27 Ekim 2020 Salı

Merkez Bankası Rezervleri ve USD/TL Kurundaki Yükseliş

Merkez Bankası rezervleri brüt döviz rezervleri ve altın rezervlerinin toplamından oluşur. Bu rezervlerin tamamı Merkez Bankası’na ait değildir. Bunların bir bölümü bankaların Merkez Bankasında tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşur. Bunları bir çeşit emanet dövizler olarak düşünebiliriz. TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıklara da döviz ya da altın yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz ve altın rezervlerindeki emanet miktarında artış olmuştur. Döviz ve altın rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervleri toplamı bize brüt döviz rezervleri gösteriyor. Bundan Merkez Bankası’nda emaneten duran miktarları düştüğümüzde net döviz rezervine ulaşıyoruz.

Merkez Bankası’ndaki emanet rezervleri düşerek ulaştığımız net rezervlerden bir de swap yoluyla elde edilmiş döviz miktarını düşmemiz gerekiyor. Çünkü bunlar da belirli bir vadeyle ödünç olarak alınmış olan dövizleri ifade ediyor. Vadesi geldiğinde eğer karşı taraf uzatma istemezse bu tutarların da iadesi gerekiyor.

23 Ekim 2020 Cuma

Döviz Sorunu, Faiz ve Kur ile ilişkisi

Bu yılın ağustos ayından önümüzdeki yılın ağustos ayına kadar vadesi gelecek döviz borçlarımızın toplamı 181,3 milyar Dolar. [1]

Aynı süre içinde ortaya çıkacak cari açığın da 30 milyar dolar olacağını varsayarsak bu bir yıllık süre içinde bulunması gereken döviz tutarının (181,3 + 30 =) 211,3 milyar dolar olacağı sonucuna ulaşırız.  

Bu şekilde vadesi gelecek döviz borçlarına karşılık elde ne kadar döviz olduğunu görmek için TCMB’nin rezervlerine bakmamız gerekir. [2] Buna göre kısa vadeli dış borçları karşılayacak net döviz ve altın rezervimiz 4 aylık vadedeki swapları düşersek eksi 17 milyar Dolar olarak karşımıza çıkıyor. 

Bunları bir arada ele alırsak bir yılda 211,3 milyar Dolar döviz ihtiyacımıza karşılık (4 aylık swaplar hariç) yaklaşık 17 milyar dolar net rezerv açığımız olduğunu görüyoruz. Bu durumda en iyimser hesapla 4 aya kadar olan swapları dışarıda tutarsak (211,3 + 17 =) 228,3 milyar Dolar döviz ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor.

20 Ekim 2020 Salı

Sadrazam Şehit Ali Paşa'yı Bilir misiniz?

Osmanlı tarihiyle hayli ilgilenmiş olmama karşın açıkçası Sadrazam Şehit Ali Paşa hakkında pek bir şey bilmezdim. Ta ki Servet Taşdelen bir yerlerde onunla ilgili bir şeyler yazıncaya kadar. Onun yazdıklarını okuyunca araştırmaya karar verdim. Araştırdıkça altından neler çıktı neler.

Sadrazam Damat Şehit Ali Paşa (ya da Silâhtar Ali Paşa), III. Ahmed’in saltanatında 3 yıl 8 ay sadrazamlık yapmış olan bir devlet adamı. 1709 yılında III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan’la nişanlandıktan sonra ikinci vezir rütbesine gelmiş, 27 Nisan 1713’de sadrazamlığa getirilmiş. Osmanlı İmparatorluğu 1699 yılında imzalanan Karlofça Barış Antlaşmasıyla Mora yarımadasını Venediklilere terk etmek zorunda kalmıştı. Venedikliler antlaşma hükümlerini çiğneyerek Karadağ’da çıkan isyanda isyancıların yanında yer aldılar. Bununla da kalmayıp İstanbul ile Mısır arasında sefer yapan Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırmaya başladılar. Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu 8 Aralık 1714'te Venedik'e savaş ilan etti. 1715 yazında Sadrazam Şehit Ali Paşa komutasındaki Türk ordusu Venediklilerin elinde olan Mora Yarımadası'na doğru ilerledi ve altı hafta içinde Karlofça Antlaşmasıyla kaybedilen Mora Yarımadasını tümüyle geri aldı. Osmanlı topraklarına katıldığı halde Girit’te Venediklilerin elinde kalan Suda ve Spina Longa kalelerini de ele geçirdi. Böylece Girit tümüyle Osmanlı topraklarına katılmış oldu.

18 Ekim 2020 Pazar

Her Seçiş Bir Vazgeçiştir

Son dönemlerde çokça kullanılan bir özdeyiş var: “Her seçiş bir vazgeçiştir.” Bu özdeyişin kime ait olduğu konusunda net bir bilgi yok. Aquinalı Thomas’dan Jean Paul Sartre’a, Italo Calvino’ya kadar birçok kişiye mal ediliyor. En fazla Sartre’a ve varoluşçu düşünceye yakıştırıldığı için olsa gerek daha çok onun adıyla anılıyor.

Bu özdeyiş ekonomi bilimini en iyi tanımlayan cümle, hatta ekonomi biliminin ta kendisi.

16 Ekim 2020 Cuma

Geçmişten Dijital Geleceğe

İnsanlık tarihine birçok devrim, değişim, dönüşüm ve paradigma değişimi damgasını vurmuştur. Bunlardan ilki 12 bin yıl öncesine tarihlenen tarım devrimidir[i]. O tarihe kadar yiyecek devşirerek, hayvanları avlayarak yalnızca bir tüketici olarak yaşamını sürdüren insan, sonrasında bazı bitkileri ehlileştirerek ve hayvanları evcilleştirerek toprağa yerleşerek tarım ve hayvancılığa başladı. Böylece üreticiliğe geçiş yapmış oldu. Bu büyük bir devrim olarak kabul ediliyor. Çünkü bu tarihten sonra insan, başka faaliyetlere ayıracak kadar artı zaman elde etti. Bu artı zaman onun düşünmeye, araştırmaya, sanata zaman ayırmasına ve sürekli ilerlemesine imkân sağladı.

Arada kentleşme, uluslararası ticaretin yaygınlaşması gibi birçok devrim ya da dönüşüm olsa da ikinci büyük devrim sanayi devrimidir. James Watt’ın geliştirdiği buhar makinesinin[ii] 1700’lerin son bölümünde dokuma tezgâhlarında kullanılması ve üretim sürecinde çeşitli aşamaları tamamlayacak biçimde birbiriyle bütünleşmiş bir düzene geçilmesiyle sanayi devrimi başlamış oldu. Tekstil sanayiinde başlayan bu değişim başta kimya sanayii olmak üzere diğer sanayi dallarına hızla yayıldı.

13 Ekim 2020 Salı

Salgın Sonrası Dünya ve Türkiye

Dünyanın Ekonomik Görünümü

Covid – 19 salgınıyla birlikte her alanda pek çok şey değişti. Bu değişikliklerden en fazla nasibini alan da ekonomik görünüm oldu. 2020 yılı başlarken küresel krizin toparlanma yoluna gireceğine ilişkin umutlar oldukça güçlüydü. Şubat ayında Çin’in Wuhan kentinden gelen Covid – 19 haberleriyle bu umutlar sarsılmaya, virüsün mart ayından başlayarak hızla dünyaya yayılmasıyla birlikte de tamamen yok olmaya yöneldi. Böyle bir ortamda en zor işlerden birisi tahmin yapmak kuşkusuz. IMF’nin 189 üye ülkeyi kapsayan son tahminleri yeni yayınlayan Dünyanın Ekonomik Görünümü (World Economic Outlook) raporunda yer alıyor (burada kullandığım tabloların tamamını bu rapordan derleyerek aldım.).

Aşağıdaki tablo küresel ekonominin genel görünümünü sergiliyor.

11 Ekim 2020 Pazar

Kitaplar ve Kitaplar

Suç ve Ceza, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (çeviren: Mazlum Beyhan), Türkiye İş Bankası Yayınları 34. Basım

Bu, benim Suç ve Ceza’yı ikinci okuyuşum. İlk okuduğumda lisedeydim. O zamanki anlayış ve olayları yorumlayış yeteneğimle bugünkü arasında çok fark olacağını düşündüğüm için yeniden okudum. Okuyunca yanılmadığımı anladım. Suç ve Ceza aslında insanın yaşamı boyunca birkaç kez okuması gereken bir başyapıt. Dostoyevski, romanın başkahramanı Raskolnikov üzerinden suç ve cezanın analizini olağanüstü bir yetkinlikle yaparken derin psikolojik değerlendirmelere giriyor.  

8 Ekim 2020 Perşembe

Faizi Arttırdığımız Halde Dolar TL Kuru Niye Düşmüyor?

Ankara Atatürk Lisesinde okuduğum yıllarda bir şehir efsanesi anlatılırdı. Edebiyat hocası kompozisyon sınavında ‘Atatürk neler yaptı?’ diye sormuş. Öğrencinin biri de ‘Neler yapmadı ki?’ yazıp vermiş kâğıdını. Ve efsaneye göre sınıfta 10 alan tek kişi o çocukmuş.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...