31 Ocak 2017 Salı

Faiz ve Kur İlişkisi

Merkez Bankası ilk on günde sessizce izlediği TL’nin yabancı paralar karşısındaki durumuna 10 Ocak’tan başlayarak müdahale etmeye başladı. Bu müdahale önce TL likiditeyi sıkılaştırmak, döviz zorunlu karşılıklarını düşürmek ve haftalık repo ihalelerini iptal etmek şeklinde ortaya çıktı. Haftalık repo ihalesini iptal etmek bir anlamda faiz artırımı sinyaliydi çünü bu ihaleler iptal edilince bankalar ister istemez daha yüksek faizli gecelik borç verme faiziyle borçlanmaya yöneldiler. Merkez Bankası bu önlemlerle TL’nin değer kaybını önleyemeyince bu ke bankaları geç likidite penceresinden borçlanmaya yönlendirerek faizi belli etmeden biraz daha artırmaya gitti. Bunlara ek olarak döviz swapı yapılmasına öncülük edecek adımlar attı. Bütün bu hamleler TL’nin değer kaybını önleyemeyince 24 Ocak günü yapılan toplantıda gecelik borç verme faizini yüzde 8,50’den 9,25’e ve geç likidite penceresinden borçlanmanın faizini de yüzde 10,00’dan 11,00’e yükseltme kararını aldı.

30 Ocak 2017 Pazartesi

Bankalar Tahsil Edemedikleri Alacaklarını Ne Yapar?

Bankaların Tahsil Edemediği Alacaklar ve İzledikleri Yol
Bankalar, normal koşullarda, açtıkları kredileri vadesi geldiğinde faiziyle birlikte tahsil ederler. Bu durumda ortalama maliyetleri ile açtıkları kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri arasındaki fark bankaların brüt kazancını oluşturur. Buna karşılık bankalar açtıkları kredilerin bir bölümünü çeşitli nedenlerle zamanında tahsil edemezler.

Bankalar, açtıkları kredinin belirli sürelerde ödenmemesi halinde bunları önce idari takibe, sonra yasal takibe alarak izlemeye devam ederler ve bir yandan da bu kredinin teminatını nakde çevirmeye yönelirler. Eğer teminatı nakde çevirerek alacağın tamamını tahsil etmişlerse ortaya bir zarar çıkmaz. Buna karşılık teminatın nakde çevrilmesine karşın alacaklarının tamamını karşılayamazlarsa o zaman ortaya bir zarar çıkar. Banka bunu zarar olarak yazar. Diyelim ki 100.000 TL tutarında ve karşılığında aynı değerde olduğu belirlenmiş olan bir teminat verilerek alınmış 1 yıl vadeli bir kredi söz konusu olsun. 1 yıllık sürenin sonunda krediyi alan borcunu ödememişse banka 90 günlük süre içinde bu alacağı idari takip yöntemiyle izlemeye başlar ve borçluyla görüşerek alacağı tahsile çalışır. Eğer bu süre içinde bu alacağın tahsili mümkün olmazsa banka bu kez yasal takibe başlayarak bir yandan teminatı paraya çevirmeye çalışır bir yandan da borçluya gerekli yaptırımları uygulamaya başlar.

29 Ocak 2017 Pazar

Türkiye'nin Kredi Notu Niçin Düştü?

Standard and Poor’s (S&P) Türkiye’nin kredi notu görünümünü durağandan negatife, Fitch BBB – (negatif) olan notunu BB + (durağan)’a düşürdü. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu içinde Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke notunu koruyan tek kuruluş Fitch idi.

Türkiye’ye, ilk kredi notlarını 1990 yılında S&P ve Moody’s yatırım yapılabilir ülke notu olarak vermişti. Körfez Krizi ve savaşı nedeniyle Yankee Bond Piyasasına o dönemde tahvil ihraç edilemediği için bu notların açıklanması 1992 yılında yapılan tahvil ihracını beklemek zorunda kaldı. Ekte sunduğum tablo Türkiye’nin kredi notu serüvenini başlangıçtan bu yana yılsonlarındaki durum itibariyle gösteriyor. Tabloya göre BBB (Moody’s Baa) yani yatırım yapılabilir notuyla başladığı bu serüvende Türkiye, B’ye yani yatırım yapılmaz, aşırı spekülatif derece kategorisine kadar inmiş, sonra BB’ye oradan da tekrar BBB’ye yükselmiş ve ardından yeniden inişe geçmiş görünüyor. Türkiye, bugün üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu nezdinde de BB yani yatırıma uygun değil, spekülatif derece düzeyinde yer alıyor. Dikkat edilecek olursa Türkiye, 1994 yılında kaybettiği yatırım yapılabilir ülke statüsünü tam 19 yıl sonra 2013’de kazanmış ve 2016’da tekrar kaybetmiş bulunuyor. Çeyrek yüzyıllık not deneyimi kredi notunu yükseltmenin zor, kaybetmenin ise kolay olduğunu ortaya koyuyor.  

26 Ocak 2017 Perşembe

Leviathan

Leviathan, Tevrat ve İncil’de geçen ve kötülüğü temsil eden bir deniz canavarının adıdır. Sonrasında farklı öykü, roman ve felsefe kitaplarında farklı kılığa ve farklı adlara girmiştir. Thomas Hobbes’un 1651’de yayınlanmış ünlü kitabının adı da Leviathan’dır (Leviathan: Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti.) Hobbes, kitabında Leviathan’ı mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ve dolayısıyla onu yöneten egemeni (hükümdar) tanımlamak için kullanmıştır.

24 Ocak 2017 Salı

Merkez Bankası'nın Kararı

Merkez Bankası, gecelik borç verme faizini yüzde 8,50’den 9,25’e, geç likidite penceresi faizini yüzde 10’dan 11’e artırdı. Bu duruma göre Merkez Bankası’nın bankaları fonlamakta kullandığı imkânlar ve faizler şu şekilde oluştu.

MB Fonlama İmkânı
Eski Faiz (%)
Yeni Faiz (%)
Gecelik İmkânlar


   Gecelik Borçlanma
7,25
Değişmedi
   Gecelik Borç Verme (Marjinal Fonlama)
8,50
9,25
Bir Hafta Vadeli Repo İhalesi
8,00
Değişmedi
Geç Likidite Penceresi


   Borç Alma
0,00
Değişmedi
   Borç Verme
10,00
11,00

21 Ocak 2017 Cumartesi

Merkez Bankası'nın Kritik Toplantısı

Kurdaki Hızlı Artış ve Merkez Bankası’nın Aldığı Önlemler
2017 yılına başlarken USD/TL kuru 3,5235 idi. İzleyen günlerde USD/TL kuru hızlı bir yükseliş trendine girdi. Bunun çeşitli dış ve iç nedenleri var. İlk 10 gün içinde Merkez Bankası bu yükselişe karşı herhangi bir önlem almadı. 10 Ocak günü kur 3,94 düzeyine ulaşınca Merkez Bankası döviz zorunlu karşılıklarında 0,50 puan indirim yaptığını açıkladı. Bu yolla Merkez Bankası 13 Ocak’tan itibaren piyasaya 1,5 milyar dolarlık döviz likiditesi bırakacağını ve piyasadaki döviz sıkışıklığını gidermiş olacağını vurguladı. Aynı gün Merkez Bankası bankalararası para piyasasından borçlanmaya 22 milyar TL’lik limit getirerek TL likiditesini sıkıştırma kararını açıkladı. Bu kararın açıklanmasının ardından USD/TL kuru bir süre geriledi ama ardından yeniden yükselmeye başladı.

Merkez Bankası 12 Ocak günü, haftalık repo ihalesini iptal ettiğini açıkladı. Bu durumda Merkez Bankası, bankalara sadece yüzde 8,50 faizle gecelik borç verecekti. Bu, Merkez Bankası’nın bir yandan TL likiditesini sıkıştırması bir yandan da bankalara daha pahalı borç vereceği anlamına geliyordu. Bu önlemler sonucunda üç şey gerçekleşti: (1) Merkez Bankası’nın piyasaya verdiği TL likidite daraldı ve bunun sonucunda döviz talebi denetim altına alındı. (2) Merkez Bankası’nın bankaları fonlamada kullandığı faiz (MBAOFM) yükseldi. (3) USD/TL kurunun ilk 11 günde yaşadığı çıkış durdu ve düşüş başladı.

18 Ocak 2017 Çarşamba

Dünya Bir Garip Dünya Oldu

1968 yılında öğrencilerin başlattığı üniversite işgalleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel: “Dünya bir garip dünya oldu. Bu dünyanın yeni ufuklara doğru ne kadar gittiğini, nereye varacağını, bunların nelere mal olacağını kestirmek güç” demişti. Bu söz o gün için de doğruydu bugün için de doğru.

Kapitalizmin temel kabullerinden birisi uluslararası serbest ticaretin uluslararası refahı artıracağı kabulüdür. Bu kabulün dayanağı David Ricardo’nun geliştirdiği karşılaştırmalı üstünlükler teorisidir. Teoriye göre iki ulusun birbiriyle ticaret yapması için her ikisinin de bir malın üretiminde mutlak üstünlüğe sahip olmasına gerek yoktur. Karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olunması ticaretin ortak refah yaratması için yeterlidir.

16 Ocak 2017 Pazartesi

Merkez Bankası Faizleri ve Faiz Politikası: Güncellenmiş Not

TCMB’nin Faizleri
Bir hafta vadeli repo işlemlerine uygulanan faiz (politika faizi): TCMB, 1 hafta vade ile repo ihalesi açıyor, bankalar ellerindeki tahvil ve bonoları TCMB’ye verip karşılığında para alıyorlar ve vade sonunda parayı iade edip kâğıtlarını geri alıyorlar. TCMB bu araçla banka ve finans kurumlarının piyasada uyguladığı faiz oranlarını, bankalardan alınan kredilerin miktarını, hisse senedi ve döviz gibi varlıkların fiyatlarını etkileyebiliyor. Bu işlemde faiz oranı bugün itibariyle yıllık % 8,00 olarak uygulanıyor. Merkez Bankası geçen hafta bu ihaleleri iptal etti.

Gecelik işlemlerde uygulanan faizler:  TCMB’nin, gecelik olarak borç almak ya da gecelik olarak borç vermek isteyen bankalara uyguladığı faize bu ad veriliyor. TCMB, bu yolla ikincil piyasada oluşan kısa vadeli faiz oranlarını, döviz kurlarını ve kredilerin büyüme hızını etkileyebiliyor. TCMB’nin gecelik borç almada uyguladığı faiz oranı bugün için yıllık % 7,25, gecelik borç vermede uyguladığı faiz oranı yıllık yüzde 8,50.  

14 Ocak 2017 Cumartesi

Kur Niçin Yükseldi ve Nasıl düştü?

2017’nin Hemen Öncesindeki Gelişmeler, USD/TL Kuru ve Faizler
2017 yılına girerken USD/TL kuru ve Merkez Bankası’nın çeşitli faizlerinin görünümü şöyleydi (Kaynak: TCMB, www.tcmb.gov.tr):

Gösterge
31.12.2016
USD / TL
3,5235
TCMB Borç Verme Faizleri

   Gecelik Borç Verme Faizi (MBGBVF)
8,50
   Haftalık Repo İhale Faizi (PF)
8,00
   Geç Likidite Penceresi Borç Verme Faizi (MBGLPBVF)
10,00
TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (MBAOFM)
8,31
TCMB Borç Alma Faizleri

   Gecelik Borç Alma Faizi (MBGBAF)
7,25
   Geç Likidite Penceresi Borç Alma Faizi (MBGLPBAF)
0,00

Bu tabloda yer alan TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (yüzde 8,31), Merkez Bankası’nın bankaları fonlamada kullandığı gecelik borç verme faizi (yüzde 8,50) ve haftalık repo ihalesi yöntemiyle borç verme faizinin yani politika faizinin (yüzde 8,00) borç miktarlarıyla ağırlıklandırılmış ortalamasını ifade ediyor. Aslında Merkez Bankası’nın piyasayı fonlamada kullandığı ortalama faiz budur.

12 Ocak 2017 Perşembe

Merkez Bankasının Yaptıkları ve Yapmadıkları


2016 Yılının Özeti
Türk Lirası 2016 yılında Dolara karşı rekor değer kayıpları yaşadı. Bu ortam oluşurken Merkez Bankası ne yaptı? 2016 yılı süresince 7 kez gecelik borç verme faizini indirdi (yüzde 10,50’den yüzde 8,25’e kadar.) Dolardaki hızlı yükseliş karşısında Kasım ayında bir kez faiz artırdı (gecelik borç verme faizini yüzde 8,25’den 8,50’ye, haftalık repo faizini yüzde 7,50’den 8,00’a çıkardı.)

Aşağıdaki grafik 2016 yılında Merkez Bankası’nın izlediği faiz politikasını ve USD / TL kurunun gelişimini ortaya koyuyor. Grafikte mavi çizgi Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalesiyle borç verme faizini (politika faizi), siyah çizgi Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizini, kırmızı USD/TL kurunu gösteriyor.

11 Ocak 2017 Çarşamba

TL'deki Hızlı Değer Kaybının Nedeni

Para birimleri yabancı paralara karşı iki nedenle değer kaybeder: Dış nedenler, iç nedenler. Dış nedenler arasında ticaret ortaklarının durumunun bozulması, dış ticarette kullanılan rezerv paraların değerinin yükselmesi, küresel konjonktürde krizler yaşanması, çevrede savaş çıkması ve bu savaşın ilgili ülkeyi de tehdit etmesi, kuraklık, doğal afetler ortaya çıkması gibi durumlar sayılabilir. Bir ülkenin parasının değeri buna benzer dış nedenlerle düşüyorsa yapılabilecek şeyler sınırlıdır. Eğer bu gibi nedenler geçici bazı sıkıntılardan kaynaklanıyorsa, yerli paranın değerindeki oynaklığı giderebilmek için o geçici süre içinde döviz piyasasına düzenleyici müdahaleler yapılabilir. İç nedenler arasında ekonominin kötü yönetimi, siyasal sorunlar, sosyal sorunlar gibi nedenler sayılabilir. Bunlar genellikle istikrarsızlığa neden olur ve yerli paraya duyulan güvenin sarsılmasına yol açar. Bu gibi hallerde yerli para yabancı paralara karşı değer kaybeder.

Türkiye açısından konuya bakarsak TL’nin 2015 yılında Dolara karşı yüzde 25, 2016 yılında da yüzde 21 dolayında değer kaybettiğini görüyoruz. Bu değer kayıplarında hem dış hem de iç etkenler etkili oldu. Böyle bir ölçüm yapmadım ama kabaca bu etkilerin yarı yarıya olduğunu sezgisel olarak söyleyebilirim.

9 Ocak 2017 Pazartesi

2017'yi Çok Konuşacağız

Aşağıda bir tablo sunuyorum. Bu tabloda kırılgan beşli diye sınıflandırılan ekonomilerin Merkez Bankalarının uyguladığı politika faizleri ve o ülkelerde geçerli enflasyon oranları (TÜFE) yer alıyor.

Tabloda yer alan ülkeleri iki grupta toplamak mümkün: (1) Enflasyonu yüksek olan ekonomiler (Brezilya, Türkiye ve Güney Afrika). (2) Enflasyonu denetim altında kabul edilebilecek ekonomiler (Hindistan ve Endonezya). Her iki gruptaki ekonomilerin merkez bankaları, bir yandan enflasyonla mücadele ederken bir yandan da dış finansman ihtiyacını karşılayabilmek için faizi yüksek tutuyor.

Kuşkusuz bu ekonomilerde uygulanan faizler bunlar değil. Bunlar merkez bankalarının bankalara borç verirken uyguladığı faizler. Bankaların mevduat toplarken veya kredi açarken uyguladıkları faizler bunlardan daha yukarıda. Türkiye’de Merkez Bankası’nın birden fazla faizi olduğu için bu tabloda gecelik borç verme faizi ile haftalık repo faizinin ağırlıklı ortalamasını yansıtan ağırlıklı fonlama maliyeti, politika faizi olarak alınmış bulunuyor.

5 Ocak 2017 Perşembe

Reel Kesimin Durumu

Sanayide Üretim Durumu


Tabloya göre 2010 ve 2011 yılında sanayi üretiminde yaşanan hızlı büyüme sonraki yıllarda tekrarlanamamış. 2016 yılındaki ivme kaybı ise çok ciddi boyuta ulaşmış. Bu düşüş, ekonomik büyümeye de benzer biçimde yansıyor.

2 Ocak 2017 Pazartesi

2016'dan 2017 İçin Çıkarılacak Dersler

TL Negatif Ayrıştı
2016 yılı Doların diğer paralara karşı değer kazandığı bir yıl oldu. Yıla 98,5 değeriyle başlayan USD Endeksi yaklaşık yüzde 3,96 oranında değer kazanarak yılı 102,4 düzeyinde tamamladı. ABD’nin en fazla ticarette bulunduğu 26 ülkenin para birimlerine karşı oluşturulmuş Ticaret Ağırlıklı Dolar Endeksine bakacak olursak 2015 sonunda 122,6 düzeyinde olan bu endeksin 2016 sonunda 126,8 olduğunu görüyoruz. Bu endekse göre 2016 yılında Doların değer kazanımı da yüzde 3,5 olmuş görünüyor.  

Gelişmekte olan ülke paralarının bir bölümü 2016 yılında Dolara karşı değer kazanırken daha büyük bir bölümü değer kaybetti. Türk Lirasının Dolara karşı durumunu, Türkiye’nin de aralarında yer aldığı kırılgan beşli ülkelerinin para birimlerinin Dolara karşı durumlarıyla karşılaştıralım (Kaynak: https://www.bloomberg.com/markets/currencies):

1 USD =  
2015 Yıl Sonu
2016 Yıl Sonu
USD’ye Karşı Fark (%)
Brezilya Reali
3,9443
3,2552
17,5
G. Afrika Randı
15,2288
13,7401
9,8
Endonezya Rupiahı
13,632
13,473
1,2
Hindistan Rupisi
66,2100
67,9238
-2,6
Türk Lirası
2,9172
3,5235
-20,8
TL Hariç Ortalama
6,5
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...