Rezervler Ne Pahasına Artıyor?

Bir iktisatçının sorması gereken ilk sorulardan biri şudur: Ne pahasına?

TCMB'nin rezervleri 20 Ağustos itibarıyla 188 milyar doların üzerine çıktı. Bu önemli bir gelişme. Ancak daha önemli soru şu: Bu rezervler nasıl ve ne pahasına birikti?

Türkiye'de döviz kurunun kontrollü bir patikada tutulması ile yüksek TL faizi, tasarruf sahibine yüksek bir faiz-kur getirisi fırsatı yaratıyor. TCMB'nin faizi düşürmesi sonrası yıllık TL mevduat faizi yüzde 40 düzeyine gerilemişken vergi sonrası net getiri kabaca yüzde 34 düzeyinde oluşuyor. Kur artışı bunun oldukça altında kaldığında, TL'nin dolar bazında getirisi de son derece yüksek olabiliyor.

Basitleştirerek mekanizmayı şöyle özetleyebiliriz:

Baskılanmış kur → yüksek TL faizi → yüksek dolar bazlı TL getirisi → dövizden TL'ye geçiş → TCMB'nin döviz alımı → rezerv artışı.

Yabancıların bu getiriden yararlanmak için Türkiye’ye döviz getirdiği biliniyor. Türkiye’de yerleşik kişiler ve şirketler de aynı getiriden yararlanmak için dövizlerini satıp TL'ye geçtiğinde bankacılık sisteminde aynı şekilde döviz likiditesi oluşuyor. TCMB de piyasa koşullarına bağlı olarak bu dövizin bir bölümünü satın alabiliyor. Böylece rezervler yükseliyor.

Burada kritik nokta şudur: Rezerv artışı ile ekonominin dış dengesinin aynı ölçüde güçlenmesi aynı şey değildir.

Eğer rezervler ihracat, cari fazla ve kalıcı sermaye girişleri gibi ekonominin temel dinamiklerinin güçlenmesinden kaynaklanıyorsa, bu son derece olumlu bir gelişmedir. Ancak artışın önemli bölümü yüksek TL faizi ve kontrollü kurun yarattığı kısa ve orta vadeli portföy tercihlerinden geliyorsa, daha temkinli bakmak gerekir.

Çünkü mekanizma ters yönde de çalışabilir. Piyasanın kurun artık kontrol edilemeyeceğine veya TL faizinin kurdaki değer kaybını telafi edemeyeceğine ilişkin kanaati güçlenirse, bu kez TL'den çıkış başlayabilir:

Kurun TL faizine göre düşük artması → dövizden TL'ye geçiş → rezerv artışı.

Kurun TL faizine göre hızlı artması → TL'den dövize geçiş → rezerv kaybı.

Bu nedenle bugün asıl mesele yalnızca rezervlerin 188 milyar dolara ulaşması değil. Asıl mesele, bu rezervlerin hangi mekanizma ile biriktiği ve bu mekanizmanın ne kadar sürdürülebilir olduğudur.

Yüksek TL faizi tasarruf sahibini TL'ye yöneltiyor, kontrollü kur bu tercihi dolar bazında çekici hale getiriyor ve TCMB oluşan döviz likiditesinin bir bölümünü satın alarak rezervlerini artırabiliyor. Bu mekanizma çalıştığı sürece rezervler artabilir. Ancak sürdürülebilirliği, kurun TL faizine göre nasıl hareket edeceğine ve tasarruf sahibinin bu getirinin devam edeceğine ne ölçüde inandığına bağlı.

Bu yüzden rezervlere bakarken yalnızca “Ne kadar?” diye sormak yeterli değil. İktisatçının asıl sorması gereken soru şu: “Hangi kaynaktan, hangi koşullarda ve ne pahasına? Çünkü rezervlerin miktarı kadar, hangi koşullarda biriktirildiği ve bu koşulların ne kadar sürdürülebileceği de önemlidir.

TCMB'nin faiz indirimi biraz da bu maliyeti frenlemeyi amaçlıyor.

Yorumlar

  1. Murat DAĞLIOĞLU25 Ağustos 2026 14:13

    Yazınız için teşekkür ederim. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TR DE EĞİLİM EYLÜL E KADAR TL YE DÖNMEK SONRA TEKRAR DÖVİZE YAZ AYLARINDA TL MEVDUT ARTAR:

      Sil
  2. Seçim yaklaşınca faizleri düşür, rezervleri devreye sok, memura işçiye zam yap, vatandaş harcasın kendini zengin hissetsin; seçimleri yap. Seçimlerden sonra faizleri artır, enflasyonu düşürmek için çabala, memura işçiye zam yapma, rezervleri yükselt, bir sonraki seçime hazırlık yap. Hocam, vatandaş olarak biz bu duruma alıştık artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2021 eylül gibi bir tekrar yaparsa ülke resmen venezuela gibi enflasyon yaşar

      Sil
    2. Bir keresinde biz bu kadar dolar bazında dünyanın en yüksek faizini nasıl ödüyoruz diye sormuştum, yani bu kadar yüksek borçlanmanın maliyetini. Sonra buldum fahiş trafik cezaları, havadan sudan vergiler ve daha neler nelerle bu maliyeti bütün bir ülke halkı ödedi. Kuru odunların yanında yaşlarda yandı. Eh itibarımızdan tasarruf edecek halimiz yoktu heralde ve de etmedik. Venezuella dan beter enflasyon yaşasak ne olur ki, umurunda mı paşazadelerin, kendisi yaşamayacak ki o enflasyonu, halk yaşayacak. Sembolik bile olsa hiç bir kamu harcamasında kesintiye gidildiğini gördünüz mü ? O yüzden sorun yok.

      Sil
  3. Hocam bu ay tuik %2 nin altında enflasyon çıkaracağı, sipariş geçildiği söyleniyor. Malum seçimler de yaklaşıyor. Yine bir gevşeme, nas 2.0 bekler misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şey beklenir. Çünkü irrasyonel beklentiler teorisi gündemde.

      Sil
  4. Valla ben şahsen artık bu konularla ilgilenmemeye karar verdim çünkü elimizden bir şey gelmiyor adamlar yanlışta ısrar ediyorlar kronik bir şekilde, kendimizi paralamaya gerek yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen damat feritin, vahdettinin yolundan gidebilirsin, biz atatürkün yolundan gideceğiz. Savaşanlar kendimizi paralamaya gerek yok deseydi bunu bile söylemeyzdiniz

      Sil
  5. Günlük, geçici, plansız ve etkisi az aksiyonlar. Artık biliyoruz ki faiz, enflasyonun bir sonucu. O zaman enflasyonu düşürmedikçe fren tutmayacaktır. Kamu yönetimi ücretler dışında hiçbir ürün ve hizmetine önümüzdeki 1 yıl boyunca %5 ten fazla zam yapmazsa bu işi en kısa zamanda çözeriz diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçimden sonra %500 zam yapmasınlard da :-)

      Sil
    2. Bu tür fiyat dondurmalar geçmişte denendi ve hepsi karaborsa ve ardında çok daha yüksek enflasyon ve devalüasyonla sonuçlandı.

      Sil
  6. Hocam, mevcut mekanizmanın sürdürülebilir olmaktan çıktığını hangi göstergelerden ve ne zaman anlayabiliriz? Bunu ilk fark edenler kimler olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu reel sektör yavaş yavaş fark ediyor. Ama yararı olur mu bilemem çünkü açık pozisyonları 200 milyar doların üzerinde.

      Sil
    2. En büyük gösterge MB döviz rezervleridir. 2002 yılında 26 milyar dolardı. Şimdi 188 milyar dolar. Eğer bu 260 milyar dolar olursa dövizde daha da gerileme bekleyebiliriz!

      Sil
    3. Her iki yılda da MB rezervleri / GSYH oranı % 10.
      Dolayısıyla şimdi ile 2002 yılı arasında değişen bir şey yok.

      Sil
    4. Hocam elinize sağlık. Arkadaş 4 te Ekonomini programını izlesin. Sizden feyz alsın. Servet bey'le güzel olmuşsunuz. Saygılarımla Fatih Demirtaş

      Sil
  7. Afrika da çoğu insanın su beklediği gibi sizin yazılarınızı bekliyorum hocam çok teşekkürler. Samimi mübalağa sanattır

    YanıtlaSil
  8. Hocam mevcut sistem kuru tutmak için atılacak kurşun kalmayana karar devam edecek doğru mu düşünüyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bir aksilik çıkmazsa seçime 6 - 8 ay kalana kadar devam edebilir.

      Sil
  9. Sürdürülebilir değil diyoruz ama sürdürülüyor da bir yandan epeydir. Ne olacak da sürdürülemez hale gelecek? Kırılma noktası nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomideki kısa vade ile günlük hayatta kullandığımız kısa vade aynı şey değildir. Ekonomide kısa vade 10 yıla kadar uzayabilir. O nedenle biz sürdürülemez derken mesela on yıl sürdürülemez demek istiyoruz.

      Sil
    2. Kısa vade 1 yıl orta vade 5 yıl değil mi?

      Sil
    3. O sizin vade hesabınız, büyük şirketler ve devletler için farklı..

      Sil
  10. Mahfi bey, sorum size çok çiğ gelebilir, ama başka kimseye soramıyoruz, yanlış anlamayınız lütfen:

    Daron Acemoğlu; Karl Marx'ın iktisadî ve sosyolojik teorilerini incelemiş midir?

    "Das Kapital"in 3 cildini de okumuş mudur?

    Özetle:
    Marx'ın ne dediğinden haberi var mıdır Acemoğlu'nun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorunuz çiğ değil ama adres yanlış. Ben bu sorunuzu Daron Acemoğlu adına yanıtlayamam. Çünkü Acemoğlu'nun Marx üzerine nasıl bir çalışma yaptığını ya da yapıp yapmadığını bilecek kadar kendisini tanımıyorum.

      Sil
    2. Hocam günaydın Allah yolunuzu da bahtınızı da açık etsin ..merak ediyorum niye size daron acemoğlunu soruyolar sürekli :) rakip mi görüyolar anlamadım rakip olamaz da ondan soruyorum..memlekete bi faydası olsa burda olurdu amerikada değil. onun ekonomi hakkında ne söylediği de bizi hiç ilgilendirmiyor.. biz Milliyetçi Atatürkçü ekonomistlerin sözleriyle ilgileniyoruz tam da sizin gibi iyi ki varsınız.

      Sil
    3. Eksik olmayın. İki nedenle bana soruyorlar sanırım: (1) Ben bana sorulan soruları yanıtlıyorum. Bilemediklerime de bilmiyorum diyorum. (2) Beni sanırım tarafsız görüyorlar.
      Ben de Acemoğlu'nun kitabını henüz okumadığım için yanıtlamamın doğru olmayacağını söylüyorum.

      Sil
    4. Sayın 26 Ağustos 2026 00:39,
      Mahfi Hocanın kisisel olarak tanımadığı birinin adına yanıt vermemesi bilimselliginin gereği. Daron Hocayı bende tanımıyorum. Ancak emin olduğum : Dünyadaki hiç bir adam gibi Iktisat Fakültesinin hiç bir öğrencisini Karl Marx bilmeden mezun etmeyeceğidir. Daron Hocanın bunun ötesinde Master, Doktora, Assistant/Junior Profesör ve Profesörlük sınavlarından başarı ile geçtiği ve ders verdiği Üniversitenin Dünyada ilk üçte olduğu göz önüne alınırsa bırakın Das Kapital'in üç cildini tüm Karl Marx ve Friedrich Engels külliyatını yıllar önce yalayıp yuttugu barizdir. Bu Marksist oldugu anlamına gelmez, ama okumak şart.
      Selamlar

      Sil
  11. Sayın Mahfi Hocam yazınız için teşekkürler. Bana göre bu yönetimle borç 4 trilyon dolara kadar ulaşır (küçük abd, onların 40 trilyon üzeri ama kendi paralarıyla). Bunun bir şekilde garantisinin alındığını düşünüyorum.
    Saygılarımla,
    Ö. Aydoğan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak garanti alınıp alınmadığını bilmiyorum ama öyle olsa bile bu tür sözlü garantilerin hiçbir anlamı olmaz.

      Sil
    2. 4 trilyon dolarlık borç yapacak kapasitemiz olsaydı Almanya'yı coktan sollamış olurduk.

      Sil
    3. 4 trilyon dolarlık borç yapacak kapasitemiz olsaydı çoktan batmış olurduk.

      Sil
  12. Dogmatik bir Atatürkçü değilim, ama her on yaşımda sağduyusuna hayran kalıyorum:

    "Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklallerini kaybetmeye mahkûmdurlar"

    Cumhuriyet kurulduğundan bu yana fabrika-ayar vanalarımız gittikçe gevşedi. Son 25 yılımızın tarifi ise tam bu söz'de gizli...

    Kilo vermek için düşük kalorili gıda ve düzenli egzersiz yerine "her akşam bir hap alayım zayıflayayım" diyen obez birey gibiyiz.

    TCMB dolar biriktirirken bile bu etki rahatça görünüyor.

    Tabii ki mümkün değil, kısa bir süre mümkün olsa bile sürdürülebilir değil...

    YanıtlaSil
  13. Hocam "böyle olacaksa rezervler artırılmasa daha iyi olurdu" mu diyorsunuz yoksa "hiç yoktan iyidir" mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de değil. Rezervleri ucuza artırmak istiyorsak yapısal reformları bir an önce yapıp hukuk ve demokrasi ülkesi olmaya adım atmalıyız diyorum.

      Sil
  14. Kur baskılama işi çok uzun sürdü. Bu daha önce de denendi sonunda döviz bir gecede patladı...aynı şey eski adı ile "dövize çevrilebilir mevduat" yeni adıyla "kur korumalı mevduat" ta aynı hikaye...yaşananlardan hiç mi ders alınmıyor, hiç mi akıllanmıyoruz. Bu 2 metod eskiden denendi ve sonu hüsran oldu...bakalım ne zaman tokat yiyeceğiz? AÇ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok uzun sürdü. Ve ne yazık ki geliri yüksek göstermek dışında da fazla bir işe yaramadı.

      Sil
  15. Hocam Selamlar,
    Bu ülkenin yönetiminde sağlıksızlık olduğu aşikar, bu kapsamda bakıldığında ise biz konuyu nasıl ele alabiliriz? Boş umutlu olmak ile umutsuz olmak arasında biliyorsunuz ince bir çizgi var? Tamamen kendimizi kurtarma odaklı mı yaklaşalım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da olmuyor. Yani böyle bir ortamda kendimizi kurtarmak da mümkün olmuyor.

      Sil
    2. Hocam teşekkürler.

      Sil
  16. Hocam iyi ki varsınız, ilminizi bizlere vakfetmiş olmanızdan ötürü tüm kalbimle teşekkür ederim.
    Saygı ve sevgilerimle,
    Pınar.

    YanıtlaSil
  17. Yillardir olmasi gerekeni anlatiyorsunuz ve yillardir sizi dinlemiyorlarlar. Hala nasil sıkılmadan devam edebiliyorsunuz hocam 🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinleyemiyorlar çünkü Rubicon geçildi. Ne yazık ki geri dönüşü yok. Ama dinlememeleri gerçekleri söylememize engel değil. En azından gerçekleri bildiğimizi bilsinler bu da bir şeydir.

      Sil
  18. Hocam yüksek faiz ortamının faiz gelirinden kesilen %17,50 stopaj nedeniyle Maliye'ye çok güzel katkısı olmuyor mu. Maliye'nin gelir kalemleri arasında tahsilat riski sıfır olan bir gelir kalemi olduğu düşünüldüğünde bu geliri elde eden yabancılar gelirleirnin bir kısmını ülkemizde bırakmış olmuyor mu?

    YanıtlaSil
  19. Hocam, altının onsu 4600 dolar. Rezerv artışının önemli bir kısmı buradan kaynaklı.

    YanıtlaSil
  20. Hocam bu kur politikası yıllardır sürdürülüyor. Ülkenin yarattığı gelirin transferi. Bunun için yıllardır kontrollü kaos yöntemiyle idare edildiğimizi düşünüyorum. Demokrasi ve hukuk egemen olsa bu düzenek olamaz, kaynak transfer edilemezdi. Kaosun dozunu değiştirerek bu sisteme razı/edilgen oluyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder