirilenler gibi bilgilerin derlendiği bölümler son derecede akıllıca kotarılmış. Kösem sultan kim, Hürrem sultan kim, Yeni Camii niçin yıllarca yarım kalmış, çile çekmek ile okçuluk taliminin ilgisi nedir, yeniçeriler hangi tarikatın üyesiydiler gibi birçok sorulu yanıtlı alt bölüm var.

Kitabın son bölümü Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma nedenleri üzerinde duruyor. Kuşkusuz daha pek çok neden sayılabilir ama bunlar oldukça önemli: (1) Sorumsuz padişahlık sistemi gibi siyasal ve yönetsel nedenler. (2) Fatih Sultan Mehmet’le birlikte medreselerde okutulmaya başlanan felsefe, fizik, kimya, biyoloji, tarih, matematik gibi bilimlerin ilerleyen dönemlerde medreselerden kaldırılması ve bunların yerine dinsel ve geleneksel derslerin konulması gibi eğitim yanlışları. (3) Haraç gelirlerinin azalması, kapitülasyonların yerli sanayiyi çökertmesi, 1856’da Kırım Savaşını finanse etmek üzere ilk dış borcunu alan Osmanlı’nın hızla borçlanarak batılı devletlerin eline düşmesi ve 1881’de ilan edilen Düyun-u Umumiye ile mali olarak iflas etmesi gibi ekonomik nedenler. (4) Askerlik sisteminin çöküşü. (5) Rönesans ve reformun getirdiği aydınlanmanın dışında kalınması ve ardından gelen sanayileşmenin dışında kalınması. (6) Dünyada ulus – devlet yapısı oluşurken Osmanlı’nın ümmet – devlet yapısını korumaya çalışması (ve koruyamaması.)

Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı ama tarih kitabı sıkıcılığında olmayan bilgi edinmek isteyen herkes için gerçekten bulunmaz bir kaynak.

Keynes: Useful Economics for the World Economy (Peter Temin and David Wines, MIT Press Books, 2014, 117 sayfa.)
Ekonomilerin krize girdiği dönemlerde Keynesyen ekonominin imdada çağrılması adetten oldu. Keynesyen ekonomiyi modası geçmiş bir yaklaşım gibi kenara atanlar bile bu gibi durumlarda onun görüşlerine göre yapılan yönlendirmelere en azından itiraz etmez oluyorlar. Temin ve Wines bu basit ve kolay anlaşılabilir kitaplarında Keynesyen ekonominin temellerini ve krizlerle olan ilişkilerini ortaya koyarak küresel krize yorumlar getiriyorlar. İktisatçı olmadığı halde bu tür konuları merak edip anlamak isteyenlere de yol gösterecek kadar kolay anlaşılabilir bir kitap yazmış olmalarına karşılık yazarlar, ekonomik krizlerin derinliklerine inerek birçok karışık konuyu aydınlatıyorlar. IS – LM Eğrileri analizinden, likidite tuzağına, tasarruf paradoksuna kadar Keynesyen yaklaşımın karışık konularını günümüze uyarlayarak anlaşılabilir bir çerçevede ortaya koyuyorlar. Kitabın sonunda kısa ve yararlı bir sözlükçe de yer alıyor.   

İngilizce bilen ve ekonomiye ilgi duyan okurlara tavsiye ederim.        

1 Eylül 2016 Perşembe

Yapısal Reformlar İçin Somut Örnekler

Yapısal reformlar üzerine birçok yazı yazdım. Bir bölümünde somut öneriler de sıraladım. Ama hala soruluyor bu soru. Ve hep somut örnek isteniyor benden. Ben de size yapısal reformların en somut örneklerini, Atatürk döneminde (1923 – 1938) Türkiye Cumhuriyetinde yapılan yapısal reformlardan örnekler sunmaya karar verdim.  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...