29 Aralık 2016 Perşembe

2017 Falı

Fala inanmam ama 2017 yılında neler olacağını tahmin etme imkânı olmadığını, ancak fal benzeri öngörülerde bulunmanın mümkün olabileceğini vurgulamak için bu başlığı kullandım.

Her yıl yaptığım gibi 2017 yılı için de sayısal tahmin yaptım ama iki nedenle bu tahminlerimi açıklamayacağım.

24 Aralık 2016 Cumartesi

Ekonomide İllüzyon

İllüzyon ve Ekonomideki Yeri
İllüzyon ya da yanılsama, gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Algılama sırasında oluşan yanılsamalar bazen kendiliğinden ortaya çıkar. Örneğin yolun kenarında atılmış olan bir poşetin, uzaktan bir hayvana benzetilmesi, ya da çölde güneşin kumdaki yansımalarının su birikintisi gibi algılanması kendiliğinden oluşan yanılsamalardır. Bazen de birisinin yarattığı illüzyonlar algılamamızı etkileyebilir. Bu gibi yanılsama yaratıcı oyunları yapanlara illüzyonist deniyor. Televizyon kanallarında illüzyonistlerin oyunları sıkça yayınlanır. İç tarafı siyah kadifeyle kaplı bir kutunun içinde kaybedilen eşya tipik bir illüzyon gösterisidir. Kutunun içinde aynı renkteki bölmeyi renkten dolayı kimse fark etmez.

Ekonomi biliminde illüzyon sözcüğü ilk kez İtalyan iktisatçı Amilcare Puviani tarafından 1897 tarihli Teoria della illusione nelle entrate publiche” ve 1903 tarihli “Teoria della illusione finenziaria” adlı kitaplarda mali illüzyon biçiminde kullanılmıştır. Mali illüzyon deyimini Puviani’nin kullandığı biçimiyle İngilizceye aktaran ve inceleyen kişi James M. Buchanan’dır (1986 Nobel Ekonomi ödülü sahibi.) Buchanan, Economics: Between Predictive Science and Moral Philosophy ve Public Finance in Democratic Process adlı kitaplarında mali illüzyona oldukça fazla yer ayırmıştır.

21 Aralık 2016 Çarşamba

2016 Değerlendirmesi

Türkiye Ekonomisi 2016
Her yıl olduğu gibi 2016 yılına başlarken de Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminler yapmıştım. Bu tahminlerim her zaman olduğu bazı varsayımlara dayanıyordu. Bunlara değineyim önce:

Varsayımlarım şöyleydi: (1) Soğuk savaş eğiliminde yumuşama olacak. (2) Petrol fiyatı ortalama olarak 50 USD/Varil düzeyinde oluşacak. (3) Avrupa ekonomisinde yavaş yavaş toparlanma ortaya çıkacak. (4) Rusya – Türkiye ilişkileri normale dönecek. (5) Türkiye, yapısal reform olmasa da bazı düzeltme adımları atacak. (6) Fed, 2016 yılında 3 veya 4 kez daha faiz artışına gidecek. (7) Çin ekonomisinde bugünkünden daha kötüye gidecek bir değişme olmayacak.

17 Aralık 2016 Cumartesi

Ekonomi Dışı Kitaplar

Bilim, Felsefe ve Metodoloji, Şadi Can Saruhan ve Ata Özdemirci (Beta Yayınları, 4. Baskı, Kasım 2016)
Kitabı okumaya başladığımda sonuna kadar hızla gitme isteği duydum. Her ne kadar araya giren birçok başka mesele nedeniyle o hızla gidemesem de yine de böyle bir kitabı okumak için hızlı sayılabilecek bir sürede okudum. Çok geniş ve tartışmalı konuları son derecede iyi toparlayıp elden geldiğince herkesin anlayabileceği bir üslupla anlatmış yazarlar. İnsanın, başlangıçtan bugüne geçirdiği evrimi, bilim ve felsefe kalıbına oturtarak bu kadar anlaşılır biçimde anlatmak kolay bir iş değil. Hele işin içine bir de metodoloji girince olay iyice çetrefilleşiyor. Kitabın son üç bölümü verilerin analizi ve nitel analiz yöntemlerine ayrılmış. Bu konularda bilgisini geliştirmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Bilim ve felsefeyle ilgilenenler kadar sosyal konularla ilgilenen herkes için bu kitabı öneriyorum.

Ana Hatlarıyla Felsefe, Bertrand Russell (Say Yayınları, 2016)
Bertrand Russell’ın Batı Felsefesi Tarihini ve diğer bazı kitaplarını okumuş, bu kitabını ise daha önce okumamıştım. Şimdi alıp okuduğumda ciddi bir eksikliği tamamlamış hissettim kendimi. Russell, yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından birisi. Bu kitabında belleğe nesnel bakıştan, atomun yapısına, fizik bilgimizin doğasından imgelere kadar birçok önemli konuyu ele alıp kendi bakış açısıyla irdeliyor. Tanımlar veriyor, olayları örnekliyor, bazen bildiğimiz, bazen de bildiğimizi sandığımız bir takım konuları yeniden anlamamızı ve sınıflandırmamızı sağlayacak çerçeveler çiziyor. Kuşkusuz insan bunları okurken bildikleriyle çelişkilere düşüyor, yeniden düşünüyor ve yeni bir bakış açısıyla bakıyor konuya. Russell’ın tarzı da zaten bu tür yeni yaklaşımlarla farklı bakış açıları kazandırmak. Ne var ki kitabı alıp şıp diye okumak o kadar kolay değil. Biraz özenmek, zaman ayırmak, geçişlerde oturup biraz yutkunmak gerekiyor.

Mutlu Olma Sanatı, Bertrand Russell (Say Yayınları, 15. Baskı, 2016)
Lise çağlarında Alain’in Varlık yayınlarından çıkmış aynı adı taşıyan kitabını okuyup beğendikten sonra Russell’ın bu kitabını da okumuştum. Şimdi aradan yıllar geçtikten sonra bir kez daha okudum. Russell, başkalarından farklı olarak ve belki biraz da varoluşçu felsefeye yaklaşarak, kişinin mutluluğa ulaşıp ulaşmamasının başkalarının değil kendi elinde olduğunu savunuyor. Mesela bir yerde insanın mutsuzluğunun en temel nedenlerinden birisinin ‘çekememezlik’ olduğunu ortaya koyuyor ve bu dürtüyü demokrasinin arkasındaki itici güçlerden birisi olarak tanımlıyor. Bir başka yerde çalışmanın mutluluk mu mutsuzluk mu getireceğinin yanıtlanamayacağını öne sürerek başlıyor bunu tartışmaya. Son derecede ufuk açıcı bir kitap, ikinci kez daha büyük keyifle okudum.

Babalar ve Oğulları Ivan Sergeyevic Turgenyev (Venedik Yayınları, 2016)
Lisedeyken okuduğum bir romandı Babalar ve Oğullar. Oldukça etkilenmiştim. Özellikle de Bazarov karakteri ve onun nihilist yaklaşımından. Aradan neredeyse yarım yüzyıl geçtikten sonra bir kitapçıda kitaplara bakarken yeni baskısını görünce dayanamayıp aldım elime. Daha birkaç sayfasına bakar bakmaz yeniden okuma arzusu doğdu içimde. Bakalım yarım yüzyıl geçtikten sonra da beğenecek miyim diye sordum kendime ve satın aldım. Okumaya başlayınca elimden bırakamadım ve iki günde bitiriverdim. 18 yaşındaki kadar etkilenmesem de yine beğendim. Her insanın düşüncesinin derinliklerinde yer alan başkaldırı ve reddetme duygusunun dışavurumunu ve bunun başkaları üzerinde yaratacağı olumlu ve olumsuz tepkileri Bazarov karakteri üzerinden giderek bir dantel gibi işliyor Turgenyev.  

15 Aralık 2016 Perşembe

2017 Herkes İçin Zor Bir Yıl Olacak

Fed’in Faiz Artırımı ve Beklentileri
Fed FOMC (Fed Açık Piyasa Komitesi) toplantısından 0,25 puanlık faiz artırımı kararı ve 2017 yılına ilişkin olarak 3 kez faiz artırımı yapacağı beklentisi çıktı. İkisi de piyasaların beklentisine uygun. Önce Fed FOMC üyelerinin ABD ekonomisinin temel göstergeleri ve faiz oranı hakkında 2016 yılı ve 2017 yılına ilişkin tahminlerini bir tablo halinde gösterelim. Tabloda 2017 yılı için yapılan Eylül ve Aralık ayrımı üyelerin Eylül ayındaki tahminleri ile Aralık ayındaki tahminlerini gösteriyor.

Gösterge
2016
2017 (Eylül)
2017 (Aralık)
Eylül Aralık Fark
Büyüme (%)
1,9
2,0
2,1
+0,1
İşsizlik Oranı (%)
4,7
4,6
4,5
-0,1
Enflasyon (TÜFE, %)
1,5
1,9
1,9
0
Çekirdek Enflasyon (%)
1,7
1,8
1,8
0
Fed Faizi (%)
0,6
1,1
1,4
+0,3

Tabloya göre Fed FOMC üyeleri, enflasyon tahminlerini değiştirmemelerine karşılık büyüme ve işsizlikteki pozitif bakış değişikliğini faiz oranı beklentisine de yansıtarak faizin 0,75’den ortalama 1,4’e yükseleceğini tahmin etmişler. Kuşkusuz bu tahmin FOMC üyelerinin ortak tahmini değil, onların tahminlerinin bir çeşit ortalamasıdır. Buradan giderek Fed’in 2017 yılında 3 kez 0,25 puanlık faiz artırımı yapacağı tahmin ediliyor.

13 Aralık 2016 Salı

Kedi Buysa Ciğer Nerede?

2015 Büyümesinin Gizemi
TÜİK’in açıkladığı yeni seri GSYH ve ek açıklamalar üzerine biraz daha kafa yoralım. Aşağıdaki tabloda başlıca ekonomik göstergeler 2013 yılından itibaren yıllık bazda yer alıyor. Tablodaki bütün sayı ve oranlar TÜİK tarafından yayınlanan yeni GSYH serisine göre gösterilmiş bulunuyor.

Çeşitli Göstergeler
2013
2014
2015
GSYH (Milyar TL)
1.810
2.044
2.338
GSYH (Milyar USD)
951
934
861
Büyüme (%)
8,5
5,2
6,1
Enflasyon ( Yıllık ortalama, %)
7,5
8,9
7,7
Sanayi Üretimi Değişimi (%)
3,5
3,6
3,1
İşsizlik (Yıllık ortalama, %)
9,0
9,9
10,3
Bütçe Dengesi / GSYH (%)
-1,0
-1,1
-1,0
Cari Denge / GSYH (%)
-6,8
-5,0
-3,8

2015 yılı verilerine baktığımızda büyümenin yüzde 6,1’e yükseldiğini görüyoruz. Yüzde 6,1, Türkiye’nin potansiyel büyümesinin üzerinde bir oran. Bu büyümeyi destekleyecek olan göstergelere baktığımızda ise bunu haklı kılacak bir destek göremiyoruz. Enflasyon düşmüş (talep bir önceki yıla göre gerilemiş), sanayi üretimi önceki yıla göre gerilemiş, bütçe açığı ve cari açık küçülmüş. Bütün bunlara karşılık işsizlik oranı artmış. Oysa bu göstergelerden en azından bazılarının büyümeyi destekleyici yönde değişmesi beklenirdi. Örneğin sanayi üretiminin artması, işsizliğin gerilemesi (en azından artmaması) bütçe dengesi ve/veya cari dengesinin artması ve enflasyonun da yükselmesi (en azından yerinde kalması) beklenirdi. Oysa bunların hepsi tam ters yönde hareket etmiş görünüyorlar. Dolayısıyla 2015 yılında yüzde 6,1 gibi yüksek bir büyümeyi haklı çıkaracak bir durum görülmüyor. Bu karmaşa muhtemelen baz yılının 2009 yılı gibi yüzde 4,7’lik bir küçülmenin yaşandığı bir yılın seçilmesinden kaynaklanmış bulunuyor.

12 Aralık 2016 Pazartesi

GSYH Hesaplaması Değişti, Kişi Başına Gelirimiz Arttı

Bir Kötü Bir de İyi Haber  
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılı üçüncü çeyrek büyüme verilerini açıkladı. Bu veriler GSYH hesaplamalarında gerçekleştirilen yeni yönteme göre yapıldı. Buna göre 2016 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomi geçen yılın üçüncü çeyreğine göre yüzde 1,8 oranında küçüldü. Bu kötü haberdi.

İlk 9 ayın verileri bize 9 aylık ortalama büyümenin yüzde 2,4 oranında gerçekleştiğini gösteriyor. Buna göre son çeyrek büyümesine göre yıllık ortalama büyümenin ne olacağını kabaca tahmine çalışalım. Aşağıdaki tablo 6 seçenek üzerine kurulu. 

1
2
3
4
5
6
1 Ç
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
4,5
3 Ç
-1,8
-1,8
-1,8
-1,8
-1,8
-1,8
4 Ç
1,0
2,0
3,0
4,0
5,0
6,0
Ortalama
2,05
2,3
2,6
2,8
3,1
3,3

Sarı boyalı sıra son çeyrek büyüme oranı tahminlerini gösteriyor. Onun altındaki ortalama sırası da o tahmine göre yıllık büyüme oranının yüzde kaç olacağını sergiliyor. Türkiye’nin 2016 yılı büyümesini 3’ün üzerine taşıyabilmesi için son çeyrekte yaklaşık yüzde 5 oranında büyümesi gerekiyor.

9 Aralık 2016 Cuma

Haftanın Özeti; USD, Euro, TL

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Kararları
AMB, normal olarak 2017 Nisan ayında sona erecek olan Varlık alım programında alım miktarını 80 milyar Eurodan 60 milyar Euroya düşürdü fakat süreyi 2017 Aralık ayı sonuna kadar uzattı. Draghi gerekirse sürenin daha da uzatılacağını açıkladı. AMB Faizlerde değişiklik yapmadı. Piyasa beklentisi miktarın azaltılmadan sürenin uzatılması şeklindeydi. AMB, Euro bölgesi için 2017 tahminlerini de revize etti. Büyüme beklentisini % 1,6’dan 1,7’ye ve enflasyon beklentisini % 1,2’den % 1,3’e yükseltti. Piyasa aktörleri, AMB’nin süre uzatımını ve tahminleri yukarı yönde revize etmesini olumlu, tahvil alım miktarının azaltılmasını olumsuz karşıladı. Karar ve tahmin revizyonları öncesinde 1,08’e kadar yükselmiş olan Euro / USD paritesi karar ve revizyonlar sonrası Euro’nun USD’ye karşı değer kaybetmesi sonucu 1,06’nın altına geriledi.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Uluslararası Yatırım Pozisyonu

Uluslararası yatırım pozisyonu, bir ülkedeki yerleşik kişilerin yurt dışında yerleşik kişilerden olan finansal alacakları ve ekonomide altın ve döviz şeklinde tutulan rezerv varlıklar ile ülkede yerleşik kişilerin yurt dışında yerleşik kişilere olan finansal yükümlülükleri arasındaki ilişkiyi belli bir tarihteki stok değerleri itibariyle gösterir. Varlıklarla yükümlülükler arasındaki fark bize uluslararası net yatırım pozisyonunu verir. Bu pozisyon eksi işaret taşıyorsa açık, artı işaret taşıyorsa fazla var demektir. Uluslararası net yatırım pozisyonu açık veriyorsa bu yükümlülüklerin varlıklardan fazla olduğu anlamına gelir.

Uluslararası yatırım pozisyonu tıpkı bir bilanço gibi iki taraflı bir tablo biçiminde düzenlenir. Tablonun bir tarafında varlıklar diğer tarafında yükümlülükler yer alır.

4 Aralık 2016 Pazar

Altın Üzerine Akıl Yürütmeler

Para Yerine Altın ya da Altın Para
Son günlerde kamuoyunu meşgul eden tartışmalardan birisi Dolar kullanmaktan veya bir takım fiyatları Dolara endekslemekten vazgeçip yerine altın veya TL kullanmanın yararı üzerinde yoğunlaşıyor. TL meselesini sonraya bırakıp önce altın meselesini ele alalım. Altın, paranın işlevlerini görecek biçimde nasıl kullanılır? Üç türlü kullanılabilir: (1) Madeni para kullanılacaksa doğrudan paranın içine konur. Örneğin madeni paraya belirli gram ağırlıkta altın konularak o paranın altın cinsinden değeri belirlenir. Diyelim ki altının değeri bugün olduğu gibi 130 TL ise içinde 1/ 130 (yani 0,0077) gram altın olan bir madeni paraya 1 TL denilebilir. Bu durumda bu para (0,0077 x 130 =) 1 TL eder. (2) Altın, doğrudan doğruya para yerine kullanılır. Diyelim ki o gün altının fiyatı 130 TL ise 2.000 TL’ye kiraya verilecek bir evin kirası 2.000 / 130 = 15,4 gram altın olarak belirlenebilir. (3) Kâğıt para altına bağlanır. Bu durumda mesela 1 TL’lik kâğıt para dolaşıma çıkarılırken karşılığında 1/130 gram altın Merkez Bankası’nın altın deposuna konur.

2 Aralık 2016 Cuma

Bir Haftada Neler Oldu?

Öncelikle başlıca piyasa göstergelerinde nasıl değişmeler yaşandığını bir tablo ile gösterelim.

Piyasa Göstergelerindeki Değişmeler

Piyasa Göstergesi
28.11.2016
2.12.2016
Fark (%)
USD / TL Kuru
3,4154
3,5207
3,08
Euro / TL Kuru
3,6193
3,7535
3,71
Euro / USD Paritesi
1,0585
1,0661
0,72
Altın (USD/Ons)
1.189
1.176
-1,12
Brent Petrolü (USD/Varil)
48,24
54,09
12,13
BIST 100 Endeksi
74.990
73.391
-2,13
USD Endeksi
101,31
100,74
-0,56
ABD 10 Yıllık Tahvil Faizi (%)
2,348
2,383
1,49
CDS Türkiye Primi
295
308
4,41
Gösterge Faiz (%)
10,62
10,93
2,92
TCMB Ortalama Faizi (%)
8,09
8,3
2,60

Tablo bize bu haftanın finansal piyasalar açısından oldukça çalkantılı geçtiğini gösteriyor. En büyük değişim Brent petrolün varil fiyatında ortaya çıkmış. Onu Türkiye’nin risk primi (CDS primi) artışı ve TL’nin Euro ve USD karşısındaki değer kaybı izlemiş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...