27 Şubat 2017 Pazartesi

Net Hata ve Noksan Tartışmaları

Net Hata ve Noksan Nedir ve Nereden Doğar?
Ödemeler dengesi tablolarında yer alan net hata ve noksan kalemi, kaynağı belirlenemeyen döviz giriş veya çıkışlarını ifade eder. Ödemeler dengesi, toplamı sıfıra eşit bir dengedir. Dış dünyadan mal ve hizmet satın alınır, gelir sağlanır ve dış dünyaya mal ve hizmet satılır, gider yapılır. Bu alım - satım ve gelir - giderin oluşturduğu dengeye cari denge denir. Cari denge, açık vermişse finansman dengesinde bu açığın nasıl karşılandığı (borç, sermaye girişi, hisse senedi satışı vb) yer alır. Bu ikisi arasında bir tutarsızlık varsa bu fark net hata ve noksan kalemine yazılır. Net hata ve noksan kalemi kaynağı bilinmeyen bir döviz girişi veya çıkışı olduğu anlamına gelir.    

Net hata ve noksan kalemi, genel olarak, ölçüm hataları ve tablodaki verilerin eksik veya fazla derlenmesinden kaynaklanır. Net hata ve noksan kaleminin oluşmasının nedenleri arasında şunları sayabiliriz: (1) Zaman uyumsuzlukları (İhraç edilmiş malın gidiş tarihiyle ihraç edilen mal karşılığında alınacak paranın gelişinin farklı dönemlerde olması gibi.) (2) Beyan yanlışlıkları veya hataları (Gümrük beyanlarındaki eksikler ya da yanlışlar gibi.) (3) Kayıt dışılıklar (Gelirlerin kayda girmemesi ya da finansmanın kayıt dışı olarak gerçekleştirilmesi gibi.) (4) Anketlerdeki ölçüm hataları (Turizm gelirlerinin belirlenmesinde uygulanan anketlerin gerçeği tam olarak yansıtamaması gibi.)

Net Hata ve Noksan Giderek Artıyor
Türkiye’de son yıllarda ödemeler dengesinde yüksek miktarlı artı işaretli net hata ve noksan kalemi yer almakta ve miktarın yüksekliği basit bir takım hata ve eksiklerden daha farklı bir kayıt dışı döviz girişinin olduğu çağrışımını yapmaktadır. Bu konuda başta körfez ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelerden Türkiye’ye kayıt dışı döviz girdiği yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Bu iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanmış değildir.

Aşağıdaki grafiklerden ilkinde Türkiye’nin 1985’den bu yana cari dengesi  (kırmızı eğri), ikincisinde ise Türkiye’nin yine 1985’den bu yana ödemeler dengesinde oluşan net hata ve noksan kalemi (yeşil eğri) gösteriliyor (bu grafiklerin derlediği Merkez Bankası verileri de ekte yer alıyor.)  


İlk grafikte cari açığın 2001 öncesine göre ne kadar büyüdüğü net bir biçimde görülebiliyor. İkinci grafik ise net hata ve noksanın 2001 sonrasında adeta normal bir finansman kalemi haline gelerek cari açığın finansmanında önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Gerçekten de 2016 yılında 32,6 milyar Dolar tutarındaki cari açığın 22,3 milyar Dolarlık bölümü doğrudan yatırım, portföy yatırımı, diğer yatırımlar, 0,8 milyar Dolarlık kısmı rezervlerle finanse edilirken 11,1 milyar Dolarlık kısmı da kaynağı bilinmeyen net hata ve noksan kalemiyle finanse edilmiş bulunuyor. 

Net Hata ve Noksanın Kaynağı Üzerine Yaklaşımlar
Net hata ve noksan kalemi için standart bir miktar ya da orandan söz edilemez. Buna karşılık bu miktarın yüksekliği ve sürekli olarak aynı yönde gelişiyor olması kayıtların, ölçümlerin, hesapların ve anketlerin doğru olmadığı yönünde kuşkuları artırır.

Son yıllarda net hata ve noksanda ortaya çıkan yüksek miktarlı pozitif değerlerin Türkiye’ye farklı yollardan giren Körfez parası olduğu iddiaları ortaya atılmaktadır. Bu iddianın karşısında ve yanında birer görüş var: (1) Böyle bir giriş mümkün olamaz çünkü kimse kimseye babasının hayrına bedava para vermez. (2) Bu girişler bedava değildir, karşılığı vardır.

İlk görüş için ek bir şey yazmaya gerek yok çünkü çok açık. Ama ikinci görüşü açıklamak gerekir. Diyelim ki USD/TL kuru 3,9 iken Türkiye’ye 1 milyar Dolar getirildi ve hemen TL’ye çevrilerek 3,9 milyar TL alındı. Bu para bir yandan gecelik faizde para kazanırken bir yandan da büyük bir döviz girişine yol açtığı için TL’nin USD karşısında değerlenmesini sağladı. Diyelim ki USD/TL kuru 3,55’e indiğinde bu para Dolara çevrildi. Bu işlemde 3,9 milyar TL 3,55 kurla çevrildiğinde 1.098 milyon Dolar eder. Doğal olarak bu çevirme sırasında USD/TL kuru da bir miktar yukarı gider ama 3,9’a kadar gitmez. Böylece parayı getiren 98 milyon Dolar kazanırken USD/TL kuru da 3,9’dan muhtemelen 3,60’lara gerilemiş olur (Doğal olarak burada basitleştirerek anlattığım bu iddia doğruysa bu işlemler tek seferde değil yavaş yavaş yapılarak piyasa regüle ediliyor olmalı.) Bu ikinci görüşün en zayıf noktası banka sisteminin devrede olmadığı bir ortamda (banka sistemi devrede olsa para kayda girer) bu kadar büyük paranın nasıl getirilebileceği meselesidir (1 milyar Doların kaplayacağı yer için bu linke bakılabilir: https://www.youtube.com/watch?v=Qbr1r4zEf1o).

Bu iddiaların hangisi doğrudur bilinmiyor. Bilinen tek şey kimsenin kimseye babasının hayrına para vermeyeceğidir.


Ek: Net Hata ve Noksan ve Cari Açığa İlişkin Veriler (Kaynak TCMB, Ödemeler Dengesi verileri)
Yıllar
Net Hata ve Noksan
Cari Denge
1985
-837
-1.013
1986
-118
-1.465
1987
-506
-806
1988
515
1.596
1989
994
938
1990
-468
-2.625
1991
948
250
1992
-1.190
-974
1993
-2.162
-6.433
1994
1.832
2.631
1995
2.432
-2.339
1996
1.499
-2.437
1997
-987
-2.638
1998
-713
2.000
1999
1.302
-925
2000
-2.661
-9.920
2001
-2.127
3.760
2002
-758
-626
2003
4.489
-7.554
2004
838
-14.198
2005
1.495
-20.980
2006
-896
-31.168
2007
-315
-36.949
2008
1.966
-39.425
2009
2.314
-11.358
2010
-464
-44.616
2011
8.295
-74.402
2012
-927
-47.962
2013
1.577
-63.621
2014
2.040
-43.597
2015
10.198
-32.118
2016
11.069
-32.605


26 Şubat 2017 Pazar

Kitaplar ve Yorumlar, Şubat 2017

Nutuk: Mustafa Kemal Atatürk (çeşitli yayınevleri)
Nutuk; Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın (o zaman soyadı kanunu çıkmadığı için henüz Atatürk değildi) 15 – 20 Ekim 1927 tarihleri arasında 36,5 saat süreyle TBMM’nde, yerli ve yabancı basın temsilcilerinin de katılımıyla yapılan oturumlarda yaptığı tarihi konuşmaya ve onun metnine verilen addır. Kimi yayınlarda metin içinde geçen belgeler kitaba ek olarak verilmektedir. Nutuk, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla başlar. Özgün hali şöyle başlıyor: “1335 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve Manzara-i Umumiye:” (1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Durum ve genel görünüm:) Nutuk, 1919 ile 1927 yılları arasında Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptıkları kurtuluş savaşını, yeni bir cumhuriyetin kuruluşunu, yaşanan kahramanlıkları ve karşılaşılan ihanetleri anlatır ve Atatürk’ün cumhuriyeti gençliğe emanet ettiği gençliğe hitabesiyle biter. Nutuk, kurtuluşun ve yeniden kuruluşun belgesel-öyküsüdür.  

23 Şubat 2017 Perşembe

İstihdamı Artıralım Derken İşsizlik Oranı Yükselebilir

Tanımlar, Sayılar ve Oranlar
İstihdam anketinin uygulandığı gün ve önceki hafta içinde kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmamış kişilerden son 4 hafta içinde iş arama kanallarını kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda bulunan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz sayılıyor. 2014 yılı öncesinde iş arama kriterinde referans dönemi olarak “son 4 hafta” yerine “son 3 ay”  kullanılmaktaydı. Ayrıca, üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyenler de işsiz nüfus kapsamında sayılıyor. İşsiz sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı bulunuyor. Buna literatürde resmi işsizlik oranı deniyor.

Kasım 2016 sonuçlarına göre resmi olarak işsiz kabul edilenlerin sayısı 3.715 bin ve işsizlik oranı da yüzde 12,1.

22 Şubat 2017 Çarşamba

Veba

Cezayir’in Oran kentinde önce bir iki tane derken giderek artan sayıda ölü farelere rastlanmaya başlanır. Apartmanların merdivenlerinde, sokaklarda her yerde fare ölüleri çıkar ortaya. Başlangıçta bunun bir veba salgını olduğuna inanmaz Oranlılar, çünkü bu yüzyılda artık veba olmayacağını düşünürler. Zaman geçtikçe gerçeği kabullenmeye başlarlar çünkü insanlar da ölmeye başlamıştır artık. Hiç kuşku kalmamıştır, bu vebadır ve yirminci yüzyılda burada hortlamıştır yeniden. Olaylar, Oran kentinin karantinaya alınmasına kadar varır.

18 Şubat 2017 Cumartesi

TL'nin Toparlanmasının Nedeni

TL’deki Değer Kaybı ve Nedenleri
Donald Trump’ın ABD Başkanı seçildiğinin belli olduğu 9.11.2016 akşamından başlayarak Dolar, bütün paralara karşı değer kazanmaya başladı. 2017 yılının ilk günlerinden sonra Dolardaki bu yükseliş duruldu ve hatta düşüşe döndü. Geçen hafta sonu itibariyle başlangıç noktasındaki değeri olan 98,62’ye göre hala yüksek olmakla birlikte (100,88), Trump’ın başkanlık yemini ettiği 20 Ocak günü ulaştığı 103,31’lik zirveye göre gerilemiş bulunuyor.

Dolarda ortaya çıkan değer kazanımı en fazla Türk Lirası üzerinde etkili oldu. TL, bütün paralardan daha fazla değer kaybetti. Bunun nedeni, Dolardaki değer kazanımının yanı sıra Türkiye’nin kendi risklerindeki artışlar ve para politikası önlemlerinin zamanında alınmamış olmasıydı.  

17 Şubat 2017 Cuma

İşsizlik Artıyor

İşsizlik
İstihdam anketinin uygulandığı gün ve önceki hafta içinde kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmamış kişilerden son 4 hafta içinde iş arama kanallarını kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda bulunan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz sayılıyor. İşsiz sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle de işsizlik oranı bulunuyor.

Türkiye’de işsizlik oranı yıllar itibariyle artıyor. Bunu bir tabloda gösterelim (kaynak: IMF, WEO Database, April 2016.)

Yıllar
İşsizlik (%)
Yıllar
İşsizlik (%)
Yıllar
İşsizlik (%)
Yıllar
İşsizlik (%)
1980
7,2
1990
8,0
2000
5,6
2010
11,1
1981
7,2
1991
8,2
2001
7,2
2011
9,1
1982
7,6
1992
8,5
2002
9,0
2012
8,4
1983
7,5
1993
8,9
2003
9,1
2013
9,0
1984
7,4
1994
8,6
2004
8,9
2014
9,9
1985
6,9
1995
7,6
2005
9,5
2015
10,3
1986
7,7
1996
6,6
2006
9,0
2016
10,7
1987
8,1
1997
6,8
2007
9,2
2016 Kasım 
 12,1
1988
8,7
1998
5,9
2008
10,0


1989
8,6
1999
6,6
2009
13,0


ORT
7,7

7,6

9,1

9,8

Onar yıllık ortalamalarla (son dönem 6 yıllık) bakıldığında (tablonun son sırası) işsizlik oranının artış eğiliminde olduğu açık biçimde görülebiliyor. Bunu grafikle de gösterebiliriz.


İşsizliğin Ayrıntıları
Kasım 2016 itibariyle işsizlik oranı yüzde 12,1, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 14,3 olarak açıklandı. Buradan giderek bir tablo çıkaralım.

2015 Kasım
2016 Kasım
Değişim (%)
Nüfus
78.741,10
79.814,90
1,36
Çalışma Çağındaki Nüfus (15 + Yaş)
58.215
59.069
1,5
   Toplam Nüfustaki Payı (%)
73,9
74,0
-1,2
İşgücü
29.801
30.781
3,3
   Çalışma Çağındaki Nüfustaki Payı (%)
51,2
52,1
1,8
İstihdam Edilenler
26.676
27.067
1,5
   Çalışma Çağındaki Nüfustaki Payı (%)
45,8
45,8
0,0
İşsiz
3.125
3.715
18,9
   İşsizlik Oranı (%) (İşsizler / İşgücü
10,5
12,1
15,1
İşgücüne Dahil Olmayanlar
28.414
28.288
-0,4
   Toplam Nüfustaki Payı (%)
36,5
35,4
-3,0
Genç Nüfus (15 – 24 yaş arası) İşsizlik Oranı
19,1
22,6
18,3

Tabloya göre 2015 Kasım ayından 2016 Kasım ayına kadar geçen sürede: (1) Nüfus yüzde 2,7 oranında artmış. (2) Çalışma çağındaki nüfus yüzde 1,5 artmış. (3) İşgücündeki artış hem nüfus artışı hem de çalışma çağındaki nüfustaki artıştan daha yüksek oranda gerçekleşmiş (yüzde 3,3.) (4) İstihdam edilenlerin sayısındaki artış işgücündeki artışın yarısından az olmuş. (5) İstihdamdaki artış, işgücündeki artışın gerisinde kalınca işsizlik oranı yüksek bir artış göstermiş (yüzde 15,1.) (6) Genç nüfusta da ciddi bir artış (yüzde 18,3) yaşanmış.

Özetle söylemek gerekirse; Türkiye, son bir yılda işgücü artışı kadar istihdam artışı sağlayamamış ve dolayısıyla işsiz oranının ciddi biçimde artmasına engel olamamıştır.

Gerçek İşsizlik Oranı
Buraya kadar TÜİK verilerini ve tanımlarını esas alarak işsizlik oranı hesaplamasını ortaya koyduk. Yine TÜİK verilerinin ayrıntılarına baktığımızda Kasım 2016 itibariyle işsiz sayısının 3.715 bin kişi olmasının yanı sıra 2.286 bin kişinin iş aramadığı halde çalışmaya hazır olduğunu görüyoruz. Bir başka ifadeyle bu 2.286 bin kişi iş aramıyor görünse de işsizler arasında yer alıyor. Bu durumda işsizlerin sayısı (3.715 bin + 2.286 bin =) 6.001 bine yükseliyor. Söz konusu miktarı işgücüne de eklememiz gerekiyor, bu durumda işgücü de (30.781 bin + 2.286 bin =) 33.067 bine yükseliyor.

Bu yeni verilere göre gerçek işsizlik oranını şöyle hesaplamak mümkün:

Gerçek İşsizlik Oranı = [(İşsizler + İş Aramadığı Halde Çalışmaya Hazır Olanlar)] / (İşgücü) x 100

Gerçek İşsizlik Oranı = (6.001 bin / 33.067 bin) x 100 = 18,1

Bu durumda Türkiye’nin görünür işsizlik oranı yüzde 12,1 olduğu halde gerçek işsizlik oranı yüzde 18,1 olarak ortaya çıkıyor.

İşsizlikteki Artışın Nedenleri
Aşağıdaki grafik 2000 yılından bu yana yıllık işsizlik oranları (lacivert eğri, sağ eksen) ile büyüme oranlarını (kırmızı eğri, sol eksen) bir arada göstermektedir.


Grafiğe baktığımızda büyüme oranlarındaki gerilemeye işsizlik oranlarındaki artışın eşlik ettiğini görebiliyoruz. 2012’den itibaren büyüme oranında yaşanan düşüş eğilimi peşi sıra işsizlikte artışı da sürüklemiş bulunuyor.

İşsizlik oranını 2000’ler öncesindeki yüzde 7 – 8 ortalamasına düşürebilmek için Türkiye’nin geçici önlemler yerine büyümeyi artırmaya odaklanması gerekiyor. Bunun da yolu sanayi büyümesini yeniden rayına sokabilmektir. Türkiye, son yıllarda sanayi büyümesine yönelmek yerine inşaatla büyüme gibi istihdam yaratmayan bir büyüme yoluna girdi. Bu yoldan çıkarak yeniden istihdam yaratan bir büyüme modeline geçmek ise sanıldığı kadar kolay değil. Bunun ne kadar zor olduğunu daha önce benzer şekilde inşaatla büyüme modelini denemiş olan ABD ve AB ülkelerinden görebiliyoruz. Bu ülkeler, bu yolda yürümenin yanlışlığını görerek farklı bir yola geçmekle uğraşıyorlar. Biz ise hala inşaatla büyüme yolunda devam edebilmeye yönelik önlemler peşinde koşuyoruz.



Ek:
İstihdam edilenler: İşbaşında olanlar ve işbaşında olmayanlar grubuna dâhil olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus, istihdam edilen nüfustur. İşbaşında olanlar: Ücretli, maaşlı, yevmiyeli, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak referans dönemi içinde en az bir saat bir iktisadi faaliyette bulunan kişilerdir. İşbaşında olmayanlar: İşi ile bağlantısı devam ettiği halde, referans haftası içinde çeşitli nedenlerle işinin başında olmayan kendi hesabına ve işverenler istihdamda kabul edilmektedir. Ücretli ve maaşlı çalışan ve çeşitli nedenlerle referans döneminde işlerinin başında bulunmayan fertler; ancak maaş veya ücretlerinin en az yarısını almaya devam ediyorlarsa istihdamda kabul edilmektedir. Üretici kooperatifi üyeleri ile mesleki bilgilerini artırmak amacıyla belirli bir menfaat (ayni ya da nakdi gelir, sosyal güvence, yol parası, cep harçlığı vb.) karşılığında çalışanlar (çırak, stajyer vb.) istihdamda kabul edilmektedirler.
İşgücüne dahil olmayanlar: (1) Çeşitli nedenlerle bir iş aramayan, ancak 2 hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler. (2) Mevsimlik çalışması nedeniyle iş aramayanlar. (3) Kendi evinde ev işleriyle meşgul olması nedeniyle iş aramayanlar. (4) Bir öğrenim kurumuna devam etmesi nedeniyle iş aramayanlar. (5) Bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olduğu için iş aramayanlar. (6) Bedensel özür, hastalık veya yaşlılık nedeniyle iş aramayanlar. (7) Ailevi ve kişisel nedenler ve bunun dışındaki diğer nedenler ile iş aramayanlar. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...