Kitaplar ve Yorumlar 2026 2

Tevfik Altınok, Hazinedarbaşı, Remzi Kitabevi, 2026

Kamu yönetiminde ve özel sektörde üst düzey görevlerde bulunmuş, pek çok olaya, yanlışa ve doğruya birinci elden tanıklık etmiş, bunların çoğunda gidişatı düzeltmeyi başarmış olan Tevfik Altınok’un bu kitabında, onun gözünden birbirinden önemli olaylara tanıklık edeceksiniz. Kitap, benim de bir bölümüne Tevfik Altınok’un yanında bizzat tanıklık ettiğim Türk yönetim tarihinin çok önemli bir kesitini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Türkiye 70 sente nasıl muhtaç oldu? Bugünkü yap-işlet-devret modelinin Osmanlı İmparatorluğundaki ilk uygulama örneklerinden olan Vagon Li Anlaşması nelere mal olmuştu? Bankerler krizi neden ve nasıl çıktı? Batan bankalar niçin battılar? Bu gibi soruların yanıtlarını bu kitapta bulacaksınız.

Türkiye’nin geçmişine ışık tutan bu kitap mutlaka okunmalı derim.

Roger Crowley, Deniz Canavarları (çeviren: Alperen Soysaldı), April Yayıncılık, 2026

Bu kitap Roger Crowley’in okuduğum ikinci kitabı. İlki Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul kuşatmasını anlatan 1453 idi. O kitaba bayılmıştım. Kuşatma hakkında bilmediğim, daha doğrusu yanlış bildiğim pek çok şeyin doğrusunu öğrendim kitaptan.

Deniz Canavarları’nda Crowley Portekiz’in nasıl olup da küçük bir Avrupa devletiyken bir dünya devleti haline geldiğini deniz keşiflerinden yola çıkarak anlatıyor. Portekiz’in denizlerde ele geçirdiği büyük üstünlük yalnızca denizcilerin cesaretine, keşif arzusuna dayanmıyor kuşkusuz. İşin içinde sömürgecilik ve güç mücadeleleri var.

Bir kısmını bildiğimiz gelişmeleri Crowley, dönemin belgelerine dayanarak bir akademisyenin titizliğiyle, fakat okuru yormayan bir öykü anlatıcısının rahatlığıyla aktarıyor.

Tarihin o dönemi için yeni bir bakış açısı kazandıracak olan bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

Ahmet Ümit, Roma’nın Beş Günü, YKY, 2026

Ahmet Ümit’in okumadığım kitabı kaldı mı, bilmiyorum. Her romanında farklı konuları ele alıyor; bazılarında tarihle polisiyeyi harmanlayarak okuru şaşırtıyor. Bu romanı ise beni iyiden iyiye şaşırttı. Üstelik bu romanda Başkomiser Nevzat yok; onun yerine Komiser Yıldız Karasu var.

Yıldız, Berlin Emniyetinde görevli bir Başkomiser, Interpol adına bir görevle öykünün geçtiği Roma’da bulunuyor. Roman, Romulus ve Remus’a, Roma’nın kuruluşuna, mitolojiye göndermeler taşıyor. Ahmet Ümit bu romanında bireysel kötülüklerin ardındaki toplumsal çürümeyi vurguluyor. Daha fazlasını anlatmak spoiler vermek olacağı için burada durayım.

Ahmet Ümit’in bu kitabı yalnız polisiye severleri değil aynı zamanda tarih ve mitoloji sevenleri de içine çekecek değişik ve çarpıcı bir roman. 

Murat Batı, Kamu İcra Hukuku, Seçkin Yayınları, 2026

Bu blogda Murat Batı hocanın birkaç kitabı hakkında yorumlar yazmıştım. Murat hoca, hocalığının hakkını veriyor, maliye ve mali hukuk alanında yazmaya hiç bıkmadan, usanmadan devam ediyor. Bu kitabında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Takip ve Tahsil Usulü Hakkında Kanun’u ve uygulama şeklini anlatıyor. Maliye müfettişliğinden sonra geçtiğim ilk idari görev, Gelirler Genel Müdür Yardımcılığıydı. 6183 sayılı kanun uygulamasını yapan şubeler bana bağlıydı. Müfettişlikten dolayı uygulamayı biliyordum ama işin içine girdikçe bir gayya kuyusuna girdiğimi anladım ve başladım çalışmaya. Bu konuda yazılmış kitapları, açıklamaları okudum. Ve sonunda işin özünü ortaya koyan yaklaşık 20 sayfalık bir özet not hazırladım. Sonra bunu çoğaltıp herkese dağıttım. Şube müdürleri buna çok bozuldular “herkes öğrendi kimse bize danışmayacak” dediler. Murat Hoca’nın kitabına göz atınca bu anılar gözümde canlandı.

6183 çok önemli bir kanundur ama insanlar başlarına bir şey gelene kadar bu kanunla pek ilgilenmezler. İdarenin tebliğlerini, yargı kararlarını da içeren bu kitabın vergiyle uğraşan herkesin elinin altında mutlaka bulunması gerektiği kanısındayım.

Brian Merchant, Makinedeki Kan (çeviren: Zafer Parlak), Elma Yayınları, 2024

Kitap, 19. yüzyıl İngiltere’sinde sanayi devrimi sırasında makinelerin yaygınlaşmasına karşı çıkan Ludditlerin mücadelesini anlatıyor. Şimdiye kadar Ludditlerin işlerini kaybetme korkusuyla teknolojiye karşı çıktıkları görüşü yaygın biçimde işlendi. Merchant’a göre Luddit’ler, sanıldığı gibi teknoloji düşmanı değildi. Asıl karşı çıktıkları, makinelerin işçilerin yerine geçirilmesi, ücretlerin düşürülmesi ve üretimden sağlanan kazancın sermaye sahiplerinde toplanmasıydı. Yani Ludditlerin mücadelesinin temelinde bir sınıf çatışması vardı.

Yazar, bu tarihsel deneyimle günümüzde yapay zekâ ve otomasyonun yarattığı sorunlar arasında paralellik kuruyor.

Kitabın temel tezi şu: Sorun teknolojinin kendisi değil, teknolojinin kimin kontrolünde olduğu, kime kazanç sağladığı ve maliyetini kimin üstlendiğidir. Teknolojik ilerleme, toplumsal ilerlemeyi kendiliğinden garanti etmez.

Yorumlar

  1. Hocam, hem blog yazısı, hem kitap çalışmanız var. Üstüne bu kadar kitabı hangi ara okuyorsunuz? Gün size 30 saat mi?
    Ahmet Ümit'in kitabı ilgimi çekti, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların hepsini aynı sürede okumuyorum. Buradaki kitaplar son 2 - 3 ayda okuduklarım. Başkaları da var ama hepsini buraya almıyorum. Beğendiklerimi yorumluyorum.
      Bir de ben 5 - 5,5 saat uyuyorum. Sevgiler

      Sil
    2. 5-6 saat uyumak sağlıksız değil mi? hiç olumsuz etkisini yaşamadınız mı? ben bir kaç gün az uyuduğum zaman haftasonu vs 10 saat uyuyorum, uyku birikintisi oluyor

      Sil
    3. Hocamızda DEC2 geni olabilir. Bende de olsun isterdim, çok avantajlı bir mutasyon.

      Sil
    4. Bende öyle bir gen yok, gençliğimde ben de sizin gibi 7 - 8 saat uyurdum. Bu az uyuma yaşlanmayla ilgili. Siz de yaşlandığınızda uyku sürenizin azaldığını göreceksiniz.

      Sil
    5. Hocam siz yaşlı değilsiniz, orta yaşın bir tık üstüsünüz :)

      Sil
  2. Hocam, keşke Anitta'nın Laneti kitabınızı unutsam da, tekrar okusam 😊

    YanıtlaSil
  3. Açıkçası çok şaşırdım.

    Siz daima "tabiatı tahrip etmemeliyiz, ağaçlarımızı & ormanlarımızı korumalıyız" diyorsunuz;

    Ama hemen ardından, ağaçların katledilmesiyle üretilen kitap pazarlaması yapıyorsunuz.

    Bu ne yaman çelişki Mahfi bey?

    En başta bizzat sizin yazdığınız kitaplar ("ikinci el" olanları dahil) bütün kitap satış noktalarından ve internetteki kitap satış websitelerinden toplatılıp gübreye dönüştürülmeli,

    Ve sonra dünyadaki bütün kitaplar ("ABD Kongre Kütüphanesi" dahil) gübre dönüşüm merkezlerine nakledilmeli;

    Böylelikle dünyadaki bütün kitaplar tabiata yararlı olacak şekilde imha edilmeli, gübreye dönüştürülmelidir.

    Mahfi bey,

    Eğer tabiatın & ağaçların korunması gerektiğini savunuyorsanız; yeni kitapların yayınlanmasına karşı olduğunuzu deklare etmelisiniz. "Tutarlılık" bunu gerektirir.

    Kitaplar yasaklanmalıdır.

    Cevabınız nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce bir yanıt yazmayı düşündüm sonra da bu yazdığınız yorumu silmeyi. En sonunda yanıtlamadan olduğu gibi bırakmaya karar verdim ki okuyanlar bu toplumun niçin bu halde olduğunu daha net görebilsin diye.

      Sil
    2. Çölün kavurucu sıcağında yürüyen bir dervişin yanına bir meczup yaklaşmış. Heyecanla soluk soluğa, "Efendim," demiş, "şu halk arasında anlatılan hikayenin doğrusunu bana bir anlatsana; hani İsa gelmiş, elindeki sopayla koyunları dereden karşıya geçirmiş ya, işin aslı nedir?"
      Derviş içinden derin bir ‘ah’ çekmiş, kendi kendine düşünmüş:
      Ben bu hikayenin neresini düzelteyim? İsa değil Musa... Sopa değil asa... Koyun değil İsrailoğulları... Dere değil Kızıldeniz...
      Sonra derviş sabırla yüzüne bakmış ve gülümseyerek cevap vermiş:
      "Aynen öyle oldu evlat, aynen öyle oldu

      Sil
    3. Can hocam , candan hocam , agziniz bal yesin ,tahammullu hocam .
      Bu cumleyi , 25 ekim 13:28 deki cevabiniza istinaden yazdim . Yayinlamak isterseniz, puzzle daki yeri ,o cevabinizin altıdir : ))

      Sil
  4. Mahfi bey'in kitap okuyabilmesinin temel sebebi; hayat koşturmacasında telaşlı yıllarını artık geride bırakmasıdır, şu an itibariyle vaktinin bol olmasıdır.

    Eğer Mahfi bey, şu an, ailesini geçindirmek, masaya yemek koyabilmek için para kazanmak, çocuklarının cebine harçlık koymak sorumluluklarıyla cebelleşiyor olsa idi; bırakın "kitap" okumayı bir kenara, başını birkaç saniye kaşımaya vakti bile olmazdı.

    Mahfi bey şu an itibariyle tamamen sivil, ve "emekli" bir kişidir.

    Aile geçindirme yıllarını tamamlamış, ve ferahlamıştır,

    Çocuklarıyla ilgilenmek, onları yetiştirmek yıllarını tamamlamış, ve ferahlamıştır,

    Mahfi bey'in şu an itibariyle "para kazanmak" endişesi yoktur, parasal anlamda ferahlamıştır.

    Mahfi bey'in vaktinin bol olduğu emeklilik yıllarında kitap okuyabilmesi onun şahsı için gayet normal olabilir, ama onun durumunda olmayan diğer insanlar için kitap tamamen lükstür.

    Bu yazdıklarıma Mahfi bey'in itiraz edebileceğini tahmin ediyorum.

    Ama bana cevap yazmadan önce, nelere işaret ettiğimi teferruatlı bir şekilde düşünürse; hak verecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyük olasılıkla şu yaşımda sizden fazla çalışıyorum. Bu işin bir yanı. İkincisi sizin yaşınızda ve sizin çalışmak olarak tanımladığınız işleri yaptığım yıllarda ben bugün okuduğumdan iki kat fazla kitap okurdum.
      Herkesin para kazanmak endişesi vardır. Gençken, evi geçindirebilmek için çalışır insan yaşlandıkça sağlıklı kalabilmek için para kazanması gerekir.
      Kitabı bir lüks olarak gören ve okumayan insanların bir ağaç kadar kendisine, ailesine, topluma katkısı olmaz.
      Emekli olduğum doğrudur. Ama ben emekli olduktan sonra on yıl özel kesimde, yirmi yıl akademide, on beş yıl basında (yazar olarak) görev yaptım. An itibarıyla da bu bloğu hemen her gün yazıyorum, kitap yazıyorum, televizyon programı yapıyorum ve konferansla veriyorum.
      Yani diyeceğim o ki kitap okumama bahanesi olarak yanlış kişiyi seçmişsiniz. Sevgiler

      Sil
    2. Hocam kitap okuyan mütevazi olmalı

      Sil
    3. Anitkabir ziyaretinde Atatürk‘ün okudugu kitaplari ve notlarini görünce, hayranligim daha da artmisti. Savas sirasinda ve ülkede devrimler yaparken yurtdisindan cepheye kitaplar getirtip, bunlari nasil okumus? Az uyku ve siradisi bir beyin kapasitesi… Onun okudugu kitaplari okudukca fikir dünyasinin nasil olustuguna dair ipuclari buluyorsunuz. Mesela Beyaz zambaklar ülkesi kitabindan bir cok alinti ülkemizde basariyla uygulanmis

      Sil
    4. Çok etkileyici bir okuma listesi. İlk gördüğümde beni de çok şaşırtmıştı.

      Sil
    5. Hocam olanı, yaşamını dönemleri itibariyle olduğu haliyle, gayet net ve objektif bir dille anlatmış sağ olsun, var olsun. Üstelik, anlatım dili de içeriği de Mahfi Hocamızın aynı zamanda ne kadar mutevazi ve sabırlı oldugunu da gösteriyor.

      Sil
    6. Atatürk, resmi kayıtlara göre 3.997 adet kitap okumuştur. Okuduğu eserlerde önemli bulduğu yerlerin altını çizmiş, bazen de doğrudan kendi fikirlerini kenarlara yazmıştır. Atatürk'ün düşünce yapısını, gerçekleştirdiği inkılapları ve vizyonunu şekillendiren bu geniş kütüphaneden öne çıkan bazı önemli kitap örnekleri şunlardır:

      Jean-Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi (Du Contrat Social) 1762
      Atatürk, cumhuriyetin ve milli egemenliğin temelini oluşturan bu eserin neredeyse her sayfasını çizmiştir. Egemenliğin halka ait olduğunu anlatan bölüme "Hakimiyet milletindir" notunu eklemiştir. Bu not, ileride TBMM'nin duvarına yazılacak olan ilkenin ilk adımıdır.

      Kanunların Ruhu Üzerine – Montesquieu 1748
      Güçler ayrılığı ve modern devlet yapısı üzerine fikirlerini şekillendiren temel eserlerden biridir.

      Grigory Petrov – Beyaz Zambaklar Ülkesinde 1923
      Finlandiya'nın bir avuç aydın liderliğinde nasıl küllerinden doğduğunu anlatan bu kitabı o kadar çok beğenmiştir ki askeri okulların ve eğitim müfredatının zorunlu kaynakları arasına ekletmiştir.

      Voltaire – Tüm Dramatik Eserler 1732
      Fransız düşünür Voltaire’in krallık rejimini eleştiren tiyatro oyunlarını Fransızca aslından okumuştur. Sezar'ın ölümüyle ilgili bir oyunda geçen, kralların ve diktatörlerin halkı köleleştirdiğini anlatan satırların altını çizmiş; sayfanın kenarına Fransızca olarak "Kralları yok etmek (istiyorum), halk yaşayacak" notunu düşmüştür.

      H. G. Wells – Cihan Tarihinin Umumi Hatları 1920
      Dünya tarihini ve insanlığın geleceğini ele alan bu eserde, küresel barış ve milletlerin ortak geleceğine dair vizyoner cümleleri işaretlemiştir.
      Altını çizdiği satır: "Bütün insanlığı tek bir aile gibi birleştiren, sınırların ötesinde küresel bir barış vizyonu." Bu felsefe, Atatürk'ün dış politikadaki ünlü "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin temel taşlarından biridir.

      Kayıp Kıta Mu
      1926·James Churchward
      Türklerin kökenini ve Orta Asya tarihini araştırırken büyük bir merakla incelediği antropolojik/tarihsel eserlerdendir.

      Türkçülüğün Esasları
      1923·Ziya Gökalp
      Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin milliyetçilik ve kültür politikalarını belirlerken fikirsel olarak faydalandığı başucu kitaplarındandır.

      Leone Caetani – İslam Tarihi 1905
      İslamiyet'in doğuşunu, sosyolojisini, devletleşme sürecini ve Hz. Muhammed'in hayatını anlatan bu eseri derinlemesine incelemiştir.
      Altını çizdiği satır: Hz. Muhammed’in devlet yönetimi, adalet anlayışı ve askeri dehasından bahseden bölümleri satır satır çizmiştir.
      Kendi düştüğü not: Hz. Muhammed’in kabileleri birleştirme yeteneğini anlatan kısmın yanına "Büyük bir devlet adamı, eşsiz bir komutan" notunu eklemiştir.

      Filibeli Ahmed Hilmi – Tarih-i İslam (Din ve Sosyoloji) 1910
      Atatürk’ün din algısını ve İslam tarihine bakışını şekillendiren, kütüphanesindeki en ''yıpranmış'' kitaplardan biridir. İslam dünyasında asırlar boyu süren iç çatışmaların ve mezhepsel bölünmelerin aslında dini bir temele dayanmadığını, tamamen siyasi ve koltuk kavgalarından kaynaklandığını anlatan bu kitap, Hz. Muhammed dönemindeki sadeliği ve adaleti övdükten sonra, Emeviler ve Abbasiler döneminde dinin nasıl siyasete alet edildiğini, saltanat hırslarının İslam'ın özüne nasıl zarar verdiğini açık yüreklilikle ortaya koyar. Yazar, İslam dünyasının geri kalışını dine değil; Müslümanların akıl, bilim ve felsefeden uzaklaşıp hurafelere boğulmasına bağlar. Kitapta İslam'ın özünün pozitif bilimlerle ve insan aklıyla asla çelişmediğini ispatlamaya çalışır.
      Altını çizdiği satır: İslamiyet'in ilk dönemlerindeki sadelik, adalet, akılcılık ve istişare (danışma) mekanizmalarını anlatan bölümleri çizmiştir.
      İlhamı: İslam dininin özünde akla ve bilime aykırı olmadığını, hurafelerin sonradan uydurulduğunu savunmuş; kurdurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı ve Elmalılı Hamdi Yazır'a yaptırdığı Türkçe Kur'an mealiyle dinin halk tarafından doğrudan, doğru kaynaktan öğrenilmesini amaçlamıştır.

      İşte Atatürk'ün okuduğu tüm kitapların listesi:
      https://anitkabir.com.tr/icerik/9/kitap-yayinlari

      Sil
  5. Hocam, yıllarca okumuş, yazmış ve düşünmüş bir insan olarak sizin şu konulardaki görüşlerinizi öğrenmek isterim: İyi kitap nedir, iyi olmadığı nasıl anlaşılır? Okumada nitelik mi, nicelik mi esas alınmalıdır? Hedefe yönelik bir okuma mı yapılmalı, yoksa okumanın kendisi başlı başına bir hedef mi olmalıdır? Yatay okuma mı tercih edilmelidir, dikey okuma mı? Bazı bilgi ve görüşlerin belirli zihinlere uygun olmadığı doğru mudur? Ve son olarak, okumak, anlamak ve içselleştirmek arasındaki temel farklar nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumak bu kadar planlanabilir bir şey değildir. Bazen bir roman veya bir sanat kitabı okur çok etkilenirsiniz bazen bir bilim kitabı ya da mesleki kitap sizi etkiler. Bazen bir tarih kitabı çarpıcı şeyler öğretir size bazen bir polisiye size düşünmeyi ve analiz yapmayı öğretir.
      İyi kitap, kötü kitap kişiden kişiye değişir. Herkesin göklere çıkardı ama çoğu kişinin okumadan böyle yaptığı Jean Paul Sartre'ın Varlık ve Hiçlik kitabı mesela buna örnektir. Kimi hiçbir şey anlamadığını söyler kimi göklere çıkarır. Bazıları kitap seçkisi yaparken sizi hiç etkilememiş bir kitabı bir numaraya koyar.
      Ben mesela farklı alanlarda okurum. Edebiyat, polisiye, kara roman, ekonomi, astrofizik, sosyoloji, psikoloji, tarih benim başlıca okuma alanlarımdır. Bazen farklı yazarları okurum bazen aynı yazarın farklı eserlerini peş peşe okurum. En çok eserini okuduğum edebiyat yazarları: Albert Camus, Charles Dickens, Stefan Zweig, John Steinbeck, Edgar Allan Poe, Jean Paul Sartre, Fyodor Dostoyevski ve Yaşar Kemal'dir. En çok eserini okuduğum polisiye roman yazarları: Arthur Conan Doyle, Maurice Leblanc ve Agatha Christie'dir. En çok eserini okuduğum ekonomist: John Maynard Keynes'tir. Tarih alanında en çok okuduğum yazar: Halil İnalcık'tır.
      Siz de kendinize göre yola çıkın deri. Ama roman okumayı mutlaka öteki okumaların arasına sokun. İyi roman insana yeni kapılar açar.

      Sil
  6. Günümüzde "TikTok", "instagram" var iken, kitap okumakta ısrar etmek; arkaikliktir.

    Mahfi bey muhtemelen "eski kuşak"tan olduğu için yeniliklere adapte olmakta güçlük çekiyor olabilir, günümüzde hâlâ kitap okumayı bir meziyet zannediyor olabilir.

    Cevaplarsa çok memnun olurum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tıpkı yukarıda yorum yazan kişiye olduğu gibi önce bir yanıt yazmayı düşündüm sonra da bu yazdığınız yorumun yanıtlamaya değmeyecek türden bir yorum olduğunu düşünerek silmeyi düşündüm. En sonunda yanıtlamadan ve silmeden olduğu gibi bırakmaya karar verdim ki okuyanlar bu toplumun niçin bu halde olduğunu daha net görebilsin diye.

      Sil
    2. Hocam, arkadaşı yollarlarken beyin yerine , kevgir mi koymuşlar acep ? Ben yazılarınızı kendime yazılar, X platformu ve kitaplarınızdan takip ediyorum, bu kadar sinirimi bozan bir yorumla karşılaşmadım şimdiye kadar, o arkadaşa ben bir altın lazımlık ödülü vermek istedim, yuh yahu yuh.

      Sil
    3. bu soruları soran nöron yoksunu arkadaşlar ilk başta öğrenmik için mi soruyurom yoksa içi boş sadece karşı taraftan cevap almak için mi karşı tarafı rahatsız ediyorum diye düşünmesi lazım.

      Sil
    4. Troller, buraya da mı dadanmışlar..

      Sil
  7. Kitapların çok pahalı olduğunu Mahfi bey niçin göz ardı ediyor?

    Karnımız acıktığında:

    Paramızı, yemek yemek için mi harcayalım?

    Paramızı, kitap yemek için mi harcayalım?

    Hangisi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok pahalı değil. Kuşe kağıdına basılanlar en fazla 2000 tl tutabiliyor. Diğerleri 700tl dolayında, eğer bu parayı veremiyorsanız da tercih yaparsanız. Ya boş mideyi tercih edersiniz, ya boş beyin tercih edersiniz. Mahfi bey midesi yerine, beynini dolduruyor ve beynini doyurması sayesinde karnını da doyuruyor.

      Sil
    2. Siz paranızı yemek için harcayın, kitap sizin için lüks.

      Sil
    3. Hocam bu trolleri beslemeye devam ederseniz fena dadanırlar.

      Sil
    4. Ekmek arası kitap ye.

      Sil
  8. Ulusların Düşüşünü okudunuz mu hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum, güzel analizleri var. Tek eleştirim: Daha kısa yazılabilirdi.

      Sil
    2. Hocam peki kitaptaki Çin ile ilgili öngörülere katılıyor musunuz? Sanki o konuda yanıldılar/yanılacaklar gibi gözüküyor durum.

      Sil
  9. Hocam yapay zeka ile verimlilik artışı yolu ile dezenflasyon yaşanırsa, bu dezenflasyon ile öne çıkacak sosyal ve kültürel değişimin harmanlanmasıyla ortaya çıkacak toplumda bireyler eşit olamayacağına göre teknoloji şirketleri sahipleri dahil, her işi insandan daha iyi bir şekilde yapay zekanın yapacağı vasayımıyla bireyler arasındaki eşitliği bozacak unsur ne olabilir? Size göre yapay zeka ile yapılan sanatta (resim, müzik, film-dizi), insan yapımı olmasının bir değeri kalır mı. yada elişinin değeri artar mı? Şu an endüstriyel üretim şeyler daha ucuza, niş el emeği şeyler ise yüksek fiyata satılabiliyor. Bu durumda endüstriyel şeylerin fiyatı ile el emeği şeylerin arasındaki değer farkı açılabilir mi? Cevaplarsanız, müteşşekir olurum Mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapay zekanın ürettiği şeyleri küçümsemiyorum ama el ve akıl emeği şeyler bence çok daha iyi. O nedenle el emeği ürünler biraz daha azalacak ve o nedenle daha da pahalanacak diye tahmin ediyorum.

      Sil
  10. Hali hazırda bir kitap yazıyor musunuz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir roman üzerinde çalışıyorum.

      Sil
    2. Sevgili üstat günaydın

      Yeni kitabınızın üzerinde çalıştığınızı duyduğuma sevindim. Merakla bekliyorum.

      Cumhuriyet Bayramı’mızı en içten duygularımla kutluyorum.

      Çok selam ve sevgiler.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim Cafer Bey. Bayramımız kutlu olsun.

      Sil
  11. Sayın Eğilmez, ekonomi ve sosyal yazılarınıza ilaveten, genel kitapları tanıtma, bilgilendirme yazılarınız içinde size teşekkür ediyorum. Toplumumuzda kendini bilgili gören bilgiç insanların çok olduğu malum. Bu tip yapıda, karakterde ki insanlar kendilerini dünyanın merkezinde gördüklerinden acaba eksik, yanlış taraflarım varmı dır, diye öz eleştiride yapamazlar, çünkü kendileri çok bilgiçtirler, başkalarını dinlemeyi, anlamayı anlamsız görürler.

    YanıtlaSil
  12. Murat DAĞLIOĞLU25 Ekim 2026 15:43

    Kitap değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  13. Kitap önerilerinizi ve herkese usanmadan cevap vererek toplumu düşünmeye ve öğrenmeye teşvik edişinizi çok beğeniyorum. Hala Türklerin kurduğu bir vatanda çalışan üreten insanlar var diye seviniyorum. Sağlıcakla kalın

    YanıtlaSil
  14. Şu ana kadar yazılmış en iyi kitap, Atatürk'ün yazdığı nutuktur!

    YanıtlaSil
  15. Son zamanlarda platformda troll hesapların yoğunluğu mu arttı? Hocam, bu tür temelsiz yorumları lütfen onaylamayın. Topluluğun huzurunu kaçıran ve kışkırtıcı olan bu ifadeler özgürlük kapsamında değerlendirilemez. Bu tarz yorumların bertaraf edilmesi gerekir.

    YanıtlaSil
  16. Muhammed Amca25 Ekim 2026 19:25

    Teşekkürler Mahfi Bey

    YanıtlaSil
  17. Sayın üstat, önerdiğiniz kitapları içten ve tevazulu bir dille anlatışınızın etkisi yüksek oluyor. Konu çeşitliliği ayrıca takdire değer.
    Her biri yeni bir vizyonu aralıyor. Hem akademik birikiminizi hem de yaşanmışlığın tecrübesini bu paylaşımlara yansıtıyorsunuz. Verdiğiniz emeğe ve yüreğinize sağlık.
    Ö. Böke

    YanıtlaSil
  18. Her sabah kalktığınız saatden yarım saat önce kalkın ve akşamları da TV den ya da telefona bakmaktan yarım saat kesinti yapın, alın size kitap okumak için günde 1 saat. Geçim sıkıntısı yaşamayan kimse yoktur bu ülkede hele kitap okuyanların tamamı bunu yaşıyordur. Hiçbir şey okumamak için bahene olamaz. Sevgiler ve saygılar hocam.

    YanıtlaSil
  19. hocam şuan bir kitap çalışmanız var mı ? Var ise konusu nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merakla bekliyoruz diğerleri özellikle fon günümüzün aynası gibi

      Sil
  20. Bu kadar yazmaya okumaya maçları kaçırmamaya zamanı nereden buluyorsunuz? Yoksa 1 gün 48 saat mi sizde. Açıklayın lütfen, masrafı neyse veririz..

    YanıtlaSil
  21. Sözde kitap eleştirisi yapan arkadaş (ki yazım tarzına bakınca) bence 3-4 farklı yorumu tek başına yapmış. Lakin kendisini ele veren başka bir detay var. O da kitaba karşıymış gibi gözüküp bunu edebiyatçı titizliğinde yazması. (Bu bir çelişki değil mi?) Dolayısıyla bu arkadaş aslında kitaplara karşı değil; yani savunduğu görüş kendisinin değil. Bence Türk halkının zihin yapısına ve kitaplara olan bakış açısına gönderme yapmaya çalışmış.

    Ben yukarıda saydıklarınızdan sadece Agatha Cristie'nin ''Acı kahve'' kitabını okumuştum. O da yıllar önceydi. Eskiden gazeteler eve daha fazla girerdi. Artık dijital okuryazarlık dönemindeyiz. Haberler bile internetten okunuyor. Kitaplar da (tüm kitaplar) bence internete yüklenebilir. Youtube'de nasıl içerik üretilip reklam alınıyorsa, kitap okuma sitelerindeki ilgili kitap ne kadar çok okunursa bir sonraki sayfaya her geçişte (ya da üç sayfada bir) 10 saniyelik sesli reklam alınabilir. Böylece okuyanlar 10 saniye gözlerini dinlendirmiş olurlar, sonuçta sürekli ekrana bakmak da sağlıklı değil. Kitap yazarları da normalden daha fazla ticari kar elde edebilirler. Çünkü kitaplarını dünyanın her tarafına anında ulaştırabilme imkanı olmuş olacak. Otomatik çeviri özelliğiyle de dünyanın her tarafından daha fazla insanla kitaplarını buluşturabilecekler. Nasıl film siteleri var ve ilgili kategoriye göre film seçebiliyorsak, bu şekilde hazırlanmış kitap sitelerine girip istediğimiz yazarın istediğimiz kitabını okuma imkanı bulabilmeliyiz. Ki dediğim gibi bence bu yöntem kitap yazarlarının getirisini de daha fazla artırmış olur. Çağ değişiyor ve çağ ayak uydurmak gerekiyor. Eskiden evimize hergün gazete girerdi fakat internet çıktıktan sonra bu alışkanlık bitti. Bundan 20-30 sene sonra belki yazılı kitap ve yazılı belge diye bir şey kalmayacak; herşey dijitale aktarılmış olacak. Klavye tuşları nasıl daktilo ve kalemin yerini aldıysa, gramafon nasıl artık yoksa, cd-dvd nasıl artık kullanılmıyorsa belki de yakın zamanda yeni neslin elleriyle tutacağı bir kitabı, bir kalemi bile olmayacak.

    Ben mesela Türkçe Yunanca ortak şarkılar koro kursuna gidiyorum. Hoca tahtaya birşeyler yazıyor. Fakat ben kalem, kağıt kullanmıyorum. Tek yaptığım tahtanın fotoğrafını çekmek. Bir şey not alacaksam da cep telefonuma not alıyorum.

    YanıtlaSil
  22. Karanlık tünelde meşalemiz olduğunuz için teşekkür ediyorum. Okurunuz bol kaleminiz dik olsun SAYGILARIMLA

    YanıtlaSil
  23. Hocam,

    Sahaflara gidiyor musunuz ara-sıra?

    Biliyorum internetten pek çok şeye ulaşmak mümkün; ama bazı insanlar sahaflara gidip yerinde gezmeyi hâlâ tercih ediyor.

    YanıtlaSil
  24. Mahfi Hocam, bu güzel kitap değerlendirmeleriniz ve değerli önerileriniz için çok teşekkür ederim. Özellikle Roma’nın Beş Günü hakkındaki yorumunuz ilgimi çekti. Mitolojiye, özellikle de Antik Yunan ve Roma mitolojisine büyük ilgi duyuyorum. Mitolojik öyküleri ve bunların tarih, kültür ve insan doğasıyla ilişkisini ele alan kitapları okumaktan büyük keyif alıyorum. Bu alanda mutlaka okumamı önereceğiniz bir kitap var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kathleen Sears'ın Türkçeye de çevrilmiş Mitoloji 101 adlı bir kitabı var. İçinde mitolojiyle ilgili her şey var. Ayrıntılı değil ama el altında referans olarak bulundurulması gereken bir kitap.

      Sil
    2. Tavsiyeniz için teşekkür ederim hocam.

      Sil
  25. Hocam merhaba, ben bir yorum yazmıştım. Fakat sanırım yayınlamadınız. Kendimi çok iyi ifade edemediğimi düşündüğüm için biraz daha açıklamak istedim.

    Ben orada ayetten bahsederken aslında şunu anlatmak istemiştim: Peygamber bile bir şey anlattığında, anlamak istemeyen ve söylediklerini kabul etmeyen insanlar, peygamberle bile alay edebiliyor. Peygamber oradan ayrıldıktan sonra da sanki birbirlerine, “Bu ne demek istedi?” diye soruyorlarmış gibi yapıyorlar. Hâlbuki mesele anlamamaları değil, anlamak ve kabul etmek istememeleri.

    Ben de bu ayeti, sizin maruz kaldığınız trol saldırılarıyla ilgili olarak paylaştım. Yani demek istediğim şuydu: İnsan anlamak istemediğinde ve böyle cahilce bir ruh hâline büründüğünde ona bir şey anlatmak mümkün değil. En ufak bir çaba bile nafile kalabiliyor.

    Bu arada, sizin de sosyolojiye ilginiz olduğu için Kur’an’ın bu yönünün ayrıca ilginizi çekebileceğini düşündüm. Kur’an burada yalnızca bir olayı anlatmıyor; aynı zamanda toplumu gözlemliyor ve insan davranışlarını deşifre ediyor. Aslında nasıl davranmak gerektiğini bize gösteriyor. Selamlar

    YanıtlaSil
  26. İngilizce kitap yada Gazete okuyormusunuz..Financial times takip edermisiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyorum. FT ve The Economist devamlı izlediğim iki yayın.

      Sil
  27. Yazı okumak başka bir şey,okuduğunu anlamak bambaşka bir şey.Mevlana'nın dediği gibi:'Bu sır ancak bilinir söylenemez.'
    Sayın Hocam emek veren,aydınlatan,hayatı süsleyen diğer yüzlerce yazarla beraber eserlerinizle kitaplığımda yer almaktasınız.Candan teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

  28. Yazdıklarım ormanları çok seven arkadaşımıza , sevgili kardeşim bu kitaplar sadece ormanları sevmek için değil dünyada ne varsa hepsini sevmek ve değer katmak için yazılıyor. Çevrecilik sevgisi altında kitapları bir düşman gibi göstermek ise gerçekten şaşırılacak bir durumdur.

    YanıtlaSil
  29. Sayın Hocam, okuma hızınız nedir? 1 saatte kaç sayfa okuyorsunuz (ortalama bir sayfada) veya dakikada kaç kelime okursunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ölçü yok, kitap vardır saatte 3 sayfa zor okunur, kitap vardır saatte 20 sayfa okunur.

      Sil
  30. Kitap okuyor musunuz Bay Anderson?
    — Okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
    — Ama biz hissediyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı