Uzak Doğu Ekonomilerinin Görünümü

Uzak Doğu ekonomilerini anlamak için artık yalnızca büyüme oranlarına bakmak yeterli değil. Küresel ekonomi enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve tedarik zinciri kaymalarıyla birlikte çok katmanlı bir yapıya dönüştü. Özellikle İran çevresinde olası bir çatışma senaryosu, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışını etkileyerek bölge ekonomileri üzerinde doğrudan sonuçlar doğurabilir. Bu etki, Çin’den Endonezya’ya kadar geniş bir coğrafyada farklı yoğunluklarda hissedilir.

Bu ülkeleri önce ekonomik yapıları açısından sınıflandıralım:

Çin, bu ülkeler arasında ekonomide uzmanlaşmayı en fazla çeşitlendirmiş olanıdır. Çin dışındakilerin dünya ticaretinde ağırlığı düşük görünüyor. Tayland ve Endonezya dışındakiler ağırlıklı olarak yüksek teknolojiye dayalı ürün ihracatı yapıyor. Vietnam’ın, ihracatının yarısının yüksek teknolojili ürünlere dayanması gelecek için bu ülkeyi öne çıkarıyor.  

Tabloya bakıldığında ilk dikkat çeken unsur, bölgedeki ekonomik heterojen yapıdır. Aynı coğrafyada yer almalarına rağmen ülkeler arasında hem gelir düzeyi hem de büyüme dinamikleri açısından belirgin farklar bulunmaktadır.

Çin, yaklaşık 18,7 trilyon dolarlık ekonomisiyle sistemin merkezinde yer almaya devam etmektedir. Yüzde 5 dolayındaki büyüme oranı, önceki dönemlere göre daha düşük olsa da ölçek etkisi nedeniyle küresel ekonomide belirleyici olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte yüksek kamu borcu ve artan bütçe açığı, büyümenin maliyetini artıran unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Cari fazla ise ülkenin dış ticaret gücünü koruduğunu göstermektedir.

Güney Kore, daha küçük ölçekli ancak yüksek gelirli bir ekonomi olarak farklı bir konumda bulunmaktadır. Kişi başı gelirin 36 bin doların üzerinde olması, ülkeyi gelişmiş ekonomi sınıfına yerleştirmektedir. Düşük büyüme oranı, olgunlaşmış ekonomi yapısıyla uyumludur. Buna karşın yüksek cari fazla ve düşük işsizlik oranı, sanayi ve teknoloji temelli üretim yapısının istikrarını göstermektedir.

Vietnam, bölgedeki en yüksek büyüme oranına sahip ekonomidir. Yüzde 7,8’lik büyüme, üretim zincirlerindeki kaymanın bu ülkeye yöneldiğini göstermektedir. Ancak kişi başı gelir hâlâ düşük düzeydedir. Bu durum, büyümenin erken kalkınma evresinde gerçekleştiğine işaret etmektedir. Düşük borç düzeyi ve yüksek cari fazla, dış şoklara karşı görece dayanıklı bir yapı oluşturmuştur.

Malezya, orta gelir düzeyinde yer alan ve geçiş ekonomisi özellikleri gösteren bir ülkedir. Büyüme istikrarlı olmakla birlikte kamu borcunun yüzde 70 düzeyini aşması mali alanı sınırlamaktadır. Cari fazla düşük düzeydedir ancak pozitiftir. Bu durum dış denge açısından kırılganlığın sınırlı olduğunu göstermektedir.

Tayland ekonomisi, düşük büyüme ve çok düşük enflasyon ile dikkat çekmektedir. Hatta negatif enflasyon, iç talep zayıflığına işaret etmektedir. Kamu borcu orta düzeydedir. Buna karşılık turizm ve sanayiye dayalı yapı, ekonomiyi dış şoklara açık hale getirmektedir. Büyüme dinamiği zayıf kalmaktadır.

Endonezya, büyük nüfusuna karşın hâlâ gelişmekte olan bir ekonomi görünümündedir. Yüzde 5,4’lük büyüme oranı istikrarlı kabul edilebilir. Ancak cari dengenin sıfıra yakın olması, dış tasarruf üretme kapasitesinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Düşük borç düzeyi ise mali alanın görece geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Topluca bir değerlendirme yaparsak üç farklı ekonomik küme ortaya çıkıyor. Çin ve Güney Kore, sistemik ve yapısal olarak küresel ekonomiyi etkileyen büyük ve olgun ekonomilerdir. Vietnam ve Endonezya, yüksek büyüme potansiyeline sahip ancak kişi başı gelir açısından düşük düzeyde kalan yükselen ekonomilerdir. Malezya ve Tayland ise bu iki grup arasında sıkışmış, yapısal dönüşüm sürecinde olan ekonomiler olarak değerlendirilebilir.

Bu yapısal farklılıklar, dış şoklara karşı duyarlılığı da belirlemektedir. Bu çerçeveye enerji fiyatları ve jeopolitik riskler, özellikle İran çatışması eklendiğinde tablo daha karmaşık hale geliyor.

Enerji ithalatçısı olan Çin, Güney Kore, Vietnam ve Tayland için bu durum maliyet artışı anlamına geliyor ve özellikle sanayi üretimi ve ihracat rekabet gücü üzerinde baskı oluşturuyor. Vietnam gibi düşük maliyet avantajına dayalı ekonomiler bu durumdan daha hızlı etkilenebilir. Buna karşılık Endonezya ve kısmen Malezya, enerji ve emtia ihracatçısı olmaları nedeniyle fiyat artışlarından görece olumlu etkilenebilir. Bu etkinin kalıcı olup olmayacağı küresel talep koşullarıyla biçimlenecek.

Jeopolitik risklerin bir diğer etkisi finansal piyasalarda ortaya çıkıyor. Risk algısındaki artış, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını zayıflatıyor ve bu, döviz kurları ve finansal istikrar üzerinde baskı yaratıyor.

Uzak Doğu ekonomilerinin performansı yalnızca iç dinamiklerle açıklanabilecek bir yapıda değildir. Enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler, bu ülkelerin büyüme ve istikrar dengelerini doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle bölge ekonomilerini değerlendirirken makro verilerin yanı sıra küresel sistemdeki kırılganlıkları da dikkate almak gerekiyor.


Yorumlar

  1. Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güney Kore GSYH 1.9 trilyon dolar. Türkiye ise 1.6 trilyon dolar. Bu sene sonunda Güney Kore'yi geçeriz gibi duruyor.

      Sil
    2. Sene sonuna kalmaz dolar kurunu biraz daha bastırırsak 6 aya geçeriz.

      Sil
    3. Hocam dolar kurunu 5 TL'nin altına düşürürsek başka hiç bir şey yapmadan GSYH CF 'de 20 trilyon dolarla Çin'i geçeriz . İşsizlik ne kadar düşükse ülkeler o kadar rahat ediyor .

      Sil
  2. Hocam, Japonya’yı da ekleseydiniz daha iyi olabilirdi.

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş emeğine sağlık

    YanıtlaSil
  4. Hocam umarım her şey yolundadır. Fikrinizi merak ettiğim iki sorum olacak. Birincisi Çin'in yüksek kamu borcunu uzun vadede nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci sorum ise orta gelir tuzağından kaçınmak için Malezya ne yapmalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'in yalnızca kamu borcu değil, özel kesim ve hane halkı borcu da çok yüksek. Fakat bunlar ağırlıklı olarak iç borç. Çin cari fazla veren bir ekonomi. O nedenle pek dış borç üretmiyor. Böyle bakıldığında sorun büyük değil diyebiliriz.
      Malezya'nın çok çalışması ve üretmesi gerekiyor. Vietnam ve Kore gibi yüksek teknolojili ürünlere ağırlık vererek büyümesi gerekiyor.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam

      Sil
  5. Tarih tekerrür ediyor diyebilir miyiz Mahfi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder derler.

      Sil
  6. Vietnam’ın, yüksek teknoloji ürünlerin ihracatında bu kadar ilerde olması şaşırtıcı.

    YanıtlaSil
  7. Sayın Hocam,
    2025 Yılında dış ticarette ABD 900 milyar dolar açık verdi, Çin'in ise 1.2 trilyon dolar fazlası var.
    Çin'in GYSH içinde sanayi sekrörü üretimi yüzde 29 iken ABD için sanayi üretimi yüzde on civarında.
    Çin enerji krizine ve tarifelere rağmen yüzde 5 büyüme sağladı.
    Küresel çip üretim merkezi Tayvan'ı da düşünmek gerek.
    Saygılar.
    Nejat Eslen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin ve diğer uzak doğulular müthiş gidiyor.

      Sil
  8. Hocam dyson merkezini Singapura taşıdı. Sebebini ise Asya pazarındaki büyüme potansiyeli olarak gösterdi. Bu ilgimi çekmişti. Önceden tüketim pazarı Avrupaydı, Amerikaydı. Yakın gelecekte dünyanın en büyük tüketim pazarı uzak doğu olacak gibi duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiye kadar üretim merkeziydi ama zenginleşme hızlandıkça tüketim merkezi de oluyor.

      Sil
  9. Sayın Eğilmez,
    İran işi bittikten sonra eğer bir gün ABD Çin'e abluka uygularsa çin ekonomisi ve dünya ekonomisi nasıl etkilenir?Anlaşılan Küba'yı ve Grönland işlerini çerez olarak gören Abd'nin acelesi var gibi görünüyor !Bu arada Tayvan bu grupta değerlendirmek mümkünmüdür?
    Saygılarımla ,esenlikler dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD, Çin'e abluka uygulayamaz. O kadar da ahmak değillerdir. Tayvan hakkında fazla bilgi yok o nedenle onu almadım.

      Sil
  10. yazınız için Çok teşekkürler hocam.. altının ne olacağına dair yorumlarınızı veya yazınızı görmeyi çok isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Altın işi karışık. Eskiden savaş, kriz oldu mu altın güvenli liman olarak yükselişe geçerdi. Şimdi faizler artacak beklentisiyle düşüyor. Ama her halükarda yatırım sepetinde bir miktar altın bulundurmakta yarar var.

      Sil
  11. Hocam FB için İsmail Kartal zamanı geldimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saadettin Bey Başkanlığa seçildiğinde yapması gereken Kartal'ı getirmekti. Geç bile kaldılar. Kartal'a 2 yıl tahammül edilse büyük işler yapar.

      Sil
    2. Kartal yedek hoca,Aydınlar ın getireceği isim Löw .

      Sil
    3. Doğru isim bence kesinlikle Nenad Bjelica. TS'nin kadrosu yetersizdi fakat FB'de iş yapar. Bazen bir çiçek bir toprakta açmaz fakat başka bir toprakta açar. İlhan Palut bunun için güzel bir örnektir. Diğer takımlarda orta seviyeyi aşamıyor fakat ne zaman Konyaspor'a gelse mükemmel uyumu yakalıyor. Ben dünyadaki tüm teknik direktörleri ve takım kimyalarını bilimsel olarak inceledim. FB için en güçlü uyumu yakalayan isim Nenad Bjelica çıktı. TS için Ivan Juric, GS için Albert Riera ya da İlhan Palut ve BJK için de Simone İnzaghi çıktı. Bizde kararlar geçmişteki başarılara göre veriliyor, nitekim Mourinho bu yüzden getirilmişti fakat esas olan teknik direktörün potansiyeli ve takımla yakalayacağı kimya uyumudur. Mesela Türkiye için Montella biçilmez bir kaftan. Montella gittiğinde de ilk tercih kesinlikle Eddie Howe olmalı.

      Sil
    4. Sanmam. Aydınlar yerli hoca diyor. Löw tercihi Mourinho gibi bir facia olur.

      Sil
  12. Hocam selamlar, yazınızı okudum çok teşekkürler. Benim bir sorum olacaktı. Şimdi bu Çin ve Vietnam gibi ülkelerin çok borcu var ama bir yandan da dışarıya çok mal satıp para kazandıkları (cari fazla) için pek kriz beklenmiyor demişsiniz. Peki bu Amerika veya Avrupa ülkeleri gümrük vergilerini çok artırsa, yani bu ülkelerin önüne ticaret duvarları örseler ve bu ülkeler eskisi gibi dışarıya mal satıp para kazanamaz hale gelseler ne olur? Dışarıdan gelen bu para musluğu kesilince o dağ gibi biriken iç borçlar bir anda patlar mı yoksa adamların üretim gücü o kadar yüksek ki ne olursa olsun kendilerini bir şekilde kurtarırlar mı? Cevaplarsanız çok sevinirim hocam saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD'yi bilemem çünkü orada sağlıklı hareket eden bir yönetim yok ama Avrupa'nın bunu yapacağını sanmam. Çünkü o zaman Avrupa her şeyi üç dört misli pahalıya mal etmeye başlar.

      Sil
  13. Hüseyin Karakaş28 Nisan 2026 14:46

    Sayın hocam, Güney bir kenara Vietnamda üretilen yuksek teknoloji kim tarafindna uretiliyor, bu para ulke disina cikmadigi icin mi gsyh yi arttiriyor, yeni yatirimlar icin mi kullaniliyor. Ve bir de tavsiyelerinize ihtiyacim var ,bir ekonomi ogrencisi olarak kitaplarinizi okuyorum, ekonomi soylesileri izliyorum ama yetersiz geliyor gibi neler yapmami tavsiye edersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzak doğulu bütün ülkeler gibi Vietnam da batı sermayesini ve eğitimini kullanarak kendisini geliştirdi. Çok daha fazla çalıştıkları için de başlangıçta taklitle başladıkları her işi şimdi daha iyisini yapar duruma geldiler. Japonya da aynı modeli kullanmıştı. Bu ülkelerin tasarruf eğilimi batılılardan fazla olduğu için cari fazla verebiliyorlar.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası