30 Ocak 2018 Salı

Piyasa Enflasyonu Merkez Bankası’ndan Daha İyi Biliyor

Merkez Bankası yıllardır enflasyon hedefi koyuyor, bununla yetinmiyor yılda birkaç kez yılsonu enflasyon tahmini yapıyor. Sonuçta ne hedef tutuyor ne de tahmin.

Aşağıdaki tabloda 2013 yılından bu yana hedefler, tahminler ve yılsonu gerçekleşmeleri yer alıyor. Tablonun 7 numaralı sırası o yılsonunda gerçekleşen enflasyon oranını (TÜFE) gösteriyor.


2013
2014
2015
2016
2017
2018
1
TCMB Hedefi
5,00
5,00
5,00
5,00
5,00
5,00
2
Sapma (%)
-32,43
-38,80
-43,25
-41,38
-58,05
3
TCMB Tahmini
5,30
6,60
5,50
7,50
8,00
7,90
4
Sapma (%)
-28,38
-19,22
-37,57
-12,08
-32,89
5
Beklenti Anketi
6,32
7,44
6,82
8,19
8,48
9,55
6
Sapma (%)
-14,59
-8,94
-22,59
-3,99
-28,86

7
Yılsonu Gerçekleşme
7,4
8,17
8,81
8,53
11,92


29 Ocak 2018 Pazartesi

Petrol Fiyatlarındaki Yükselişin Cari Açığa Etkisi

2014 yılının sonunda yayınladığım ‘Petrol, Dolar, Fed, 2015’ başlıklı yazıda şöyle yazmışım: “Şimdi herkes gelecek yılın hesabını 60 – 70 USD / Varil aralığını esas alan fiyat tahminleriyle yapıyor. Oysa daha Ekim ayının ikinci yarısında 2015 yılı hesapları 100 USD / Varil ortalama fiyat üzerinden yapılmıştı. Bu gelişmenin cari açığımıza olumlu etkisi kabaca 15 – 16 milyar dolar arasında hesaplanıyor (petrol fiyatındaki her 10 dolarlık düşüş cari dengede kabaca 4,4 milyar dolarlık iyileşme getiriyor. Ortalama fiyatı 65 USD / Varil olarak alırsak 35 Dolarlık düşük fiyatın etkisi yaklaşık 15,5 milyar Dolar tutarında düşük fatura anlamına geliyor.)” http://www.mahfiegilmez.com/2014/12/once-petrol-fiyatlar-anormal-bicimde.html

O zaman petrol fiyatındaki her 10 Dolarlık düşüşün 4,4 milyar Dolarlık bir azalma yaratacağı hesaplaması resmi olarak açıklanmış bir hesaplamaydı. Bugün itibariyle bu hesaplamalara esas alınan Brent petrolün varili 70,4 Dolar. Yılsonu için fiyat tahminleri 80 USD / Varil olarak açıklanıyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse 2018 yılı Brent petrol fiyatı ortalaması yaklaşık olarak 75 USD / Varil dolayında olacak demektir.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Kur Savaşları, Ticaret Savaşları ve Küreselleşme

Uluslararası ekonomi, ülkeler arasında gerçekleşen üç temel ilişki üzerine kuruludur: (1) Mal ve hizmet alış verişi (dışticaret), (2) Sermaye hareketleri, (3) Emeğin dolaşımı.

Uluslararası mal ve hizmet ticareti binlerce yıl önce kent devletlerinin kurulmasıyla ortaya çıktı. Arkeolojik kazılarla bulunan kil tabletlerden anlaşıldığı kadarıyla bundan yaklaşık 4.000 yıl önce Asurlu tüccarların Anadolu halkı (Hattiler) ile yaptığı büyük çaplı uluslararası ticaret bunun bir örneğidir. Bugün gelinen aşamada uyuşturucu, silah vb gibi mallar dışında kalan mallar ve hizmetler, belirli vergiler (gümrük vergisi gibi) ödendikten sonra serbestçe ithal veya ihraç edilebiliyor.

Sermaye hareketlerinin serbest kalması yani paranın uluslararası dolaşımı, mal ve hizmetlerin uluslararası dolaşımıyla kıyaslanamayacak kadar yeni bir gelişme olarak 20’nci yüzyılda ortaya çıktı. Sermayenin uluslararası dolaşımının serbestliği gelişmiş ekonomiler arasında başladı ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde bu serbestlik çok daha geniş bir coğrafyaya yayıldı. Bugün neredeyse bütün dünya sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir düzen içinde bulunuyor. Üstelik bu dolaşıma bir vergi de uygulanmıyor. ABD’de bir bilgisayardan bir düğmeye basmakla, para, Çin’e, Rusya’ya, Türkiye’ye veya İngiltere’ye gidebiliyor ve orada sermaye yatırımına ya da portföy yatırımına dönüşebiliyor.

23 Ocak 2018 Salı

Erken Seçime Doğru

Eldeki Veriler
Seçimin normal zamanı 3 Kasım 2019. Buna karşılık piyasalarda erken seçim olasılığı dile getiriliyor ve konuşulan tarih de 15 Temmuz 2018. Bu gibi durumlarda hangisinin geçerli olacağını anlamak için eldeki verileri değerlendirmemiz yani bir anlamda olay yeri incelemesi yapmamız gerekiyor.

Eldeki verileri sayalım: (1) 2017 yılında enflasyonla mücadele neredeyse tümüyle terk edildi ve genişleyici maliye politikası devreye sokuldu (kredi garanti fonu çerçevesinde kredilerin artırılması, vergi indirimleri, sosyal güvenlik primi ertelemeleri.) (2) Bütçe açığının iki katına yakın borçlanmaya gidildi ve elde edilen paranın bir bölümüyle emanetlerde bekleyen ödemeler yapıldı. Böylece piyasa canlandırıldı. Kalan para da muhtemelen 2018 yılının ilk aylarında aynı amaçla kullanılacak. (3) Taşeron kuruluş kadrolarında yer alan yüzbinlerce insan devletin asli kadrolarına alındı. (4) Muhtemelen baz etkisiyle yılın ilk yarısında enflasyonda bir gerileme görülecek. (5) Oy oranları üzerinde en fazla etkisi olan büyüme oranında 2017 yılında yüzde 7’nin üzerinde bir artış sağlanması bekleniyor. (6) Afrin harekâtı, iktidara önemli bir duygusal destek sağlıyor.

22 Ocak 2018 Pazartesi

2017 Kamu Finansmanı Açısından İlginç Bir Yıl Oldu

2017 yılında Türkiye ekonomisinde en tuhaf görünüm neydi derseniz benim yanıtım kamu finansmanı dengesi olurdu. 

2017 Yılı Bütçe Kanunu yürürlüğe girdiğinde öngörülen bütçe açığı 47,5 milyar TL idi. Bu tutar aynı zamanda 4749 Sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5’inci maddesine göre 2017 yılı için Hazine’nin net borçlanma limitini[i] gösteriyordu.

Yılın ikinci yarısında bu borçlanma limitinin yetmeyeceği anlaşılınca 47,5 milyar TL’lik limit söz konusu yasa maddesinin tanıdığı imkânla (Bakanlar Kurulu kararıyla) 52,4 milyar TL’ye yükseltildi. Daha sonra bu artışın da yetmeyeceği anlaşılınca bu kez Bazı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7061 sayılı kanun (kamuoyunda torba kanun olarak adlandırılan kanun) ile net borçlanma limitine 37 milyar TL ekleme yapıldı. Böylece net borçlanma limiti 89,4 milyar TL’ye yükseltilmiş oldu. 

17 Ocak 2018 Çarşamba

2017'yi Keynesyen Yaklaşım Kurtardı

Adam Smith ile başlayan, yirminci yüzyılın başlarına kadar gelen ve kendilerine klasik iktisatçılar denilen iktisatçı kuşakları, devletin piyasalara karışmaması durumunda dengenin kendiliğinden oluşacağını, zaman içinde bozulsa bile yeniden kendiliğinden kurulacağını savunurlardı. 

Derken 1929 Büyük Depresyonu çıktı ortaya. Ekonomiyi yönetenler, siyasete yön verenler uzunca bir süre görünmez elin gelip ekonomideki dengesizliği düzeltmesini beklediler. Ne gelen oldu ne giden. Bir süre sonra hükümetler boş durmakla bir şey olmayacağını fark edince John Maynard Keynes tarafından önerilen politika araçlarını kullanarak ekonomiye müdahale ettiler. Kamu harcamalarını artırdılar, vergileri düşürdüler ve insanların eline daha çok para geçmesini sağladılar. Böylece harcamalar arttı, talep yükseldi, talep artışı üretimi uyardı ve üretim arttı. Üretim artışı yeni yatırımları uyardı, yatırımlar arttı. Sonuçta ekonomiler canlandı ve yaşanan depresyon ortamından çıkılması sağlandı. Kapitalist sistemi Büyük Depresyonda batmaktan Keynesyen ekonomi yaklaşımı kurtardı.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Olaylar Değişir Görüşler de Değişir

John Maynard Keynes ve Winston Churchill ile birlikte anılan iki farklı biçimi olan ünlü bir deyiş var: “Gerçekler değiştiğinde ben de düşüncemi değiştiririm” ya da: “Olaylar değişirse ben de görüşümü değiştiririm.” Hangisi doğrudur ya da bu sözü kim söylemiştir o kadar önemli değil. Asıl önemli olan olaylar ya da gerçekler değiştiğinde insanın eski görüşünde ısrar etmeyip kendi görüşünü olaylara göre revize edebilmesidir.

Sosyal bilimler insan ve toplumla uğraşır. Onların davranışlarını, kararlarını, yönelişlerini inceler ve sonuçlar çıkarır. Bu davranışlar, kararlar, yönelişler zamanla değişir. Bu değişim bazen uzun zaman alır bazen de kısa sürer. Özellikle kriz gibi ortamlarda bu değişikliklerin süreleri oldukça kısalabilir. Bu değişimler olduğunda eski durumu açıklayan teoriler, hipotezler, düşünceler geçerliliğini yitirir, yeni duruma uygun teoriler, hipotezler ve düşünceler geliştirmek gerekir. Sosyal bilimlerin bu özelliğini bilmeyenler eski teorilere bakarak bu bilim dallarının geçersiz teorilere dayandığı düşüncesine kapılırlar.

12 Ocak 2018 Cuma

Hazine Niçin Dışarıdan Borçlanıyor?

Hazinenin 2018 yılında uluslararası sermaye piyasalarına yaptığı ilk tahvil ihracı
Hazine, 2018 yılı finansman programı çerçevesinde uluslararası sermaye piyasalarından tahvil ihracı yoluyla 6,5 milyar dolar tutarına kadar borçlanma yapmayı planlamış bulunuyor. Bu programın ilk ayağında Dolar cinsinden 10 yıl vadeli (2028 vadeli) bir tahvil ihracı için Citigroup, Deutsche Bank ve HSBC’ye yetki verildi.

Söz konusu ihraç 09.01.2018 tarihinde sonuçlandı ve ihraç miktarı 2 milyar Dolar olarak gerçekleşti. Bu tahvillerin kupon oranı yüzde 5,125, yatırımcıya getiriş yüzde 5,2 oldu. Tahvile toplamda 200’den fazla yatırımcı, ihraç tutarının yaklaşık üç katı talep gösterdi. Tahvilin yüzde 35’i İngiltere, yüzde 25’i ABD, yüzde 15’i Türkiye, yüzde 15’i diğer Avrupa ülkeleri ve yüzde 10’u diğer ülkelerdeki yatırımcılara satıldı.

Özetle Hazine 2018 yılının ilk dış tahvil ihracında yüzde 5,2 maliyetle 2 milyar Dolar borç almış oldu.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Malthus’a Farklı Bir Bakış

Klasik iktisatçılar arasında yer alan İngiliz iktisatçı Thomas Robert Malthus (1766 – 1834) 1798 yılında ‘Nüfus İlkeleri Üzerine Bir Deneme’ adlı ünlü kitabını yayınladı. Malthus’un kitapta ortaya attığı tez, daha yeni yeni bilim olma yolunda ilerleyen ekonomi alanıyla sınırlı kalmadı ve bütün bilim alanlarında ciddi tartışmalara yol açtı.

Tezi, özetle şöyleydi: Dünya nüfusu…1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256, 512 gibi, gıda ürünleri ise 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 gibi bir oranla artar. 225 yıl sonra nüfus ile gıda ürünleri arasındaki oran 512/10, 300 yıl sonra 4096/13 olur. 2.000 yıl sonra ise, gıda ürünleri büyük ölçüde artmış olsa bile, bu oran hesaplanamaz hale gelir (T.R.Malthus, An Essay on the Principles of Population, J.Johnson in St. Paul’s Church Yard, 1798, p. 8.)

7 Ocak 2018 Pazar

Proletarya, Prekarya ve Ötesi

Proletarya, Karl Marx tarafından kullanılıncaya kadar miras bırakabilecek bir malı olmayan aşağı sosyal sınıfı ve o sınıfın parçası olan insanları tanımlayan bir kelime olarak kullanılmıştır. Karl Marx ile birlikte proletarya işçi sınıfını, proleter de bu sınıfa üye insanları tanımlamakta kullanılan sosyolojik birer terime dönüşmüştür. Marksist teoride proletarya üretim araçlarına sahip olmayan, emeğini satarak yaşamını devam ettiren emekçi sınıfın genel adıdır. Proletaryanın ortaya çıkışı feodalizmden sonra olmuştur. Feodalizmin bitişiyle birlikte bir mülke bağlı olarak yaşamını sürdürme olanağı kalmayan insanların emek gücünü ücret karşılığı satarak yaşaması proletarya denilen sınıfın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Marksist teoride proletaryanın karşısında sermayenin sahibi olan burjuva sınıfı yer alır. Kapitalizm, sistem olarak burjuvazinin proletaryayı sömürmesine dayanan bir sistemdir. Burjuvazi/kapitalist, proletaryaya mal üretmesi için gerekli donanımı sağlar, proletarya emeğini ve bu donanımı kullanır ve malı üretir. Kapitalist, malın satışından elde edilen paradan proletaryaya yaşamını devam ettirecek kadar ücret verir ve gerisini kendine alır. Aslında malın bütün değerini proletarya üretmiş olsa da onun ücretiyle malın satış değeri arasındaki fark yani artı değer kapitaliste kalır.

4 Ocak 2018 Perşembe

TL ve USD Hesaplarının Reel Faizi ve Satınalma Gücü Değişimi

2017 Yılında TL Mevduat Hesabı Açtıranların Durumu
Yılbaşında bankaların aylık mevduata verdiği ortalama faiz yüzde 10 dolayındaydı. Yılın sonuna doğru bu oran yüzde 14’ün üstüne çıktı.  Genel eğilim aylık mevduat yaparak bunu yenilemek şeklinde olduğu ve bu getiriler bileşik faize dönüştüğü için yıllık ortalamayı yüzde 13,0 olarak alıyorum.  

Eldeki verileri bir tabloya dökelim.

I
Brüt Faiz (%)
13,00
II
GV Stopajı (%15) [(13) - (13 x % 15)]
-1,95
III
Net Faiz  (%) (I - II)
11,05
IV
Enflasyon (%)
11,92
V
Reel Faiz (%) [(1 + %11,05) / (1 + %11,92)] - 1
-0,78

3 Ocak 2018 Çarşamba

Yüksek Büyüme mi Düşük Enflasyon mu?

Manşet Enflasyon Gerçekten Manşet Oldu
2017 yılı manşet enflasyonu ya da tüketici fiyatları enflasyonu (TÜFE) yüzde 11,92, üretici fiyatları enflasyonu (Yİ – ÜFE) yüzde 15,47, çekirdek enflasyon (C endeksi) yüzde 12,30 olarak açıklandı. Aşağıdaki tablo son üç yılda enflasyonla ilgili verileri, TCMB para politikasının enflasyon hedeflerini ve bu hedeflerden sapmaları karşılaştırmalı olarak sergiliyor.

2015
2016
2017
TCMB TÜFE Hedefi
5,00
5,00
5,00
TÜFE
8,81
8,53
11,92
TCMB Hedefinden Sapma
3,81
3,53
6,92
Yİ - ÜFE
5,71
9,94
15,47
C Endeksi
9,51
7,48
12,30

2 Ocak 2018 Salı

Yeni Yılda Kitap Önerileri

Haluk Haksal, Financial Reforms, Stabilizations and Development in 21st Century Turkey, Vernon Press, 2017
Haluk Haksal bu çok emek verilmiş, kafa yorulmuş kitabında Türkiye’nin yaptığı, yapamadığı ve yapması gereken finansal reformları ve istikrar programlarını ortaya koyuyor. Türkiye’nin karşılaştığı krizleri, aldığı önlemleri, alamadığı önlemleri, yanlışlarını, doğrularını tek tek ele alıp analize tabi tutuyor. Kitap bir yandan uygulamayı ortaya koyarken bir yandan da bu uygulamaları teorik çerçeveye oturtarak değerlendiriyor. Uygulamaların değerlendirilmesi, zaman zaman Türkiye ile benzer durumdaki ekonomilerin yaptıklarıyla karşılaştırılmasını da kapsıyor. Kitap, az bilinen bazı konuları irdelemenin yanı sıra bilinen konulara da farklı açılardan bakmayı öneriyor. Akademisyenler için olduğu kadar konuyla ilgili araştırma yapanların, ekonomi, finans, bankacılık öğrencilerinin, meslekten iktisatçı, finansçı ve bankacıların da okumasında yarar olacağını düşünüyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...