Enflasyon Nasıl Düşürülür?

2026’nın ilk dört ayında yıllık enflasyonda ciddi bir düşüş görebiliriz. Bunun temel nedeni, 2025’in aynı döneminde enflasyonun olağanüstü yüksek seyretmiş olmasıdır. Eğer bu yılın ilk dört ayında aylık ortalama enflasyon yüzde 1,5 civarında gerçekleşirse, Mayıs ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 22–23 bandına gerilemesi mümkündür.

Ancak bu bir başarı hikâyesi değildir. Büyük ölçüde baz etkisinin doğal sonucudur. Dolayısıyla böyle bir düşüşe fazla anlam yüklemek, kamuoyunu yanıltır.

Asıl soru şudur: Enflasyon baz etkisiyle geçici olarak mı düşüyor, yoksa doğru politikalarla kalıcı biçimde mi geriliyor? Bu soruya yanıt verebilmek için önce doğru teşhisi koymak gerekir.

Bizde sık yapılan hata, hastalığın adını koymakla yetinmektir. “Sorun enflasyon” demek, bir hekimin “bu hastalık kanser” demesi gibidir. Yetmez. Hangi tür kanser olduğu bilinmeden doğru tedavi uygulanamaz. Türkiye’deki enflasyonun kaynağı nedir? Talep mi, maliyet mi, ikisi birden mi? Bunların yanında başka etkenler var mı?

Bugün Türkiye’de açık biçimde karma enflasyon yaşanıyor. Faizlerin ve vergilerin yüksekliği, kur artışları, ücret zamları ve enerji gibi temel girdilerin pahalanması maliyetleri yukarı çekiyor. Öte yandan ekonominin değişmeyen bir gerçeği var: Birinin harcaması, başkasının geliridir. Faiz, ücret, kira ya da kâr geliri elde edenler bu gelirleri harcadıkça talep canlı kalıyor; bu kez talep enflasyonu devreye giriyor. Böylece enflasyon, kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşüyor.

Bu döngüyü kırmak için faiz ve vergi artışları gerekli olabilir; ancak kesinlikle yeterli değildir. Üstelik bu araçlar talebi frenlerken, maliyetleri artırarak sorunu başka bir kanaldan büyütebilir. Türkiye’nin son yıllardaki deneyimi bunu açık biçimde gösteriyor. Yanlış faiz politikası ekonomiyi hızla krize sokabiliyor; ancak sonradan faizi “doğru” düzeye getirmek, tek başına ekonomiyi kurtarmaya yetmiyor.

Asıl mesele beklentilerdir. Ekonomi, büyük ölçüde insan davranışlarıyla şekillenir. İnsanlar geleceğe güven duyduklarında tasarruf eder, yatırım yapar. Güven duymadıklarında ise, özellikle yüksek enflasyon ortamında, ellerine geçen parayı harcamayı tercih ederler. Bu da enflasyonu kalıcı hale getirir.

Nitekim hükümetin ve Merkez Bankası’nın 2026 yılsonu için enflasyon tahmini yüzde 16 iken; fiyatları belirleyen reel sektör temsilcilerinin beklentisi yüzde 35, hane halklarının beklentisi ise yüzde 50 dolayındadır. Daha açık bir ifadeyle ne reel sektör ne de tüketiciler, enflasyonun hedeflenen düzeylere düşeceğine inanıyor.

Enflasyonla mücadele yalnızca para politikası ya da vergi politikası meselesi değildir. Açıklanan hedeflerin toplum tarafından ciddiye alınması gerekir. Bunun ön koşulu ise güvendir. Güven yalnızca faizle inşa edilmez. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi, kamuda liyakat, kaliteli eğitim ve sosyal adalet; tüm bunlar ekonomik istikrarın vazgeçilmez parçalarıdır.

Özetle, enflasyon baz etkisiyle geçici olarak düşebilir. Ancak kalıcı düşüş; doğru ekonomi politikalarının yanı sıra, yapısal reformlarla yaratılacak güven ortamı sayesinde mümkündür.

 


Yorumlar

  1. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk 4 ay enflasyonda ciddi bir düşüş görebiliriz demek enflasyonda ciddi bir düşüşe işaret ediyor. Baz etkisi ile açıklanan şey doğal bir baz değil geçen yıl enflasyonun artıs hızından kaynaklıdır. İlk 4 ay sonunda enflasyon dusecekse bu yıl boyu sürecek demektir.

      Sil
    2. Hocam klavyenize sağlık!

      Sil
  2. Enflasyon TÜİK ile düşürülür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşürülmüş gibi yapılır ama gerçekte düşmez.

      Sil
    2. TÜİK 4000 kişiyle ENAG 8 kişiyle ölçüm yapıyor. Hangi özel kurum veya kuruluş ENAG'ı baz alarak plan yapıyor.

      Sil
    3. Özel sektör, fiyatlarını TÜİK'in açıkladığı enflasyona göre değil onun iki katına göre artırıyorlar. Bu, onların ahlaksız olduğunu değil TÜİK'in açıkladığı enflasyonun gerçeği yansıtmadığını düşündüklerini gösteriyor. Bu anlamda ENAG'ın açıkladığı enflasyonla aynı konumda oldukları anlaşılıyor.

      Sil
    4. TÜİK bankaları da kandırıyor o zaman. Bankalar eksi enflasyonla kredi dağıtıyor size göre.

      Sil
    5. Patronların keyfi yerinde insanların alım gücü artıyor diye pervasızca zam yapıyorlar. Ancak gidecek alanları kalmadı. Mecbur bir noktadan sonra sinecekler. Ne zaman derseniz başladı bile süreç. O kadar yüksek zamlar yapıldı ki 2 sene zam yapmasalar bile kimse neden zam yapmıyorlar diye sormaz çünkü geçmişte fazla fazla zam yaptılar.

      Sil
    6. Bankaların ticari kredi faizlerine bir bakın isterseniz, TÜİK'in açıkladığı enflasyonla bir ilgisi var mıı?

      Sil
    7. Devlete borç veren para babaları da aldatılıyor o zaman onlar da eksi enflasyonla borç veriyorlar.

      Sil
    8. Karşılığında ne olduğunu bilemeyiz.

      Sil
    9. Hocam, TÜİK, enflasyonu ölçerken indirimde olan ürünleri mi baz alıyor?

      Sil
  3. Hocam ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. Yazı için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki personeline teşekkür ediyor. Biraz adap, usul erkan öğretilse okullarda ne güzel olur.

      Sil
  5. Emeğiniz için teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Mahfi bey, son günlerde yazdığınız ufuk açıcı, bilgilendici yazılarınız için teşekkür ederim, iktisadın temel öğretisi arz ve talep dengesi fiyat belirleyici ise talep düşürücü önlemler yalnız başına enflasyonu düşürmez ise talep kadar arz arttırma işini kim yapacak, yoksa enflasyon kısır döngüsüne girmezmiyiz, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Belirsizlik ne kadar fazlaysa işler o kadar karmaşık hale gelir. 2005 - 014 arasında Türkiye'de belirsizlik azdı ve ekonomi sorunsuz gidiyordu. Sonra işler karıştı, başkanlık sistemiyle birlikte karışıklık zirveye çıktı.

      Sil
    2. Mahfi bey, bahse konu yapısal reformlar olan hukuk, demokrasi, adalet gibi çağdaş uygarlık ve medeni yaşam standartları arz talep dengesinin arz problemini çözebilirmi bunun yanında arzı sürdürecek reel sektörü canlandırıcı önlemler varmı?

      Sil
    3. Çözdüğünü 2001 krizi sonrasında yapılan az sayıda yapısal reform ve AB üyelik müzakeresi bize gösterdi.

      Sil
    4. Hocam 2000'li yıllarda dünyada oksurseler biz nezle olurduk. Şimdi dünya nezle olmuş biz oksurmuyoruz. Aradaki fark bu.

      Sil
    5. Biz yıllardır o konumda olduğumuzdan artık etkiyi hissetmiyoruz.

      Sil
    6. Sizinki psikolojik bağımlılık olmuş anlaşılan.

      Sil
  7. Mahfi bey, sizin dediğiniz gibi enflasyonu baz etkisi, yaz etkisi, güz etkisi gibi etkilerle kalıcı olarak önlemek mümkün olmayacak gibi, kalıcı çözüm Ege Cansen hocanın sifon etkisi ile arzı arttırmak kalıcı çözüm olmazmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arzı artırmak için yatırım lazım. Yatırımcılar bu ortamda yeni yatırım yapmıyor.

      Sil
    2. 4 otomobil fabrikası geliyor BVD Chery HBS (yerli) ve Çankırı ya bir Çinli daha geliyor.

      Sil
    3. Gidenler gitti, bunlar bir gelsin o zaman görürüz.

      Sil
  8. Hocam yazılarınız ciddi şekilde takip ediliyor ve yılda en az bir kaç defa yapısal reformlar konularını gündeme getiriyorsunuz. Bu kadar takipçi kitleniz var iken resmi kaynaklar bunları hiç dikkate almıyor gibi gözüküyor. Hiç yorulmuyor musunuz? (Biz okumaktan yorulmuyoruz lütfen yazmaya devam edin :) )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorulsam da devam ediyorum. Sizlerin dikkate alması benim için en önemlisi.

      Sil
    2. Klavyenize kuvvet Hocam!

      Sil
  9. Saygıdeğer hocam, Kamuoyu nezdinde, güvenini kaybetmiş, ve güven kazanmak için ciddi bir adım atmamış/atamamış, negatif beklentileri iyileştirememiş bir hükümetin, bu derinleşmiş, ve ülkenin her satında çok ağır hissedilen sorunlarımızı çözmesi mümkün görünmüyor. Varlığı çözüme değil, sorunların daha da gelişip, çeşitlenmesine hizmet eden bir hükümet ile nereye gidiyoruz ki, neler yapabiliriz ki?

    YanıtlaSil
  10. Elinize sağlık hocam. Net cevap :Bu hükümet değişmedikçe enflasyon düşmez. Şapkadan tavşan çıkmaz. Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hükümet enflasyonla mücadele için tüm enstrümanları kullandı. Ama her şeyden hükümeti sorumlu tutan bu bakış açısı değişmedikçe bir gram ileriye gidemeyeceğimiz aşikar.

      Sil
    2. Faizi yüksek tutmak, ücretleri baskılamak, kuru baskılamak, vergi artırmak gibi enstrümanları kullandı.

      Sil
    3. Azgın patronlar işi yokuşa sürüyor ama artık onların da alanı daralıyor. Milletin alım gücü artıyor diye pervasızca zam üstüne zam yaptılar.

      Sil
    4. Yani diyorsunuz ki 25 yıldır iktidarda olan bu adamların hiç sorumluluğu yok. Zavallılar daha ne yapsınlar?

      Sil
    5. Hükümet zamanında faiz dengesini bozmak için tüm enstrümanları kullandı, ipin ucu kaçti,ne yazık ki bir süre daha çok canlar yanacak,arz artmazsa ve ahlaki yozlaşma sürdükçe,reformlar yapılıp ıygulanmadıkça bu döngüden kurtulmak yok

      Sil
    6. milletin alım gücü artıyor diyemi yoksa maliyetleri artıyor diyemi patronun amacı millete ürün satmaktır kar edebilse bırak zammı fiyatı düşürmeye çalışırki daha fazla satış yapıp daha fazla kar edebilsin nedense malum şahıs hariç herkes suçlu oysaki kendisi bile ekonominin sorumlusunun kendi olduğunu söylediği halde

      Sil
    7. alım gücü artan emekliler, asgari,ücretliler,işçi ve memurların sizin yüzünüzden bu olan biten herşey tüm sorumlu sizsiniz!!! emekli 20 bin tl ile kiranı, faturanı öde, ye, iç gez, dolaş neyine yetmiyor!!!! Adsız15 Ocak 2026 19:09 bey bu kitleyi uyandırdınız gerçekten çok teşekkürler.

      Sil
    8. Tabi canım emekli demek çalışırken zor kazandıgı parayı emekli olduğunda ağaçtan toplayıp gününü gün eden adamdır. Hayal aleminde yaşamak kadar böyle birşey..

      Sil
    9. Zam üstüne zam yapan patronları haklı gören kimseler de var. Bu da yaman çelişki. Patronların bir kısmı bile zam konusunda abartı olduğunu kabul ederken işçilerin onları savunması garip.

      Sil
    10. Siz ne diyorsunuz düşük maaş veren hükümeti destekleyen emekliler bile var. Burası değişik bir coğrafya.

      Sil
  11. Hocam mesela kadiköyde 9,10,11,12. Noterler hergün vızır vızır . Fikirtepe'nin , Göztepe'nin silüetini bu noterler değiştirdi. Bu noterler Türkiye'nin en zengin en büyük hacimli işlerini yapıyorlar. Mesela konut enflasyonu gerçekleşiyor ve kira enflasyonu değil mi? Bu noterlerde imzalanan sözleşmeler ve müteahitlere verilen vekaletnamelerle eski binalar yıkılıyor insanlar 5 katlı binası yıkılınca 3 sene kiraya çıkıyor kira talebi artıyor. Tabi deprem diyorlar o alüvyonlu zemine Fikirtepeye 26, 28 , 30 katlı binaları yapıp İstanbul'un silüetini değistirdiler. 20-30 yaşında gettoda büyüyen çocuklar buradaki rantı gördüler , kolay ve hızlı zengin olmak için müteahit olup hem ahlaksız sözleşmeler ile milletin dededen kalan mallara çöküyorlar hem de yıkım için boşalan o çok katlı binaların dairelerini guneydoğudan , makedonyadan , tirandan getirip sınırdan geçirdikleri kaçak sigara, kaçak elektronik eşya ve hatta Şişecam'ı zarar ettirecek şekilde Mısır'dan getirdikleri kaçak camları saklamak ve piyasaya sürmek için depo olarak kullanıyorlar. Aynen Levent Kırca'nın Taşı Toprağı Altın Şehir filmindeki gibi kaçakcılık yapıyor çakma müteahotler. Böyle bir kaçak ekonomisi ve yıkım ekonomisi olan yerde enflasyonun düşmesini beklemek saflıktır. Mesela Masak, jandarma baksa o kadikoydeki noterlerdeki işlemlere ve de yıkılmak için bekleyen binalara o kadar çok suç unsuruna rastlar ki şaşırıp kalırlar. Noterin sorumluluğu sözleşmeyi ve vekaleti imzalayanların sadece okur yazar olduğuna bakmak. Başka bir sorumluluğu yok. Şişecam baksa bu yıkıma giren binalarda çakma müteahitlerce depolanan kaçak camlara , vestel, arçelik beko baksa bu yıkıma giren binalarda depolanan guneydoğudan giren kaçak elektroniğe morali bozulur. Bu kadar kaçak varken Masak 'ın kentsel dönüşüm sebebiyle metruk hale gelen veya boşaltılan binalara ve kadıköydeki gökdelen bina projelerinin noterdeki sözleşme bedelinde düşük gösterilenlerine bakması lazım.

    YanıtlaSil
  12. Teşekkürler hocam. Elinize sağlık.

    “ Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi, kamuda liyakat, kaliteli eğitim ve sosyal adalet; tüm bunlar ekonomik istikrarın vazgeçilmez parçalarıdır.”

    Aklın yolu bir. Ancak ortak akılla yönetilmiyoruz. Daha ziyade yöneten akla ortak olmaya çalışıyoruz.

    Şunu anlamamız gerekiyor. Türkiye için hukuk, adalet ve kurumsal liyakat; varoluşsal tehdit değil, tam tersine jeopolitik kuşatma altında ayakta kalmanın ve ekonomik istikrarı kalıcı kılmanın en güçlü savunma hattıdır.Saygılar, sevgiler…

    YanıtlaSil
  13. Hocam 2025 yılının Bütçe performansını beğeniyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fena değil. Kamudaki israfı azaltırlarsa daha iyi olacak çünkü faize çok para gidiyor.

      Sil
  14. Emeyiniz için teşekkürler Mahvi Bey. Çok deyerli tespitler.

    YanıtlaSil
  15. Hocam ellerinize saalık.

    YanıtlaSil
  16. Enflasyon sorununun çözümü için halk da üzerine düşeni yapmalı ve tüketimi azaltmalıdır.
    Her hane günde yarım kilo daha az et tüketse sorun çözülür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halkın yarısı zaten yılda bir kez et yese bayram edecek. Almadığı şeyi azaltamaz.

      Sil
    2. Azgın patronlar halkı o derece bezdirdi ki bir ara boykota kalktılar.

      Sil
  17. Sayın Hocam sizin Yapısal reformlar kitabınızı pratikte uygulamaları taktirde sorunun % 90 nını çözüyor geriye zaman ve güven.
    Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  18. Allah sevindirmek istediği kulunun önce eşeğini kaybettirir sonra da buldururmuş. Hükümetimizden Allah razı olsun önce yanlış politikalarla enflasyonu yükseltip sonra görece düşürerek bizleri sevindiriyorlar. Hocam ayrıca yapısal reform demek yandaşlara istediğin gibi ihale verememek, eline 3 koyun versen 2'sini kaybedip gelecek adamlara çift maaşlı koltuklara oturtamamak demek. Sizce bu durumda yapısal reform yaparlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapmazlar. Onların yapısal reform olarak kastettikleri farklı şeyler.

      Sil
  19. Hocam ne siz yazmaktan ne de iktidar hata yapmaktan bıkmıyor, bakalım bu mücadeleyi kim kazanacak

    YanıtlaSil
  20. Servet transferi olduğu müddetçe enflasyon düşmez . 17.748 USD Dolar kişi başı GSYH 'ya göre 2 kişilik ailece 20 bin dolarımız Servet Transferi yoluyla daha üst dilime gitmiş . Eğer 2023 yılında kişi başı GSYH 25 bin dolar hedefine ulaşılmış olsaydı 36 bin üstü dolarımız Transfer edilecekti ve zararımız daha fazla olacaktı . Buna sevinelim mi , üzülelim mi ? karar veremedim . Geçmiş 10 senede 20 bin ila 36 bin dolardan hesaplarsak iki kişilik ailede 200 bin ila 360 bin dolarımız transfer edilmiş . Herkes kendine göre hesabını yapabilir . Bu rakamlar gerçek olduğu müddetçe " Enflasyon " kesinlikle düşmez .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sana son servet transferinin olduğu günü söyleyeyim kardeş. 20 Aralık 2021.

      Planının yapıldığı tarih de bir Pazar günü Nebati önderliğinde bankaların genel müdürlerinin toplandığı 19 Aralık 2021.

      B



      Sil
    2. Hiç gini katsayısından bahseden hükümet gördünüz mü

      Sil
  21. Hocam Türkiye zaten hep böyle değil miydi?
    40 lar kriz.50ler kriz.60lar ayrı kriz 70ler aynı şekilde. 80ler kur krizi. 90lar enflasyon krizi. 2001 krizi hepsinin patladığı an.

    Sonra 2002 Kasım. Sürekli sıcak para gelmeler kurun çok değerlenmesi geçici refah artışı falan filan.
    2002den sonra 2007ye kadar olan süreçte Türkiye ne yapmış ki. Amerikan projesi bir parti halk nezdinde nasıl güvenoyu alacak. Amerika sayesinde sürekli sıcak para geldi. Amerika gitti Avrupa Birliğine baskı yaptı müzakereleri açtırdı. Bilmiyorum Sertapın birinciliğinde bile Amerikanın parmağı olabilir. Şarkı kötü demiyorum ama son anda birinci seçilmesi Amerikanın parmağı olabilir diyorum. Amerika niye bunları yaptı bunu analiz etmek lazım. Amerika Ortadoğu bölgesine çökmek için ilk Türkiyeyi kullandı ondan malum partiyi halk nezdinde kahraman yapmak gibi bir role büründü. Kurtlar Vadisi dizisi bile bu proje için çekilmediyse ben 40 yaşına geldim ben birşey bilmiyorum diyorum. Ama sorarsan Kurtlar vadisi millet aksiyon anlatıyor:) Orda niyet farklı niyet... O dönem iddia ediyorum bizim hükümet dünya çapında çok büyük birşey istesin Amerika yapardı.

    Sonrasında başka olaylar. Amerikayla bir sıcak bir soğuk olmalar. Çok sıkıştığı zaman Amerikanın sürekli yardım etmesi:) Ama sorarlarsa hep sosyal demokratlara Amerikancı demeler:)

    Hocam ben iddia ediyorum ana muhalefet partisi niye halka inemiyor diyorlar ya :) Bunla ilgili tezler falan filan gırla. Ana sorun Amerika diyorum Amerika. Amerikaya hizmet edecek bir sosyal demokrat parti olsun tek başına rekor kırarak iktidar olmazsa birşey bilmiyorum. Ülkeyi fiilen Amerika yönetiyor milletin haberi yok:)

    Yine başka bir iddiam eğer KK seçimi kazansaydı ya da belki ilk turda kazanmıştır bilmiyorum Amerika çok büyük kriz çıkartıp KK yı yine indirecekti eğer KK Amerikanın güdümünde olmasaydı. Nitekim tecrübe sahibiler ve sağcı koalisyonlarla Eceviti kaç kez indirdiler.

    Yani demem o ki değerli hocam bu ülkede Amerika ne derse o. Bizimkiler iç sahada yalandan nutuk atarlar ama esasında bir numaralı destekçileri Amerikadır.

    Ben Amerika tarafından yönetilmek ,sömürülmek yerine ekonomisi çok çok kötü bir ülkede yaşamayı yeğlerim yeter ki ülke bağımsız olabilsin biraz demokrat olabilsin. Ekonomisi kötü bir ülke düzelebilir. Ama bağımsız bir ülkede yaşamak işte o kolay bir iş değil.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yerinde bir hatırlatma ve tespit olmuş. AKP meşruiyetini yeniden aldı daha birkaç ay önce.

      Sil
  22. 2026’nın ilk dört ayında enflasyon baz etkisiyle düşerken, gerçekte düşenin yine sadece beklentiler ve güven olması şaşırtıcı olmayabilir.

    YanıtlaSil
  23. Sadık Taybıllıoğlu15 Ocak 2026 22:38

    Hocam, yazınızda baz etkisiyle yaşanacak düşüşün bir 'başarı hikayesi' olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyorsunuz. Bu geçici düşüşe aldanarak, yılın ikinci yarısında (Haziran-Temmuz gibi) yapılacak bir faiz indiriminin, üçüncü çeyrekte enflasyonu (beklentilerin çok üzerinde) tekrar tetiklemesi ve Merkez Bankasını "geç kalmış bir faiz artırımına" zorlaması riskini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum Türkiye’yi yeni bir "enflasyon-faiz sarmalına" sokar mı?

    YanıtlaSil
  24. Halkın beklentilerinin bir anlamı yok. Türk insanı matematik bile bilmiyor. Onlara göre enflasyon şimdi bile yüzde 100'dür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon yaşanan bir şey, matematik bilgisi gerektirmiyor. Dün aldığı bir ürünü bugün üçte bir daha fazlaya alan insan bunu görüyor ve yaşıyor.

      Sil
    2. Halk hissettigini bilir bu işin matematigini yani enflasyonunu ancak uzmanlar bilir.

      Sil
  25. Hocam, yazdıklarınızın tümüne katılıyorum. Çok iyi anlattığınız için de bir okurunuz olarak teşkkür ederim. Ama şunu açık açık ifade etmek gerekmez mi: Enflasyonun düşürülmesi belli bir noktadan sonra çok da tercih edilen bir şey değil!

    Hazine'nin en son 10 yıllık borçlanma faizi %29 iken bu 10 yıl boyunca %10'un altında enflasyon beklemek gerçekçi olur mu? Devlet(ler)in ekonomi üzerindeki kontrolü artarken M. Friedman'ın enflasyonun parasal bir olgu olduğu ve aslında devletin aşırı harcamalarından kaynaklandığı yönündeki görüşünü hatırlamakta fayda var. Devletin ekonominin tüm aktörleri üzerinde tahakküme yöneldiği son yıllarda dikkatimi çeken bütçe büyümesiyle enflasyon oranı arasındaki paralellik. Bu sene %28'in üstünde bütçe artışına bakarak, tüm yapısal sorunlar da yerindeyken, %24-28 arasında bir enflasyon beklemek lazım bence.

    Tekrarlayıp duruyorum, sıkıcı artık, ama maalesef durum bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzde 100 aynı kanıdayım. Enflasyonun yüzde 5'e düştüğünü düşünün. Bu, GSYH artık öyle şişirilemeyecek ve düşük görünecek demektir. Ne kadar yüksek enflasyon ve ne kadar düşük kur o kadar yüksek GSYH ve kişi başına gelir görünümü demektir.

      Sil
    2. Türkiye yıllarca reel olarak büyümesine rağmen GSYH döviz artışı yüzünden dolar bazında düşük kalıyordu. Şimdi o yıllar telafi ediliyor diye bakabilirsiniz.

      Sil
  26. Mahfi bey, ekonomi kuyusunda su alabilmek için ip mi kısa, kuyu mu derin, yoksa ikisi birden mi etken, güncel yazılarınız için teşekkür ederim, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üçü de değil, ipi tutanın aklının başka yerde olması.

      Sil
  27. Mahfi bey, Türk ekonomisi 2000 li yıllardan beri düzenli olarak dış ticaret açığı vermiş ve bu açık giderek artmıştır, ekonomi sürekli olarak borç kolik durumda kalmış ve üretim kaybı yaşamıştır, bu durum ne zaman düzelebilir, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ekonominin cari açık vermesi demek tasarruflarının yatırımlarına yetmemesi demektir. O nedenle verdiği açığı kapatabilmek için dışarıdan borçlanır. Türkiye'nin durumu budur. Bundan kurtulmanın üç yolu var: Tasarrufları artırmak, yatırımları azaltmak ya da ikisi birden. Türkiye, tasarrufları artıramıyor. Çünkü güven ortamı yok. Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı bir yerde güven oluşmaz. O zaman geriye yatırımları kısmak kalıyor. O zaman da büyüme düşüyor, işsizlik artıyor. Bu da hükümetlerin işine gelmiyor.
      Yapılacak şey tasarrufları artırmak için güven ortamını oluşturacak adımları atmak. O nedenle ben yıllardır yapısal reformlar deyip duruyorum.

      Sil
  28. Hocam ellerinize sağlık. Sizden bir ricam var eğer zamanınız olursa yapay zeka ile değişen finans sektörünü hem global hem de ülkemiz adına öngörülerinizi yazıya dökmeniz🙏 Zaman zaman değindiğiniz yazılar olduğunu biliyorum ama covid 19 sonrasında ki gelişmeler o kadar hızlı oldu ki tatmin edici rehber niteliğinde doyururu bir yazıya ihtiyaç oldu gibi. Sevgiler, saygılar dilerim.

    YanıtlaSil
  29. Yillardir ayni seyi söylüyorsunuz, kitaplar yaziyorsunuz, yapisal reform olmadan düzelmez bu ekonomi diye. Ya Islerine gelmiyor, ya da ceraset edemiyorlar. Ceremesini biz cekiyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onların yapısal reformdan anladıkları şeyler bambaşka.

      Sil
  30. Uğur Çınaroğlu16 Ocak 2026 13:23

    "Enflasyonla mücadele yalnızca para politikası ya da vergi politikası meselesi değildir. Açıklanan hedeflerin toplum tarafından ciddiye alınması gerekir. Bunun ön koşulu ise güvendir. Güven yalnızca faizle inşa edilmez. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi, kamuda liyakat, kaliteli eğitim ve sosyal adalet; tüm bunlar ekonomik istikrarın vazgeçilmez parçalarıdır" Bakıyorum da hocam sizde yapısal reformlardan vazgeçmiş gibisiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uğur Bey, Hukukun üstünlüğü diye başlayan cümle yapısal reformlar zaten. Bir daha okumanızı öneririm.

      Sil
    2. Uğur Çınaroğlu16 Ocak 2026 15:52

      Yok Hocam ya biraz ironi yapayım dedim, genelde cümlenin başlarında kullanırdınız Yapısal reform diye, cümleyi kullanmadığınız için söyledim.

      Sil
  31. Hocam erken teşhis hayat kurtarır,kanseri önler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii eğer o teşhisin ardından doğru tedavi uygulanmışsa hayat kurtarır. Enflasyon kadar erken teşhis edilebilen bir ekonomik sorun yoktur. Bütün mesele doğru politikaları (tedavi araçlarını) devreye sokabilmektedir. Bunu yapmayınca erken teşhisin fazla bir yararı olmuyor.

      Sil
  32. Kalemize sağlık sayın hocam. Bizde enflasyonla mücadele genelde faiz artışı gibi para politikalarıyla çözülmeye çalışılıyor, kamuda tasarruf yapmak gibi mali politikalarsa tamamen gözardı ediliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ama sorarsanız tasarruf yapıyoruz diyorlar.

      Sil
  33. Hocam sağlık bakanı buyurmuş ki 'Gençler benzini biten ambulansları bilmezler!' Bir konuyu bağlamından koparıp avrupa'da benzin kuyrukları oluşmuşken konuyu sadece Türkiye'ye bağlamak doğru mu? Bilindiği üzere 1973 petrol krizi (Yom Kippur Savaşı sonrası Arap ambargosu) sonrası petrol fiyatları 3 dolardan 12 dolara çıkarmıştı, ancak 1979 İran'da şah rıza pehlevi'nin devrilmesi krizi bunu ikiye katladı. 1978'de varil başına ortalama 13-14 dolar olan fiyatlar, 1980'de 30-40 dolara (bugünün parasıyla enflasyon hesabıyla yaklaşık 100-120 dolar) ulaştı. Bu, %110'luk gerçek fiyat artışı anlamına geliyordu. ABD ve Avrupa'da benzin kuyrukları oluşurken, gelişmekte olan ülkeler (Türkiye gibi) daha sert etkilendi. Ayrıca Türkiye herşeye rağmen 1974'de soydaşlarımız için giriştiği Kıbrıs barış harekatı'nın sonuçları olan ambargolarla da uğraşıyordu. Yani bunlar bilinçli olarak siyasi mi yapılıyor yoksa bilmemekten mi? Hangisi daha kötü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Post truth (gerçek ötesi) algı maalesef çağımızın hastalığı ama tabii bunu devleti yönetenler yaptığında çok kötü oluyor.

      Sil
    2. Red ve inkar çağımızın hastalığı değil tüm çağların hastalığı.

      Sil
  34. hocam dolar bazinda tasinmaz fiyatlari 3 yildir sabit. bu grafik yukari mi asagi mi gidecek sizce yakinda? bir fikriniz var midir? tesekkurler <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konut fiyatları, vatandaşın tasarruf etme durumuyla paralel gitmek zorunda. Vatandaş tasarruf edebiliyor mu? yani ay sonunda masraflarını çıkarttıktan sonra kenara para koyabiliyor mu? Evet koyabiliyorsa ve bu tasarruf artıyorsa, konut fiyatları da artar yok tasarruf yaratamıyorsa, konut fiyatları aşağı inmek zorundadır. Zaten sarı sayfalı ilan sitesindeki emlak endekslerini incelediğinde, son 1 yıllık artışların durduğunu görmek mümkün.

      Sil
    2. TOKİ 500 bin konut kampanyası etkilemiş olabilir.

      Sil
  35. Ocak ayi icin %4 gibi enflasyon bekleniyor diye okuyorum heryerde. Ilk 4 ay ortalamasinin %1.5 olmasi icin 3 aya %2 kalmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzde 4 yüksek bir oran en fazla yüzde 3 olmalı.

      Sil
    2. “Epistemolojik kopuş”la birlikte artık ortak bir gerçeklik zemini kalmadı, enflasyon da tekil ve ölçülebilir bir olgu olmaktan çıktı; deneyimlenen bir şeye dönüşüyor. TÜİK verisi başka, pazardaki his başka, kiracının enflasyonu başka, maaşlı çalışanınki bambaşka.

      Burada birkaç katman var,
      1.Bilgi rejimi krizi: Resmî istatistikle gündelik deneyim arasındaki uçurum büyüdükçe, rakamlar ikna gücünü kaybediyor. Enflasyon teknik bir oran olmaktan çıkıp “kime sorarsan ona göre” bir şeye dönüşüyor.
      2.Mekânsal/sınıfsal parçalanma: “Mahalleye göre değişiyor” sözü aslında sınıf, gelir, tüketim sepeti ve hatta siyasal konum farkını ima ediyor. Aynı şehirde birinin %30 dediğine diğeri %150 diyor.
      3.Dil ve anlam kaybı: Kavram yerinde duruyor ama işaret ettiği şey dağılmış durumda. Enflasyon var, ama artık herkes için aynı şeyi anlatmıyor.

      Sil
  36. Hocam normatif kavramlarla enflasyon düşürülemez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon büyük ölçüde beklentilere bağlıdır. Hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi normatif kavramlar beklentileri iyileştirici etkiler yaratır ve enflasyonun düşürülmesinde para politikası kadar etkili olur.

      Sil
    2. Hocam normatif çerçeve hedef koymak için gereklidir ama araç ikame edemez.Yani normatif iktisat yön gösterir, pozitif iktisat sonuç üretir.

      Sil
    3. Normatif iktisatın sonuç ürettiğine biz 2001 krizi sonrası bankacılık reformu, kamu mali disiplini sağlanması reformu ve AB ile tam üyelik müzakeresi başlatmakla tanık olduk. Öncesinde benzer pozitif IMF programı ülkeyi krize sokmuştu. Sonrasında normatif düzenlemelerle krizi çözdük ve ekonomi düzeldi.

      Sil
    4. 2001 krizi sonrası uygulamaya konulan bankacılık reformları, kamu mali disiplininin tesis edilmesi ve AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılması, ilk bakışta normatif iktisadın sonuç ürettiği izlenimini doğurabilir; ancak metodolojik açıdan bu gelişmeler, normatif ve pozitif iktisat arasındaki iş bölümünü gösterir. Söz konusu reformlar esasen normatif bir çerçevenin, yani nasıl bir ekonomik düzenin arzu edildiğine dair değer tercihlerinin açık biçimde tanımlanmasıyla mümkün olmuştur. Bununla birlikte, krizin aşılması ve makroekonomik istikrarın sağlanması, bu normatif hedeflerin kendisinden değil bu hedefleri hayata geçiren kurumsal ve teknik düzenlemelerin pozitif iktisadın öngördüğü nedensel mekanizmaları işletmesinden kaynaklanmıştır. Bankacılık sektöründe sermaye yeterliliğinin artırılması, mali disiplinin kurallara bağlanması ve para politikasında özerkliğin güçlendirilmesi, beklentileri istikrara kavuşturmuş, risk primini düşürmüş ve finansal kırılganlıkları azaltmıştır. Buna karşılık, kriz öncesi IMF programının başarısızlığı,normatif hedeflerin sağlam bir kurumsal altyapı olmaksızın uygulanmasından ileri gelmiştir. Dolayısıyla 2001 sonrası deneyim, normatif iktisadın yön ve meşruiyet sağladığını, fakat ekonomik sonuçların nihai olarak pozitif iktisadın analiz ettiği nedensel ilişkiler aracılığıyla ortaya çıktığını gösteren öğretici bir örnek niteliğindedir.

      Sil
    5. Evet sizin de belirttiğiniz gibi doğru normatif düzenlemeler olmadan pozitif uygulamalardan sonuç almak tesadüflere kalmıştır ve kalıcı değildir.

      Sil
  37. Hocam elinize sağlık yazınız için . Yine ve yine yapısal reformların ehemmiyetine değinmişsiniz fakat görülüyorki hükümetin aklının ucundan bile geçmiyor bu iyileştirmeler .

    YanıtlaSil
  38. kişi başı GSYH ile ailenizin Toplam TL gelirinizi kıyaslayın . Aradaki fark yüzde 40 ve üzeri ise kesin servet transferi vardır . Bazı gelişmiş ülkeler bu farkı azaltmak için sosyal yardımda bulunur . Sonuçta yüksek servet transferi olan ülkelerde enflasyon düşmez .

    YanıtlaSil
  39. İbrahim Can17 Ocak 2026 22:16

    Hocam, beklentilerin kontrolden çıktığı dönemlerde para ve maliye politikaları yerine fiyat ve ücretlere onların henüz oluşum aşamasında müdahale etmeyi içeren gelirler politikası araçlarının devreye girmesinin gerekliliğini okumuştum. Bir dönem kira artış sınırlamaları ciddi tartışma olmuştu bizde de. Birçok kişi pek ciddiye almamaya başladı zamanla bu önlemi. Bir kere hata yapan ekonomi yönetimi sanki ne yapsa güveni tesis edemeyecek havası esiyor. Birçok kişinin şu faizler düşse de kredi çekip araba, telefon, ev vs. sıfırlasak dediğine şahit oluyorum. Enflasyonla mücadelede kısa vadede talebi artırıp uzun vadede verimli üretimi kösteklemeye yaklaşıyoruz gibi geliyor bana yanılıyor muyum bilmiyorum yani olması gerekenin tam aksi istikamet. Ayrıca kriz risklerinin arttığı son senelerde AB ülkelerinde aşırı kârlar üzerinden alınan vergiler (windfall tax) de gelirler politikası uygulaması olarak ciddiyetle inceleniyor akademik dizinde. Bildiğim kadarıyla İsrail zamanında fazlasıyla başarılı bir şekilde uygulamış. Biz bu konunun neresindeyiz, geniş çaplı bir uygulama sizce faydalı olur mu ? Yoksa elimizde patlama olasılığı daha mı yüksek ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu siyasal iktidar windfall tax uygulayamaz, uygulasa da objektif olamaz.

      Sil
  40. Hocam,

    Bazen "voleybol" maçlarından haberler verirdiniz, bu sporu takip ettiğiniz belli.

    Peki, "tenis" ile aranız nasıl?

    "Zeynep Sönmez" önemli bir maçı daha kazandı. İzleyebildiniz mi? Yorumunuz nedir?

    https://t24.com.tr/haber/zeynep-sonmez-tarihe-gecti-dunya-11-numarasini-maglup-etti,1291818

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeynep Sönmez'in birkaç maçını izledim. Çok iyi oyuncu. Umarım kendisini daha da geliştirir ve finallere çıkabilir.

      Sil
  41. Hocam ülkemizle alâkalı degil ama japonyada tam olarak neoluyor tahfil faizleri hızla artıyor enflasyonun seyiri neolur?bir borç krizinemi gidiyor japon hükümeti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllar sonra Japonya'da enflasyonda artış başladı, ardından 2024 sonuna doğru Japonya Merkez Bankası enflasyondaki artışı frenlemek için faizi artırmaya başladı. Faizi eksi 0,10'dan artırarak artı 0,75'e getirdiler. Merkez Bankasının faiz artırımları piyasada da faizlerin yükselmesine yol açtı. Bu kez uzun süredir çok düşük seyreden büyüme küçülmeye dönüştü. Japonya neredeyse 40 yıldır doğru dürüst büyüyemiyor. Dünyanın en borçlu ülkesi. Gelirinin 3 katına yakın borç stoku var. Bütün bu sıkıntılar tahvil faizlerine yansıyor şimdilerde.

      Sil
    2. Japonya'nın en büyük sorunu nüfusunun yaşlı olması. 65 yaş ve üzeri kişiler toplam nüfusun %29,1'ini oluşturuyor ki bu oran dünyadaki en yüksek orandır.

      Sil
    3. Umuramım bu borç krizi küresele dagılmaz japon ev hanımları yükselen faizden dolayı cary treyd sonlandırırsa piyasada çalkantı oluşturabilir

      Sil
  42. Vergilerin yüksek olduğu bir yer güvenilir bir yer olamaz.bir aile babası sorun çıktığında cebinden vermiyor aileden topluyor ve nereye harcadığının hesabını vermiyor ise orada hiç güven olmaz yaşadığımız bu.

    YanıtlaSil
  43. Hocam, yazınızda Merkez Bankası’nın %16 hedefiyle halkın %50’lik beklentisi arasındaki güven uçurumuna dikkat çekmişsiniz. Bu tablo bize, enflasyonla mücadelenin artık teknik/matematiksel bir sorun olmaktan çıkıp, sosyolojik ve psikolojik bir 'ikna yönetimi' krizine dönüştüğünü gösteriyor olabilir mi? Biz iktisat öğrencileri, sadece ekonometri ve modelleme öğrenerek bu 'güven açığını' anlayabilir miyiz? Artık 'Homo Economicus'un yerine 'gerçek insanı' koymamız gerekmiyor mu?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Asgari Ücret 2026

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Asgari Ücret Hesabının Doğrusu