30 Kasım 2017 Perşembe

Merkez Bankası İçin İdeal Faiz Oranı

Taylor Kuralı Türkiye’de Uygulanabilir mi?
ABD’li iktisatçı John Taylor’un (Stanford Üniversitesi öğretim üyesi) 1993 yılında yazdığı ünlü makalesinde[1] ortaya koyduğu kural faize ağırlık veren bir para politikası uygulaması için baz oluşturuyor. Taylor’un ortaya attığı ve Taylor Kuralı diye anılan kurala göre; merkez bankasının, kısa dönem borç verme faiz oranını; gerçekleşen büyüme oranı ve potansiyel büyüme oranı arasındaki fark ile gerçekleşen ve hedeflenen enflasyon oranları arasındaki farkı dikkate alarak belirlemesi gerekiyor.[2]

Bu kuralın evrensel bir kural olarak kabul edilmesi kanımca mümkün değil. Çünkü mesela ABD’de para sistemi tekli bir yapı üzerine kurulu, yani bir para ikamesi olgusu[3] söz konusu değil. Oysa mesela Türkiye’de ikili hatta üçlü bir yapı var yani TL’nin yanında başka para birimleri de (USD gibi Euro gibi) geçerli. Dolayısıyla döviz kurları ABD’deki enflasyonu fazla etkilemezken Türkiye’de enflasyon üzerinde en etkili unsur olarak karşımıza çıkıyor.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Türkiye, IMF'ye Borç Verdi mi?

IMF, Parayı Nereden Buluyor?
IMF, bir yandan kendi giderlerini karşılamak bir yandan da üye ülkelere destek vermek için kullandığı kaynakları başlıca iki şekilde sağlıyor: Kota sistemi ve Borçlanma. Borçlanma da iki şekilde yapılıyor: Çok taraflı borçlanma, iki taraflı borçlanma.

Kota Sistemi
IMF’ye üye olan her ülke, ekonomik gücüyle orantılı olarak bir formüle göre hesaplanan ve adına kota denilen bir katılım payını ödemekle yükümlü. Kota, anonim şirketlerdeki sermaye payına benziyor. Kota, üye ülkenin IMF Guvernörler Kurulundaki (anonim şirketlerdeki pay sahipleri genel kuruluna benzer) oy oranını, IMF İcra Direktörleri Kurulundaki (anonim şirketlerdeki yönetim kuruluna benzer) temsil şeklini, SDR (IMF’nin rezerv parası) kullanım limitini ve IMF desteğine ihtiyacı olduğunda alabileceği desteğin miktarını belirlemekte ölçü olarak alınıyor. Üye ülkeler kotalarının dörtte birini USD, Euro, Yuan, Yen, Sterlin gibi rezerv paralardan birisi ya da SDR ile dörtte üçünü ise kendi paralarıyla ödemek durumundalar. Kotalar her 5 yılda bir revize edilerek artırılıyor ve ülkeler artan kısmı aynı kurallar içinde ödüyorlar. IMF kotalarının toplamı bugün itibariyle 671 milyar USD tutarındadır. Türkiye’nin kotası 6.572 milyon USD’dir. 

26 Kasım 2017 Pazar

Türkiye Ekonomisi Niçin Kırılgan Beşli Arasında?

Kırılgan Beşli Sınıflandırmaları
Bir zamanlar BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) yükselen piyasaların en parlak örnekleri olarak lanse edilen bu ülkelerin arasına bazen Türkiye, Güney Afrika, Meksika, Endonezya da katılıyordu
(http://pro790512df.pic10.websiteonline.cn/upload/building-better-pdf_geEM.pdf)

Kırılgan Beşli sınıflandırması, ilk kez ABD kökenli yatırım bankası Morgan Stanley’in 2013 yılı Ağustos ayında yayınladığı Küresel Görünüm başlıklı raporunda ortaya atıldı
(https://www.morganstanley.com/institutional/research/pdf/FXPulse_20130801.pdf)

ABD Merkez Bankası Fed’in tahvil alımlarını azaltarak kaldıracağı yolundaki açıklamasının ardından paraları en çok değer kaybeden ülkeler Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika olunca bu ülkelerin dış finansman sorunları karşısında kırılgan oldukları gerçeğinden hareketle bu gruplandırma yapıldı. O tarihten sonra da bu adlandırma yaygın kullanım alanı buldu.

Morgan Stanley 2016 yılının sonunda kırılgan beşli sınıflandırmasını revize etti. Bu kez Brezilya ve Hindistan gruptan çıkıyor yerlerine Meksika ve Kolombiya giriyordu. Bu durumda yeni kırılgan beşli Endonezya, Türkiye, Güney Afrika, Kolombiya ve Meksika olmuştu
(http://www.barrons.com/articles/morgan-stanley-has-a-new-fragile-five-1481772203)

22 Kasım 2017 Çarşamba

TL'nin Değer Kaybı ve Bir Öneri

TL’nin Değer Kaybı Önemli mi?
TL, son birkaç gün içinde hızlı bir değer kaybıyla karşılaşınca piyasalarda ciddi bir telaş ve karamsarlık dalgası oluştu. Bu telaş ve karamsarlık haksız değildi. Çünkü TL’nin dış değeri ya da döviz kurları denildiğinde Türkiye ekonomisinin iki sıkıntısı gündeme geliyor: (1) Bugünden başlayarak önümüzdeki bir yıl içinde bulmamız gereken döviz tutarı 210 milyar dolar (170’i vadesi gelecek olan borçlar, krediler, döviz mevduatları vb, 40 milyarı da muhtemel cari açık miktarı.) (2) Türkiye’nin uluslararası net yatırım pozisyonu açığı (döviz açığı) 440 milyar dolar. Bu iki göstergenin büyüklüğü “TL dış değer kaybına uğruyor, ihracatımız artacak, ithalatımız düşecek” gibi klasik söylemleri anlamsız kılıyor. TL’nin her kuruş değer kaybı dış borçları, açık pozisyonlarını, finansman imkânlarını bozarak dengeleri alt üst ediyor.

Son birkaç gün içinde yaşanan hızlı değer kaybı, yarattığı bu etkilerin dışında ortaya çıkardığı oynaklık nedeniyle öngörülebilirliği de alıp götürüyor. Bu da yatırımcıların, iş insanlarının karamsarlığını artırarak iş yapmalarını engelliyor. Arabamıza koyduğumuz benzin ya da dizelden, evimizi ısıtmak, ocağımızı yakmak için kullandığımız doğalgaza kadar pek çok malı ithal ettiğimiz bir dünyada “bize ne dolardan biz TL’ye bakalım” demek ne yazık ki konuyu hiç anlamamış olmak demektir. Benzini, dizeli, doğalgazı TL ile ödüyoruz ama memlekete girişi dolarla olduğu için TL değer kaybettikçe sürekli cebimizden daha fazla para çıkıyor.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Son Gelişmeler Üzerine Değerlendirmeler

Durum Tespiti
Bu yazıyı kaleme aldığım an itibariyle; Merkez Bankası’nın ortalama faizi yüzde 11,99, gösterge faiz yüzde 13,85, USD kuru 3,9064, Euro Kuru 4,6033 ve dolayısıyla sepet kur 4,2550 dolayında bulunuyordu. Ve Merkez Bankası, döviz kurlarındaki oynaklığı denetim altına alabilmek amacıyla 2017 yılının kalan kısmı için toplam 3 milyar USD ile sınırladığı ‘Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine’ başlamış bulunuyordu. Merkez Bankası’nın döviz kurlarına yönelik bu düzenlemesi daha önce Brezilya ve Meksika tarafından uygulanmış bir düzenleme. Bu tür önlemler, dengeli bir ekonomi yapıya sahip olduğu halde geçici bir süre içinde çeşitli nedenlerle spekülatif bir parasal atağa maruz kalan ülkelerde başarıya ulaşabilecek önlemler. Bir başka ifadeyle bu önlemler uzun süreli uygulanabilecek önlemler olmadığı gibi dengesizlik içindeki ekonomilerde başarılı olması da kolay değil. Eğer denge bozukluklarının altında farklı nedenler varsa bu tür önlemlerle sonuç almayı beklemek teşhisin yanlış yapıldığını gösterir. İşin kötüsü, teşhisin yanlış yapıldığı imajı doğarsa spekülatif ataklar artabilir.

18 Kasım 2017 Cumartesi

İçgüdüsel Ekonomi

İçgüdü; psikoloji biliminde, hayvanları, akıl, düşünce ya da bilinç dışında, kendilerine yararlı ya da gerekli birtakım eylemlere yönelten doğal duygu olarak tanımlanıyor. Felsefe açısından bakarsak; içgüdüler, bir hayvan türünün bütün bireylerine kalıtım yoluyla geçen ve yaşamın korunmasına dönük bilinçsiz eylem ve davranışların tümü biçiminde ifade ediliyor.

İçgüdülere örnek olarak beslenmek için yemek yemek, neslini sürdürmek, tehlikeden korunmak gibi özellikler içgüdülerdir. Bütün hayvanlarda içgüdüler vardır. Bir tehlike hissettiğinde ya kaçar ya da savunma durumuna geçer, beslenmek için yiyecek arar, belirli bir ergenliğe ulaşınca neslini sürdürmenin yollarını araştırır. Bir kurt yavrusu doğduğunda annesinin memesini emer, bir örümcek avlanmak için ağ örer, bunları kimsenin öğretmesine gerek yoktur. Yaşama başladığında bu içgüdüler otomatik olarak ortaya çıkar.  

Kültür, sonradan öğrenilen nitelikleri ifade eder. Mesela alet kullanmak doğuştan gelen bir bilgi değildir. Elektrikten anlamak veya hukuk bilmek ya da bir müzik aleti çalmak kültürün katkılarıdır.   

11 Kasım 2017 Cumartesi

Kripto Paralar, Bitcoin ve Blockchain

Kripto Paralar
Crypto ve currency kelimelerinin bir araya getirilmesiyle yaratılmış olan cryptocurrency deyimi kripto (şifreli) para anlamına geliyor. Kripto para;  internet aracılığıyla kullanılan, hiçbir merkezi otoriteye ya da aracı kuruma bağlı olmayan, sanal para birimini ifade ediyor. Kripto paralar ancak belirli şifreler kullanılarak yerleştirildiği sanal cüzdanlardan yine şifreler aracılığıyla çıkarılıp kullanılabildiği için bu adı taşıyorlar. Kripto para birimleriyle kişiler ya da kurumlar tıpkı gerçek parayla yaptıkları gibi harcama yapabiliyor ya da para kabul edebiliyor.

Piyasada bugün itibariyle binden fazla kripto para çeşidi var. Bu paraların bazıları şunlar: Bitcoin. Ethereum, Ripple, Litecoin, Dash, Monero, Neo, Nem. Sanal olmaları yalnızca bilgisayar sisteminde kayıtlı olmasından kaynaklanıyor. Yani bu para birimleri Dolar gibi, Euro gibi TL gibi basılı halde fiziksel olarak bulunmuyor.

9 Kasım 2017 Perşembe

Atatürkçü Olmak O kadar da Kolay Değil

Adını andığımız her an içimizi hüzün kaplar oldu. Eskiden 10 Kasımlarda yaşardık bu duyguyu. Şimdi neredeyse her gün aynı hüznü yaşıyoruz. O, bize elden gitmiş olan vatanımızı geri vermekle kalmadı, kulluktan çıkardı bizi, haklarımızı öğretti. Şimdilerde daha iyi anlasak da biz bunların değerini uzun zaman bilemedik, hakkını veremedik. Adını anınca hüzünlenmemiz ondandır biraz da. Hala aptalca bir tutkuyla kulluğa dönmek isteyenler var aramızda. Atatürk’ün sağlığında da vardı bu insanlar. Hatta bunların önemli bir kısmı onun en yakın arkadaşlarıydı. Nutuk’u okuyunca insan, Atatürk’ün asıl mücadelesinin düşmanlardan çok dostlarıyla olduğunu görüyor.

6 Kasım 2017 Pazartesi

Ekonomi Politikası ve At Arabası

İki at koşulmuş bir at arabası düşünün. Atlar arabanın okunun iki yanında yer alır. İkisinin de aynı yönde koşması halinde araba yolda düz bir biçimde ilerler. Atların birinin düz koştuğunu ötekinin mesela sağa doğru koştuğunu düşünelim. Bu durumda araba başlangıçta yalpalar, sonra hangi at güçlüyse onun çektiği tarafa doğru gitmeye başlar.

Ekonomi politikası başlıca iki temel alt politikadan oluşur: Para politikası ve maliye politikası. Merkez Bankası tarafından yürütülen para politikasının üç tane aracı vardır: Faiz, zorunlu karşılıklar ve açık piyasa işlemleri. Bu üç aracı kullanarak Merkez Bankası piyasadaki para hareketini ve dolayısıyla talebi denetlemeye çalışır. Maliye politikasının da başlıca üç aracı vardır: Kamu harcamaları, vergiler ve kamu borçlanması. Maliye ve Hazine bu üç aracı hükümetin desteğiyle kullanarak bazen piyasadaki talebi denetlemek bazen de arzı artırmak için kullanırlar.

5 Kasım 2017 Pazar

Korikorodan ya da 20 Yıldır Değişmeyen Durum

Çocukken babam bir dizine beni, öbür dizine kardeşimi oturtur masallar anlatırdı. Çoğu kendi uydurduğu masallardı. En sevdiğimiz masal korikorodan masalıydı. Ayrıntısını hatırlamıyorum şimdi ama bir yerinde şöyle bir şeyler geçiyordu “…ormanda yürürlerken ağaçların arasından birden bire koskoca bir korikorodan çıkmış.” İkimiz birden hemen sorardık “korikorodan nedir?” Babamın anlattıklarından hayalimizde canlandırdığımız kadarıyla, korikorodan, ejderhayla dinozor arası, ağzından burnundan ateşler çıkaran apartman boyunda bir yaratıktı. Tam bir masal canavarı. Bize sevimli bir canavarmış gibi gelirdi. Sonra Herkül gibi biri gelip korikorodanı öldürür, kardeşim de ben de Herkül benzeri adamın başarısına sevineceğimize korikorodana acırdık.

Ne zaman enflasyon canavarı deseler gözümün önünde korikorodan canlanıyor. Kim bu canavarı öldüreceğim dese başlıyorum canavara acımaya.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...