Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Freudyen Bastırma ve Kur Baskılaması

Psikanaliz insanın iç dünyasını, ekonomi ise üretim, para ve piyasa ilişkilerini inceler. İlk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen bu iki alanın ortak bir yönü vardır: Sorunun kendisini çözmek yerine, ortaya çıkan etkilerini kontrol etmeye çalışmak. Bu yazı, Freud'un bastırma kavramı ile kur baskılaması arasında bir analoji kurmayı amaçlıyor. Freud'a göre zihnimiz yalnızca bilinçten oluşmaz. Düşüncelerimizin ve davranışlarımızın önemli bir kısmı, farkında olmadığımız bilinçdışı süreçlerden etkilenir. Bu süreçlerden birisi olan bastırma; kişinin kabul etmekte zorlandığı, kaygı uyandıran ya da benlik algısıyla çatışan duygu ve düşüncelerinin bilinçdışına itilmesidir. Ancak bastırılan şey yok olmaz. Yalnızca görünmez hâle gelir. Bir süre sonra ise farklı biçimlerde geri döner. Nedensiz görünen kaygılar, tekrar eden davranışlar, rüyalar ya da dil sürçmeleri bunun örnekleri olabilir. Freud'a göre bunlar, bastırılanın kendisini dolaylı biçimde yeniden göstermesidir. Psika...

Chester Projesi ve Kreuger & Toll İmtiyazı

Cumhuriyet kurulduğunda ortada yalnızca yeni bir devlet değil, aynı zamanda çözülmesi gereken çok ağır ekonomik sorunlar vardı. Demiryolları yetersizdi, sanayi son derece zayıftı ve Osmanlı'dan kalan dış borçlar yeni devletin omuzlarındaydı. Böyle bir ortamda Türkiye, ekonomik bağımsızlık hedefinden vazgeçmeden yabancı sermayeyi nasıl kullanabileceğini tartışıyordu. Chester Projesi ve daha sonra yapılan Kreuger & Toll anlaşması, bu arayışın en dikkat çekici örneklerinden ikisi oldu. Chester Projesi Chester Projesi, 1920'li yılların başında Amerikan sermaye çevreleri adına hareket eden William Colby Chester ve ekibi tarafından gündeme getirilen ekonomik bir girişimdi. Proje, Anadolu'da geniş bir demiryolu ağının inşa edilmesi karşılığında, demiryollarının geçtiği bölgelerde bulunan doğal kaynakların, özellikle maden ve petrol yataklarının işletme imtiyazlarının Amerikan şirketlerine verilmesini öngörüyordu. Böylece hem ulaşım altyapısının geliştirilmesi hem de doğa...

Antroposen ya da Kapitalosen

Antroposen kelimesi, Yunanca anthropos (insan) ve kainos (yeni) sözcüklerinden türetilmiştir. En basit tanımıyla, insanın dünyanın ekosistemini ve jeolojik süreçlerini belirleyici ölçüde değiştirdiği yeni jeolojik dönemi ifade eder. Nobel ödüllü kimyacı Paul Crutzen’in 2000’li yılların başında ortaya attığı bu kavrama göre insanlık artık yalnızca doğanın bir parçası değil; gezegenin işleyişini değiştiren en güçlü jeolojik aktörlerden biri haline gelmiştir. Yaklaşık 11.700 yıldır devam eden Holosen döneminde iklim görece istikrarlıydı. Bu istikrar sayesinde tarım gelişti, kentler kuruldu ve uygarlıklar ortaya çıktı. Ne var ki son birkaç yüzyılda yaşanan gelişmeler bu dengeyi köklü biçimde değiştirdi. Sanayi Devrimi ile birlikte fosil yakıt kullanımı hızla arttı, ormanlar geniş ölçekte yok edildi ve atmosferdeki karbondioksit oranı doğal düzeylerin çok üzerine çıktı. Plastik, beton ve alüminyum gibi insan üretimi malzemeler gezegenin her köşesine yayıldı. Türlerin yok olma hızı doğal...