Para Arzı Artışı ile Enflasyon İlişkisi

Ekonomide parasal sistem ile reel sistem arasındaki klasik dengeyi göstermenin en kolay yolu Irving Fisher’in ünlü miktar teorisi denklemini kullanmaktır:

            MV = PQ = Nominal GSYH

Burada M para arzını, V paranın dolaşım hızını (yani belirli bir sürede kaç kez el değiştirdiğini), P fiyatlar genel düzeyini ve Q da fiziksel üretim miktarını gösterir.

Kısa dönemde V ve Q’nun değişmeyeceği varsayılırsa şu sonuca ulaşırız: Kısa dönemde M artarsa, V ve Q sabit kabul edildiğinde, P üzerinde yukarı yönlü baskı oluşur.

Para arzı artışının enflasyon üzerinde olumsuz etkide bulunup bulunmadığını değerlendirmek için para arzı büyümesini yıllık ortalama enflasyon oranı ve reel büyüme toplamıyla (nominal GSYH artışı) karşılaştıran bir denklem kullanılabilir. Burada temel fikir şudur: Eğer para arzı ekonominin nominal büyümesinden daha hızlı artmışsa bu durum enflasyonun yükselmesine yol açmış olabilir. Buna karşılık para arzı nominal GSYH büyümesiyle uyumlu artıyorsa fiyat istikrarına katkı sağlamış olur. Nominal GSYH artışı şu şekilde ifade edilebilir:

Nominal GSYH Artışı ≈ Enflasyon + Reel Büyüme

Buradan hareketle para arzı artışının nominal ekonomik büyümeye göre konumunu gösteren şu oran kullanılabilir:

            Para Arzı Artışının Enflasyona Etki Oranı = Para Arzı Artışı / Nominal GSYH Artışı   

Burada para arzı olarak M2’yi (M2 = Dolaşımdaki Banknot + Madeni Para + Vadeli ve Vadesiz TL ve Yabancı Para Mevduat Toplamı) alıyor ve ondaki yıllık artışa bakıyoruz. Nominal GSYH artışını da yıllık ortalama enflasyon ve yıllık reel büyüme oranı toplamı olarak hesaba katıyoruz.

Bu çerçevede: Oran 1’e yakınsa para arzı artışıyla nominal GSYH artışı uyumlu demektir. Oran belirgin biçimde 1’in üzerindeyse para arzı GSYH’nin nominal artışından daha hızlı artıyor demektir; bu durum enflasyonist baskı oluşturabilir. Oran ne kadar yüksekse, parasal genişlemenin enflasyon üzerindeki potansiyel etkisi de o kadar artar. Oran 1’in altındaysa para arzı ekonomik büyümeye göre daha sınırlı artmaktadır; bu da dezenflasyon etkisi yaratabilir.

ABD ve Türkiye verilerini ele alarak bu göstergeyi inceleyelim.

ABD örneğinde M2 para arzındaki değişim enflasyon + büyüme oranı karşılaştırıldığında karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:


ABD Merkez Bankası (Fed) 2020 yılında Covid Pandemisinin de etkisiyle para arzını (M2) son derece hızlı bir biçimde artırınca izleyen iki yılda enflasyon kontrolden çıkmış görünüyor. İzleyen yıllarda para arzındaki artış yerini önce azalışa sonra da enflasyon ve büyüme toplamının altında bir artışa terk edince enflasyonda da düşüş ortaya çıkmış bulunuyor.

Dolar her ne kadar rezerv para olsa da, her ne kadar basılan dolarların bir bölümü ABD’de kullanılmayıp daha yüksek faiz veren ülkelere gittiği için enflasyon baskısı düşük kalsa da bu tablo bize yine de para arzı artışının enflasyon üzerinde etkili olduğunu gösteriyor.

Türkiye örneğinde TCMB M2 büyüklüğü enflasyon + büyüme oranıyla karşılaştırıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:


TCMB’nin 2020 ve 2021 yıllarında para arzını enflasyon + büyüme oranının çok üzerinde artırmış olduğu ve bunun sonraki yıllardaki enflasyonu etkilemiş olabileceği görülüyor. Sonraki yıllarda TCMB, çok daha dengeli bir para arzı artışı yapmış ve dolayısıyla enflasyonun bir ölçüde denetim altına alınmasını sağlamış. Para arzının en fazla sıkıldığı dönem 2024 yılı olmuş, bunun etkisi bir yıl sonra enflasyonda düşüş olarak görülmüş.

İki ülkeye karşılaştırmalı olarak baktığımızda doların rezerv para olmasının ABD’de para arzı ile enflasyon arasındaki ilişki açısından bir rahatlık sağladığına bir kez daha dikkat çekelim. Eğer Fed’in 2020 yılında yaptığı gibi TCMB de para arzını 2,5 kat yerine 27,4 kat artırsaydı Türkiye’de enflasyon hiper enflasyona dönüşebilirdi.

Bu göstergeyi kullanarak Türkiye için 2026 yılında para arzının hangi aralıkta olması gerektiğine ilişkin bir çıkarım da yapabiliriz.

Bu kez 2026 yılı için yıllık ortalama enflasyon tahmini ve büyüme tahmininden hareket edeceğiz. Merkez Bankası, yılsonu enflasyon tahminini revize ederek yüzde 26 olarak açıkladı. 2025 yılsonu enflasyon oranı yüzde 30,9 idi. Buna göre 2026 yılı ortalama enflasyon oranı kabaca yüzde 28,5 olacak demektir. 2026 yılı için büyüme oranının da yüzde 3 olacağının tahmin edildiğini dikkate alırsak:  

Nominal GSYH Artış Oranı 2026 = Ortalama Enflasyon Oranı 2026 + Büyüme oranı 2026 = 28,5 + 3 = 31,5 olacaktır.

Buna göre Merkez Bankası’nın 2026 yılında nötr bir para arzı gerçekleştirmesi için M2 para arzını yüzde 31,5’ten fazla artırmaması gerekir. Dezenflasyon programı devam edecekse para arzının bu oranın altında artırılması çok daha mantıklı olur. 2025 yılsonu itibarıyla M2 para arzı 24.729 milyar TL düzeyindedir. Buna göre M2’nin 2026 yılsonunda (24.729 × 1,315 =) 32.518 milyar TL’yi aşmaması gerekir. Kuşkusuz bu hesaplamalar bugünkü tahminlere göre yapılmıştır. Yıl içinde enflasyon ve büyüme tahminlerinin değişmesine paralel olarak para arzı artış oranı da değişebilir.

Nisan sonu itibarıyla M2 para arzı miktarı 26.452 milyar TL düzeyine ulaşmıştır. Dolayısıyla an itibarıyla tahminlere uyumlu bir para arzı genişlemesi söz konusudur

Son olarak bu göstergenin tek başına yeterli olmadığı unutulmamalıdır. Yeniden en başta yazdığımız Fisher Denklemine dönelim:

            MV = PQ = Nominal GSYH

Burada V ve Q çok kısa dönemde değişmese de süre uzadıkça değişebilir. Dolayısıyla orta ve uzun dönemde enflasyon, yalnızca M’deki değişimlerin değil V ve Q’daki değişimlerin de etkisi altında kalır. Paranın dolaşım hızının değişmesi, kredi büyümesi, dolarizasyon eğilimi, maliye politikası, beklentiler ve sermaye hareketleri gibi faktörler de enflasyon üzerinde belirleyici rol oynar. Bu nedenle söz konusu oran, kesin bir kuraldan ziyade parasal duruşun yönünü gösteren yardımcı bir gösterge olarak değerlendirilmelidir.


Yorumlar

  1. Sayın hocam, 3 senedir uygulanan faiz politikasında enflasyon katılığı neden devam ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü beklentileri olumlu hale getirebilecek hiçbir yapısal reform adımı atılmadığı gibi tam tersine mevcutlar da kötüye gitti. Böyle bir ortamda enflasyon katılığı yumuşatılamaz.

      Sil
    2. Azərbaycan üçün yaza bilərsiniz bunu?

      Sil
  2. İç tüketim yavaşlasada enflasyon düşmüyor.kurda bir değişiklik sözkonusu olabilirmi hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olursa başka sorunlar çıkacağı için direniyorlar.

      Sil
    2. Temmuzda on milyonlarca kişinin maaşına zam gelecek esnaf da zam yapmak için ellerini şimdiden ovusturmaya başlamıştır. Bu durumda tüketim azalmaz.

      Sil
  3. FAİZ YÜKSEK, ENFLASYON YÜKSEK, BORÇ YÜKSEK = DEVELÜASYON, BEKLENEN SON OLABİLİRMİ MAHFİ BEY.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz artmadığı sürece hiçbir şey olmaz ki döviz yerinde cakilacak gibi duruyor.

      Sil
    2. 2001 krizi öncesinde de yüksek enflasyon kriz çıkarmaz diye beklenir olmuştu.

      Sil
    3. O zaman merkez bankası rezervi çok düşüktü

      Sil
  4. Bu gibi sıkıntılı dönemlerde hane halkına ekonomik olarak bir öneriniz varmı hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hane halkının ekonomi açısından yapabileceği bir şey yok.

      Sil
  5. PARAYA İHTİYAÇ YOK GİBİ GÖRÜNÜYOR. TÜKETİCİ TASARRUFLARI BOZDURMAYA DEVAM EDİYOR HOCAM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoksa kredi kartları mı çalışıyor?

      Sil
    2. " TÜKETİCİ TASARRUFLARI BOZDURMAYA DEVAM EDİYOR HOCAM."
      Bu ayın komik yorumu.

      Sil
  6. Enflasyonla mücadelede en büyük hata, daha düşmeden zafer ilan etmektir.

    Paul Volcker (1979~1987 Fed başkanı)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adamın kastettiği yıllık enflasyon bizim aylık enflasyon.

      Sil
    2. "Enflasyon diş macunu gibidir; tüpten bir kez çıktı mı, geri sokmak imkansızdır."
      Karl Otto Pöhl (1980~1991 Bundesbank başkanı )

      Sil
  7. Hocam müthiş bir yazı daha...
    İzninizle bir kaç sorum olacak.
    Devülasyon çok gecikti.bütün yan etkilerine katlanmak adına yinede izin vermiyorlar.nede?olursa neolur?neyden korkuyorlar bu kadar?(lutfen devulasyon sabit kur rejimnde olur demeyin:)
    2.2024 de faizler hızla artınca tl krediler pahalı hale geldi ve bir cok şirket kurum kuruluş kurunda stabil tutulmasını fırsat bilerek döviz kredilerine yöneldi..bugün bu ekonomi ve şrketler için nasıl bir risk teşkil eder dolayısıyla bankalar?2001 deki gibi risk altındamıdır?
    3 .dün bir prof devülasyon olmayacaksa maaşlardan başlayarak devlet enaz yüzde 30 küçülmeli dedi.bu zaten seçim arifesi mümkün degil ama olsa bile enflasyonu sadece kamu harcamalarını kısarak kontrol etmek mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      TL'yi mümkün olabildiğince değerli tutamaya çalışıyorlar. TL değer kaybederse ne GSYH ne de kişi başına gelir bugünkü düzeyinde kalabilir. Enflasyonu kontrol etmekte kamu harcamalarını kısmak çok önemli ama beklentiler değiştirilemediği sürece pek bir işe yaramaz. İnsanlar enflasyonun artacağını bekliyor.

      Sil
    2. Hocam gsyh nin bugunku duzey de kalmadi kimin için ne yarar sagliyor? Daha fazla kredi mi cekebiliniyor?

      Sil
    3. Enflasyonu bahane edip realiteden kopuk yorumlar var. Yok bilerek dövizi tutuyorlar yok bilerek maaşları yüksek dolar bazında yüksek tutuyorlar. Yani koskoca tekstilciler fabrikatörler amele işlerini daha ucuz yerlere yurtdışına taşıyorlar. Onlar devalüasyondan ümidi kesip uzun planlar yaparak tekstili yurtdışına taşıyorlar. Burada masa başında devalüasyon olacak diye bekliyorlar. Kimse kendisini kandırmasın devalüasyon olmaz. Olma ihtimali olsa koca fabrikalar işçilik pahalı diye ucuz ülkelere yurtdışına kacmazdı.

      Sil
  8. Karmaşık bir konuyu çok sade ve kolayca anlaşılabilir şekilde izah ettiğiniz için teşekkür ederim, emeğinize sağlık. Ben yazınızda değinmediğiniz bir hususu sormak isterim. Herhangi bir dışsal kısıtlamaya tâbi olmayan özerk bir TCMB elindeki mevcut politika araçları ile ülkemiz şartlarında para arzını ne ölçüde tayin edebilmek gücüne sahiptir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Çok güzel bir soru.
      Sermaye hareketlerinin bu denli serbest kaldığı ve dövizle hareket etmenin yaygınlaştığı bir ortamda merkez bankaları para arzını eskisi kadar kontrol edemiyor. M2 para arzında dolaşımdaki parayı kontrol edebilir ama vadesiz ve vadeli mevduat üzerinde ancak faizler aracılığıyla dolaylı bir etkisi olabilir. Dolayısıyla para arzı üzerinde eskiden % 60 - 70 kontrol gücü varken şimdi bu güç % 30 - 40'lar düzeyine gerilemiş görünüyor.

      Sil
  9. Hocam elinize sağlık çok güzel ve anlaşılır bir şekilde anlatmışsınız. Daha önce bir yazınızda bu konuda sorumuz olmuştu, cevabı niteliğinde olmuş.
    Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  10. Bir sorum var. Bazı teoriler para arzı ile enflasyonun ilişkisi olmadığını söylüyor. Yeni Parasal Teori. Tabii o daha makroekonomik olsa da, bir kısmı da bu. Kendi parasını basan ve kendi parayısla borçlanan devlet istediği kadar borçlanabilir. Aslında şu an bizim paramız da bir borç, devlet bize harcamamız için veriyor, aynı para ekonomide dolaşıyor ve teorik olarak devlet bastığı paradan hem maaş veya gelir yoluyla vergi alıyor. hem de paranın dolaşımından para kazanıyor. Eğer paranın amacı tüketimse ve bu araçla üretim araçları da alınabiliyorsa, üretim arttırabiliyorsa neden enflasyon oluyor. Ben bir ekmek alıyorum, ekmekçi parayı alıyor, un alıyor, uncu buğday alıyor. ve bu paralar üretime kayarsa burada sıkıntı nerede çıkıyor. Bu da sistemde bir sıkıntı olduğunu göstermez mi, Herr Mahfi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu teoriler daha çok ABD veya Avrupa'da yani parası rezerv para olan (dünyanın her yerinde geçerli olan) ülkelerde ortaya atılıyor. Ve o ülkeler için büyük ölçüde doğru. Mesela ABD'de küresel kriz sonrasında para arzı astronomik ölçüde arttı. Ama ülke içinde enflasyon üzerinde pek etkili olmadı. Çünkü bu paraları bankalardan yatırım fonları kredi olarak aldı ve çok daha yüksek faiz veren ülkelerin yatırım araçlarına yatırdılar. Yani basılan para ABD'de harcanmadı. Öyle olunca da ABD'de dolaşan doların arzı artmadı. Buna bakarak para arzı atışının enflasyon yaratmayacağını söylemek ABD için (AB, İngiltere ve Japonya için de) doğrudur ama aynı şey parası dünyada kabul görmeyen Türkiye için ya da Brezilya için doğru değildir. Buralarda basılan her kuruş içeride harcanır ve enflasyona olumsuz katkıda bulunur.

      Sil
    2. Aslında benim sorum da bu. Devlet para basıyor, paranın tek amacı harcamadır. Finansal yatırım bile yapılsa, o finansal yatırım da mal ve hizmet takası için yapılır. Diyelim ben gofret üretiyorum, gofretimin fiyatı 20 birim. Devlet para basıyor ve para arzı artıyor; Gofretime olan talep artıyor, daha fazla kazanıyorum ve daha fazla gofret yapmak için ihtiyacım olan malları diğer üreticilerden alıyorum, onlar da daha fazla üretiyor. Para içeride, para arzı artsa da üretim de artıyor, neden enflasyon artıyor? Ayrıca borçların ödenmeyecği belli, globalde 100 trilyon doları aşmış, ben tahvil aldığımda bana olan borcu ödüyor ama borç sürekli artıyor. Hatta gelişmiş ülkeler borçlu olmalı diye teoriler bile var. Durum böyle olunca para ne kadar güvenilir bir araç. Aslında ortada mantık yok, devlet borcu öder varsayımı var.

      Sil
    3. Çünkü hem üreticiden hemde tüketiciden çalan, gasp eden, el koyan, haraç kesen, yanlış yönlendiren, ceza kesen bir yapı var. Dönen her ticaret rant kaynağı, kredi ve faiz aracılığıyla birileri için zenginlik kaynağı oluyor. Seçilmiş elitlere para aktarılıyor. Bu yasa yoluyla ve zorla yapılıyor. Birileri birilerinin haklarını kendi aralarında paylaşıyorlar. Bu düzeni açıklayan ve sayılara dökerek sosyal ortamlarda anlaşılır kılmaktan başka bir işe yaramayan bilime de ne deniyor bulun bakalım?

      Sil
  11. Hocam, artık herkes kredi kartı kullanıyor. Adeta dolaşımda hiç banknot ve metal para olmasa da olacak. Bu gün kredi kartıyla yapılan harcamanın son taksiti aylar sonra ödenebiliyor. Yani daha dolaşıma girmemiş para harcanmış gibi olmuyor mu? M2 anlamlı mı bu durumda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi kartını hesaba katmasa bile onun dayandığı mevduatları hesaba kattığı için anlamlı.

      Sil
  12. Doğru analiz yapmak için önce elimizde doğru verilerin olması gerekir. Şimdi TÜİK in enflasyon verilerine bu ülkede kim güveniyor? Ben burada tablo haline getiremedim ama verileri şöyle bir tablo vereyim: TÜİK başkanları
    Başkan Görev Başlangıcı Görev Bitişi
    Birol Aydemir 12 Eylül 2011 15 Şubat 2016
    Mehmet Aktaş (Vekaleten) 16 Şubat 2016 18 Nisan 2019
    Yinal Yağan (Vekaleten) 18 Nisan 2019 22 Mayıs 2020
    Muhammed Cahit Şirin (Vekaleten)22 Mayıs 2020 15 Şubat 2021
    Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer 2 Mart 2021 28 Ocak 2022
    Dr. Erhan Çetinkaya 28 Ocak 2022 9 Mayıs 2026
    Mehmet Arabacı 9 Mayıs 2026 Görevde
    Şimdi bu tabloyu analiz edelim. Para arzındaki gevşeme nasıl ki 2020 de başlamışsa aynı yıllarda da TÜİK başkanlarında da bir gevşeme başlamış, senede bir değişmeye başlamışlar ve hala sürüyor. Şimdi biz milletçe TÜİK e güvenmiyoruz da bizi yönetenler de güvenmiyor ki durmadan değiştiriyorlar...
    Enflasyonun düşmesi için insanların piyasalara, programa ve verilere güvenmesi, ikna olması, inanması gerekir. Bu tabloya bakarsak bunu sağlamak zor


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Ama yine de eldeki verilerle analiz yapmaya devam ediyoruz. Çünkü eğer hep aynı yanlışlar yapılıyorsa trend doğruyu gösterir.

      Sil
  13. Hocam ekonomide bahar temizliğimi yapılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi bu düşünceye getiren nedir mesela?

      Sil
    2. MB daha öngörülebilir davranıyor.

      Sil
    3. Evet MB sıkılaşacak,gevşeme yok.

      Sil
    4. Hocam kamuda disiplin sağlanıyor.

      Sil
    5. Bir temizlik olacak orası kesin.

      Sil
  14. Mahfi bey, güncel ve detaylı açıklamalarınız için teşekkür ederim, formülde paranın dolaşım hızı ile karsısıdaki fiziksel üretim miktarını sabit kabule göre sonuç çıkarılması bire bir sabit olmayabilir, çünkü İnternet bankacılığı ile paranın dolaşım hızıda artmış olabilir, fiziksel üretim miktarı da atıl kapasite kullanımı ile hızlanmış olabilir, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Evet haklısınız bende yazının son kısmında onu vurguladım.

      Sil
  15. Mahfi bey, şartlarımız kronik enflasyona doğru evriliyor, parasal ve mali tedbirler çare olamıyor, mukayese edilen yıllarda tasarruf eğilimini teşvik edecek seviyede reel faiz verildimi acaba, reel sektörler tarım, hayvancılık ve imalat sanayi ağır darbe gördü, ürettiğimiz her fiziksel üretim ithalat ile her zaman %25 ve %30 daha ucuza ithal edildi, iç üretimin rekabet şansı kalmadı, bu durum verimlilik ilede telafi edilemedi, zombi şirketlere para aktarılarakta telafi edilemez, selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi politikasında pek çok hata yapıldığı kesin. Ayrıca hatalar birbirinin içine girdiğinden hangisi ne kadar etkili oldu onu çıkarmak da mümkün olamıyor.

      Sil
  16. Mahfi bey, son birkaç yazınıza gece 1030 ve 1130 gibi yorum yazabildim, ertesi sabah saat 06 veya 07 de yayın ve yorum yazmışsınız, sabahçı ve erkenci bir kişilik yapınız olduğunu anlıyorum bu sebeple teşekkür ederim, toplumla ekodiyaloğu tek başınıza devam ettiriyorsun, gayret ve azminizi tebrik ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, sizin gecenin bir vakti yorum yazmanız benim yanıtlamamdan daha önemli. Sevgiler.

      Sil
  17. Hocam yazınızı okumadım ama bence haklısınız.

    YanıtlaSil
  18. enflasyonla paranın hızı arasında ilişki var mıdır? enflasyon yüksek faiz düşük ise öne çekilen tüketiim v'yi artırır mı? enflasyon yüksek (veya düşük) faiz yüksek ise artan tasarruf düşen tüketim v'yi yavaşlatır mı?

    YanıtlaSil
  19. Sayın hocam.bir sarmala girdğimiz kesin kuru tutmaya devam etikce yabancıya faiz ödeyeceğiz kuru serbest bıraksak enflasyon zıvanadan cıkacak özel sektör batacak vs.her iki seneryada bedel ödenecek.onca yılın birikmiş popülizimin ,üretiğinden fazla tüketmenin.ev yapımı krizlerin bedeli er yada geç ödenecek sorum şu.sizce hangisi daha maliyetli olur.düzlüğü çıkmak için ekonomik olarak atılması gereken ilk adım devülasyon yapmak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devalüasyon dalgalı kur sisteminde yapılmaz normal olarak. Çünkü kur kendiliğinden piyasada belirlenir. Ama bizde piyasaya müdahale edildiği için dalgalı kur rejimi de olsa devalüasyon olabilir. Bence atılması gereken ilk adım on yıl önceki hukuk ve demokrasi sitemine dönmek ve sonra yavaş yavaş işleri piyasaya bırakmak. Ama bu hükümetle bunun asla olmayacağını görebilecek kadar gerçekçiyim.

      Sil
    2. İşimiz zor yani

      Sil
  20. Danger has been a part of my life ever since I picked up a pen and wrote. Nothing is more perilous than truth in a world that lies.

    Nawal El Saadawi, (1931~2021)

    YanıtlaSil
  21. Hocam devaluasyan olursa, faizi dururler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dürürler.

      Sil
    2. Bunca badireden sonra devalüasyon olmuyorsa revaluasyon kapıda demektir.

      Sil
  22. F =m.V2/r formülü bu kapsamda kullanılan merkezkaç kuvvetidir. Merkezkaç kuvveti merkezden uzaklaşma neticesinde ortaya çıkan bir kuvvettir. Bu matematiksel ifade, 17. yüzyılda modern mekaniğin kurucusu Isaac Newton tarafından formüle edilmiştir . Hocam , ben de Isaac Newton'u gündeme getirdim . F- Merkezcil kuvvet (Newton) , m-Cismin kütlesi (kg) , v-Cismin çizgisel hızı (m/s) , r-Yörünge yarıçapı (metre) . Affınıza sığınarak yazdım . merkezkaç kuvvetini , merkez bankası olarak düşündüm .

    YanıtlaSil
  23. Keynes, Isaac Newton üzerine "Newton the Man" başlıklı bir konuşmasında Newton'u " akıl çağının ilk insanı değildi. O, büyücülerin sonuncusuydu.” diye anlatmıştır.

    YanıtlaSil
  24. Hocam , Bir Anonim Şirketinin Gelir Tablosunda Nakit Girişinde artışın ve iyileşmenin olduğu en iyi hangi şekilde tespit edilir
    Oran analizlerinden veya Tabloda neye bakarak tespit yapılır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başına gelir tablosuna bakmaktan ziyade nakit akış tablosu ve bilançoyla birlikte analiz yapmak gerekir. Nakit girişindeki artış borçlanma kökenliyse başka bir şeydir, ciro artışından geliyorsa başka bir şeydir, verimlilik artışından kaynaklanıyorsa başka bir şeydir.

      Sil
  25. hocam sizde tam uzun yolcu şöför tipi vaf

    YanıtlaSil
  26. Klasik iktisadi kurumlar, NeoLiberal(Ova Eşkiyası) şövalyeler tarafından yağmalanıyor ve direnme ile karşılaşmıyorsa.
    Ya, Kale içinde işbirlikçi vardır.
    Veya, başından beri O kale zannedildiği gibi milleti koruyan, kollayan kaleler değil Ceberrut Valinin mekanıydı....
    Fazla mı ütopik yoksa hakikatin fotosu bu mu ?
    Ne dersiniz ;)?

    YanıtlaSil
  27. Hocam enflasyonla mücadelede yolun yarısına gelindimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yola çıkmış mıydık?

      Sil
    2. Doğru, kur çıpasını kaldırmadan yola çıkamayız.

      Sil
    3. Doğru kur çıpası 100 TL = 1 dolar veya 1 euro olmalı . İkinci adım yorumdan sonra .

      Sil
    4. Onu dediğiniz anda bizim o anlı şanlı 1.600 milyar dolarlık GSYH'miz 700 milyar dolara, 18 bin dolarlık kişi başına gelirimiz de 8.200 dolara düşer. Bu, siyasetçinin asla kaldırmayacağı bir durumdur.

      Sil
    5. Hocam , yüzde seksen nüfusun kişi başına geliri zaten 8.200 dolar altında , yüzde seksen'in kaybı olmaz demektir .

      Sil
    6. Bir insan sadece kendi hayal dünyasında yaşarsa gerçeklerden kopar siyahı beyaz beyazı da siyah görür.

      Sil
  28. Hocam mb faiz artislari paranin dolasim hizini azaltan bir etki yaratiyor mu?

    YanıtlaSil
  29. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  30. Hocam uzaylılar var mı sizce. varlarsa acaba bizim ekonomi politikalarımızı görseler ne derlerdi. muhtemen "bunların daha yolu var" derlerdi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen başka dünyalarda birileri vardır. Bizden ileri bir uygarlık yaşıyorlarsa sadece ekonomi politikamıza değil her türlü politikamıza çok şaşarlardı herhalde.

      Sil
    2. Galakside ilkel yaşam formları bulunuyor,en gelişmişi biziz.

      Sil
    3. Kardaşev ölçeği, bir medeniyetin teknolojik gelişmişlik düzeyini ve evrendeki enerji kontrol kapasitesini ölçen teorik bir sınıflandırmadır. Dünya henüz 1. Tip I Medeniyet (Gezegensel Medeniyet) olamadı . 3. Tip III Medeniyet (Galaktik Medeniyet) varsa bile biz onlara göre çok gerilerdeyiz . Bize pek bakmazlar .

      Sil
  31. hocam emlak fiyatlari dusecek mi cikacak mi bunu tutarli tahmin eden bir kaynak veya yazar biliyor musunuz?

    YanıtlaSil
  32. Sayın Hocam, ücretler ve enflasyon konusundaki görüşünüzü merak ediyorum. Ücretler uzun zamandır enflasyon gerekçe gösterilerek baskılanıyor ancak enflasyon %30'ların altına düşürülemiyor. Bu konuyu rahmetli Necmettin Erbakan hocanın ücretlerde yaptığı büyük artış bağlamında yorumlar mısınız? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri