Zor Oyunu Bozar

Ekonomi yönetimi bazen fırtınada güneşli günlerin haritasına bakmak ister. Oysa rüzgâr yön değiştirdiğinde, eski hesaplar artık işe yaramaz. Petrol fiyatları tavan yaparken, faizler ve risk primleri yükseliyor, bütçe dengesi ve dış denge kırılganlaşıyor. Başlangıçta öngörülen program, gerçeklerin ağırlığı karşısında artık geçerliliğini yitirdi. Zaman, eski planları savunma zamanı değil, yeniden gerçekçi hesaplar yapma zamanıdır.

Bunun en çarpıcı örneği petrol fiyatlarında görülüyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için Brent petrolün ortalama 65 dolar olacağı varsayılmıştı. Oysa bugün fiyatlar 110 doların üzerine çıkmış durumda. Bu, devasa bir sapmayı gösteriyor. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın, dolaylı etkilerle birlikte cari açığı 3,5–4 milyar dolar artırdığı ve enflasyonu 1–1,5 puan yukarı ittiği biliniyor. Bu tablo, başlangıç varsayımlarının fiilen geçersiz hale geldiğini gösteriyor.

Risk primi cephesinde de benzer bir tablo var. Türkiye’nin CDS primi mart ayı başında 200 baz puan seviyesine kadar gerilemişti. Bugün ise 275 baz puan dolayında ve yukarı yönlü bir eğilim gösteriyor. Buna ABD 10 yıllık tahvil faizindeki artışı da eklediğimizde, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetinin yüzde 6,1 düzeyinden yüzde 7’nin üzerine çıktığını görüyoruz. Bu artış, yalnızca kamu kesimi için değil, özel kesim için de finansman maliyetlerinin belirgin biçimde arttığı anlamına geliyor.

Enflasyon oranı tahmininin yılsonu için artık yüzde 16 ya da 15 – 21 aralığı gibi bir yerde tutulması bu koşullar altında gerçekçi değil. İçinde bulunduğumuz koşullar Merkez Bankası'nın beklenti yönetimi yaparak revizyonlarda tutucu davranabileceği koşullar değil. Beklentiler artık bu tür çıpalarla yönetilebilir olmaktan çıktı. O nedenle zaman geçirmeden oranı yüzde 25 düzeyi olarak yeniden tanımlamak gerekir. Para politikasını da yeniden bu tahmine göre ayarlamak gerekecek. Merkez Bankası, savaşla birlikte politika faizi olan yüzde 37 ile haftalık repo fonlamasını askıya alarak, yüzde 40 faizli gecelik borç verme kanalına yöneldi. Bu değişiklik, bileşik faiz hesabıyla borçlanma maliyetinin yaklaşık 4 - 5 puan artması anlamına geliyor. Yani maliyetler sadece kâğıt üzerinde değil, fiilen de artmış durumda. Şimdilik bu faiz enflasyonun yüzde 25 olarak tanımlanması halinde bile yeterli yükseklikte görünüyor. Enflasyon tahmini daha yukarı çekilirse o zaman faiz artırımı da gündeme gelebilir.

Bütçede ilk bakışta bir iyileşme görülse de bunun kalıcı olmadığı açık. Yılın ilk iki ayında bütçe açığı geçen yıla kıyasla daha düşük gerçekleşti. Ancak bu durum büyük ölçüde kurumlar vergisinde yeniden uygulamaya konulan peşin tahsilattan kaynaklanıyor. Geçici nitelikteki bu gelir etkisi ortadan kalktığında, bütçe dengesindeki bozulmanın görünür hale gelmesi beklenmeli. Üstelik artan petrol fiyatları, yükselen faizler ve ekonomik aktivitedeki  yavaşlama bütçe üzerinde ek baskı yaratacaktır. Bu nedenle OVP’de yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 5’in üzerine çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.

Dış denge de oldukça riskli bir durum sergiliyor. Daha yılın başında, yani küresel gerilimler tırmanmadan önce, cari açıkta belirgin bir artış eğilimi vardı. İhracat zayıflarken ithalat artıyordu. Üstelik doğrudan yabancı sermaye girişlerinde de ciddi bir düşüş gözleniyor. Bunun yerini daha kısa vadeli ve oynak sermaye hareketleri alıyor. Küresel gelişmelerle birlikte ihracat pazarlarında daralma olasılığı güçlenirken, enerji ithalatı maliyetinin artması cari açığı daha da büyütecektir. Bu çerçevede OVP’de yılsonu için öngörülen 22 milyar dolarlık cari açığın iki katına yaklaşması sürpriz sayılmamalıdır.

Merkez Bankası rezervlerinde aşağı yönlü bir hareket dikkat çekiyor. Özellikle döviz rezervlerindeki gerileme, hem dış finansman koşullarının zorlaşması hem de yurtiçi yerleşiklerin yeniden dövize yönelmesiyle açıklanabilir.

Büyüme açısından birçok olumsuz etki bir arada ortaya çıkıyor. Sanayi üretiminde ve kapasite kullanım oranında görülen düşüşlerin, tarım ve hayvancılıktaki ivme kayıplarının, artan faizlerin tüketime ve yatırımlara olumsuz etkilerinin büyümeyi düşürmesi kaçınılmaz görünüyor. Dış talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki daralma da eklendiğinde, büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi beklenmelidir. Bu çerçevede OVP’de öngörülen yüzde 3,8’lik büyüme hedefinin aşağı yönlü revize edilmesi zorunlu görünüyor.

Ortaya çıkan tablo nettir: Ekonomi programının dayandığı temel varsayımlar anlamını yitirmiş, petrol fiyatından risk primine, faizlerden sermaye akımlarına kadar birçok alanda başlangıçta kabul edilen dengeler değişmiştir.

Gerçek değişmişken programın değişmemesi, artık bir tercih değil, bir hatadır.

Yorumlar

  1. Sayın mahfi hocam, ramazan bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum.iyiki varsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye dünya turizm sıralamasında en çok turist çeken 4. ülke 64 milyon kişi gelirde ise dünya 7.si oldu. 65 milyar dolar. Acaba bu sene savaş ortamında bu seviyeyi koruyabilir miyiz yoksa yine tırmanmaya devam mı ederiz.

      Sil
    2. Gelen haberlere göre turizmde iptaller oldukça fazlaymış. Savaş sonlanmazsa bu yıl turizm geliri düşer.

      Sil
    3. bence programın gercekle bır bagı olmadıgı ıcın gerek duymuyorlar.

      Sil
  2. Ödemeler dengesi krizi yaşanabilir deniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Krize varır mı bilemem ama sıkıntı yaşanacağı açık.

      Sil
    2. Katılıyorum kriz lafı biraz abartılı. Türkiye'nin genel sıkıntılarının devam edeceği kesin. Gerçi dünyada sıkıntısı olmayan ülke de yoktur.

      Sil
  3. Sayın Eğilmez, Ramazan bayramınızı kutluyorum. Yazınızda güzel ve anlaşılır bir şekilde bahsettiğiniz gibi zor günlerden geçiyoruz ve önümüzde bizleri mali açılardan daha da zor günler bekliyor. Son günlerde basında bahsedilen Kadıköy'e Cami yapılması için sahildeki otoparkın boşaltılması beni çok şaşırttı. Kadıköy sahile bitişik, kapasitesi müsait bir çok Cami varken, Cami sıkıntısı olmadığından, böyle yere para harcanması ne kadar gerekli acaba? Cami hemen değil de, daha sonra sıkıntılı günler geçtikten sonraya bırakılsa, halka sorulsa daha uygun olmaz mı? Bu anda yapılması şart mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy için öyle işler yapılıyor ki mantıkla açıklanacak yanı yok haklısınız.

      Sil
  4. Hocam, sade vatandaş olarak birikimimizi korumak için ne yapalım.
    TL'si, dövizi, altını, eurobond'u, serbest doviz fonu vs olan ne yapsın.
    Ölü taklidi mi yapalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dönemde ölü taklidi yapmak sanırım en doğrusu.

      Sil
  5. hüseyin Uygun19 Mart 2026 19:02

    Yüksek faiz ödemesinden dolayı toplanan vergi gelirleri faiz ödemesi ne gidiyor. Bu şekilde giderse haziran gibi ek bütçe istenmesi %90 civarında.Ek bütçe demek, bu da ey halkım pamuk eller cebe yani cüzdanı tam boşalt anlamına geliyor. Bu arada verim eğrisi terslemesinde (kısa vadeli tahvil faizleri uzun vadeli tahvil faizlerini gecti.)makas bayağı açıldı.Risk primi dahada artacak gibi duruyor.

    YanıtlaSil
  6. Mahfi bey, güncel ve çarpıcı yazılarınız için teşekkür ederim, mübarek ramazan bayramınızı tebrik ederim, bugün ABD ve İran petrol kaynaklarını vurmaya başladılar, petrol krizi büyüyecek gibi, selamlar,

    YanıtlaSil
  7. Mahfi bey, anadolunun bir deyişi vardır, bir işi planlarken işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına denir, planlarını en kötüye göre planla ki sürprizlerle karşılamazsın denir,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz planlama yapmadığımız için o sözün anlamı olmuyor.

      Sil
  8. Mahfi bey, siz devlette çalışırken 5 yıllık planlar hazırlanırken kötü senaryoya göre, iyimser senaryoya göre, ve en iyi senaryoya göre planlar yapılıp siyasete sunulurmu idi acaba selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. O zaman Devlet Planlama Teşkilatı vardı. Beş yıllık planı ve yıllık programları hazırlardı biz de katılırdık. Yüksek Planlama Kurulunda siyasetçilerin görüşüne sunulur ve son şekli verilirdi.

      Sil
    2. 5 yıllık plan yapılırdı ama her sene iktidar değişirdi.

      Sil
    3. Evet o zaman demokrasi vardı ve iktidar değişebiliyordu.

      Sil
    4. Demokrasi vardı ama istikrar yoktu. Şimdi hem istikrar hem de demokrasi var. Ama eski istikrarsız ortam geri gelmesin diye millet eski düzen partilerini bir daha seçmiyor. Bu da haliyle ülkede demokrasi yokmuş gibi bir hava oluşturuyor.

      Sil
    5. Biraz siyaset bilimi çalışmanız gerekecek. Çünkü demokrasinin ne olduğu konusunda sanırım hiç fikriniz yok. Uluslararası sınıflandırmalarda Türkiye seçimli otokrasi olarak sınıflandırılıyor.

      Sil
    6. Sizin hayal ettiğiniz demokrasi ancak hayal dünyasında olur. Demokrasi denilen şey iktidar ve muhalefet seçimidir ikisi varsa demokrasi vardır yoksa yoktur zaten. Şunu da unutmamak gerekir ki kimse kimseye iktidarı altın tepside sunmaz.

      Sil
    7. bizim hayal etmediğimiz hak gördüğümüz demokrasi hayal dünyasında değil gelişmiş medeni ülkelerin hepsinde var iktidarı kimse kimseye sunmaz zaten seçimi kaybeden seve seve gider

      Sil
  9. Artık krizden kaçış yolu yok . Kriz dört bir koldan geliyor . Herkes sağlam durmalı .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırdır gölge boksu mu yapacağız.

      Sil
  10. Mahfi bey, geçiş garantili köprü, otoban ve tünellerde gerçekleşme oranı ne oldu, farklar TL ile mi yoksa döviz ile mi ödeniyor, bu konuda bilgi varmı acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O projeleri bitiren şirketler acaba kara gecmeye basladılar mı yoksa yatırdıkları parayı amorti edebilmisler mi? Ben de bunu merak ediyorum. Acaba ne kadar para yatırdılar ve ne kadarını amorti edebildiler veya kara gectiler.?

      Sil
    2. Çok yüksek karlar elde edildiğine ilişkin çalışmalar var.

      Sil
    3. Rakam versinler biz de öğrenmiş olurduk.

      Sil
  11. Mahfi Hocam, yazınız için teşekkür ederim. Bu vesile ile Ramazan Bayramınızıda tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
  12. Sayın Mahfi hocam , şu an ekranda görünen ons altın fiyatı sanırım piyasaların nakitte kalma arzusuna bağlı 4620 dolara kadar düşmüş görünüyor, bunun merkez bankası döviz rezervlerinde dahada bir düşüş etkisi olacağı kaçınılmaz görünüyor, ayrıca takip ettiğimiz kadarıyla İran savaşı beklenenden uzun süreceği gibi duruyor, bütün bunların Türkiye ekonomisinde bütün beklentileri bozacağı beklenirken, merkez bankasının bir sonraki toplantıda kuru ve enflasyonu tutmak için bir faiz artırımına gitmesi beklenebilirmi , politika faizini değiştirmeden gecelik faizi yüzde 40 ta tutarak enflasyon ile mücadele ve kur stabilizasyonu sürdürülebilir mi ? sagılarımda Okan Arıöz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz zaten artırıldı. % 37den 40a çıktı.

      Sil
  13. Hocam her yazınızı ilgiyle takip ediyorum Saygılar ve mutlu bayramlar

    YanıtlaSil
  14. Hocam selamlar.
    Faiz sebep enflasyon sonuç politikasının ne kadar yanlış bir politika olduğunu her geçen gün daha da iyi anlıyoruz. Bir diğer anlayacağımız şey de yapısal reformların ne kadar elzem olduğu. 2021'deki hatalı karar olmasa ya da hatadan dönüp yapısal reformlar o zamandan beri uygulanmış olsa Iran savaşı bizi etkilemeyecekti belki de.
    Sormak istediğim şey ise şu. İBB davası sürpriz yapıp rafa kaldırılırsa şu anki duruma pozitif katkı yapar mı? Bence bu davanın getirisi Iran savaşının götürüsünden az olacak. Hükümet düşünsün bu olasılığı.
    Elinize sağlık. İyi bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
  15. Hocam Çok doğru ve gerçekçi tespitler. Bir süre sesiz yakında rezive ederler bahanede hazır. geçen sene bahanede yoktu kaç defa revize ettiler. Simdi baya ederler. Bayramınız mübarek olsun iyiki varsınız.

    YanıtlaSil
  16. Savaş sebep, ekonomik (yönetim beceriksizliği) kriz sonuç mu? Ekonomik kriz (yönetim beceriksizliği) sebep, savaş sonuç mu? Herkezin hayırlı bayramları olsun...

    YanıtlaSil
  17. Kıyamet alâmetleri belirgin hale geldi.. Gittikçe zorluklar artıyor. İşimiz çok zor. Yazınız için sağolunuz , bayramınız kutlu olsun...

    YanıtlaSil
  18. Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram dilerim. Şeker Bayramınız kutlu olsun. Cengiz Akgün

    YanıtlaSil
  19. Sanki bugünkü ekonomi yönetiminin amacı enflasyonu düşürmek.."Avazeyi bu aleme Davud gibi sal,
    Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş".

    YanıtlaSil
  20. Hocam, bu makalenizi ve yapısal refomlar yazınızı yapay zekaya verdim. bu iki makalenin önemli vurgularını yol ayrımında olan iki yol üzerine resmet. Bu iki yolda bizi bekleyen zorlukları ve sonucunu güzel bir ekonomi-siyasi hiciv karikatürüne dönüştür dedim.
    Ortaya güzel bir çalışma çıktı ama buraya nasıl yüklerim bilemedim. bu promptu kullanarak siz yapay zekaya talimat verirseniz belki sonucu paylaşabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  21. hocam sonunda (doviz bazinda) emlak fiyatlari ucuzlayacak. katiliyor musunuz?

    YanıtlaSil
  22. Mahfi hoca mutluka söylemişsindir ama Türkiye'de faizlerin düşürüldüğü dönem hükemetin gayesi gerçekten nas mıydı yoksa büyümenin artması mıydı? Çünkü sonraki dönemlerde de biz enflasyonla mücadeleyi seçebilirdik ama seçmedik tarzında açıklamalar var.Ekonomik büyüme böyle sağlanırdı, IMF'ın o dönemlerde öngördüğü büyüme rakamı beğenmediler. ki IMF'in de maşallah hiçbir şeyi tutmuyor, arjantine yatırım yapalım dedik kaç yıldır eksideyiz. IMF'e dava açılsaydı şu an maserati filom vardı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir şey denildiğini ben ilk kez duyuyorum. Bu, tam anlamıyla yaratılan faciaya, tarihini en büyük yanılgısına kılıf hazırlama çabasıdır. O dönemi hatırlayın kimse büyümeden falan söz etmedi. Söylenen hep "faiz sebep enflasyon neticedir", "nas var" gibi sözlerdi. Şimdi böyle bir sonuç çıkınca büyümeyi kollamıştık diyorlar demek. Buna kimse inanmaz. Yapılan şey bilime aykırı, ekonomiye aykırı bir işti. Defalarca söyledik, yapmayın, etmeyin dedik dinletemedik.

      Sil
    2. Mahfi hoca ben de şu an duydum, dedim bir fikrinizi sorayım. Tam cümle şu. "Türkiye'de imalat sanayinin GSYH'dan aldığı pay artmıştır, Türkiye'nin üretim kapasitesi artmıştır. Burada bir seçim yapılmıştır; işçiler orta sınıf feda edilmiştir, istihdam devam etsin denmiştir, imalat, üretim devam etsin denmiştir. 2022 yılında Nebati'nin açıklaması var 'İhracaatcılar çok iyi durumda, üretim devam ediyor, istihdamı koruyoruz ama halkın durumu kötüye gitti.' Herkes acı reçete, acı reçete diyor, acı reçete ne. Ekonomiyi durdurman gerekiyor, bunun da politik maliyeti var. Amaç Türkiye'nin mallarını ucuzlatmaktı ve TL'nin değeri azalınca ihracaatçıların ürettiği mallar ucuzladı, Türkiye en azından bir konuda rekabet avantajı kazandı. Eskiden rekabet konusunda da aynı şey yaşandı, dışarıdan rekabete açalım dediler Türk şirketler yarışamadı. Bu sefer kapatılım dediler, şirketler yatırım yapmadı." bunlar şahsi fikirlerim değil ama o yıllarda veya daha sonrasında Çin modelinden bahsediyordu, Çin modelinin bir kısmı da buydu. Ben de bu politikadan rahatsızım, sonuç olarak çoğu şey dolarla olduğu için benim alım gücüm eridi, sahte refah da olsa bir refahım vardı, Nasdaq'ta çok daha rahat işlem yapardım ama zaten kişisel görüşümdür Türkiye ekonomisi sıkıntılı. Borçla büyüme, en temel girdilerin dövizle olması, Türkiye'nin büyümesi ile cari açığın korele olması vs. Ne iyi olurdu bilmiyorum, ne kötü olurdu onu da bilmiyorum...

      Sil
  23. Her ay ortalama %1 yükselmesine izin(!) verilen döviz kuru ve artan cari açık arasında kalan ekonomi yönetimi bir süre sonra bir tercih yapmak zorunda kalacak, enflasyon etkisi nedeniyle kurların baskılanması daha ne kadar sürdürülebilir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Giderek zorlaşacak ve tercih yapılamayacak noktaya gelecek. Çünkü o noktaya gelmeden önce bilimdi, gerçekti falan dinlemeyen bir yapımız var.

      Sil
  24. Döviz kurunu baskılayarak devam etmenin cari açıktaki artış ivmesine bakarak en fazla 3 ay içinde imkansız hale geleceği ve kurun baskılanmasından yavaş yavaş vazgeçileceği söylentileri var. Enflasyonun küresel olarak artıp yaygınlasmasının, büyüme oranlarının düşmesinin beklendiği bu ortamda, kurları tutmaya çalışmanın enflasyonu frenlemeye yetmediği anlaşılınca enflasyon mu, cari açık mı, hangisi daha önceliklikli denilerek dövizi baskılamayı bırakacaklar sanıyorum.
    Okuduklarımdan yanlış çıkarımlar yapıyor olabilirim, ekonomist değilim, sadece kişisel merakımla yarına dair okumaların zorlastığı bu ortamda güncelden kopmama çabam var.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz baskılamayı döviz satarak değil yüksek faiz vererek yaptıkları için daha uzun süre dayanabilirler.

      Sil
    2. MD döviz rezervleri 197 milyar dolara indi. Bir ara 217 milyar dolardaydı. Rakamlar MB döviz sattığını gösteriyor.

      Sil
    3. Normaldir çünkü carry trade ile bedavadan buradan para kazanmaya gelenler korkup paralarını çekip gidiyor ayrıca Türkler de dövize dönüyor. Bu durumda MB'nin döviz satmaktan başka çaresi yok o da rezervleri aşağıya çekiyor.

      Sil
    4. Sabah 06:56 da yazmışım, 1 saat sonra cevap alabilmiş olmam şaşırtıcı, sağlık afiyet dileklerimle birlikte teşekkür ediyorum. Atladığım, benim için karanlıkta kalan köşelere ışık tuttunuz.

      Sil
    5. Devlet borcunun milli gelire göre oranı dünyada en düşük seviyelerde bulunuyor. Türkiye borc tavanı için en az 500 milyar dolarlık muazzam bir manevra alanına sahip. Yani kriz beklentisi içinde olmak için hiçbir sebep yok.

      Sil
    6. Öyle bir imkan olsa çoktan kullanılırdı merak etmeyin. Dünyanın en yüksek faizini ödüyoruz. Risk primimiz 310'u buldu. Manevra alanımız yok gibi bir şey. Hayal kurmayalım. Çoğu kez ABD ve Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıyorlar Türkiye'yi. Unutmayın onlar iç ve dış borçlarını kendi bastıkları parayla ödüyor, bizim dış borcumuzu ödemek için dolar kazanmamız gerekiyor.

      Sil
    7. Öyle bir anda 500 milyar dolar borçlanma olmaz zaten. Borcu isterse içeriye de yapar. Benim vurgulamak istediğim manevra alanına sahip olmuş olmak. Devlet bugüne kadar har vurup harman savurarak borclanmadı.

      Sil
    8. 500 milyarı bırakın bir anda 10 milyar dolar bile borçlanamayız.
      Devlet nasıl har vurup harman savurmadı? Kendisinden önce kurulmuş bütün bütün fabrikaları sattı. Sonuçta ülke 400 milyar dolar ilave dış borç yaptı. Daha nasıl har vurup harman savuracaktı ki?

      Sil
    9. Onlar para için değil özel sektör daha iyi yönetsin diye özellestirildi. TVF içinde de devletin stratejik kurulusları var. Sümerbank satıldı ama Ziraat Bankası Vakıfbank ve Halk Bankası satılmadı. Türk Telekom ve Turkcell devletin elinde.

      Sil
    10. Özel sektör aldı hepsini kapatıp arkalarını sattı. O yüzden kağıdı ithalat eder olduk. Biz özelleştirme yapmadık sadece para için sattık.

      Sil
    11. Varlık Fonunun hesabını biliyorsanız anlatın da biz de öğrenelim.

      Sil
    12. 2025 Yılı Öne Çıkan Finansal Veriler ve Gelişmeler:
      Varlık Büyüklüğü: Fonun toplam varlık değeri 2025 yılında da yaklaşık 360 milyar dolar seviyesini koruyarak dünyanın en büyük 10 varlık fonu arasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
      Yeni Yatırımlar: TVF, 2025 yılı itibarıyla toplamda 18 milyar dolar tutarında yeni yatırım gerçekleştirmiştir. Ayrıca Avrupa'nın en büyük kağıt fabrikası Aydın/Söke'de

      Sil
    13. Borcunu da yazar mısınız?

      Sil
    14. Bir de İzmit Seka Fabrikası vardı, özelleştirilmişti o ne oldu biliyor musunuz?

      Sil
    15. Bu özelleştirme yapan ABD İngiltere Almanya Fransa sizce yanlış mı yaptı?

      Sil
    16. 2002 yılında kağıtta 800 milyon dolar acık veriyorduk. Şimdi 1 milyar 100 milyon dolar açık veriyoruz. Seka demode teknoloji ile üretim yapardı. Malum bir yazar olarak hatırlarsınız fakirlikten dolayı saman kağıt cok revactaydı.

      Sil
    17. 00:02: Onlar yanlış yapmadı çünkü oralarda özelleştirme devletin para ayıramadığı yenilemeyi özel sektörün başarması için yapıldı. Bizde yola öyle çıkıldı ama öyle olmadı. Özetle bizdekinin dı özelleştirmeydi kendisi değil.
      07:21: Malum bir okur olarak özelleştirmenin amacının o demode fabrikanın özel kesime satılıp modernleştirilmesi olduğunu bilmeniz lazım. O amaca uymamışsa onun adı özelleştirme olmaz.

      Sil
    18. Gazete kitap kağıdı yurtdışından geliyor dijitallesme var diye fabrikalar o alana yatırım yapmak istemiyor.

      Sil
  25. Teşekkürler emeklerinize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  26. Sizin bir programda bahsettiğiniz Çin atasözü ne göre "Hava güneşli iken olukları temizlemek gerekir". İyi bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Yazın başı pişenin kışın aşı pişer."

      Sil
    2. "Hava güneşli iken olukları temizlemek gerekir".yabancı dilden çevirince atasözü gibi değil normal bir söz gibi duruyor :)

      Sil
  27. Hocam yazınız için teşekkür eder, bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam,Rabbım size sağlıklı Uzun ömürler versin.Kaliteniz yeter-Iyi bayramlar.A.kadir Ceylan

      Sil
  28. Hocam Merhaba,

    Sicak bir konu ile ilgili yorumunuzu merak ediyorum. AB 'den TR'ye SEPA'ya katilim cagrisi geldigi belirtiliyor, sizin bu konuda yorumunuz nedir? AB'nin, bir nevi, ortak finans sistemine katilmak anlamina gelecek bizim icin. Olumlu bakiliyor mu?
    Iyi bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gümrük birliğini yenilemeden bu işe girmemek lazım.

      Sil
    2. Mahfi bey, tekrar iyi bayramlar, anadolunun bir deyişi vardır, yarım doktor candan eder, yarım imam dinden eder diye, birde buna yarım ekonomist ekonomiyi berbat eder sözünü ilave edelim, selamlar

      Sil
    3. Mahfi bey, dövizi salalım, ihracat artsın tezinin hankikapını göremediler, döviz gitti ama ihracat artmadı, çünkü üretici sektörler 20 yıl darbe görmüştü, ekonomi bir günde bozulmayacağı gibi bir günde de düzelmez, üretici sektörlerin toparlanması yıllar alır, bugün dövizi arttır, yarın ihracat artsın demek, iflas etmiş şirketin, yarın üretime başlamasını beklemek kadar abes bir tahmin olur, selamlar,

      Sil
    4. Kötü siyasetçiyi iyi siyasetçiyi piyasadan kovar.

      Sil
  29. Hocam, tüm durumları göz önüne aldığımızda bir devalüasyon riski var mı? Daha doğrusu beklenen deval gittikçe yaklaşıyor diyebilir miyiz?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu haliyle uzun süre gidemez.

      Sil
    2. Devalusyon değil de sanki revaluasyon var gibi duruyor.

      Sil
  30. Hocam bu durumda devalüasyon riski artıyor mu sizce?
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rezervlere bağlı, an itibarıyla cds primi 300'ün üzerinde ve rezervler düşüyor. Bu, sıkıntılı bir süreçte olduğumuzu gösteriyor.

      Sil
  31. Mahfi hocam selamlar, 1-2 yil icinde konut satis fiyatlarinda dusus olabilir mi? Cok tesekkurler, iyi bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşüş olur mu bilemiyorum ama artık artış olmuyor.

      Sil
  32. Hocam, petrol fiyatları ile meyve-sebze fiyatlarındaki artışlar göz önüne alındığında enflasyonun seyrine ilişkin beklentiniz nedir? Özellikle petrol fiyatlarındaki yükselişin henüz tam olarak yansımadığı mevcut durumda, Mart ayı enflasyonu ve önümüzdeki aylara dair tahminleriniz nasıl şekilleniyor? Ayrıca, enflasyonun Amerika’da dahi artacağı öngörülürken, Türkiye’de yeniden 3 yıl önceki yüksek enflasyon sürecine mi dönüyoruz? Süreç başa mı sarıyor? Bu gelişmeler ışığında genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye yüksek enflasyon sürecinden hiç çıkamadı ki geri dönsün.

      Sil
  33. Hocam merhabalar, yaklasik 1 aylik surede ciddi gerilimler oldu ve oluyor. Turkiye, turizmden yara aldigi gibi yakinda uretim ve ihracat kaynakli sorunlar ortaya cikacak gibi duruyor. Sonucta, korfez hem bir pazar hem de ithalat kapisi. Mevcut durum boyle devam ederse, sizce Turkiyeye buyume olarak etkisi ne olur?
    Butun bu bombalamalar, Irani karanlik bir doneme goturuyor gibi duruyor. Yillar icinde kurulan butun altyapi vs hep bombalandi, ne kadari kurtulur belli degil. Hemen yani basimizda Afganistan seviyesine dogru ilerleyen bir ulkenin olmasi, bizim ekonomimize nasil etki eder sizce? Kucuk bir Suriye bile ne hale getirdi ki, 90 milyonluk Irandan kacilabilecek 1-2 ulkeden biriyiz.

    YanıtlaSil
  34. Sonunda iyiler kazanır.

    YanıtlaSil
  35. Hocam altın çatır çatır düşüyor ne yapalım?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası