Türkiye Döviz Kurunu Hangi Yöntemle Belirliyor?
Döviz Kuru Belirleme Rejimleri
Bir ülkenin ulusal parasının
yabancı paralara göre değerinin (kur) hangi esaslara göre belirleneceğini
gösteren düzenlemelere döviz kuru rejimi deniyor.
IMF, döviz kuru rejimleri
konusunda dört ana kategori arasında ayrım yapıyor: (1) Katı sabitleme
rejimleri. (2) Yumuşak sabitleme rejimleri. (3) Dalgalı kur rejimleri. (4) Artık
kategori olarak diğer yönetilen kur rejimleri.
Sürünen Kur Benzeri Düzenleme (Crawl-like Arrangement)
IMF, döviz kuru hareketlerinin
belirli bir süre boyunca istatistiksel olarak belirlenen bir eğilim etrafında
dar bir bant içinde kalmasını, sürünen kur benzeri düzenlemenin belirlenmesinde
kullanılan ölçütlerden biri olarak değerlendiriyor.
Her ikisi de yumuşak sabitleme
rejimleri arasında yer alan sürünen kur benzeri rejim (crawl–like arrangement) ile
kademeli sabit kur rejimi (crawling peg) arasında bazı farklar bulunuyor. Kademeli
sabit kur rejimi; merkezî otoritenin referans kuru veya kur paritesini belirli
aralıklarla ayarladığı bir düzenlemedir. Sürünen kur benzeri rejim ise kurun
belirli bir eğilim doğrultusunda hareket ettiği, ancak uygulamanın önceden ilan
edilmiş bir kademeli sabit kur mekanizmasıyla tam olarak örtüşmediği durumları
kapsar.
Türkiye’nin Döviz
Kuru Belirleme Rejimi
Türkiye, resmi olarak 22 Şubat
2001 krizinden bu yana dalgalı döviz kuru rejimi (free float) uyguluyor. Bu
rejimin kuralı basittir: Merkez bankasının bir kur hedefi yoktur, döviz kuru
piyasadaki arz ve talebe göre belirlenir.
Son yıllarda uygulanan makro
ihtiyati tedbirler, kamu bankalarının döviz işlemleri, swap piyasasına yönelik
politikalar ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi araçlar, döviz piyasasının
işleyişini ve Türk lirasının fiilî kur hareketlerini etkilemiştir.
IMF, Türkiye'nin resmî döviz kuru
rejimini serbest dalgalı (free floating), fiilî döviz kuru düzenlemesini ise
sürünen kur benzeri (crawl-like) olarak sınıflandırıyor. IMF’nin 2025 yılı Türkiye 4. Madde Konsültasyon
Raporu bilgi ekinde bu durum şöyle ifade ediliyor: “Döviz Kuru Düzenlemeleri:
Türkiye'nin para birimi Türk lirasıdır. De jure (hukuki) döviz kuru düzenlemesi
serbest dalgalanmadır; de facto (fiili) döviz kuru düzenlemesi ise sürünen kur benzeri
rejim olarak sınıflandırılır”([i]). IMF’nin 2026 Yıllık
Raporunun II numaralı Finansal Operasyonlar ve İşlemler ekinde de Türkiye, Arnavutluk,
Kosta Rika, Dominik, Gana, Guatemala, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Özbekistan
ile birlikte sürünen kur benzeri kur rejimi uygulayan ülkeler arasında yer
alıyor ([ii]).
Sonuç
Türkiye'de resmî olarak serbest
dalgalı kur rejimi uygulanmasına karşın, döviz piyasasına yönelik müdahaleler
ve çeşitli ekonomi politikası araçlarının kurun fiilî hareketlerini etkilediği
görülebiliyor. IMF'nin Türkiye'yi sürünen kur benzeri rejim kapsamında
sınıflandırması da resmî rejim ile fiilî uygulama arasındaki farklılığı ortaya
koyuyor. Bu durum, kur oynaklığını sınırlama hedefi ile piyasanın ekonomik
şoklara uyum sağlamasına izin verme gereği arasında bir politika ikilemi yaratıyor.
Türkiye örneği, resmî kur rejimi
ile fiilî uygulamanın neden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
"Rabbit and Snake Exchange Rate Regime”
YanıtlaSil;)
The Rabbit and the Snake Climbing the Mountain
YanıtlaSilThe Rabbit hopped up the mountain, while the Snake slithered up the same slope.
The Rabbit climbed fast, sending prices soaring overnight. The Snake moved slowly, and prices followed little by little.
Both reached the summit. Far below, the worker Mehmet called out:
“You climbed the mountain, and prices followed you. Why is my wage still standing where it was?”
İyi günler Türkiye’de ekonomik göstergelere dayanarak yorum yapılırsa tablo olumlu görünüyor bir iki ufak sorun dışında sıkıntı yok onlarda zaman içerisinde düzelir bu öngörü resmi verilere göre hayatın gerçekleri ise öyle değil yaşanan çok başka bu ortamda kur ne olmuş enflasyon ne kadar artmış hiç önemli değil tek bir merkezden ne veri gelirse o geçerli kaba tabirle ne vereyim abime misali
YanıtlaSilEkonomik göstergeleri biraz kazıdığınızda farklı bir dünya çıkıyor karşınıza.
SilMaaş verisini kimse gizleyemez. Asıl veri o!
SilAnkara'nın Oran semtinde bir apartman dairesi "100 milyon TL"ye satılıyor.
YanıtlaSilİzmir'in Bostanlı semtinde "3+1 daire" "180 milyon TL"ye satılıyor.
Bu devasa paraları ödeyebilecek güçte olan vatandaşlarımız olduğuna göre; siz hangi ekonomik krizden bahsediyorsunuz Mahfi bey?
Bu anlattığınız durum tam olarak krizi ifade eder. Siz o daireleri alabiliyor musunuz? Ya da kaç kişi alabiliyor? Toplumun yüzde 5'inin aldığı dairelere bakarak kriz olmadığını düşünmeniz ilginç. Bu durumda siz ya o % 5'in içindesiniz ya da fanatik taraftar.
SilAdsız 12.03, O da bişi mi o parayı gözünü kırpmadan hisse-fon yapanlar varmış, hey gidi dünya hey.
SilMahfi bey beni sinirlendiriyorsunuz...
SilBey diye hitap ettiğinize göre sinirlenseniz bile efendiliğinizi koruyorsunuz. Bu iyi bir şey. Bazen gerçeklerin söylenmesi bazı insanları sinirlendirir. Bu gibi durumlarda durup kendi kendinize "acaba bir şey mi atladım" diye sorarsanız gerçeği yakalama şansınız olur. Sormadan sinirlenmeye devam ederseniz epey bir süre sonra boş yere sinirlendiğinizi anlarsınız ama iş işten geçmiş olur. Sevgiler.
SilHocam o zaman küresel bazda kozmetik, makyaj gibi lüks tüketim ürünü satan şirketlerin kârını %90 oranlarında arttırmasını nasıl açıklarsın? Bu sektördeki şirketlerin borsadaki hisseleri de %70+ üzerinde artış gerçekleştirdi. Bu artışın bize gösterdiği üzere insanlardaki kriz algısı, gerçek krizden değil doyumsuzluktan kaynaklanıyor. Sizler ve ben bir hiçiz Mahfi bey, tarihte padişahlar bile bizim kadar refah yaşamadı. Eskiden sıcak su mu vardı, eskiden ilaçlar mı vardı, eskiden gıdaya erişim böyle fazla mıydı, eskiden telefon var mıydı? Bir de eskiden insanlar 12 saat çalışıyordu, ulaşım bu kadar kolay değildi, evde 4-5 çocuk vardı, şu anki kriz algısının nedeni de tek kişilik ailelerdir. Aileler bunları el bebek gül bebek yetiştiriyor yalan mı, yalansa yalan diyin Mahfi bey. Özel okul harcamalarının artmasından da bunu görebiliyoruz. Ailelerine bağımlı oldukları için tek kalıncayemek yapamıyorlar, bir meseleye onay ve red veremiyorlar. Yahu gelir vergisi beyannemesi veremeyen gördüm hocam, hayır bir de hisse üzerinden kolay olan yani. ABD borsasına giricem ama vergi nasıl oluyor diye soruyorlar. Toplama çıkarma bilmiyorlar. Geçen dükkana girdim, pasta için. Oturmuş video kaydırıyor, çıktım başka dükkana girdim oradaki direkt ilgilendi. Bu kadar vakti bol nesil, vasıfsız olabiliyorsa asıl kriz başka yerdedir. Zaman krizi vardır. Eski kuşak çalışkanlığına, zekasına, çalışma ahlakına rağmen refah bir şekilde yaşamayadan ölüp bu nesil onların refahını çalıyorsa kriz mıriz yoktur. Bu dönemde yaşayanlar hakettiğinden fazlasını alıyordur. Her yemeğin fotoğrafını çekip 186 takipçisiyle paylaşan, her gördüğü "güzel manzara" da selfie çeken bir nesil hak ettiğinden fazlasını bile alıyor. O lükse yaptıkları harcamanın %1'ini biriktirseler tamam bir şeyler alamazlar ama zamanla en azından belli güvenceleri oluşur. Yok ama illa iPhone, illa rolex saat, illa modaya uygun giyim. Yalansa yalan diyin Mahfi bey. Siz sizin döneminizde çalışkanlığınızın faydasını ne kadar gördünüz ki, bunlar tembelliğin faydasını görmedi diye sızlansın
SilEğer sizin dediğiniz gibi olsaydı Mahfi bey, Türkiye'deki lüks araba sayısı Avrupa'dakinden fazla olmazdı. Hadi bu fakirler telefondur, saattir, yemektir bunları aldılar. Arabayı nasıl alıyorlar?
SilSevgili insan, yapmış olduğunuz eleştiriler ilk okuyuşta sizi haklı ve mantıklı gibi gösterse de ne yazık ki haksızsınız. İşsiz biri gibi tek tek açıklayacağım. Ne de olsa burada toplumsal bir organizmanın unsurlarıyız.
SilÖncelikle piyasadaki lüks tüketimi ve yüksek gayrimenkul fiyatlarını görünce "Kriz nerede?" diye sormuşsunuz. Fakat bu çıkarım ciddi yanılsamalar barındırmakta. Bu sorunun cevabı gelir adaletsizliği ve servet transferi başlıklarıyla yanıtlanabilir. Şöyle ki:
Ankara Oran'da 100 milyon TL'ye veya İzmir Bostanlı'da 180 milyon TL'ye satılan evler bir ülkede kriz olmadığını değil, aksine gelir dağılımının ne kadar ağır şekilde bozulduğunu gösterir. Enflasyonist dönemlerde serveti, gayrimenkulü ve hissesi olan kitleler (toplumun en üstteki %5'lik dilimi) servetlerini katlarken asgari, sabit ücretli- maaşlı vs. kitlenin alım gücü erir. Yollarda gördüğünüz lüks araçlar veya satılan pahalı evler genel refahı değil, bu derinleşen uçurumu temsil eder.
Kozmetik satışlarının, iphone kullanımının veya kafe/restoran harcamalarının artmasını "doyumsuzluk" olarak nitelendirmişsiniz. Bu da ruj etkisi olarak adlandırılmakta. Ekonomik kriz dönemlerinde insanlar ev, araba veya arsa gibi büyük varlıkları asla satın alamayacaklarını anladıklarında birikim yapma umutlarını kaybeder ve bütçelerini kısa vadeli haz veren küçük lükslere (meşhur yıldızlı logosuyla bilinen üçüncü nesil kahveciden kahve, kozmetik, 1/6'sı yenilmiş elma logolu markadan telefon, hamburger...) yönlendirirler. Yani bu harcamalar zenginliğin değil, büyük hedeflerden vazgeçilmişliğin bir sonucudur. Bugün ücretli çalışan bir insan para biriktirerek ne alabilir? Sözgelimi aylık 100.000 TL maaş alan bir insanın ne yapmasını bekleyebilirsiniz? Eskiden ev alırdı şimdi gidip iPhone alıyor. Bu onun suçu değil, sistemin sorunu. Ayrıca padişahlarla ilgili duruma da gelirsek,
"Eskiden sıcak su mu vardı, padişahlar bile bu refahı yaşamadı" kıyası iktisadi bir ölçüt değildir. Çağın sunduğu teknolojik imkanlara erişebilmek toplumsal bir refah göstergesi değildir; insanlığın ortak teknolojik ilerlemesidir. Bugün Afrika'nın en fakir ülkesinde de akıllı telefon kullanılıyor diye o ülke krizde değil diyebilir miyiz? Diğer yandan gençlik, zaman krizi vs eleştirileriniz de dayanaktan yoksun vaziyette. Özel okul harcamalarını yapanlar zaten bu süreçten etkilenmeyen üst gelir grubundan oluşuyor. Ortalama bir gencin vergi beyannamesi verememesi veya mutfak becerisinin zayıf olması bireysel bir eğitim, kültür sorunudur bu ülkenin makroekonomik gerçeklerini ve enflasyonun yarattığı tahribatı ortadan kaldırmaz.
Ezcümle:
Bir ülkedeki ekonomik durum, azınlık bir kitlenin ne kadar rahat lüks tüketim yaptığıyla değil; ortalama bir vatandaşın, asgari ücretlinin veya memurun başını sokacak bir evi ve arabayı çalışarak alıp alamadığıyla ölçülür. Bugün ortalama bir çalışan ömrü boyunca çalışsa o bahsettiğiniz evleri alamıyorsa, ortada çok ciddi bir ekonomik kriz var demektir.
Hocam öncelikle elinize sağlık. Bir genç olarak birtakım sorularım olacak. Günlerdir düşünüyorum bu ülkedeki bir insan ne yapmalı diye. Her günüm bu soruyla başlıyor ve bu soruyla bitiyor. Üstelik iyi kötü ufak bir miktar sermaye de bulunmakta elimde. Fakat parayı neye yatırırsak yatıralım rezil olmama olasılığımız çok düşük. Sözgelimi, ev alsak kiracı bulmak, kiracı bulsak düzenli ödeme almak oldukça zor. Çünkü insanların kazandıkları paralar asgari bir geçim için çok yetersiz kalıyor. Borsa, fon vs yatırımı desek buranın da maşallahı var. Hem her gün tokat yeriz hem paramızdan oluruz üstelik bir günde kanun değişir elimizdeki tüm malvarlığından da olabiliriz. Döviz tarafına gitsek kıymetli büyüklerimiz kuru baskılar enflasyona yenik düşeriz. İş kursak haraççısı, maliyetleri, tutunması, çalışanlar, piyasanın inanılmaz durgunluğu vs. buradan da pek ekmek yenilecek gibi değil. Geriye tek seçenek kalıyor. Parayı altına çevirip yastık altına atmak. Bir işe girip çalışmak. Aldığımız maaşla evi geçindirip nefes almaya devam etmek. Benim gibi sıradan vatandaş bile bunu düşünüyorsa yatırımcılar ne yapar? Bu ülke nasıl toparlanır? Bu iş nereye varır? Sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa sözündeki gibi yanan birtakım insanlar var ama yetmiyor. Kim daha ne kadar yanacak ki birileri aydınlığa çıksın? Tek çare yurt dışı gibi görünüyor. Hoş orada da kimse kollarını açıp bizi beklemiyor. Kısacası, ne yapmak lazım, bu çaresizlik nasıl son bulur, siz nasıl bir gelecek tahayyül ediyorsunuz hocam? Saygılar, selamlar...
SilHer şeyi söylemiş çok net biçimde özetlemişsiniz. benim de bunun üzerine diyeceğim bir şey kalmıyor. Burada her şey tesadüflere bağlı yürüyor. Bize düşen çok çalışmak ama o da yetmiyor.
Sil"sıradanadam" Güzel yorumlamış.
SilTeşekkürler.
Oran'daki 100 milyonluk daireler satılıyorsa kriz yoktur.
Evet
Fatma Betül Sayan Kaya fondan götürdüğü para ile Oran'dan 20 tane daire alabilirdi.
Ayrıca 9 kişi daha "gönüllü iade" ile 2 milyar geri ödeme yapmışlar.
Bunların da ikisi ikişer daire, kalan 7 kişi de birer daire alırdı.
Ayrıca parayı götürdükleri tarih ile iade ettikleri tarih arasındaki yasal faizleri ile ortak 2 daire daha alabilirlerdi.
Ayrıca ayda 70.000 TL alan 4 devlet memuru 30 yıl boyunca hiç harcamadan maaşını biriktirse bu dairelerden ortak 1 tane alabilirler.
Bu durumda kriz yoktur diyebiliriz.
Mahfi bey, döviz kuru rejimi gibi güncel bir konuyu getirdiniz için teşekkür ederim, günümüzde ihracatçının gözü kulağı döviz kuru değerinde, ithalatçının öyle, üretici sektörler öyle, istihdam ona bağlı olarak değişmekte, kısaca ekonominin mirengi noktası durumunda, MB bahsedilen döviz kuru rejimlerini son 30 ve 40 yıllarda uyguladı ancak ekonomi istenen sonuçlara ulaşamadı, bu sistemlerin altyapı hesapları yapılmamış demektir, selamlar,
YanıtlaSilBu kur sistemi dediğiniz kesimlere yaramıyor haklısınız ama siyasetçiye yarıyor. Dolar cinsinden GSYH ve kişi başına geliri yüksek gösteriyor onlar da "bakın geliri ne kadar artırdık" diye övünüyor.
SilArtık serbest bırakılmalı bence, hafif hafif hocam. ABD'deki hisse yatırımlarından güzel para kaldı ama korkudan bir satamıyorum. Şu an satarsam ve gelecekte dolar %20 yükselirse, %20 zarara giriyorum. Tam şu sıralar bırakılmaz bence, seçimden dolayı. seçimden sonra J veya L eğrisi görebiliriz. Bir yandan şirket borçlanmaları ve petrol fiyatı sağolsun, ABD tahvilinin değeri de arttı. O yüzden eğer böyle devam ederse, muhtemelen devam etmez ama kur daha da fazla artabilir diyorum, siz ne diyorsunuz Mahfi bey.
YanıtlaSilAslında hiçbir zaman karışılmamalı ama enflasyonu denetlemek için fazi yüksek tutunca ister istemez karışılmış oluyor.
SilFaiz hangi durumlarda karışma aracı olabiliyor hocam. Japonya'da faizler eksiye indiğinde bile Japonya içi enflasyon artmamıştı. Bazı toplumların faize direnci daha mı fazla var. Ayrıca faiz ne kadar iyi bir enstrüman, diyelim bi çılgınlık yapıldı ve politika faizi %1'e kadar indirildi, yine piyasa faizi %1 olmuyor. Kaldı ki birden fazla parametre ekonomiyi doğururken, tek parametre de yetersiz kalıyor. Paranın maliyeti bile faiz dışı enstrümanlardan, faizden çok etkilenmeye başladı gibi.
SilMahfi bey, şu an için dış ticaret açığı vermeyecek, veya ithalat ile ihracatı dengede tutabilecek dolar kuru değeri ne olmalı bu konuda bir formül varmı? Selamlar
YanıtlaSilBöyle bir formül yok. Ben geriye giderek enflasyona paralel bir hesaplama yaptığımda 65 - 66 TL olarak buluyorum.
SilHocam ben de 72 - 74 arası buldum. Sizinki daha iyimser gibi.
SilMahfi bey, dalgalı döviz kuru rejimi ne kadar dalgalı olabilir, bunun alt ve üst limiti var mıdır, şayet kur rejimi arz ve talebe göre değişir ise gelecekte ihracat, ithalat ve genel bütçe değerleri tutarlı olurmu acaba, ekonomi okyanusta dümeni kilitlenmiş bir gemiye benzetirsek sürekli sürüklenmezmi selamlar,
YanıtlaSilEğer ekonomi düzgün yönetiliyorsa, ekonomi politikası doğruysa enflasyon yüzde 2 - 4 arasında bir yerde olur. Bu durumda ulusal paranın dış piyasada dalgalanmaya bırakılmasından hiç korkmamak lazımdır. O dalgalanma olabilecek döviz krizlerini otomatik stabilizatör gibi önler. Ama enflasyon yüzde 30 ise ve uyguladığınız ekonomi politikası yanlışsa kur sabit de olsa dalgalı da olsa işlev göremez.
SilMahfi bey, bildiğiniz üzere ABD bir ülkeyi kur manipulatörü ilan etmenin şartlarını başkan Clinton döneminde belirlemiş ve Çin e tedbirler alıyor, Çin in diğer ülkelerin ekonomilerini abluka altına alıyor, buna karşı bir yaptırım veya cezalandırma kurumu varmı, bizim merkez bankamızın kur manipulatörü ülkelere karşı bir tedbir, formül, veya hesabımız olabilirmi? Selamlar
YanıtlaSilKendisi kuru kontrol eden birisi bu konuda tedbir uygulayabilir mi? Uygulasa da başarılı olabilir mi?
SilMahfi bey, Çin e karşı alınabilecek tedbirleri sormak istemiştim, malum en fazla dış ticaret açığı verdiğimiz ülke Çin olduğu için,
SilBen de aşağı yukarı onu demek istedim. Kendi finans sistemine tedbir alamayan bir ekonomi başkasına karşı nasıl tedbir alacak?
SilBir konuyu açıklığa kavuşturmanızı ricâ ediyorum:
YanıtlaSil"Otokratlığa (tek adam rejimlerine)" ve "ahbap-çavuş mekanizmaları"na karşı olduğunuzu her daim söylüyorsunuz.
Gel-gelelim; Çin'de "hukukun üstünlüğü"nün var olduğunu da söylüyorsunuz.
Çin'deki yönetimin; kemikleşmiş bir tek parti (ve tek adam) rejimi olduğu apaçık ortada.
Hâl böyle iken, yani Çin'de otokratlığın ahtapotun kolları gibi her yeri sarıp-sarmaladığı apaçık gözüküyor iken; Çin'de "hukukun üstünlüğü"nün var olduğunu iddia etmeniz "çelişki" değil mi?
Lütfen cevabınızı yazmadan önce şu kısa videoyu izleyiniz, cevabınızı sonra yazınız:
https://www.youtube.com/watch?v=HzPoIXXbiO8
Lütfen "34. saniye"den itibaren dikkatle izleyiniz.
Ben demiyorum World Justice Project adıyla rapor yayınlayan ve bütün dünyada anketler düzenleyerek her ülkede hukukun üstünlüğünü belirleyen bir bağımsız sivil toplum örgütü aldığı sonuçlara göre yaptığı sıralamada Çin'de hukukun üstünlüğünün bizden iyi olduğunu söylüyor. Bunu yaparken tek adam, tek parti, seçimler falan onlara bakmıyor. Kuralların herkese aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığına, liyakate uyulup uyulmadığına, yolsuzluk olup olmadığına varsa nasıl değerlendirildiğine bakarak yapıyor.
SilBizde hem Kur sürünüyor, hem Toplum.
YanıtlaSilBunlar genellikle birlikte hareket eder.
SilHocam alım gücü de zamanla değişkenlik gösteriyor mu? Şunu çok duyuyorum; Çin sayesinde dünyada alım gücü arttı. Gerçekten artış oldu mu, artış olduysa bu nasıl pldu hocam
YanıtlaSilMallar ucuzlayınca aynı gelirle daha çok mal alınabiliyor.
SilAllah Çin'den razı olsun o zaman hocam
SilHocam faiz 100 baz puan düşürüldü. Nas 2.0 geliyor diyebilir miyiz? Eğer öyleyse bankacılık sektöründeki hisseler niye artış göstermedi, sayın hocam. teşekkür ederim, zat-ı şahanelerinize iyi günler dilerim
YanıtlaSilDiyemeyiz çünkü bu düşmüş haliyle bile faiz enflasyonu 6,5 puan üzerinde. Nas geldiğinde faiz enflasyonun altına düşürülmüştü.
SilFaiz tek başına bu kadar itibar ve güven kaybını düzeltemez. Bunu yıllardır söylüyorum. İtibar ve güveni geri kazanacak adımlar lazım.
Keyfinin kayhasına göre belirliyor işte hocam. Rüzgar nereye giderse
YanıtlaSilHocam Doğu Asya ülkelerine gitmiş miydiniz? Koredir, Tayvandır, Vietnamdır, Taylanddır. enfes baharatlı yemekleri var hocam. özel bir baharatları var. Soslu yemek yiyeceksen doğu asyaya gideceksin, orada muhteşem yapıyorlar.
YanıtlaSilÇoğuna gittim. Uzak doğunun yılan, böcek vb. dışındaki normal yemeklerini severim.
SilMahfi bey, dışa açık bir ekonomide mirengi noktasına enflasyon değerini değilde, döviz kuru değerini baz alsak daha doğru olurmu, bildiğiniz gibi 2003 ve 2010 yıllar arasında yurda çok fazla sıcak döviz girişleri oldu ve dolar kuru 2tl den 1,2 TL değerine düştü, bu yıllarda enflasyon düşüktü, ama ithalat yapmak ucuz iken, ihracat pahalı hale geldi
YanıtlaSilMahfi bey, yukarıdaki soruma devam yazacağım, ekonomi ithalata bağımlı hale geldi, dış ticaret açığı ve dış borç stoğu sürekli arttı, taki döviz kıtlaşıp döviz kuru patlayana kadar devam etti, buna bağlı olarak enflasyonda yükseldi, demem o ki döviz kuru sistemi iyi yönetilir ise ekonominin bütün parametreleri daha iyi kontrol edilebilir, selamlar
SilHaklısınız ama o dönemde kur kontrol edilmedi. Türkiye bazı yapısal reformları yaptı ve AB ile tam üyelik müzakeresi başlattı. Türkiye'nin riskleri hızla düştü yabancı yatırımcılar Türkiye'ye döviz getirip yatırım yaptı, bir yandan da özelleştirmeler dolayısıyla döviz girişi bollaştı. O dönemde yapmamız gereken şey bu paraları piyasaya sürmeyip bir kısmını bir fona almak olmalıydı. O zaman kur o kadar düşmez ve ileride doğabilecek sıkıntıların temelini atmazdı. Nitekim AB ile ilişkiler tersine döndü, başkanlık sistemi, hukukun ve demokrasinin geriye gitmesi derken o döviz bolluğu bitti. Bugün dövizi çekebilmek için faizi yüksek tutamak zorunda kalıyoruz. Dövizi baskılıyoruz ama bu da bambaşka sorunlar yaratıyor.
SilBizim Dolarla - Yuroyla isimiz yok , isi olanlar dusunsun , Doviz alanlarin eli yanacak diyenleri gorduk .Doviz artarsa yuzume tukurun diyenler en yuksek makamlari , karar mercii olarak isgal ettiler . Ne oldu ? Su akti , yplunu
YanıtlaSilbuldu . Bu kadar cok yüksek maliyetli emanet rezerv yakilmasna Ragmen usd kac tl bugun ? Euro kac tl bugun ?Eeee ne oldu ? Bizde uygulanan kur rejimi : Kervan yolda duzulur rejimidir .
Tibbi metafor la izah edeyim : Koruyucu -Onleyici ve takibe dayali tedavi uygulanacagina, olan olduktan sonra acil serviste binbir tedavi deneniyor.
Yetmedi , uzerime bir de bol yan etkili deneysel kemoterapiler uygulaniyor.
Ve tabii ki , Dunya bizi kiskaniyor ...
İzmir Karşıyaka Bostanlı ve Yalıda; 3+1 , 130 metrekare sıfır daire fiyatları, internet sitelerinde 12 .000.000-39.000.000 TL arasıda görünüyor.
YanıtlaSilİki sözünüzü hiç unutmuyorum:
YanıtlaSil• 2017 yılında Melih Gökçek "görevden affını" istediğinde, şunu yazmıştınız:
"Bu ülkede her şey olabilirsiniz, ama rezil olamazsınız."
• 2018 yılının yaz mevsiminde ise şunu yazmıştınız:
"Rahip Brunson'ın serbest bırakılması, yapısal reform değildir."
Ecnebinin parasını da süründürdük; biz varya biz, bizden korkulur.
YanıtlaSilMahfi bey, dalgalı döviz kuru rejiminde öncelikle ihracatı destekleyecek değerin hesaplanması lazım gelir, örneğin bu destek kuru 2 TL olduğunu varsayalım, bunun alt ve üst seviyesi 0,2 TL fark kontrol seviyesi olursa, döviz arzı artıp dolar 1,8 de MB döviz alıp rezervlerine eklese, yine döviz kuru 2,2 TL ye çıkınca rezervlerden satış yapıp tekrar 2 TL ye çekip dengede ve ihracatı ve üretimi sürekli desteklemiş olur, MB ihracatı destek kurunu hesap etmeden rezervlerden bir 126 milyar dolar harcadı, bir 30 milyar dolar harcadı ama ihracatı arttıramadı, soruma gelince MB böyle bir ihracatı destek seviye kur değeri hesabı varmıdır, selamlar,
YanıtlaSilDöviz, tıpkı diğerleri gibi bir maldır. Mal fiyatları piyasada serbestçe arz ve talebe göre belirlenmelidir. Bu çerçevede döviz kuru da piyasada arz ve talebe göre belirlenmelidir. Bizde enflasyon yüksek olduğu ve faiz de onun üzerinde olduğu için ister istemez kur piyasada belirlenmiyor bu yapay sistem tarafından belirleniyor. Normal olarak bir ülkede enflasyon neyse kurdaki yıllık artış da aşağı yukarı o kadar olur. Aşağı yukarı dememin nedeni bazı başka unsurlar da işin içine girebilir ama orta - uzun vadede kur artışı enflasyona artışına denk gelir. Bizde faizin yüksekliği carry trade dövizi çektiği için döviz yapay olarak bollaşıyor ve kur enflasyon kadar artmıyor. Bu da geliri yüksek göstermeyi övünme meselesi yapan siyasetçilerin işine geliyor.
SilÖzetle normal koşullarda kur piyasada belirlenir, bunun bir düzeyi olmaz. Enflasyon artışnıa yakın bir artış sergilemesi normal olur.
Yazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilYayınlanan Ekonomik parametrelerde yanlış veriler olabilir mi?Sanırım yakın geçmişte yunanistan da böyle bir makyajlanmış ekonomik verilerin yayınlandığı saptanmıştı o da ekonomik kriz nedeni ile ab nin devreye girmesi ile ortaya çıkmış idi.Benim sormak istediğim ama bir yandan da cevabından çok korktugum konu acaba gerçekte ekonomi göründüğü gibi mi ?gösterildigi gibi mi?yoksa veriler maniple edilmiş olabilir mi??
YanıtlaSilSaglık ve esenlikler diler yazınız için teşekkür ederim
Kasıtlı yanlıştan ziyade illüzyondan yararlanma olduğu kanısındayım. Mesela GSYH. Cari fiyatlarla hesaplandığı için enflasyon ne kadar yüksekse o kadar yüksek çıkıyor. Dolar kuru ne kadar düşükse dolar cinsinden de o kadar yüksek çıkıyor. Aynı durum kişi başına gelir için geçerli. Benzer bir durum işsizlik oranında söz konusu son 4 haftada işsiz olduğu için resmi kanallarda iş arayanları işsiz sayıyoruz. Bunların oranı toplam işgücü içinde % 7,8. İşsiz olduğu halde iş aramıyor görünenleri saymıyoruz. Bunları da sayarsak oran % 31'e çıkıyor. Bunun gibi illüzyonlar söz konusu.
Silfaiz 1 puan indirildi.
YanıtlaSilFon vurgunu sayesinde mi 1 puan indirilebildi, yoksa fon vurgunu yüzünden mi sadece 1 puan indirilebildi?
Küresel sistemde yaşanan sarsıntı olmasa muhtemelen 2 puan indirilebilirdi.
SilMahfi bey, gece 22 de yazdığım yoruma sabah 07 de yorum yazmışsınız duyarlılığınız için teşekkür ederim, ben bu serbest döviz kuru rejimine takmış durumdayım, döviz kurunun arz ve talebe göre başıboş bırakılması ihracatı, üretici sektörleri, istihdamı destekler seviyeye gelmesi 5 yıl 10 yıl süre alabilir, üretici sektörler bu sürede ucuz ithalat karşısında iflas edebilir, taki döviz krizi çıkıp döviz kuru yükselene kadar devam eder, bütün döviz kuru krizlerinde böyle oldu, o zaman yetkili birimler döviz arttı, ihracat niye artmadı diyorlar, demem o ki batmış bir fabrika döviz arttı diye bir gecede devreye girmesini beklemek hayali bir beklenti olmazmı selamlar,
YanıtlaSilBana ve sanayici bazı arkalarıma göre dolar 75-80 TL aralığında olmalı ama dayanabilirlerse seçime kadar bu böyle gider. Hocam devamlı "güven ve istikrar" diye uzun zamandır yazıyorsunuz ama bu son fon rezaleti ve son zamanlarda haber vermedikleri ayrı bir Ponzi scheme ülkeyi tam aksi istikamete götürüyor...bu ülkede yerli dahil kimse yatırım yapmak istemiyor, ilk defa bizim dışarı yaptığımız yatırımlar doğrudan yabancı yatırımlarını geçti! Ama biz hiçbir şey yokmuş gibi bildiğimiz yolda devam ediyoruz. AÇ
YanıtlaSil