LIBOR'un Yerini RFR'ler Aldı

Küresel finansal sistem, son on yılın en kapsamlı ve sessiz devrimlerinden birini 2023 yılında tamamladı. Yarım asra yakın bir süre boyunca türev ürünlerden sendikasyon kredilerine, mortgage sözleşmelerinden karmaşık yapılandırılmış finansal araçlara kadar yüzlerce trilyon dolarlık bir ekosistemin kuzey yıldızı olan LIBOR (London Interbank Offered Rate), yerini geri dönülemez bir şekilde yeni nesil referans oranlarına bıraktı.

Ancak bu değişim, sadece bir faiz oranının isminin değişmesi değil; finansal mimarinin beyan (tahmin) üzerine kurulu geçmişinden, işlem (gerçek veri) üzerine kurulu geleceğine geçişidir.

LIBOR, doğası gereği bir niyet göstergesiydi. Panel bankalarına her sabah sorulan "Bugün borç alacak olsanız hangi orandan alırdınız?" sorusu, piyasada gerçek bir nakit akışı olmasa dahi bankaların subjektif değerlendirmelerini yansıtıyordu. Özellikle 2008 Küresel Finans Krizi sonrası su yüzüne çıkan manipülasyon skandalları, bu subjektif yapının hem metodolojik hem de etik açıdan zayıflıklarını su yüzüne çıkardı. Gerçekleşmiş işlemler yerine tahmine dayalı bildirimlerin esas alınması, piyasa gerçekliği ile referans oran arasındaki bağı kopardı. Düzenleyici otoriteler için artık tek bir çözüm vardı: LIBOR’un yerine sistemi daha tartışmasız bir veri setine bağlamak.

2024 yılı itibarıyla hayatımıza giren yeni nesil oranlar, Risksiz Referans Oranları (Risk-Free Rates - RFR) olarak tanımlanıyor. Bu oranları LIBOR’dan ayıran üç temel nitelik söz konusu: (1) Her sabah açıklanan oranlar, bir önceki gün piyasada gerçekleşmiş milyarlarca dolarlık gerçek işlem verisinden türetiliyor. Böylece gerçekleşmeler, LIBOR’daki tahminlerin yerini aldı. (2) ABD doları için SOFR, Euro için €STR, Sterlin için SONIA gibi oranlar, merkez bankaları veya denetimli kurumlar tarafından, yüksek hacimli ve izlenebilir repo veya gecelik borçlanma pazarlarından besleniyor. Böylece şeffaflık öne geçti. (3) LIBOR, bankaların birbirine borç verme riskini (kredi riski) de içerirken; yeni RFR’ler genellikle teminatlı işlemler üzerinden hesaplandığı için saf faiz oranını yansıtıyor.

Bu geçişin teknik bir zorluğu da mevcut. LIBOR ileriye dönük bir orandı; yani borçlanırken örneğin 3 ay sonraki faizin ne olacağını biliniyordu. Yeni RFR’ler ise ağırlıklı olarak geriye dönük ve gecelik bileşik faiz esasına dayanıyor.

Bu durum, bankacılık sistemlerinden risk yönetimi modellerine, hukuki sözleşmelerden türev ürün fiyatlamalarına kadar her alanda devasa bir operasyonel dönüşümü zorunlu kıldı. Finans dünyası, belirsizliğin egemen olduğu bir dönemde, nakit akışlarını gerçekleşen veri üzerinden yönetmeyi yeniden öğrenmek zorunda kaldı.

Türkiye, bu küresel dalgayı en erken ve doğru göğüsleyen ülkelerden biri oldu. TRLIBOR’un yerini uluslararası standartlarla uyumlu olan TLREF (Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı) aldı. Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarındaki gerçek işlemlerden üretilen TLREF, bugün Türk finans piyasalarının en güvenilir çıpası olarak kabul ediliyor.

LIBOR’un sona ermesi, bir anlamda “söz senettir" döneminden "veri kanıttır" dönemine geçişin tescili olarak kabul edilebilir. Artık finansal göstergeler, birkaç kişinin subjektif kararlarıyla değil, piyasanın kolektif ve somut işlemleriyle şekilleniyor. Bu dönüşüm, bir sistem değişimi olmasının yanında 2008 krizinde zedelenen finansal dürüstlük kavramının da yeniden oluşturulması için atılmış bir adımdır.

Yorumlar

  1. Hocam merhaba ;
    Elimden geldiği kadarı ile yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum. Daha iyi anlayabilmek adına bana tavsiye edebileceğiniz bir kaynak, yayın, web sitesi var mıdır. Tavsiyeleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, yazılabilecek en basit şekliyle yazıyorum. Daha kolay yolu yok sanırım. Belki bir ekonomiye giriş kitabı okumanız gerekebilir. Bu konuda da benim Kolay Ekonomi kitabım en kolay okunup anlaşılanıdır.

      Sil
    2. İşte bu süper bir temel analiz ve bu konuda gerçekten herkesi aydınlatan en iyilerden birisiniz. Okudum yazınızı ama, geri dönüp tekrar tekrar 3-5 kez daha okurum ben bunu. Saygılar Sevgiler..

      Sil
  2. “söz senettir" döneminden "veri kanıttır" dönemine geçiş , hocam bu ironi gibi .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İroni gibi görünse de öyle değil.

      Sil
    2. İnsanlar günümüzde veriye daha çok önem veriyor. Daha fazla veri kaynağı var ve bu karar vericiler ve analistler için en büyük hazine. Türkiye birçok konuda proaktif şekilde hareket edebilmeyi çok iyi öğrendi. Eskiden su akar Türk bakar denirdi ancak köprünün altından çok sular aktı ve Türkiye bambaşka bir seviyeye evrildi. Bunun en bariz görüldüğü yer deprem sonrası 11 şehrin sadece 3 senede yeniden insa edilmesidir. Şimdi bunu doğal felaket yaşanmadan 500 bin konutluk bir kampanya daha yaparak bu aktif durumunu yeniden tekrarlamak istiyor. Bu muazzam organizasyonları yapıp sonuclandırmak büyük bir kabiliyet kazandığımızı gösteriyor.

      Sil
  3. Hocam merhaba, elinize sağlık. Bir sorum olacak, Toplam Borç/GSYH mi doğru bir ölçüttür, yoksa Toplam Borç/Toplam Finansal Sistem mi? Çünkü faiz baskısı sanırım ikinci ölçütle daha doğru analiz edilebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Toplam Borç / Toplam Finansal Sistem daha iyi br ölçüdür ama finansal sistemin GSYH'de olduğu gibi ortak bir tanımı yok. Yani uluslararası karşılaştırmalarda iş karışabilir.

      Sil
  4. Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  5. Hocam buna göre nasıl aksiyon almalıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada bizim alabileceğimiz bir aksiyon yok. Türkiye TRLIBOR'dan TRLREF'e geçerek gerekli aksiyonu almış durumda.

      Sil
  6. Hocam bu iki klişe söz birleşince: "Yaptıklarım, yapacaklarımın teminatıdır." gibi bir başka klişe söze dönüşecek gibi bir hisse kapıldım, nedense. Selamlar...

    YanıtlaSil
  7. Hocam, geleceğe ışık tutan çok kıymetli bir analiz. LIBOR gibi beyana dayalı sistemlerin manipülasyona bu kadar açık olması, finansal mimarideki 'güven' unsurunun ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Güncel durumda, verinin bu denli suistimal edilmesi karşısında RFR gibi gerçekleşmiş işlemlere dayalı sistemlere geçilmesini, piyasayı belirleyen temel aktör olan 'insan davranışlarını' dizginleme çabası olarak görüyorum. Sizce önümüzdeki dönemde rasyonel veri setleri mi, yoksa hala manipülasyona ve spekülasyona açık olan insan psikolojisi mi piyasalar üzerinde daha belirleyici olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Maalesef ne yapılırsa yapılsın manipülasyonu önlemek mümkün olamıyor. ABB Başkanının manipülasyon yaptığı bir yerde umutlu olmak zor.

      Sil
    2. ABD olacak sanırım.

      Sil
    3. Evet, yanlış yazmışım. ABD olacak.

      Sil
  8. Borç; sadık bir köle olduğu sürece iyidir, ancak efendi olmaya başladığında felaket yakındır.

    Victor Hugo (1802~1885)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası