<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313</id><updated>2012-02-23T00:57:07.530+02:00</updated><category term='Tarih'/><category term='Ekonomi'/><category term='Spor'/><category term='para politikası'/><category term='Maliye Politikası'/><category term='Maliye'/><category term='Felsefe'/><category term='Genel'/><title type='text'>KENDİME YAZILAR</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>42</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-1789367942803100081</id><published>2012-02-22T10:29:00.002+02:00</published><updated>2012-02-22T10:30:15.461+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='para politikası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Merkez Bankası Ne Yaptı?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Merkez Bankası’nın birden fazlafaizi olduğu için faiz politikasıyla ilgili attığı adımlar kafa karışıklığıyaratıyor. Merkez Bankası’nın işlemlerinde uyguladığı faizlerşunlardır: (1) Bir haftalık repo faizi (5 Ağustos 2011’den beri yüzde5,75’dir.) (2) Gecelik borç alma faizi (5 Ağustos 2011’den beri yüzde 5’tir.)Gecelik borç verme faizi (5 Ağustos 2011’de yüzde 9’du, 21 Ekim 2011’de yüzde12,50’ye yükseltildi, 21 Şubat 2012’de yüzde 11,50’ye düşürüldü.) (3) Geçlikidite penceresi faizi (17 Aralık 2010’da yüzde 12 idi, 21 Ekim 2011’de yüzde15,5’a yükseltildi, 21 Şubat 2012’de yüzde 14,50’ye indirildi.)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify;"&gt;Merkez Bankası gecelik borç alma ve borç verme işlemlerini bir faizkoridoru çerçevesinde uyguluyor. Yani borç alma limiti olan yüzde 5 ile borçverme limiti olan yüzde 11,5 arasında günlük olarak belirlediği faiziuyguluyor. Yüzde 5 ile yüzde 11,50 bu koridorun alt ve üst limitleri. Bir başkaifadeyle Merkez Bankası üst limiti yüzde 11,50’ye indirmeyip uygulamasını oşekilde yapabilirdi ve bir şey değişmezdi. Buna karşın tavanı indirmesininnedeni geleceğe ilişkin enflasyonun düşeceği beklentisinde olduğunu sözlüaçıklamadan daha güçlü bir şekilde piyasalara göstermekti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Enflasyonun yükselmeyebaşladığı dönemde Merkez Bankası borç verme işlemlerinde uyguladığı faizlericiddi oranlarda artırdı. Birçok yorumcu politika faizinin değişmediğine bakarakMerkez Bankası’nın faizi artırmadığını düşündü ve yorumlarını ona göre yaptı.Oysa piyasada Merkez Bankası’nın bu hamlesinden sonra faizler hızla arttı. Hazinekâğıtlarının ikinci el faizi yüzde 11’e yükseldi. Yorumcuların konuyuyorumlamakta yanılmaları daha önceki bir yazımda da değindiğim gibi MerkezBankası’nın haftalık repo faizini “politika faizi” olarak adlandırmasından kaynaklanıyordu.Yani ortada bir faiz illüzyonu söz konusuydu. Oysa bu faizlerin her ikisi deduruma göre politika faizi olarak kullanılabiliyor. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Merkez Bankası’nınfaizlerle ilgili yaptığı uygulama değişikliğinin etkisi zaman alan bir etkidir.Yani faizin indirilmesi piyasalarda anında etkili olsa da asıl etkisi belirlibir zaman diliminde ortaya çıkıyor. Buna karşılık böyle bir kararın alınıpaçıklanması beklentileri derhal etkileyerek Hedefin erken gerçekleşmesine yolaçabiliyor. Merkez Bankası’nın bu hamlesiyle Hazine kâğıdı gösterge faizi yüzde9’yun altına gerilemiş olmasını böyle yorumlamak gerekiyor. Yani piyasa MerkezBankası’nın söylemek istediğini anlamış görünüyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Enflasyonda düşüş beklentisiyaygın görünüyor. Yunanistan krizi şimdilik çözüldü ve Avrupalı yatırımcılarbir süre sonra daha kolay risk almaya ve fonlarını dışarı yönlendirmeyebaşlayacak gibi duruyor. Cari açıkta gerileme eğilimi sürüyor. TL, değerleniyor.Otomotiv sektöründe üretim geçen yılın Ocak ayına göre yüzde 34 geriledi.Türkiye’ye sıcak para girişi bu dönemde artabilir. Eldeki bu gerçeklerideğerlendirince Merkez Bankası’nın attığı adımın doğru olduğunu düşünüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Birçok kişi ekonomipolitikası yaklaşımlarına futbol takımı tutmak gibi bakıyor. O nedenle de faizdüşmeli mi çıkmalı mı sorusunda takılıp kalıyor. Oysa koşullar değiştiğinde faizpolitikasını da değiştirebilmek gerekir. Faiz, para politikasının bir aracıolarak kullanılacaksa etkin olabilmesi için bu şekilde esnek ve hızlıkullanılabilmelidir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Keynes’e soruyorlar“Koşullar değişirse ne yaparsınız?” Yanıtlıyor: “Koşullar değişirse pozisyonumudeğiştiririm. Ya siz ne yaparsınız?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-1789367942803100081?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/1789367942803100081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/merkez-bankas-ne-yapt.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/1789367942803100081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/1789367942803100081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/merkez-bankas-ne-yapt.html' title='Merkez Bankası Ne Yaptı?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-3460860386590408393</id><published>2012-02-20T20:44:00.000+02:00</published><updated>2012-02-20T20:44:47.980+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Cumhuriyet Ekonomisi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlıİmparatorluğu’ndan devraldığı ekonomik yapı tam bir faciaydı. Sanayi diye birşey yoktu. Üretimin büyük bölümü tarıma, o da hava koşullarına bağlıydı.Kapitülasyonlar ve dış borçlar ülkeyi tam bir açmazda bırakmıştı. 1923 yılındamilli gelir 570 milyon dolar, kişi başına düşen milli gelir yıllık 48 dolar,ihracat 51 milyon dolar, ithalat 87 milyon dolar, GSYH’da sanayinin payı % 11idi. Bütün ülkede 13.000 adet telefon vardı. Doktor başına düşen hasta sayısı13.000 dolayındaydı. Üniversite ve yüksek okullarda 3.000 dolayında öğrenciokuyordu. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’ndan GSYH’sınınyüzde 65’i tutarında (yaklaşık olarak 370 milyon dolar ediyor) Düyun-u Umumiyeborcunu devralmıştı. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Birinci Dünya Savaşının hemenardından girdiği kurtuluş savaşından yeni çıkmış olan Türkiye’de, insanlaryorgun, bitkin, fakir ve dünyadan soyutlanmışlardı. Bütün dünya Türkiye’ninkarşısına dikilmiş, batmasını bekliyordu. Bütün bu yorgunluk, bitkinlik,fakirlik ve yalnızlığa karşın Cumhuriyeti kuranlar, onurlu, gururlu ve herşeyden önemlisi umutluydular. Umutluydular, çünkü Türk halkı inanılmaz birkurtuluş mucizesi gerçekleştirmişti ve Atatürk’ün önderliğinde ekonomikmucizeyi de gerçekleştireceklerine inanıyorlardı.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Beklendiği gibi de oldu. TürkiyeCumhuriyeti, ilk dönemde büyük atılımlar yaptı, milli gelirini hızla büyüttü,sanayisini, ihracatını geliştirdi, bütün fakirliğine karşın sırtına yüklenenOsmanlı borçlarını son kuruşuna kadar ödedi ve bugünlere geldi. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin GSYH’sı780 milyar dolar dolayındadır. Kişi başına yıllık geliri 10.000 doları,ihracatı 140 milyar doları, ithalatı 230 milyar doları aşmıştır. GSYH’dasanayinin payı başlangıçtakinin üç katına yaklaşmıştır. Ülkede cep telefonu abonesi sayısı 66 milyonubulmuş, doktor başına düşen hasta sayısı 650’ye inmiş, üniversite ve yüksekokullarda okuyan öğrenci sayısı 2 milyonun üzerine çıkmıştır. Türkiye, 88 yılda kişibaşına gelirini 200 kattan fazla artırmıştır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Uzunca sayılabilecek buyolculukta Türkiye önce liberal ekonomiyi denedi. Bunu yürütebilecek kaynaklarıolmadığını görünce devletçiliğe yöneldi. Türk parasının kıymetini koruma mevzuatınadayalı en katı döviz rejimlerinden birisini uzun süre uygulamada tuttu. Tekrar liberal ekonomiye döndü. Kaynaklarını boşa harcayınca planlıekonomiye geçti. Fiyatları, ücretleri, kiraları kontrol etmeye çalıştı. Sermayehareketlerinin son derecede kısıtlı olduğu bir ortamda sabit döviz kuru vesabit faiz uygulaması yaptı. Sonra yeniden liberal ekonomiyi denemeye başladı.Deregeülasyon ve arz yönlü ekonomiyi uygulamaya başladı. Bütün bu aşamalarıgeçerken birçok kez ekonomik kriz yaşamış ama bunların hepsini de kısasayılabilecek sürelerde atlatmayı başarmıştır. Bugün gelinen aşamada Türkiye, dalgalıdöviz kuru, serbest faiz, serbest piyasa sistemine yakın bir uygulama içindebulunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Cumhuriyet’in ekonomi alanındabaşarısız olduğunu, bazı uygulamalara girişmekte geç kaldığını öne sürenyorumcular var. Oysa her dönemi, kendine özgü koşulları ve kısıtlarıylabirlikte değerlendirmek gerekir. Osmanlı tarihinde parayı en fazla tağşiş eden(paranın değerini düşüren) padişah Fatih Sultan Mehmet’tir. Bugünkü koşullarlabakıp Fatih’e başarısız demek ne kadar yanlışsa, bugünkü koşulları esas alıp Cumhuriyet’inekonomi alanında başarısız olduğunu ileri sürmek o derecede yanlıştır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-3460860386590408393?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/3460860386590408393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/cumhuriyet-ekonomisi.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3460860386590408393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3460860386590408393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/cumhuriyet-ekonomisi.html' title='Cumhuriyet Ekonomisi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-8414153553192281040</id><published>2012-02-18T08:42:00.000+02:00</published><updated>2012-02-18T17:56:01.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maliye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Osmanlı Hazinesi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;FatihSultan Mehmet'e gelinceye kadar Osmanlı Hazinesi tümüyle İslam geleneğine uygunolarak Beytülmal anlayışı çerçevesinde en üst düzeyde yönetilmiş, kararlar hepen üst düzeyde alınmıştır. "&lt;b&gt;Beytülmal&lt;/b&gt;"adı verilen İslam Hazine'sinin çerçevesini şöylece çizmek mümkündür: “Her şeyBeytülmala aittir. İslamın yararı için harcanması gereken her şeyi ödemeyeBeytülmal mecburdur. Asker aylıkları ile hayvan ve silah bedelleri ve kamuyararına yapılacak diğer giderler Beytülmaldan ödenir.” &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;OsmanlıDevleti'nin sınırları genişledikçe geleneksel Hazine yönetiminin içinesığılamaz hale gelinmiş, özellikle İstanbul'un fethinden sonra daha da büyüyenihtiyacı karşılamak üzere Fatih Sultan Mehmet, devletin örgütlenme yapısını veo arada Hazine'yi yeniden şekillendirmiştir. Bu düzenlemede yöneticiler,protokol, yapılacak işlemler ayrıntılı olarak belirlenmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;RumeliDefterdarı (sonraları Başdefterdar) bugünkü anlamıyla Hazine ve Maliye Bakanlarınınyetkilerine sahip bulunuyor, Fatih Sultan Mehmet’in Kanunname-i Devlet-i AliOsman adlı yasasında tanımlandığı şekliyle Devlet Hazinesini Padişahın vekilisıfatıyla yönetiyordu. Fatih Sultan Mehmet'in hükümdarlık döneminin sonlarınadoğru Anadolu Defterdarlığı adıyla, Anadolu'da toplanan gelir ve yapılangiderlerden sorumlu, bir Defterdarlık daha kurulmuştur.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;FatihSultan Mehmet, üç ayrı Hazine oluşturmuştur: (1) &lt;b&gt;Devlet Hazinesi (&lt;/b&gt;Hazine‑i Amire, Hazine‑i Hümayun, Hazine‑iEmiriye, Hazine‑i Birun, Dış Hazine ya da Hazine‑i Devlet.) (2) &lt;b&gt;Padişahın Özel Hazinesi&lt;/b&gt; (Hazine‑iHassa, Hazine‑i Enderun ya da İç Hazine.) (3) &lt;b&gt;İslamın kutsal emanetlerine tahsis edilen hazine (&lt;/b&gt;Hazine‑i Harem&lt;b&gt;, &lt;/b&gt;Hazine‑i Haremeyn.)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;Başdefterdarınyönetimi altında bulunan Devlet Hazinesi; dine ve geleneklere dayalı bazıvergiler, ele geçirilen ülkelerden alınan haraç, müslüman olmayan halktanalınan cizye, Sadrazam, vezirler ve Devletin önde gelen kişileri tarafındanzaman zaman padişaha verilen hediyelerin bir bölümü (rikabiye), savaş gibiolağanüstü hallerde alınan geçici vergiler (avariz), Mısır gibi timar sisteminedahil olmayan bazı eyaletlerden yılda bir kez alınan vergiler (salyanelieyaletler vergisi), Devlet arazilerinin kiralanması karşılığı elde edilen kiragelirleri (mukataa) gibi gelirlere sahipti. Devlet Hazinesi'nin başlıcagiderleri ise yeniçeri ve Devlet memurlarının maaşları ile merkezi yönetimgiderlerinden oluşmaktaydı.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;HazineKethüdasının (Hazine Kahyası) sorumluluğu altında bulunan Padişah'ın özelhazinesi (Hazine‑i Hassa), Padişah ve sarayın giderlerinin karşılanmasıamacıyla kurulmuştu. &amp;nbsp;Hazine-i Hassa’ya çeşitlisavaş ganimetlerinden Padişah'ın payına düşen değerli eşya ve paralar, çeşitlideğerli hediyeler ve benzeri değerler konurdu. Hazine-i Hassa, sarayın içindeözel bir bölümde mühür altında saklanırdı.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;HaremHazinesi; Mekke ve Medine’deki kutsal emanetlerin saklanması, bakımı ve onarımıiçin tahsis edilmiş kaynaklardan oluşurdu. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-pagination: none; tab-stops: -36.0pt 0cm 36.0pt 72.0pt 108.0pt 144.0pt 180.0pt 216.0pt 252.0pt 288.0pt 324.0pt 360.0pt 396.0pt 432.0pt; text-align: justify;"&gt;DevletHazinesi açık verdiğinde Padişah, özel Hazinesinden Devlet Hazinesine borçverirdi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-8414153553192281040?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/8414153553192281040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/osmanl-hazinesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/8414153553192281040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/8414153553192281040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/osmanl-hazinesi.html' title='Osmanlı Hazinesi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-4146516546858675073</id><published>2012-02-17T06:10:00.001+02:00</published><updated>2012-02-17T07:07:01.909+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Safsatalar ve Akademisyenler</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir düşünceyi ortaya koyarken yada anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamaya safsata adı veriliyor. Birbaşka tanımlamaya göre safsata, ilk bakışta geçerli gibi görünmekle birlikteyakından incelendiğinde doğru olmadığı ortaya çıkabilen iddialardır. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Safsataların en yaygın olduğualanların başında ekonomi geliyor. Henry Hazlitt bu durumu “Ekonomi, bütündiğer bilimlerden daha fazla safsatanın etkisi altındadır” sözüyle özetliyor. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ekonomide yaygın safsatalardanbirisi faizin enflasyon yarattığı iddiasıdır. Bu, özellikle İslam dünyasındason derecede yaygın bir inançtır. Çünkü faizin haram kabul edilmesiyle örtüşenbir yanı vardır ve siyasetçi tarafından faizin haram olup olmama meselesinegirmek yerine bu yolla aşağılanması daha çekicidir. Bu inancın safsataoluşturması, ekonomide olayların nasıl gittiğini analiz etmeden yapılandeğerlendirmelerden kaynaklanmasıdır. Bir ekonomide talep fazlası söz konusuolmuşsa faiz, bırakın enflasyon yaratmayı, enflasyonu çözmenin en doğruaraçlarından birisidir. Faizin yükselmesi insanların harcamalarını düşürerek tasarrufayönelmelerine yol açar. Bunun sonucunda önce talep düşer sonra da fiyatlardüşer. Ama eğer ekonomide maliyet enflasyonu söz konusuysa o zaman faiziartırarak enflasyonu çözmek mümkün olmayabilir. Hatta tam tersine faiziartırmak maliyetleri daha da artıracağı için enflasyonun artmasına yolaçabilir. O nedenle ekonomideki koşullara ve etkilere bakmadan, konuyu analizetmeden faizin enflasyona neden olduğunu söylemek safsatadan ibaret bir söylemolarak kalır. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye’deki en yaygın ekonomik safsatalardanbirisi “gelirden en yüksek payı rantiyenin aldığı” söylemidir. Sokağa çıkıpsorsanız üç kişiden ikisinin bu safsataya inandığını dehşetle görürsünüz.Ekonomi teorisinde dört tür gelir vardır: Emeğin gelirine ücret; sermayeningelirine faiz; müteşebbisin gelirine kâr ve mülkiyet gelirine rant denir. Yanibizdeki safsataya kaynaklık eden terim yanlış kullanılıyor. Çünkü bizde rantgeliri diye faiz ve rantiye diye de faiz geliri elde edenler kastediliyor.TÜİK’in araştırmalarına göre toplam harcanabilir gelirin yüzde 40’a yakını maaş,ücret ve yevmiyelerden yani emeğin karşılığında elde ettiği harcanabilirgelirden oluşuyor. Buna en yakın harcanabilir gelir kalemi müteşebbislerin eldeettiği gelir, yani kâr. Bunun da toplam harcanabilir gelir içindeki payı yüzde35 ediyor. Mülk gelirleri olarak sınıflandırılan faiz ve rant gelirlerininharcanabilir gelir içindeki payı ise yüzde 10 dolayında. Bunun da kabaca yarısıgayrimenkul gelirlerinden yani gerçek ranttan, diğer yarısı ise rant geliridiye aşağılayıp durduğumuz faiz gelirlerinden oluşuyor. Yani faiz gelirinintoplam gelirdeki payı yüzde 5 dolayında bulunuyor. TÜİK’in araştırmasınabakılırsa rantiye, gelirden en düşük payı almış görünüyor.&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnsanların safsatalara inanmalarıbir dereceye kadar anlaşılabilir bir konu. Anlaşılması en zor olanı ise akademisyeniktisatçıların bazılarının para politikasının en önemli aracı olan faizpolitikası konusundaki safsataları benimsemiş olmaları, bazılarının da güncelpopülarite uğruna rantiye safsatasına kapılıp gitmeleri. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akademisyenlerin bir görevinin desafsataları boşa çıkarmak olduğunu biliyorum, ama bunu bilen akademisyen sayısıne kadardır işte onu bilmiyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-4146516546858675073?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/4146516546858675073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/safsatalar-ve-akademisyenler.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/4146516546858675073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/4146516546858675073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/safsatalar-ve-akademisyenler.html' title='Safsatalar ve Akademisyenler'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6163275535468106397</id><published>2012-02-15T20:18:00.002+02:00</published><updated>2012-02-15T20:18:57.892+02:00</updated><title type='text'>Gelin Bütçeyi Birlikte Hesaplayalım</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu incelemeyi birlikte daha kolayyapabilmemiz için öncelikle bu blogda yayınlanmış olan Bütçe Dersi yazımıokumanızı öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bütçe Dengesi&lt;/b&gt; = &lt;b&gt;Bütçe Gelirleri&lt;/b&gt; (vergigelirleri + diğer gelirler) &lt;b&gt;– Bütçegiderleri&lt;/b&gt; (faiz dışı giderler + faiz giderleri) Faiz dışı giderler depersonel giderleri, yatırım giderleri, diğer cari giderler olaraksıralanabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2012 yılının Ocak ayı bütçe sonuçları şöyle özetlenebilir:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bütçe gelirleri = 28,1(vergi gelirleri: 23,5 + diğergelirler 4,6)&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bütçe giderleri= 26,4 (faiz dışı giderler: 21,0 + &amp;nbsp;faiz giderleri: 5,4)&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Şimdi bu büyüklükleriyukarıdaki formüllerde yerlerine koyalım.&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bütçe dengesi&lt;/b&gt; = (28,1 – 26,4) = &lt;b&gt;1,7 milyar TL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Buna göre 2012 yılı Ocakayında bütçe 1,7 milyar TL fazla vermiş bulunmaktadır.&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt;"&gt;Faizler hariç tutularakbakılan denge olan faiz dışı bütçe dengesi de şöyle hesaplanıyor: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt;"&gt;&lt;b&gt;Faiz dışı denge =&lt;/b&gt; Bütçe gelirleri – faizdışı giderler &lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11.5pt;"&gt;Yukarıdaki ilgili sayıları bu denklemdeyerine koyarsak: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Faiz dışı denge&lt;/b&gt; = (28,1 – 21,0) = &lt;b&gt;7,1&lt;/b&gt; &lt;b&gt;milyar TL &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify;"&gt;Buna göre faiz dışı denge Ocak ayında 7,1 milyar TL fazla vermiştir. Birbaşka ifadeyle bütçe gelirleri 21 milyar TL tutarındaki faiz dışı giderlerikarşıladıktan sonra toplam 5,4 milyar TL’lik faiz giderlerini de karşılamış veüste 1,7 milyar TL kalmıştır. Bu da bütçe fazlası olmuştur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Burada yer sıkıntısı nedeniyle gösteremediğim birkaç konunun altını çizmemdeyarar var:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;(1)&lt;span style="font-size: 7pt;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;Ocak ayları harcamaların kısıtlı olduğu aylardır.Çünkü ilk günlerde pek çok ödenek ya serbest bırakılmaz ya da sınırlı olarakserbest bırakılır, bu da harcamaları frenler. Dolayısıyla ikinci aydan itibarenbütçe bu kadar rahat görünmeyebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;(2)&lt;span style="font-size: 7pt;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;Faiz giderleri geçen yılın Ocak ayına göreartmıştır, çünkü son iki ayda TL’nin değer kaybına paralel olarak faizleryükselmiştir. Önümüzdeki aylarda faizler düşerse burada bir rahatlama olabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;(3)&lt;span style="font-size: 7pt;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;İthalde alınan KDV geçen yılın Ocak ayına göreyüzde 25 dolayında artış göstermiştir. Bu da cari açığın hız kesip kesmediğikonusunda bir daha düşünmemiz gerektiğini göstermektedir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-left: 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;(4)&lt;span style="font-size: 7pt;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;2 B ve mütekabiliyet yasaları çıkarsa buradangelecek gelirlerle bu yıl da bir defaya mahsus gelirler elde ederek bütçeyisağlam tutmamız söz konusu olabilir.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6163275535468106397?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6163275535468106397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/gelin-butceyi-birlikte-hesaplayalm.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6163275535468106397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6163275535468106397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/gelin-butceyi-birlikte-hesaplayalm.html' title='Gelin Bütçeyi Birlikte Hesaplayalım'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-8110088636877392245</id><published>2012-02-14T09:40:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T12:19:01.933+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Cari Açığı Nasıl Finanse Ettik?</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Bu yazıyı okumadan önce cariaçığın nasıl doğduğunu anlatan Cari Açık Dersi başlıklı yazımı okumanızıöneririm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Önce cari açığın nasıl doğduğunukısaca hatırlayalım:&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Cari denge = &lt;/b&gt;(Mal ihracatı gelirleri + satılan hizmetlerdensağlanan gelirler + diğer gelirler) – (mal ithalatı giderleri + satın alınanhizmetlere ödenen giderleri + diğer giderler) +/- cari transferler&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu denklem çerçevesindehesaplanan 2011 yılı cari açığı 77,1 milyar dolar olarak ortaya çıkmıştır. Bu77,1 milyar dolarlık cari açığı nasıl finanse ettik?&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bir ülkeye finansman olarak giren yabancı kaynaklar başlıca şu şekillerdegirer:&lt;/b&gt; (1) Doğrudan yatırımlar (yabancı bir şirketin Türkiye’de fabrika,şirket, banka, alış veriş merkezi vb kurmak üzere ya da yabancıların Türkiye’degayrimenkul almak üzere getirdiği dövizler.) (2) Portföy yatırımları (yabancılarıntahvil, bono, hisse senedi veya borç senedi almak üzere getirdiği dövizler.)(3) Diğer yatırımlar (şirketlerin aldığı ticari krediler, &amp;nbsp;bankaların aldığı sendikasyon kredileri, IMFkredileri ve yabancıların bankalara yatırdığı mevduat gibi nedenlerle gelendövizler.) (4) Rezerv varlıklar (Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindekideğişimi gösterir.) (5) Net hata ve noksan (nedeni bilinmeyen ölçüm ya da kayıtdışı giren ya da çıkan dövizler.)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;2011 yılında bu kalemlerin durumu şöyledir&lt;/b&gt; (sayılar milyar dolarolarak okunmalıdır.) &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Doğrudan yatırımlar (net): &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 13,4 &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Portföy yatırımları:&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 22,1&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Diğer yatırımlar:&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 27,3&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Rezerv varlıklar:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;  &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;1,8&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Net hata ve noksan:&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;12,5&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Toplam:&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;77,1&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Rezerv varlıklar &lt;/b&gt;olarak gösterilen 1,8 milyar dolar, 2011 yılında,cari açığı finanse edebilmek için Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindenkullanılan miktarı göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir yıl içinde ülkeye giren döviztutarları genellikle denk değildir. Çünkü turizm gelirleri gibi kalemleranketle saptanır. Buralardan ölçüm hataları çıkar. Bazen de döviz giriş veçıkışları kayıt dışı kalır. Oradan da artı ya da eksi bir fark oluşabilir. Ödemelerdengesi sistemi bu tür saptanamayan dövizleri &lt;b&gt;net hata ve noksan&lt;/b&gt; kaleminde toplar. Bu kalem düşük bir miktarsaölçüm hatalarından kaynaklanmış kabul edilir, yüksek miktarlar söz konusuysa ozaman kayıt dışı giriş çıkışlar olduğu kabul edilir. Türkiye’nin net hata venoksan kalemi 2011 yılında 12,5 milyar dolar gibi yüksek bir miktarda olduğuiçin kayıt dışı girişler olduğu düşünülmekte ve bunların daha çok Ortadoğu kaynaklıolduğu tahmin edilmektedir. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kredi, mevduat, tahvil, bono,hisse senedi almak üzere getirilen dövizler, örneğin ülke riskinde artış ortayaçıktığında kolayca ve hızla dışarı çıkarılabildiği için &lt;b&gt;sıcak para&lt;/b&gt; olarak adlandırılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-8110088636877392245?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/8110088636877392245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/771-milyar-dolarlk-cari-acg-nasl.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/8110088636877392245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/8110088636877392245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/771-milyar-dolarlk-cari-acg-nasl.html' title='Cari Açığı Nasıl Finanse Ettik?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-47085633456600106</id><published>2012-02-13T11:11:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T12:18:45.822+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Cari Açık Dersi</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Bir ülkenin yurtdışından dövizödeyerek ithal ettiği mallar için yaptığı döviz ödemeleriyle yurtdışına dövizkarşılığı sattığı mallardan elde ettiği döviz gelirleri arasındaki farkadışticaret dengesi denir: &lt;/span&gt;&lt;b style="text-align: justify;"&gt;Dışticaretdengesi&lt;/b&gt;&lt;span style="text-align: justify;"&gt; = Mal ihracatı gelirleri – mal ithalatı giderleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Burada üç denge halinden biri olabilir: &lt;/b&gt;Mal ihracatı gelirleri =Mal ithalatı giderleri ise dışticaret denkliği vardır. Mal ihracatı gelirleri&amp;gt; Mal ithalatı giderleri ise dışticaret fazlası vardır. Mal ihracatıgelirleri &amp;lt; Mal ithalatı giderleri ise dışticaret açığı vardır.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir ülke yalnızca mal ihraç edipmal ithal etmez. Bunların yanında hizmet ithalatı ve ihracatı da yapar. Bununyanında ülkenin taşımacılık gelir ve giderleri, faiz gelir ve giderleri gibidöviz kazanım veya kayıpları vardır. Bunları da malların üzerine eklersekdışticaret dengemiz cari denge halini alır. Bunu da şöyle formüle ederiz.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Cari denge &lt;/b&gt;= (Mal ihracatı gelirleri + satılan hizmetlerdensağlanan gelirler + diğer gelirler) – (mal ithalatı giderleri + satın alınanhizmetlere ödenen giderleri + diğer giderler) +/- cari transferler&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Hizmetler;&lt;/b&gt; ulaştırma, turizm, haberleşme hizmetleri, inşaathizmetleri, sigorta hizmetleri, mali hizmetler, kişisel, kültürel hizmetler gibikalemlerden oluşur. Bunları yabancılara sunduğumuzda gelir, onlardanaldığımızda gider olur. &lt;b&gt;Diğer&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;Gelirler;&lt;/b&gt; doğrudanyatırım, portföy yatırımları ve diğer yatırımlardan elde edilen faiz, hissegeliri, kâr payı, gelir gibi tutarları içermektedir. Bu gelirleri yabancılardanelde ettiğimizde gelir, yabancılara ödediğimizde gider yazarız. &lt;b&gt;Cari transferler (Karşılıksız transferler);&lt;/b&gt;örneğin yurtdışındaki işçilerimizin gönderdiği paralar bu kategoriye girer. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Burada da üç denge halinden biri olabilir: &lt;/b&gt;Yukarıdaki cari dengedenkleminin ilk parantezi içindekilerin toplamı ile cari transferler toplamıikinci parantezdekilerden büyükse cari fazla, küçükse cari açık söz konusudur.Bu ikisi birbirine eşitse cari denge denk demektir. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Türkiye’nin 2011 yılı ödemeler dengesi sayıları şöyledir (milyar dolar):&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İhracat: 143,5 &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İthalat: 232,9 &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hizmet Gelirleri: 39&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hizmet Giderleri: 20,7&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Diğer Gelirler: 4,0&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Diğer Giderler: 11,7&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Cari transferler: 1,7 &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Şimdi bunları yukarıdakidenklemlerde yerine koyarak dışticaret dengesini ve cari dengeyi bulalım:&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Dışticaret dengesi = 143,5 – 232,9= - 89,4 (Türkiye 2011 yılında toplam 89,4 milyar dolar dışticaret açığıvermiştir.)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Cari denge = &amp;nbsp;(143,5 + 39 + 4) – (232,9 + 20,7 + 11,7) + 1,7= (186,5) – (265,3) + 1,7 = 77,1 (Türkiye 2011 yılında toplam 77,1 milyar dolarcari açık vermiştir.)&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Cari açığı GSYH’ya (OVP’ye göre tahminen781 milyar USD) böler ve 100 ile çarparsak cari açığın GSYH’ya oranını yüzde 9,9olarak hesaplamış oluruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-47085633456600106?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/47085633456600106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/cari-ack-dersi.html#comment-form' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/47085633456600106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/47085633456600106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/cari-ack-dersi.html' title='Cari Açık Dersi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-560041081110697710</id><published>2012-02-11T13:31:00.002+02:00</published><updated>2012-02-11T13:31:35.706+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>First Lord of Treasury</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İngiltere Başbakanı, Londra’da 10Downing Street adresinde kendisine tahsis edilmiş olan kamu konutunda oturur. Evinkapısındaki pirinç tabelada “Prime Minister” yazmaz, “First Lord of Treasury”(Hazinenin Birinci Lordu) yazar.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İngiltere’de 1701 yılındaçıkartılan bir yasa Katolik mezhebinden gelenlerin tahta çıkmasınıyasaklamıştı. Stuart hanedanından gelen İngiltere Kraliçesi Anne 1714 yılındaöldüğünde, yerine tahta çıkabilecek elliden fazla Katolik akrabası olduğu halde,bu yasa nedeniyle en yakın Protestan akrabası olan Georg Ludwig, Birinci Georgeadıyla tahta geçti. George’un babası Almanya’da Brunswick Lüneburck Dükü ErnestAugustus, annesi İngiltere kralı Birinci James’in torunu Sophia’ydı. BirinciGeorge, İngiltere kralı olmuştu ama İngilizce bilmiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;O tarihlerde İngiltere kralınınen yakın danışmanlarından oluşan ve privy council adı verilen bir danışmakurulu vardı. Privy, sözcük olarak özel, gizli anlamına geliyor. Bu kurul, gizlikalması gereken devlet işlerinin konuşulup görüşüldüğü kuruldu. İngiltere kralıbu kurula başkanlık eder, danışmanlarının önerilerini değerlendirir ona görenihai kararı verirdi. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Birinci George, İngilizcebilmediği için privy council’in toplantılarında sürekli çeviri dinlemekten vesöylediklerini de çeviriyle anlatmaktan oldukça sıkılmıştı. Hükümranlığıdöneminde sık sık asıl vatanı olan Almanya’ya gittiği için zaman zaman kurulabaşkanlık edemez olmuş, o nedenle kurul toplantıları aksamaya başlamıştı. Busoruna çözüm bulmak için kurulun kıdemli bir üyesinden bu toplantıları kralvekili sıfatıyla yönetmesini ve toplantıdan sonra nelerin konuşuluptartışıldığını kendisine anlatmasını istemişti. Bu talimatı verdiği privycouncil üyesi Robert Walpole First Lord of Treasury konumundaydı. Henüz odönemde başbakanlık söz konusu olmasa da Walpole, kurulu başbakan gibiyönetmeye başladı. Buna karşılık First Lord of Treasury ünvanını taşımaya veHazine Bakanı görevini yapmaya da devam etti. Privy council giderek bugünküanlamda Bakanlar Kurulu, kral adına kurulu yöneten kişi de Başbakan konumunageldi. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Zaman içinde Başbakan, HazineBakanlığı görevini başka bir Bakanlar Kurulu üyesine devredince Başbakandanayrı bir Hazine Bakanı ortaya çıktı. İngiltere’de Hazine Bakanına First Lord ofTreasury değil Chancellor of Exchequer deniyor. First Lord of Treasury ünvanınıİngiltere Başbakanı taşımaya devam ediyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İngiltere’nin siyaset tarihindenbu ilginç alıntı, bakanları atamak ve yönetmekle görevli konumda olsa bileBaşbakanın parasal güce ilk elden egemen olma isteğini terk etmeye yanaşmadığınıgösteriyor. Nedeni çok açık: Maddi güce dayanmayan otorite güçlü olamaz. Builişkiyi belki de en iyi açıklayan söz Nasreddin Hoca’nın bir fıkrasında geçen şusözdür: “Parayı veren düdüğü çalar.”&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-560041081110697710?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/560041081110697710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/first-lord-of-treasury.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/560041081110697710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/560041081110697710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/first-lord-of-treasury.html' title='First Lord of Treasury'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-3846012669767424404</id><published>2012-02-09T07:07:00.000+02:00</published><updated>2012-02-09T21:34:24.510+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maliye'/><title type='text'>Kamu Nakit Dengesi</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kamu kesimi başlıca 4 parçadanoluşur: Merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumları (SGK gibi sosyal güvenlikhizmeti sunan kurumlar), mahalli idareler (belediyeler, il özel idareleri vemahalli idare birlikleri) ve sermayesinin yarısından fazlası kamu kesimine aitolan KİT’ler. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Merkezi yönetim üç parçanın biraraya gelmesiyle oluşur: (1) Genel bütçeye dahil idareler (TBMM, Bakanlıklar,Emniyet Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar), (2) Özelbütçeli idareler (YÖK, TÜBİTAK, TSE gibi kurumlar), (3) Düzenleyici vedenetleyici kurumlar (RTÜK, SPK, BDDK gibi kurumlar.)&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bugün kamu bütçesi olarak bakılanbölüm yukarıda saydığım merkezi yönetim denilen bölüme dahil kurumlarınbütçeleridir. Buna merkezi yönetim bütçesi deniyor. Kısaca bütçe dengesidenildiğinde Türkiye uygulamasında anlaşılması gereken şey merkezi bütçedengesidir. Bu dengeyi şöyle ifade edebiliriz: &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bütçe Dengesi = &amp;nbsp;Bütçe Gelirleri – Bütçe Giderleri &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bütçede, giderler tahakkuk,gelirler tahsilat bazında izlenir. Bir giderin yapılması için işlemlertamamlandığında o miktar, alacaklısına ödenip ödenmediğine bakılmaksızınbütçeye gider yazılır. Eğer alacaklısına herhangi bir nedenle o aşamadaödenememişse emanete alınır. Bu durumda gider yazılmış ama ödeme yapılmadığıiçin nakit çıkışı oluşmamıştır. Bazen de tersi olur ve henüz bütçeye gideryazılmamış bir işlem için nakit çıkışı gerçekleşir. Örneğin işe başlaması içinmüteahhide verilen avans nakit olarak ödenir ancak henüz harcama yapılıpbelgeleri getirilmediği için bütçeye o aşamada gider yazılmaz. Emanet veavanslar katılınca bütçe dengesi ile nakit dengesi farklı hale gelir. Bunu dabir denklemle gösterelim: &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bütçe Nakit Dengesi = &amp;nbsp;Bütçe Dengesi + Emanetler - Avanslar &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-layout-grid-align: none; text-align: justify; text-autospace: none;"&gt;Hazine nakit dengesi, bütçe nakit dengesindenfarklıdır. Bütçe nakit dengesi merkezi bütçenin nakit dengesini ifade ettiğihalde Hazine nakit dengesi merkezi bütçenin bir parçası olan genel bütçenin gelirleriylegiderleri arasındaki farkı ifade eder (Emanet ve avanslar burada da aynımantıkla hesaba girer.) Buna göre Hazine nakit dengesini şöyle bir denklemleifade edebiliriz: &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="mso-layout-grid-align: none; text-align: justify; text-autospace: none;"&gt;Hazine Nakit Dengesi = Genel Bütçe Gelirleri – Genel Bütçe Giderleri +Emanetler - Avanslar&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;2011 yılındaki sonuçlara görebunları sayılara dökelim:&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bütçe Dengesi = 295,9 – 313,3 = -17,4 (2011 yılında merkezi bütçesi 17, 4 milyar TL açık verdi) &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bütçe Nakit Dengesi = - 17,4 +5,2 - 2,6 =&amp;nbsp; - 14,8 (2011 yılında bütçenakit dengesi 14,8 milyar TL açık verdi.) &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hazine Nakit Dengesi = 287,9 –306,4 + 2 – 1,8 = - 18,3 (2011 yılında Hazine nakit dengesi 18,3 milyar TL açıkverdi.) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-3846012669767424404?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/3846012669767424404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/kamu-nakit-dengesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3846012669767424404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3846012669767424404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/kamu-nakit-dengesi.html' title='Kamu Nakit Dengesi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-2034244752932368271</id><published>2012-02-08T10:39:00.001+02:00</published><updated>2012-02-09T05:30:27.552+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Yabancı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnsan, on binlerce yıl yalnızcagöçebe bir tüketici olarak yaşadı. Yabani meyve topladı, hayvan avladı.Avladığı hayvanın derisini giyecek, etini yiyecek yaptı. Yani hep doğanınverdiklerini tüketti, hiç üretim yapmadı, doğada hazır bulduklarına bir şeykatmadı. Eğer avlanmayı ve meyve toplamayı hizmet üretimi olarak kabulederseniz yalnızca o kadar üretim yaptı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yaklaşık on bin yıl önce,yerleşik yaşama geçmeden önce, hayvanları ve vahşi doğadaki bazı bitkilerievcilleştirmeyi, kendisine ve ailesine yetecek kadar üretim yapmayı başardı.Birkaç gün yetecek kadar büyük avlar avladığında ilk kez başka işlerleuğraşacak kadar “boş zamana” sahip olmaya başladı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yerleşik yaşama geçişi de o sıralarda gerçekleşmiş olsa gerek.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yerleşik yaşamla birlikte hayvan yetiştiriciliği ve bitki tarımı gelişti.&amp;nbsp;Kitlesel tarım üretimi başladı.&amp;nbsp; Bu kitlesel üretim isteristemez ilkel bir işbölümüne yol açtı.&amp;nbsp;Ekonomik ve sosyal açıdan pek çok devrim peş peşe yaşandı: İnsanın üretime başlaması, yerleşik yaşama geçiş, kitlesel tarım üretiminin başlaması, işbölümü.&amp;nbsp;Tıpkı hayvan gibi bir tüketici olan insan,&amp;nbsp;doğasına uygun olmayanüreticilik aşamasına geçince kendisine&amp;nbsp;yabancılaştı.&amp;nbsp;Ben buna "insanın doğasına yabancılaşması" adını veriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir de yaşadığımız çevreye,topluma, hatta dünyaya yabancılaşmak var. Albert Camus'nün “Yabancı”sı gibi.Kendini bu dünyaya ait hissetmeyen Meursault, cinayet suçlamalarına karşıkendisini savunma gereği duymaksızın ölüme kadar gider. Kendini savunmakanlamsızdır, çünkü yaşadığı dünyaya ait değildir o. Ait olmadığı bir dünyadayaşamaktansa silinip gitmeyi tercih edecek kadar yaşama boş vermiştir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Her gün yeni suçlular çıkarıyoruzortaya. Yargıyı kenara itip kendi kararımızı veriyoruz. Kendi dışımızdakilerinhepsini suçlamaya yöneliyoruz. Sonra birileri de bizi suçlayınca şaşırıpkalıyoruz. Suçlananların bir bölümünün işledikleri öne sürülen suçtan haberiyok. Haberi olsa “Haberi vardı gereken önlemi almadı” diye suçluyoruz. Haberiyoksa “Haberi olsaydı da önlemini alsaydı” diye. Öylesine yoğun bir baskı altındayızki işlemediğimiz cinayetleri itiraf edecekmiş gibi bakıyoruz birbirimize. Buparanoya ister istemez hepimizi yalnızlığa ve çevremize yabancılaşmaya itiyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Ne zaman yaşadığım yere yabancılaştığımı hissetsem kadim tarih okur bulurum kendimi. Ve ait olmadığım oantik dünyada, işlenmemiş suçlarla suçlanmak artık mümkün olmadığından,hissettiğim yabancılık duygusundan giderek uzaklaşırım.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;(Not: Bu yazı aynı adla20.07.2003 tarihinde Radikal Gazetesinde yayımlanmış yazımın büyük ölçüde yeniden yazılmış&amp;nbsp;halidir.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-2034244752932368271?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/2034244752932368271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/yabanc.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2034244752932368271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2034244752932368271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/yabanc.html' title='Yabancı'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-2361761284370331851</id><published>2012-02-06T08:31:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T09:49:40.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='para politikası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Faiz İllüzyonu</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Türk toplumunda son birkaç ayda en fazlatartışılan ekonomi konularından birisi Merkez Bankası’nın (TCMB) faizartırmasına gerek olup olmadığı konusuydu. Bu konuda iki farklı görüş vardı:(1) Enflasyonun yükselişe geçtiği bir aşamada bulunduğumuza göre TCMB’nin faizartırmasının gerekli olduğunu savunanlar, (2) Büyümenin düşmesinin beklendiğibir ortamda ekonomiyi daha da daraltacak bir faiz artırımının gerekliolmadığını savunanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında böyle bir toparlama yaptığıma bakmayınbambaşka gerekçelerle ikisinin de lehinde ya da aleyhinde görüşler öne sürenlerde oldu. Örneğin faizin artırılmasını savunanları “faiz lobisi” diyeadlandıranlar oldu. Ve bu yakıştırma, komplo teorisini çok seven Türkmilletinin büyük çoğunluğunca da benimsendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben bu görüşlerden farklı bir görüşe sahiptim enbaşından beri. Ama faiz politikasının, para politikasının bir alt politikasıolması yani tümüyle teknik bir konu olmasınedeniyle böyle sloganlaştırılmasına,kategorize edilmesine karşı çıkıyordum. Çünkü faiz artırılması düşüncesinintartışılmasına “faiz lobisi”yakıştırmasıyla yani bilim dışı bir tavırla karşıçıkıldığında TCMB’nin elini kolunu bağlamış oluyorduk. Yarın öbür güngerektiğinde TCMB artık faiz artışıyapamayacak ve faiz lobisinin baskısıaltında kaldığı korkusunu hep taşıyacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tekrar söylüyorum: Faiz konusunun, faizinartırılması veya düşürülmesi konusunun, bütün öteki konular gibi tartışılmasıgerekir. Bu konuda hangi düşünceyi öne sürerse sürsün insanların“faiz lobisi”gibi yaftalarla damgalanması son derecede yanlıştır. Faiz politikası bilimselbir konudur ve tartışılması da o düzeyde yapılmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Şimdi geliyorum konunun bir başka yanına. TCMB,son üç ay içinde yani TL’nin değer kaybetmeye ve enflasyonun yukarı doğruhareketlenmeye başlamasından sonra faizi artırdı mı artırmadı mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TCMB’nin işlemlerinde uyguladığı faizlerşunlardır: (1) Bir haftalık repo faizi (5 Ağustos 2011’den beri yüzde 5,75’dir.Son üç ay içinde artmamıştır.) (2) Gecelik borç alma faizi (5 Ağustos 2011’denberi yüzde 5’tir. Son üç ay içinde artmamıştır.) Gecelik borç verme faizi (5Ağustos 2011’de yüzde 9 olan bu faiz 21 Ekim 2011’de yüzde 12,50’yeyükseltilmiştir. Yani bu faiz son üç ay içinde artmıştır.) (3) Geç likiditepenceresi faizi (17 Aralık 2010’da yüzde 12 olan bu faiz 21 Ekim 2011’de yüzde15,5’a yükseltilmiştir. Yani son üç ay içinde geç likidite penceresinden borçverme faizi artırılmıştır.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Demek ki TCMB borç verme işlemlerinde uyguladığıfaizleri ciddi oranlarda artırmıştır. Benim görüşüm faizlerin artırılmasıgerektiğini savunanlarla da artırılmaması gerektiğini savunanlarla da paraleldeğildir. Ben, TCMB’nin faizleri zaten gerektirdiği kadar artırdığıkanısındayım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bütün yanılgı TCMB’nin repo faizini “politikafaizi” olarak adlandırmasından ve buna bakan insanların faizin artırılmadığınıdüşünmesinden ibarettir. Özetle bu yanlış tartışma TCMB’nin siyasetçilerinbaskısını aşabilmek için yarattığı illüzyonun bir sonucudur. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-2361761284370331851?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/2361761284370331851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/faiz-illuzyonu.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2361761284370331851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2361761284370331851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/faiz-illuzyonu.html' title='Faiz İllüzyonu'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-7740422746504682347</id><published>2012-02-04T09:55:00.003+02:00</published><updated>2012-02-14T09:50:01.402+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Enflasyon Nedir, Nasıl Ölçülür?</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Bazen günlük konuşmada birbiriyerine kullanılsa da enflasyon, fiyat artışı ve hayat pahalılığı farklıkavramlardır. &lt;/span&gt;&lt;b style="text-align: justify;"&gt;Enflasyon fiyatların genelolarak ve sürekli bir biçimde yükselme eğiliminde olması olarak tanımlanabilir.&lt;/b&gt;&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Fiyat artışı dediğimizde kastettiğimiz şey ise bir veya birkaç malınfiyatının sürekli artması ya da genel olarak malların fiyatlarının yalnızca birkez artmasıdır. Hayat pahalılığı bir yerde fiyatların başka yerlere göre yüksekolması demektir. Örneğin eskiden beri gelen enflasyonla New York’ta hayatpahalı hale gelmiş olsa da günümüzdeki enflasyon yüzde 3 dolayında olabilir. Budurumda New York’ta enflasyon ılımlı olsa bile hayat pahalıdır diyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;span style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Enflasyon iki farklı endekslehesaplanır: (1) Üretici fiyatları aşamasında derlenen fiyatlarla hesaplananendekse üretici fiyatları endeksi (ÜFE) denir. (2) Tüketiciye nihai satışaşamasında derlenen fiyatlar üzerinden hesaplanan endekse tüketici fiyatlarıendeksi (TÜFE) denir. Çoğunluğu tüketici enflasyonu ilgilendirdiği için onu elealacağım.&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Tüketici aşamasında enflasyon ikitür veriye dayanılarak hesaplanır. İlk olarak seçilmiş hane halklarına hangimal ve hizmetleri hangi ağırlıkla kullandıkları anket uygulamasıyla sorularak (hanehalkı bütçe anketi) ve diğer bazı anket ve bilgiler kullanılarak hanehalklarının bütçelerinde yer alan mallar ve hizmetlerin neler olduğu ve bunlarınbütçelerinde ne kadar ağırlık tuttuğu belirlenir. Bu mal ve hizmetler veağırlıklarıyla bir sepet oluşturulur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;TÜİK tarafından yapılan anketlerve belirlemeler sonucunda hane halklarının gıda maddeleri ve alkolsüz içecekgrubu için aylık gelirlerinin ortalama yüzde 26,2’sini, bu kategoride yer alan beyazpeynir için de aile gelirlerinin yüzde 0,8836’sınıu harcadıkları saptanmıştır. Beyazpeynirin fiyatı ay içinde değişiklik gösterdiği için 4 kez farklı günlerde derlenir.Her bir derlemede bulunan fiyat, sepetteki ağırlık oranı olan 0,8836 ile çarpılırve en sonunda ortaya çıkan dört ağırlıklı fiyatın ortalaması alınarak beyazpeynirin o ay içindeki ortalama fiyatı bulunmuş olur. Beyaz peynir içinverdiğimiz örnek endekse giren diğer mallar için de yapılır ve her bir mal vehizmetin o ay içindeki ortalama ağırlıklı fiyatı hesaplanır. Ay içinde çokdeğişiklik gösteren 15 gıda maddesi ve içecek dışında kalanların fiyatları 4kez değil 2 kez derlenir, kiralar ise ayda bir kez derlenir ve hesaplamalarbuna göre yapılır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;TÜFE sepeti için 444 ürünkategorisinde yer alan 1169 adet ürün çeşidinin fiyatı 27500 işyeri ve 4176konuttan derlenmektedir. Bazı fiyatların 4 kez, bazılarının 2 kez derlendiğidikkate alınırsa her ay yaklaşık olarak 375.000 fiyatın derlendiği ortayaçıkmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Türkiye’de TÜFE endeksinin bazyılı 2003 yılı olarak alınmış, o yılın endeksi 100’e eşit kabul edilmiştir(2003 = 100.) Sonraki aylarda ve yıllarda hesaplanan TÜFE endeksi ile bu endekskarşılaştırılarak enflasyonun ne kadar arttığı ölçülmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;2011 yılının Aralık ayında TÜFEendeksi 200,85 olarak, 2012 yılının Ocak ayında ise 201,98 olarakhesaplanmıştır. Buna göre 2012 yılı Ocak ayında tüketici enflasyonu bir öncekiaya göre ((201,98 – 200,85) / 200,85 x 100 =)) yüzde 0,56 artmış olmaktadır.2011 yılının Ocak ayında TÜFE endeksi 182,60 idi. Buna göre 2012 Ocak ayındayıllık TÜFE artışı ((201,98 – 182,60) / 182,60 x 100 = )) yüzde 10,61 olarakgerçekleşmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-7740422746504682347?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/7740422746504682347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/enflasyon-nedir-nasl-olculur.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/7740422746504682347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/7740422746504682347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/02/enflasyon-nedir-nasl-olculur.html' title='Enflasyon Nedir, Nasıl Ölçülür?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-5942423739492627145</id><published>2012-01-31T10:41:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T09:50:28.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Lombroso'nun Hayaleti</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;CesareLombroso 1835-1909 yılları arasında yaşamış bir İtalyan hekimi. Hekimlikleyetinmeyip insan ırkının farklı özelliklerinden yola çıkarak bazı insanlarındoğuştan suçlu olabilecekleri kuramını ortaya atmıştı. En ünlü kitabı, aynızamanda bu kuramını geliştirdiği “Suçlu İnsan”da Lombroso, kafa biçimindekisapmalar, yüzdeki asimetrik gelişmeler, göz biçimindeki bozukluklar, burunda vedişlerde bozukluklar gibi biçim bozukluğu taşıyan insanların doğuştan suçluolabileceğini öne sürüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Lombroso'yagöre Tanrı bize kimin suçlu olabileceğini önceden ortaya koyduğu biçimbozukluklarıyla gösteriyor. Bize suçluya ilişkin ipuçlarını sunuyor. Bu tipinsanları izlemek ve önceden önlem almak da bize düşüyor. Lombroso, bu türinsanlara baştan bir şey yapılmamasını, ama izlenmesini ve ilk yanlışlarındaderhal ömür boyu sürgüne gönderilmesini öneriyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Busaçma sapan kuram, yıllarca Batı dünyasında müthiş itibar görmüş ve suçbiliminin (kriminoloji) neredeyse temelini oluşturmuş. Üstelik Lombroso'nunizleyicileri onun kadar insaflı da yaklaşmamışlar konuya. Bu tür insanlarındaha baştan, yani suç işlemeden yakalanıp hapse atılmasını önermeye kadarvardırmışlar işi. Polisin sanığa yaklaşımına insanların tipi, görünümü uzunsüre etkin olmuş. Bugün bile bu etkinin toplumsal birtakım değerlendirmelerdegizliden gizliye devam edip gittiğini görmek mümkün. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Aslında Lombroso'nun kuramı, üç aşağı beş yukarı ortaçağ Avrupa'sında egemenolan cadı avı kuramının, yakınçağda bir başka biçimdeki sunuluşu gibi. Ortaçağsonrasında lanetlenen cadı avı yaklaşımı 19'uncu yüzyılın sonunda Lombroso ilebu kez doğuştan suçlular tezi altında farklı bir biçimde yeniden hortlamış ve20'nci yüzyılın ilk yarısına kadar geniş destek bulmuş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;Cesare Lombroso'nun yaklaşımı, Nazilerin Yahudi ırkına karşı giriştiğisoykırımının da temelini oluşturmuş görünüyor. Naziler, Yahudilerin tipinedeğil yalnızca Yahudi olmasına bakarak Lombroso'nun kuramını farklı bir alanataşıyıverdiler. Nazi anlayışında Yahudiler doğuştan suçluydular vetemizlenmeleri gerekiyordu. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;CesareLombroso öleli&amp;nbsp;yüz yıldan fazla&amp;nbsp;olsa da ortaya attığı kuramın etkisi devamediyor. Bu etki belki kriminoloji alanında çok daha az, çok daha zayıf, amatoplum katında hâlâ oldukça yoğun. Bireysel bazı kusur, suç ya da hatalarıgenelleştirmeyi seven toplumlarda bunlar hemen bir aileye, gruba, taraftarlarıntümüne hatta kente mal edilebiliyor. Hiç kimse bu tür kusurların bireysel olupolmadığına bakmıyor ve böyle bir kusur işleyen bir bireyin bulunduğu toplum yada topluluk toptan karalanmaya başlanıyor. Bu yaklaşımın cadı avından,Lombroso'nun doğuştan suçlular uygulanmasından ve Yahudilere yapılanlardanfarkı yok. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Çağdaş hukuk bireyi ele alır ve onu devlete karşı korumaya çalışır. Çünkü güçlüolan devlet, güçsüz olan bireydir. Hukuk, bireyi değil de devleti korumayabaşladığı anda bambaşka bir şeye dönüşür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Cesare Lombroso'nun hayaleti aramızda dolaşmaya devam ediyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;(Not:Bu yazı 06.02.2005 tarihinde Radikal Gazetesinde aynı adla yayımlanmış yazımınyenilenmiş şeklidir.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-5942423739492627145?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/5942423739492627145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/lombrosonun-hayaleti_31.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5942423739492627145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5942423739492627145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/lombrosonun-hayaleti_31.html' title='Lombroso&apos;nun Hayaleti'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-5938860505699281302</id><published>2012-01-30T12:04:00.003+02:00</published><updated>2012-02-14T09:50:59.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maliye'/><title type='text'>Türkiye'de Kamu Kesimi Borcu</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Bir ülkede kamu kesiminin borçstoku denildiği zaman, o ülkenin kamu kesiminde yer alan KİT’ler dışındakibirimlerin iç ve dış borçlarının toplam miktarı anlaşılır. Kamu kesimi borçyükü ise, kamu kesimi borç stokunun o dönemdeki GSYH’ye oranı demektir. TCMB’nındış borçları kamu kesimi içinde sayılmamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Genel olarak borç stoku ve borçyükü kavramlarına yalnızca borçların anapara yükümlülükleri dahil edilir. Birbaşka deyişle, faizler bu iki kavrama da dahil edilmez. Bunun temel nedeniborçlanma faizlerinin bütçeye gider yazılması&amp;nbsp;ilkesidir. ÖrneğinTürkiye’de 1985 yılından itibaren borçlanma anapara hasılat ve ödemeleribütçenin dışına çıkarılmış olmasına karşın, bu borçlara ilişkin faiz ödemeleri,yukarıdaki genel kabul çerçevesinde, bütçeye gider yazılmaktadır. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Buraya kadar sözünü ettiğimizstok, brüt kamu borç stokudur. Kamu kesiminin bir de alacakları vardır bunlarıbrüt borç stokundan düştüğümüzde karşımıza kamu kesiminin net borç stoku çıkar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Kamu kesimi brüt borç stoku =Kamu kesimi brüt iç borç stoku + kamu kesimi brüt dış borç stoku&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Kamu kesimi net borç stoku = Kamukesimi brüt borç stoku – kamu kesimi varlık ve alacakları mevcudu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Türkiye’nin2011 yılının III. çeyreği itibariyle&amp;nbsp;mevcut verileri şöyledir:&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi iç borç stoku: 383 milyar TL &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi dış borç stoku: 157 milyar TL&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi varlık ve alacakları toplamı: 247 milyar TL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;Bu verileriyukarıdaki denklemlerde yerine koyalım.&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamu kesimi brüt borç stoku = 383 +157 = 540 milyar TL &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi net borç stoku = 540 – 247 = 293 milyar TL. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 2011 yılı için tahmin edilen GSYH miktarı olan 1.215 milyar TL'yi esas alırsak&amp;nbsp;borç yükü hesaplarını şöyle yapabiliriz:&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi brüt borç yükü = (540 &amp;nbsp;/ 1.215) x100 &amp;nbsp;= % 44&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamukesimi net borç yükü = (293 / 1.215) x 100 = % 24&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Avrupa Birliğinde kullanılan yöntemle uyumlu karşılaştırmalaryapılabilmesi için AB tanımlı genel yönetim nominal borç stoku ve borç yükü de hesaplanmaktadır.Bu hesaplamaya göre de kamu kesimi borç stoku 531 milyar TL ve borç yükü % 41bulunmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Euro bölgesine girebilmekte ölçüolarak kabul edilen Maastricht kamu borç yükü kriterinin tavanı % 60’dır. Türkiye’nin AB tanımlı kamu borç yükü oranıyukarıda değindiğimiz gibi yüzde 41’dir. Euro bölgesi üyesi bazı ekonomilerde bu oran sırasıyla şöyledir: Yunanistan % 157, Belçika % 100, İtalya % 129, İrlanda % 120, Portekiz % 111, Fransa% 97, Almanya % 87. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-5938860505699281302?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/5938860505699281302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/turkiyede-kamu-kesimi-borcu.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5938860505699281302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5938860505699281302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/turkiyede-kamu-kesimi-borcu.html' title='Türkiye&apos;de Kamu Kesimi Borcu'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-5242310285893780997</id><published>2012-01-28T11:11:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T09:51:18.073+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Cadı Avı</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Avrupa uygarlığının en karanlıkdönemini oluşturan ortaçağda uzunca bir süre cadı avı adı altında yaşanan birdeli saçmalığı var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Avrupa’da cadı avcılığıçılgınlığının belki de en az yaşandığı ülke İngiltere. Çünkü İngiltere tarihselolarak hukuka en fazla bağlı olan Avrupa ülkesi. Buna karşın İngiltere’de birhukukçu ortaya çıkıyor ve cadı avcılığının lideri oluyor. Adı Matthew Hopkins.Hopkins, bir süre avukatlık yaptıktan sonra daha fazla kazanç getirecek şeyleraramaya girişiyor. O dönemde sefaletin kol gezdiği taşra İngiltere’sindetoplumun yaşadığı sıkıntıları ve eziyetleri mal edecek günah keçileriarandığını kısa sürede keşfediyor ve bunun yolunun kıta Avrupa’sında çığ gibiyayılan cadılık olayının kaşınmasında yattığını anlıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Hopkins, bir suçlamadan yolaçıkarak bir cadılık davası açıyor. Bu davayı kazanınca şöhreti hızla yayılıyor.Bir süre sonra kendisini Baş Cadı Avcısı (Witch-finder General) ilan ediyor.Ondan sonra cadı avı inanılmaz bir hızla gelişiyor. Cadılığından kuşkulanılaninsanlar Hopkins’e muayene ettiriliyor. Muayenede kişinin vücudunda cadılıkbelirtileri, yani şeytanın izleri aranıyor. Bunlar arasında benler, siğillergibi şeyler var. Vücuda iğne batırıldığında kan çıkmaması da şeytanlaişbirliğinin bir belirtisi sayılıyor. Cadılığını itiraf etmeyenlere işkenceleruygulanıyor. Bunların en etkilisi sanığın günlerce uykusuz bırakılması. Bunusağlamak için sanık sürekli koşturuluyor, yürütülüyor. Günlerce sürenuykusuzluk ve yorgunluk sonucu sanık halüsinasyonlar görmeye başlıyor ve aklınıyitirme noktasına gelince biraz olsun uyuyabilmek için çaresizlikten cadılıkyaptığını kabul etmeye zorlanıyor. Bu zorlanmayla cadılık yaptığını kabuledince de idam ediliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Baş Cadı Avcısı Matthew Hopkins’incadılık suçlamasıyla en az 100 kişiyi astırdığı sanılıyor. Cadılıklasuçlananların çoğu özürlü kadınlar. Ortaçağ Avrupasında cadı idamlarında rekorAlmanya’da. Tam 25,000 kişi idam edilmiş bu saçma sapan suçlamalarla. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Avrupa, yaşadığı bu inanılmasıgüç hukuk katliamı ve işkence faciasından zaman içinde hukuk normlarınıgeliştirerek kurtulmuş. Suç ve ceza ilişkisinin kurulması, modern mahkemelerinoluşturulması, günah keçilerine işkence uygulayarak suçlu yaratmanın yerinialmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Modern zamanlardayargısız infaz ve yargılamadan tutuklama, ortaçağdaki işkencenin yerini almışgörünüyor. Bizimle aynı düşüncede olmadığı için suçlayıp tutukladığımız veya suçlayıp çamura batırdığımız insan sayısı her geçen gün ortaçağ Avrupa’sında işkence edilen cadı sayısına yaklaşıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;(Not: Bu yazı 27.01.2002tarihinde Radikal Gazetesi’nde yayımlanan aynı başlıklı yazımın yenilenmiş halidir.Yararlanılan kaynak: Haydar Akın, “Ortaçağ Avrupasında Cadılar ve Cadı Avı”Dost Yayınları, 2001.) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-5242310285893780997?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/5242310285893780997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/cad-av.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5242310285893780997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5242310285893780997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/cad-av.html' title='Cadı Avı'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-7793209360660669240</id><published>2012-01-27T08:52:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T11:36:41.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Yumuşak İniş ya da Sert İniş</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Son olarak IMF revize edilmişbüyüme tahminini açıklayınca ortalık karıştı. IMF’nin revize tahminine göreTürkiye 2012’de yüzde 0,4 büyüyecekmiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;IMF’nin geçtiğimiz Eylül ayında2012 yılı için yaptığı tahmin 2,2 idi. Bu tahminini Aralık ayında revize ederekyüzde 2’ye indirmişti. Şimdi Ocak ayında bir kez daha revize ederek yüzde 0,4’edüşürmüş bulunuyor. IMF’nin bu revizyondaki temel varsayımları şunlar: (1)Petrol fiyatı yüzde 30 oranında artacak ve bu artış Türkiye’nin cariaçığının düşmesini engelleyecek. (2) Türkiye’nin ihracatının yarısınınyöneldiği Avrupa’nın ithalatında hızlı bir gerileme olacak, bu da Türkiye’ninihracat gelirlerini düşürerek cari açığının gerilemesine engel oluşturacak. (3)Avrupa’daki sıkıntıların büyümesi sonucu Türkiye, büyük cari açığını finanseetmekte başvurabileceği kaynaklara ulaşmakta ciddi sıkıntılarla karşılaşacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;2012 yılında Türkiye'nin büyüme oranı konusunda IMF dışındaki diğer&amp;nbsp;tahminleride sıralayalım. Hükümetin tahmini (Orta Vadeli Programda) yüzde 4,&amp;nbsp;OECD’nintahmini yüzde 3,&amp;nbsp;Dünya Bankası tahmini yüzde 2,9.&amp;nbsp;Buna göre Türkiye için 2012yılındaki büyüme tahminleri yüzde 0,4 ile yüzde 4 arasında değişiyor. En düşüktahmin ile en yüksek tahmin arasında 10 kat fark var. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir ekonominin kaynaklarını ideal düzeyde&amp;nbsp;kullandığı&amp;nbsp;bir dengede gerçekleştirdiği büyüme oranına o ekonomininpotansiyel büyüme oranı adı verilir. Genellikle bir ülke potansiyel büyümeoranı dolayında bir büyüme sürekliliği yakalarsa sağlıklı bir ekonomik dengeiçinde büyüyebileceği kabul edilir.&amp;nbsp;Bu tanımdan giderek bir hesaplama yapmak çok kolay olmadığıiçin uzun yılların büyüme ortalaması bir çeşit potansiyel büyüme oranı olarakkabul edilir. Bu oran Türkiye için yaklaşık olarak yüzde 5 dolayında birorandır. Türkiye bu oran dolayında bir büyüme serisi yakaladığında ekonomikdengesini bozmadan büyümeyi sürdürebilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Türkiye 2010 yılında yüzde 9oranında büyümüştür. 2011 yılındaki büyüme oranının da yüzde 8 dolayında olmasıbeklenmektedir (ilk 9 aylık büyüme yüzde 9,6 dır.) Demek ki Türkiye son ikiyılda potansiyel büyüme oranının çok üstünde bir oranda büyümüştür. Nedir bununsakıncası? Bu zorlanmış büyüme Türkiye’nin cari açığının yüzde 10’lara gelipdayanmasına yol açmıştır. Bunu sürdürebilmek imkân dışıdır. Çünkü bu kadarbüyük bir cari açığın finansmanı, hele böyle bir kriz ortamında giderek imkânsız halegelmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir ekonominin potansiyel büyümehızının üzerindeki bir büyüme hızından tekrar potansiyel büyüme hızı dolayınadönüşüne yumuşak iniş deniyor. Eğer büyüme hızının düşüşü potansiyel büyümehızının çok altında bir düzeye giderse buna da sert iniş adı veriliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Türkiye eğer önceki iki yıldayaşanmış olan yüzde 8 – 9 düzeyindeki yüksek büyüme hızından yüzde 5’lik potansiyelbüyüme hızı düzeylerine iniş yaparsa yumuşak inişi gerçekleştirmiş olacaktır. Eğerdüşüş yüzde 2’nin altında bir düzeye doğru giderse o zaman sert iniş geçerliolacak demektir. Yumuşak inişi uçağın normal inişine, sert inişi isetekerleklerinin açılmaması nedeniyle gövdesi üzerine inişine benzetebiliriz. Yanisert iniş ekonomide büyük hasarlara yol açabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;IMF’nin yüzde 0,4’lük büyümetahmini oldukça sert bir inişi tanımlamaktadır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-7793209360660669240?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/7793209360660669240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/yumusak-inis-ya-da-sert-inis.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/7793209360660669240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/7793209360660669240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/yumusak-inis-ya-da-sert-inis.html' title='Yumuşak İniş ya da Sert İniş'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-2491284482903305424</id><published>2012-01-26T10:41:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T11:36:51.108+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Ekonomik Büyüme Ne Demektir?</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Bir ülkede 2010 yılı içinde yalnızca1000 adet ekmek, 25 kg beyaz peynir ve 500 şişe su üretildiğini varsayarsaküretim şöyle bir görünüm sergiler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Üretim = 1000 ekmek + 25 kg beyazpeynir + 500 şişe su&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Ekmeğin adedinin 1 TL, beyazpeynirin kilosunun 10 TL, suyun da şişesinin 0,50 TL’den satıldığınıvarsayarsak örneğin bu ülkede 2010 yılının GSYH’sını şöyle hesaplayabiliriz:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH = (1000 x 1) + (25 x 10) + (500 x 0,50) = 1.500 TL &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Diyelim ki 2011 yılı başında yenibir fırın devreye girmiş ve ekmek üretimi 1100 adede yükselmiş ve fiyatlar&amp;nbsp;değişmeden kalmış olsun. Bu durumda 2011 yılının GSYH’sı şöyle hesaplanır:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH = (1100 x 1) + (25 x 10) + (500 x 0,50) = 1.600 TL &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu ekonomi 2011 yılında bir önceki yıla göre ((1600 – 1500)/ 1500) 0,067yani yüzde 6,7 oranında büyümüştür. Fiyatlar artmadığı için bu büyüme hemnominal hem de reel büyümeyi göstermektedir.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Şimdi varsayalım ki ekmek üretimiylebirlikte ekmeğin&amp;nbsp;fiyatı da artmış ve tanesi 1,25 TL’ye çıkmış olsun. Bu durumda2011 yılı GSYH’sı şöyle görünecektir:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH = (1100 x 1,25) + (25 x 10) + (500 x 0,50) = 1.875 TL &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu ekonomi 2011 yılında bir önceki yıla göre ((1875 – 1500)/ 1500) 0,25yani yüzde 25 oranında büyümüştür. Bu büyümenin içinde fiyat artışları da yeraldığı için buna nominal büyüme deniyor. Nominal büyüme bize ekonominingerçekte ne kadar büyüdüğünü göstermez. Bunu bulabilmek için 2011 yılıGSYH’sını fiyat artışlarından gidermemiz gerekir. Bunun için de bir önceki yılınyani 2010 yılının fiyatlarını hesaplamaya esas almamız gerekir. Bu durumda 2011 yılının GSYHdenklemi şöyle olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH = (1100 x 1) + (25 x 10) + (500 x 0,50) = 1.600 TL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu ekonomi 2011 yılında bir önceki yıla göre ((1600 – 1500)/ 1500) 0,067yani yüzde 6,7 oranında büyümüştür.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu durumda şunu söyleyebiliriz: Bu hayali ekonomi 2011 yılında nominalolarak yüzde 25 büyümüş ama reel büyümesi yüzde 6,7 oranında gerçekleşmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Ekonomik büyüme denildiğinde kastedilen fiyat artışlarından arındırılmışbüyüme, yani reel büyümedir. Bu ekonomide ekmek üretimi 100 adet artmıştır,gerçek büyüme budur. Çünkü bu büyüme refah artışı getirmiştir. Oysa fiyatartışının yarattığı nominal büyüme yalnızca görüntüyü değiştirmiş, refahartışına katkı yapmamıştır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Türkiye, 2009 yılında yüzde 4,7 oranında reel küçülme yaşamış, 2010 yılındaise yüzde 9 oranında reel büyüme gerçekleştirmiştir. 2011 yılının ilk 9 ayındayüzde 9,6 büyümüş olan Türkiye ekonomisinin yıl bazında yüzde 8 dolayındabüyümüş olduğu tahmin edilmektedir. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-2491284482903305424?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/2491284482903305424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/ekonomik-buyume-ne-demektir.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2491284482903305424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/2491284482903305424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/ekonomik-buyume-ne-demektir.html' title='Ekonomik Büyüme Ne Demektir?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6964747498401139428</id><published>2012-01-24T10:06:00.000+02:00</published><updated>2012-02-01T12:18:48.493+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Bir Sayfada GSYH Dersi</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir ülkede belirli bir dönem içinde (3 ay, 1 yıl) üretilen bütün nihai malların piyasa fiyatları üzerinden toplanmasıyla oluşan toplam değere gayrısafi yurtiçi hasıla (ya da kısaca GSYH) diyoruz. Bir ülkede bir yıl içinde yalnızca 1000 adet ekmek, 25 kg beyaz peynir ve 500 şişe su üretildiğini ve ekmeğin adedinin 1 TL, beyaz peynirin kilosunun 10 TL, suyun da şişesinin 0,50 TL’den satıldığını varsayarsak GSYH’yı şöyle hesaplayabiliriz:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;GSYH = (1000 x 1) + (25 x 10) + (500 x 0,50) = 1.500 TL &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Buna göre bu ülkede o yıl için piyasa fiyatları cinsinden hesaplanan GSYH 1.500 TL’dir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu basitleştirilmiş hesaplamada dikkat edilmesi gereken şey sadece nihai malların piyasa satış fiyatlarının dikkate alındığıdır. Yani ekmekteki buğdayın, un haline getirilirken eklenen işçilik değerinin veya suyun şişesinin, kapağının ya da beyaz peynirin ambalajının ayrı ayrı hesaba katılması söz konusu olmuyor. Üretilen malı tüketiciye nihai satışfiyatları toplanıyor. Aksi takdirde çift sayım yapmış oluruz ve GSYH olduğundan büyük çıkar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH bu şekilde hesaplanan üretim yöntemi yanında harcamalar ve ülkede elde edilen gelirler üzerinden giderek de hesaplanır. Çünkü bir ülkedeki toplam üretim değeri, toplam harcamalar ve toplam gelirler bir eşkenar üçgenin üç kenarı gibi birbirine eşittir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH, bir ülkenin bir çeyrek yıl veya bir tam yıl içinde ne kadar üretim yaptığını bize fiyatlar cinsinden gösterir.  Farklı malları toplayabilmek için ortak bir ölçüye ihtiyacımız vardır: O da fiyattır. Aksi takdirde denklemimiz şöyle olur:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;GSYH = 1000 ekmek + 25 kg beyaz peynir + 500 şişe su&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu denklem bize o ekonomide hangi malın ne kadar üretildiğini anlatır ama GSYH’nın ne kadar olduğunu buradan bulamayız.  Aynı malları piyasa fiyatları cinsinden toplarsak GSYH’yı bulabiliriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Türkiye’de GSYH üçer aylık dönemler itibariyle açıklanır ve sonunda yıllık GSYH ortaya çıkar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;2010 yılında Türkiye’nin yıllık GSYH’sı 1.105 (1 trilyon 105 milyar) TL olarak hesaplanmıştır.&lt;/b&gt; Bunu nüfusa böldüğümüzde kişi başına düşen yıllık geliri hesaplayabiliriz. 2010 yılında Türkiye’nin yıl ortası nüfusu 73 milyon olarak tahmin edilmektedir. Buna göre &lt;strong&gt;kişi başına gelir 15.137 TL&lt;/strong&gt;olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Uluslararası karşılaştırmalarda kullanılabilmesi için bu sayılar yıllık ortalama kura bölünerek dolar cinsinden gösterilmektedir. 2010 yılında yıllık ortalama dolar kuru 1,50 olduğuna göre &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;GSYH 736 milyar dolar ve kişi başına gelir de 10.080 dolar&lt;/b&gt; olarak bulunmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;(&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Not:&lt;/b&gt; Burada sunduğum hesaplar konuyu en basit haliyle anlatmayıamaçlamaktadır. Ülkelerin üretimleri, dış ilişkileri ve dolayısıyla GSYH hesapları burada sunulduğundan çok daha karmaşıktır. Burada konu yalnızca hatırlatma amaçlı ele alınmaktadır.)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6964747498401139428?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6964747498401139428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/bir-sayfada-gsyh-dersi.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6964747498401139428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6964747498401139428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/bir-sayfada-gsyh-dersi.html' title='Bir Sayfada GSYH Dersi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6843080583264693480</id><published>2012-01-19T09:32:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T11:37:14.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Dünya Bankası Gözlüğüyle Türkiye 2012</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Son olarak Dünya Bankası da 2012tahminlerini açıkladı (Global Economic Prospects raporu.) Dünya Bankası,küresel sistemin yalnızca makro düzeyde değil mikro düzeyde de nabzını en iyi tutankuruluşlardan birisi. O nedenle tahminleri önem taşıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Dünya Bankası’na göre 2012’deküresel ticaretin hacmi 2011 yılına göre yüzde 4,7 oranında artış gösterecek.İlk bakışta ticaret hacminde iyi sayılabilecek bir artış olacakmış izleniminiverse de aslında bu oran ticaret hacminin zayıf bir görünüm içinde olacağınısöylüyor. 2009’da yüzde 10,6 gerilemiş olan ticaret hacmi, 2010’da yüzde12,4, 2011’de ise yüzde 6,6 artmıştı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Küresel büyümenin yüzde 2,5,gelişmiş ülkeler büyümesinin yüzde 1,4 oranında kalacağının tahmin edildiği biryıl için yüzde 4,7’lik ticaret hacmi artışı tutarlı bir tahmin olarakkarşımıza çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Raporda Türkiye ile ilgilideğerlendirmeler de var. &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Türkiye içinbüyüme oranı 2011 için yüzde 8,2, 2012 için yüzde 2,9 olarak tahmin ediliyor.&lt;/b&gt;Tahmin gerçekleşirse ciddi bir düşüş söz konusu olacak. &lt;strong&gt;Buna karşılık cari açık yüzde 7,5&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;olarak&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;tahmin edilmiş.&amp;nbsp;Yani büyümede hızlı bir düşüş beklenirken cari açıkta o kadar dahızlı bir düşüş beklenmiyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse Türkiye için cansıkıcı bir gelişme oluşacak demektir. Çünkü cari açığın, büyüme gibi, hızlıdüşmeyip hala yüksek düzeyde seyretmesi finansman zorluğunu artıracak birgelişme olarak değerlendirilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Türkiye’nin 2012 yılında ihtiyaç duyacağı dış kaynak toplamı olarakGSYH’nın yüzde 19’u oranında tahmin ediliyor.&lt;/b&gt; Bunun aşağı yukarı yarısınıncari açık yarısı da dış borç geri ödemeleri nedeniyle ortaya çıkmasıbekleniyor. Bu da kabaca 110 – 120 milyar dolar arasında bir finansman ihtiyacıdemek. Dünya Bankası, bu miktara ve dış borçların bileşiminde kısa vadeliborçların ağırlıklı olmasına bakarak Türkiye’nin 2012 yılında dış finansmanihtiyacını karşılamakta zorlanacak ülkeler arasında olacağı vurgusunu yapıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Finansman sorunuyla ilgi birbaşka konu da Türkiye’nin dış borçlarının önemli bir bölümünün Avrupabankalarına ait olması olarak gösteriliyor. GSYH’nın yüzde 20’si dolayında birborç tutarı Avrupa bankalarına ait bulunuyor. Buradaki temel sorun bunlarınvadeleri geldiğinde yenilenmeme sorunudur. İyi durumda olmayan Avrupa bankalarıbu kredileri zamanı geldiğinde başka ihtiyaçları için tahsis edebilir veyenilemeye gönüllü olmayabilir.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Raporda dikkat çeken bir başkanokta borç sorunlarının giderek arttığı, büyümenin düştüğü Euro bölgesi ülkelerindeithalatın da paralel bir düşüş yaşayacağı öngörüsü.&amp;nbsp;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Euro bölgesine en çok ihracat yapan ülkelerbu düşüşten en fazla etkilenecek ülkeler arasında gösteriliyor.&lt;/b&gt; İhracatınınyüzde 70’ini Euro bölgesi ülkelerine yapan Romanya, Litvanya, Letonya veMakedonya bu daralmadan en fazla etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor.İhracatının yüzde 47’sini Euro bölgesine yapan Türkiye’nin de bu ticaretdüşüşünden önemli oranda etkilenmesi bekleniyor.&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Özetle Dünya Bankası 2012 için iyimser bir tablo çizmiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6843080583264693480?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6843080583264693480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/dunya-bankas-gozluguyle-turkiye-2012.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6843080583264693480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6843080583264693480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/dunya-bankas-gozluguyle-turkiye-2012.html' title='Dünya Bankası Gözlüğüyle Türkiye 2012'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6624648362104720156</id><published>2012-01-17T19:04:00.003+02:00</published><updated>2012-02-14T11:40:19.692+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>İşsizlik nasıl hesaplanıyor?</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Toplumda en çok merak edilenekonomik konulardan birisi enflasyon oranının nasıl hesaplandığı, ötekisi deişsizlik oranının nasıl hesaplandığı meselesidir. Ne zaman enflasyon düştü yada işsizlik düştü deseniz itiraz edenler çıkar. Bu iki oran aynı zamanda en azinandırıcı bulunan oranların da başında gelir.&lt;/span&gt;&lt;span style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Türkiye İstatistik Enstitüsü(TÜİK), işsizlik oranını hesaplarken Uluslararası Emek Örgütünün (ILO) standarthesaplama yöntemlerini kullanıyor. Buna göre 15 yaşından büyük olan ve tam günesasına göre bir işte çalışmıyor olanlar gruplara ayrılıyor. TÜİK’in kullandığıuluslararası standarda göre istihdam edilmeyen, son üç ayda iş aramış olan ve15 gün içinde bir işte istihdam edilebilecek durumda olan kişiler işsiz olaraksınıflandırılıyor ve oran bu sayıya göre hesaplanıyor. Bu hesaplamaya iş bulmaümidi olmadığı için son üç ayda iş aramayı bırakmış olup da iş bulsa çalışacakolanlar, mevsimlik işlerde çalıştığı için iş aramayan ama sürekli iş bulsaçalışmaya hazır olanlar, ev kadını, emekli, irad sahibi, öğrenci ya da özürlü,yaşlı ve hasta olduğu için iş aramayan ama bulsa çalışmaya hazır olanlar, diğernedenlerle iş aramayan ama iş olsa işbaşı yapmaya hazır olanlar dahiledilmiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Özetle 15 yaşından büyük olup da son üç ay içinde iş arayan ve 15 güniçinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu bildirenlerin toplam işgücüne bölünmesiyleişsizlik oranı hesaplanıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir hesaplama örneği vermek içinTürkiye’nin Ekim 2011’deki istihdam durumunu sayılarla ele alalım. Ekim 2011’deTürkiye’nin nüfusu 72,7 milyon kişi olarak tahmin edilmektedir. Bu nüfusun 53,9milyonu 15 yaş ve daha yukarı yaş grubudur. Bir işte çalışanlar yani istihdamedilenler (24,5 milyon) ve son üç ayda iş aramış ve 15 gün içinde işebaşlayabilecek konumda olan işsizlerin (2,5 milyon) toplanmasıyla bulunantoplam işgücü 27 milyon kişidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;İşsizlik oranını hesaplamak içinşöyle bir denklem yazabiliriz:&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;İşsizlik Oranı = Son 3 ayda iş arayan ve 15 gün içinde işebaşlayabilecek durumda olanlar / Toplam işgücü&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Yukarıdaki sayıları bu denklemdeyerlerine koyalım (yuvarlamalar nedeniyle küçük farklar olabilir):&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;İşsizlikOranı = (2,5 / 27) x 100 = 9,1&lt;/div&gt;Yani Ekim 2011’de Türkiye’deişsizlik oranı yüzde 9,1’dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu sistemin en önemli eksikliğibir kişinin işsiz sayılabilmesi için son üç ay içinde başvurmuş olmasıgereğidir. Gelişmiş ülkelerde insanlar başvurularını sürekli yenilese degelişme yolundaki ülkelerde bu yenileme bu sıklıkla yapılmıyor. O nedenle işsizsayısı da olduğundan az görünebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Ölçüm doğru olsa da yöntem tamanlamıyla sağlıklı sonuç vermiyor olabilir. İnsanların işsizlik oranlarınaitiraz etmelerinin nedeni buradan kaynaklanıyor. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6624648362104720156?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6624648362104720156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/issizlik-nasl-hesaplanyor.html#comment-form' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6624648362104720156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6624648362104720156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/issizlik-nasl-hesaplanyor.html' title='İşsizlik nasıl hesaplanıyor?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6248012279054475535</id><published>2012-01-16T13:47:00.002+02:00</published><updated>2012-02-14T11:40:38.138+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maliye'/><title type='text'>Bütçe dersi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt; text-align: justify;"&gt;Bütçe belirli bir dönem için eldeedilecek gelirlerle yapılması planlanan giderleri gösteren bir tahmincetvelidir. Kamu bütçesinin ötekilerden farkı vergidir. Karşılıksız bir gelirolan vergiyi yalnızca kamu kesimi tahsil edebilir. Kamu kesimi bütçesinin özelbütçelerden bir başka farkı yasa olmasıdır. Bütçe yasası bir yıllık, yetkiveren bir yasadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Kamu kesimi söz konusu olduğunda şöylebir bütçe denklemi yazabiliriz: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;BütçeDengesi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;= &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Bütçe Gelirleri&lt;/b&gt; (vergi gelirleri +diğer gelirler) &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;– Bütçe giderleri&lt;/b&gt; (faizdışı giderler + faiz giderleri) Faiz dışı giderler de personel giderleri,yatırım giderleri, diğer cari giderler olarak sıralanabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Bütçedengesi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;denilince üç durumdan birisi karşımıza çıkar:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri = bütçe giderleriise bütçe denktir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri &amp;gt; bütçegiderleri ise bütçe fazlası vardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri &amp;lt; bütçegiderleri ise bütçe açığı söz konusudur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Borçlanmalar bütçeye gelir veya gideryazılmaz, ayrı bir borç hesabında izlenir. Buna karşılık borçlar için ödenenfaiz giderleri, bütçenin gelirlerinden ödendiği için bütçeye gider yazılır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Faizler hariç tutularak bakılan dengeyede faiz dışı bütçe dengesi deniyor. Bunu da şöyle formüle edebiliriz: &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Faiz dışı denge =&lt;/b&gt; Bütçe gelirleri –faiz dışı giderler&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Faizdışı dengede &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;üçdurumdan birisi karşımıza çıkar:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri = faiz dışıgiderler ise faiz dışı denklik söz konusudur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri &amp;gt; faiz dışıgiderler ise faiz dışı fazla vardır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Eğer bütçe gelirleri &amp;lt; faiz dışıgiderler ise faiz dışı denge açık veriyor&amp;nbsp;demektir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;2011yılının bütçe sonuçları şöyle özetlenebilir: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Bütçe gelirleri = 295,9 (vergigelirleri: 253,8; diğer gelirler 42,1)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Bütçe giderleri= 313,3 (faiz dışıgiderler: 271,1; faiz giderleri: 42,2)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Şimdi bu büyüklükleri yukarıdaki formüllerdeyerlerine koyalım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Bütçedengesi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;= (295,9 – 313,3) = &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;- 17,4 milyar TL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Faizdışı denge&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;= (295,8 – 271,1) =&amp;nbsp; &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;24,7 milyar TL &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;Buna göre 2011 yılında bütçe 17,4 milyarTL açık vermiş buna karşılık faiz dışı denge 24,7 milyar TL fazla vermiştir.Bir başka ifadeyle bütçe gelirleri faiz dışı giderleri karşıladıktan sonratoplam 42,2 milyar TL’lik faiz giderlerinin 24,7 milyar TL’lik kısmını dakarşılamıştır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt;"&gt;2011 yılı için tahmin edilen GSSYH’nıntahmin edildiği gibi gerçekleştiğini (1.215 milyar TL) varsayarsak bütçeaçığının GSYH’ya oranı % 1,5 ve faiz dışı fazlanın GSYH’ya oranı yüzde 2 olarakhesaplanabilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6248012279054475535?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6248012279054475535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/butce-dersi.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6248012279054475535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6248012279054475535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/butce-dersi.html' title='Bütçe dersi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-4451817446271985301</id><published>2012-01-14T00:08:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T11:41:21.833+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spor'/><title type='text'>Lefter</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Benim Fenerbahçeli olmamın nedenibabamdır. Babamın Fenerbahçeli olmasının nedeni ise Dedemin onu&amp;nbsp;Taksim stadındaki İngiliz karması ile Fenerbahçe arasında oynanan Harrington Kupası maçına götürmüşolmasıdır. Bir yandan İngiliz işgali İstanbul’da sürerken bir yandan da Lozanbarış antlaşması yürütülüyormuş. Ve bu maç adeta kurtuluş savaşının mühürüyerine geçmiş. Fenerbahçe maçı 2-1 kazanınca Taksim stadını dolduran halksokaklara dökülmüş ve Beyoğlu’nda gösteriler yapmışlar. General Harringtonkupası maçı yalnızca bir maç olmaktan çok öte bir olaya dönüşmüş veİstanbulluların işgale gerçek başkaldırısı o zaman ortaya çıkmış. Ve babamböylece Fenerbahçeli olmuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Babam&amp;nbsp;için en büyük futbolcu Fenerbahçe’nin ozamanki kaptanı Zeki Rıza Sporel’di. Sonra da Lefter. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Zeki Rıza Sporel, 1921’de Avrupaturnesine çıkan Galatasaray’ın başarılı olması için Galatasaray takımına ödünçverilmiş ve Werder Bremen ve Köln gibi Alman takımlarına Galatasaray formasıylagoller atmış. Böyle bir şeyi bugün yapmak mümkün olabilir mi?&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Zeki Rıza Sporel öldüğünde babamağlamıştı. “Bir devir kapandı, o yalnızca bir futbolcu değil aynı zamandaTürkiye’nin kurtuluş tarihinin sembollerinden biriydi” demişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Dedem takım tutmaz, futbollailgilenmezdi. Yalnızca Fenerbahçe’nin yabancı takımlarla yaptığı maçlarınsonucunu sorardı bize. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Babam, kardeşimle beni Fenerbahçemaçlarına götürürdü. Küçücük bir çocukken Lefter’i, Can’ı, Şeref’i, Basri’yi,Naci’yi, Ergun’u izleme şansını yakaladım.&amp;nbsp;Rakip takımlara bırakın küfür edilmesinionları yuhlamak bile ayıp sayılırdı. Birisi böyle bir şey yapsa hemen onusustururlardı. En ağır söz "Hakem gözüne gözlük" diye bağırmaktı. Herkes&amp;nbsp;sadece kendi takımını alkışlar ve desteklerdi. O dönemin Fenerbahçe sloganı basit&amp;nbsp;bir cümleden ibaretti "Ver Leftere Yaz Deftere." &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Lefter, bütün bu futbolculararasında benim en çok ilgimi çeken oyuncuydu. Ben onun 30’lu yaşlardaki halineyetiştim. Ama o yaşında bile delikanlı gibi oynardı. Bir maçta kendi kalesindenaldığı topu çalımlarla rakip kaleye kadar getirip gol yaptığını görmüştüm. Benibabam Fenerbahçeli yaptı ama Fenerbahçe’yi sevmemde en büyük rol Lefter’eaittir. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Lefter’in ölümü iyi bir futbolcununölümü değildir yalnızca. Bir devir kapandı onunla. Tıpkı babamın Zeki RızaSporel için dediği gibi. Efendilik devri kapandı. Topu taca attığında gider,alır, gelir, rakip oyuncunun elini sıkar ve ona verirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Ölmeden üç gün önce AzizYıldırım’a yazdığı mektubu okurken içim burkuldu, yüreğim daraldı.&amp;nbsp;86 yaşında biradamın yazdığı veda mektubuydu o. Okur okumaz anladım. Hissetmişti öleceğini.Ve her an öleceğini bekleyerek tedirgin dolaştım durdum etrafta. Sonundabeklenen oldu ve bir devir kapandı.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Lefter’le birlikte pek çok şey öldü.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-4451817446271985301?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/4451817446271985301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/lefter.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/4451817446271985301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/4451817446271985301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/lefter.html' title='Lefter'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-6288501916695657796</id><published>2012-01-12T22:35:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T11:41:31.409+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Fobi, Lobi ve Hobi</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;İnsanlar, varlıklarını tehditeden ya da tehdit etme riski taşıyan nesne ve durumlardan kaçınmalarınınbilinçlerindeki yansımasını korku olarak algılıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;b style="text-align: justify;"&gt;Korku,&lt;/b&gt;&lt;span style="text-align: justify;"&gt; kişinin varlığını sürdürmesine yardım eden savunmasistemlerinin uyarı mekanizmasını çalıştıran gerekli bir duygudur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Korkunun denetimden çıkması, yaşamın sürdürülmesiiçin gerekli olan uyarı sistemiyle uyumun kaybolması anlamına gelir. Kişi, okorkunun onu kaçınmaya zorladığı durumlardan kaçınamaz hale gelir, sürekli endişeve korku içinde kalmaya devam eder. Normal olarak yaşama hizmet eden korku, buhaliyle fobiye dönüşür.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Fobi&lt;/b&gt;, bir şeye karşıduyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi haliolarak tanımlanıyor. Fobi sözcüğü, Yunan mitolojisindeki dehşet tanrısıPhobos’un adından geliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;En yaygın fobilerden birisiklostrofobidir (kapalı alan korkusu.) Klostrofobisi olan kişi kendisine bir şeyolmasa bile olabileceği endişesiyle kapalı alanlarda psikolojik sıkıntıya girer.Klostrofobinin derecesine göre kişi asansöre giremez, trene veya uçağa binemez.Fobilerin ileri derecesindeki &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;anksiyete&lt;/b&gt;(endişe, kaygı) halleri denetim altına alınmadığı takdirde panik atağa kadargidebiliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Freud, &lt;/b&gt;fobileri bilinçaltı çatışmalarınınyansıması olarak tanımlıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Günümüzde fobiler farklı biçimleralabiliyor. Ekonomide bunların en tipik örneği &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;faiz fobisidir. &lt;/b&gt;Birçok insan çeşitli nedenlerle faizlerinyükselmesinden korkar. Kimisi faizlerdeki yükselişi enflasyonun yaratıcısıolarak gördüğü, kimisi de yüksek faizi ekonomideki başarısızlığın özeti olarak algıladığıiçin faizin artmasına korkuyla yaklaşır. Bazı kişilerdeki korku yalnızca faizinyükselmesinden değil faizin kendisinden kaynaklanır. Özellikle yanlışyorumlanmış bilgiler böyle bir korkuya neden olabilir. Freudien bir yaklaşımladeğerlendirecek olursak bilinçaltında yerleşmiş yanlış bilgilerin faizdendiğinde hemen uyanması ve bu tür bir anksiyete haline yol açması mümkün.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Faiz korkusunun fobiye dönüşme aşaması,faizi bir ekonomi politikası aracı olarak tartışmak isteyenleri &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;faiz lobisi&lt;/b&gt; olarak gördüğümüzde ortayaçıkıyor. Lobi, başka anlamlarının yanı sıra birlikte hareket ederek kararalıcıları etkilemeye çalışan gruplar için kullanılan bir sözcük. Faiz fobisiolanlar faiz konusunu tartışmaya getirenleri, birlikte hareket eden vegenellikle mali kesimin çıkarlarına hizmet eden insanlar olarak görüyor ve faizlobisi olarak adlandırıyor. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bir de &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;hobi&lt;/b&gt; var. Kişinin mesleği dışında, özel ilgi alanına giren ve boşzamanlarında dinlenmek ya da eğlenmek amacıyla yaptığı işlere hobi deniyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu üç kavram arasında sesbenzerliği dışında benzerlik bulunmuyor. Buna karşılık hobi edinmeninfobilerden kurtulmanın bir yolu olduğunu öne sürenler var. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Not: Bu yazı kimseyi taraf alarak ya da kastederek yazılmamıştır. Ekonomik bir konunun yanlış bir zemine doğru kaymaya başlamasını önlemeye çalışmak gibi basit bir amaçtan öte bir amacı yoktur.) &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-6288501916695657796?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/6288501916695657796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/fobi-lobi-ve-hobi.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6288501916695657796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/6288501916695657796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/fobi-lobi-ve-hobi.html' title='Fobi, Lobi ve Hobi'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-3366426763192287795</id><published>2012-01-11T09:24:00.000+02:00</published><updated>2012-02-14T11:42:29.299+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Nedir bu Yapısal Reformlar?</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Türkiye ekonomisiyle ilgili hemenher yorum “bunlar iyi ama sürdürülebilirliği sağlamak için yapısal reformlarıntamamlanması gerekiyor” gibi bir cümleyle bitiyor. Herkesin bildiği, tam olaraktanımlayamasa da saygı duyduğu sihirli bir deyim “yapısal reform.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Yapısal reform&lt;/b&gt;, bir sistemin dahaverimli çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale getirilebilmesi içino sistemin yeniden yapılandırılması olarak tanımlanabilir. Ekonomi dışından birörnek vereyim. Diyelim ki İstanbul’u olası bir depreme karşı daha güçlü birhale getirmek istiyorsunuz. O zaman eskiden depremlere dayanıklı olarakyapılmamış yapıları yıkıp depreme dayanıklı yapılar yapmanız gerekir. Bu, hemzaman alacak hem de pahalıya çıkacak bir dönüşümdür. Ama tamamlandığında hemkentin görünümü güzelleşecek hem de depremlere dayanıklılığı artacaktır. Ya daağır çalışan adalet sistemini hızlandırmak için mahkeme sayısını artırmak hukukalanında bir yapısal reform olarak değerlendirilebilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;Diyelim kisürekli açık veren bir sosyal güvenlik sistemi söz konusu. Örneğin her aysisteme üye olanlardan 100 lira prim toplanıyor ve bu gelir faiz hesaplarındaya da tahvil getirisinde nemalandırılarak 110 liraya çıkarılıyor. Buna karşılıkyine diyelim ki sistemden sağlık gideri ve emeklilik maaşı alanlara da ayda 130lira ödeniyor. Bu durumda sistem her ay 20 lira açık veriyor demektir. Bu açığıkapamanın üç yolu var: (1) Üyelerden alınan primleri artırmak, (2) Emeklimaaşlarını ve sağlık sigortası katkılarını düşürmek, (3) Borçlanmak. Borçlanmakgeçici bir çözümdür ve bazen de sorunu ağırlaştırabilir. O halde kalıcı çözümiçin ilk iki önlemi almak gerekecektir. Bu önlemler sıkıntı yaratacakönlemlerdir ama sosyal güvenlik sisteminin iflas etmemesi için alınması şarttır.Bu düzenlemelere “yapısal reform” diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;Türkiye’ninihtiyacı olan ekonomik yapısal reformların en önemlileri üç başlıktatoplanabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;(1) Büyümenin ithalâta bağımlı yapıdankurtarılması ve cari açığın düşürülmesi.&lt;/b&gt; Bunun iki yolu olabilir: İçtasarrufları artırmak veya üretimin ithalâta dayalı yapısını yerli girdilere yöneltmek.Her ikisi de zaman alıcı ve biraz can acıtıcı önlemleri gerektirse de tıpkıdeprem önlemi gibi mutlaka yapılması gereken şeylerdir. Eğer bu iki önlemalınıp da yapısal reform yapılamıyorsa o zaman tek çare büyüme hızınıpotansiyel büyüme düzeyi olan yüzde 5’lere düşürmektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;(2) Vergi sisteminin dolaylı vergileredayalı olmaktan çıkarılıp dolaysız vergilere ağırlık veren bir yapıyadönüştürülmesi.&lt;/b&gt; Bu değişiklik öncelikle adil bir vergilemeninyerleştirilebilmesi için gereklidir. Çünkü dolaylı vergiler düşük gelirlidenoransal olarak daha yüksek vergi alınmasına yol açar. Değişikliğin yapılmasıayrıca ithalâta bağımlı vergi geliri artışlarından uzaklaşmamızı sağlayacağıiçin önemlidir. Bir başka yararı da kayıt dışılığı önlemesinde görülecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;(3) Enerji faturasının azaltılması içingerekli tasarruf önlemlerinin alınması.&lt;/b&gt; Enerjimizi dışarıdan ithalettiğimiz için cari açığa olumsuz katkı yapan bu ithalât kalemini azaltıcı önlemlerialmamız gerekiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1; text-align: justify;"&gt;Bunlara dahabirçok konu eklenebilir. Yalnız ekonomi alanında değil &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;eğitimden adalete kadar birçok konuda yapısal reformlara ihtiyacımızvar.&lt;/b&gt; Ama hemen başlamak için bu üç alan bence doğru bir başlangıç olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-3366426763192287795?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/3366426763192287795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3366426763192287795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/3366426763192287795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html' title='Nedir bu Yapısal Reformlar?'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2709216080693648313.post-5991941869823676361</id><published>2012-01-09T21:03:00.001+02:00</published><updated>2012-02-14T11:42:39.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maliye Politikası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekonomi'/><title type='text'>Maliye Politikası ve Tavşan</title><content type='html'>&lt;span style="text-align: justify;"&gt;Maliye politikasının dört temelalt politikası var: (1) Vergi politikası, (2) Harcamalar politikası, (3)Borçlanma politikası, (4) Diğer politikalar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Vergi politikası, ekonominin gidişinegöre vergilerin artırılması veya azaltılması biçiminde uygulanır. Artırma da azaltmada iki biçimde olabilir: Vergi oranları değiştirilebilir ya da kapsamdeğiştirilebilir. Vergi oranları ya da verginin kapsamı artırılırsa kişi ve kurumlara daha azharcanabilir gelir bırakılır ve bu yolla toplam talep denetim altına alınmışolur. Tersi yapılıp da vergi oranları ya da verginin kapsamı düşürülürse kişi ve kurumların elindedaha fazla harcanabilir gelir kalacağı için harcamalar ve bu yolla da toplamtalep yükselir. İlki ekonomiyi soğutmak, ikincisi ise canlandırmak amaçlıkullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Harcamalar politikası kamuharcamalarının artırılması veya azaltılmasının ekonomide yaratacağı etkilerüzerine kurulu bir politikadır. Kişi ve kurumların harcamalarının vedolayısıyla toplam talebin düştüğü bir ortamda kamu harcamaları artırılarakekonominin canlanması sağlanabilir. Bu durumda eline fazladan para geçenler buparayı harcayarak talep artışına ve o da üretimin canlanmasına etki yapabilir.Toplam talebin hızla arttığı bir ortamda ise bunun tersi yapılarak kamuharcamaları azaltılır ve kişilerin eline daha az harcanabilir gelir bırakılarak talep düşürülür. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Borçlanma politikası, ekonomide talepartışına bağlı olarak aşırı canlılığın ortaya çıktığı hallerde, bir başkaifadeyle ekonominin ısındığı durumda, kamu borçlanmasını artırmak suretiyleharcanabilir gelirin düşürülmesini hedefleyen bir politikadır. Eğer tersi olmuşve ekonomi soğumaya yüz tutmuşsa o zaman borçların erken ödenmesi yoluyla parapiyasaya çıkarılır ve toplam talebin canlanması sağlanır.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bu üç temel politika aracınınyanında teşvik politikasından dış ticaret politikasına kadar uzanan çeşitli altpolitikalar da maliye politikasının araçları ya da alt politikaları arasındasayılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Uzun yıllar tek başınakullanılmış olan maliye politikası son otuz yılda yerini para politikasına terketmiş görünüyor. Çünkü para politikası, maliye politikasının aksine geniş halkkitleleri tarafından kolayca anlaşılabilecek bir politika değildir. Zorunlukarşılıkları artırmakla vergi oranlarını artırmak arasında büyük bir farkvardır. İlkini anlayanların sayısı ikinciyi anlayanların yüzde biri kadar değildir.Böylece&amp;nbsp;ekonomide yapılacak sıkılaştırmalar halkın gözünden daha kolay saklanabilir. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Bütün bunları anladık amabaşlıktaki tavşan ne oluyor diye sorarsanız o da ekonomi politikasının birbaşka aracı oluyor. Diyelim ki bütçe açığını düşürmek istiyorsunuz ve ne kadarartırsanız da vergiler bu amaca hizmet etmiyor. İşte o zaman tavşanı şapkadançıkarıyorsunuz. Türkiye’de son dönemde şapkadan çıkarılmış tavşanlar arasında özelleştirme,bedelli askerlik, vergi affı, yurtdışından getirilecek paraların affı ön plandayer aldı. Sırada 2B ve mütekabiliyet yasası var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;Dalgalı döviz kuru rejimindedoğrudan bankalara müdahaleye başlandığı anda şapkadan tavşan çıkarmak parapolitikasında da kullanım alanı buluyor demektir. İşte o aşamada bütün ötekipolitika araçlarının yerini şapkadan tavşan çıkarma politikası almış olur. Nevar ki bu politika sürdürülebilir bir politika değil. Yalnızca zamankazandırıyor. Yapısal reformlar için bu yolla kazanılan zaman iyikullanılamazsa şapkada tavşan kalmayabilir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2709216080693648313-5991941869823676361?l=www.mahfiegilmez.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.mahfiegilmez.com/feeds/5991941869823676361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/maliye-politikas-ve-tavsan.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5991941869823676361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2709216080693648313/posts/default/5991941869823676361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/maliye-politikas-ve-tavsan.html' title='Maliye Politikası ve Tavşan'/><author><name>Mahfi Eğilmez</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_uvbpJDC_n0I/SbN5nS4yY7I/AAAAAAAAAOA/aL9lzKVRDwM/S220/Aral%C4%B1k+2008+4.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry></feed>
