Küresel Sistemdeki Yerimiz

Bir ülkenin küresel konumunu anlamak için yalnızca ekonomik büyüklüğüne bakmak yeterli değildir. Ülkenin ekonomik durumu sosyal ve siyasal göstergelerle birlikte ele alınmalıdır. Çünkü sosyal ve siyasal göstergeler önünde sonunda ekonomiyi etkilemektedir.

2025 yılsonu tahminleri ışığında Türkiye’nin başlıca sosyal ve siyasal endekslerdeki sıralaması şöyle:

Tabloya bakıldığında Türkiye, insani gelişmişlik açısından nispeten iyi bir konumda olsa da diğer sosyal ve siyasal endekslerde geride kalıyor. En kritik eksiklikler basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve cinsiyet eşitliğinde görülüyor.

Ekonomik göstergeler açısından Türkiye’nin durumu sosyal ve siyasal göstergelere kıyasla daha iyi görünüyor:

Enflasyon dışında, Türkiye ekonomik göstergelerde sosyal ve siyasal endekslerden daha iyi bir performans sergilediği tabloların karşılaştırılmasıyla görülebiliyor.

Sosyal ve siyasal göstergelerde son yıllarda yaşanan ciddi gerilemeler beklentilerin bozulmasında önemli bir etki yaratmıştır. İnsanlar ve kurumlar beklentilerle hareket eder; beklentiler olumlu olduğunda ekonomi de doğal olarak güçlenir. Türkiye’nin sosyal ve siyasal alanlarda geriye gidişi beklentileri olumsuz hale getirmiştir. Özellikle hane halklarının beklentileri olumsuzdur. Bunu enflasyon beklentilerinin resmi tahminlerin iki katından fazla olmasından görebiliyoruz. Yabancı yatırımcıların Türkiye’den beklentileri de giderek bozulmaktadır. Bunu da doğrudan sermaye yatırımlarının hızla gerilemesinden görebiliyoruz. 2007 yılında 22 milyar dolar olan doğrudan yabancı sermaye yatırımı yıllar içinde azalarak 2025’de 13 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye çapında bir ekonomi için bu kadarlık bir doğrudan sermaye yatırımı çok düşük bir tutardır. Bu düşük tutar yabancıların Türkiye beklentisinin olumlu olmadığını gösteriyor. Bu olumsuz beklentiler yabancı yatırımcıları doğrudan sermaye yatırımı yapmak yerine carry trade yapmaya yani ülkeye sıcak para getirip kısa sürede yüksek getiri elde etmeye yöneltmiştir.

Beklentiler olumsuzken ne enflasyonu düşürmek ne de ekonomiyi canlandırmak mümkün olabilir. Bu durum bize, ülkenin uzun vadeli ekonomik iyileşmeleri için başta hukukun bağımsızlığının ve üstünlüğünün sağlanması olmak üzere öncelikle sosyal ve siyasal alanlarda yapısal reformlar yapması gerektiğini gösteriyor.

2001 krizinde sosyal ve siyasal göstergelerimiz bugünkü kadar kötü değildi. Bu nedenle atılan doğru ekonomik adımlar beklentileri kısa sürede düzeltti ve ekonomi hızla toparlandı. Bugün sosyal ve siyasal alanlardaki bozulma ekonomide kalıcı düzeltmeleri olanaksız kılıyor.


Yorumlar

  1. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya küresel GSYH'dan yüzde 4.20 pay alırken Türkiye yüzde 1.40 pay almaktadır.

      Sil
    2. Aslında enflasyonu biraz daha yükseltmeyi ve kuru biraz daha baskılamayı becersek Almanya ile eşitlenebiliriz.

      Sil
  2. Hocam merhabalar, değerli paylaşımlarınız için çok teşekkürler. Özellikle sosyal ve siyasal endekslerdeki yıllara sari bozulmalar kaç seçim dönemi geçirdi. Bu yüzden halkın bahsettiğiniz yapısal reformlara talebinin pek kuvvetli olmadığını düşünüyorum. 2001 krizinden 2010'lu yıllara kadar teknokratlar ile iyi yönetilen ve toparlanan ekonomide aktör olan iktidar ile yukarıdaki tabloyu önümüze koyan iktidarın aynı olduğu paradoksunu bile bile halk seçimini sürdürdü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı şeyler halka rağmen yapılır. Atatürk devrimlerini düşünün. Halka sorsa kaçını yapabilirdi dersiniz.

      Sil
    2. Çok güzel cevap

      Sil
  3. Hocam , nüfusun yüzde 80'inin serveti , geri kalan yüzde 20'ye transfer ediliyor ( Pareto etkisi ) . Sonuçta 17,5 milyon kişi Avrupa'daki Devletlerin çoğunun nüfusundan fazladır. 17,5 milyon nüfusun , kişi başı geliri 50 bin doların çok üstünde , kalan nüfusun kişi başı geliri 10 bin doların çok altında olup , gelecek böyle şekillenmektedir. Bu durum belki de Dünyanın pek çok ülkesi için geçerli olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. görece yüksek nüfuslu ülkelerin neredeyse hepsinde bulunan bir durum bu.

      Sil
    2. Mahfi bey, dünyadaki yerimizi veriye dayalı ve mukayeseli yazilarınız için teşekkür ederim,

      Sil
    3. Mahfi bey, son 40 yılda genç nüfusa sahip bir ülke iken kalkınmış ve ğelişmiş ülke olma şansımızı yeterince kullanmadığımız gerçeğini kabul etmemiz lazım, nüfusumuz giderek yaşlanıyor, şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz lazım selamlar,

      Sil
    4. Mahfi bey, sürekli olarak dışarıdan yatırım beklentisinin dışında, kendi gücümüzle toplam faktör verimliliğimizi arttırarak, eğitim ve sosyal yapımızı geliştirerek yapabilmeliyiz, kimse kara karşımıza, kara gözümüze bakarak yardım etmez, selamlar,

      Sil
    5. Mahfi bey, gelecekte en çok sıkıntı çekecek olan kesim, doğru dürüst işi olmayan bu günün genç nüfusu olur, işsizliğimizi acil çözecek tedbirler gerek, selamlar,

      Sil
    6. Mahfi bey, küresel sistemdeki yerimize 10 üzerinden puan verseniz kaç puan takdir edersiniz, dönemi geçermiyiz, selamlar,

      Sil
  4. Hocam anlaşılan kendi yağımızla kavrulacağız..

    YanıtlaSil
  5. hocam merhabalar sizi severek takip ediyorum. türkiyenin yüksek gelirli cari fazla veren döviz politikası istikrarlı sürmesi sizce ne kadar zaman alır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapacağımıza bağlı olarak değişir. Böyle devam edersek hiçbir zaman oraya varamayız.

      Sil
  6. Türkiye adeta yoksullaştıran büyüme ve enflasyonist büyüme olgularına sıkışmıştır. Toplam hasıla üzerinden baktığımızda ortada bir büyüme var ancak hukuk ve özgürlük temalı eşitsizliklerin de artmasını göz önüne aldığımızda büyümenin paylaşımında sorun var. Halkın büyük çoğunluğunun alım gücü eriyor ve mutlu değiliz. Kişi başına gelir ise hem eşitsizliklerin artması hem de tl'nin reel olarak değerli kalması nedeniyle dolar bazı hesabıyla bakıldığında bize asıl sonucu göstermiyor.

    YanıtlaSil
  7. Hocam endeks değerleri bütün olarak bakınca birbiriyle çelişmiyormu,yani diğer tüm göstergelerde ilk 100 dışı kalan ülke nasıl 55. sırada sosyal gelişmişlik gösterebilir?

    YanıtlaSil
  8. Hocam sosyal gelişmişlikle ne kastediliyor?

    YanıtlaSil
  9. Sayın Eğilmez, güzel noktalara parmak basan ve kolay anlaşılabilen yazılarınız için teşekkürler. Bence baskın karakterimiz olarak; sinirli ve kavgacı/inatçı bir yapıya sahip olmamız, çok acele ve detaylı düşünmeden karar vermemiz, Kendimizi bazen çok yukarılarda görmemiz, bazen de bizden adam olmaz gibi kendimizi dibe batırmamız dolayısıyla gerçekçilikten uzak olmamız yani doğamız gereği böyle oluyor diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekçilikten uzak olunması eğitim düzeyinin düşüklüğünü gösteriyor.

      Sil
    2. Sayın Eğilmez, önce bu resmi net olarak ortaya koyduğunuz için tekrar teşekkürler. Siz bunu söylemekten bıkmadınız ama tam da "falls on deaf ears" ("sağır kulaklara düşüyor") dedikleri gibi bu konuda hiçbir gayret olmadığı gibi durum daha da kötüye gidiyor. Bir daha bu verileri yayınladığınızda sosyal ve siyasal endekslerde herhalde daha da geride olacağız! AÇ

      Sil
    3. 20:38 Teşekkür ederim. Başka şeyler de var tabii ama bu saydıklarınız da çok önemli.
      21:29 Maalesef gerçekçilikten uzak kararları alanlar hep eğitimli görünen insanlar. Sanırım etikten uzaklık eğitimden uzaklıktan çok daha yaygın ve etkili.
      12:26 Biz yine de söylemeye devam edelim çünkü gerçekler söylenmeye söylenmeye gerçek olmayanlar insanların zihninde gerçeklerin yerini alıyor.

      Sil
  10. Bir sabah kalktığımızda doların 80 TL olmasına yüzde kaç ihtimal verirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yarın sabah için olasılık sıfır, bir yıl sonra % 50 dolayında 2 yıl sonra bir sabah % 75, 3 yıl sonra bir sabah % 100.

      Sil
    2. Türkiye 400 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı yapan bir ülke. Milli gelir 1.6 trilyon dolar. Yani milli gelirin yüzde 25'i ihracattan geliyor. Burada bir yetersiz oran var mı yoksa normal mi görünüyor. Yani TL'nin adil degeri konusunda ihracat rakamı bir gösterge niteliğinde olabilir diye düşünüyorum. Yoksa yanılıyor muyum?

      Sil
    3. TL'nin adil değeri diye bir şey söz konusu değil. Daha doğrusu bu konuda adillik diye bir şey söz konusu olmaz. Bir paranın dış değeri kabaca 3 şekilde belirlenir: (1) Piyasa yoluyla. Paranın değerine karışmazsınız ve değer piyasada arz ve talebe göre belirlenir. Bunun olabilmesi için enflasyonun düşük faizin düşük olması gerekir. (2) Müdahale yoluyla. Burada da paranın dış değerini merkez bankası belirler. Bunu ister faizle oynayarak isterse doğrudan döviz piyasasında alış satış yaparak yürütür. (3) Karma usul. Burada iki sistem bir arada yer alır. Kurun belirlenmesi asıl olarak piyasada olur ama merkez bankası faizle oynayarak ya da döviz alım satımı yaparak kurun belirlenmesinde etkili olur.
      Eğer ilk yol izleniyorsa kurun değeri piyasada belirlendiği için normal değeridir. İkinci yoldan gidiliyorsa kurun değeri piyasayla ilgisiz bir değerdir. Üçüncü yol tercih edilmişse kurun değeri tam doğru olmasa da ikinci yoldan gidiş kadar piyasadan kopuk değildir.
      Türkiye üçüncü yoldan gidiyor. O nedenle mevcut kur gerçeği temsil etmiyor.

      Sil
    4. 1.6 trilyon dolarlık milli gelir içinde mal ve hizmet ihracatı 400 milyar dolar ( bu rakam özel sektör teyitli) ise yani yüzde 25'i yurtdışına kabul ettirmisiz. Ben burada sizin iddia ettiğiniz kadar gerçek değeri yansıtmıyor argümanına katılmakta zorlanıyorum. Siz yüzde 30 illüzyon var diyorsunuz. Olsa olsa 5 olur 10 olur. Yüzde 30 çok abartılı duruyor.

      Sil
    5. Bu tür hesaplar olsa olsa yöntemiyle yapılmaz. Ben farkı REK'e göre kur hesaplamasıyla buldum. Enflasyon - ABD enflasyonuyla hesaplama yapıldığında da % 28 fark çıkıyor. Yani 2025 GSYH'si 1.596 milyar dolar değil 1.248 milyar dolar çıkıyor. Bu hesaplamada 2025 yılı ortalama kuru 34,88 değil 49,83 oluyor.

      Sil
    6. Siz bir hesap yapıyor olabilirsiniz ancak bu işler denge meselesi. Savaş ortamında bile Dolar oynamıyorsa demek ki piyasaların kabullendiği bir denge var demektir. Bu yeni normale alışıp onunla birlikte yaşamayı öğrenmek en mantıklısı. Savaş ortamında bile kıpırdamayan Dolar belki gelecekte değer kaybedecektir. Kim bilebilir! Böyle birşey olsa insanlar bunu yadırgamaz. Çünkü zaten savaş ortamında bile Dolar yerinde sayıyordu der.

      Sil
    7. Dolara değil de kendi gelirlerinin niçin GSYH kadar artmadığını düşündüklerinde olayı anlarlar. Yeter ki onu düşünebilsinler.

      Sil
  11. Bir kere Türkiye enflasyonist büyüme handikabını aşamaz. burada yazdığınız öğrenilmiş çaresizlik var ya ona tam da cuk oturuyor..DNA'mıza işlemiş hocam...biz şu ithal ikame ve katma değerli ürünler üretmeye alışırsak (bir de enerji var tabii o önemli onu da bi şekilde halletmeliyiz).....bundan iyisi Şam' da kayısı der öpüp de başımıza koyarız...sizin dediğiniz yapısal reformları yapamayız ama onu da söyleyeyim !

    YanıtlaSil
  12. Ekonomik göstergelerde gelir dağılımının da gösterilmesi iyi olurdu. Resmin önemli bir parçası eksik kalmış.
    Elinize sağlık, anlayan için kıymetli bilgiler sunmuşsunuz yine 🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelir dağılımı verileri ne yazık ki 1,5 yıl geriden geliyor. O nedenle bu güncel verilerle birlikte koymak çok doğru olmuyor. 🙏

      Sil
  13. Sade,anlaşılır ve net bilgiler veren nir yazı. İlgiyle takip ediyoruz yazılarınızı. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yillardir , yapilanlarin yanlis olduğuna dair Kanıtları net bir şekilde sunuyprsunuz.
      Sebep-sonuç
      Sonuç -sebep
      Bu


      Anlamasi ICIN

      Sil
    2. Hocam kapitalizm dünyanın kaderimi?

      Sil
    3. Emek örgütlerinin bu kadar dağınık kaldığı, fakirin kaderine razı olduğu, bu dünyanın yalan olduğuna inandığı bir yerde evet.

      Sil
  14. Hocam konu dışı olacak ama geçen aklıma gelen şeyi paylaşayım sizinle.

    20 Aralık 2021de Kur Korumalı Mevduat geldi ya bu adamlar faizi düşürüp dolar hızla uçma seviyesine giderken önceden bu durumu planladılar. Yani bu durum baştakinden onay aldı seçimlere bu şekilde girmek için.

    Yani Kur Korumalı Mevduat benzeri sistemi taa o zamandan kur çok giderse çözüm mekanizması olarak devreye koyarız dediler ilgili üst yönetim ve baştaki de onay verdi.

    Göz göre göre Servet Transferi yaptılar. Hesabı sorulur mu bilmem ama sorulmalı!

    YanıtlaSil
  15. Kitap okumayan birine hangi kitabın iyi olup olmadığını sormak gibi bir durumu temsil ediyor ülkemizdeki demokrasi. Böyle bir durumda parası olan efendidir o yüzden okuyanların pek değeri bilinmiyor. Sadece parası olan kuru özgüven sahibi sesi yüksek insanların bizi yönetmelerine olanak sağlıyoruz. O yüzden ne eğitim ne sağlık ne de adalet sistemi sağlıklı yürür. İyi eğitim görmüş vicdanlı ve ülkesine gerçekten sadık insanların yönetime sağlanması seçilmesi tek kurtuluş olabilir. İyi çalışmalar değerli hocam

    YanıtlaSil
  16. Mahfi Hocam Merhabalar

    1999 yılında doğmuş ve 26 yaşında birisi olarak, uzun yıllardır yazılarınızı okuyorum. Bizim kuşak(Z kuşağı), önceki kuşaklara nazaran, teknolojiye ve bilgiye hızlı ulaşabiliyor ve teknolojik ve teknik imkanların gelişmesi sayesinde, 70-90'lı yıllara nazaran, tüketim imkanlarına daha rahat ulaşabiliyor.

    Ancak öte yandan bizim kuşak; yüksek enflasyon nedeniyle birikim yapacak ortamı bulamıyor ve ne yazık ki servet eşitsizliği bizim kuşağı daha da derinden etkiliyor ve bu eşitsizlik, kuşaklar geçtikçe derinleşiyor.

    Yine sosyal medyanın kullanımı, insanlara süslü bir hayat görünümü veriyor ve özellikle bizim kuşağa mensup gençlerin egolarını okşayarak sosyal medyada paylaşılan zengin yaşamlar, gerçekçi olmayan hayatlara özenmesine yol açıyor ki kanaatimce bu sorun sadece bizim kuşağın değil üst kuşaklarında maruz kaldığı bir sorun.

    Yine enflasyon, sabit geliri erittiğinden, bende dahil olmak üzere bizim kuşak çalışarak kendisine iyi bir hayat kuracağına inanmıyor.

    Bundan dolayı bizim yaşlarımızda pek çok genç çalışmamayı tercih ederek evde kalmayı tercih ediyor ve bu da 'ev genci' kavramını ortaya çıkartıyor.

    Ben fabrikada çalışdığımdan ev genci kavramına dahil değilim ancak benim içimden de çalışmak çok geçmiyor ancak yapacak bir şey yok.

    Ne yazık ki ülkemizde, özellik üst kuşağa mensup kişiler, politik tercihlerini rasyonel ekonomik tercihlerden ziyade duygusal davranarak bir takım semboller( din, bayrak, milliyetçilik, savaş, vatan, askerlik vb.) üzerinden tercih yapıyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası