Küresel Finans Piyasalarında Sarsıntı

22 Ekim 2026 Perşembe günü dünya finans piyasalarında yaşanan gelişmeler, yatırımcıların risk algısının ne kadar hızlı değişebildiğini bir kez daha gösterdi. ABD borsalarında özellikle teknoloji hisseleri değer kaybederken petrol fiyatları yükseldi, altın fiyatları düştü, Avrupa ve Asya piyasalarında da satışlar görüldü.

Borsalardaki düşüşün nedenleri

Perşembe günü Nasdaq yüzde 2,6, S&P 500 ise yüzde 1,2 geriledi. Özellikle yarı iletken şirketlerindeki kayıplar dikkat çekti. Dow Jones'un günü hemen hemen yatay tamamlaması ise satışların bütün sektörlerde aynı ölçüde yaşanmadığını ortaya koydu. ABD borsalarındaki düşüş diğer borsalara da önemli ölçüde yansıdı.

Burada önemli bir konu var: Bir şirketin büyümesi ile o şirketin hissesinin değer kazanması aynı şey değildir.

Yapay zekâ alanında faaliyet gösteren şirketler büyük yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlar gelecekte önemli gelirler sağlayabilir. Ancak yatırımcı açısından asıl mesele, harcanan paranın ne kadar gelir ve kâr yaratacağıdır. Beklenen kazançlar gerçekleşmezse bugün yüksek değerlemelerle işlem gören hisselerin fiyatları gerileyebilir.

Başka bir ifadeyle, iyi bir gelecek beklentisi tek başına iyi bir yatırım anlamına gelmez. Ödenen fiyat da en az beklentiler kadar önemlidir.

Petrol fiyatlarının etkisi

Piyasalardaki endişeleri artıran bir diğer gelişme petrol fiyatlarındaki yükseliş oldu. Orta Doğu'daki gerilim ve arz kesintisi endişeleriyle Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık 112 dolara çıktı.

Petrol fiyatındaki artış yalnızca enerji maliyetlerinin yükselmesi anlamına gelmiyor. Ulaşım, üretim ve lojistik maliyetlerini de artırıyor. Petrol fiyatlarının bu düzeylerde kalması, maliyetler ve dolayısıyla enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratabilir.

Ekonomide yavaşlama yaşanırken enflasyonun yükselmesi, merkez bankalarının işini de zorlaştırır. Böyle bir ortamda faiz indirimleri ertelenebilir hatta enflasyonist baskıların güçlenmesi durumunda faiz artışları gündeme gelebilir. Faizlerin uzun süre yüksek kalması ise şirketlerin finansman maliyetlerini artırarak hisse senedi fiyatları üzerinde baskı yaratabilir.

Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş ile borsalardaki düşüş arasında önemli bir ekonomik bağlantı bulunuyor.

Yüksek kamu borçları

Küresel piyasa dalgalanmalarının arkasındaki önemli etkenlerden biri de yüksek kamu borçları ve bütçe açıklarıdır. Artan borçlanma ihtiyacı, devletlerin daha fazla tahvil ihraç etmesine ve borçlanma maliyetlerinin yükselmesine yol açarken, faiz giderlerinin bütçe üzerindeki yükünü de artırıyor. Özellikle ABD’de büyüyen borç stoku, Avrupa’da ise Fransa ve İtalya gibi ülkelerin mali dengelerine ilişkin kaygılar, yatırımcıların risk algısını olumsuz etkiliyor. Bu durum, tahvil faizleri üzerinden hisse senedi ve döviz piyasalarına da yansırken, küresel finansal sistemdeki kırılganlıkları artıran unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. 

Altının durumu

Belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların altına yönelmesi beklenir. Ancak söz konusu günde ons altının yaklaşık yüzde 1,2 değer kaybederek 4.090 dolar dolaylarına gerilemesi, bu beklentinin her zaman gerçekleşmediğini gösteriyor.

Finans piyasalarında yatırımcı davranışlarını yalnızca güvenli liman arayışıyla açıklamak doğru olmaz. Nakit ihtiyacı, kâr realizasyonları, doların hareketi ve faiz beklentileri de talebi ve dolayısıyla fiyatları etkiliyor.

Örneğin faizlerin yüksek kalacağı beklentisi, faiz getirisi olmayan altının çekiciliğini azaltıyor. Bazı yatırımcılar nakit ihtiyacını karşılamak veya başka varlıklara yönelmek için altın satabiliyor. Ancak altındaki düşüşü tek bir nedene bağlamak doğru değildir.

Bu gelişmeler bize bir varlığın güvenli liman olarak görülmesinin, fiyatının her koşulda yükseleceği anlamına gelmediğini gösteriyor.

Yeni bir finansal kriz mi geliyor?

Sert borsa düşüşlerinin ardından 1929 Büyük Buhranı veya 1987 Kara Pazartesi gibi tarihî olayların hatırlanması doğaldır. Nitekim bu gelişmeler için de “Kara Perşembe” ifadesi kullanılmaya başlandı. Ancak benzerlik kurmakla aynı olayın yeniden yaşandığını söylemek arasında önemli bir fark vardır.

Bir finansal krizin ortaya çıkması için yalnızca hisse senedi fiyatlarının düşmesi yeterli değildir. Kredi piyasalarında bozulma, şirketlerin borçlarını ödemekte zorlanması, bankacılık sisteminde sorunlar ve finansman kanallarının daralması gibi gelişmelerin de incelenmesi gerekir.

Şimdilik öne çıkan tablo, teknoloji şirketlerinin değerlemelerine ilişkin kaygıların, yükselen enerji maliyetlerinin ve jeopolitik belirsizliklerin aynı dönemde piyasalara baskı yapmasıdır. Bunların daha büyük bir krize dönüşüp dönüşmeyeceğini ise önümüzdeki dönemdeki gelişmeler belirleyecek.

Türkiye açısından durum: Küresel dalgalanma ve fon krizi

Küresel piyasalarda risk iştahının azalması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir. Yatırımcı güveninin, yaşanan fon kriziyle, zaten zayıfladığı bir dönemde Türkiye açısından bu gelişmeler, piyasa dalgalanmalarının etkisini artırabilir. Bu durumu bir tür büyüteç etkisi olarak açıklayabiliriz.

Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, enerji ithalatçısı olan Türkiye'nin dış ticaret açığını artırırken üretim ve ulaştırma maliyetlerini de yükseltebilir. Küresel risk iştahındaki gerileme ise döviz kuru ve finansman maliyetleri üzerinde ek baskı oluşturabilir.

Küresel piyasalardaki düşüşler ile fon krizinin dinamikleri aynı değildir. Ancak piyasa fiyatlarının gerilemesi, likiditenin azalması ve yatırımcı güveninin zayıflaması bir araya geldiğinde sorunlar birbirini ağırlaştırabilir.

Türkiye açısından asıl mesele, küresel dalgalanmaların ne kadar süreceği meselesi kadar, finansal sistemin ve ekonomi politikalarının bu dalgalanmalara karşı ne ölçüde dayanıklı olduğudur.

Sonuç: Fiyatlara değil, nedenlere bakmak gerekiyor

22 Ekim'de yaşananlar, finans piyasalarında beklentilerin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Yatırımcılar yalnızca şirketlerin bugün ne kazandığına değil, gelecekte ne kazanacağına da fiyat biçiyor. Ancak geleceğe ilişkin beklentiler değiştiğinde fiyatlar da hızla değişebiliyor.

Petrol fiyatlarının yüksek kalması, enflasyonun yeniden hızlanması ve faizlerin beklenenden uzun süre yüksek tutulması olasılığı, piyasaların önündeki önemli riskler arasında yer alıyor.

Bu nedenle asıl soru, borsaların bir günde ne kadar düştüğü değil, bu düşüşe yol açan ekonomik koşulların ne kadar kalıcı olduğudur. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının, ABD borsalarının ve altının yanı sıra tahvil faizlerini, kredi piyasalarını da yakından izlemek gerekiyor.

Çünkü finans piyasalarında fiyatlar görünen yüzdür, asıl öykü, o fiyatların arkasındaki ekonomik koşullarda ve yatırımcı güveninde saklıdır.

Yorumlar

  1. As long as pigs are the kings of the forest, markets merely keep the other animals in motion.
    The pigs’ dream has now been uploaded to superintelligence.
    The death of pigs is no longer a problem, because techno-capitalist donkeys will continue to govern the system through the pigs’ dream in the virtual world.
    Every pig is a capitalist.
    Not every capitalist is merely a pig.
    .
    Domuzlar ormanın kralı olduğu müddetçe, piyasalar diğer hayvanları sadece hareketlendirir.
    Domuzların rüyası artık süper zekaya yüklendi.
    Domuzların ölmesi artık problem olmaktan çıktı çünkü tekno kapitalist eşekler sanal alemde domuzların rüyası ile yönetimi devam ettirecekler.
    Her domuz kapitalisttir.
    Her kapitalist sadece domuz değildir....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Domuzların ormanların kralı olmasından daha büyük sorun ormanlar kralı aslanın domuzların etkisinde hareket etmesi olabilir.

      Sil
  2. Bütün bu küresel krizlerin ve piyasa çöküşlerinin baş müsebbibi meğer benim hocam:))
    Kenara üç beş kuruş para atıp dolar aldım; dolar endeksi düşmeye başladı. 'Hadi satıp **kripto**ya geçeyim' dedim, kriptolar dip yaptı. Onu da satmadım, bu kez "Kriptoyla ne işin var, git sağlam liman **altın** al"* dediler; altın aldım, altın düşüşe geçti. En son *"Borsa çok ucuz, kaçırılmayacak fırsat"* gazına gelip **hisse** aldım, bu sefer de borsa komple çöktü.
    Şu an aldığım hiçbir şeyi satmadım; adeta dünya ekonomisini kilitledim, kontak kapattım! Paramı geri alana kadar da satmaya niyetim yok :)))
    İşin şakası bir yana, insana gerçekten öyle geliyor ki; dünyadaki büyük kurumlar ve devletler bile bu yatırım araçlarını, bireylerin dişinden tırnağından artırarak yaptığı üç beş kuruşluk birikime göz dikmek için tasarlamış sanki
    Nasıl olmuş? Küresel piyasalara meydan okuyan bu metni doğrudan bir finans grubuna ya da sohbete yapıştırabilirsin! :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koyunun masumiyeti onu aslana karşı nasıl koruyamıyorsa o zaman kara koyun postuna bürünmelisin. Belki o zaman kazanırsın.

      Sil
  3. Mahfi Hocam, yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Hüseyin Uygun23 Ekim 2026 10:35

    Bu yazıya Ab ülkelerinde ki kamu borçlarının çevrilmesi sorununu da eklersiniz çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bu küresel finans krizleri Avrupa ülkelerinde ekonomik resesyon etkisi arttığında bu dahada beter bir krize verilebilir diye düşünüyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneriniz üzerine yazıma borçlarla ilgili kısa bir paragraf ekledim.

      Sil
    2. Küresel Finans Piyasalarında Sarsıntı. Hocam bu sarsıntı için siz ne düşünürsünüz bilemem ama,
      bana göre uzun zamandır adım adım geliyor, hatta ben daha ileri gidip,
      mevcut finansal sistemin adım adım çöktüğünü düşünüyorum, fakat şu an için anlamadığım bir şeyler var.
      1. Faizler Her Ülkede Her Devlet İçin Yükseliyor.
      (yani devletler daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalıyor ki bu faiz yükünü de o ülke halkları ödeyecek)
      Devletlere ve onların kağıt paralarına güven sürekli azalan bir trende girmiş durumda..
      2. Karşılığı olmayan kağıt para değersizleşiyor, devletlerin para sorunu yoktur, merkezler basar kağıtları,
      tıkar her kesin ağzına ama buda doğal olarak enflasyon (yani büyük çoğunluklar için fakirlik) yaratıyor.
      Bu durum kendini bazı ülkelerde, halk isyanları olarak zaten başlamış gibi görünüyor.
      Bu durumda XAU veya BTC nin yükselmesi gerekirken, faiz getirileri
      olmadığı için onlarda düşüyor. Bu da ilk maddeyle çatışıyor ama belki bunu düşüş trendinde ilk maddeye karşı
      ara çıkışlar olarak görebiliriz..
      3. Enerji (yani petrol); aslında hem ülkeler hemde şirketler petrole alternatif olarak, elektrikli araçlar olsun,
      güneş enerjisi ve rüzgar tribünleri olsun, yeşil enerjiye sürekli yatırımlar yapıyor ve bu sektörler gelişiyor ama,
      hala petrol fiyatlarının bırakın düşmesini, yükselişini bile engelleyecek seviye de değil henüz.
      4. Hisse Senetleri; yani karlı yada kar beklentisi olan şirketlerin değerleri de düşüyor,
      veya henüz düşüşe geçmedi iseler bile, zirvelerde oldukları için çöküşün ilk sinyallerini veriyor muş gibi görünüyor.
      Bu ilk maddeyi destekler gibi, ama tam tersi oluyor, sonuç olarak esasen biri düşerken,
      diğerinin yükselmesi beklenen her şey HEP BİRLİKTE DÜŞÜYOR ??

      Siz nasıl okuyorsunuz bilemiyorum ama ben bütün bu çelişkili davranışların, 100-200 yılda bir görülen,
      sistem yada trend değişikliklerinin ilk habercileri olarak okuyorum.
      Ortada alternatif bir sistemde henüz şekillenmediğine göre??
      Mevcut durum neye gebe olabiir ve ne doğuracak olabilir size göre??

      Sil
  5. Hocam 39 yaşında bir insanım. Kendi halimde finansal piyasalarla ilgilenirdim. Babam gibi sadece altın ve konut yatırımı yapanları eleştirirdim.

    Fon krizinde çok şükür etkilenmedim (portföyümün %1.61'i tasfiye fonlarında yakalandım), etkilenenlerin yüce Allah yardımcısı olsun. Buna rağmen SPK 79'un ihlal edildiğini düşündüğümden dolayı ülkemizdeki sermaye piyasalarında işlem yapmamaya yemin ettim. Evlatlarıma da aklı erdiğinde bunları anlatacağım, Allah nasip ederse torunlarıma da. Yurtdışı piyasalarına yatırım yapsam desem, aracı kurumların akıbetinden korkuyorum.

    Sonuç olarak yurtdışından aldığım elit diplomaların babamın tecrübesi karşısında çöp olduğunu anladım. Birkaç nesil daha altın ve konut yanlısı nesil daha geliyor hocam. Ülkemin sermaye piyasaları açısından çok üzülüyorum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz hocam? Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki durum bu. Türk toplumu hatalardan ders çıkarmayı bilmiyor ve yanlışlarda ısrar ediyor. Öyle olmasa 1980'lerdeki banker krizinden sonra bu tür krizler tekrarlamazdı. İnsanlar ders almadığı gibi siyasetçiler de ders almıyor. Bir de en kötü tarafı yabancılar uyarana kadar yerli uzmanların uyarılarını dikkate almıyorlar. Öyle olunca da aynı hataların, krizlerin, sorunların tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz oluyor. Bu son olay sermaye piyasalarına çok ağır bir darbe vurdu. Bu yalnızca maddi bir darbe değil, itibar ve güven kaybı da yarattı. Bundan sonra insanları sermaye piyasasında pozisyon almaya yöneltmek o kadar kolay olmayacak.

      Sil
    2. Katılmıyorum, fon soygunu banker krizi ile bir tutulamaz. Başımı derde sokmadan anlatacak uygun cümleler bulamadım. Ama zamanı gelince inanın bu kriz kitap kitap yazılacak finans krizi tarihimize girecek türden.

      Sil
  6. Bizde borsanın toparlanmasına yönelik bir adım görüyor musunuz? Yoksa düşsün düşebildiğince ucuz gören yabancı toplar dolar gelir beklentisi mi var ? Çok riskli değil mi borsanın böylesi düşüş trendi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de yok. Çaresiz bir bekleyiş var.

      Sil
    2. Borsada ölümcül bir oyun oynanıyor.

      Sil
  7. Sayın hocam Türkiye özelinde baktığımızda tarımsal girdi fiyatlarının %70 artığı masraflarını karşılamadığı gerekçesiyle çiftçinin tarlasındaki veya ağacındaki ürününü toplamadığı , ihracatımızın büyük oranda yaptığımız AB’nin (Özellikle otomotiv sektörü) son aldığı Made in Euro kararı ve enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi içerideki fon benzeri finans dalgalanmaları mevcut sorunlara siyasetin çözüm üretememesi dahada ileri gidersek sizden bizden yaklaşımı Türkiye üzerinde kara bulutların uzun süre dolaşacağı anlamına geliyor. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllardır uygulanan yanlış ekonomik, sosyal ve siyasal politikaların böyle bir yere gelmesi normal değil mi?

      Sil
  8. Bunu yazdığım için belki bana "troll" diyenler çıkabilir:

    Türkiye'de ekonomik kriz "yok"tur.

    Çünkü sıradan vatandaş; hiç gürültü çıkarmıyor, en ufak bir itiraz kıpırtısı göstermiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Troll olup olmadığınızı bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var: Türkiye'de olmayan şey kriz değil insanların korkudan, duyarsızlıktan ve başına gelenleri kader sanmaktan dolayı yaşanan krize ses çıkarmaması.

      Sil
    2. Sığ bir bakış açısı, kriz yoktur diyen kişi kesin işsizdir.İstiyorki insanlar onun yerine gürültü çıkarsın,tutuklansın işinden gücünden olsun kendisi gibi işsiz kalsın.

      Sil
  9. Yapısal reformlarla desteklenmediği ve kamuda tasarruf sağlanamadığı için ülke ekonomisi üzerinde 3 yıldır uygulanan acı reçete de işe yaramadı maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatmaya çalıştık ama ne dinleyen oldu ne de anlayan. Sonunda buraya geldik.

      Sil
    2. Hocam yapısal reform yapılması için önce ekonominin 2001 gibi batması lazım.

      Sil
  10. "Bindik bir alâmete , gidiyoruz kıyamete " diyebilir miyiz hocam ?

    YanıtlaSil
  11. Hocam benim İran'lı dostlarım var. Iran'da şu anda bir litre mazot fiyatı 1 TL (Bir Türk lirası) neden sınır komşumuzdan bu fiyattan mazot alıp ekonomimizi, halkı rahatlatmıyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. ABD izin vermez. 2. İran da bize kendi halkına verdiği fiyattan değil piyasa fiyatından verir.

      Sil
    2. Hocam ABD'ye ucuza satsak bu sefer izin verir mi? Win-win

      Sil
    3. 3.İran ucuz verse de ek vergilerle hükümetimiz piyasa fiyatına eşitler..
      Vatandaşa yansıtmaz..!

      Sil
    4. ABD kendi petrolünü çıkarıyor.
      Evet ucuza gelse bile hükümet vergiyi artırıp onu yine pahalıya satar.

      Sil
    5. 1. Biz bağımsız bir ülke değil miyiz? Bağımsız bir ülkeye ABD ne karışır.
      2. Hocam daha düne kadar bunun yolları vardı ama başımızdaki ABD uşakları bütün yolları kapattı.

      Bağımsız bir ülke olsak mazot yarın bile 1 TL olabilir. Ancak asalaklardan, kan emici sülüklerden ve parazitlerden kurtulmamız şart. Aksi takdirde 1 TL ye bile alsak bize 100 TL den satarlar. Hiç birimizin gıkı çıkmaz.

      Sil
    6. Varsayım yanlış olunca gerisi doğru olmaz. 1. varsayımınızı gözden geçirin. Öte yandan ABD karışmasa bile İran bize 1 TL'ye bize petrol vermez. Niye versin ki?

      Sil
    7. Hocam ben kendi aracımla İran'a gittiğimde deposunu 1TL'ye doldurabiliyorum. Eskiden büyük bir depo ile girip dışarı çıkarmak mümkündü. En azından sınırda yaşayan vatandaşlarımız bundan faydalanabiliyordu. Sınır ticareti vardı.

      Hocam biz bağımsız bir devlet olsaydık nasıl ki Çin yarı fiyatına petrol alabiliyorsa biz neden almayalım. Biz bağımsız olsaydık alırdık. Alan nasıl alıyor? Şu anda satacak yer arıyorlardır. Biz bağımsız bir ülke olsaydık alırdık. Bunu sıradan bir insan olarak zavallı ben bile düşünebiliyorsam, bağlantıları olan, diplomasiyi bilen, halkını seven insanlar onu rahat rahat alırlar Hocam argüman baştan sona mantıklı. Bir arkadaşım mal alırken kazanılır diyordu. Neden vermesin? Ortada malı satabileceği yer yok ki.

      Sil
    8. Irana gidip, 1TLye mazot alabilirsiniz, deponuzu doldurup donersiniz, kimse karismaz. Yok Irandan dizel ya da benzin ithal edecegim derseniz, oncelikle Iran neden subsvansiyonlu yakiti size ayni fiyattan versin. Iranin sadece yakit icin ne kadar subsvansiyon odedigine bir bakin. Bir nevi kendi cebinden sizin cebinize para koymak gibi. Ayrica bunun icinde ithal edilen yakit ta var, piyasa fiyatindan ithal edip, zarara katlanmak ve ic piyasaya satmak.

      Sil
  12. Hocam borsada batırılanlar nereye gitmeli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam borsada parayı batıran adamın ilk gideceği yer bence daha fazla para kazanmanın peşinden koşacağı yer değil, kafasını toparlayacağı yerdir. Çünkü borsada para kaybetmek ayrı, kaybettiğini geri almak için daha büyük risklere girmek ayrıdır.

      Sil
  13. Sevgili yeni nesil , Algoritmalar , yastık altindaki fiziki altin ve gümüşe dokunamaz , kaplumbaga tavsani uzun vadede hep gecer ... Yastik alti fiziken guvensiz diyorsaniz , bankada kiralik kasalar var. Az kazanmis ama hic kaybetmemiş Bir dinazordan tavsiyedir . Az tamah cok zarar getirir .
    COK TAMAH ise , iste bugünkü felaket tabloyu olusturur . Secim sizin...

    YanıtlaSil
  14. Teknoloji değerlemeleri, petrol, enflasyon, altın , faiz ve Türkiye’ye yansımalarını ; sade ,birbirine
    bağlı mantık zinciriyle , hem yatırımcıya hem genel okura hitap eden üslup içinde kaleme alan sayın üstada teşekkür etmek isterim.
    Finans piyasalarındaki dalgalanmalar & güven ortamı bir an bile gözardı edilmemelidir. “Risk- Faiz “ dengesinin doğru yönetilmesi sdına; Merkez Bankalarına / Denetleyici kurumlara ve doğal sonucu Yatırımcılara büyük görev , dikkat ve sorumluluk düşmektedir .
    Yazı ve emek için sağolun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Tavsiyeniz işin özeti olmuş. Sevgiler

      Sil
  15. Ama gerçekte Almanya sıfıra düşmemiştir; çünkü elinde , çoğunluğunu,savaş süpürmüş olsa da ,geleneksel Alman kültür,ilim ve endüstriciliğin yetiştirdiği insan unsuru bulunuyordu:Sonucu sağlayan,kaderi çizen daima budur, insandır.
    "Eee?" diye düşünüyordu şimdi doktor;"O insanı yetiştirmenin yolu nedir?
    Ve dehşete kapılarak inanmak zorunda kalıyordu ki, Türkiye Tanzimat'tan bu yana ,hatta daha da öncelerinden beri kendi insanlarını bozmaya,yozlaştirmaya yönelmiş sanılacak kadar yanlış bir eğitim içerisindedir; yüz şu kadar yıldan beri Türkiye 'nin insanları öz Devlet 'lerince hırplanmakta,ezilmekte,eciş büçüş edilmektedir.
    Not: Tarık Buğra 'nın Dönemeçte kitabından ...sayfa 202

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk sistemi demokrasiye geçmiş görünse de demokrasiye uygun kurgulanmış değildir. Gerçek demokrasilerde hukuk bireyi korumak için kurgulanmıştır oysa bizde hukuk devleti korur. Burada ne doğru bir adalet çıkar ne de doğru bir eğitim. Önce birey.

      Sil
    2. Hukuk devleti korur görüşüne katılmıyorum. İktidarı ve zaten muktedir olanları koruyor. Devletin kurumları, kuralları, kadroları, gelenek ve teamülleri, hata kuruluş felsefesi ve temel kabulleri hallaç pamuğu gibi alt üst edilebiliyor.

      Sil
  16. ABD Eylül ayında politika faizini %3,75'ten %4'e çıkardı ve insanlar paralarını borsadan çekip bankalara yatırdılar. Bunun en büyük sebebi de faizlerin daha da artacağı beklentisiydi. %0,25'lik bir faiz artışı Türkiye için ne kadar komik bir rakam değil mi? Fakat bu kadarcık bir artış ve gelecekte daha da artabileceği mesela %5'e çıkabileceği düşüncesi borsada bir krize yol açabiliyor. Bizde ise %37 olan politika faizi %36'ya düşürüldü fakat buna rağmen borsa düşüşü devam etti. Çünkü fon krizinden sonra güven bir kere kayboldu.

    Nitekim son fon krizi, Fatma Betül Sayan'ın adının çıkması ve güvenin kaybolmasıyla AKP'nin oyları da 6 puan düştü. Cumhurbaşkanlığı Külliyesine sunulan çok özel bir kamuoyu araştırmasında oy kaybının 6 puan (%36'dan %30'a düşüş) olduğunu bizzat eski AKP milletvekili Şamil Tayyar açıkladı. 6 puanlık düşüş her 100 AKP'liden 17'sinin (AKP'lilerin %17'sinin) artık AKP'ye oy vermeyeceği anlamına geliyor. Ki bu güven kaybı AKP tabanında. Yani kararsızlar yok. Kararsızların oy dağılımını da düşünürsek, bu güven kaybı AKP'yi çok daha derinden sarsmış olacak. Güven o kadar önemli bir şey ki yıllar önce Bosch, ''İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim'' demişti. Şimdi AKP bu oy kaybını önleyebilmek için seçim ekonomisine trilyonlarca para ayırsa bile bu güven kaybını giderebilecek mi? Seçim ekonomisi sadece semptomları baskılar, güvensizlik hastalığını iyileştirmez. Bu yüzden güven kaybının giderileceğini hiç sanmıyorum. Çünkü bardağı taşıran son damla artık bardağa düştü.

    İnsanlar AKP'ye güvenip oy verdi fakat AKP'li, bakanlık yapmış birisi halkın parasını çaldı. İnsanların güvenini boşa çıkardı. Kaldı ki bu güveni kırılmış ve bu yüzden de verdikleri oyu sorgulayan insanlar (her 100 AKP'liden 17'si) muhaliflere yapılanları da görüyorlar. Bir tarafta elde tek bir somut delil olmadan gizli tanık ifadeleriyle tutuklanan insanlar var; bir taraftan da halkın milyonlarca parasını götürdüğü somut delillerle ispatlandığı halde serbest dolaşan insanlar var. Bu şekilde kamu barışı sağlanamaz. Kamu barışı sağlanmadan da güven kaybının tekrar inşa edilmesi mümkün değildir. Oysaki muhaliflere yapılan aynı uygulama Sayan'a da yapılsaydı (hukuk herkese eşit olsaydı) o zaman insanlar bunu kişisel bir hata olarak görebilirlerdi. Fakat artık iş işten geçti. İnsanlar (AKP seçmenleri) kendilerinden olanlara yapılan muamele ile kendilerinden olmayanlara yapılan muameleyi tüm çıplaklığıyla görmüş oldular. Bu durum güven kaybını 2'ye katladı. Kaldı ki tam liste açıklanmıyor ve gizleniyor. Suçlu oldukları somut verilerle ispatlandığı halde tam liste neden açıklanmıyor ve neden gizleniyor, bunun arkasında kimler var? Meclis araştırma komisyonunun kurulması AKP oylarıyla neden reddedildi? Piyasaları denetlemekle yükümlü üst düzey bürokratlara, örneğin BDDK yönetimine neden soruşturma izni verilmiyor? Denetim mekanizmalarının nasıl ve kimler tarafından felç edildiğinin ortaya çıkması neden istenmiyor? İşte bu cevapsız sorular güven kaybını 3'e katladı ve sonunda AKP'nin oyları fon krizinden sonra 6 puan erimiş oldu.

    Eğer bu güven kaybı uzaktaki insanlardan gelseydi o kadar etkilemezdi. Fakat yakından gelince güvenin boşa çıktığı aldatılmışlık hissi, hayal kırıklığına uğramışlık hissi, sanki sırtından bıçaklanmış hissi oluşur. Acısı çok daha derin olur. Kandırılmış olduklarını deneyimledikleri için de haksızlığa uğramışların yanlarında yer almaları artık çok daha kolaylaşmış olacaktır ki bu da fon krizinden sonra bence iktidar değişiminin kaçınılmaz olduğunu bize şimdiden haber vermektedir. Nitekim Şamil Tayyar da 18 Ekim'de X hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne sunulan 6 puanlık oy kaybı raporunu doğrularken, AKP'nin iktidarını kaybedebileceği endişesiyle AKP yönetimine açık bir uyarıda bulunmuş ve durumu şu cümleyle özetlemişti: ''Facia kapıda''

    İnsanların güvenini kaybeden, gücünü de kaybeder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar emin olmayın. AKP, daha önce defalarca güven kaybedecek durumlara düştü ama seçim kaybetmedi. Din faktörü öyle hafife alınacak bir şey değil.

      Sil
    2. Aynen katılıyorum.

      Sil
    3. Daha önceki seçimlerde AKP'nin kendi tabanında (üstelik 1 ay gibi kısa bir süre içerisinde) böylesi büyük bir erime gerçekleşmemişti. Fakat fon krizinden sonra elimizde artık somut veri var ki bu da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmiş durumda. Bunu bizzat Şamil Tayyar açıkladı. Dolayısıyla AKP yönetimi durumun ciddiyetinin farkında. Eğer tam liste açıklansa belki de bu erime çok daha büyük olacak; bu yüzden açıklanmıyor. Kapatılan televizyon kanalları var. Gazetecilere sansür uygulanıyor. Kimse bu fon krizinin üzerine gitmesin isteniyor.

      Enflasyon yıllarca yüksek kaldı, emekli maaşları ve asgari ücret açlık sınırının altında. Fakat tüm bunlar büyük bir erimeye yol açmadı. Çünkü AKP seçmenleri, ''Ellerinden geleni yapıyorlar, şartlar bu kadar el veriyor'' şeklinde düşündüler. Ancak hırsızlık başka. İşin içinde hırsızlık varsa dini hassasiyeti yüksek olan insanları tutamazsınız; giderler. İşte bu yüzden fon krizi konuşulmasın ve daha fazla seçmen kaybı da olmasın isteniyor. Sansüre bu yüzden başvuruluyor. Bir de işin İmamoğlu tarafı var. Neredeyse 2 yıl geçtikten sonra İmamoğlu konuşacakken aynı gün Halk TV kapatılıyor. İnsanların sesi kesilmek isteniyor ki gerçekler konuşulmasın.

      Hukukun herkes için eşit olmadığı, muhaliflere düşman hukuku uygulanan, demokrasiye saygı duymayan; hukukun üstünlüğü ve demokrasi endekslerinde yerlerde süründüğümüz, basın özgürlüğünün olmadığı, %5'lik kesim hariç ülkenin %95'inin alım gücünün azaldığı berbat bir dönemi yaşıyoruz. Tüm bunları artık AKP seçmenleri de görüyor ki 6 puanlık oy kaybı bu dediğimi doğruluyor.

      Hırsızlık olayı bardağı taşıran son damla oldu ve çözülme başladı. Çünkü hem hırsızlık yapıp hem de insanları dinle kandıramazsınız. 6 puanlık düşüşün ana gerekçesi bence budur. Ki bu düşüş, fon krizinden sadece 1 ay sonra gerçekleşmiş bir düşüş. Şamil Tayyar da facia kapıda derken bunu kastediyor. Yani oy kaybı ve çözülmenin daha çok artmasından endişe duyuyor. İstedikleri kadar sansüre başvursunlar bence çözülme daha da fazla artacak. Çünkü dediğim gibi hem hırsızlık yapıp hem de insanları dinle kandıramazsınız.

      Fatma Betül Sayan Kaya basının karşısına geçip, eline mikrafon alıp tüm Türkiye'den özür dilemiş mi? Eğer derin bir pişmanlık ve gözyaşları içerisinde bunu yapsaydı belki o zaman bu kadar büyük bir oy kaybı da olmayacaktı. 100 AKP seçmeninden 17'sinin fon krizinden sonra sadece 1 ay içerisinde eriyip gitmesi bize aslında şu mesajı veriyor: ''Ülkeyi berbat bir şekilde yönetseniz de biz yine sabrederiz ve sizi destekleriz. Ta ki somut verilerle ispatlanmış şekilde bir yolsuzluğa karışıncaya, halkın parasına göz dikinceye kadar.'' İşte bunun yani halkın parasının çalınmasının, dini hassasiyeti yüksek olanlar için affı yoktur. Bir insanın evine hırsız girse ve 2.2 milyar değerinde altınını çalsa, evin sahibi onu affeder mi? Sadece dini hassasiyeti yüksek olanlar değil, dini hassasiyeti zayıf olanlar da affetmezler.

      Sil
    4. O kadar emin olmayın. "Elim kırılsaydı" diyenlere seyyanen on bin lira zam yapılsa hemen "başka seçenek yok ki" deyiverirler.

      Sil
  17. Merkez bankası faizi 100 baz puan indirdi. Aslında bu hiçbir işe yaramaz hala faiz oldukça yüksek ve yatırımlar mevduatta tutulmaya devam ediyor. 100 baz puan bence halkın aklıyla dalga geçmek gibi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz sayın hocam? Bir işaret mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası'nın kafası bizden daha karışık. Bunu eleştiri amaçlı söylemiyorum, ortam karışık. Faizi daha fazla indirirse dövize dönüş başlayabilir çünkü insanlar fonlardan ve özellikle de borsadan ciddi darbe aldılar. Almaya da devam ediyorlar. MB faizi daha fazla indirse dolara kaçış hızlanacak, indirmese sanayi elden gidiyor. Yani özetle MB zor durumda. O da ne şiş yansın ne kebap tertibinden 100 puan indirimle idare ediyor.

      Sil
    2. Bu 3 yıllık dezenflasyon programı neden başarıya ulaşamadı sizce? 2024 yılında faiz %50 ile rekor seviyedeyken enflasyonun çok ciddi anlamda düşmesi gerekiyordu. Sorunun çözümü her daim yapısal reformlara gidiyor anladığım kadarıyla.

      Sil
    3. Sorunuzun yanıtı sorunuzun sonunda saklı. Evet yapısal reformlar olmadan, yargıyı bağımsız ve tarafsız kılmadan, hukukun üstünlüğünü sağlamadan, demokrasiyi ahbap - çavuş ilişkilerinden çıkacak düzeye getirmeden toplumda oluşmuş olumsuz beklentileri olumluya çevirmek neredeyse imkânsız. Beklentiler olumsuz olduğu sürece de enflasyon tek başına faizle ancak bu kadar düşer.

      Sil
  18. Sayın Eğilmez, küresel finans piyasalarındaki oynaklığın , ABD deki seçimlerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etkisi var ama başka şeyler de var. En önemlisi Yapay Zeka şirket hisselerinin değer şişkinliği yaşadığı kanısının yaygınlaşması. Petrol fiyatının 115 dolar/varil düzeyine gelmesi mesela Başkanlık seçiminden çok daha fazla etkili görünüyor.

      Sil
  19. Hocam dolar fiyatlaması doğru olmadığı için borsadaki şirketlerimizin çok yüksek fiyatlandığıni söyleyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aynen öyle söyleyebiliriz. Tıpkı dolar cinsinden GSYH'mizin ve kişi başına gelirimizin olduğundan yüksek görünmesi gibi orada da illüzyon söz konusu.

      Sil
    2. Hocam aldatma ve yalanlar üzerine kurulu düzenin çöküşü kaçınılmaz.

      Sil
  20. Hocam, borsadaki düşüş fon tasfiyelerinden daha çok küresel boyutta yaşanan ve petrol fiyatlarındaki artışla tetiklenen dalgalanmadan kaynaklanmıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hocam , ben de arkadaşla aynı fikirdeyim.

      Sil
    2. Bizde düşüler dünyadaki düşüşlerden önce fon meselesiyle başladı.

      Sil
  21. Eğer özel hayatınızı didiklemek olarak algılamazsanız:

    1970'lerin başında üniversite öğrenciliğiniz yıllarında siz herhangi bir örgüte mensup olmasanız bile; kendi iradenizle çeşitli protesto yürüyüşlerine katıldınız mı?

    Polis, size bile "jop"la vurdu mu? Sizin "Mahfi Eğilmez" olduğunuzu bilmiyorlar mıydı, nasıl cesaret edebildiler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir örgüte üye değildim. O zamandan beri bireysel bağımsızlığımı korurum. Buna karşılık kendimi o zaman da demokrat ve sol görüşlü tanımlıyordum. Bu, tam olarak bizdeki sosyal demokrasiye de uymuyor.
      Protesto yürüyüşlerine katıldım.
      Polis jopla da herkese vururken ben de nasibimi aldım.
      Mahfi Eğilmez olduğumu bilse muhtemelen daha fazla vururdu. Ney se ki o zaman tanınmış biri değildim.

      Sil
  22. Sayin Hocam ,
    Burada karsimiza cikan yorumlari ,size gondetilme sırasına gore alt alta dizmiyorsunuz. Her bir yorumu , puzzle in parcalari gibi degerlendirip , konu icerigi acisindan match edebilecek olanlari alt alta getiriyorsunuz .Boylece ,yukaridan asagi dogru okurken , konu itibari ile bir soru - cevap akisi olusuyor . Burada bir puzzle var . Bu , vakit alan bir süreç ... Hani " hoca sen yanlislari anlatiyorsun da , duzeltmek icin ne yapiyorsun " diyenler var ya ...
    Yahu adam , burada mesai yapiyor , okuyanlar bir şeyler ogrensin , farkinda olsun olan bitenin ve değişim icin kendi üzerine duseni yapmaya motive olsun , kandirilmasin , aydinlansin da , artik yanlislar yapanlara bir dur diyenlerin sayisi artsin diye ... Başımıza ne geldiyse ve geliyorsa , hep niteliksiz nicelikletden gelmiyor mu ? Adam uğraşıyor ki , nitelikli niceliklerin sayısı artsin da , böyle gelmis - boyle gider anaforundan kurtulalim ... Oturdugu veya yattığı yerden , Sen ne yaptin ? diye soranlara da , saygısından , beni birak da asill sen ne yaptin da demiyor . Hazira konup , bir de suclamak nedir yahu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, alkis icin yazmadim .
      Yillardir takipcinizim , siz şişmediniz ben şiştim vallahi ,
      bos elestirilerden , laf olsun diye sataşıp, aklinca sizi kizdirmaya calisanlardan yıldım. Ya , burada bir platform var, yillarin bilgi edinme suzgecinden geçmiş ,ise yarar nice faydali malumat, altin tepside onune seriliyor , ustelik en teknik konular dahi sade bir dille anlatiliyor ki , herkes faydalansin . Laf ola beri gele sorularin kime ne faydasi var ?Bize bilmediğimiz, kolayca haberdar olamayacagimiz birşeyler yazsalar ,ogrensek gelişsek . Ender de olsa, oyle degerli katkıda bulunan beyler hanimlar oldu oluyor. Bazen Mahfi bey in de yeni ogrendigi bilgilerle katkida bulunanlar oluyor . Hoca , bilgi icin tesekkur ediyor , ben de bunu simdi ogrendim diyor . Aslinda , o anda da bize bir sey ogretiyor , tevazunun erdemine dair ...
      Bendeniz gibi , size teşekküru borc bilen , ne yapmaya calistiginizi anlayip kavrayan , her yaştan her kesimden insanlar var hocam .
      Umudum , aramiza ozellikle genclerden cok sayida katilanin olmasi ve bu sayede , memleketimiz icin geleceğin daha aydınlık olabilmesi ...
      Tum iyi dileklerimle ,
      Ertan.

      Sil
    2. Teşekkür ederim. Siz benim yayınlamadığım troll yorumlarını görseniz kim bilir ne derdiniz. Çoğu para alıyor bu yorumlar için.

      Sil
    3. Acemi yorumcu25 Ekim 2026 08:57

      Ben 50 li yaşlarına yakın, insan ve toplum davranışlarını anlayabilmek için önce finans sisteminin kavranması gerektiğini yeni öğrenen bir insanım. İlgi alanım edebiyat, felsefe, psikoloji idi. Malesef ki okullarımızda finansal konulara değinilmiyor ve çocuklarımız, PARA' YA YÖNELİK TOPLUM VE BİREY DAVRANIŞLARINI kavrayamadan yetişiyor. Mahfi hocamım sayfasının 2,3 yıldır takipçisiyim. Seviyeme uygun diğer finansal kitaplarla birlikte, hocamın yazılarını ve kitaplarını takip ediyorum. İçeriklerinin bireysel olarak bana kattıklarına minnettarım. Öğretisi ve anlatıları paha biçilemez kıymette. Parasal sistemle ilgili anlattıklarını not alarak, şemalar çizerek öğrenmeye çalışıyorum. Keşke ekonomik sistemi, küçük çocuklarımıza da onları sıkmadan anlatabilmenin uygun bir yolu olsa. Büyüdüklerinde içerisinde yaşayacakları toplumun ve iletişim kuracakları fertlerin davranış şekillerini doğru anlamlandırabilselerdi. Hocam, küçük çocuklar için de parasal sistemi seviyelerine uygun anlatan kitaplar yazsanız ne kadar güzel olur. Saygı ve şükranlarımla.

      Sil
  23. Ormanlar Kralı Aslan, bir gün ormandaki ekonomik gidişatı ve verimliliği denetlemek için teftişe çıkar. Yolda karşılaştığı Koyun'a sorar:
    — "Söyle bakalım Koyun, orman ekonomimizin durumunu nasıl görüyorsun? Refah seviyemiz nasıl?"
    Koyun ürkekçe cevap verir:
    — "Aman kralım, her yer toz duman. Ot bulamıyoruz, fiyatlar çok yüksek, enflasyon bizi bitirdi. Geleceğimiz hiç parlak görünmüyor, perişanız..."
    Aslan bu olumsuz tablodan hiç hoşlanmaz. "Sen ormanın moralini bozuyorsun, halkı karamsarlığa sürüklüyorsun!" diyerek bir pençede koyunu paramparça eder ve yer.
    Biraz daha ilerleyen Aslan, bu kez Kurt ile karşılaşır. Aynı soruyu ona da yöneltir:
    — "Söyle Kurt, orman ekonomimiz sence ne durumda?"
    Koyunun başına gelenleri uzaktan gören Kurt, can korkusuyla hemen yalakalığa başlar:
    — "Ooo kralım, ekonomi şahane! Her yer bolluk bereket içinde. Sizin sayenizde büyüme rakamlarımız rekor kırıyor, refahımız tavan yaptı!"
    Aslan bu sefer daha da sinirlenir:
    — "Yalancı! Göz göre göre dalga mı geçiyorsun benimle? Ormanda kıtlık var, herkes kan ağlıyor!" diyerek bir pençede Kurdu da oracıkta paralar.
    En sonunda Aslan, ağacın dalında sakin sakin oturan Siyah Kuğu'nun yanına gider. Siyah Kuğu'ya da aynı soruyu sorar:
    — "Söyle bakalım Siyah Kuğu, orman ekonomisi hakkında ne düşünüyorsun? Durumlar nasıl?"
    Hem koyunun hem kurdun başına gelenleri gören bilge ve öngörülemez Siyah Kuğu bıyık altından güler ve şöyle der:
    — "Valla kralım, ben ne koyun gibi piyasanın gerçeklerini söyleyip canımdan olmak isterim, ne de kurt gibi yalan söyleyip hedef olmak isterim... Ben finansal piyasalardaki 'Siyah Kuğu'yum; ne zaman, nereden gelip kimi vuracağım hiç belli olmaz. Siz en iyisi gidin bu soruyu ekonomi bakanına sorun!

    YanıtlaSil
  24. Sayın Egilmez dünyanın genelinde hem ekonomik hem de siyasi-askeri güç dengelerinde stabilite bozuldu görünüyor.Tarihte ekonomik-siyasi krizler sonrası büyük savaşlar çıkmıştır.Bugün itibarı ile benzer bir hal var görünüyor.Bu belirsiz karışık ortamlarda insanlar varlıklarını arttırmaktan ziyade muhafaza edebilmeyi ava giderken avlanmamayı hedef almalıdır.Dünya ve Türkiyede insanlar hızlı sabırsız sınırsız bir servet edinme amacında memur ise rüşvetle belediye ise imar rantı ile işadamı ise siyasetle yakınlaşarak ya da ticari zeka ile siyasiler için ise sınırsız yol yöntem ile bu amaça ulaşmaktalar çünki çalışıp terleyerek biriktirerek servet edinmenin ülkemizde mümkün olmadıgını son yıllar bilhassa genç nesile çok güzel ögretti o nedenle gençlerin akıllı zeki olanları yurtdışına artan bir oranda mecburen göçmeye başladılar aileleride onların kararını sesizce teyit ettiler.
    Benim bu genel tablodan sonra merak ettigim husus dünyadaki ekonominin çökmesi için tetikleyici faktör olarak arjantin türkiye ve benzeri ilk 20-30 ekonomideki bir kaos domino etkisi ile global krize dönüşür mü?Altının çin mb tarafından alınmasından dolayı düşürüldüğü çinin dolar rezervini eritmesi ve abd tahvilleri satmasının cezalandırıldıgı ihtimali gerçekçi olabilir mi?AB japonya nında resesyona girmesi bütün kıtalarda gelir dagılımının bozulması ortadogunun rusya ukraynanın karışıklıgı gıda enerji hem arzında hem de fiyatlarındaki negatiflik bu sıkışmanın tuzu biberi olmaya devam ederken dünya ekonomileri rahatlaması zorlaşıyorsa dünya nasıl sıkıntıdan çıkacak?
    Sonuç olarak ülkemiz için sade vatandaşa öneri nakit tl döviz altın dan oluşan mevcudunuzu koruyun ani hamle kararı vermeyin krizin anası gelene kadar mevcudunuzu koruyun demek makul olabilir mi?
    Yazınız için teşekkürler saygılar sunar esenlikler dilerim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı