Gelir Dağılımının Arka Yüzü

2024 yılına ilişkin gelir dağılımı istatistiklerine göre 2024 yılında gelir dağılımı eşitsizliğini gösteren Gini Katsayısı 0,410 olarak ortaya çıkıyor. Bu katsayı 0 ile 1 arasında bir değer alır, 0’a ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar iyi, 1’e ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar bozuktur. Bizde Gini katsayısı yıllardır 0,40 dolayında bulunuyor. Bu oran gelir dağılımının bozuk olduğunu gösterir.

P80/P20 oranı (ya da Kuznets Oranı) en yüksek yüzde 20’lik gelir grubuyla en düşük yüzde 20’lik gelir grubu arasındaki gelir farkını gösteriyor. Bizde bu oran 2024 yılında 7,5’tir. Buna göre en yüksek gelir grubuyla en düşük gelir grubu arasında 7,5 kat fark vardır. Son yıllarda bu oranda az da olsa bir düzelme göze çarpıyor.  

Nüfusun yüzde 20’lik gruplara bölünmesi ve her bir grubun ülkenin toplam gelirinden (GSYH) aldığı payların gösterilmesi bize gelir dağılımı hakkında daha net bir fikir verir:

Şimdi bu tablodan, GSYH verilerinden ve nüfustan hareketle bir tablo da biz oluşturalım:

(Not: Yuvarlamalar nedeniyle toplamlar bir miktar farklı çıkabilir. Gelirler yıllık toplamlardır.)

Oluşturduğumuz bu tablodan çıkan sonuçları sıralayalım: (1) En yüksek gelirli nüfusu oluşturan yaklaşık 17,1 milyon kişilik grup toplam 1.358 milyar dolarlık GSYH’nin yüzde 48’ini yani 651,9 milyar dolarını alıyor. (2) En düşük gelirli nüfusu oluşturan yaklaşık 17,1 milyon kişi 1.358 milyar dolarlık GSYH’nin yüzde 6,4’ünü yani 86,9 milyar dolarlık kısmını alıyor. (3) En yüksek gelirli grupta kişi başına gelir 38.049 dolar iken en düşük gelirli grupta kişi başına gelir 5.073 dolar düzeyinde bulunuyor (Kuznets Oranı = 7,5.) (4) Üçüncü yüzde 20’lik grubu orta sınıf olarak kabul edersek bu gruptakilerin kişi başına geliri 11.573 dolar olarak hesaplanıyor. 2024 yılı itibarıyla orta sınıfın yıllık ortalama geliri 11.573 dolar olduğuna göre bunun aylık karşılığı 964 dolardır. (5) 2024 yılında asgari ücret net 17.002 liraydı. Bunun dolar karşılığı 475 dolar eder. Bunu yıllığa çevirirsek 5.700 dolar eder. Buna göre en düşük gelirli 17,1 milyon kişi 2024 yılında asgari ücretin altında ortalama gelir elde edebilmiş. (6) Haziran 2024 itibarıyla TÜRK-İş’in hesapladığı açlık sınırı 18.979 lira. Yıllığı 227.748 lira ve 6.943 dolar ediyor. Buna göre en düşük gelirli yüzde 20 nüfus, bir başka deyişle 17,1 milyon insan açlık sınırının altında ortalama gelire sahip olabilmiş.

Kuşkusuz bu hesaplar GSYH’nin yüzde 27’sine ulaştığı tahmin edilen kayıt dışı faaliyetleri ve gelirleri kapsamıyor.    

 


Yorumlar

  1. Hocam bu tabloları gelismis ekonomilerle İngiltere Fransa Almanya gibi ülkelerle mümkünse Almanya ile (çünkü nüfusu bize yakın) kıyaslayalım ki nerede sürdüğümüz daha iyi kavrayabilelim. Tek başına Türkiye ele alındığı zaman veriler biraz yavan kalıyor. Ama Almanyyile mukayeseli olsa daha eğitici olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha ziyade bize benzeyen ülkelerle kıyaslamak daha doğru olur. Gini Katsayısına bakarsanız Romanya, Bulgaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan bizden iyi durumda görünüyor.

      Sil
    2. Hocam G20 ülkeleri içinden ülke seçelim. Dünya ekonomisinde yeri olmayan ülkelerle kıyaslama yapmak bana pek doğru gelmiyor.

      Sil
    3. Arjantin mesela G20 üyesi, Brezilya da öyle. İkisi de bizden iyi gidiyor.

      Sil
  2. Dünya mutluluk endeksine göre İskandinav ülkeleri hep ön sıralarda yer alıyor. Birçok uzman bu durumun temel sebeplerinden biri olarak, bu ülkelerdeki gelir eşitsizliğinin düşük olmasını gösteriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parayla mutluluk olmaz derler ama bazıları parayla mutluluk olur zannediyor.

      Sil
    2. 30 k al 20k kira ode gorurum mutlulugunu

      Sil
    3. Para sana en iyi yastığı aldırır ama başını yastığa rahat koymanı garanti etmez. Para ile maddi şeyleri satın alabilirsin parayla mutluluk huzur gibi manevi duyguları asla satın alamazsın. Parayla villa satın alabilirsin ama yuva sıcaklığını asla satın alamazsın.

      Sil
    4. Sosyal adalet arttıkça toplumdaki güven duygusu da artar; bu da insanların daha mutlu hissetmesini sağlar. Ancak bu durum yalnızca gelir adaletiyle açıklanamaz. Hukukun herkes için eşit işlemesi, demokrasinin gelişmiş olması, adam kayırma yerine liyakatin esas alınması, yolsuzluğun azaltılması, şiddetin önlenmesi, insani gelişmişlik düzeyinin yükselmesi ve insanların sahte algılarla manipüle edilmemesi gibi birçok faktör, kurumlara olan güveni güçlendirir.

      İnsanlar kurumlara güvendikçe, toplumda genel bir güven ortamı oluşur; kandırılmayacaklarını, haksızlığa uğramayacaklarını, keyfi uygulamalara maruz kalmayacaklarını ya da yoksulluğa itilme korkusu yaşamayacaklarını bilirler. Kendilerine eşit fırsatlar sunulduğunda ve gelir daha adil paylaşıldığında, mutluluk da bireysel bir ayrıcalık olmaktan çıkıp toplumsal bir olgu haline gelir. Sonuç olarak, kalıcı ve yaygın mutluluk; adaletli, güvenilir, eşitlikçi ve kapsayıcı bir toplumsal düzenin ürünüdür.

      Sil
    5. Sevgili Orhan Veli, "Iki gönül bir olunca samanlik seyran olur ama iki ciplakda olsa olsa bir hamama yakisir" demis, Evet parayla mutluluk olmaz ama parasiz da mutluluk olmuyor

      Sil
    6. Dünyada iki grup ülkenin Gini katsayısı iyi. İlk grup kuzey ülkeleri (Norveç, İsveç, Danimarka, Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya) ve eski sosyalist ülkeler (Bulgaristan, Romanya, Çek C., Polonya, Macaristan.)

      Sil
    7. Tarih boyunca insanlar zulme karşı isyan etmişler adalet adına. Ama iktidarı ele geçirenler de zulmetmekle suçlanmıştır.

      Sil
    8. Gibi katsayısı iyi olan ülkelerin hiçbiri G20 ülkesi değil ne garip.

      Sil
    9. Bunlar en iyiler. G20 üyelerinden Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Çin, Endonezya da 0,32 - 0,34 dolayında olduğu için iyi durumda kabul ediliyor.

      Sil
  3. Değerli hocam veriler bize özellikle 2. ve 3. gelir gruplarının gelirlerinin azaldığını ve özellikle üst gelir grubunun ve en alt grubun gelirinin arttığını gösteriyor. Orta sınıf olarak değerlendirilecek bu aralıkta yer alan insanların Gelirleri oldukça azalmış. Ayrıca ilk 3 gelir grubu alması gereken gelirin (%60) yaklaşık yarısını (%30) alıyor. En üst gelir grubu ise geri kalan sınıfların toplamına yakın gelir elde ediyor. Kuznets oranı ise gelişmiş ülkelerde 4-5 aralığında iken biz de bu oran 7,5. Devletin gelir dağılımını çok hızlı düzeltecek gelir ve harcama politiklaları uygulaması gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle kamu harcamalarındaki israfla uğraşmak gerekir.

      Sil
  4. Hocam benim yorumum şudur ki; bunun nedeni hem eğimdir, hem de vergilerin yüksek olmasındandır. Bunun çözelmesi gerek hocam ama sistem böyle gelmiş böyle gider hocam

    YanıtlaSil
  5. Mahfi Hocam keşke GSYH teriminin de basit bir tanımını yapsaydınız (bir örnek de çok güzel olurdu), insanlar ceplerine giren maaş/ticarette kazandıkları kar gibi düşünüyorlar bu terimi. Bu sebeple birçok kişi kendini ilk ya da ikinci yüzde 20 dilimin içinde sanıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumunuz okuduktan araya birkaç kelimeyle bir tanım sıkıştırdırm.

      Sil
  6. Bu tabloya göre en zengin %20, nüfusun geri kalan %80’i ile yaklaşık olarak eşdeğer pay alıyor. Yani ülkedeki 80 kişi pastadan ortalama 1 pay alıyorsa, en zengin 20 kişiden her biri ortalama 4 pay alıyor.
    Fakat tabiki en zengin %20 ile en fakir %20’nin karşılaştırılması oran olarak aynı olduğu için daha anlamlı. Burada da fark sizin belirttiğiniz gibi 7,5 kat.

    Ayrıca Alaaddin Aktaş en zengin %5 ile en fakir %50’yi de karşılaştırmış. Burada da fark 10 katına çıkıyor. Yani 50 kişi ortalama olarak 1 pay alırken, 5 kişi ortalama 10 pay almış oluyor.
    Gelir artışlarındaki hesabı da şöyle açıklıyor:

    İlk %20’nin geliri artmış fakat maaşlarla değil, sosyal yardımlarla artmış.
    %20’den sonraki %5’in geliri aynı kalmış.
    Geriye %75 kalıyor.
    Bu %75’in en zengin %5’inin geliri 1,4 puan artmış.
    Aradaki %70 ise gelir kaybına uğramış.
    Hatta geliri azalanlar arasında %5’lik dilimlerden 17’inci, 18’inci ve 19’uncu dilimde yer alanlar da var.
    Bu da sizin tespitiniz olan “bir üst sınıf bir alt sınıfa düşmüş” tezinizi destekliyor.
    Orta sınıf eridikçe erimiş.
    Gelir en tepedeki %5’te birikmiş.
    Sistem zengini daha zengin yapmış.


    YanıtlaSil
  7. Üstat günaydın

    Gini katsayısı açıklandıktan sonra yazınızı beklemeye başladım. Öncelikle kıymetli yazınız için teşekkür ederim.
    Bir de sorum olacak;
    Dolar bazında gelir hesabı yapiıdığında doların da enflasyon karşısındaki kaybı göz önüne alarak bir hesaplama yapılsa daha doğru bir sonuç elde edilmez mi?

    Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve güzel bir yeni yıl diliyorum.

    Sevgi ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir tek yılı ele aldığımızda bu dediğinize pek gerek olmaz sanırım ama birden çok yılı karşılaştırmalı olarak ele alacaksak haklısınız.
      İyi yıllar, sevgiler.

      Sil
  8. Hocam gözünüz aydın,kamu maliyesinde yapısal reformlar geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milletvekili ve üst düzey birden fazla maaşlı kişilerin maaşlarına bakınca reform olup olmadığını anlayabiliriz.

      Sil
  9. Hocam, artık gelir ve gelir dağılımı konusundaki veriler inandırıcı gelmiyor. Bu verilere dayalı değerlendirmeler de sorunlu görünüyor bana. GSYH'nın dörtte birinden fazla olduğunu ifade ettiğiniz kayıt dışı faaliyet ve gelirlere ilişkin son cümlenizden sizin de tam tatmin omadığınızı anlıyorum.

    Açmaya çalışayım: Bu gelirle toplumun önemli bir kısmının hayatta kalması çok zor olur veya şartların zorlaştığı son birkaç yılda borç seviyesinde istatistiklerde görünenin çok üzerinde bir artış olması gerekmez mi? Burada beni korkutan finans sistemi dışında bireysel borçlanma, daha kötüsü yasa dışı bireysel borç miktarının aşırı artmış olması ihtimali.

    Birkaç soruma cevap verebilirseniz çok memnun olurum: Birincisi, kayıtdışı faaliyet ve gelir içerisinde yasa dışı borç verme faaliyetlerinin payını ne kadar tahmin ediyorsunuz? İkincisi, Orta Asya'dan göç etmiş ama hala yerleşememiş bir millet olarak, kırsaldan şehire yerleşmeyi de henüz tamamlayamamış olduğumuzu dikkate alarak mevsimsel kır-kent göçünün ekonomik yönünü ölçebiliyor muyuz? Diğer bir deyişle, örneğin Tokat'ta köyünde salça hazırlayıp, Trabzon'da fındık ve fasülye yetiştirip ve Van'da peynir yapıp kışın İstanbul'a getirenler gibi milyonlarca kişinin satın almaya dayanmayan bu üretim ve tüketimlerini hangi kategoride izliyoruz? Yoksa ihmal edilebilir mi görülüyor? Tamam, birçok istatistik beyana da dayanıyor, ama bunlar konusundaki araştırmalar sizi tatmin ediyor mu?

    İki soru dedim, saymayı unuttum. halbuki biraz matematik bilirim:)

    YanıtlaSil
  10. Mahfi bey bu 2024 gelir dağılımını 2000 yılı için yapabilirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef TÜİK'in gelir dağılımı hesapları 2006'dan başlıyor.

      Sil
    2. Bu ülke ne biçim idare edilmiş böyle doğru düzgün kayıt tutmamışlar.

      Sil
    3. Birçok ülkede de aynı durum vardır. Bilgisayar sistemleri geliştikçe bu tür kayıtlar ve tahminler kolaylaştı ve yapılır oldu. Öte yandan kayıt tutamak önemlidir ama asıl olan güvenilir ve inanılır kayıt tutmaktır.

      Sil
    4. Temel kuraldır. Ölçemezsen bilemezsin, bilemezsen yönetemezsin. Ölçme, bu derece önemlidir ve gelişmiş devletler bunun için kurumlar oluşturur.

      Sil
  11. Sıradan bir vatandaş olarak soruyorum:

    "220 kg" altın; miktar bakımından çok mu?

    Kuyumcuları geze geze alabileceğimiz bir miktar mı "220 kg" altın? Yani hemen, 1 (bir) günde bulabilir miyiz, alabilir miyiz?

    Gerçekten bilmediğim için soruyorum Mahfi bey, maksatlı soru değil.

    YanıtlaSil
  12. Mahfi bey makalenizdeki 3. Tabloyu 2000 yılına uyarlıyarak yaparsanız çok memnun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK'in gelir dağılımı verileri 2006'dan geriye gitmiyor.

      Sil
    2. 2002 yılında GSYH 180 milyar dolarak olculmustu sonradan güncellenir 240 milyar dolar olarak guncellenmisti.

      Sil
  13. Hocam saygılar, bildiğim kadarıyla TÜRK-İş açlık sınırını 4 kişilik bir aile için hesaplıyor ancak en düşük %20'lik nüfus, için belirtilen gelir tek kişi için hesaplandığından söz konusu grubun tümden açlık sınırı altında kaldığını söyleyemeyiz diye düşüyorum. Çünkü 4 kişilik bir ailenin toplam aylık geliri 4*475 dolar olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 4 kişilik ailede babanın çalıştığı annenin ev kadını olduğu ve iki çocuğun da öğrenci olduğu varsayılıyor. 4 kişilik ailenin toplam aylık geliri 4*475 dolar olsa Türkiye sınıf atlar.

      Sil
  14. Veriler ne kadar eskiye gidiyor acaba? Aynı dağılımı 2005, 1995, 85 gibi yıllar için görmek isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gini katsayılarını daha eski tarihli bulmak mümkün olsa da gelir gruplarının GSYH'den aldıkları paylar ne yazık ki yok.

      Sil
  15. Mahfi bey öncelikle yazılarınız için çok teşekkürler. Her biri birbirinden değerli yazılar. Benim aklımı kurcalayan yada beni kendi içimde sorgulama yapmaya iten şey cesaretin bilgi ile ters orantılı olması aslında. Yüksek gelir veya gelir elde edenlerin/etmek isteyenlerin kendi işini yapmaya yönlenmiş olması durumunun cidden çok farklı şekillerde bunu yapmaya yönlenmiş olduğunu düşünüyorum. Aslında iş kurmak kelimesinin anlamı değişmeye başlıyor. İş kurmak yani girişimcilik yapan kişilerin sayısı artmıyor. Çünkü bu bahsettiğim bir bilgi ve inovasyon gerektiriyor. Fakat işimi kurdum diyen veya iş kurdum diyen kişiler ya ucuza yurt dışından mal getiren yada piyasan çok ucuza alıp çok yüksek karlarla satım yapmaya çalışan kişiler ya da çeşitli sosyal medya hesapları üzerinden absürtlük ile takipçi sayısı artırarak ve reklamlar yaparak gelir elde etmeye çalışan kişilerden oluştuğunu düşünüyorum. Burada aslında demek istediğim çoğunluk artık bilgi düzeyini artırarak sosyal yada maddi statüsünü artırabileceğine inanmıyor. Ki şahsen artık bende o düşünce içerisinde kendimi bulmaya başladım. Hatta bir bilgi ile birine bir şey anlatmak bile istemiyor durumdayım. Çünkü gerçekten anlattıklarımızın değerinin sadece karşımızdaki kişilerin anladığı kadar olduğu kavramının doğruluğunu derinden hissetmeye başladım. Bu şekilde gelir elde etme yollarının çok popüler olduğu bir ortamda da ülke olarak nasıl kalkınabiliriz açıkçası düşündürücü bir durum. Ayrıca, çalışma hayatında bir yerlere bir makamlara gelmenin de bilgi düzeyini artırmakla ters orantılı olduğunu düşünürsek insan sadece kendine dönmüş durumda. Aksine kimse bilgili veya kendini geliştirmiş kişileri bir yere getirmek istemiyor. Çünkü o kişilerin mevcut düzene potansiyel sorun yaratacak kişi olması gözü ile bakıldığı inancındayım. Aslında sanırım şu zamanımızda kişilerin bilgilendikçe olumlu her durumdan olumsuz etkilendiği bir sarmalın içerisinde gibiyiz. Maalesef bu veriler de bilgi ile akıl ile doğru orantılı olan veriler değilmiş gibi geliyor :(

    YanıtlaSil
  16. Yazınız için teşekkür ederim. Hocam bu verilerin ışığı altında Robin Hood içimizden çıkar mı? Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Bizim Robin Hood'a ihtiyacımız yok. İhtiyacımız olan şey Atatürk'ün çizdiği yolu izlemek.

      Sil
  17. Mahfi bey; normal biriyim, trol değilim. (Not: Bu tür açıklamaları en baştan yapmak zorunda kalıyoruz, ülkemizin geldiği hâl bu!)

    Uzman değilsiniz ama tecrübelisiniz, zahmet olmazsa gözlemleriniz nedir:

    SORU (1):
    Donald Trump ABD siyaseti içindeki gücünü pekiştirse de; "ABD hukuk sistemi"nin tamamen bittiğini, tamamen çöktüğünü söyleyebilir miyiz? "ABD'deki hukuk"; Trump'ın ataklarına rağmen hâlâ bağımsızlığını koruyabiliyor mu? Gözleminiz nedir?

    SORU (2):
    "Rusya Merkez Bankası (MB) Başkanı"; Vladimir Putin'e daima ama daima sadık kalacak kişiler arasından dikkatle seçilip mi tayin ediliyor? Putin yaptığı basın toplantılarında; MB Başkanı'yla ilgili hiç açıklama yapmıyor, faiz politikasını neredeyse hiç gündeme getirmiyor. Kısacası; Rusya MB Başkanı, Putin'e tam itaat mi ediyor? (Bu sebeple aralarında hiç sürtüşme olmuyor; yanılıyor muyum?) Gözleminiz nedir?

    SORU (3):
    "İran", "Birleşik Arap Emirlikleri", "Afganistan", "Katar" gibi ülkeler; ekonomik büyüklük yönünden birbirleriyle kıyasladığımızda aynı konumda değiller. Yönetim biçimi yönünden ise birbirlerine görece yakınlar; hepsi "İslam kuralları" çerçevesinde yönetiliyor, bazıları görece sert, bazıları görece yumuşak. Sorularım şunlar:

    • Bu 4 ülkenin içinde, günlük hayatta "faiz" serbest mi? / yasak mı?

    • Bu 4 ülkenin kendi "Merkez Bankaları" var mı? Bu "merkez bankaları"; faiz kararını vermeden önce, bilimsel olarak hesaplanan enflasyonun gidişatına göre mi karar veriyor? Yoksa; faiz oranın ne olması gerektiği ile ilgili kesin bir karar bildiren (bilimsel olmayan) "İslamî fetva kurulu" benzeri bir oluşum mu var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Epey zedelendi sistem ama direniyor.
      (2) Rusya MB saygın ve bağımsızdır. Başkanı Elvira Nabiullina, Putin'in saygı duyduğu Yale mezunu bir iktisatçıdır. Putin onun işine pek karışmıyor.
      (3) Bu ülkelerde faiz yasaktır. Onun yerine kullanılan benzer düzenlemeler söz konusudur.
      Bu dört ülkenin de merkez bankası var. Faiz ya da faiz benzeri düzenleme konusunda nasıl karar verdiklerini bilmiyorum .

      Sil
  18. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin durumunuz iyiymiş. Bence fazla anlatmayın ek vergi gelebilir :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Dünyada 100 kişi varsa biz gelir olarak en kötü ilk yüzde 20'ye gireriz. Bizden daha kötü durumda olan yüzde 80'lik kesim var dünyada. Bir taraftan geliri artırmak için çalışacağız diğer taraftan dünyada bizden daha kötülerin düşünerek halimize sükredeceğiz. Böylece daha mutlu olacağız.

      Sil
    4. İki kişilik aile olarak ikinci yüzde 20 dilimde bulunuyorum . Giderlerim gelirimden ( mecburen ) az olduğu için Üçüncü yüzde 20 dilimde gibi hissediyorum ( hissedilen sıcaklık gibi ) . Ev , emekli maaşı , ikinci iş ( mesleğimden ötürü ) var . Tatil , seyahat gibi özel harcamalar olmuyor. Bu arada yaş 70 . Ülkemizde bu durumda olan milyonlarca kişi var . Muhalefet partileri bu durumu göremediği için başarılı olamıyor.

      Sil
  19. Sayın Eğilmez, Ülkemizin toplam nüfusunu 85.664.944 olarak alıp bunu %20 lik gruplara bölmek ve bu grupların Kişi Başı Gelirlerini ve Gelir Paylarını hesaplama yöntemi yerine, Ülkemizin GSYH sini 44.587.225.000.000 TL veya 1.358.124.428.876 USD olarak alıp bunu %50 sin (1.ci grup) kalanın da %50sini (2.ci grup), kalanında %50 sini (3.cü grup), kalanında %50 sini (4.cü grup), kalanı (5.ci grup) gruplara ayırarak, her bir kısma kaç kişinin düştüğünü görmek daha belirleyici olmaz mı? Diğer bir deyişle GSYH mızın en alt (5.ci grup) ile, GSYH mızın en üst %50 sini alan (1.ci grup) kişi adedi (Kaymak Tabakamız) mukayesesini yapmak nasıl olurdu?

    YanıtlaSil
  20. Saygıdeğer hocam merhaba. Ülkemizde yoksulluğun derinleştiğini; toplumsal katmanların, aşağı yönlü kaymalar yaşadığını bizzat yaşayarak ve biraz da kabullenerek normalleştiriyoruz. Paylaştığınız tablolar çok çarpıcı. En üsteki gelir grubu ile en alttaki gelir gurubu arasındaki makas 7,5 kat: "Devletin dini olmaz; devletin dini ADALET" tir. Ortada adalette yoksa; ne ile övüneceğiz..

    YanıtlaSil
  21. Adam çalışmıyor üretmiyor. Seçmen olduğu için devletin kendine sunduğu asgari şartlardan memnuniyet duyuyor. Hiç sorgulama yapmadan ideolojisine uygun kişileri seçimlerde iş başına getiriyor. Şimdi ben çalışan katma değer üreten biri olarak ne diye bu alt kesime vergilerimle destek olayım ki?

    YanıtlaSil
  22. Hocam merhaba. En üst %30luk gelir grubundaki kişiler hangi meslekle uğraşıyorlar da bu paraları kazanıyorlar? Zaten en üst %5 aşırı zengin sanırım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Asgari Ücret 2026

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Asgari Ücret Hesabının Doğrusu