Uluslararası Yatırım Pozisyonu Negatifse Ne Olur?
Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP), bir ülkenin yurt dışıyla olan finansal ilişkisini anlamak için en önemli göstergelerden biridir. UYP, bir ekonomide yerleşik kişilerin yurt dışından olan alacakları ile yurt dışına karşı olan yükümlülüklerinin belirli bir tarihteki toplamını gösterir. Başka bir ifadeyle UYP, bir ülkenin dış dünyaya karşı net olarak alacaklı mı yoksa borçlu mu olduğunu ortaya koyan bir bilanço gibidir.
Ülkeler, yıl boyunca yurt dışından mal ve hizmet ithal ederken aynı zamanda ihracat da yapar. Eğer ithalat ihracattan fazla olursa ve turizm, taşımacılık gibi hizmet gelirleri bu farkı kapatamazsa ortaya cari açık çıkar. Bu durum, ülkenin dış dünyaya sattığından daha fazlasını satın aldığı anlamına gelir. Bu şekilde oluşan açığın finanse edilmesi gerekir.
Cari açık aslında bir döviz ihtiyacıdır ve bu ihtiyaç finans hesabı üzerinden karşılanır. Bunun temel olarak üç yolu vardır. Birincisi yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesidir. Yabancılar hisse senedi alabilir, devlet tahvillerine yatırım yapabilir ya da doğrudan üretim birimleri kurabilir. Bu durumda ülkeye döviz girişi olur ancak aynı zamanda ülkenin dış yükümlülükleri artar. İkinci yol dış borçlanmadır. Bankalar yurt dışından kredi alabilir veya devlet uluslararası piyasalarda borçlanabilir. Bu yöntem de kısa vadede döviz girişini sağlar fakat gelecekte geri ödenmesi gereken bir yük oluşturur. Üçüncü yol ise rezerv kullanımıdır. Merkez bankası döviz satarak açığı finanse edebilir ancak bu durumda yeni bir kaynak girişi olmaz, yalnızca mevcut rezervler azalır.
Genel olarak cari açık veren ekonomilerde finans hesabı fazla verir. Yani ülke, verdiği açığı kapatabilmek için dışarıdan kaynak bulur. Bu kaynak ya borç ya da yabancı yatırım şeklinde gelir. İşte tam bu noktada UYP devreye girer. Çünkü UYP, tüm bu finansal hareketlerin zaman içinde birikmesiyle oluşan stok durumunu gösterir. Örneğin yabancı bir yatırımcı Türkiye’de yatırım yaptığında ülkeye döviz girer ancak aynı zamanda Türkiye’nin yükümlülükleri artar ve bu durum UYP’yi daha negatif hale getirir. Buna karşılık Türk şirketleri yurt dışında yatırım yaptığında Türkiye’nin dış varlıkları artar ve UYP iyileşir.
Bu süreci tek bir zincir halinde düşünmek mümkündür: Cari açık oluşur, bu açık döviz ihtiyacı yaratır, finans hesabı aracılığıyla bu ihtiyaç karşılanır ve sonuç olarak ya yükümlülükler artar ya da varlıkların yapısı değişir. Tüm bu hareketler zaman içinde birikerek ülkenin UYP ‘sini biçimlendirir.
Bu noktada önemli bir yanlış algıyı da düzeltmek gerekir. Ülkeye para girişi her zaman olumlu bir gelişme değildir. Eğer bu giriş borçlanma yoluyla gerçekleşiyorsa gelecekte geri ödenmesi gereken bir yük doğurur. Eğer varlık satışıyla gerçekleşiyorsa bu kez ülkenin elindeki dış varlıklar azalır. Dolayısıyla dış finansmanın miktarı kadar niteliği de önem taşır.
UYP’nin nasıl yorumlandığını anlamak için basit bir denklem yazabiliriz:
UYP Net = Yurt Dışı Varlıklar − Yurt Dışı Yükümlülükler
Yükümlülüklerin varlıklardan fazla olması durumunda UYP negatif olur ve bu da ülkenin dış dünyaya karşı net borçlu olduğunu gösterir. Eğer varlıklar yükümlülüklerden büyükse UYP pozitif hale gelir ve ülke net alacaklı konumuna geçer.
Yazının ekindeki tablo Türkiye’nin yıllar içindeki Uluslararası Yatırım Pozisyonunu göstermektedir. Ekte sunulan tabloyu grafiğe dönüştürdüğümüzde şöyle bir görünüm çıkıyor:
Türkiye’nin verileri yıllardır negatif bir net UYP’ye işaret ediyor. Bunun en önemli nedeni, yıllar boyunca süren cari açıklardır. Türkiye, genellikle ithalatını ihracat gelirleriyle tam olarak finanse edememiş ve aradaki farkı dış kaynak kullanarak kapatmıştır. Bu durum zaman içinde yükümlülüklerin birikmesine yol açmıştır.
Bir başka faktör Türkiye’nin kronik tasarruf açığıdır. Ekonomide yatırımların finansmanı ya yurtiçi tasarruflarla ya da dış kaynaklarla sağlanır. Türkiye’de yatırım ihtiyacı yüksek olmasına karşın tasarruf oranı görece düşüktür. Bu nedenle aradaki fark dış borç ve yabancı sermaye ile kapatılır. Bu da yine yükümlülüklerin büyümesine neden olur.
Ayrıca Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin yapısı da tabloyu etkilemektedir. Ülkeye giren fonların önemli bir kısmı portföy yatırımı ve kısa vadeli finansman niteliğindedir. Bu tür sermaye hareketleri hızlı yön değiştirebilir ve genellikle borç benzeri özellik taşır. Dolayısıyla kalıcı varlık birikiminden çok yükümlülük artışı yaratır.
Öte yandan Türkiye’nin dış varlıklarının daha sınırlı kalmasının da çeşitli nedenleri vardır. Türk şirketlerinin yurt dışı yatırımları gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük düzeydedir. Ayrıca merkez bankası rezervleri de toplam yükümlülükler karşısında görece sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle varlıklar artsa bile yükümlülükler daha hızlı büyüdüğü için net pozisyon yıllardır negatif seyretmektedir.
Veriler de bu eğilimi açık biçimde gösteriyor. 2000’li yılların başında daha sınırlı olan net açık zaman içinde büyümüş ve yüz milyarlarca dolarlık düzeylere ulaşmıştır. İstisnai dönemlerde bazı iyileşmeler görülse de genel eğilim Türkiye’nin net borçlu ülke konumunu koruduğunu ortaya koymaktadır.
Bu aşamada kritik bir noktayı vurgulamak gerekir: Negatif UYP, bir ülkenin iflas ettiği anlamına gelmez. Asıl anlamı, ekonominin dış finansmana bağımlı olmasıdır. Yani küresel sermaye akımlarında yaşanabilecek ani bir duruş ya da dış finansman maliyetlerindeki artış ekonomiyi daha kırılgan hale getirebilir. Bu nedenle yalnızca UYP’nin negatif olup olmadığına değil, aynı zamanda yükümlülüklerin yapısı, vadesi ve sürdürülebilirliğine de bakmak gerekir.
Sonuç olarak Türkiye’nin negatif Uluslararası Yatırım Pozisyonu, uzun yıllar boyunca verilen cari açıklar ve yüksek yatırım ihtiyacının dış finansmanla karşılanmasının doğal bir sonucudur. Türkiye büyümesini sürdürürken dış kaynak kullanımını artırmış ancak aynı ölçüde dış varlık birikimi sağlayamamıştır. Bu da yükümlülüklerin varlıklardan daha hızlı artmasına ve Türkiye’nin net borçlu bir ekonomi olarak konumlanmasına yol açmıştır.
Ek: Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyonunda Yıllar İtibarıyla Gelişme (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, milyon dolar):
İzahatınız için çok teşekkür ederim hocam, emeğinize sağlık. Yüksek düzeyde seyreden negatif UYP aynı zamanda ülkemizin üretim yapısının, yatırımlarının niteliğinin ve büyüme kalitesinin doğal bir yansıması gibi anlaşılıyor. 1950'ler sonrası Güney Kore ile ya da daha yakın dönemi kapsayan AB üyesi eski demir perde ülkeleriyle yapılacak bir mukayese UYP açısından bizlere nasıl bir sonuç verir di ? Türkiye acaba 2000'lerin ilk yarısında AB üyesi olabilseydi bu husus UYP'nu nasıl etkiler di ? Syg.
YanıtlaSilÇok farklı olurdu diye tahmin ediyorum.
SilSayın hocam şirketlerin favök öncesi ve favök sonrası açıklanan bilançolarda arada devasa bir açıklık oluyor.Şirketler bu konuda bir hukuk dışı işlemler yapıyor olabilirmi.
YanıtlaSilBir bilgim yok bu konuda.
SilFAVÖK, "Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr" demek. faiz tarafı tek başına aradaki devasa farkı açıklamaya yeter.
SilSelamlar Hocam,
SilBu cari açık döviz açığını ifade ediyor bir anlamda, TL ile ithalat yapabilirsek cari açık düşer mi ?
İkinci soru parası dünyada rezerv para olan ülkeler, ABD gibi, cari açık karşısında sıkıntı yaşamaz denilebilir mi?
TL ile ithalat yapamayız. TL'nin enflasyonu % 30'un üzerindeyken kimse TL almayı kabul etmez. Hayal kurmanın anlamı yok. Öte yandan cari açık dolarla ya da TL ile ithalat yaptığımız için artmıyor. İthalatımız ihracatımızdan gazla olduğu için artıyor. TL ile ödeme yaparsak bu cari açığı etkilemez finansman şeklini etkiler.
SilABD gibi parası rezerv para olan ülkeler de cari açık sıkıntısı yaşar. Bunu gidermek için para basarsa bu kez parasının iç ve dış değeri düşer. Yani cari açığı çözer belki ama bu kez enflasyon ve dış değer kaybı yaşar. Bu da bir süre sonra doların rezerv para özelliğini kaybetmesine götürür.
Teşekkürler Hocam.
SilTL ile ithalat yapabiliyor olsaydık veya şöyle diyeyim, kendi para birimi ile ithalat yapabilen veyahut rezerv paraya sahip ülkeler de cari açık verebilir katılıyorum ama kendi para cinsinden cari açık verdiği için kur krizi, yüksek faiz düşük kur sarmalı, yüksek enflasyon sıkıntısına girme riski öoj daha düşüktür, ABD ve Fransa gibi, doğru mudur, değilse neden ?
BORÇLU VE NEGATİF BİR ÜLKE İSEK, BANKALAR YURT DIŞI KREDİYİ NASIL ALIYORLAR HOCAM.
YanıtlaSilBorçlu şahıslar nasıl kredi kartı alabiliyorsa öyle alıyorlar. Burada önemli olan borcu ödeyip ödemediğinizdir. Öte yandan bankalar karşılıklı iş yaparlar. O nedenle birbirlerine kredi açarlar. Bir başka konu da bizde asıl borçlu olanlar bankalar değil diğer şirketlerdir.
SilNasıl oluyor da sürekli açık verdiğimiz halde yine de kredi bulabiliyoruz?
SilBenim teorim şu:
Biz nasıl sürekli dış kaynak bulmak zorundaysak bazı Ülkeler de sürekli fazla verdikleri için borç vermek zorundalar.
Eğer onlar borç vermezlerse ekonomilerinde büyüme durur, rekabetçi bir ekonomi olmaktan çıkıp balon bir ülke haline gelirler.
Bilmem katılır mısınız Hocam bu görüşe.
Mahfi hocam peki türkiyede, yatırım yapılacak alanlar neler.
YanıtlaSilÖzellikle beyaz yaka ev alamadığı için para biriktirmiyor ve harcıyor. Gününü yaşamaya çalışıyor. Kafeler doluyor. Kafe işletmeciliği iyi bir alan olabilir.
Silyurt dışı yatırımcıları son 6 yıldır sadece borsaya yatırım yapıyor.Çünkü ne zaman gireceklerini ve ne zaman çıkacaklarını çok iyi biliyorlar.hep kazanıyorlar.
YanıtlaSilO yüzden de Türkiye iflah etmiyor.
SilASELSAN'ın değeri 45 milyar dolara çıktı.
SilÇok güzel.
SilFikrinize, ellerinize sağlık Hocam bu sade anlaşılır yazınız için.
YanıtlaSilAnladığım, küresel piyasalar nezle olsa bizim kalp krizi geçirme riskimiz var. Hele bu yıl 2.çeyreginde -348 ise yıl sonu aort damarlar biraz daha zorlanacak, bu verinin 3.ve 4. Çeyrekteki takibini yapmak lazım. Saygılarımla.
Haklısınız.
SilSelam Hocam
YanıtlaSilTRYUSD
2011/0,75
2026/0,02
%98 Değer kaybetmiş.
Final nasil olur sizce?
Tuttukları halde böyle.
SilNapsınlar dövizi salıp milletin başına musallat mı etsinler. Artık o devalüasyon günleri bitecek ve revaluasyon günleri başlayacak. Bunu herkes kafasına soksun!
SilÇok doğru, ele güne yüzde 15 - 20 dolar faizi ödeyerek devam ediyoruz. Yeter ki devran dönsün.
SilParasi olan turkiyeyi sever cekilir kosesine bakar corbasina.halk makarna ekmek yesin bir de cocuk yapsin.
SilUYP BİZİM ÜLKE İÇİN UYU YAT POZİSYONUDUR, HOCAM.
YanıtlaSil2026 yıl sonu enflasyon tahmini alabilirmiyiz hocam.
YanıtlaSil% 32 - 33
SilO zaman milli gelir 2 trilyon dolar olur.
SilDoğru. Enflasyon ne kadar yüksek kur ne kadar düşükse GSYH o kadar büyüyor. Ne sihirdir ne keramet el çabukluğu marifet.
SilDöviz artacak diye bir kaide olmadığına göre liranın güçlenmesinden kimse rahatsız olmamalı. Döviz artmıyorsa demek ki bunu dengeleyen unsur ve unsurlar var demektir. Artacak pozisyon olsa zaten artar.
SilTabii dengeleyen unsurlar var. Dünyanın en yüksek dolar faizini verirseniz kur artmaz.
SilÜlkede döviz bolluğu varsa döviz neden artsın ki?
SilBir üstteki yorumu bir daha okursanız sorunuzun yanıtını orada bulacaksınız.
Siltamamda bu dolar faizini ödeyecek döviz nerden geliyor
SilAslında dolar faizi ödemiyoruz. Dolar geliyor TL'ye dönüyor ve yüksek TL faizi alıyor. Vade sonunda dolara döndüğünde (kur düşük kaldığı için) yüzde 15 - 16 dolar faizi elde etmiş oluyor.
SilFaiz yüksek olunca dolar geliyor, dolar gelince kur yükselmiyor ve kur yükselmeyince daha fazla dolar geliyor. Ponzi Oyununun dövizle oynanan versiyonu. Yeni giriş olmadığında sistem çöker.
Mahfi hocam yeni öğrendim, sizinle paylaşmak istiyorum.Evrende 2 trilyon galaksi varmış ve her galaksinin içinde 400 MİLYAR yıldız varmış.ne kadar büyüleyici değilmi hocam......
YanıtlaSilBu dediğiniz gözlemlenebilir evrendeki galaksi sayısı. Gözlemlenemeyen kısımda ne kadar galaksi var bilmiyoruz.
SilMAHFİ HOCAM ÜLKEMIZDEKİ VERGİ SİSTEMİ İLE İLGİLİ BİR YAZI KALEME ALABİLİR MİSİNİZ. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
YanıtlaSilBu, bir yazıdan çok daha fazlasını yazmayı gerektiren bir konu. Yine de bir düşüneceğim.
Sil30 sene turkiyede yasamis 2 senedir hollanda olan biri olarak yaziyorum. Turkiyede vergi sistemi ceza sistemi var denemez.
SilEn yüksek vergileri zengin ülkeler toplar.
Silson 6 yıldır yazılarınızı okuyorum hocam, söylediklerinizin yüzde 80 'ni doğru çıktı. Bu türkiyenin değişmez kaderimi hocam.
YanıtlaSilMaalesef öyle. Bilim dışına çıkan her ülkenin başına bu gelir.
Sil2001 ekonomik krizi ile şimdiki ekonomik kriz arasındaki farklar nelerdir hocam.
YanıtlaSilO zamanki ekonomik krizdi, şimdiki sosyal, siyasal ve ekonomik kriz.
SilSiyaset olarak iyiyiz dünyada sözü geçen ve dinlenen bir ülkeyiz. Ama sosyal olarak da çürümüşlük var. Halkın belli bir kesimi manevi kriz içinde lakin farkında değiller. Bu manevi boşlukta debelenenler başkalarına çamur atarak kendilerini terapi ettiklerini sanıyorlar.
SilHangi alanda sözümüz geçtiğine dair somut bir örnek verebilir misiniz?
SilArabuluculuk alanında sözü geçiyor sözü az ya da çok dinleniyor. Eskiden Türkiye'nin dış dünyada esamesi yoktu Türkiye, sınırları dışında (başka ülkelerde) en fazla askeri varlığı ve üssü bulunan dünyadaki 4. ülkedir.
SilKimlerin arasını bulduk mesela?
Silesamesimi yoktu alenen niye yalan konuşursunuz anlamış değilim herkesi kendiniz gibi bilgisizmi sanıyorsunuz o üsler karşılığında neler veriyoruz birde onu konuşmak gerek hersene milyarlarca dolar afrika ülkelerine hibe ne diye yapar ekonomik krizdeki bi ülke?
SilSon 50 yıldır ekonomi sarmalından çıkamamanın nedeni nedir, mahfi bey.
YanıtlaSilÇıkmak için bilimsel yollara başvurulmaması.
SilHocam ucu açık cevap vermeyin. Çözümü söyleyin direkt.
SilÇok net bir cevaptı. Örnek verirsem daha iyi anlaşılır. Faiz sebep enflasyon sonuç diye sebep sonuç ilişkisini karıştırarak yola çıkarsanız sarmaldan kurtulamazsınız.
SilYani bilime aykırı davranan bir ülke hep böyle sarmallar içinde savrulur durur.
Borç; sadık bir köle olduğu sürece iyidir, ancak efendi olmaya başladığında felaket yakındır. Victor Hugo, (1802~1885)
YanıtlaSilSayın hocam varlık barışının bir etki yaratıp ilgi görecegini beklermisiniz...enflasyonu olan bir para birimine kim niye gelsin karapara bile olsa 45 lira kurla girdginde kaç la çıkacağı belli degil ve risk yüksekken gelirmi sizce?(kirli hiçbir paranın ülkeye girmemesini arzu ederim).
YanıtlaSilEtkisi olur ama beklendiği kadar olmaz.
SilMahfi bey öncelikle 19 mayıs Atatürk ü anma gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun, güncel ve mukayeseli yazınız için teşekkür ederim, uluslararası yatırım pozisyon verileri trendi daha iyi görmek için eski tarihlere giden veriler varmı 1990 lı yıllar gibi ayrıca eksi 348 milyon dolarmı milyar dolar mı acaba, birde mukayese açısından Almanyanın uyp değeri nedir, teşekkür ederim,
YanıtlaSilEldeki en eski veri 1996 yılına ait. Eksi 50 milyar dolar.
SilAlmanya kabaca 4 trilyon dolar artıda.
Mahfi bey, gerek dış ticaret açığı, gerekse uluslararası yatırım pozisyon açığı 80li yıllardan beri giderek artan ivme de devam ediyor, rahmetli Turgut Özal ekonomiyi dış dünyaya açtı, döviz yasaklarını kaldırdı, ancak rekabetçi ekonomi modelini kuramadığı için dış ticaret açığı ve uluslararası yatırım pozisyon açığı devam etti, bazı yazarlar yastıkaltı altın ve döviz varlığımız bu değerde olup yatırım ve döviz açığımızı muhasebeleştirip durumu iyi göstermelerini nasıl değerlendirirsiniz, selamlar,
YanıtlaSilUlaşılamayan varlık varlık değildir.
SilMahfi bey, bu gün yaşadığımız ekonomik sorunların temeli daha derinlerde yatıyor, bir doların 2 TL den 1,2 TL ye düşürülüp, 1 dolar 1 TL olacak amerikan ekonomisi batıyor, söylemlerinin olduğu yıllarda her mal yurt içinde üretilenin yarı fiyatına olduğu, kendimizi zengin ve serap etkisinde olduğumuz yıllarda rekabet şartlarını kaybetti, dışarıdan oluk oluk döviz aktığı yıllarda döviz kurunu yönetemediği yıllarda yaşadı, selamlar,
YanıtlaSilTürkiye birçok şeyi üretiyor sadece petrol ve doğalgaz yüzünden açık veriyoruz. Türkiye'nin üretim potansiyeline inandığı için Alibaba Trendyol'u satın aldı. Trendyol bu üretimden aldığı güçle geçen sene 3 milyar dolar e ihracat yaptıl
SilAlibaba Türkiye'nin üretim gücüne değil tüketim gücüne güvendiği için Trendyol'u satın aldı.
SilTrendyol bir dünya.markası olmuş. Sadece Türkiye'de satmıyor Türk üreticiler malını dünyaya satıyor. Kısa zamanda 10 milyar dolar e ihracat bekleniyor.
Silhocam turkiye niye var?
YanıtlaSilAtatürk olduğu için.
SilSayın Eğilmez,
YanıtlaSilDüşük kur yüksek faiz ile devalüasyon yapılmadan ekonomi ne kadar süre ile idare edilebilir?dünya ekonomi tarihinde geçmişte yaşanmış böyle bir deneyim var mı?
Sağlık ve esenlikler dileğiyle
IMF programları hep böyledir. Ama süre uzadıkça tehlike artar.
SilHocam güzel söylediniz. Peki bizimki bir IMF programı mı?
SilEvet bizdeki IMF'den maddi destek almadan uygulanan bir IMF Programı. Destek alsak ucuza dış kaynak kullanacaktık almadığımız için çok pahalıya dış kaynak toplamaya uüğraşıyoruz.
SilNeden IMF ile bir program yapılıp devam edilmedi de yüksek faizli tefecilere gidildi. Bunun iki sebebi var:
SilBirincisi Popülizm. Çünkü IMF nin bizdeki imajı "haciz memuru, acı reçete yazan, müstemleke valisi" gibi algılanıyor.
İkinci sebep ise denetimden kaçınma. Çünkü IMF ile bir program yapınca gelip denetliyor. Biz millet olarak denetlenmeyi, hesap vermeyi sevmeyiz. Çalıştığım firmada denetim denince diken diken olurduk. Dokümanları maniple edip cilalardık. 🙂
👍
SilTürkiye'nin dövize mi ihtiyacı var. MB 171 milyar dolar rezerve sahip. IMF gelip sana ne yapacak?
SilSevgili üstat günaydın.
YanıtlaSilSizden düzenli olarak yeni şeyler öğrenmeye devam etmek çok değerli. Bunun için teşekkür etmek isterim.
Eğer yazınızdan doğru anladiysam bir ülkenin toplam varlıklarının borçlarına karşılaması anlamına geliyor uluslararası yatırım pozisyonu. Eğer bir şirket için değerlendirirsek bilançosunda’daki toplam varlıklarının borçlarının altında kalması yani teknik anlamda iflas.
Bilginizi rica ediyor iyi günler diliyorum.
Çok selam ve sevgilerimle
Estağfurullah, amacımız hep birlikte doğruyu bulmak ve bizi yönetenlere ısrarla doğruyu anlatmaya çalışmak. Çünkü yanlışın faturasını biz ödüyoruz.
SilVarlıkların yükümlülükler altında kalması her zaman iflas anlamına gelmez biliyorsunuz. Alacaklar da olabilir. Ama sizin de dediğiniz gibi şirket ile devlet aslında farklıdır. Şirket bu kadar ağır yükümlülüğün altında kalırsa iflas edebilir. Devletler etmiyor. Çünkü mesela kayda girmemiş olan birçok varlığı var: Ormanlar, deniz kıyıları, kayda alınmamış arsalar vb.
Sayın Hocam
YanıtlaSilPeki yap-işlet-devret türü yapılan köprüler ve oto yollar bu tabloda nereye yazılıyor. Dış borç mu, yabancı yatırımı mı?
Futbol kulüplerimiz UEFA Finansal Fair Play kurallarını bypass etmek için kurnazca bir yol buldular: "Satın alma opsiyonlu kiralama" (kurnazlıkta iyiyizdir). Bu yap işlet devret modeli de böyle bir şey mi?
Aslına bakarsanız Osmanlı'dan bu yana mali tarihimiz hep kuralları by pass ederek çözümler yaratmak üzerine kuruludur. Buna bir de isim uydurmuşluğumuz var: Hilei Şeriyye (yani kanuna karşı hile). Yap İşlet Devret modeli aslında tam olarak böyle bir şey değil. İyi niyetle ve dürüstçe kullanıldığında bir finansman modeli ama öyle kullanılmadığı zaman yandaşları nemalandırma modeline dönüşüyor.
SilHocam , bir önceki yazınızda belirttiğiniz "küresel gelir dağılımı " berbat olunca , " Ulusal Yatırım Pozisyonu " muz da kesin negatif olur .
YanıtlaSilYalnızca ondan değil bizim yanlış ekonomi politikası uygulamalarımızın da sonucu olarak UYP negatif çıkıyor ve yıllar geçtikçe daha da bozuluyor.
SilMahfi bey şu konuda kafam biraz bulanık, sizin görüşünüz nedir?
YanıtlaSilSiz sık sık "sistem problemi"nden bahsediyorsunuz, tek tek kişilerle ilgilenmiyorsunuz.
Lütfen sorumu sonuna kadar okuduktan sonra görüşünüzü yazar mısınız?
Rasim Ozan Kütahyalı'yı hiç sevmedim, yıllar yılı hep manipülatif gazetecilik yaptı. Kendisi tutuklandıktan sonra; "acaba basit bir vatandaş olarak benim ruhum biraz rahatlar mı?" diye kendimi biraz bekledim, ama olmadı, yine rahatlayamadım!
"Kişiler hakkında duygusal anlamda içimizde biriktirdiklerimiz" ile "hukuk"u birbirinden ayrı mı tutmak gerekir?
Hiç beğenmediğimiz bir kişi bile, eğer rövanşist gerekçelerle tutuklanırsa; "hukuk"un üstünlüğünü tesis edebilir miyiz?
"Duygular" ile "hukuk"u ayırmalı mıyız?
("Kütahyalı"yı örnek olsun diye yazdım, salt onun hakkında sormuyorum bu soruyu size.)
Hukukun üstünlüğü yerine üstünlüğün hukukunu oluşturduğunuzda bu tip insanlar türer. O nedenle sorun kişiler değil sistemdir. Eğer hukukun üstünlüğü geçerli olsaydı bu tip insanlar türeyemezdi.
Sil"Kripto para piyasası" teknolojik bir yenilik, teknolojik bir kolaylık işlevi görmesinden öte; pek çok insanın "çabucak zenginleşme hayali" olarak kullanılıyor.
YanıtlaSilBunun sebebi; genel olarak insanın "obur (açgözlü)" mizacı olmasından mı Mahfi bey?
O da bir sebeptir ama tek sebep değildir.
SilMahfi bey yanlış hatirlamiyorsam ab günüydü. AET ilk başvuru 1959 ankara antlaşmasının yapılması 1963 Bu durumu göz önüne bulundurarak şunu sorayim. Bir-çok kişi güney korenin başarısından bahsediyor. Kuralları belirleyenler ekonomik ve askeri acıdan güçlü devletler sıradan bir ülke güçlü bir devlet destek verdiği içinmi gelişir. Yoksa güçlü devletler gelişme potansiye gördüğü içinmi destek verir. 1959 o ortamı biliyorsunuz türkiye başvuru yapmış ve darbeden 2 yıl sonra ankara antlaşması imzalanmış. 87 yılı darbe ile arada 5 yıl var. Darbe yasaklar gevsetilmis. 1959-1963 tarihlerini dikkate alırsak demokrasi sadece sözde kalan birseymi
YanıtlaSilDemokrasi bizde hiçbir zaman tam anlamıyla var olmadı. Ama bugünkü duruma da hiç düşmemişti.
SilSadece türkiye degil dünyada aynı yöne gider oldu. Tanıdığım tanımadığım herkes yaşadığı an için en kötüsü diyor. Geçmişe takılmayın bir anlamı yokta acaba diyorum bir sonraki an bir öncekinden sürekli kötü olacaksa. Anın kıymetini bilip ona göre mi davranmali
Sil