Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin altı önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY.) Dolar Endeksi’nin nötr değeri 100’dür. Eğer endeks mesela 105 ise bu, Doların söz konusu altı para birimine göre kurulduğu tarihten bu yana yüzde 5 değer kazandığını, endeks 95 ise yüzde 5 değer kaybettiğini gösterir. DXY bugün itibarıyla 92’nin hemen altında bulunuyor. DXY Endeksi; Fed toplantısı öncesinde 90,5 idi. Buna göre son üç günde Dolar bu endekse karşı önemli oranda değer kazanmış bulunuyor. İkinci ölçü; Doların, kendisinden sonra en yaygın kullanıma sahip rezerv para konumunda olan Euro ile karşılaştırılmasıdır. Euro/Dolar paritesi Fed toplantısı öncesinde 1,21 idi, bugün 1,19 dolayında bulunuyor. Buna göre Dolar, Euro’ya karşı son üç günde ciddi değer kazanmış görünüyor.  

Dolar, yalnızca Dolar Endeksi ve Euro/Dolar paritesine göre değil son birkaç gündür TL’nin de aralarında yer aldığı bütün paralara karşı değer kazanmış durumda bulunuyor. Dolar / TL kuru Fed toplantısı öncesinde 8,55 iken bugün 8,67 dolayında bulunuyor. Demek ki Dolar, diğer paralara karşı olduğu gibi TL’ye karşı da son üç günde önemli oranda değer kazanmış.

Bu genel açıklamayı ve tespitleri yaptıktan sonra Doların, özellikle son üç gün içinde niçin diğer para birimlerine karşı değer kazandığını analiz etmeye geçebiliriz. İlk bakışta bu değer kazanma meselesinde bir çelişki var gibi görünüyor. Çünkü ABD’de enflasyon son üç ayda ciddi bir artış eğilimi içine girmiş durumda. Mayıs ayında açıklanan 12 aylık enflasyon oranı yüzde 5 ile Fed’in ekonomiyi dengelemeyi öngördüğü yüzde 2’lik oranın 2,5 katına yükselmiş bulunuyor. Normal koşullarda bir paranın enflasyonla iç değer kaybı yaşaması halinde dış değer kaybına da uğraması ve yabancı para birimlerine karşı değer kaybetmesi beklenir. Oysa burada tam tersi oluyor ve Dolar, yükselen enflasyon eğilimiyle içeride değer kaybederken yabancı paralara karşı değer kazanıyor. Bu durumun birkaç nedeni var. İlk olarak ABD ekonomisi Covid-19 Salgınıyla büyümede kaybettiği ivmeyi yeniden yakalamış görünüyor. Ekonomi, 2020 yılının ilk çeyreğinden sonra girdiği resesyondan çıkarak 2021 yılının ilk çeyreğinde büyüme trendine geri dönüş sinyali veriyor. Bu trendin ikinci çeyrekte de devam edeceği tahmin ediliyor. İkinci olarak ekonomideki bu büyümeye geri dönüş trendine paralel olarak işsizlik oranında düşüş söz konusu. Salgının etkisiyle 2020 yılı Nisan ayında yüzde 15’e kadar yükselmiş olan işsizlik oranı bir yıl sonra Mayıs 2021’de yüzde 5,8’e kadar gerilemiş durumda. Bu iki önemli gösterge ekonomide canlanma olduğunu ortaya koyuyor. Üçüncü olarak Fed, her ne kadar enflasyondaki yükselişin geçici bir yükseliş olabileceği kanısında olduğunu açıklasa da son toplantı sonrasında iki önemli sinyal verdi: (1) Toplantı öncesine kadar faiz artırımı için en erken tarih olarak 2024 yılını öngörürken bunu 2023 yılına çekti. (2) Faiz artırımı başlamadan önce, varlık alımı yoluyla yaptığı piyasa fonlamasını azaltmaya başlayacağını (tapering) açıkladı. Başka nedenler de var kuşkusuz ama bu sayılan nedenlerin içeride hızlanan enflasyona karşılık Doların dış değer kaybına değil kazanımına yol açtığı anlaşılıyor   

Bu gelişmeden Türkiye ekonomisi için birkaç sonuç çıkar: (1) Fed’in varlık alımını azaltacağını açıklaması ve faiz artırım beklentisini öne çekmesi ABD’de faizlerin ileride yükseleceği anlamına gelir. Bu durumda bizim gibi dış kaynak ihtiyacı nedeniyle yüksek riske karşılık yüksek faiz öneren ülkelere gelmiş olan dövizler yavaş yavaş çıkmaya başlar. Ki bu da TL’nin değer kaybına uğramasına yol açar. (2) Dünya piyasalarında sıkılaştırma eğilimi yayılmaya başlarsa likidite bolluğu azalacağı için bizim gibi tasarruf yetersizliği nedeniyle dış kaynağa bağımlı ülkelerin dış kaynak sağlama maliyetleri yükselir.

Çinli bilgeler: “İştahını kısan borca girmez” diyor

Yorumlar

  1. hocam, türkiye'deki dolarizasyon ile ilgili de bir yazı yayınlayacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yazım var: https://www.mahfiegilmez.com/2020/12/dolarizasyonda-son-durum.html

      Sil
    2. Türkiye deki dolarizasyon, politik olarak 80 sonrası dönemde özellikle istenilen bir şeydi. Ekonomik olarak bir temeli yoktur.

      Hocamızın yukarda ilintilediği makale güzel bir bilgi vermektedir.

      Türk bankacılık sistemine eğer, vatandaşa verdikleri dolar fiyatına endeksli TL hesaplarının zorunlu karşılık oranlarının değişimi ile dolarizasyonun miktarını, oranını değiştirebilirsiniz.

      İstenirse, yerleşiklerin belli iş kolları, ihracat/ithalat gibi, dışında dolara endeksli tl hesabı tutmaları engellenirse yine dolarizasyon engellenir.

      Türk dolarizasyonu politik olarak istenmiş, uygulanmış bir gerçekliktir.

      %8xK*GE4xJX9B$gg

      Sil
    3. Sn Eğilmez,
      ABD de yıllık enflasyon İVMELİ bir şekilde % 5 e çıkmış, emtia fiyatlarındaki artışlara bakılırsa bu değer bile gerçeği yansıtmıyor olabilir, hala buna geçici demek ne anlama geliyor, FED de büyük finans sahtekarları ile işbirliği içinde mi...saygı ile...
      Özcan OKUMUŞ, emekli elektrik mühendisi

      Sil
  2. Yazılarınızı okumak çok güzel. Kaleminize sağlık. Bizlerin anlayacağı sade dil, akıcılık ve basit örnekleri kullandığımız içinde ayrıca teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
  3. Hocam son on yılda özellikle Avrupalı ülkelerin kişi başı milli geliri neden yükselmiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocamıza ek olarak;

      Avrupanın kendi yapısal sorunları var. Ekonomileri bazı rekabet halinde bulundukları ekonomiler ile verimlilik açısından geri kalıyor.

      Bir başka sebebi son 20 yılda avrupa bankaları siyasi otorite etkisi ile ihracat yapan büyük firmalara aşırı kredi verdiler, kendi orta ve küçük ölçekli firmalarının desteklenmesinde geri kaldılar. Yani avrupanın siyasetinde önemli yer tutan, cari denge, ülkelere göre cari denge politikası, ister istemez kendisini genel ekonomik verimlilik açısından da vuruyor.

      Her ne kadar Avrupa bankacılık sektörü çok kontrol altında tutulmaya çalışılsa da bazı politik kredilerden dolayı lokal bazda bankalar sorun yaşayabiliyorlar.

      Avrupanın geri kalması, ister istemez Türk ekonomisini de etkiliyor.

      *hd4KDSCp!wZ76CD

      Sil
    2. Adsız18 Haziran 2021 16:58

      Ustad, bu parasal genisleme ve eksi reel faiz politikasinda Avrupa bana kalirsa diger parasal genislemeci ABD ve Japonyaya ingiltereye oranla daha fazla fayda sagladi. Enflasyon ABD ingiltere gibi yukselmedi Japonya gibi de ciddi deflasyon sureci yasanmadi yasadiysa da merkez ulkeler deflasyon bandi esigine kadar geldi periferideki ulkeler ise deflasyonu dibine kadar yasadilar bu da bolgede euro bolgesinde carpik dengesiz rekabet fiyat maliyet bazli periferik ulkelere aci da olsa avantaj sagladi.Dahasi bu durum; Euro bolgesindeki ulkeler arasindaki kendi icindeki enflasyon farkliliklari bu periferideki euro gecildiginden beri euro sisteminin elestirilmesine kaynak olan ulkelerin, merkez ulkelerle arasindaki enflasyon farki onlara; cari denge iscilik maliyeti ve verimliligine de katki saglayan surec olusturdu. En azindan korona oncesi boyle bir durum sozkonusuydu.Parasal genislemeler ayrica genel olarak euro bolgesi ulkelere kamu mali dengesine de cok ciddi fayda ve kaynak sagladi.Euro bolgesi parasal genislemeler sayesinde cari denge sureci baglaminda 2011 oncesi ve 2008 oncesi yillara gore hatta 90li yillara gore 2011den korona oncesine kadar donemde kesintisiz cari aciktan devasa fazlaya evrildi. Kuskusuz bunda parasal genislemenin yarattigi avantajin yaninda euronun deger kaybi ve bu kayba ragmen deflasyon bandlarinda gezinen enflasyon oranlari ve mali disiplin adi altinda ozellikle periferideki euro bolgesi ulkelerinin orotodox mali disiplin butce disiplini politikalari da etkili oldu. Hatta 2008 oncesinde cari dengesi acik ustune acik veren ulkelerin bile durumu korona oncesinde 2011 yilini milad kabul edersek uzun sure cari denge imkanina kavustu hatta bir cogu fazla verir hale geldi. Sonuc itibariyle euro bolgesi toplamda cari fazla veren bir bolge olmanin yaninda tek tek ulkeler incelendiginde neredeyse yek pare bicimde her ulkenin az ya da cok tek tek fazla verdigi vermese bile cari dengenin oldugu acigi olan olsa bile son dderece komik dusuk rakamlarda oldugu bir bolge oldu.
      Mesela bu turden durumu cari fazlanin devasa boyuta evrilmesini birakin normal cari denge hadi onu da birakin dusuk cari acik durumunu ABD yasayamadi. Ingiltere yine oyle Keza kismen japonya ayni sekilde.

      Sil
  4. Çinli bilgeler kesinlikle doğruyu söylemiş. Bu güzel yazıyla ilerde neler olacağını bizlere anlattığınız için teşekkür ederim. Bu süreçte hala tasarruf ve üretime yönelik düzelmelerin olmaması ilerde yaşayacağımız kelebek etkisini net gösteriyor.

    YanıtlaSil
  5. Amorison Robinson18 Haziran 2021 12:41

    Emeğinize sağlık hocam bizler için çok değerli bu bilgiler.iyi ki varsınız

    YanıtlaSil
  6. Hocam, bir ülkenin ekonomisini reel faizle nominal faiz arasındaki farkı bilmeyen bir zihniyet yönetiyor ve 20 yıllık bir süreçte dünyada hangi gelişmeler olursa olsun zihinsel kapasite "faiz neden, enflasyon sonuçtur" saçmalığından öteye geçemiyorsa, DXY ister 50, ister 150 olsun o ülkede her türlü parametreden bağımsız olarak dolar sürekli yükselir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru ki, tek cümleyle durumun özetini yapmışsınız.

      Sil
    2. Selam Sn Mahdut,

      Adamın eline kağıt veriyorlar, faiz sebep diye konuş diyorlar. Meydanlarda onu söyleyen adam da biliyor hatalı olduğunu merak etmeyin. O bir kukla, ipleri kendi elinde değil.

      Bir kaç gün önce Afganistan operasyonlarına askeri destek isteğini kabul etmiş. Ama s400 konusunda diretiyormuşmuşmuş... Bir kaç batarya S400 ile Nato güvenliği tehdit altına girmez. Nato söylemleri yüzde yüz doğru ancak, o söylemlerin doğruluğunun olması için s400 lerin aktive olması lazım. Nato uçaklarının hava devinimlerinin yakalanması için Türkiyenin bol bol s400 aktif iken F16 uçurması lazım, o bilgilerin Ruslara geçmesi lazım. Ki onda bile Nato ile Rusya arasında ciddi askeri güç uçurumu var. Rusya, Nato için tehdit değil.

      S400 ü Türkiye hükümetine aldıran güç, elinde böyle bizim milletin sırtına vuracağı sopa olsun diye bahane istiyor.

      Dediğim, ülkeyi yöneten zihniyet sizden daha iyi biliyor bu konuları.

      Hem sporda, hem meslek hayatında, hem askerlikte ilk koşul, rakibe saygı. O adamlar bu işleri çok iyi biliyorlar.

      Tahminim , Türk ekonomisini İran ile benzer seviyeye getirene kadar devam edecekler. Kişi başı Türk gelirini de Irak ile İran arasında, doğu avrupa ülkelerinin altındaki bir denge seviyesinde bıracaklar.

      O zamana kadar aynen böyle devam edecek.

      g!Rw08E2Vl5Oq!mq

      Sil
    3. Sn Adsız 17:11

      Hemen her yorumunuzda Türkiye'yi idare ettiklerini söylediğiniz bu "görünmez güçler", iktidarın her beceriksizliğinin sorumluluğunu attığı "dış güçler"le sanırım aynı. Bana sorarsanız o güçler 2002 öncesinde erken seçim ortamını yaratıp bu iktidarı başa geçirerek görevlerini tamamladılar, şimdi meyvelerini toplamakla meşguller.

      Eğer bir ülkede siyasal islâmı iktidara getirebilirseniz, yıkım ekibini göndermişsiniz demektir. Her olayda yeniden müdahale edip ne yapacaklarını söylemeniz gerekmez. Siyasal islâm, yıkım işini sizin aklınıza bile gelmeyecek yöntemlerle halleder zaten. Siyasal islâm'ın en başat özelliği cehalettir ama bu cehalet bilmemek değil, bilmediğini bilmemektir. Hiçbir şey bilmediğinizi bilmezseniz her şeyi bildiğinizi zannedersiniz, o zaman da 20 yıl değil 200 yıl bile geçse aynı ezberleri tekrar eder durursunuz.

      Türkiye gibi bir "kupon arazi"nin talibi de haliyle çok olur. Bunların arasında bildiğim kadarı ile bu topraklarda yüzlerce yıldır gözü olan Batı ve Rusya başı çekiyorlar, son dönemde bunlara Çin de dahil oldu. Bu taliplerin aslında birbirlerine karşı çevirdikleri dolaplar, bizim iktidarın hayatta kalma içgüdüsü ve iflah olmaz beceriksizliği ile birleşince S400, F35, Afganistan falan gibi saçmalıklar ortaya çıkıyor, derin anlamlar yüklemeye gerek yok bence.

      Sn Adsız, Türkiye Cumhuriyeti halen ayakta ve her şeye rağmen çok uzun süre ayakta kalacak gibi görünüyor. Üstelik, geleceği de sizin her yorumunuzda çizdiğiniz o karanlık tablolardan çok daha parlak olacak. Şu aşamada yapılması gereken tek şey, demokratik yöntemlerle iktidarı değiştirip yeni bir kulvara girmek ki bu da çok yakında gerçekleşecek. Umarım o dönem gelince sizler de öz eleştiri yapar, yurt dışından yorumlarla moral bozmak yerine yurda dönüp elinizi taşın altına koyarak karınca kararınca da olsa katkıda bulunmaya çalışırsınız...

      Sil
    4. Sn Mahdut,

      Türkiyenin toprak bütünülüğü belli başlı batılı devletlerin garantisi altındadır. Hal böyle olunca dış işlerindeki ciddi işlerde kendi başına ciddi hareketler yapamaz ister istemez, ülkenin içinin de kontrolünü Batılı devletler maddenin doğası gereği almıştır.

      Türkiye ve içindekiler kendilerine gösterilen bir kaç kukladan birini tercih edeceklerdir. Parlamenter sistemde arada türk halkının kendi iradesinin temsilini sağlayan bir kaç lideri olmuştu.

      Demokratik seçim konusunda 2017 Nisan seçimlerinde Türk halkının iradesi hayır idi, saat 16.10 da halkın iradesi çalındı ve irade evet şeklinde açıklandı. Sonraki seçimlerde de farklı olmayacak.

      Benim seçim görevlisi olduğum okulda, beni aldılar, telefonuma el koyup nezarete attılar. Sonuçlar açıklanana kadar kimse ile görüştürülmedim. 4 gün içerde kalmıştım. Bildiğim bir kaç kişi de aynı şekilde sandık başında derdest edilip içeri alınmış. Basına bile çıkmadık.

      Biden ile bizimkinin görüşmesinden önce sonucunu yazmıştım, Biden ile görüşmede Türk tarafı Afganistana ucuz asker göndermeyi kabul etti. İki yıl çalıştım Afganistan'da iyi bilirim oraları.

      https://www.newsweek.com/turkeys-role-afghanistan-opinion-1602088

      Nato da bir Batılı askerin birliğe yıllık maliyeti 150 bin ile 200 bin Euro arasında değişir. Türk askeri çok ucuzdur. En azından ben çok ucuzdum çalışırken.

      Ayakta olan Türkiye devlet yapısının askeri Afganistan a gider, çatışmalarda şehit olur, sizin haberiniz olmaz. Bosna da yanımda şehit olan bir doktorumuz vardı. Adamı Irak harekatında şehit düştü diye ailesine açıklamışlar. 15 yıl sonra adam benim ile aynı şehirde olduğu için şehitlikte bir bayram sabahı ailesini bir kaç saat bekledim açıklayım diye. Kendimi tanıttım, eşini bildiğimi söyledim, çok memnun oldular, Bosna da yanımda şehit oldu deyince yüzleri değişti. Irak dediler. Yok Bosna dedim, düzelttim, inanmadılar, yanlış hatırlıyorsunuz dediler, sonra bende ısrar etmedim. Evet hatalı hatırladım, Iraktı dedim. Mevcut rejim dünyadaki tüm ortakların işine yarayan bir rejim. Başka yerlerde de aynısını yaptılar. Niye değiştirilsin ki?

      Türkiye topraklarının savunulmasının bedelini ödediği sürece, bir şey olmaz, ayakta kalır.

      Yazdığım senaryolar türkiye için karamsar değil, iyi senaryolar. İran'ı dünya pazarına açtıklarında bölgenin en güçlü ekonomisi olacak. Türkiye de mevcut durumunda gitmeye devam edecek. İnsanlara gerçekleri anlatıp, kendi akılları ile düşünme ve gidişatı görme fırsatı vermek. Patronun kim olduğunu bilsinler, gerçekçi yaklaşımlarda bulunsunlar.

      Orda yaşadım, yeterince emek verdim, emeğimin karşılığını da ben beğeneyim ya da beğenmeyim aldım. Çok sevdiğim insanlar var, dünyanın başka yerlerinde de çok sevdiğim insanlar var. Benim emek verdiğim alanların Türkiyede piyasası yok. Mesleki olarak ne bana ne ordakilere bir faydam olmaz orada.

      Sevgiler.

      /Da$3y.23HFV+FD,

      Sil
    5. Adsız21 Haziran 2021 21:40,

      Üstad, size bir ekleme de ben yapayım.
      Sn Mahdut, çok basit bir mantık yürütün!

      Hes barajlarını bilirsiniz. Güneydoğu Anadolu da sahada gezen herkes yeni yeni bir sürü baraj yapıldığını bilir. Bu barajların kimlere ihale edildiklerini de, bu kadar çok barajın gereksiz olduğunu da. Barajlar gerillaların barındığı mağaraların olduğu bölgelere yapıldı. Kulağa sempatik ve güzel geliyor. İkincisi bu barajlar ile Kuzey Irak ve Suriye bölgelerindeki tarım çıktısı azaltıldı. Kuzey Irak ve Suriye de yaşayan nüfus ya birilerine ucuz asker oldu, ya Türkiye de mülteci oldu. Toprağı susuz kalan, çoraklaşan mülteci nasıl Türkiyeden tekrar ülkesine gitsin? Para akışı ise Türk vergi ödeyenlerden, HES barajlarını yapanlara, ordan da artık kimlere gitmiş ise.

      Açın internette hepsinin listesi var. Daha da yapılıyorlar.

      Bir hamle ile hem türkleri fakirleştiriyorsun, hem siyasetini besliyorsun, hem bölgeyi istikrarsızlaştırıyorsun, hem de türkiyenin demografisini değiştiriyorsun.

      Eğer bir hamle, o bölgede yaşayan etnik kökeni, devleti ne olursa olsun hiç bir insana, hiç bir devlete yaramıyorsa, o hamleyi o bölgede yaşayan hiç bir insan, hiç bir devlet yapmamıştır. Birileri dışardan yap demiştir ve kuklalar yapmıştır.

      Türkiyede birileri muhalefet iken iktidar olacaklarmış. Daha Türk muhalefeti, yönetmek istediği ülkenin toprağı olan Diyarbakıra giremezken, nasıl ülkeyi yönetecekler. elbette ülkeyi yönetmeyecekler, sizleri oyalıyorlar, böyle böyle zaman kaybedin ki kaçınılmaz son geldiğinde yapacak hiç bir hamleniz kalmasın, paranız kalmasın. Ülkeyi yönetmek isteyen Diyarbakıra gitmez mi? Gitmiyorsa ülke yönetmek istemediği içindir. Sandık günü geldiğinde sandıktan nasıl kaçacaklarını görüceksiniz.

      Sil
    6. Adsız22 Haziran 2021 19:16,

      Hes ile doğal yapının bozulması ve kontrolü, insanların ekmeksiz bırakılmaları ilerde bir sıcak savaş için bölge altyapısının da hazırlandığını gösterir. 4 devletin sınırlarında da silahlandırılan çok insan var. Bu ilerisi için olası bir hazırlıktır.

      İnternette HES sayısını arattım, haberlere şöyle vermişler "Güvenlik Barajları", bu kelime ile aratınca haberler çıkıyor. Size ek olarak sınırın bu tarafında boşaltılan köyler de var. Yani çalışma sınırın her iki tarafındaki nüfusun tarımsal üretim imkanlarını kaybetmesi yönü ile ortak.

      Yukarda 4 devlet yazdım, İran da da benzeri faaliyetler yapılıyor. Irak üzerinde, Irak içlerine giden ırmakların üzerine iran tarafında barajlar yapılmış. Baraj büyük kaynak gerektiren yatırımlar, yani iki güçlü devlet hem türkiye hem de iran kendi taraflarına anormal sayıda baraj yaptırma işine girmişler. benzeri zamanlarda çalışmalar başlamış. İki devlet bu konuda çok iyi anlaşmışlar. Ya da ikna edilmişler.

      Bir anlam çıkarmıyorum, ama sonuçta ortada ciddi miktarda, eline silah alabilcek ucuz insan kaynağı oluşturulmuş. Silahlı insan sayısı da artırılmış.

      2Gu1Bm8$!K5IiCNk

      Sil
    7. Sn Adsız(lar),

      Siyasal islâm'ın iktidarını sürekli hale getirmek için iç savaşa, rant geliri akımını kontrol için de çevresel savaş(lar)a ihtiyacı olduğu bilinen bir gerçektir. Ülkemizde de hem iç, hem de çevresel savaşlar başlatmak ve sürdürmek için ne gibi hazırlıklar yapıldığı herkesin malumudur. Önemli olan, halkın buna izin verip vermeyeceğidir. Halk desteğini yitiren bir iktidar bunların hiçbirini gerçekleştiremez ama elbette bu, denemeyeceği anlamına gelmez.

      İktidar değişikliği için yukarıda "demokratik yollarla" dememin nedeni, bunun hem halk, hem de iktidar açısından en zararsız yöntem olmasıdır...

      Sil
    8. Ben de farklı bir noktadan gireyim.

      Türkiye tüm kapitalist sisteminin kârlılık oranlarına bakınız. Mahfi hocam bunu kendi grafiklerinde paylaşmadı ama ben şöyle ifade edeyim, cumhuriyet ilk kuruluş döneminde yapılan yatırımlar ile tahminen 1940 lara geldiğimizde ortalama bir türk sermaye sahibi reel yüzde 20 ile yüzde 25 kazanç sağlardı.

      Varlık vergisi ile sermaye el değiştirildi.

      Sermaye kontrollü hale getirildi. Yetmedi, kamunun da kontrolü için askeri darbeler dönemi başladı ve 80 yılında bitti. 1980 yılında ortalama bir türk kapitalist sermayesine yüzde 18 ile yüzde 20 kazanç sağlar idi.

      1987 den itibaren türk sermaye kazançları düşmeye başladı. Ekonomik verim bozulmaya başladı, 2002 yılında yüzde 14 ile yüzde 16 ortalaması ile kazançlar düşmeye devam etti.

      Günümüzde borsa verileri ve büyük şirketler verilerinden toplananlara göre kazançlar, yüzde 2nin altında.

      Afganistan savaşının katılımcı sermaye ülkelerine kazancı yüzde 5 ile yüzde 7 arasında oldu.

      Yani bir bölge ekonomisinin sermaye kazançları yüzde 5 altında seyretmeye başlaması ile huzursuzluklar artıyor, çatışmaları beraberinde getirmeye başlıyor.

      Bir diğer tabir ile Nato üyeliği sonrasında Türkiyenin savunması için ödediği bedel diyelim, türk sermayesini de yemiş. (Geniş konu almanları da incelemek lazım, Almanlar Merkel ile çok hatalı bir politika iiçine girdiler, Bu eylül de Merkel görevi bıracak, seçimlerde Armin Laschet seçilirse, Almanların türkiye gibi bir sürece girmesi uzun vadede birliği bozması olasıdır. )

      Ya da türkler kendi savunmalarını ele alamadıkları, vatan savunmasını outsource ettikleri için bir şekilde bunun bedelini sermayelerinin de kazançlarını küçülmesi ile ödemişler.

      Geldiğimiz noktada, ve koşullarda Borsa 30 içindeki tüm türk firmalarının değeri batı ülkeleri için kuş gibi. Kazançları ise berbat. Yatırım yapılabilecek, batının doğrudan sermayesini çekebilecek cazibeden uzak. Ancak, mal giriş çıkış güvenliği garanti olduğunda, arazi bedelsiz olduğunda, vergi avantajı verildiğinde ucuz işçi için montaj sanayi lojistik avantaj için geliyor.

      Bu durumda çatışmaların artması bugün olmasa bile yakın gelecekte olasıdır. Ben Sn Mahdut'un olasılık olarak olsa bile belirttiği gibi demokratik yollar ile diyemiyorum, demokratik yolları açacak maddi kapasite halkta yok. Ekonomi demokrasiyi kaldıramayacak kadar küçük bir durumda. Ancak, batının savaş sermayesinin gücü ise türklerin ekonomisinden daha güçlü. Madde doğası gereği öbür yana doğru işler gidebilir.

      Wd94Y@9G8L2r1gwF

      Sil
  7. Teşekkür hocam bilgiler için

    YanıtlaSil
  8. Teşekkürler, hocam
    Bizde de,
    "iş'ten artmaz, diş' ten artar"
    Diye bir söz var.
    Ama, kimsenin umurunda değil. Hergün yeni yeni hoyratça kanun nizam dinlemeden yapılan savurganlıklarla karşı karşıyayız.
    Devlet malına, ölü pilavına üşüşürcesine üşüşmüşler.. Yetmemiş venezuallaya bile bulaşmışız. Şimdi de Afganistan. Kanal İstanbul.
    Cinayetler

    YanıtlaSil
  9. Herşeye rağmen umudunuzu kaybetmeyip yazmaya devam ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
    Hocam şu anda ülkemiz sınırları içinde kağıt halinde basılmış, Ayşe teyzenin evinde, Ali amcanın cebinde, X şirketinin kasasında, Y bankasında... ne kadar döviz var? Bununla ilgili tahmin ya da bilgi var mı?
    Banka döviz mevduatları 28 Ocak 2020 tarihinde elektronik ortamda 236 milyar 107 milyon dolarmış. (Teknik bilgim az olduğundan güncel veriye ulaşamadım.)
    Ya ni sözün özü sınırlarımız içinde döviz mevduat hesaplarındaki kadar kağıt döviz var mı?
    Yoksa bu dövizler nerede?
    Bu arada dövizde zorunlu karşılık oranı yüzde 26. Yani açılan her 100 dolarlık hesabın 26 doları merkez bankasına yatırılır.
    Ama ben alıp bankaya yatırdığım 100 dolar için bankaya 1 dolar bile vermiyorum. 875 TL ödemem yeterli oluyor. Bu nasıl oluyor?Merkez Bankası'na yatırılan 26 dolar nereden alınıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun, elden geldikçe devam.
      O kadar nakit döviz olmayabilir ama bankaların açık pozisyon vermesi sınırlandırıldığı için karşılığı var. Bir kısmı nakit (az bir kısmı) bir kısmı da kredilerde veya diğer alacaklarda.

      Sil
    2. Selam,

      Türkiyedeki, fiziksel dolar miktarı 6 ile 8 milyar dolar civarıdır. Bu paranın bir kısmı yastık altında hiç bir şekilde hareket etmez iken, bir kısmı piyasada insanlar tarafından al/sat amaçlı kullanılır. Bu miktar içine, kaçak petrol, mal, sınır kaçakçılığı vs ürünlerin ticareti için kullanılan fiziki dolar da dahildir.

      En büyük fiziksel döviz kaynağı turizm sonra sınır ticaretidir.

      Yazdığım tamamen fiziki kağıt dolardır. Elektronik ortamdaki 236M olarak yazdığınız dolarlar, dolara endeksli TL dir, gerçek dolar ile ilgisi yoktur.

      Not: Bankacılık sisteminin piyasaya sokmadığı kendi döviz borçları riski için tuttuğu dövizleri hesap içine almadım. Bu paralar hiç bir zaman piyasaya fiziken verilmezler.

      6Akjb2F49Uw@q7tI

      Sil
  10. Doların rezerv para olmasının bu konuda bir etkisi var mı Hocam?
    Piyasaya sürerken değerli olan bir para birimi geri dönüşünde değer kaybederse sanki parayı süren bundan avantajlı çıkıyor gibi. Çelişki bundan doğuyor olabilir mi?
    Örneğin piyasaya 1.000 dolar sürüldü ben Türk vatandaşı olarak 1.000 doları aldım. O anda gitsem ABD'li bir hot-dog büfesinden 1.000 adet sosisli alabilirdim. Ama almadım bekledim. Aradan süre geçti sosisli 2 dolar oldu ve ben artık elimdeki parayla 1.000 değil 500 adet sosisli alabiliyorum. Para kaynaktan çıkarken değerli kaynağa dönüşte değersiz olması FED için daha mı iyi?

    YanıtlaSil
  11. Merhaba değerli hocam, umut bahçelerimize çiçekler ne zaman açacak ? Enflasyon ne zaman yeniden tek hanelere kavuşacak ? Stabil hale gelmiş bir döviz kuru ne zaman göstergelerde yer alacak ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ekonomi politikası anlayışıyla bu dediğinizin olması kolay değil.

      Sil
  12. Sayın hocam, sizin farkınızı, Asaf Savaş Akat ve diğer kişi ile yapmış olduğunuz TV programından biliyorum. Daha o zaman farkınız farkediliyor du. Bir insan prof. ta olsa, İNSAN olarak kalabilmek ne güzel!! Teşekkürler, sağlıklar diliyorum. 👋👋

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bir düzeltme yapayım ben prof. değilim. Sevgiler

      Sil
  13. Mahfi Hocam, bu yazılarınızı okurken bu ülkenin gerçekten sizin gibi değerlere sahip olmasını görmek ,şahit olmak beni mutlu ediyor. Daha çok yazmanız temennilerimle, esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çinli bilgeler: “İştahını kısan borca girmez”

      Türk bilgeler: “Borç yiğidin kamçısısdır”

      Sil
    2. Hocam faiz arttırımı liraya pansuman olurmu?

      Sil
    3. Borca giren yigit kilo almistir kilo aldigi icin kamcilanan at gibi kosmalidir.

      Sil
  14. Çok güzel bir yazı olmuş.
    Elnize sağlık hocam.

    Rezerv paraya sahip olmanın avantajıyla parasal genişlemeye gitme - cari kullanılabilir geliri arttırma - talebi arttırma - arzı arttırma - ekonomiyi büyütme - işsizliği düşürme - tam istihdam noktasını hedefleme.

    • abd ekonomisi açısından,2008 krizi sonrasındaki sürecin bir benzeri yaşanıyor denilebilir mi?Benzerlik ve farklılıkları var mıdır?

    • Enflasyon yükseldiği halde doların diğer para birimlerine karşı değer kazanmasını,abd nin halâ dünyanın en çok kabul gören(sanırım % 60 civarı) rezerv para birimine sahip ama iç tüketim ağırlıklı bir ekonomi olmasına da bağlamak mümkün müdür?

    • Salgınının,dünya ekonomisinin ve doların seyrine baktığınızda,imf başkanı’nın 2020 ekiminde “yeni bir Bretton Woods anındayız” diyerek yeni bir uluslararası para sistemini işaret ettiği idealin gerçekleşmesini bekleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doların rezerv para olmasını sağlayan iki önemli madde var: (1) Altın ve (2) Petrol. Bunlar ve pek çok diğer meta dünya piyasalarında dolarla fiyatlanıyor ve dolarla alınıp satılıyor.

      Sil
  15. Döviz yükselmesi 2018 başkanlık sistemin sonra hızlı bir süreç izledi.

    Devlet şirket gibi yönetilmez ve bunu söyleyen yanlış biliyor. Şirket kar amaçlı kurulur ve yönetilir yönetilemezse batar iflas eder.

    Devlet kar amaçlı kurulmaz ve bu şekilde yönetilmez kimsenin malı mülkü değildir. Devlet batmaz iflas etmez.

    Devlet yöneticiliği ile şirket yöneticiliği arasında çok keskin ve net farklılıklar vardır. Devlet halka hizmet için yönetiminde görev alırsın. Şirket yönetiminde sürekli kar rakipleri yok etme kendi ürününü satma ve sahibi olan patrona mal mülk kazandırmak için kurulmuştur.

    Bugün birileri patrona daha fazla para kazandırmak için canını veriyor ya. İşte şirket gibi yönetim olursa ozaman devlet yok olur, devletin olmadığı yerde güvenilecek şirket sahibi patron aranır. Patrona güven yoksa çıkar için yanında yer alırsın.

    Devlet ile şirket ayrımı ortadan kalkınca yabancının güveneceği kurum kalmadı ve şimdi yerlide güvenmiyor oyüzden yabancının parasına yatırım yapıyor yada kaçıyor. İşte o günden beri döviz güvensizlikten hukuksuzluktan kurumsalkığın yok olmasından kaçıyor herkes ve TL itibar kaybediyor. Çünkü TL artık şirketin parası olarak görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam,

      İkinci paragrafınız hariç size katılıyorum.

      Siz de diğer Türklerin yaptığı hatayı yapıyorsunuz.
      Az önce Adsız18 Haziran 2021 17:11 da da yazmıştım.

      Bu işleri başınıza açanlar ne yaptıklarını, ne söylediklerini çok iyi biliyorlar. Sizleri de sizden daha iyi biliyorlarlar .

      Sizler ise onların bir gün seçim ile gideceğini ve onların bu işleri iyi bilmediğini iddia ediyorsunuz. Onlar sizi zayıflatmak için varlar ve her gün de istediklerini yapıyorlar.

      Aksi olsaydı, sizler onların yerinde olurdunuz.

      Sevgiler.

      @Ze^H2lhAlM8Ru2V

      Sil
  16. Doların eninde sonunda anavatanına döneceği beklentisi uzun süredir var. Ama bu süreci uzattıkça uzatıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü anavatanına dönerse Fed enflasyonu hiç tutamaz. O nedenle ağırdan almaya çalışıyorlar.

      Sil
  17. Her zamanki gibi karmasik olmadan ama cok bilgilendirici yazmissiniz, cok tesekkurler.

    YanıtlaSil
  18. Kıymetli Hocam, 2 yıldır en önemli bilgi ve yol haritası kaynağımsınız. Size bir kez daha teşekkürü borç bilirim. Yalnız TL olarak yazın deftere lütfen borcumu ☺️ “Küçük bir esnaf”

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bu yazdıklarınızla borcunuzu fazlasıyla ödediniz. Sevgiler

      Sil
  19. Emeğinize için teşekkürler hocam. Erinme den üşenmeden yazmaya devam ediyorsunuz. Bizde yağmur çamur demeden, zarar ziyan demeden çalışıyoruz. Belli ki aynı şeyi düşünüyoruz. Her zaman umut var. İyi olacak iyi. Yeterki şafakta uyanık ol.

    YanıtlaSil
  20. ABDnin yapmasi gereken Dolari Gumuse baglamak olmalidir. Bunu yaparken de %40 dolarin develue edilip 1ons Gumus 35 dolar esitliginde bir sisteme girilmesi lazim.

    Ya da daha makul olani ise

    %15 dolarin develue edilip bakira baglanmasi da olabilir. Bakir dunya ekonomisinin buyume donemlerinde fiyati yukselir dunya ekonomisinin yavasladigi resesyona girdigi donemlerde fiyati duser. Boylelikle bu durum bakira baglanan dolari FED icin daha esnek kilabilir. Dunya ekonomisinin buyume donemlerinde piyasada dolar cekilir balonlasma para arzi uzerinden daha rahat kontrol edilir. Dunya ekonomisinin kuculdugu donemlerde ise dolar bollasir sureciyonetmek daha avantajli olur. Altin standartina ve gumus standartina gore.
    Ayrica bakirin bir ozelligi de elektirik mikro cip teknoloji bilgisayar elektronik urunlerinin ve sanayinin belli basli hammadeleri olmasi hasebiyle gumus standartina ve altin standartina gore daha guncel daha cagdas hatta daha surdurulebilir bir emtia dolar esitligi saglar. Sonucta altin ve gumus sistemine dayali para sistemi caglar oncesinden kalma eski bir sistemdir. Bu baglamda bakira bagli para sistemi gunumuze daha uygun bir standarttir.Ayrica dunyada bakir uretimi ise daha genis bir cografyada az cok bulunmaktadir.

    YanıtlaSil
  21. Çanlar çalıyor desenize hocam açık açık :)

    YanıtlaSil
  22. Hocam, sayenizde abd varlık alımının azaltılması anında tl nin düşüp $ yükseleceğini varlık alımının yükseltildiği anda ise tl nin degerleneceğini öğrendim

    YanıtlaSil
  23. Ayrıca, dolar endeksinin ne demek olduğunu öğrendim.

    YanıtlaSil
  24. bir 10 milyar şakkadanak satarım .bir 10 milyar daha...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rezervler eksi 50 milyar Dolar. Yani satacak dolar yok.

      Sil
  25. Değerli Hocam, İktisat bilgisi sınırlı(ama meraklı), ilgisi ise sonradan edindiğim hukuk mesleğinde çalıştığı alan(Ortaklık Hukuku) nedeni ile zorunlu olan bir eski asker olarak; ABD.nin UA.platformlarda, sahalarda, savaş alanlarında sıkıca koruduğu menfaatlerini izleme politikalarında son zamanlarda yaptığı-yapmayı planladığı değişikliklerin bu faiz ve kur politikalarına etkisi hakkında kayda değer bir şey denilebilir mi ?
    **
    Bir de ÇİN ve Uzakdoğu etkenlerini nasıl değerlendirirsiniz ?
    Bıkmadan ve tarafsızca, yetkinlikle yazdığınız makaleler, diğer kitaplar için her zaman size minnettarız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer doların rezerv para olma konumunu (petrolün, altının ve diğer metaların fiyatlarının ve alış verişinin dolara dayalı olması) değiştirecek bir şey olmazsa etkisi olmaz.
      Çin, ciddi bir tehdit olarak geliyor. Uzakdoğuyu kendi çevresinde toplamak için epey çabası var. Bunu becerebilirse işler değişebilir. Yüzyılın ikinci çeyreği giderek sertleşecek bir ABD - Çin hegemonya savaşına yol açacak gibi görünüyor. Bunun ilk belirtileri kur savaşıyla ortaya çıktı, ticaret savaşıyla devam ediyor.
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  26. Hocam merhaba, sorularım açık ve nettir.

    Soru1: Mevcut yönetim iş yapamaz hale gelmiştir. Değişmesi ileride daha kötü olsa bile elzemdir. Değişecek yönetimden umutlu musunuz?

    Soru2: Son dönemde popülist politikacılar gibi ; popülist akademisyenler, popülist ekonomistler türedi. Her gün aynı şeyi söylüyorlar. İşte üretim olmuyormuş, yapısal reformlar lazımmış, hukukun üstünlüğü falan filan. İyi takipçi de kasıyorlar. Hayır şunu anlamıyorum bu kişiler yurtdışında gayet güzel yaşayabilirler. Bunu tercih etmiyorlar çünkü şunu anladım ki popüler olmak hoşlarına gidiyor, yurtdışında olsalar evet daha güzel bir hayatları olabilir ama buraya nazaran daha sönük geçer. Her gün abartmayı seven ahalimiz sayesinde bakan, başbakan falan oluyorlar. Sizi buraya dahil etmiyorum çünkü işin bizzat içinde olarak yıllarınızı vermişsiniz ve yaptığınız şeyleri samimi buluyorum. Bu kişiler yetki alsa dediği şeyleri yapabilirler mi ? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam,

      Benim cevaplarım şu şekilde:
      Cevap 1: Benzeri ülkelere bakarsam, ekseriyatla daha kötü yönetimler geldi. Parlamenter sistem bir kere bozulduğunda telafisi imkansız oluyor. İkinci başkan birinci başkana rahmet okutabilir, veya ülkenin zor durumdaki yönetimini sağlamak için daha çok baskı uygulayabilir.

      İkinci olasılık, yukarda Sn Mahdut da bahsetmiş, Batı yanlısı bir hükümetin gelmesi. Böyle bir hükümetin gelmesi durumunda , ülke içini toparlamak için ciddi miktarda batıdan borç alması gerekecek. Bunun şartı da Batının türkiyeye böyle bir desteği vermesi. Aksi durumda böyle bir hükümet sorunları çözmekten ziyade daha da ağırlaştırır.

      birinci olasılığa ben yüzde 80 diğerine yüzde 20 gerçekleşme oranı veriyorum.

      Cevap 2: Kaliteli türk akademisyenler popüler olma yolunu tercih etmiyorlar. Ekonomi ve finans alanında uluslar arası işler yapan ve yapabilecek insanlar akademi de var. TV ekranlarına çıktıklarını hiç duymadım, ne youtube kanalları var ne de twitterdan görüş belirtiyorlar. İşlerine odaklanmışlar. Bunlar arasından yurtdışına çıkanlar çok oluyor, bahsettiğim gibi popüler olmadıkları için kendi aileleri dışında bilen olmuyor. En popüler misal mevcut MB başkanı. Adam eski MB na demediğini bırakmadı, iki gün sonra MB başkanı oluverdi garibim.

      Mahfi beyin durumu dediğinizin bile ötesinde, de çok farklı. Hazine müşteşarı olarak, bahsettiğiniz
      popüler kişilerin ulaşamayacağı bir mevkiyi hak etmiş ve istifa etmişti. İstifası ile makamı değerli kılanın insan olduğunu, bilen kişilere gösterdi.

      L1RRB*p^80aRWPuV

      Sil
    2. Teşekkürler, sevgiler.
      Yurt dışında yaşamak sanıldığı kadar kolay değildir. İnsan yurdunu, arkadaşlarını, ortak sofraları özler. Ben 6 yıl ABD'de görevli olarak bulundum. Yerleşme fırsatım oldu ama hiç düşünmedim. Ben Türkiyeliyim, ülkemi daha iyi görmek isterim ve elimden gelen neyse de yapmaya çalışırım.

      Bizim bugün en ciddi sorunumuz devleti kaybetmiş olmamız. Hukukun üstünlüğünü sağlayacak, yolsuzlukları soruşturacak, mafyayı temizleyecek, kadın ve çocuk tacizcilerini yakalayacak ve yargılayacak, liyakat sahibi insanları kamu görevlerine atayacak, çocuklarımıza doğru bir eğitim verecek bir devletimiz yok. Devletler sadece işgal edildiklerinde, siyasal bağımsızlıkları kaybettiklerinde yıkılmazlar.

      Sil
    3. Sevgili Mahfi hocam,

      Yurtdışında yaşamak artık daha kolay. İnsan her zaman yurdunu, arkadaşlarını, ortak sofraları özler, burada yeni arkadaşlıklar, yeni sofralar, yeni yurtlar kurar. Hem yurtdışında izinler daha uzun ve ülkeye gelmek daha kolay.

      Anadolu insanı her yerde aynı hocam, 50 - 60 yıl öncesinden anadoludan göçen insanların çocukları var, türkçe bilmeseler bile öyle tipik davranışları var ki.

      Buraya ilk geldiğim aydı. iş arıyorum. Bildiğiniz en büyük teknoloji firmalarından birinin iş arama etkinliği, network, grup oluşturma etkinliklerinden birine katıldım. Yönetici bir hanım, aksandan memleketimi sordu. İstanbul dedim. Hoşuna gitti, bir kahve içimi oturduk, iki üç dakika iş aramamdan çocuklardan konuştuk. O ara dedi, benim dedem de istanbuldan buraya gelmiş, babam 2-3 yaşındaymış dedi. Babası bir kere merak edip türkiyeye gitmiş gençken, kendisi hiç gitmemiş, türkçe bilmiyorlar.

      Bende tahmin edebiliyorum ama dedeniz istanbullu değildir dedim. Durdu evet nerden bildiniz dedi, Anadolu dan bir yer söyledi, aslen orası.

      Dedim ki, Anadolu türkleri sizin gibi dirseğini koltuğun üstüne koyup oturur, karşısındakiyle konuşur, İstanbullular farklı otururuz. Kadın bir an şaşkınlıktan dondu kaldı. Durdu durdu güldü, aaa evet dedem bunu çok yapardı dedi. Başkalarında nerdeyse hiç görmedim, yaptığımın farkına bile varmıyorum dedi.

      Sağolsun, hemen cv mi aldı, içerdeki tanıdıkları ile paylaşmakla kalmadı, firmanın yeni projelerinde iş imkanı olduğunda o süreçte haberdar etti.

      Sil
    4. Yurtdisi tozpembe bir dunya degil. Ne ilk gunler icin ne de kalma isini garanti edip kalici oturum vatandaslik sahibi oldugun konum icin.Zaten eskisi gibi de degil butun bunlar. Eskiden zordu simdi ozellikle 2016dan sonra ve 2020 marttan sonra daha zorlasti gidip yerlesmek ve kalmak. Dahasi onemli olan kendi evimizi duzeltmek daha yasanabilir bir atmosfere sahip bir ulke yaratmak Siyasal katilimin barajsiz oldugu bagimsiz kisilerden olusan senatonun oldugu hukuk ustunlugunun salt kriminal suclar babinda degil cevresel doga suclari babinda da isledigi cevreyi habitati koruyan bir yapiya ihtiyac vardir. Adalet sisteminin ve Egitim sisteminin saglam zeminlerde olmasi ise siyasetustu yapilarla mumkundur. Ornegin hangi parti ve anlayis olursa olsun ister koaliston ister tek basina iktidar partisi olsun bir ulkede Adalet bakanligi ve MEB bakanligi bir siyasetci tarafindan temsil ediliyor ve bu kisilerden tarafindan icra ediliyorsa orda bagimsiz adalet hukuktan ve gelecegi belirleyen egitim siyasasindan soz edilemez. Bu baglamda senato sarttir bagimsiz senatorlerden olusan yapi icinden gelen kisiler tarafindan adalet ve egitim bakanliklari temsil edilmelidir. Cagdas hur demokrasilerde cift meclisli sistem vardir. Bizim kor topal demokrasi ve hukuk tarihimizde gecmisimizde de ilk kuruldugundan beri cift meclis sistemi soz konusudur.Cift meclisli sistem bizim bir gelenegimizdir desek tarihsel surec icinde buyuk olcude yanilmis olmayiz. Cift meclis sistemi; senato ve millet meclisi argumani uzerinden isler. Bu baglamda demokrasinin hukukun ve denge balans mekanizmasinin dahasi bagimsiz tarafsiz yuksek niteligin olusmasinda senato sarttir.Bagimsiz hur siyasetustu kisilerden olusan senatonun olmadigi bir demokrasi sistemi kor topal kalmaya ve siyasal krize girmeye tikanmaya toplumsal gerilemeye muhtactir.
      Bu baglamda eger ileride bir yeni siyasi mekanizma olusacaksa sayet bu cift meclisli sistem uzerinden anatuzel nitelik kazanmalidir. Bu neredeyse olmazsa olmaz bir durumdur. Her nekadar gelenegimize dayali olsa da bu durum; kopustan kurtulus ve ilerici bir adimdir. Yani gelenege donmek bazen ilerici bir adim sicrama da olabilmektedir. Bunun icin bagimsiz siyasetustu senatorlerden olusan bir senatonun oldugu cift meclisli sistem anlayis bu durumun mevcut Turkiye sartlarinda gelecegin idealinde boyle bir adimi sicrayisi temsil etmektedir. Bunun disindaki"Tekrar parlementer sisteme donemlim" gibi bir anlayis tekrardan krize bunalima tikanmaya ve siyasi kitlenmelerin kalici bir sonuca evrilmesine isaret etmektedir. Amac Parlementer sisteme donmek olsa bile ne turden bir parelementer sistem olacagi teknik olarak tek meclisse sayet sonuc orta ve uzun vadede degismeyecektir. Bu baglamda parlementer sisteme gecis kavrami senatosuzsa sayet tekrardan kor topal kalacagi kuskusudur.

      Sil
  27. Hocam keşke faiz sebep, enflasyon sonuç olsaydı. Enflasyon ve faiz sıkıntımız olmazdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klavuzu karga olanın...

      Sil
    2. Hocanın yerine cevap vereyim. Eğer maliyet girdisi içinde faizin yeri çok fazlaysa zaten faiz sebep, enflasyon sonuç olurdu. Şuan öyle olmadığı için o durum geçerli değil. Ama bu hep o şekilde olduğunu söylemez. Saygı bizden, saygı biden...

      Sil
  28. Mahfi bey

    Umarım "bunlar küçük konular, bunlarla ilgilenmiyorum ben" demezsiniz.

    (1) Bütün ideolojik sloganları hariç tutarak; "sabit fiyat yasası/kanunu" ne demek? İktisat biliminde (ve tarihinde) var mı? Günümüzde de uygulanıyor mu?

    (2) "Türkiye'de kitap sektörü" özelinde; siz Türkiye'yi çok iyi tanıyan bir iktisatçı (ve sosyolog) olarak, eğer "sabit fiyat yasası/kanunu" yürürlüğe girerse, yayıncılar, dağıtımcılar, zincir mağazalar, tekil/küçük kitabevi sahipleri ve okuyucular açısından, sonuçları neler olabilir, birkaçını yazar mısınız? (Elbette %100 isabetli olmayabilirsiniz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Geçmişte fiyat artışlarını engellemeye çalışarak sabit fiyat uygulamaları oldu. İki şekilde oldu. İlki Sovyet sisteminde fiyatları devlet saptadı ve piyasaya bırakmadı. (2) Bizde (ve bazı başka ülkelerde) devlet fiyatları tespit etti ve empoze etti. Her iki uygulamada da karaborsa doğru ve mallar tezgâh altından devletin söylediği fiyatın üzerinde satılır oldu. Aradaki fark vergisiz olarak satıcının cebine gitti.
      (2) Kitap gibi belirli bir veya iki malın fiyatını sabit (ve düşük) tutmanın yolu aradaki farkı yayıncıya devletin ödemesidir. Aksi taktirde burada da karaborsa doğar.

      Sil
  29. Mahfi hocam

    Çinli bilgeler: “İştahını kısan borca girmez” diyor

    tamam da

    Türklerin söylediği "borç yiğidin kamçısıdır" sözü hakkında ne diyeceksiniz peki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türklerin söyledi bir söz daha var: "Borç yiyen kesesinden yer."

      Sil
  30. Sizin küçüklüğünüzde internet filan yoktu (belki siz, televizyonun Türkiye'de olmadığı yılları da yaşamışsınızdır Hocam.)

    Bütün bu yokluğa rağmen, analiz yapmakta ustasınız.

    Şimdi bizim neslimizin elinin altında, "devasa internet" var. Ama bırakın analiz yapmayı, araştırma nasıl yapılır bunu bile beceremiyoruz.

    Varsıllık, imkânların artması, analiz yapmakta ustalaşmayı daima mümkün kılmıyor galiba Hocam, ne dersiniz?

    Not: Lütfen, interneti kötülediğimi düşünmeyiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Bu işin internetle ilgisi var ama asıl başka konularla ilgisi var.
      Analiz yapmak çok zor değildir. Her şeyden önce nede- sonuç ilişkisini doğru kurmanız lazım. Faiz neden , enflasyon sonuçtur diye neden - sonuç ilişkisinin karıştırarak yola çıkarsanız tamamen yanlış yerlere gidersiniz.
      Doğru analiz yapabilmenin birkaç kuralı var: (1) Analiz yaparken incelediğiniz konuya duygularınızla, değer yargılarınızla, taraftarlığınızla yaklaşmayacak, objektif olacaksınız. (2) Verileri ve bilgileri alıp geçmişten bugüne gelişimi izleyeceksiniz (olay yeri incelemesi.) (3) Çıkan sonuçları yine objektif olarak bir kez daha inceleyip doğruluk testi yapacaksınız.
      Analiz yapmanın yollarını Ekonomide Analiz kitabımda yazdım.

      Sil
    2. Selam kardeşim,

      Einstein zamanında da internet yok idi.
      Platon garibim telefonu bilmezdi.
      İbni sinanın da mikroskobu yoktu.

      En sevdiğim Hipokrat abimizdir. Hastalarının parasını
      boşuna almak için bir MR ınıza da bakalım, bir röntgen
      filminizi inceleyelim demezdi.

      Sil
    3. Teknoloji budur, zaman ile bilgilerin daha hızlı insana sunumunu sağlar bir anlamda.

      Yapay zeka ve işlem gücü artışı ile internetin sunduğu hızlı paylaşım bir arada ciddi gelişimleri beraberinde getiriyor.

      Temelinde her zaman analitik işlemler, ciddi araştırmalar, istatistik metodlar, matematik modeller var. Bunları bilmek teknolojinin kullanımında avantaj sağlarken, bir yerden sonra bazı insanlar için de gereksiz bilgi haline gelliyor.

      Misal; Ev, araba, şirket kredisii, bireysell kredi alacak insanların, belli başlı dataları yasal kurallar içinde bankacılık sisteminde bulunur. 150-160 milyon adet ev satış datası, onlar ile ilgili eski kredi süreçleri, müşterilerin belli bilgileri, altyapıları, 400 milyon üzeri araç kredisi satışı, yüz milyonlarca bireysel kredi müşterisi, onların epostaları, ev şirket adresleri vs vs vs

      Farklı bölgeler, farklı ülkeler, farklı zamanlar, farklı meslekler, farklı piyasa koşulları vs dediğinizde elimize geçen sayısı hiç bilinemeyecek farklı sistemlerde tutulan trilyonlarca satırlık data.

      Bu kadar data arasında ihtiyacı olanı bir grup insanın işlemesi imkansız. İşlemenin ötesinde, istatistiksel anlamlı sonuçlar çıkarmak, gelecek projeksiyonları yapmak, insanların default olma olasılılklarını hesaplamak, onlara verilecek faiz oranını mevcut banka ve piyasa koşullarına göre hesaplamak, bunları farklı ülkelerdeki yerel şubeler ve müşteri temsilcileri ile yerel yasal çerçevede paylaşmak; insanı aşan büyük bir yük.

      Daha da zoru, dünyanın farklı bölgelerinde yasal olarak fiziken tutulan verilerin sadece işleme amacı ile müşteri bilgilerini bilmeden ihtiyaç kadarını alıp, farklı bir ülkede işlenmesi ve yine ana ülkesindeki insanlar ile paylaşılması.

      Bir bölgede belli bir meslekte belli bir süre çalışan insanın kredisini düzgün ödeme olasılığının hesabı, ona farklı hangi ürünlerin sunulabileceğinin belirlenmesi, hangi epostaların veya SMS lerin atılacağı, onun farklı meslek grubundaki belli yaş grubundaki insanlar ile kıyaslanması, onun diğer istatistiklerinin çıkarılması, sonra bunları bölge ve ülke bazında en uygun matematik model ile banka kazancı içinde gelecek projeksiyonunun yapılması, bir aşamada modellerin seçiminde en uygun modeli bulması için yapay zekanın kullanılması ciddi bir efor gerektiriyor. Sadece bir insan için yüzlerce farklı ve anlamlı grafik çıkarabilirsiniz. Hocamızın bahsettiği doğruluk testi matematik modellerinden bir kaç tanesinin birden uygulanması, en başarılı sonucu yapay zekanın test etmesi, sonra diğer bölgeler için kendini sınaması, farklı bölgeler için farklı doğruluk testleri üretmesi, bunların da değişen zaman ve piyasa koşullarında yapay zeka tarafından değiştirilmesi, yapay zekanın da kontrol edilmesi. vs....

      Aynı gün içinde milyonlarca insan için saniyede üretilen veriyi düşünün, bir de bu çıktıların saklanma zorunlulukları.

      Bu sistemlerin arızaları, sistemleri üzerinde çalışan insanların yönetimleri, onların pskilolojileri, vs dediğinizde günümüz iş süreçleri matematik, yazılım algoritması, finans bilgisi, istatistik ve ekonometri, ilgili teknoloji ve analiz yeteneği gibi çok alanlardan biraz bilgi sahibi olmayı gerektiriyor ve hepsinin başı düzenli çalışan, pozitif mesaj veren, disiplinli bir insan karakteri.

      Bir de işin geleceği ve gelecek teknolojilerinin belirlenmesi hangi gelecek teknolojisine kimler ile yatırım yapılacağı, bunların yönetimi...

      İmkanların artması , analiz yapmakta ustalaşmayı da, farklı paradigmalar arasında kıyaslamalar yapmayı da, günün ve zamanın önemini de artırıyor. Aksi olsaydı data scientist, data engineer, vb gibi alanlarda insan talepleri artmazdı.


      R6Eo3lv8!Ks!UmeX

      Sil
  31. Yurdum otoriteleri, kriptolara yasak getirdi, TL nin kendisi kripto gibi hareket ediyor.
    Kimse 3 ay sonra TL nin USD karşısında 10 seviyesini göremeyeceğini garanti edemez.
    TL 8 de olur 10 da olur.

    YanıtlaSil
  32. Apple, Microsoft, Google, Facebook, Instagram, Amazon, SpaceX, Siemens, Sony, Samsung ortak bir şirket kurmuş.

    Sizi de bu ortak şirketin CEO'su olarak atamışlar.

    Yakında duyurusunu yapacakmışsınız, doğru mu hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün yaptılar zaten siz atlamışsınız.

      Sil
    2. Google bugün neden cöktü simdi anlam kazandi.

      Sil
  33. Hala daha faize ümit bağlayan bir toplum nasıl ilerleyebilir?

    Beyler elbette çift paralı ülkelerde faiz enflasyonu arttırır enflasyon da faizi. Bunları birbirinden ayıramazsınız. Faizin inmesi doların artışını durdurur . Maliyet enflasyonunun düşmesini sağlar.

    Sizin önerdiğiniz , enflasyonla mücadele için uygulanan yüksek faiz politikası, 1994-2001 arası denendi ve çok yüksek cari açıklara sebep oldu. Cari açıklar devalüasyonlara sebep oldu. Dolar fırladıkça fırladı. Doların artışı durmadığı için enflasyon hiçbir zaman düşmedi. Tam tersi %100 lere kadar çıktı... Siz bu yılları yaşamadınız biz yaşadık.

    Bunun işe yaramadığı görülünce faizler indirildi. Ama dolar çıpaya bağlanmak istenince Anayasa kitapçığı kriziyle dolar patladı. Eğer faizler inerken dolar çıpalanmasaydı cari açık kapanacak ve enflasyon düşecekti.

    Ekonomi yönetimi şimdi bundan ders çıkarmış görünüyor ve doları serbest bıraktı. Dolar serbest bırakıldığı için yabancıların borsayı düşürüp yüksek kurdan girdikten sonra borsayı zirve yaptırıp dolar düşünce kaçması da engellenmiş oldu. . Bu şekilde yabancıların oyunu bozulmuş oldu.

    Naci bey faizleri fırlatınca borsa zirve yapmış ve dolar düşmüş sonra yabancı dolar düşünce ülkeden kaçmıştı. 8.50 ile geldiler 7.20 ile çıktılar . Sırf kur farkından 2-3 ayda dolar bazında %20 kar ettiler. Borsa da %30 artınca dolar olarak 100 dolarla gelip 150 dolarla gittiler..

    Buna sebep olan Naci bey kahraman ilan edildi. Şimdi doların çıkması devam ediyor ama Tcmb faiz arttırmıyor. Olması gereken budur . Şimdi faiz artmadığı için dolar bir yerde dengeye oturacak ve doların durduğunu gören özel sektör enflasyonunu düşürecek.

    Şuanda enflasyon %45, faiz %19 olduğuna göre tcmb düşük faiz politikası uyguluyor demektir. Bu devam ettirilirse toparlanma yakındır. Doğru yapılan uygulamalar desteklenmelidir.

    İktisat fakültesinin 1 . Sınıfında okutulan saçma sapan bir faiz artarsa enflasyonu düşürürüz hipoteziyle devlet yönetilmez.

    Yönetilirse 2001 yılında olduğu gibi imfye mahkum hale geliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen yanlış bir analiz ama ben ironi yapıldığını tahmin ediyorum.

      Sil
    2. İroni değil hocam bunlar gerçekler.

      Bilim adamının görevi, teori gerçeklerle çeliştiğinde gerçekleri eğip büküp teoriye uydurmak ve teoriyi haklı çıkarmaktır.

      Ama siyasetçinin , icraatin içindekilerin görevi, teori yanlış çıktıysa teoriden uzaklaşıp gerçeklerin peşinden gitmektir.

      Bugün Tcmb gerçeklerin gösterdiği yolda ilerlemektedir. Düşük faiz serbest kur politikasının bizi götüreceği yer ,
      Düşük kur düşük faiz düşük enflasyon noktasıdır.

      Çünkü şuanda enflasyonun sebebi talep değil, maliyettir.

      Maliyet enflasyonunun tek sebebi cari açık ve buna bağlı devalüasyonlardır.

      Neden 2 yıl önce faizler %10 olduğunda enflasyon düşmedi diyeceksiniz çünkü o zaman düşük faiz düşük kur politikası uygulandı tıpkı 2001 şubat öncesindeki gibi...

      Şimdi bunun da yanlış olduğu görüldü. Düşük faiz yüksek(serbest) kur politikasına geçildi.





      Sil
    3. Adsız 23:04,

      swapla, rezerv satmayla, yerli bankaları hazineye döviz kredisi açmaya zorlamakla vs baskılanan kur ortadayken, hangi dövizin nerede serbest bırakılmasından bahsediyorsun sen?

      üzerine; dünyada batık olmayan tüm em faizleri tek hanedeyken, hatta yüzde 5' lerin altındayken yüzde 19 faize düşük demen zaten ekonomi bilgini de gözler önüne sermiş.

      buna rağmen Mahfi hoca kibarca karşılık vermiş sana ama buna rağmen sallamaya devam etmişsin. o zaman sana ve senin gibilere anlayacağınız dilden yazalım:

      Lan Bırakk !!

      Sil
    4. Adsız 17.04 bilmiyorsun. Ama bilmediğinin farkında değilsin.

      6.80 baskılamasında neler yapıldı? Haftalık repo ihaleleri durduruldu bu yolla Tl arzı kesilip tlnin değerlenmesi sağlandı. Londra swap piyasasında faizler %1500 e çıkartılıp Tlnin açığa satış mekanizması kesildi.

      Şimdi bunların hiçbirisi yapılmıyor. Arka kapıdan Döviz satışı yok gösterge faizi de arttırılmıyor .

      Bunlar tamamen kurun serbest bırakıldığının göstergeleridir.

      Zaten 8.65 e gelmesi de başlı başına gösterge.

      Enflasyonun 45 olduğu yerde 19 elbette düşük faizdir.

      Sen kafayımı yedin bizdeki faizi Amerikanın %0.25 lik faiziyle kıyaslıyorsun.

      Anlayabilirmisin? Kapasiten var mı bunları anlamaya? De get leennn öğren de gel..

      Sil
    5. Lan bırak yazıcanıza düzgün birşeyler yazsaydınızda okusaydık, siyasi ekonomide böyle böyle bişey herhalde, mahfi beyin analiz tanımında söylediği gibi, duygularınızı değil objektiflerinizi yansıtın yazılarınıza. Serbest kur politikası yok diyorsan eğer bence interneti kapat, bir tatile çık derim.

      Sil
  34. Hocam emeğinize sağlık. Yazınız her zamanki gibi sade anlaşılır ve öğretici olmuş. Çin atasozu ile de özetlemişsiniz. Şöyle de diyebilirmiyiz. "iştahını kısmayan borca girer" yada "Borca giren iştahını kısmaz".

    YanıtlaSil
  35. Hocam TCMB nin kasasına fare girerse ve 100 milyar dolarlık brüt rezervi yerse, bu durum nasıl telafi edilebilir? TCMB , para basıp dolar alırsa ve bu 100 milyar doları yerine koyarsa enflasyon artar mı? Olası sonuçlar ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fare girerse aç kalır, rezerv kalmamış zaten.

      Sil
    2. Sevgili hocam, fare hazine kasasına girse daha iyi yapmaz mı? Bir sürü borç senedi var, onları kemirir.

      Sil
  36. Türk eğitim sisteminden hiçbir şey olmaz. Yazar-eser ezberleten sistemden yaratıcı düşünme bekleyemezsiniz. Aynı şeyleri konuşup dururuz.

    YanıtlaSil
  37. Sizi anlamakta güçlük çekiyorum Mahfi bey...

    Dolar/TL yükseldiğinde, ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz.

    Ama düştüğünde, sus-pussunuz.

    Niye?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düştü dediği yere bakarsanız çıkıyor dediğimiz yerden daha yüksek olduğunu göreceksiniz.

      Sil
    2. Bu sorunuzun cevabı çok basit sayın adsız 18:19. Mahfi hoca öteden beri savunduğu reformlar yapılmadığı sürece, faizin, kurun, enflasyonun artacağını, milli gelirin azalacağını öngörüyor. Bu adımlar atılmadıkça da dolar yükseldiği için teorisinin doğruluğunu görmeninin haklı gururunu yaşıyor. Eğer biz bunları şimdi göremezsek toplum için maliyetleri daha fazla olacak. Mahfi hoca da dahil bütün aydınlar da bunu söylüyor. Ama maalesef bazen sığ bir bakış açısıyla yaftalanıyorlar.

      Sil
    3. Dolar düştü de biz mi görmedik? Eskiden dolar al-sat yapmanın bir zevki vardı; indikatörler, dalga sayımları, formasyonlar falan, yukarıdan satar aşağıdan alırdık. Şimdi meret düşmüyor ki alalım. Yukarıdan satan ertesi gün terste kalıyor...

      Sil
  38. Sayın Eğilmez,

    Gözünüz aydın.

    Yunanistan'ın Samos adasında 2017'den beri sürgün hayatı yaşayan, Türkiye'ye girişi yasak olan Sevan Nişanyan, sizin "sorunlar envanteri"niz üzerine bir değerlendirme yazısı yazmış.

    Dikkatle okumanızı öneririm.

    Dizi şeklinde, devamını da yazacakmış.

    İlk yazısı:

    http://nisanyan1.blogspot.com/2021/06/memleket-nasl-kurtulur-yeni-dizi-1.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevan beyin Türkiye'ye girmesi yasak değil.

      Sınır kontrolünde eğer yakalanırsa direkt hapse atacaklar, o nedenle Türkiye'ye gelemiyor.

      Unutmayınız, 2017'de Sevan bey, adli mercilere izin hakkımı kullanıyorum diyerek hapisten çıktı ve Türkiye'den kaçtı. 4 yıldır Samos'ta yaşıyor.

      Sil
    2. Sn Nişanyan'ın dışarda yaşadığını şimdi öğrendim. Üzüldüm. Yazısını az önce okudum. Dünyayı farklı okuyoruz onla. Türkiye batı için hiç bir zaman ortak olmadı. AET için üye oldu, Avrupa için lazımdı. AB üyelik sürecinde İngiltere'nin de tutturmasıdır Türkiyenin üyelik sürecinde yer alması. Pazarlık kozu olarak Türkiyenin kenarda olması İngiltere için iyi idi. Kendisinin içerde olması için TR ın da kenarda tutulmasını isterdi. Hiç bir zaman, baştan beri TR üye olamayacaktı. Sarko ve Merkel de fiilen pazarlık güç dengesini değiştirmek için çok çabaladılar. Süreç İngilterenin çıkması ile sonuçlandı, TR da pazarlık masasından kaldırıldı. Artık TR üye olamaz.

      Ab için TR büyük tehdittir. Varoluşsal bir tehdittir. İngiltere bunun için TR ı kenarda tutardı. TR, Ab için Rusyadan daha büyük bir tehdittir. TR ın üyeliği, ortadoğunun siyasal islamcılarının ab kurumlarına zaman ile sızmasıdır. siyasal islamcıları ingilizler iyi kontrol eder.

      Laik tr devletinin nasıl çöktüğünü görmediniz mi? ab için de benzerini tasavvur edebilirsiniz. Çinin batısından, Libyaya kadar milyarlarca insanın üzerinde iktidar kuran güç için orta avrupa ülkeleri de güzel bir mücadele alanı olur. Aceleye gerek yok; 200 yıllık bir süreç düşünün. Unutmayın, Osmanlıya 150-200 yıl kadar uğraştılar ortadoğu yu imparatorluktan ayırmak için.

      Batı Rusya ile sorun yaşamaz, birbirlerine ciddi tehdit değillerdir. Daha doğrusu Rusya batı için tehdit değildir, tam tersi doğrudur. Bakın, Rusya ayakta kalsın diye nasıl İran'ı Ruslara kemik olarak attılar? İranı yem ettiler ruslara. Anlaşmalı çatışırlar. Kennedy ile Stalin bile hangi alanlarda çatışacakları konusunda centilmence, iki devlete yakışır bir biçimde anlaşma yapmışlardır. Türk başkanı dinleyin, Almanya Fransa ve orta Avrupaya ne güzel hitaplarda bulunur. İngilizler için o kadar çok konuşur mu? Görüyor musunuz ingilizlere çok çattığını, iç siyaset için birkaç cümle dışında laf attığını?

      *S6kmEcC2$8%

      Sil
  39. Hocam, TCMB yıl sonu beklentisi 9.5 du galiba, mecburen TL'de kalamıyoruz. Yabancı mevduata yöneliyoruz.

    YanıtlaSil
  40. Sayin Hocam, yazilarinizi ara ara takip ediyorum. En cok karsilastirmali tablolariniz hosuma gidiyor. En merak ettigim husus su: Yunanistan'in 2010 yilinda agir bir krize girmisti, kamu borclari ve sonrasinda Troyka önlemleri nedeniyle devlet yatirimlari tamamen durmustu. 10 yil boyunca da ülkede tek civi cakilmamis gözüküyor.
    Su anda Türkiye'nin kamu / özel borcluluk parametreleri, ödemeler dengesi rakamlarini Yunanistan'in 2010 rakamlari ile karsilastirmak mümkün mü? Kriz nedeniyle Yunanistan'dakilere benzeyen göstergeler nelerdir? Tesekkürler.

    YanıtlaSil
  41. Hocam Inferis kitabınızı ve Herkese göre finans kitabını sipariş ettim. Herkese göre finans kitabı güzel mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adı üstünde, herkese göre, sana göre, bana göre, kasaba, bakkala, manava, banka ceosuna, cfo ya da göre.

      Güzel kitap.

      Sil
  42. Mehmet Yılmaz24 Haziran 2021 22:01

    Hocam Merkez bankasının işleyişi ile ilgili sıfırdan başlayan birisi olarak basit bir dille anlatılan bir veya birden fazla kitap önerir misiniz

    YanıtlaSil
  43. Mahfi bey, ülkedeki ana muhalefetin ki iktidar değişirse en büyük aday malum ana muhalefet partisi. Bu durumda ekonomiyi düzelteceğine inanıyormusunuz ? Sözcü Faik beyin geçmişini biliyoruz, bu yüzden sordum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?