Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları
Piyasalarda Neler Oldu?
Son iki günde yaşanan gelişmeler,
Türkiye’de siyaset ile finansal piyasalar arasındaki ilişkinin ne kadar
kırılgan hale geldiğini bir kez daha gösterdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı
hakkında mutlak butlan kararı verilmesinin ardından piyasalarda kayıplar ortaya
çıktı.
BIST 100 endeksi Perşembe gününe
14.012 düzeyinde başlamıştı. Kararın açıklanmasıyla yüzde 6,05 oranında bir
düşüş yaşadı ve aynı akşam 13.164 düzeyine geriledi.
Döviz talebinde ciddi bir artış
ortaya çıktı ve kur yükselmeye başladı.
Tahvil piyasasında yaşanan satış
dalgasıyla bir süredir yükselişte olan tahvil faizleri tırmanışa geçti. Gösterge
tahvilin faizi haftayı yüzde 44,24 ile tamamladı.
Finansal piyasalardaki stres,
swap faizlerine de yansıdı. Türk lirası gecelik endeks swaplarında faizin yüzde
43’e yaklaşması, piyasanın daha sıkı para politikası beklentisini fiyatlamaya
başladığını gösterdi.
Bütün bu olumsuz gelişmeler
Türkiye’nin risk primini de etkiledi ve CDS primi 20 baz puana yakın artışla
261 baz puana yükselerek Nisan ayındaki düzeyine döndü.
Piyasalara Nasıl Müdahale Edildi?
Perşembe günü borsada yaşanan
hızlı çöküşe ilk anda devre kesiciler devreye sokularak müdahale edildi ve BIST
100 endeksinin Perşembe günü yüzde 6,05’ten daha fazla değer kaybetmesi önlenmiş
oldu. Borsadaki sert düşüşün devam etmesini önlemek üzere Cuma günü Türkiye
Varlık Fonu devreye girerek yoğun alımlar yaptı ve BIST 100 endeksi yüzde 4,9
oranında bir yükselişle haftayı 13.808 düzeyinde tamamladı.
Döviz kurundaki yükselişi
durdurmak için TCMB devreye girerek döviz satışı yaptı ve kuru kontrol altına
almayı başardı. Böylece USD/TL kuru 45,59’dan 45,70’e yükseldi ama ötesine TCMB
izin vermedi. Bu arada TCMB, kuru tutabilmek için döviz satışı yaparken doğal
olarak rezervlerini kullandı.
TCMB, duruma müdahale amacıyla, kredi
büyüme sınırlarını düşürdüğünü duyurdu. Bu düşüşler tüketicilere kullandırılan
krediler ile KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL kredilerde bir puan, KOBİ’lere
kullandırılan TL kredilerde yarım puan olarak açıklandı. Böylece kredi
kullanımları sınırlandırılarak parasal genişlemenin şimdilik faiz artırmadan kontrol
altına alınması yoluna gidildi.
Bu Önlemlere Eşlik Eden Toplumsal Davranışlar Neler?
Geçmişte olsa uzun süreli olumsuz
etkiler yaratacak olaylar bugün yalnızca birkaç gün sürüyor, sonra her şey eski
durumuna dönüyor. Bunun nedenleri yalnızca yukarıda yer verdiğim piyasaya
müdahaleler değil. Bunlar kısa vadede etkili ama orta – uzun vadede toplumsal
davranış kalıpları devreye giriyor. Bunları açıklamak üzere geçmişte yazdığım
iki yazımı kısaltarak birleştirdim ve güncelledim.
Finansal piyasalarda gerek
işlemleri yöneten gerekse bu piyasalara para yatıranlar, doğal olarak,
yaptıkları işin ve yatırdıkları paraların peşine düşüyorlar. Bu durum zamanla
birçok başka konunun önüne geçiyor ve neredeyse kararların en önemli
belirleyicisi haline geliyor. O arada ülkede birçok şey kötüye gitmiş, değerler
kaybolmaya başlamış olsa da bunlar hep ikinci plana itiliyor. Bütün dikkat
finansal yatırımlara ve gelirlere yöneliyor. İnsanlar için gelirini ya da
birikiminin bir bölümünü kaybetmek her türlü değerin önüne geçebiliyor.
İnsanların çoğu bir yandan bu
sistemden para kazanmaya devam ederken bir yandan da kazandıkları paralarla bir
mülk alıp ya da yabancı bir bankada mevduat yapıp, başka bir ülkeye yerleşerek
çocuklarını orada daha iyi bir ortamda yetiştirme hayalinin çelişkisini yaşıyor.
Bu analize “piyasa aldırmazlığı”
adını vermiştim.
Bu davranış kalıbı, yalnızca
finansal piyasalarda değil, yaşamın hemen her alanında karşımıza çıkıyor.
Piyasa aldırmazlığı konusuna Kemal
Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanından bir örnek vereyim: “…Bir
yedek subay arkadaşım vardı…Geçen gün rastladım…(Milli mücadeleye katılmak
için) Anadolu’ya geçecek misin diye sordum. Zerre kadar utanç duymadan hayır
dedi. Ben bu işe karışmayacağım, doğrusunu ister misin benim gözüm yıldı. Ben
artık hiçbir işe yaramam, dedi. Annesine birkaç defa ölüm haberi gelmiş…Çünkü
birkaç defa haftalarca düşman içinde kaldı. Hepimiz öldüğüne inandık…İstanbul’a
döndük, dedi. Bir akşamüzeri…Bizim mahallede bir yokuş vardı. Alacakaranlıkta
bunu çıkıyorum. Bir yeldirmeli kadın da iniyor. Neredense annem olduğunu
tanıdım. Bakkala yoğurt almaya gidiyormuş. O kadar heyecanlanmışım ki duvara
dayanarak bekledim. Benim hizama gelince, anne, dedim…Ne yaptı bilir misin?
Elindeki kâseyi eğilip yere koyduktan sonra kucakladı beni…Biz ana oğul öylece
ağlaşırken, yemin ederim ki aklı fikri yere bıraktığı kâsedeydi…Aman
kırılmasın! Ben kendimi belki yüzlerce defa, o kâseden değersizmişim gibi ölüme
attım…Annem, mezardan geri gelen oğlu için, kenarı çatlak bir kâseyi…yere
atamadı. Sonra akrabaları, dostları, komşuları, hemşerileri dolaştım. Hepsinde
bu kâseyi yere atamamak hali fazlasıyla vardı.”
İnsanlar artık çoğu zaman
vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ediyor. Haksızlıklar,
hukuksuzluklar ve yolsuzluklar kısa süre konuşuluyor, ardından gündemden
düşüyor. Çünkü herkesin aklı hep o kâsede.
Siyasal İktidarın Bakış Açısı
Siyasal iktidar, yıllardır
yaşanan benzer gelişmelerde toplumun ilk birkaç günden sonra piyasa
aldırmazlığı eğilimine girdiğini artık çok net bir biçimde biliyor. O nedenle
ilk birkaç gün eldeki bütün olanaklarla piyasaya müdahale ediliyor ve sistemin
raydan çıkması önleniyor, sonrasında zaten piyasa aldırmazlığı devreye giriyor
ve herkes kaybettiklerini yerine koyma telaşına girdiği için sistem yavaş yavaş
eski yerine dönüyor.
Görünüşe göre siyasal iktidar
kaybetmek bir yana siyasette hedeflediği aşamaya biraz daha yaklaşmış oluyor.
Buradaki en kritik soru şu: Toplumun
yitirdiği zaman, yükselen faizler, katlandığı maddi kayıplar, üretimdeki
düşüşler ne olacak?
Kaleminize sağlık hocam
YanıtlaSil🙏🏼
SilHarika bir yazı ve hepsine katılıyorum.
SilYazılarınızı okumak hep çok keyifli. Keşke yapılabilecek güzel gelişmelerde olsa/Hatice BALI
SilHocam bekliyip görelim mi ? Daha görecek bir şey kaldımı ? Monarşik bir rejime mi geçildi demokrasi için artık çökmüş geç değerli hocam ülkemizi seviyoruz ama eski günlerini
YanıtlaSilBekliyoruz ama gördüklerimiz iyi şeyler değil.
SilEmeklerınıze saglık ustadım slmlar saygılar
SilSayın Eğilmez, sorunları bizler çıkarıyoruz, altında kalıp ağlaşıyoruz. Sorun çözmede değil, sorun çıkarmada çok mahiriz. Sorunsuz yaşayamaz hale geldik, galiba sorunlarla yaşamaktan vahşi bir zevk alıyoruz. Bu sorunu neden durup dururken çıkardık ki? Kimler bu sorundan faydalanıyor acaba?
YanıtlaSilBu soruları soranlar ne kadar çoğalırsa çözüme de o kadar yaklaşacağız.
SilYazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏🏼
SilVarlık barışı konusu neden makale de yok hocam, o da bu süreç içinde değil mi?
YanıtlaSilÇünkü henüz yasalaşmadı.
SilBiz halk olarak onların annelerinin kasesine de üzülüyoruz Mahfi bey. Merak etmeyin.
YanıtlaSil🙄
SilElinize sağlık. Kemal Tahir alıntısı da çok güzeldi hocam.
YanıtlaSilSağ olun.
SilO zaman suçu iktidarda aramamak lazım toplum olarak ölenede bir toprak biz atıyorsak ,ekonomik çıkarları ahlaki değerlerin önüne koyuyorsak ,pastayı hep biz bölüşüyorsak sorun yok.Bir vakit yitirdiğimiz değerler bizimde çıkmazımız olursa aldırmazlığımıza dem vurulmamalı çünkü bunu biz yarattık.
YanıtlaSilEvet, işin bir boyutu da bu.
SilEksik olmayın sevgili hocam iyiki varsınız,🤲🤲
SilSevgili üstat merhaba.
YanıtlaSilKemal Tahir‘in alıntı yaptığınız romanında annenin kaseyi yere bıraktıktan sonra çocuğuna sarılmış olmasına dair yorumumu paylaşmak istiyorum.
Romanda Kemal Tahir, savaştan dönen çocuğun kendisini kaseden daha değersiz hissetmiş olduğunu ve ziyaret ettiği tüm mekanlarda insanların da benzer bir davranış kalıbı sergilediklerini söylerken gerçekten de askerin ifade ettiği gibi anne ya da topluluk çocuğu kaseden daha mı değersiz görüyor yoksa kasenin sağlam kalması onlar için öyle bir şey ifade ediyor ki o ifade ettiği şey askerin savaştan sağa dönme sevincinin önüne geçiyor diye düşünmeden edemiyorum. Bunu öğrenilmiş çaresizlik yerine toplumun savaştan dönen askerin sağlam kalmasını önceliklendirmemesinin arkasında yatan asıl sebebin hayatta kalabilme içgüdüsü olarak değerlendiriyorum. Ya da hayatın sürekliliğini ve o süreklilik içerisinde kendi varoluşlarına teyit etmelerinin bir objesi olarak değerlendiriyorlar bence. Böyle bakınca onların davranisini daha anlaşılabilir buluyorum.
Bugün olup bitenlere baktığımızda da aslında insanların kazançlarını koruma içgüdüsüünün arkasında yatanında veya bunu önceliklendiriyor olmalarının asıl sebebi, gene var oluşlarını koruma kaygısı. Bu Kemal Tahir‘in romanında kırılmaması gereken kase, günümüzde ise bozulmaması gereken finansal piyasalar belki de.. Bundan sonra yaşanacakların yönünü vereceğimiz refleks’in hangi noktada ve var oluşumumuzun hangi gerçeklikle ifade edildiğine dair algı seviyemiz belirleyecek diye düşünüyorum. Eğer bugün olup bitenler toplumun genelinde korumak istedikleri hallerine bir tehdit oluşturuyorsa, ki oluşturuyor, en azından benim için öyle o zaman buradan belli kurumlardan ve toplumsal tabandan gerekli tepki oluşacaktır diye düşünüyorum.
Çok selam ve sevgilerimle.
Çok teşekkür ederim. Sevgiler.
SilEmeğinize sağlık hocam
SilKase metaforu tam da bu basitliği anlatıyor. Ekonomik kazanca dayalı ekonomik pozisyon bireyin varoluşunun yalnızca bir parçasını oluşturuyor, tamamını değil. Sizin de dediğiniz gibi bunun herşeymiş gibi öne çıkarılması anlaşılabilir ama kabul edilebilir değil. So kertede bu kabul bütün değerlerin kaybı yönünde bir bedel ödetir size, günümüzde olduğu gibi. Bir de unutmayalım ekonomik pozisyonun herşey olarak kabul edilerek öne çıkarılması sadece sahip olduklarınızı korumak değil ne pahasına olursa olsun yeni kazanımlar elde etmek fırsatçılığının kapılarını da açar. Literatüre tuhaf kaçda da karşımıza çıkan şey ahlaksız ekonomidir.
SilTespitleriniz öyle gerçek ve güzel ki, yorum yapmak yerine teşekkür etmek daha doğru diyorum. Saygılar, selamlar.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. Sevgiler.
SilŞu an dikta rejimine tam geçiş yaptık. Halk kanıksadı. Sadece azınlık bir kesim (gerçek aydınlar diyelim) tepki gösteriyor bu yeni duruma. Ama sesleri duyulmuyor. Bir iki muhalif kanalda bile insanlar korkudan konuşamıyor. Tv konuşmaları yavan geldiği için artık açmıyorum. Eskiden ''Faşizme karşı omuz omuza'' sloganı altında eylem yapardık. TV kanallarında sağcı, solcu, dinci tartışmaları olurdu. Başbakan ve muhalefet liderleri açık oturumlarda bir araya gelirlerdi. Bu programlar ilgiyle izlenirdi.Yazık! Türkiye bu hale düşmemeliydi.
YanıtlaSil😞
SilEllerinize sağlık
YanıtlaSil🙏🏼
SilHocam bu kadar sıkılaştırma yapılırken yasa dışı yollarla ülkeye giren paranın ve bu paranın oluşturduğu piyasa bozulmasının önüne neden geçilmediğini anlayabilmiş değilim haksız zenginleşme
SilMutlaka anlamışsınızdır.
SilTeşekkürler hocam elinize sağlık, birde sizden piyasa aldırmazliğı olacak ama yinede sormak istiyorum, tahvil nedir önemi nedir kaç yıllıklar nedir yazı yazar mısın hocam
YanıtlaSilGeçmişte yazmıştım birkaç kez. Bir daha yazarım.
SilHocam bir sonraki yazınızda değinmenizi bekliyoruz.
SilKaleminize saglık hocam gerçekten çok güzel bir yazı olmuş Saygı ve sevgilerimle…
YanıtlaSilTeşekkürler, sevgiler
SilHocam büyük oyunu gördünüz, öyleyse bu soruları artık sormamanız gerekir.
YanıtlaSilNe büyük oyunu? Bunlar küçük ayak oyunları.
SilHocam küçük oyunlar birleşio büyük oyuna hizmet ediyorlar.
SilÖrsan K.Öymen'in bugünkü yazısını yorumcu arkadaşlara öneririm. Yazmaya korktuğum şeyleri o yazmış.
YanıtlaSilBenim için verginin çok ufak geri dönüşü oldu. Düşüşteyken endeksteki birkaç şirketi almıştım, kâr aldım. Tabii ne kadar kâr denirse, doğal yolla daha da büyeyebilirdi. Mevcut iktidarın işini geliyor, taksit taksit istediklerini yapmak da bizi çok feci vuruyor Mahfi bey. Bari 3 ay içinde karar versinler, yapacaklarını tek günde yapsınlar. Kurbağa deneyi gibi ocağı yavaş yavaş arttırıyorlar. En azından amerika pörtföyüm arttı da dengeledik. Dolar'dan da kazandım. Amerika'nın başındaki de çılgın projeler yapmazsa bireysel olarak küçük artılar elde edebilirim. Ne demiş bilge: "Uzaktaki, büyük ateşle barutu sen birleştirremezsin. Sen kendi elindeki barut ile pozitif enerji yarat"
YanıtlaSilKaleminize sağlık harika özetlenmiş son durum olan olduğuyla kalıyor
SilHocam o kadar çok şey yaşadık ki, bizi kase çoktan kırıldı. 🥲
YanıtlaSilÇatlamış olabilir ama kırılmış olsaydı tepki daha fazla olurdu muhtemelen.
Silhocam biz tepkiliyiz zaten
SilÇok tepkiliyiz. Çok.
SilHocam, fazla güç, para, makam insanoğlunu hep bozmuştur. Başkanlık sistemi ile tam parti devletine geçtik. Anayasa, hukuk, adalet Allah rahmet eylesin. En kötüsü vatandaşları karpuz gibi ikiye böldü. Şimdi 3 e 4 e bölme peşindeler!? Daha kötü günler bekliyor hepimizi. Siyaset rezil durumda, demokrasi çok bol geldi bize. Tek sebebi eğitimsizlik bence. Üst nesil 1950 lerde eğitilebilseydi bugün avrupa bizdik!?
YanıtlaSilAslında bizde demokrasi hiçbir zaman olmadı. Hep varmış gibiydi ama gerçekte olmadı.
SilEvet her 10 yılda bir ya darbe ya da muhtıra oldu.
SilHem millet olarak hemde yönetim olarak freni patlamis kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Isin kötü yanı kaçış rampalarimiza tüketmiş durumdayız... ağziniza saglik
YanıtlaSilSağ olun.
SilSayin hocam piyasa aldirmazligi olmasaydi, toplumdan ne gibi hareketler beklenebilirdi; toplum bu kantari etkileyebilecek kuvvette mi? Aklinizda. Bir iki ornek varsa paylasmaniz mumkun mudur?
YanıtlaSilSeçimler mesela. Etkilemenin en kestirme yolu değil mi?
SilHocam gelecekte dijitalleşeçek olan seçim süreci özgür iradenin etkisini nasıl belirler?
SilŞimdiden bir şey söylemek zor. Sanki olumlu etkileyecek gibi görünüyor.
SilAslında o kadar da tepkisizlik yok, hane halkının büyük kısmının zaten ancak karnını doyurup temel ihtiyaçlarını karşıladığı bir ülkede bireyleri değil, sermaye sahibi grup, kişi veya şirketleri takip etmek önemli. Mesela bunların yurt dışı yatırımlarının seyri, yurt içi yatırımlarının elden çıkarılma seyri gibi. Bireyler için de beyin göçü istatistikleri takip edilmeli.
YanıtlaSilHocam Kılıçdaroğlu'nu nasıl bilirsiniz?
YanıtlaSilHiç bilmediğimi anladım son bir yılda.
SilSiyeseten yetersiz gibi ama yolsuzluk konusunda özel yönetiminden çok daha iyi olduğu kesin!
SilBu yola baş koymuş artık kimse onu koltuğundan kaldıramaz.
SilMahir Hocam İktidar için tek düşünce İktidarını sürdürebilmek ama eldeki kıt imkanlarla bahsettiğiniz yöntem ilanihaye sürdürülebilirmi yoksa baskılan kur birgün patlar ve daha ağır bir ekonomik kriz yaşanırmı.
YanıtlaSilOlabilir.
SilOlmayabilir de mi?
SilYakın zamanda olmayabilir.
SilHocam döviz kurunu rezervleri yakıp kontrol edelim , borsaya varlık fonuyla müdahale edelim . Bunları çok uzun süredir senelerdir yapıyoruz ve belli ki uzun sürede devam edecek . Peki çöküş ne zaman ? Şuanda ortalama bir araba 2-3 milyon seviyesinde ortalama bir konut 10 milyondan başlıyor. Hayata yeni atılan insanlar ne yapacak ? 50 sene çalışsa bir ev sahibi olamaz. Kiralar deseniz maaşın 2 katı 3 katı . Seçimde çözüm değil gibi artık . Ticaret yapmanında çok mantığı kalmadı çünkü ticaret yapanın devlet tepesine biniyor . Yan yollarda çok güzel rantlar var , vergi yok algı yok. Emeğin bir değeri yok artık.
YanıtlaSilEvet bütün bunları açıkgözlülük gibi yapıyoruz ve maalesef geleceği yakıyoruz.
SilHocam kaderi nasıl yeneceyiz?
YanıtlaSilKaderin kendi elimizde olduğunu anlamadan yenemeyiz.
Silblok evren modeline göre kaderinizi değiştiremezsiniz. Einstein'in göreliliğine göre zaman da görecilidir, yani eğer yeterli kütleçekiminin yanında durarsanız gelecekten gelen fotonları görebilirsiniz. Eğer özgür irademiz olsaydı veya kader olmasaydı o fotonlar görülemezdi. Einstein'da dediği gibi: "zaman biz fizikçiler için birer yanılgıdır" Aslında Mahfi hocamızın gençliği, geleceği ve "şu an"ı evrende halihazırda bulunuyor. Bilim bu. Saygılarımla
SilBuraya kadar kurduğunuz mantık, Einstein'ın deterministik evren algısıyla (Klasik Fizik ve Görelilik) tamamen örtüşüyor. Ancak modern bilim burada ikiye bölünmüştür, çünkü işin içine Kuantum Mekaniği girer:
SilEinstein'ın Görüşü: Evren tamamen tahmin edilebilirdir (Deterministik). "Tanrı zar atmaz" diyerek kuantumdaki rastlantısallığa karşı çıkmıştır. Sizin savunduğunuz Blok Evren, bu görüşün zirvesidir.
Kuantum Görüşü (Heisenberg/Bohr): Atom altı seviyede evren kesinliklerle değil, olasılıklarla çalışır. Bir elektronun nerede olacağı kesin değildir, sadece olasılık dalgaları vardır (Belirsizlik İlkesi). Bu görüşe göre gelecek henüz "çökmemiş" bir olasılıklar denizidir.
Eğer büyük ölçekli evreni yöneten Görelilik Teorisi mutlak gerçekse, çıkarımınız kusursuzdur: Kader (veya fiziksel determinizm) kaçınılmazdır, gelecek zaten vardır ve özgür irade beynimizin bize oynadığı bir oyundur.Eğer kuantum mekaniğinin getirdiği rastlantısallık evrenin temel taşıysa, o zaman gelecek henüz donmamıştır ve olasılıklar dahilinde değişebilir. Bilim dünyası hala bu iki teoriyi (Görelilik ve Kuantum) birleştirecek "Her Şeyin Teorisi"ni arıyor.
Bir tek fark var: İnsan. Fizik bilimlerle sosyal bilimler (ekonomi, sosyoloji, siyaset) arasındaki temel fark da odur. İnsanlar, farklı toplumlarda farklı algılarla, farklı gelenek ve farklı ahlâk yapısıyla biçimlenir. O nedenle de benzer olaylarda farklı davranırlar. Bir Hintlini enflasyon karşısındaki tutumuyla bir Türk'ün veya Alman'ın ya da Japon'un tutumu aynı değildir. Yüzde 10 enflasyon bir Amerikalı tarafından kriz olarak algılanırken bir Türk için ideal oran olarak kabul görebilir.
SilFizik bilimlerin aksine sosyal bilimlerde teoriler, Alfred Marshall'ın dediği gibi kesinlik taşımaz yalnızca genel eğilimleri gösterir.
Adsız 15:19 bilim bu diye kestirip atmak yakışmadı.
SilBen de Einstein'ın genel göreliliğinin eksik olduğunu kabul etmekle yine de bunun kuantum etkiler sebebiyle de olsa özgür iradenin ilüzyon, kaderin gerçek olduğu görüşündeyim. Buna da sanırsam geriye doğru nedensellik deniyor. Birkaç şey daha var çoklu dünyalar hipotezi gibi ama ben geriye doğru nedensellik argümanına daha yakınım, yine de fizik bilgim kıt olduğu için muhtemelen doğru değildir. Bu hem kendi eksikliğimden hem de kolektif bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Doğada şu an bizim bildiğimiz temel dört kuvvet var ama bununla muon-g2'yi ve evrenin büyük çoğunluğunu oluşturan karanlık enerjiyi açıklayamıyoruz. Eğer bu kuvvet bulunursa veya bahsettiğiniz gibi kuantum ile görelilik birleşip, her şeyin teorisi olursa ne olduğunu bilmeye daha da yaklaşırız. Ama yine de blok evren görüşü de doğru değilse bile özgür irade yine de varolduğuna inanılmasına güç bir idea oluyor, tabii ki bence. Hem yapılan beyin çalışmalarının biz karar vermeden önce beyinde zaten karar verildiğini gösteren çalışmalar var, bunlara yanıt verilse bile yine de özgür irade genetik, çevresel ve zaman nedeniyle imkansızlaşıyor.
Sil--Biyoloji ve Felsefe kısmı--
Yine Mahfi hocamızdan örnek verelim. Mahfi hocamız genetik olarak bazı şeylere halihazırda yatkın; zekasının büyük kısmı genetik, kişilik özellikleri kısmen genetik, hangi hastalığa yatkın olduğu, beyninin alacağı haz kapasitesi belli. Çevresel etkiler de var, Mahfi hocamız çevresinden belli önyargılarla büyüyor. Ayrıca belli zamanda doğduğu için o zamanın ürünü oluyor. Bu durumda P1 Mahfi hocamızdan bağımsız, Mahfi hocamız da P1'e göre P2 ve P3'ü "seçiyor" Ama o seçimleri de diğer olasılıkların olma olasılığını %0'a indiriyor. Buna da ekonomide fırsat maliyeti deniyor. ki bu denklemde sadece Mahfi hocamız yok, toplum da var. Toplum Mahfi hocaya diyor ki: "şunları yap yoksa seni dışlarız, linç ederiz" insan sosyal bir canşlı olduğu için yine kendi kendini kısıtlamış oluyor. Bu kısıtlama iyi amaçlı da olabilir: "Mahfi Eğilmez çok iyi bir yazardır" dersin, Mahfi hocamızın elinden kötü yazı yazma özgürlüğünü alırsın.
"Fizik bilimlerin aksine sosyal bilimlerde teoriler, Alfred Marshall'ın dediği gibi kesinlik taşımaz" Madem böyle evrim teorisine inananların durumu ne olacak??
SilBilimde inanma diye bir şey şey olmaz. İnanç, itiraz kabul etmez oysa bilim itirazla ilerler. Bilimde gerçeği açıklamaya çalışan bir teori, daha iyisi geliştirilene kadar doğru kabul edilir. Daha iyisi geliştirildiğinde eski teori terk edilir. Bilim bu yolla ilerler.
SilElinize sağlık hocam. Meselenin kişilik meselesi olduğunu güzel özetlemişsiniz. Yaşananlar da bunun sonucu aslında.
YanıtlaSilFarkındalık yok. Anlamıyorlar. Hatırlamıyorlar.
Siz ekonomi-siyaset-toplum bağlarını kurabildiğiniz için üzülüyorsunuz gelinen yere. Bunu çoğunluk yapamıyor maalesef.
Usanmadan gösterdiğiniz çaba için teşekkürler.
Teşekkür benden. Sevgiler.
SilEmeğinize sağlık hocam.
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilİŞGALLER COĞRAFYASINDA HERKES KENDİ HAPİSHANESİNİ KENDİSİ İNŞA EDER !
YanıtlaSilTükenmişlik ve hayatta kalma psikolojisi.
İrade felci.
“Hayatta kalabilmek için vicdanın daraltılması.”
-Müşkilatım derde derman idi keşke işgal altında olmasaydım.
Mahfi bey,
YanıtlaSilDaha önemli bir sorum var:
"2026 FIFA Dünya Kupası" maçları Amerika kıtasındaki üç ülkede oynanacağı için; saat farkı sebebiyle bütün maçların "canlı (naklen)" yayın vakti Türkiye saati ile sabaha karşı "02:00" ile "06:00" aralığındaki çok erken bir zaman dilimine tekabül ediyor.
Şu mümkün mü:
Hükümetimiz geçici nitelikte bir yasa çıkarsa (veya geçici mevzuat düzenlemesi yapsa); ülkemizde "Haziran ve Temmuz 2026" aylarında (sadece iki aylığına) işe başlama saatini "öğle 12:00" olarak kanunen belirlese, böylelikle maçları "canlı (naklen)" yayın saati geldiğinde TV'den rahat rahat izleyebiliriz, sonra rahat bir uyku uyuyup, vücudumuz dinlenmiş bir hâlde işimize gideriz.
Ne dersiniz Mahfi bey?
Hükümetimiz bu iyiliği bize yapar mı?
Bunu hükümete sormalısınız bana değil.
SilTam nokta atışı tespit olmuş..
YanıtlaSil🙏
SilKemal Tahir alıntısı için çok teşekkürler. Kemal Tahir bir paragrafa aslında ne çok toplumsal olguyu ve onlara yönelik kendi eleştirisini sığdırmış. Bu alıntıdan toplumu, onu mevcut halinden sorumlu tutarak hedef tahtasına koyan sonuçlar çıkaranlar acaba hiç şunu sorguluyorlar mı: O askeri cepheden cepheye sürükleyen, annesinin elindeki kenarı kırık kaseyi kendisinden değerli hissettiren nedir? Toplumu suçlamak kanımca oldukça kestirme ve bu nedenle de doğru olmayan bir iç rahatlatma, bir tür kaçış. Hiç İran-Minab'ta kız çocuklarını katleden zihniyetle Kemal Tahir'in askerini değersiz hissettiren duygunun kaynağının aynı olabileceğini düşündüler mi? Bakış açılarını değiştirdiklerinde "piyasa aldırmazlığı"nın da aynı pınardan beslendiğinin farkına varacaklar. İnsan bir tür olarak bu kısırdöngüyü kıracak kapasiteye sahip, ancak bunu duru bir düşüncenin önderliğinde mevcut toplumsal hal ve gidişin asıl kaynağını bilince çıkararak başarabilir. Yapay zeka değil, burada ancak insan, insana yardımcı olabilir. Duru bir bilinçle...
YanıtlaSilÇok doğru.
SilÖzgür Özel çıkıp "Tüm CHP'liler ellerindeki hisseleri, hazine bonolarını satsın, döviz alsın" dese ve önemli sayıda partili bu söyleneni yerine getirse, o zaman doğrudan kase hedef alınmış olur mu, sayın Hocam?
YanıtlaSilÖzgür Özel'in böyle bir şey diyeceğini hiç sanmam, dese bile insanların bu söyleneni yapacağını sanmam.
SilPiyasa aldırmazlığı sizce bize özgü bir durum mu, ya da bizde batı demokrasilerine göre daha mı kuvvetli?
SilBu her yerde var ama bizim gibi riskli ülkelerde daha fazla var.
Silteşekkürler
YanıtlaSil🙏🏼
SilMahfi üstat,….İdari ve Sosyal kulvarda meydana gelen beklenmedik gelişmelerin finansal dengeleri bir anda sarsabildiğini veriler ile ortaya koyan güncel bir yazı kaleme almış. Bu vesile ile, Kemal Tahir , romanındaki “kase” örneği ile ;
YanıtlaSilbireysel davranış şeklinin eleştirilmesinden ziyade , insanları bu tercihe yönlendiren yapının bir neticesi olarak değerlendirilmektedir.
Sayın Eğilmez her zamanki analitik ve rasyonel bakış açısı ile; yalnızca teknik bir piyasa analizine bağlı kalmayıp, toplumsal bir çerçevede iktisat & sosyoloji bilimini mükemmel harmanladığı için teşekkür ediyorum.
Teşekkürler benden. Sevgiler.
SilSayın Hocam ağzınıza yüreğinize sağlık aslında bizim bir sorunumuz var her şeyin başı olan tek bir sorun neden hiç kimse çıkıp KRAL ÇIPLAK diyemiyor ?
YanıtlaSilDiyoruz ya.
SilHarika bir yazı.
YanıtlaSilSağ olun.
SilToplumsal olanı edebiyat ile taçlandırmışsınız hocam, teşekkürler...
YanıtlaSilSağ olun.
SilElinize sağlık hocam🙏
YanıtlaSil🙏🏼
SilHOCAM İSMET İNÖNÜ İLE YAN YANA GELDİNİZMİ
YanıtlaSilHayır.
SilMerhabalar, ben sizi yeni takip etmeye başlamış bir üniversite öğrencisiyim, bu da okuduğum ilk yazınızdı. Çok teşekkürler, kaseleri teker teker kırmamız dileğiyle…
YanıtlaSilSevgiler.
SilMillet demokrasi mücadelesi vermeden bir hediye misali onu önünde buldu.. Bu hediyeyi veren iradeye de dönüp hakaret savurdu.. Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacak ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır diyenlerin akıttığı ter, kan ve göz yaşına bile sahip çıkamadı bu toplum.. Demokrasiyi ve Cumhuriyeti ilelebet kaybettiğinde er yada geç anlayacak o insanların büyüklüğünü.. Saygılarımla,
YanıtlaSil🙏🏼
Sil"Piyasa Aldırmaz" mı gerçekten, Varlık Fonu işlemleri ve Bayram tatili etkisini çıkardığımızda olumsuz etki katlanarak artacaktı belki de... Sonuçta "Globalleşen Sermaye" izin verdiği ölçüde Piyasa Aldırmazlığı gerçek olabiliyor...
YanıtlaSilEvet.
SilToplumsal çürümüşlük yaşıyoruz.evet nereye kadar .yazınız bana acaba bugünkü toplumu kurtuluş savaşı toplumu ile yer değiştirsek bugün olduğumuz yerde olur muyduk .
YanıtlaSilYakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban kitabını okuyunca toplumun bugünkünden pek de farklı olmadığı anlaşılıyor.
SilYavaş yavaş ısıtılan suyun içindeki kurbağa öleli çok oldu, artık yemek yapıp yeme durumuna geçildi.
YanıtlaSilHocam , 56 sene önce lisede iken okuduğum "Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok" adlı roman beni çok etkilemişti , çok hüzünlenmiştim . Erich Maria Remarque’ın bu başyapıtı, savaşın anlamsızlığını ve genç yaşta harcanan nesilleri anlatan, okuyan herkesin hafızasında derin izler bırakan bir klasiktir. Savaş bitmişti , bir kör kurşun romanın kahramanının ölümüne sebep olmuştu . Artık olaylar karşısında o yaşlardaki gibi hüzünlenemiyorum .
YanıtlaSilVarlık Fonu, Borsayı ne kadar ayakta tutabilir?
YanıtlaSilÜç gün tutsa yetiyor. Sonra piyasa aldırmazlığı devreye giriyor.
SilHocam, seçim olduktan sonra büyük bir devülasyon beklemek çok mu abartı?
YanıtlaSilDeğil.
SilNeden muhalefet, Özgür Özel çıkıp artık yeter, iktidar bize mevcut sistemde siyaset yaptırmıyor o zaman siz de bu sistemden paranızı çekin, ekonomik gücünüzü kullanın diyemiyor? Yani adamlar seni yok etmeye çalışıyor, Özgür Özel hâlâ şarkı türkü söyleyip gidin evinize diyor. Bu mu cesaret?
YanıtlaSilBöyle bir şey ülke aleyhine olur. Hiçbir sorumlu insan bunu yapmaz.
SilPeki ne yapacak muhalefet? İktidar istediği gibi at koşturuyor her türlü kanun hukukun içinden geçiyor. Benim seçme hakkımı elimden alıyor. Kazanacak adayı hapse atıyor, rakibini kendi seçip kendi atıyor ve yine kazanıyor. Böyle iş mi olur?
SilBirisinin hukuk dışı davranışı karşısındakinin de hukukndışı davranmasını haklı kılmaz. O zaman ikisinin birbirinden farkı kalmaz.
Silzaten farkları yok ki hocam. alayı politikacı. hayır beklenmez
SilHocam enseyi karartmayalım...bu halkın ferasetine güvenin...işler bozuldumu herkesin konforu bozulur tercihler değişir gitti bitti denilen şeylerin inşasına bizat yıkanlar tuğla harç taşır.emeğinize sağlık.
YanıtlaSilYakup Kadri'nin Yaban romanını okuduğunuzda feraset falan kalmıyor.
SilSayın hocam yüzyıl değişti. Teknoloji refah konfor artı türkiye demokrasiyi tadmış entegre olmuş bir toplum kendine dar gelen hiç bir kıyafete girmez zorla giydirilmek istenirsede mutlaka sonunda o kıyafet yırtılır.saygılar
SilHocam Selamlar, Yazınız her zamanki gibi harika. Kopenag'ı ziyaret ediyorum bu hafta. Sweet Silence Stüdyolarındayım şu an. Burası efsane albümlerin kaydedildiği bir stüdyo ama tam şu an 80 yaşında başarısız bir moruğun ülkemin tabutuna çaktığı çivileri sanki birileri benim beynime çakmış gibi hissediyorum. Yardım edin, bir şeyler söyleyin. Fonda Kuklaların Efendisi çalıyor :( Bu halet-i ruhiyeden nasıl çıkarım yardım edin lütfen. Saygılar ve sevgilerimle.
YanıtlaSilKendime yardım edebilsem size de ederdim.
SilKılıçdaroğlu Özel'le uzlaşmayacak ve ipleri eline alıp gücü tesis etmek isteyecek. Bu noktada tüm tartışmalar iktidara yarayacak. Olası bir krizde zaten CHP'ye kayyum atanma riski de var. Özel ve arkadaşları engellenmek isteniyor. Bu, apaçık ortada. Direniş sadece iktidarın ''böl, parçala, yönet'' anlayışına hizmet eder. Bu noktada Özel ve arkadaşları akıllı bir strateji izlemelidir. Mesele bence CHP olmamalı, ülkenin nasıl kurtulacağı olmalıdır. Bu yüzden CHP tamamen (iktidarın istediği gibi) Kılıçdaroğlu'na bırakılmalı, Özel ve arkadaşları da (yeni parti kurulması sürecinde zorluklarla karşılaşacağından) bir çatı partiye mesela Memleket Parti'sine geçmelidirler. Çünkü bu saatten sonra kimse zaten Kılıçdaroğlu'na oy vermeyecektir. Tüm oylar Memleket Partisi'ne geçip Cumhurbaşkanı adayı olan Özel'e gidecektir ki bu şekilde meclis çoğunluğu da elde edilebilir. Tabi bunun için Muharrem İnce'nin de bu süreci desteklemesi gerekir. Ülke kurtulduktan ve Kılıçdaroğlu da CHP'den ayrıldıktan sonra önümüzdeki dönemlerde yine CHP'ye dönülebilir. Bence ülkenin kurtuluşu için izlenmesi gereken yol budur ve bence bundan daha iyi bir seçenek de yoktur. Aksi halde uzlaşma ve sıfır kavga olmadığı sürece tüm senaryolar iktidara çalışmış olacaktır. Ülkenin kurtuluşu için bazen en sevdiğiniz yerden, baba ocağınızdan ayrılmanız gerekebilir. Bu kolay olmayacaktır fakat Özel ve arkadaşları bu zor kararı almak durumundadırlar.
YanıtlaSilMemleket Partisi kapandı fakat söylediğiniz mantıklı. Bir çatı partisine geçilip ülkenin kurtuluş mücadelesi orada başlatılabilir. Bu durumda CHP'nin tekrar düzeltilmesi zaman alacak olsa da önemli olan ülkenin kurtuluşudur. Eğer Özgür Özel bu yolla Erdoğan'ı devirirse, Erdoğan'ın seçimi kaybettikten sonraki en büyük tesellisi ise en azından CHP'ye kaybetmedim olacaktır. Oysaki tam olarak CHP iradesine kaybetmiştir. Seçimlerden sonra da CHP tekrar bağımsızlığına kavuşturulur.
SilHocam kaleminize sağlık. Toplum, önümüzdeki ay oynanacak olan dünya kupası heyecanına karşı daha duyarlı. Tıpkı Güney Amerika halkı gibi.
YanıtlaSilÇok doğru.
SilHocam öncelikle klavyenize sağlık. Piyasa aldırmazlığı tam da dediğiniz gibi işliyor. Ama kazan ve koru güdümlü kapitalin başka türlü reaksiyon vermesi de beklenmez.
YanıtlaSilBurada bir de koruyacakları bir yoğurt kabı dahi olmayan milyonlar var … bakalım onların tepkileri neteye evrilecek …. Çetin Altan’ın deyişiyle enseyi karartmamak lazım. Sevgi ve selamlarımla.
Teşekkürler, sevgiler.
SilHocam çok keyifle okuduğum yazınızın son paragrafı sizin de kâseye döndüğünüz hissi verdi. Artık bedeli ne olursa olsun sadece hukuk hukuk hukuk deyip onun için çabalamak gerekli ama sistem bu denli tarumar edilmişken nasıl olacağı konusunda hiçbir umudum yok. Umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır denilebilir ama malesef ben bu cümledeki insanlardan biriyim.
YanıtlaSilHaklısınız ama yine de umudu yitirmemek lazım. Çünkü o zaman hiçbir şeyin anlamı kalmıyor.
SilEmeğinize ve yüreğinize sağlık bizi bize çok güzel anlatmışsınız.Küçük menfaatlerimizin peşinde koşarken geleceğimizi yok ediyoruz.
YanıtlaSilEvet, maalesef bu da insanın en önemli zaaflarından biri.
SilHocam çok güzel ifade etmişsiniz bu 10 küsür senedir böyle. Toplum içine düştüğü çıkmazı sonuna kadar hak ediyor. Kimse elini taşın altına koymuyor koyanlara da sahip çıkmıyor. Çürük kokusu memleketi sarmış durumda.
YanıtlaSilNe yazık ki öyle.
Sil"başka bir ülkeye yerleşerek çocuklarını orada daha iyi bir ortamda yetiştirme hayali", aslında üretim kapasitesine vurulan en büyük darbedir.
YanıtlaSilYalnızca üretim kapasitesine değil ülkenin geleceğine vurulan darbe.
SilSayın hocam, Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilEn kritik sorunun cevabı bence sistem resetlemesinde yatıyor. Sistemi resetleme ve kuruluş ayarlarına dönme zamanı geldi de geçiyor bile..
Resetlemeyi de en güvendiğim Z kuşağı yapacaktır.
Umutla kalalım..
Umalım da resetleme arkasından doğru düzenlemeler gelsin. Bazı resetlemeler iyice bozulma da getirebilir.
SilUmudum bu yönde hocam
SilYapısal reformlar için resetleme👍🏻
👍
SilNaçizane fikrim, güvenmeyin.
SilSize tavsiyem siz önce kendi fabrika ayarlarınıza geri dönün!
SilDoğada temel içgüdü hayatta kalmak,hücre düzeyinde bile bu böyle.Ne kadar çok bundan farklı bir alanda konumlanırsanız,o kadar çok ''insan'' olursunuz.
YanıtlaSil👍
SilEğer toplum olarak vicdanımızı ve aklımızı hesap makinesinden kurtarıp, "kâse kırılmasın" diye haksızlıklara ve kuralsızlıklara göz yummaya devam edersek, Latin Amerika halkı gibi olmamız kaçınılmaz olur. Ancak o kâsenin bu haliyle zaten bir işe yaramadığını kabul edip; hukuk, liyakat, şeffaflık ve nitelikli eğitim talep edersek, Türkiye 10 yıl sonra bölgesinin parlayan yıldızı olma potansiyeline fazlasıyla sahiptir.
YanıtlaSilDoğru diyorsunuz ama bu talep 50 yıldır gelmedi.
Sil10 yıl sonra değil şu anda da parlayan yıldızı zaten. 10 yıl sonra belki küresel yıldız oluruz demek daha mantıklı olurdu.
SilÜstadım kalemine sağlık
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilBen Türk milletinin büyük bir kısmının siyaset dünyasını anlayamadığını düşünüyorum. Çoğunlukla kitleler manipüle ediliyorlar ve doğal olarak farkındalıkları düşük. Bir şeyleri anladıklarında gördüklerinde ise iş işten geçmiş oluyor. Bu manipülasyonu gerçekleştiren araçların ifşa edilmesi bile işe yaramıyor, bu ise daha çok eğitim seviyesi düşüklüğü ve farkındalığın yetersizliği yüzünden oluyor. Demem o ki bunların farkında olmayanlar için kısa vadede yapılabilecek bir şey yok; bu yüzden farkında olanlar bu gerçeke göre hayatta pozisyon almalılar.
YanıtlaSilÖyle ağır bir atmosferden geçiyoruz ki ekonominin etik, toplumsal ve politik değerlerden bağımsız olduğunu iddia eden, piyasaların üstünlüğünü öne çıkaran neoliberaller bile toplumsal değerler ve hukukun kaybı, politik geriye gitme karşısında Polanyivari bir söyleme savrulmak zorunda kaldılar. Kase meta gösteren olarak piyasanın tam kendisidir ve piyasa uğruna kaybedilen çok ama çok şey var artık ve her idealist birey bu yedeksubay yılgınlığında maalesef, buna bu ülkenin aklı başında namuslu neoliberalleri de dahil...
YanıtlaSilGüzel özet.
SilNeoliberaller toksikdir.
SilBen anlamıyorum hocam bu millet hep mi böyleydi? Hiçbir şeye tepki göstermiyor, herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında. Resmen Allah belamızı vermiş biz de kabul etmişiz.
YanıtlaSilBunu çok kez yadım. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban adlı eserini okuyunca görüyorsunuz ki hep böyleymiş.
Silhttps://www.mahfiegilmez.com/2021/11/yaban.html
Bu millet hep böyle değildi. Hırsızı arsızı sevmezdi bu millet. Şimdi sahip çıkanları gördükçe insan üzülüyor.
SilHocam CHP'de yönetimsel kriz çıkarsa ve bu yüzden de CHP'ye devlet tarafından kayyum atanırsa, bu durumda CHP yönetimi devlete mi geçmiş olur? CHP'nin tüm banka hesapları ve varlıkları devlet kontrolüne mi geçmiş olur? Peki, o zaman CHP seçmeninin iradesi ne olacak?
YanıtlaSil12 Eylül rejimi bu dediğinizi yapmıştı.
Sil" Ne desek boş " zamanları yaşanıyor. Yazınız için sağolunuz
YanıtlaSilÇok doğru, teşekkürler.
SilHocam ülkede genel seçimler olsa ve mesela iktidar seçimleri kaybetse, daha sonra asliye mahkemesi YSK'yı tanımayıp bu seçimleri iptal edebilir ve yönetimi eski iradeye bırakabilir mi?
YanıtlaSilBurası Türkiye burada her şey mümkün.
SilHocam varlık barışı resmiyet kazandığında gelecek olan para büyük ihtimalle kayıtdışı paralar olacak. Bunun maliyeti ve enflasyon ne olur. Bunlar gelirken de giderken de hayrına olmayacak.
YanıtlaSilÜstelik zaten bozuk olan piyasa yapısını da iyice bozacak.
SilHocam siz hiç biber gazı uygulamasına maruz kaldınız mı? Kapalı alana biber gazı sıkılır mı? Bu bir işkence yöntemi değil midir? Bütün bu haksızlıklar, hukuksuzluklar ne zaman bitecek hocam? Atatürk'ün partisi resmen saldırı altında. Ülkede bir avuç aydın kaldı. Ne yapılmalıdır, bir yazı yazabilir misiniz?
YanıtlaSilBenim gençliğimde polis biber gazı sıkmaz copla girişirdi. Biber gazı yemedim ama cop yedim.
SilSatın alma gücü artmadıkça ve bu konuda gerekenler yapılmadıkça bu böyle sürüp gidecek sanırım.
YanıtlaSilPeki ama ne zamana kadar hocam, asgari ücret de emekli maaşı da bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırının altındayken bu durum daha ne kadar sürebilir ki?
Emeklilerin kaçı bu duruma isyan ediyor dersiniz?
Sil%100?
SilHiç sanmam.
SilSayın Hocam, piyasa aldırmazlık sonucu iki gün sonra aynı noktaya dönüyor diyorsunuz. Yani bu krizler sonucunda kümülatif hiçbir hasar olmuyor mu? MB rezervleri eriyor, CDS primi artıyor v.s. diyoruz. Buna rağmen, piyasa tam olarak aynı noktaya dönüyor diyebilir miyiz?
YanıtlaSilPiyasa eski durumuna dönüyor ama insanlar eski durumuna dönmüyor. Varlık kayıplarını giderseler bile karakter kayıplarını gideremiyorlar.
SilO zaman ülkenin geleceğine dair hiç bir umut yok.
SilAz var ama var.
SilO umudun bilimsel nedeni nedir. Ben baktığımda hiç umut görmüyorum... bir güneşin doğup batması gibi... Atatürk devrinde güneş doğuyordu, politikacılar geldi güneşi batırmak için her şeyi yaptılar... Diğer ülkeleri de sıra sıra batırıp kendilerine verilen görevi çok iyi yapıyorlar... Kendilerini tebrik ediyorum, zira olası cennetleri cehenneme dönüştürmek büyük bir beceri ister... Kaç fabrikamız vardı, hepsi peşkeş keçildi. Demokrasi yüzünden...
SilFabrika vardı da 7 buçuk milyon insan neden gurbete çıktı.
SilHocam büyü bozuluyormu?
YanıtlaSilBüyü, masallarda olur.
Silhocam size büyü yolluyorum.
SilBilimden ayrılmayın yoksa kurt kapar.
SilO romanı, o paragrafı çok iyi bilirim. Okuduğumda da beni kitaptaki en etkileyen kısım olmuştu. Kendime kaydettim. Halen de ara ara aynı kısmı okumaktayım.
YanıtlaSil👍
SilSayın Hocam,
YanıtlaSilGaliba "Mustafa Kemal Atatürk"ün uyarılarını hâlâ anlayamadık...
Muhtemelen anlamayacağız
SilTarih tekerrür ediyor:
YanıtlaSilCHP = İsmet İnönü
DSP = Bülent Ecevit
_______________________
CHP = Kemal Kılıçdaroğlu
DSP = Ekrem İmamoğlu (ve Özgür Özel)
Sayın hocam bayağı karamsar gördüm sizi...
YanıtlaSilBende gözlemlerimi şöyle anlatayım...
Okullarda çocukların güvenliğini sağlamakla görevli olan devlet vergilerini ödeyen halktan okul giriş kapısına konulan x ray cihazları için öğrenci başı para talep ediyor..
Kendi mahallemde ki küçük ölcekli 50 işletmenin yarısı ilanda devren kiralık...
Çiftçi traktöre mazot alamıyor..
Kamyoncu eli kulagında lastikle yola çıkıyor..
Hanımlar ne pişirecem tasasıyla yatıyor..beyler sabah olmasın dileğiyle uyuyor:(
Gençler parkta cips kola yapmak bir yana abi fazla siğaran varmı ya noktasında,memleketin dört köşedinde hak mücadelesi kimi tarlasını kimi maaşını kovalıyor.
Gözler açıldı kulaklar duyar oldu!
Çünki.o akaryakıt istasyonuna herkes gidiyor gabbar inandırıcılıgını yitirdi
O fatura herkese geliyor karadeniz gazı işi bitti,
O ekmek herkesin sofrasında küçüldü
Her ailede sanal kumar madurları
Boşanan çiftler
İşssiz gencçler
...........
Bunlar benim gözlemlerim..sorum şu?
Faizler arşa çıkacak belli krediler ödenemeyecek iflaslar artacal işsizlik artacak verğiler ödenemeyecek.döviz kıtlığı baş gösterecek rezerv eriyor yabancı kaçıyor,bu ülkenin döviz geliri yok yeraltı zenginlikleri teknolojık ürünleri ihracatı vs yok
Eee bu çark nasıl dönecek?
Fakirlik dalga dalga büyüdüğünde olmayan aç yatacakta olan tok mu uyuyacak ?
İyimser olmak için bir gerekçe göremiyorum ne yazık ki.
SilKüçükken annem bana derdi ki:
YanıtlaSil"Oğlum; siyasete-miyasete falan sakın bulaşma. Herkes kendini kurtarır, sen ortada kalıverirsin."
Annemin nasihatini dinledim, ve şu an hayatımdan çok memnunum.
Ülkenin gidişatı beni hiç ilgilendirmiyor. Ben sadece kendimi ve ailemi kurtarırım, başkası umrumda olmaz.
Çoğunluk sizin gibi davrandığı için bir türlü iflah etmiyoruz. Yaban romanını okumanızı tavsiye ederim. Okursanız göreceksiniz ki Anadolu insanı 100 yıldır aynen sizin gibi davranıyor.
SilTCMB, duruma müdahale amacıyla, kredi büyüme sınırlarını düşürdüğünü duyurdu. Bu düşüşler tüketicilere kullandırılan krediler ile KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL kredilerde bir puan, KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerde yarım puan olarak açıklandı. BURADA YÜKLEM EKSİK !!! CÜMLEDEN NE DEMEK İSTEDİNİZ TAM OLARAK ANLAŞILMIYOR ,....
YanıtlaSilCümle "bu düşüşler" diye başlıyor ya yüklem orada.
SilHocam, Allah korusun ama olası bir devalüasyon durumunda, para piyasası serbest fonlar, hisse senedi fonları, altın gümüş serbest fonlar ve döviz serbest fonlar nasıl etkilenir? Çok teşekkürler.
YanıtlaSilHepsi çok olumsuz etkilenir.
Sil