Cesur Yeni Dünya
Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı, yalnızca bir distopya değil, aynı zamanda modern insanın ilerleme düşüncesiyle kurduğu ilişkiyi de sorguluyor. Romanın İngilizce başlığı Brave New World, Türkçeye çoğunlukla Cesur Yeni Dünya olarak çevriliyor. Oysa Huxley’in kullandığı başlığa ilham veren Shakespeare’in Fırtına oyunundaki kullanımda “brave” sözcüğü yalnızca cesareti değil, daha çok “görkemli, şaşırtıcı, yeni ve tuhaf” bir dünyayı ima ediyor. Başlığın taşıdığı ironi de buradan doğuyor: Bu dünya gerçekten “cesur” mu, yoksa yalnızca “yeni” olduğu için mi böyle adlandırılıyor?
Huxley’in romanı 26'ncı yüzyılda
geçiyor ve savaşların, yoksulluğun ortadan kalktığı, istikrarlı, insanların eşit
ve mutlu görünmesini sağlayan bir düzeni anlatıyor. Ancak bu istikrarın bedeli
ağır görünüyor: Aile, sanat, edebiyat ve bireysel derinlik gibi insani alanlar
sistematik biçimde değersizleştiriliyor, hatta büyük ölçüde ortadan
kaldırılıyor. İnsanlar kontrollü hazlar, tüketim alışkanlıkları ve ilaçlar
aracılığıyla dengede tutuluyor.
Bugünden bakıldığında 26'ncı
yüzyılı görebilmek mümkün olmasa da 21'inci yüzyılda yapay zekâ, biyoteknoloji
ve dijital ağların ulaştığı nokta, Huxley’in sorularını yeniden gündeme
taşıyor. Algoritmaların tercihleri yönlendirmesi, biyoteknolojinin insan
bedenine müdahale kapasitesinin artması ve dijital platformların gündelik yaşam
üzerindeki etkisinin genişlemesi, bu tartışmaları daha görünür hâle getiriyor.
Artık mesele geleceğin nasıl olacağı değil, insanın teknolojiyle kurduğu
ilişkinin hangi yönde evrildiği olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede, Huxley’in dünyasına
ilişkin bazı izleri bugünden görebiliyoruz. Bazı toplumsal alanlarda haz odaklı
yaşam biçimleri güçlenirken, bazı alanlarda geleneksel yapıların çözülme süreci
hızlanıyor. Aile kurumu varlığını sürdürüyor olsa da modern toplumun
merkezindeki konumu geçmişe kıyasla daha tartışmalı hâle geliyor.
Eşitlik, Huxley’in hayal ettiğinin
tam tersi yönde ilerliyor: Birçok ekonomide gelir dağılımı daha da bozuluyor,
refah artışı ile eşitlik arasındaki bağ zayıflıyor. Zenginlik belirli
kesimlerde yoğunlaşırken, eşitsizlik giderek daha kalıcı bir yapıya dönüşüyor.
Ekonomik güvencesizliklerin arttığı toplumlarda, kolektif mutluluk iddiası da
daha tartışmalı hâle geliyor.
Kültürel alanda ise daha ince bir
dönüşüm yaşanıyor. Sanat ve edebiyat ortadan kalkmıyor, fakat bunlarla kurulan
ilişki dönüşüyor. Yazılı metinlerin yerini giderek daha fazla görsel içerik ve
sunum alırken, uzun süreli dikkat gerektiren kültürel formlar geri çekiliyor ve
yerlerini hızlı tüketilen içeriklere bırakıyor. Bu durum, kültürün yok
oluşundan çok, biçim değiştirmesi anlamına geliyor.
Bu dönüşüm her yerde aynı biçimde
yaşanmıyor. Batı dünyası daha çok tüketim ve bireysel haz tartışmaları
üzerinden ilerlerken, Doğu Asya bazı alanlarda teknolojik ve kültürel üretimin
yeni ağırlık merkezlerinden biri hâline geliyor. Birçok toplum ise bu iki
eğilimin arasında farklı konumlarda bulunuyor. Bu tablo, şimdilik Huxley’in kurgusunun
karşılığı olmaktan oldukça uzak.
Belki de burada asıl mesele
coğrafyalardan çok bir eğilim olarak beliriyor. Huxley’in cesur yeni dünyası,
belirli bir bölgenin değil, modernleşme sürecinin kendi iç gerilimlerinin bir
metaforu olarak karşımıza çıkıyor: Teknik ilerleme ile anlam kaybı arasındaki hassas
denge.
Bugünün dünyası bu açıdan ne tam
bir distopyaya ne de bir ütopyaya benziyor. Daha çok, konforun genişlediği
fakat anlamın daha kırılgan hâle geldiği bir ara formu andırıyor.
👏
YanıtlaSilMahfi hocam, yazınız bana algoritmalara ve görselliğe teslimiyetin yenilik yerine nasıl bir yavanlığa yol açabiieceğini düşündürdü. Çok yönlü düşündüren yazılarınız için teşekkürler
SilEmekleriniz için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız..
SilÇok teşekkür ederim.
Sil
YanıtlaSilHocam, emeğinize sağlık, teşekkür ederiz.
Akademiyle uğraşmayan, sıradan bir işte çalışan bir insan sizce okuyacağı on kitabın kaçını romana ayırmalı?
Sağ olun.
Sil10 kitabı hedef alırsak şöyle bir liste akademi dışındaki bir insan için uygundur diye düşünüyorum:
2 kitap polisiye - kara roman
5 kitap edebiyat
1 kitap tarih, felsefe
2 kitap da mesleki alan
Aldous Huxley in tüm kitaplarını okudum Brighton Rock,Island of Pala tavsiye ederim.
Silbilim kurgu edebiyata mı dahil hocam? (bkz: eşafmanlı şevket hoca)
SilBilim kurgu edebiyata dahildir. Bkz: Isaac Asimov: Vakıf.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilDeğerli Mahfi hocam, kaleminize sağlık. Teknoloji bize muazzam bir konfor, hız ve tıbbi imkanlar sunuyor. Ancak aynı teknoloji bizi yalnızlaştırıyor, dikkat süremizi eritiyor ve yaşamın trajik ama anlamlı yönlerini törpülüyor. Bunun bilincinde olan bireyler teknolojinin önünde veya arkasında değil tam olarak yanında hareket etmesi gerekiyor. Zira kör zihinler arasında görebilmek yetisi geleceğin en değerli varlığı olacaktır.
YanıtlaSilTeşekkürler, çok doğru tespit.
SilMahfi hocamız lütfen alınganlık göstermesin. Bunları sadece tespit mahiyetinde yazıyorum, eleştiri amaçlı değil.
YanıtlaSilMahfi hocamız; eski kuşaktan. "Eski" derken zaman anlamında kastediyorum, "geri" anlamında değil.
Eski kuşak insanlar (Mahfi hocamız dahil); toplumsal meselelere önem vererek, kamuculuğun kıymetli bir öğe olduğunu görerek yetişti, büyüdü, yaşlandı. Herhangi bir "siyasî ideoloji"den bahsetmiyorum; ideolojiler yelpazesi arasından kendinizi neye yakın hissederseniz hissedin farketmez, "toplum" ve "kamu yararı" gibi temel konu başlıkları daima en önce gelirdi. Eski kuşaktan insanların gündelik hayatlarında en çok değer verdiği konuların ilk sıraları arasındaydı.
Yeni kuşak iktisatçıların; "iktisat"la değil, "finans"la içli-dışlı olduklarını gözlemliyorum. Aslında bu insanlara "iktisatçı" demek ne kadar doğru emin değilim.
Mahfi hocamız "eski"de kalmış ("mazi"de kalmış) değerleri, kıymetleri hatırlatmaya uğraşıyor. İnsanların bamteline (ruhlarına) dokunmak istiyor.
Ama günümüz insanı; "eski"de kalan bütün bu kıymetleri artık hiç anlamıyor, anlamak gayreti içinde de değil. Mahfi hocamızın uyarılarını "nostalji buhranına kapılmış bir ihtiyarın rüyaları" olarak kabul ediyor; sadece ama sadece "altın", "döviz", "borsa", "emlâk (konut)", "kripto para piyasası" gibi kısa yoldan ve çabucak getiri elde edebilecekleri yatırım alanlarında tavsiye vermesini bekliyor ondan.
Yani:
"Eski" kuşaktan olan Mahfi hocamızın değer setleri ile,
Günümüzde "hedonizm"e ve "kısa vadeci"liğe alışmış "yeni model insan"ın değer setleri aynı değil.
Kuşaklar arasındaki bu uyumsuzluk daha da genişliyor, ve bu durumdan bahsetmek (açıkçası sızlanmak) yine "eski kafalı" olmakla ilişkilendiriliyor. (Yani kabahat yine Mahfi hocamız gibi insanların başına patlıyor. Çünkü onun gibi insanları "geçmişte kalmakla", "sürekli sızlanmakla, sürekli hayıflanmakla" itham ediyorlar.)
Bütün bunlara çözüm getirecek kişi olarak Mahfi hocamızı göstermek için yazmadım.
Sadece günümüzdeki sıkışmışlığa işaret etmek için, "yeni kuşak insan"ın donuk gözlerle bakan ruhsuzluğuna (hissizliğine) işaret etmek için yazdım.
Çözüm geleceğini de zannetmiyorun, bu uyumsuzluk büyümeye devam edecek...
Tespitleriniz de çok güzel ve doğru, ifade şekliniz de çok güzel ve doğru. Ben 63 yaşındayım. Sağcısı da kamucu idi solcusu da.. Bana göre burada alınacak hiç bir şey yok.
SilAlınganlık göstereceğim bir şey yok. Tam tersine benim anlatmaya çalıştıklarım da bunlar zaten.
YanıtlaSilhocam bence alınganlık gösteriyorsunuz, gizlemeye çalışmayın
SilSizi kandıramadım 😀
SilKalite,seviye zaman ilerledikçe düşüyor her alanda, artık kendini yetiştirmiş birikimli kültürlü insana denk gelmek zorlaşıyor, sıradanlık daha görünür ve yaygın. Zamanın ve toplumun ortalamasına dönüşüyoruz
YanıtlaSilÖyle görünüyor.
SilEmeğinize sağlık hocam.
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilSayın Eğilmez, teknolojik gelişme, dünyamızı globalleşmeye götürdü. Globalleşme de neticede insanları fazla profesyonelliğe yöneltti ve her şeye para gözü ile bakmaya başladık. Paranın nasıl kazanıldığının önemi kalmadı. Amatör ruh ortadan kalktı, felsefe, erdem, şövalyelik ruhu hiç önemsenmez oldu. Gücü yeten bütün paraya sahip olmaya başladı. Bence bu durum bir yücelme değil, batışı gösteriyor. Teknolojiyi , Globalleşmeyi yüksek ruh, erdemlilik, güvenilirlik, özde amatörlük doğrultusunda kullanmaya çevirmemiz gerekli diye düşünüyorum. Rekabetin gücü parada olmamalı.
YanıtlaSilÇok haklısınız ama bunu tersine döndürmeye yarayacak bir şey ufukta görünmüyor.
SilElinize sağlık Mahfi hocam. Biz mi kendimizi resetleyeceğiz, başkaları toplumları mı resetleyecek? Saygılarımla Fatih Demirtaş
YanıtlaSilBizim kendimizi yeniden başlatmamız pek olacak bir şey gibi durmuyor. Geçmişte bu tür yeni başlangıçlar hep savaşlarla olmuş. Keşke böyle olmasa.
SilMahfi üstadın, Kendime Yazılar blogunda kaleme aldığı bu yazının gerçek ağırlığının genelde, çok daha derin katmanlarda yattığı gerçeğini görerek okumanın keyfi daha anlamlı oluyor.
YanıtlaSilTeknolojiye bir araç olarak değil bir ortam değerlendirilmesi olarak bakılması lazım geldiği, medeniyetin sağlığının ölçülmesi ürettiği konforundan ziyade ; anlam kapasitesi ile ölçülmesi gerekliliği, bugünün dünyasında eşitsizlik kavramının daha da yaygınlaştığı, sığ düşüncelerin tehlike arzettiği, insanın kendi anlam üretme yetisinin koruması ve geliştirmesi… yazının içeriğini yansıttığına inanıyorum.
Mahfi hoca, Distopya & Ütopya dan hangisini işaret ettiğini açıklamıyor ama, < yönü görmek için durup bakmak gerekir >……dediğini duyar gibiyim.
Çok teşekkür ederim, harika bir özet olmuş.
SilKıymetli hocamızın -bence- neyi ifade ettiği çok açık. DİSTOPYA'yı işaret ediyor. Ki şahsen ben de aynı görüşteyim. Ben şahsen hep 1950'li yılların teknolojisi ile yaşamak isterdim. Bu baş döndürücü teknolojik gelişmeler keşke hiç olmasaydı. Dışında kalamıyoruz. İçine de tam olarak giremiyoruz. Bizim kuşak böyle bir kuşak. (63 yaşındayım)
SilEşitlik kavramı insan icadı bir şey. Doğal olan eşitsizliktir. Bu nedenle hiç bir zaman eşitlik olmayacak diyebiliriz. Yazıda belirtilen günümüzün hızlı tüketimi giderek artan oranda insanları yozlaştırıyor. Teknoloji kültürel yaşamı değersiz kılarak insanları gerçek sanattan uzaklaştırıyor. Bu tezim çoğunluk için geçerli, Mahfi bey gibi az sayıda entelektüeller hep olacak tabi.
YanıtlaSil🙏
SilDüzensizliği değiştirecek şey bilgidir.
SilAntropomorfik bir dünya tasarımında, Kapitalist Şirketler ; Milletleri, Ulusları ve Devletleri tehdit eder pozisyona geldiği aşikardır... rahatsızlığın delirium haline geldiğini son askeri savaşlardan anlıyorum. Abnormal insan unsurunun karar verici pozisyona gelmesi ise ayrıca psikotik bir olgu. Tanımlamayı doğru yapabildiğimiz taktirde anlamamız kolaylaşacak ve
YanıtlaSilçözüm hızlanacaktır. O kadar hızlı form değiştiriyorlar ki insan doğası gereği uyum sağlayamıyor. Bu sürüngenlerin ; Ahlakı, erdemi, bilinen kayıtlı bir dini yok. Yıllardır biliçaltı çalışması yaptıklarından, küresel, kollektif, yeni nesil köleliği geliştirdiler ve insanların hemen hepsi farkında değil.
Sizin makalenizin bende uyandırdığı düşünsel izdüşümü şimdilik bu kadar.
Teşekkürler.
Çok güzel, katkı için teşekkürler.
Sil🙏
SilÜtopyayı Cennet , Distopyayı ise Cehennem gibi yorumluyorum . Herkes Cennet gibi vaatler verir , sonuçta ne olacağını çoğunluk bilemez ama ne olduğunu görür . Sonucu oylarımız belirliyor .
YanıtlaSilÇok iyi.
SilMahfi hocam, astronomi ilginizi hiç mi çekmiyor? Sadece hitit ve ekonomi mi? Size şaşıp kalıyorum açıkçası, astronomi hiç merakı olmayan birini bile cezbeder. Kuantum fiziği bile cezbeder.
YanıtlaSilAstronomi çocukluğumdan beri en çok ilgimi çeken konulardan biri. Ama yalnızca iyi bir okur ve izleyiciyim.
SilBir de son zamanlarda ne kadar yanlış bildiğimiz şey varmış dehşetle izliyorum.
Bu konuda bir yazı yazsam iyi olabilir.
Yuh be 18.35! ''Mahfi hocam niçin kanaryaları sevmiyorsun, sende hayvan sevgisi yok mu?'' der gibi olmuş. Sen kendine şaşır birader. Mahfi hoca tevazu göstermiş, yanıt verirken kırıcı olmamaya özen göstermiş.
Silyahu, seni ilgilendiren şey ne? üçüncü taraf.
SilEğer mahfi hocamız alındaysa da özür diliyorum. Günlük konuşma sohbetiyle yazınca böyle oluyor. mahfi hocama saygım büyüktür.
SilAlınacak bir şey yok. Sevgiler.
SilYazınız için sağolunuz, bence distopya dünyasında yaşamaya başladık bile...
YanıtlaSilTeşekkürler, doğru.
SilHocam felsefeye ilgi duyduğunuzu biliyoruz.Antik çağ filozofları içinde,özellikle yakından ilgilendiğiniz bir isim veya ekol var mıdır?Varsa nedenini öğrenebilir miyim?
YanıtlaSil(Lütfen politik bir cevap olmasın.İllaki bir veya birkaç isim vermenizi rica ediyorum.:)
Saygılarımla.
Socrates, Anaksimandros, Konfiçyüs. Hepsinde rasyonel aklın izleri var.
SilBen de arabalara ilgi duyuyorum. Çok da sorum var ama korkarım Mahfi hoca cevap vermez. En iyisi Fatih Altaylı'ya sorayım.
SilYanıtınız için teşekkürler Hocam.
SilRasyonel akıl demişsiniz ama Mantıkçı Aristoteles’i saymamışsınız.
Ya da Matematikçi Pythagoras’ı?
Sokrat ve Konfüçyus'da akılcılık varsa bile eleştirel düşünceyi engelleyen bir yönleri de vardır. Sokrat Tanrılar'ın hep iyi gösterilmesini savunmuştur. Konfüçyus hep haklı görüldüğü için onun düşüncelerini eleştirmek suç sayılmıştır.
SilBirkaç isim denince üç kişi saydım. Aslında çok var tabii.
SilHocam, Konfiçyüs değil Konfüçyüs olacak.
SilTeşekkürler
SilAnlayamıyorum:
YanıtlaSilEnflasyon hızlı yükseliyor, ama niçin hızlı düşmüyor?
Enflasyonun hızlı yükselmesinin nedeni oy kaygısıdır (popülizm). Hızlı düşmemesinin nedeni de odur.
SilEskiden enflasyonun yüksek olması iktidara doğal olarak zarar verir denirdi. Şimdi ise enflasyonun yüksek olması hükümete yarıyor deniliyor. Bu da ilginç doğrusu.
SilGerçek ötesi olgusu yaşanan her toplumda bu tür sonuçlar çıkması normaldir.
SilGerçeğe ya da yalana inanmak birrylerin elinde!
SilHuxley'in romanı çok umutsuz. İnsanlık çok uzun sürse de hep ulaştığı bir umuda yürümüştür. Örneğin: Steinbeck'in Gazap Üzümleri'ndeki işçilerin durumu şimdi çok daha iyidir.
YanıtlaSilDoğru, işçilerin durumu bugün Steinbeck'in romanlarında konu ettiği işçilerden daha iyi ama 25 yıl öncesine göre daha kötü. 25 yıl önce işçi sendikaları bütün dünyada çok güçlüydü ve işçi haklarını çok daha iyi koruyorlardı. Bugün sendikaların gücü yok, işçilerin de.
Sil1867 yılı Dilaver paşa nizamnamesi ile Zonguldak , Bolu , Bartın , Kastamonu yöresinde 13-50 yaşındaki tüm erkekler ayda 14 gün yer altı maden ocaklarında iş çalışma mükellefiyetine tabidir ". 21 yıl sürmüştür . 1.ve 2. dünya savaşı ve Kurtuluş savaşı yıllarında kısmen uygulanmıştır . Buradaki 13-50 yaş sınırına ayrıca dikkat çekerim . Erkek nüfus azlığı nedeniyle 13 yaşına kadar inilmiş ve yaşıyorsa bile 50 yaşın üzerinde sağlıklı nüfus azdır .
SilYeni bir dünya kurulumu, yeni teknolojik gelişmeler..., yeni diye sunulan her ne varsa neden geriye gidişe sebep oluyor? Mesala yapay zeka işleri kolaylaştırıyor ama kimse artık işin temelini öğrenmiyor? Kod yazmayı bilmeye gerek yok tek komutla binlerce satır hazır, ingilizce öğrenmeye gerek yok sen konuş o çevirsin, kitap yazsın. Makale araştırmaya gerek yok, başlığı ver o uydurma kaynaklarla tezi yaratsın.
YanıtlaSilBir başka acı yanı, sizinle bu yazınız üzerinden tartışabilmem için önce yazınızı okuyup bahse konu kitabı, sonra bu alanda diğer felsefi düşünür ve romancıların anlatımları konusunda bilgi edinmeliyim ki kaliteli bir tartışmaya varalım. Yeni fikirler oluşturabilelim. Ama ne gerek kaldı ki, ver metni yapay zekaya, tartışma için "agresif, eleştirel, destekleyici..." bir seçimle metin yazdırt sonra ahkam kes. :/
Bu geriye gidiş değilde nedir?
Şöyle düşünelim. Bir kişi sizin dediğinizi yapıyor ve yapay zekaya göre düşüncesini ve tartışma alanını geliştiriyor. Bir başkası hem yazıyı hem kitabı okuyor sonra aklında oluşanları bir kez de yapay zeka aracılığıyla kontrol ediyor. Sizce hangisi daha üstün bir konumda olur? Bence ikinci kişi.
SilYapay zekadan faydanılınmasın demiyorum, doktorlarda artık faydalanıyor. Faydalanmalılarda ama artık öğrenme araştırma arzusu geriye gidiyor. Bilgin olmadan fikrin olması gibi bir şey söz konusu oluyor.
SilAslına bakarsanız bu sözünü ettiğiniz kişilerin çoğu yapay zeka olmasa o kadarını da öğrenmeyecek olanlar. :)
SilYapay zeka resmen allame-i cihan oldu. Herhangi bir yazar chat gpt için bir web sayfası hükmünde sanki! Bu da garip bir durum.
Sil"Yapay Zekâ"nın pek çok insanın tembelliğini pekiştireceğine dair uyarılar ve endişeler var.
SilBu uyarıları ve endişeleri haklı görmekle birlikte; insanın bedensel (vücutsal, fiziksel) gereksinimlerinin insanı hâlâ kendi doğal zekâsını kullanmaya yönelttiği gerçeğini unutmamalıyız. Yani "tembelliği" kendi irademizle istesek bile, vücudumuz hayatta kalmak için sinyaller vermeye devam edecek (açlık, susuzluk, baygınlık vb. gibi en kök sinyallerden bahsediyorum) böylelikle hayatta kalmak için hâlâ kendi zekâmıza olan ihtiyacımız devam edecek.
Eğer ilerleyen birkaç yüzyıl içinde "insan vücudu" da herhangi bir bilgisayarın bileşenlerinin mimarisini tamamen keşfetmek ve hâttâ tamamen kodlamak gibi bir duruma gelirse (teknoloji o seviyeye kadar yükselebilirse); işte o andan itibaren insan vücuduna dair endişeler geçerli olabilir. Ama o aşamaya gelene kadar daha çoooook vakit var.
"Yapay Zekâ ile insan vücudunun kodlanması" meselesi; şu an en realist düzlemde hastalıkların keşfedilmesi ve tedavi çözümlerinin üretilmesi için kullanılıyor, hastalıklı organların tedavisi için (veya kopmuş, parçalanmış organlara prostetik organlar üretebilmek için) kullanılan pek çok "Yapay Zekâ" projesi mevcut. Fakat bu projelerin hepsi henüz emekleme aşamasında. "Bütün insan vücudu"nu baştan-aşağı, tamamen, büsbütün kodlayabilen ve pratik çözümler (tedaviler ve organlar) üretebilen bir "Yapay Zekâ" teknolojisi gelmedi henüz.
Özetin özeti:
"Tembel" olmayı çok istesek bile, insan vücudunun gereksinimleri bu tembelliğe izin vermez. "Yapay Zekâ"; insan tembelliğini tehlikeli boyutlara getirecek kadar gelişmedi henüz.
Hocam,
YanıtlaSilHayatın akışı içinde:
Aldığınız kararlar ve çevrenizdeki etmenlerin birleşmesi; sizi "arkeolog & antropolog" olmaya yöneltse idi, bu meslekleri ister miydiniz?
Yani:
"Hitit kazı çalışmaları kurul başkanı ve sözcüsü, arkeolog Prof. Dr. Mahfi Eğilmez" ve benzeri bir hayattan bahsediyorum.
("İktisat"ı küçümsediğimi düşünmeyiniz lütfen.)
Arkeoloji ve antropoloji çok önemli iki bilim dalı. Bu iki dal açısından Türkiye harika bir laboratuar. Ekonomi ve sosyoloji için de harika bir deney alanı. Ben iktisatçılıktan mutluyum. Ama eğer arkeolog ya da antropolog olsaydım o meslekleri de çok keyif alarak yapardım.
SilHocam Huxley eserini 95 yıl önce yazmış günümüzdeki karşılığı rantiye yeni dünya oluyor.
YanıtlaSilAhlaksız Yeni Dünya.
SilDünya her zaman çoğunluğun ahlaksızlığı üzerine kurulu oldu.
SilHocam merhaba
YanıtlaSilEskiden totaliter rejimlerde devleti yönetenlerin polisleri, askerleri ve ajanları olurdu. Her zaman her yerde konuşamazlardı. Dikdatör rejimlerse bu rejimlere özenirdi.
Günümüze geldiğimizde internet ve akıllı telefonlar algoratirmaları sayesinde ve gelişen yapay zeka teknolojileri ile insanların her anını gözetleyerek sanal bir totaliter rejim uyguluyorlar. Özellikle Google bilgilerimize bedava erişerek ve bunları satarak devasa paralar kazanıyor.
Bu romanda da tek tip insan olunması bana bunları çağrıştırdı. Geleceğimiz hümanizmden ziyade tek tip insan toplumuna doğru evrilecek gibime geliyor.
Bu yüzden de beyinlerimizi fazla kullanmayarak daha az zeki bireyler olacağız.
Şu anki nesli de suçlamaya gerek yok. Biz yeni nesil olsaydık onlardan farkımız olmayacaktı.
Bence en büyük mesele insanlığın sürekli bir yarış içinde olması ve olumsuz sonuçlarını düşünmemesidir.
İşin en rahatsız edici yönü bütün bilgilerimizin ortalığa saçılmış olması, haklısınız.
SilHocam cesurluk demişken sendikaların muhalefet belediyelerinde hak arayışını daha bir sert yönettiği ve daha fazla hak talebinde bulunma cesareti gösterdiği gözlemi haklı mıdır?
YanıtlaSilOlası bir hükümet değişiminde sendikaların daha cesaretli ve talepkar olacağı beklentisi doğru mudur?
Doğru olduğunu sanıyorum.
SilBahsettiğiniz Cesur Yeni Dünya eserini okumadım. Ancak 26. yüzyıl denilince dikkatimi çekti bu yazı. 26. yüzyılda acaba dünya veya daha geniş kapsamıyla evren nasıl olacak? Teknoloji alanındaki son gelişmelere bakınca da gelecek yüzyıllarda Star Wars/Yıldız Savaşları filmlerindekine benzer bir ortam olabilir mi sorusu aklıma geliyor. Yapay zeka daha da gelişir ve robotlar günlük kullanım düzeyinde dahi insanlar ile etkileşimde bulunur. İletişim teknolojileri güçlenir. Uzay teknolojileri gelişir ve uzayda seyahatler yapılır ve karayolu trafiğinin yerini biraz daha havayolu trafiği alır belki. Ancak diğer taraftan kaynaklar için güç mücadeleleri yine devam eder.
YanıtlaSilHocam işler çirkinleşecek.
YanıtlaSilYeterince çirkin zaten.
SilHocam şimdilik distopya ile ütopya arasındayız fakat korkarım ki ilerleyen zamanlarda distopya'ya evrilecek gibi duruyor. Ne dersiniz?
YanıtlaSilO zamana kadar belki başka bir topya çıkar ortaya.
SilHocam, eğer müsaitseniz bence gelecek dünya öngürülerinizi tamamen yazabilirsiniz. Teknolojinin toplum üzerindeki etkisi, yapay zekanın ekonomiye etkisi, popülizm, kutuplaşma, post-truth, şu anın geleceğe etkisi gibi. Hem bugünlerin ağırlığı daha iyi anlaşılır, hem hoş eklemeler olur hem de geleceğe hazırlıklı olabiliriz. Saygılar, sevgiler 🌸
YanıtlaSilBen geleceğin ekonomi düzenini Yeni Ekonomi kitabımda yazdım.
SilSevgiler.
Sevgili Hocam, Huxley dahil, 1980lere kadar olan roman ve yazıların insanı evrenin merkezine koyduğunu düşünüyorum. (vakıf serisi dahil). Oysa bu yüzyılda yazılan muhteşem kitaplar evreni kendi merkezine koyuyor. Bence bu yüzyılın en muhteşem kitabı 3 body problem serisi. Orada teknoloji ve bilimin bize getirdiği ve daha çok başında olduğumuz bilgilerin birleşimi kullanılarak Çin perspektifi ile çok başka bir görüş açısı sunuyor. Adrian Tchaikosky romanları da bilimi dahil ederek mutiverse, multidimensions, AI ve bilgi evreninin davranışları ile yeni görüşler sunuyor. Değişim ahlakıda değiştirmek zorunda. Kaynak savaşları doğanın en değişmez kanunu. Bizler sadece değişime reaksiyon gösteriyoruz diye düşünüyorum. Biz varolmak zorunda değiliz ama varolmak için herşeyi yapmalıyız. Çok kısa yaşıyoruz ve belirli bir boyuttan sonrasını göremiyoruz, anlamıyoruz ve değerlendiremiyoruz. Size saygım sonsuz ama Brand New World zamanı geçmiş bir romandır.
YanıtlaSilMahfi Hocam selamlar, şu yapay zeka birde siyasetçilerin işini elinden alsa keşke. Kavga izlemekten, yalan söz dinlemekten, riyakar insanları görmekten kurtuluruz. Bıktık usandık artık...
YanıtlaSilDerdini Yapay ,Suni zekaya dök ve dermana yer açılsın diyesim geldi şimdi. Çok tüketiyoruz zaten malum, üretelim de
YanıtlaSilHocam, altında diğer ülkeler alıcı olmaya devam ederken rusya ve biz net satıcı konumundayız. Altın alım satımında bizim tcmb nin strateji nedir? iç şoklara karşı rezerv erimesinden başka açıklaması var mı?
YanıtlaSilRusya hem savaşta hem de ambargo altında, ona bir şey diyemem. Bizde ise yabancılar risk arttığında piyasadan çıkıyorlar. MB, döviz talebini karşılayabilmek için altın satıyor.
SilYapay zeka her zaman doğru bilgi veremiyor Malum sanalda o kadar yanlış bilgi var ki YZ da onları tarayıp cevapladığı için çoğu zaman faydalı olamıyor Ayrıca matematikte çok başarısız, hatasını söyleyip tekrar denemesini istediğimde de "çok sabırlısın teşekkürler bu defa yapacağım" diyor Kendi adınızı yazıp detay isteyin size mikrobiyoloji uzmanı cv si bile verebilir. :)))
SilSinemada bu kitaba benzer bir film daha var hocam. BRAZIL adı izlemediyseniz. Muhakkak izlenmeli...
YanıtlaSil