Almanya, Japonya Gibi Olur mu?
Almanya ekonomisi son birkaç yıldır zor bir dönemden geçiyor. Büyüme belirgin şekilde yavaşladı, hatta zaman zaman durgunluk yaşanıyor. Özellikle son üç yılda oldukça düşük büyüme oranları görüldü ve bazı çeyreklerde ekonomi küçüldü. Bu zayıf performansın arkasında üç temel neden öne çıkıyor: Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında artan enerji maliyetleri, küresel talebin zayıflaması ve buna bağlı olarak sanayi üretimindeki gerileme.
Almanya’nın sanayi kesimi bu
süreçten en fazla etkilenen alanlardan biri oldu. Ekonominin lokomotifi sayılan
otomotiv ve makine sanayileri ciddi baskı altında bulunuyor. 2000–2007 yılları
arasında ortalama yüzde 2 büyüyen sanayi üretimi, 2018–2025 döneminde neredeyse
hiç artış gösteremedi ve belirgin bir yavaşlama sürecine girdi. Bu durumun
başlıca nedenleri arasında enerji maliyetlerinin yükselmesi ve Çin kaynaklı
rekabetin artması yer alıyor. Buna ek olarak otomotiv sektöründe elektrikli
araçlara geçişin yüksek maliyeti ve ihracat talebindeki düşüş de baskıyı
artırıyor.
Enerji kullanımının daha pahalı
hale gelmesiyle üretim maliyetlerinin yükselmesi bazı şirketlerin üretimlerini
başka ülkelere kaydırmasına yol açtı. Öte yandan 2022–2023 döneminde yükselen
enflasyonu kontrol altına almak isteyen Avrupa Merkez Bankası’nın faiz
artırımları, yatırımlarda belirgin bir yavaşlamaya neden oldu.
Bir diğer önemli sorun ise
demografik yapı. Nüfusun yaşlanmasıyla birlikte nitelikli iş gücü açığı
büyüyor. Bu durum uzun vadede yatırımları ve ekonomik büyümeyi sınırlayan
önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Almanya’nın Japonya benzeri uzun
süreli bir durgunluk sürecine girmesi pek olası görülmese de iki ülke arasında
dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Almanya’da da doğurganlık oranı düşüyor
ve nüfus yaşlanıyor; bu da iş gücünün daralmasına yol açıyor. Ekonominin büyük
ölçüde sanayi ihracatına dayanması da Japonya ile ortak bir özellik. Son
dönemde büyüme oranlarının sıfıra yakın seyretmesi bu benzerlikleri güçlendiriyor.
Buna karşın Almanya’yı
Japonya’dan ayıran önemli farklar da var. Japonya uzun yıllar göçe kapalı bir
ülkeydi, oysa Almanya göç alabilen bir yapıya sahip ve bu sayede iş gücü
açığını kısmen telafi etme imkânı bulunuyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi
içinde yer alması, Almanya’ya ticaret avantajı sağlarken kriz dönemlerinde
ortak destek mekanizmalarından yararlanma fırsatı sunuyor. Bunun yanında
Almanya’da Japonya’nın 1990’larda yaşadığı türden büyük bir varlık balonu
çöküşü de görülmedi.
En olası senaryoya göre Almanya
ekonomisi sert bir çöküş yaşamayacak, ancak uzun bir süre düşük büyüme
patikasında kalabilir. Yüzde 1 civarında seyreden bir büyüme oranı, ekonominin
daha durağan bir yapıya bürünmesine yol açabilir. Bu durum Almanya’yı, hızlı
büyüme dönemini geride bırakmış, yaşlanan ve daha ağır ilerleyen bir ekonomi
görünümüne yaklaştırabilir.
Almanya’nın bu süreci daha
sağlıklı yönetebilmesi için bazı adımlar kritik önem taşıyor. Göç
politikalarının etkin kullanılması ve kadınlar ile ileri yaştaki bireylerin iş
gücüne katılımının artırılması, iş gücü açığını hafifletebilir. Enerji
maliyetlerini düşürecek alternatif kaynaklara yönelmek sanayinin rekabet gücünü
destekleyebilir. Otomotiv sektöründe elektrikli araç dönüşümünün
hızlandırılması, küresel rekabette geri kalınmasını önleyebilir. Son olarak iç
talebin güçlendirilmesi, ihracata olan bağımlılığı azaltarak ekonomiye daha
dengeli bir yapı kazandırabilir.
Almanya ekonomisinin zayıflaması
Türkiye açısından çok önemli sonuçları oluyor. Türkiye, ihracatının yüzde 9’unu
(yaklaşık 22 milyar dolar) Almanya’ya yapıyor, ithalatının da yüzde 7’sini
(yaklaşık 16 milyar dolar) Almanya’dan yapıyor. Böylece Almanya ile dış ticaret
ilişkisinde yaklaşık 6 milyar dolar fazla veriyor. Türkiye açısından mesele yalnızca
Almanya ile sınırlı kalmıyor. Almanya, Avrupa Birliği’nin lokomotifi konumunda
olduğu için zayıflaması bütün birliği etkiliyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde
40’dan fazlasının Avrupa Birliği’ne yönelik olması Almanya’nın zayıflamasının
Türkiye açısından karşılıklı ilişkiden daha fazla hasar yaratmasına yol
açabilir.
Emeklerinize sağlık, ABD Bşk. Trump seçilemesse yeni bir dünya düzeninde farklı bir konumda olabilir mi?
YanıtlaSilSistem eğer bu şekilde bozulmuşsa bunu kişilerle düzeltmek zordur. olanak içindedir ama kolay değildir.
SilHocam ben avrupa da yasamaktayim. Tahmini herhangi bir kriz durumunda burasinin sistemi faiz artirmak yerine azaltacaklari aklima gelmiyor. Her sey olmasi gerektiginj gibi ilerlemekte.
SilAlmanya başının çaresine bakar,bakmalı.Burada çıkacak kriz ırkçılığı körükler ve dünya için çok tehlikeli olur.İki dünya savaşında da Almanya savaşı çıkartan olmuştur.
YanıtlaSilTürkiye ise debelenip duruyor,radikal karar alabilecek bir irade yok.
İMF KAPISI ÇALINMADAN BU SARMALDAN ÇIKILAMAZ.
DÜŞÜK FAİZLİ VE UZUN VADELİ 150 milyar dolar alınmadan çözüm yok.
İçerde yüksek faiz,sabit kur ihracatı baltalarken,İthalatı artırıp Cari dengeyi tamamen çığırından çıkaracak.Yüksek faiz ise bütçe açıklarını büyütecek.Gizlenen gerçek Enflasyon da artacak.
Tekrar sil baştan ve bir kere daha deneyelim.
Mahfi bey, mukayeseli yazılarınız için teşekkür ederim, Almanya japonya gibi olurmu sorunuza kısa yorumum olmaz olurdu, nedeni 1985 plaza accourt anlaşmasına imza koyan ülkelerden biride yanılmıyorsam Almanya olmuştu, ancak Almanya parası olan markı çok değerli yapmamış ve üretim ve ihracat gücü kaybetmeden dış ticaret açığı vermeden, cari fazla vererek yoluna devam edebilmiştir, zaten japonya gibi etkilenmiş olsa idi 90 lı yıllardan beri etkilenmiş olması gerekirdi,
YanıtlaSilDoğru. Ben de benzer şekilde düşünüyorum.
SilMahfi bey, Almanya aynı zamanda Avrupa birliğinin dinamosu olmuş, sanayi ve teknoloji üretim yapan gelişmiş ülke konumunu kaybetmemiş bir ekonomi olmuştur,
YanıtlaSil👍
SilYazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilPeki kısa vadede ne öngörüyorsunuz? Toparlar mı yakım zamanda yoksa daha da kötü yöneterek süreci iyice dibe doğru mu gider? Çünkü ekonomik anlamda tedirginliği her geçen gün daha da çok hissediyoruz.
YanıtlaSilToparlayacak diye düşünüyorum ama biraz zaman alır.
SilBatı yerinde sayıyor Doğu toparlanıyor.
SilMahfi bey, Rusya - Ukrayna savaşı avrupada enerji maliyetleri artmasına, ve doğalgaz ile petrol kısıtlamasına yol açtı, enerji sorununu çözmek için bütün ülkeler sahip olduğu kömür santrallarını ve nükleer santrallarını devreye aldılar, bize yeşil enerji ve karbon ayak izi dayatanlar ekonomilerini korumak için her tedbiri aldılar, selamlar,
YanıtlaSilYine de gazın boşluğunu doldurmak kolay olmayacak.
SilMahfi bey, Almanya ekonomisi japonya gibi olumsuz etkilense idi 1990 larda etkilenirdi, aradan geçmiş 35 yıl etkilenmemiş, Almanya ekonomisi uzun yıllardır dış ticaret fazlası ve cari fazla veren bir ekonomi, darısı bizim ekonomi başına diyelim, selamlar,
YanıtlaSilBugünkü koşullar biraz daha farklı. Almanya işçi ücretlerinin çok yüksek olduğu bir ekonomi. Şimdi ona artan enerji maliyeti de eklendi. Oysa Çin üretimiyle rekabet için ucuza mal etmek şart.
Silhocam bari siz yapmayın yahu. almanyada mühendis maaşları çin ile eşit. yakında daha da düşecek.
SilÇok doğru ama işçi ve usta maaşları yüksek (karşılaştırmalı olarak.)
SilAlmanya 2026 yılı için yüzde 8.5 zam yaptı. Oysaki enflasyon yüzde 2. 2027 yılı için de yüzde 5 zam yaptılar. Oysaki Alman ekonomisi durgun. Bu zamlar son derece popülizm kokuyor.
SilAlmanya tek ulkeden isci alip gruplasma olusturmamak icin her milletten isci ithal ediyor turkiyeden guney asyadan.. ama bu kadar cesitlik sistematik uyum programlariyla ulkeye uyum saglayamazsa o zaman isci acigi sorunundan cok gocmen sorunlari yasayabilir
YanıtlaSilGerçekten de öyle. Uyum sağlama işi o kadar kolay bir iş değil.
SilKaleminize sağlık, yine çok ufuk açıcı bir karşılaştırma olmuş. Yazınızdan yola çıkarak bir noktayı merak ediyorum: Almanya'nın Japonya'dan farklı olarak Avrupa Birliği'nin lokomotifi olması ve ortak para birimi (Euro) kullanıyor olması, bu 'Japonlaşma' sürecini yavaşlatan bir kalkan mı, yoksa manevra alanını daraltan bir pranga mı?
YanıtlaSilBildiğiniz üzere bir ülke kendi para birimine sahipse faiz ve kur politikası gibi iki güçlü silaha sahip oluyor. Ancak Almanya, ECB kararlarına bağlı olduğu için resesyondayken bile faiz indirimine gidemeyebiliyor veya kendi ihracatını korumak için devalüasyon yapamıyor. Diğer yandan Euro, kıta içindeki ticareti kolaylaştırıp kur riskini bitiren bir kalkan görevi de görüyor. Sizce mevcut konjonktürde Almanya için hangisi daha ağır basıyor?
Teşekkür ederim.
Silİki yıl öncesine kadar kalkan görevi görüyor gibiydi ama şimdilerde sanki pranga olmaya daha fazla yaklaştı.
Almanyada yerleşik gurbetçiler sayesinde her yıl 2 milyar bavul ticareti ithalatı olduğunu buna karşın 5 milyardan fazla nakit benzerleri cari transfer aldığımızı düşünüyorum.Tüm ticaretimizin yüzde 40'ı Ab ile olması iyi gibi gözüksede aslında çok fazla ticaret yapabiliriz Ab ile rakamlarımız o kadarda iyi değil şahsi görüşüm
YanıtlaSil👍
SilAlmanya sanki otomotiv üzerinde yoğunlaşırken yapay zeka teknolojisini göz ardı ederek ligden düştü ?
YanıtlaSilOtomotivde dönüşümü yapmak zor bir iş. İngiltere mesela o dönüşümü yapamadığı için bütün markalarını kaybetti. Benzer durum ABD için geçerli oldu. Almanya bu iki örnekten daha sağlam temele oturuyor ama işi kolay değil.
SilTürkiye otomotiv üretiminde iyi bir konuma sahip. Toplam Otomotiv Üretimi: Avrupa'da 4. sırada (Almanya, İspanya ve Çekya'nın ardından).
SilTicari Araç Üretimi: Avrupa Birliği içerisinde 1. sırada, genel Avrupa sıralamasında ise 2. sırada yer almaktadır.
Mahfi bey, ülkemizden Almanya ya 1960 yılından bu yana işçi akışı oldu, aradan geçen 65 yılda 3nesil yetişti, Almanya dışarıdan gelen göçmenlere Almanya kültürüne uyum programı ve Alman çalışma disiplini uyguladı, 80 li ve 90lı yıllarda ekonomimizin döviz ihtiyacı almancı tabir ettiğimiz işçilerden karşılandı, selamlar
YanıtlaSil1950 yılında Almanya'da kişi başı elektrik tüketimi Turkiye'nin 25 katıydı. Adamlar 2. Dünya savasında yıkılmasına rağmen nasıl bu kadar fark atabilmis? İnsanın inanası gelmiyor!
SilAlmanya bizden 300 yıl daha ileride. Elbette ki Almanyanın âkil insanları gelecek plânlarını yapmışlardır. Dünya robot çağına girerken insanların yaşlanması artık bir önem arz etmiyor. Alman üstün zekalı birkaç bin insan yapay zekanın da desteği ile Almanyayı çok rahat ileriye taşıyabilir kanaatindeyim. Artık Dünya insan üretimi miktar ve kalitesini konuşacak çağa geldi. Biz Türkiyede me kadar kaliteli insan yetiştirebiliriz, bunun tartışmasını yapmamız lâzım. 300 yıl sonra biz nerede olacağız Almanya nerede olacak bunun projeksiyonunu yapmamız lazım. Önce eğitim üretim ve teknoloji, Sonra ekonomi. Bir ülkede eğitim üretim teknoloji yoksa, ekonomistlerin de yapacağı bir şey yoktur. Hep ekonomiyi tartışıyoruz gerçekler ise bize bakıp bakıp gülüyorlar. Ülkedeki okulların tümünü endüstri, işletme ve ekonomi okulları yapın. Ülke büyüyüp gelişir mi acaba. İmam hatiplerde olduğu gibi.
YanıtlaSilNe alıp veremediğiniz var şu imam hatipler ile. Bilim binlerce yıl dini okullarda filizlendi. Okulların niteliği değil öğrencilerin zihni aydınlık olmalı. Bırakın isteyen imam hatipte okusun isteyen fen lisesinde. Bu öğrencilerin tercihi olmalı
SilBu tercih 15 yaşındaki çocukların insiyatifine bırakılamaz.
SilSevgili üstat günaydın,
YanıtlaSilKaleminize sağlık.
Çok selamlar ve sevgiler.
Teşekkürler, sevgiler.
SilDünyanın nüfus artışı , ekonomik büyüme , üretim ve tüketim hepsi birbirine bağımlı ve dengeli olmalıdır. Dünyanın kaynakları da sınırlıdır . Paylaşımın da adil olması gereklidir . Kişi başı geliri 1000 - 1 milyar dolar olan kişiler vardır . Çok fakirle çok zengin arasındaki fark sonsuz derecede olmamalıdır . Bu farkı azaltmak sosyal devletin görevidir. Dünyada senede 1 milyar otomobil üretmek için kaynakların yetmediği gibi bu miktarı insanların alabilmesi de mümkün değildir. Dünya paylaşım savaşlarına mahkum mudur ? Ütopik bir yaklaşım oldu .
YanıtlaSilMahfi bey, tekrar iyi günler, sanayileşmiş ülkelerde eğitim sisteminin %70i teknik bilimler %30u idari ve sosyal bilimler iken Türk eğitim sisteminde tam tersi %70 i idari ve sosyal bilimler %30u teknik bilimler olmuştur, teknik bilimler okulları açmak masraflıdır, 4 duvar ile idari okul açmak kolaydır, buradada popülizme kapılmışız, Mahfi bey hatırlarsanız, 60, 70, 80 li yıllarda bile sanat okulu çıkışlı, elektrik, elektronik, torna tesviye, metal bölümü çıkışlı teknik okullu gençlerin mühendislik bölümü üniversiteye girişleri hükümetlerce engellendi, düz lise çıkışlı alındı
YanıtlaSilHaklısınız. İşin daha da kötüsü o % 30 oranındaki teknik bilimler okullarının da eğitim ve öğretim kalitesini düşürmek için elden geleni yapıyoruz.
SilBütün umudum son zamanlarda çokça dillendirilen, 2080-2100 döneminden itibaren Dünya'daki insan nüfusunun azalmaya başlayacak olması. Bu şekilde doğanın zorlaması ile nüfus azalmaz ise, insanlar birbirlerini öldürerek bunu yapacak diye korkuyorum açıkçası.
YanıtlaSil100 yıl sonrası için endiselenmek mi?! 100 yıl sonrası için insan bu dünya için değil de öbür dünya için endiselenmeli!
SilBenden sonra tufan diyorsunuz yani. Çocuklar, torunlar falan önemli değil.
SilEvet öyle diyorum hocam. Çünkü rasyonel düşünüyorum. Biz toprak olduktan sonra geride kalanın ne önemi var.
SilSize hak veriyorum aslında.Sonuçta geride ne olduğunu bilemeyeceğiz, göremeyeceğiz.Dünya yıkılsa da, abad olsa da bize bir faydası yok.
SilRasyonel düşünmek mi? Sizi bilmem ama benim iki çocuğum var ve tek derdim onların daha iyi bir gelecekte yaşaması. Benim nasıl yaşadığım gram umrumda değil, yeterki onlar daha iyi şartlarda yaşasın. Rasyonel düşünmek budur.
SilAlmanya-Rusya baglantısının kesilmesi enerji temininde güçlük bu gerilemenin nedeni alternatif YES leri o da hemen devreye girmiyor .ABD ukrayna savaşını çıkartarak hem Rusyayı kontrol ediyor hem de Almanya ve AB yi sonuç ekonomik gelişmeler mi dış politiği belirler yoksa dış politika ekonomiyi belirler?ABD 21.yy planı ab rusya çin gibi rakipleri bir şekilde geriletmek üzerine kuruldu ve bunun temelinede 2 maddeyi koydu petrol ve nadir elementler.Bunlara hakim olan dünyaya hakim olacaktır.
YanıtlaSilfütüristik romanın birinde topraklarında degerli madeni olmayan avrupa terkedilmiş yaşama müsait olmayan kıta olarak tasvir edilir belki de nükleer savaş geçirmiş bir avrupa söz konusudur?.
Saygılar sunar esenlikler dilerim
Teşekkürler paylaşım için. Sevgiler
SilHocam elinize sağlık. Farklı ülke ekonomilerine ait analizleri okumak doğru gelecek görüşü elde etmek adına çok önemli.
YanıtlaSilŞimdiye kadar farklı bir çok ülke ile ilgili yazı yayinladiniz, İsviçre konusunda da analizlerinizi rica edebilir miyiz?
Sırada Kuzey Ülkeleri var.
SilPeki Mahfi hocam,
YanıtlaSilAlmanya bizi "kıskanıyor mu?"
Ne dersiniz?
😄 😄 😄 😄 😄
Hiç kuşkunuz olmasın. Böyle güneş, deniz kıskanılmaz mı?
SilHocam bu "Almanya bizi kıskanıyor" culara hak vermeniz beni çok şaşırttı.Ben sizi muhalif kimliğinizle tanımıştım.
SilAlanya'daki Almanlar ve içimizdeki Almanlar bizi kıskanıyor ama Almanya'daki Almanlar Mahfi Hoca'nın da dediği gibi sadece bizim sahilleri kıskanıyorlar bir de aile baglarını ve sıcak insanı ilişkileri de kıskanıyor olabilirler.
SilAdsız 17:00 Yoruma bir daha dikkatlice bakın derim.
SilSaygıdeger hocam..; yazınız ve beraberindeki okuyucu etkileşimlerii göz önüne alınırsa ,küresel ekonomi üzerine yapılmış oldukça derinlikli ve öngörülü bir analiz olarak değerlendirilebileceği kanaatindeyim.
YanıtlaSilYapısal durgunluk, demografik yaş alma ve büyüme çabasının doğal sıkıntıları üzerinden mukayese güzel üslûpla bütünleşmiş.
Yazının başlığındaki sorunun cevabı ,
şeklinde cevaplanabilir. Teşekkürler.
🙏👍
SilÇare Nükleer enerji.
YanıtlaSilAlmanlar felsefî sorunları çözmek için yorulup dururken, İngilizler pratik zekâları ile bize gülüp dünyaya egemen oluyorlar.
YanıtlaSil(Goethe ile Konuşmalar, Johann Peter Eckermann, Gespräche Mit Goethe, Almanca aslından çeviren; Mahmure Kahraman, İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi, Temmuz 2018, III. basım, 360. sayfa)
O dönem için çok doğru bir tespit ama belli ki Almanlar felsefi sorunları çözdükten sonra İngilizleri geçmişler. Bu da bize kısa vadeli çözümlerin uzun vadede işe yaramayabileceğini gösteren belki de en somut örnek.
Sil