Aşil'in Topuğu

Hayatta ne kadar güçlü, donanımlı veya hazırlıklı olursanız olun, sizi bir anda alaşağı edebilecek zayıf bir noktanız var mı?

Binlerce yıl öncesinden, antik mitolojinin en karanlık savaş meydanlarından gelen bir öykü, bugün modern iş yaşamımızda, ilişkilerimizde ve kişisel gelişimimizde hala yankılanmaya devam ediyor: Aşil Topuğu.

Mitolojiye göre deniz tanrıçası Thetis, oğlu Akhilleus’u (Aşil) ölümsüz ve yaralanmaz kılmak için yer altı dünyasındaki kutsal nehre, Styx’e batırır. Ancak annesi bebeği suya batırırken topuğundan tuttuğu için orası kuru kalmıştır. Bu yüzden koskoca kahramanın vücudundaki tek ölümcül nokta topuğudur. Truva Savaşı sırasında Prens Paris, Truva kentinin tanrısı Apollon’dan Aşil’in bu zayıf noktasını öğrenir ve bu yenilmez savaşçıyı topuğundan zehirli okla vurarak öldürür.

Bu antik öykü modern bilimde de karşılık bulur. İnsan vücudundaki en kalın ve en güçlü tendon olan, baldır kasını topuk kemiğine bağlayan bölgeye tıp dilinde doğrudan "Aşil tendonu" adı verilmiştir. Buranın kopması, fiziksel olarak ne kadar güçlü olursanız olun, insanı tamamen hareketsiz bırakır.

Aşil’in öyküsü bize zamansız bir gerçeği fısıldar: Hiç kimse tamamen kusursuz değildir. Ve genellikle bir gemiyi batıran şey devasa dalgalar değil, geminin tabanında gözden kaçan küçücük bir çatlaktır.

Bugün iş dünyasında, kariyerimizde veya günlük yaşantımızda hepimiz birer "Aşil" olmaya çalışıyoruz. Kusursuz özgeçmişler hazırlıyor, krizleri ustaca yönetiyor, her alanda güçlü kalmaya çalışıyoruz. Ancak kendi zayıf noktalarımızı halının altına süpürdüğümüzde, onları yok etmiş olmuyoruz. Sadece ilk kriz anında vurulacağımız hedefi büyütüyoruz.

Bir lider çok vizyoner olabilir, yani Aşil'in zırhına sahip olabilir, ancak eleştiriye tahammülü yoksa bu onun Aşil topuğunu oluşturur ve bu durum tüm ekibin dağılmasına yol açabilir.
Bir şirketin en gelişmiş güvenlik duvarlarına sahip olmasına karşın, tek bir personelin basit bir şifresini çaldırması, o devasa sistemin Aşil topuğu olarak nitelendirilir.
Dev güçlerin veya büyük projelerin batmasına yol açabilecek tek bir kritik hata vardır. Çok güçlü bir savunma sanayisine sahip olan ülkelerin dış enerjiye olan bağımlılıkları, onların kırılgan Aşil topuğunu oluşturur.

Zayıf noktalara sahip olmak bir başarısızlık göstergesi değildir, insan olmanın kuralıdır. Önemli olan bu noktaları Paris’in oklarından önce fark edebilmektir.

Kendimize en çok hangi konularda savunmaya geçtiğimizi sormamız gerekir. Genelde en çok korumaya çalıştığımız alanlar, en hassas topuklarımızdır.

Dışarıdan bir göz, bizim göremediğimiz o kuru kalmış bölgeyi çok daha net görebilir. Güvendiğimiz insanlardan dürüst ve yapıcı eleştiriler almamızda yarar vardır.

Zayıf yönümüzü tamamen ortadan kaldıramıyorsak bile orayı koruyacak stratejiler geliştirebiliriz. Truva’nın yenilmez kahramanı, kendi zayıflığının farkında olmamanın bedelini yaşamıyla ödedi. Modern hayatın savaş meydanlarında aynı kaderi paylaşmak zorunda değiliz. En güçlü zırha sahip olan, kusursuz olduğunu iddia eden değil, zayıf noktasını bilip orayı akıllıca koruyandır.

Yorumlar

  1. Sizin en zayıf noktanız ise israfa, büyümeye dayalı bir sistemin, yapısal reformlara, adaletle, iyi yönetimle sürdürülebilir olduğuna olan inancınız. Oysa, "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak" lafının gerçek olduğunu bilmenize rağmen beyaz adamı takip etmeye, şef Seattle'ye kulak tıkamaya devam ediyordunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden öğrendiğiniz Kızılderili sözünü bana satıyorsunuz :)

      Sil
    2. Öğrencileriniz artık hoca oldu, hocam :)

      Sil
    3. Çok sevindirici tabii ama intihal yapmasınlar.

      Sil
    4. Gúzel bir espri :))

      Sil
    5. Hocam bu sözü ilk siz mi çevirdiniz? Çelişkili bir cevap vermişsiniz?

      Sil
  2. Hocam, kaleminize sağlık. Ben 2018 yılına kadar Türkmenistan’da iş yapan bir makine mühendisiydim. Sonra ülke blr anda tuhaf ekonomik kararlar alınca battık ve memlekete döndüm. Şimdi gayrimenkul sektörüne girdim ve çok basit şeylerde çok zorlanıyorum. Evet bende ticaretin içindeydim ama satışçı değildim. Proje ihalesine giriyorduk ve bir yapının mekanik sistemlerini kurarken satın almalar yapıyorduk. Yeni işimde ilk teması kurarken çok zorlanıyorum ve biliyorum artık başka seçeneğimde yok sanki. Bu yazınız çok iyi geldi bana. Teşekkür etmek için lafı bu kadar uzattım kusura bakmayın. Selamlar.
    Serkan Zorel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, umarım işleriniz iyiye gider.

      Sil
  3. Sayın Eğilmez, zayıf noktalarımızı bilip orayı akıllıca korumak, sadece o anın gerekliliği oluyor. Zayıf noktalarımızı devamlı koruyabilmek, ölümsüzlüğü kazanmak gibi mümkün olmayacaktır. Bu sebepten hepimiz, doğa kanunu gibi doğup, gelişip, öleceğimizi bilerek yaşamalıyız. Bilhassa yöneticiler, yönetimi ele geçirdiklerinde devamlı yönetimde kalacaklarını değil, bir süre sonra yönetimden uzaklaşacaklarını düşünmelidirler. Yöneticilerin kendi yönetim sürelerinde yapacakları her türlü kötülük, yönetimden uzaklaştıklarından bir süre sonra ortaya çıkacaktır. Bunu bilerek yöneticilik yapmaları, dürüstlükten, doğruluktan, gerçeklerden ayrılmamaları, yaptıkları yanlışların, kötülüklerin bir süre sonra ortaya çıkacağını, bunları örtbas etmek için başka yanlışlar, kötülükler yapmamaları ileride hoş seda bırakabilmek için hareket etmeleri, halkı kandırma yoluna sapmamaları en doğru yol olacaktır. Sizin seçtiğiniz doğru yolunuz gibi.

    YanıtlaSil
  4. Bu harika yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  5. Önemli olan personadır bence. O yüzden aşil olup olmamak mesele değil. Eğer "kusursuz" işler yapabilen varsa, bu kişiler elbet egolarına yenik düşecektir. Çevresindekiler düşmüştür, o da düşer. İnsan çok kolay kibrine yenilir. O yüzden mesele kimin bu zırhı taktığı değil, ne kadar süre taktığıdır. Daha uzun takan kazanır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna yenik düşmeyen insanlar da var. Sayıları çok olmasa da var.

      Sil
    2. Buna yenik düşmeyen insanlar da var. Sayıları çok olmasa da var.

      Sil
    3. Öyle görünen olabilir hocam ama öyle olamaz. İnsan doğuştan güçsüz olduğu için, güç sonradan eklemli olduğu için o sonradan eklem illa kullanılır

      Sil
  6. Hocam merhabalar,

    Sizce gerek siyasetçilerimiz gerekse Türk siyaseti olarak zayıf bulduğunuz yanlar nelerdir?

    Biz yakın Türk siyasetini okuyarak öğrenmeye çalışıyoruz sizse çoğu olayı yaşayarak gördünüz.

    Günümüz dünyasından örnek verecek olursak Amerika dünyadaki çoğu ülkeyi arka plandan yönetmekte ve ülkelerin hemen hemen bütün zaafiyetlerini kullanmaya çalışıp kendisine menfaat sağlamaya çalışmaktadır. Ancak her ülkede bu başarıya ulaşamamaktadır. Geçtiğimiz hafta Brezilya seçim sonuçları bu kapsamda çok kıymetlidir. Brezilya kalesi bir anlamda düşmemiştir. Brezilya nadir temel elementler kapsamında Çinden sonraki en büyük ülkedir. Güney Amerikada Mileinin başkanı olduğu Arjantin üzerinden yanımızda olursanız ekonomik olarak rahatlarsınız propagandası çalışmamıştır.(Arjantinde enflasyonun düşme programı ve Amerikan yardımları)

    Bu konuda ülkemize gelirsek örneğin Sayın Demirel dönemini ele alalım.

    1960-2000 arası yaklaşık 40 yıllık dönem

    Sayın hocam siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama Demirelin yükselişine baktığım zaman Amerika direkt burdayım diyor. Siyasete giriş şekli hemen akabinde Adalet partisinde GİK üyesi olması, Adalet partisi başkanının garip bir şekilde ölmesi peşinden parti genel başkanı seçilmesi ve peşinden başbakan olması. Daha sonra başbakanlık dönemlerinin başlaması. Aynı şekilde siyasete önce Özalı sokması peşinden Yılmazı peşinden Çilleri sokması.Günümüzdeki durum zaten bilindik.Bağımsız ve halkçı Ecevite sürekli itibar suikastı yapması. Toplumda sosyal demokratları ateist dinsiz komünist şeklinde kara propaganda yapması. Örneğin bakıyorsunuz 1977 seçimlerine Ecevit yüzde 41 ile rekor oy alıyor ama iktidar süresi 30 gün.

    Sayın hocam şuan içinde olduğumuz gerek siyasi gerek hukuki gerekse ekonomik dalgalanmaların temelindeki kişinin Demirel döneminin ve o dönem ilişkili olduğu Amerikanın olduğunu düşünüyorum. Amerikanın Demirel sayesinde ve beraberinde getirdiği siysetçilerle ülkeye çok fazla nüfuz ettiğini ve hala günümüzde bile çok fazla etkiye sahip olduğunu düşünüyorum.

    Sizin genel olarak bu konudaki değerlendirmeleriniz ve çözüm önerileriniz nedir hocam? Amerikan destekli hükümetlerden bir kaçış yolu daha doğrusu daha bağımsız hareket edeceğimiz bir yol yok mudur hocam?

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim sorunumuz siyasetçilerin zayıflığı değil, toplumun ahlak, hukuk ve demokrasi anlayışının zayıflığı. Onun için bu durumun düzeltilmesi o kadar kolay değil.

      Sil
    2. Haklısınız hocam ama Ecevitler hiç kolay yetişmiyor. Toplumda Demireller ise çok fazla. Amerika benimle anlaşsin ülkeyi yoneteyim diyen dünya kadar siyasetçi yok mudur?

      Sil
  7. "İnsanoğlu taş devrinden günümüze bilimde ve sanatta çok ileriye gitti; ancak insanca yaşamayı, paylaşmayı, sömürmemeyi ve zayıfı ezmemeyi hâlâ öğrenemedi. Özümüzde hâlâ o ilk çağların vahşiliğini taşıyoruz.
    İnsanın en büyük zaafı ise kibri, açgözlülüğü ve nankörlüğüdür. Bir insan çoğu konuda üstün ve mükemmel olabilir; fakat sınırsız güç, kaçınılmaz olarak onu da zehirleyecek, kibirle körleştirecek ve en zayıf noktalarını dahi göremez hâle getirecektir.
    >

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı ülkeler mesela Almanlar teknolojide ileri gitmiş olabilir ama manevi konularda geri kalmış olabilir. Hatırlayın eskiden Türkler Almanlardan maddi olarak 10 kat geride olmasına rağmen manevi konularda bizden gerideydi. Bunu Batılılar sürekli söylemiştir. İnsanlık misafirperverlik sıkı aile bağları, yardımseverlik sizde var diyorlardı.

      Sil
  8. Ne diyordu E.T. kurgu videoda "BOFA'ya sor koçum"

    YanıtlaSil
  9. Kıymetli hocam, malum bu coğrafyada öteden beri bizi eleştireni pek sevmez, alkışlayan “Padişahım sen çok yaşa” diyeni kese kese akçeyle taltif ederiz.

    YanıtlaSil
  10. Liyakatsız insanların ülke yönetiminde özel ve çıkar ilişkileri nedeniyle etkil olmaları Çürümeye yol açmaktadır. Liyakatsız insanların özel ilişkileri sonucu ortaya çıkan durum bir toplumun Aşil Tantonu benzeri bir problemdir. Işın Çelebi

    YanıtlaSil
  11. Sizin zayıf noktanız bence Fenerbahçe. Bu yüzden Fenerbahçe'nin 'futbolda tek bir Avrupa kupası bile olmamasına rağmen' dünyanın en büyük kulübü olduğunu sanıyorsunuz.
    Tayyip Edoğan'ın zayıf noktası bence eleştiriye tahammül edememek. Bu yüzden kendisini eleştirilmez ve yaparsa ancak Erdoğan (ancak ben yaparım) konumuna yükseltiyor.
    Türkiye'nin zayıf noktası da bence sureti haktan gözüküp din sömürüsü yapanlara kolayca aldanmak. Bu yüzden tüm başarısızlıklar kolayca örtbas edilebiliyor ve gerçekler görülemiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz meseleye sadece futbol olarak bakıyorsunuz o nedenle yanılıyorsunuz. Kendi kulübünüzün bütün branşlardaki Avrupa ve dünya kupalarına bakın ve Fenerbahçe ile kıyaslayın.

      Sil
    2. Arkadaş bence de doğru söylemiş hocam. Çünkü futbol dünyanın 1 numaralı sporudur. Bu yüzden futbolda uluslararası alanda zirveye çıkmadan dünyanın en büyüğü olunamaz. Futbolun dışındaki diğer branşlara ilgi alaka çok az. İnsanların çoğu bu branşların kurallarını dahi bilmiyorlar. Hatta kurallarını geçtim, branşın adını duyduklarında nasıl bir spor olduğunu bile bilmeyenler var. Spor da aslında ekonomideki arz talep durumu gibidir. Eğer mesela buz hokeyi şampiyonasını dünyanın yarısı izleseydi, o zaman dev kulüpler bu spora yatırım yaparlardı. Fakat talep olmayınca yatırım da yapılmıyor.

      Sil
    3. Arkadaş doğru söylemiyor, o sadece kendi taraftarı olduğu kulübün durumuna bakarak yorum yapıyor. Eğer doğru olsaydı o zaman bizimkiler de dünyadaki birçok örneği gibi futbol kulübü olur diğer branşlarla ilgilenmezdi. Eğer bir kulüp futbol kulübüyse o zaman onu yalnızca futboldaki başarısıyla ele alıp değerlendirebilirsiniz. Mesela Arsenal, Manchester United, Juventus, yalnızca bir futbol kulübüdür. Basketbol, voleybol ya da başka dallarda faaliyeti yoktur. O zaman onu futbol kulüpleriyle kıyaslar ve derecelendirebilirsiniz. Buna karşılık Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih futbol dışında basketbolda da vardır ve her iki alanda değerlendirilir.
      Bizde Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi önde gelen kulüplerin futbol dışında basketbol, voleybol dallarında, bazıları yüzme, boks, halter, atletizm gibi dallarda da takımları vardır. Bu durumda onları bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Futbol dışındaki dallar önemsiz diyen bir kulübün o dallara para harcaması, takımlar kurması anlamsızdır.
      Eğer bir spor kulübü bütün branşlardaki başarılarını ele alarak değerlendirirseniz Fenerbahçe öne çıkar: Erkek basketbol 2 Euroleage şampiyonluğu , kadın basketbolda 3 Euroleague şampiyonluğu, 2 Avrupa Süper Kupası şampiyonluğu, erkek voleybolda 1 Avrupa Challenge Kupası şampiyonluğu, kadın voleybolda 1 Avrupa CEV Kupası şampiyonluğu, 1 Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve 1 Dünya şampiyonluğu. Diğer spor dallarında (boks, yüzme, yelken vb.) sayısız bireysel Avrupa ve dünya şampiyonlukları var. Bu kadar farklı dalda bu kadar şampiyonluk yaşamış bu kadar uluslararası kupa kazanmış başka takım yok.
      Ben bir spor kulübünden söz ediyorum, arkadaş bana futboldan söz ediyor. Fenerbahçe'nin futbolda Avrupa başarısı olmaması onun bu olağanüstü başarı yelpazesini zedeler mi? Galatasaray mesela futbolda Avrupa'da UEFA kupası ve süper kupa kazanmış başarılı bir kulüp. Türk futbolu açısından bu, bugüne kadar elde edilmiş en büyük başarı. Ama bu onu Avrupa'nın en başarılı kulübü yapmaz. Avrupa'da o durumda birçok takım olduğu gibi UEFA kupasının bir üst ligi olan şampiyonlar ligini ve süper kupayı kazanmış olan da birçok kulüp var.

      Sil
    4. Hocam ben yapay zekaya sordum. Dünyanın en büyük kulübünün çoklu branşlarda kazandığı kupa sayısı göz önüne alındığında açık ara Barcelona olduğunu söylüyor. Barcelona'nın kazandığı toplam uluslararası kupa sayısı 124 iken Fenerbahçe'nin uluslararası toplam kupa sayısı ise 32'dir. Buna ek olarak futbolda 1967'de kazanılan Balkan kupası da Fenerbahçe müzesinde resmi kupa olarak tescillenmiştir. Bu durumda Fenerbahçe'nin uluslararası toplam kupa sayısı 33 olmaktadır.

      Barcelona'nın uluslararası başarıları şu şekildedir:
      Erkek futbolda toplam 23 uluslararası kupa
      Basketbolda toplam 10 uluslararası kupa
      Hentbolde toplam 30 uluslararası kupa
      Paten Hokeyi'nde (Roller Hocker) toplam 50 uluslararası kupa
      Futsal'da (Salon futbolu) toplam 7 uluslararası kupa
      Kadın futbolunda toplam 4 uluslararası kupa
      Uluslararası genel toplam 124 kupa

      Fenerbahçe'nin ise uluslararası başarıları şu şekildedir:
      Basketbol'da toplam 8 uluslararası kupa (Erkeklerde 2, kadınlarda 6 kupa)
      Voleybol'da toplam 4 uluslararası kupa (Erkeklerde 1, kadınlarda 3 kupa)
      Masa tenisinde toplam 5 uluslararası kupa
      Atletizimde toplam 15 uluslararası kupa
      Futbolda toplam 1 uluslararası kupa
      Uluslararası genel toplam 33 kupa

      Bu uluslararası başarılar, doğrudan kulüpler seviyesinde organize edilen, turnuva ligi ve resmi takım kupası olan branşları kapsamaktadır. Diğer bireysel başarılarda ise Barcelona ve Fenerbahçe’nin durumu şu şekildedir:

      Kulüp düzeyinde doğrudan bir takım kupası verilmeyen; ancak sporcuların bireysel performanslarına dayanan boks, yüzme, kürek, yelken, judo gibi olimpik branşlarda her iki kulübün de devasa bir sporcu havuzu bulunmaktadır. Fenerbahçe, olimpik amatör branşlara Türkiye'de en çok yatırım yapan kulüp olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Boks, Kürek ve Yelken branşlarında sarı-lacivertli sporcular hem bireysel olarak (Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında) yüzlerce altın madalya kazanmış hem de kulüpler arası şampiyonalarda bireysel sınıflarda dünya ve Avrupa şampiyonlukları elde ederek kulübe sayısız uluslararası kupa ve madalya kazandırmıştır.

      FC Barcelona da köklü bir atletizm ve boks geçmişine sahip olmasına rağmen, kulüp stratejisi olarak bütçesinin ve enerjisinin ezici çoğunluğunu profesyonel takım sporlarına ayırmaktadır. Bu nedenle bireysel/amatör sporcu çeşitliliği ve olimpiyatlara sporcu gönderme sıklığı açısından Fenerbahçe, kendi bölgesinde daha baskın bir rol üstlenmektedir.

      Özetle; kulüp çatısı altında kazanılan "takım kupalarında" FC Barcelona 124 kupa ile dünya lideridir; ancak sporcuların bireysel olarak kazandığı madalyalar, olimpiyat başarıları ve amatör branş çeşitliliği eklendiğinde her iki kulüp de kendi organizasyon yapılarıyla yüzlerce uluslararası başarıya sahiptir.

      Sil
    5. Çok güzel bir değerlendirme. Fenerbahçe bu konumuyla Avrupa'da en önde gelen kulüplerden birisi, Türkiye'de ise rakipsiz. İlginç bir şey futbolda Avrupa kulüpler sıralamasında da 27. sıra ile Türkiye'nin en üst sırada yer alan kulübü Fenerbahçe.

      Sil
    6. Haklısınız hocam Fenerbahçe'nin uluslararası toplam 33 kupası varken Galatasaray'ın ise sadece 13 uluslararası kupası var. Fenerbahçe basketbol, voleybol, atletizm ve birçok amatör sporlarda Galatasaray'ı geçerken, Galatasaray ise sadece futboldaki 2 kupayla ve tekerlekli sandalye basketboldaki 7 kupayla Fenerbahçe'yi geçmiş. Profesyonel düzeyde aktif bir masa tenisi şubesi ise Galatasaray'da zaten yok. Bireysel ve amatör sporlarda ise Galatasaray Fenerbahçe'yi sadece kadın judo, su topu ve yüzyıllık tarihi şampiyonluk olarak kürekte geçebilmiş.

      Sil
  12. çok iyi yazıydı

    YanıtlaSil
  13. Sayın hocam bu mükemmel yazınız ; evvelden beri özellikle itibar ettiğiniz ve kendi blogunuzda Mart/ 2026 da “ Algıdan Geçekliğe….. başlığı ile başlayan yazınız altında bahsettiğiniz, Çinli filozof Sun Tzu’nun strateji ve felsefe ağırlıklı kitabının tek bir bölümünde değil, kitabın bütününün ruhunda özdeşlendiğini ve gerçeklikle bağdaştığını düşünüyorum.
    Aşil’in annesi onu ölümsüzlük nehrine daldırdı, ama tuttuğu topuğun kuru kalmasının neticesine katlanıldı. . Sun Tzu ise komutanlarına şunu öğütledi : kendini tanırsan yüz savaşta tehlikeye düşmezsin.
    İki ayrı çağ, tek bir soru ile senkronize oluyor.: Kendi zayıf noktanı, topuğunu biliyor musun.?
    Kendini tanıyan,dinlemeyi bilen ve önlemini alan, hemTroya’ nın kaderinden hem de savaş meydanının acı derslerinden uzak kalır. Bu algıyı ve düşünceyi bizlere yansıtan anlamlı yazınıza ve yorumunuza teşekkürler üstat.
    Ö. Böke

    YanıtlaSil
  14. Otokrasi öz eleştiriyide sevmez eleştiriyide sevmez mutlak olan kendi doğrusudur ama ilahi adalet (Doğanın adaleti) mutlaka gerçekleşir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dünyanın hesabı bu dünyada sorulmalı.

      Sil
    2. İlahi adaleti anladık da doğanın adaleti de ne? Doğada adalet duygusu mu varmış!

      Sil
  15. Benim var da sizin yoktur hocam. Siz her işi yaparsınız, her durumdan bir şey öğrenirsiniz hocam. sizin zayıflığınız yoktur hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, hepimizin zayıflıkları var.

      Sil
  16. Günümüz sorunu (zayıflığı) aşil topuğu değil, cadının sunduğu parlak kırmızı elmayı bile bile ısırmaya hevesli olmamız!

    YanıtlaSil
  17. Günümüz dünya siyasetindeki aktörlerin tek korunaklı yerleri sadece aşil tendonu çünkü onları siyaset çamuruna daldıran el oralarından tuttugu için oraları çamura -siz pislikde diyebilirsiniz - bulanmamış durumda 😔Günümüzde siyasileri aşilinden tutup çamura batıranların ise derileri teflon kaplı aşilleri ise zırhla ...Ve günümüzün esas problemi sistemin egemenleri ile onların çamura batırdıkları yeni nesil siyasilerin halk için degil sistemin devamlılığı için çalışmalarıdır ...bu kısır döngünün kırılması için de egemen ve köle düzenini yıkacak bir küresel -kozmik bir kaosun ,felaketin gerekliliği maalesef gerek şart olmaktadır .😔
    Yazınız her mitolojinin bir gerçek payı olduguna güzel bir delil olmuş.
    Teşekkür eder saglık ve esenlikler dilerim

    YanıtlaSil
  18. Ormanda kötü veya iyi yoktur, güçlü ve zayıf vardır. Koyunun ahlaklı olması kurdun fikrini değiştirmez." Niccolò Machiavelli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğudur ama kurdun ahlaklı olması çok şeyi değiştirir.

      Sil
    2. Aç kurt ahlaka mı bakar hocam. Kurt aç aç aç doymuyor

      Sil
    3. Eğer işler kurumsal olarak yapılırsa achilleus in kahraman olamsınanda gerek kalmaz achilleus gibi adamlara da 1.50 boyundaki cılız 20 kişi kurumsal olarak her şeyi başarır aşili de yenerler atlası da.

      Sil
  19. Hocam,

    Vikingler Türkmüş...

    YanıtlaSil
  20. Hocam sosyal devlet yapısı iyidir ama Avrupa da çok fazla bürokrasi var ve işçi haklarıda çok fazla. Bu Avrupanın Aşil topuğu diyebilir miyiz? Bir türlü denge bulamadılar. Çin ve Amerikanın gerisinde kaldıkça ekonomileride daha sıkıntılı duruma geliyor ve sağ partiler yükselişe geçiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Avrupa'nın Aşil topuğu teknik eğitimde geri kalmasıdır. Avrupalılar, teknik meseleleri çözdüğünü düşünerek sosyal konulara, finansa, ekonomiye, felsefeye ağırlık verdi. Teknoloji geliştikçe ayak uyduramadılar ve geri kaldılar. Uzak doğulular onlardan öğrendiklerini geliştirerek başka bir yüzyıla adım attılar. Böyle bir durumda aşırı uçların öne çıkması çok görülen bir sonuçtur.

      Sil
  21. Thank you for this thoughtful piece. The Achilles heel idea stayed with me because it applies so well to personal finance: a household can have a good income, regular saving and sensible investments, yet still be vulnerable if one weak point is left unprotected, such as having no emergency fund or relying on a single source of income. I found the point about getting an outside perspective especially useful — it is often much easier for someone else to spot the dry, unprotected spot we keep overlooking. Protecting that one weakness, rather than pretending it is not there, seems like the most practical lesson here.

    YanıtlaSil
  22. Hocam yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
  23. Akhilleus'un sadece bir zayıf noktası var iken bizim tek bir güçlü noktamız bile yok ise bu köyün işi nasıl düzelecek hocam ? Bu zel yazı için sağolunuz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim zayıf noktalarımız olduğu gibi güçlü noktalarımız da var. Önemli olan zayıf noktalara koruyucu önlemler almak. Biz onu yapmak yerine zayıf noktalar yokmuş gibi davranıyoruz. Ve işin içinden çıkamıyoruz. Önce gerçekleri kabul etmemiz lazım: Bizim enflasyonumuz, GSYH'miz, kişi başına gelirimiz, döviz kurumuz, işsizlik oranımız gerçeği göstermiyor. O nedenle de uygulanan politikalarla durumu düzeltmek mümkün olmuyor.

      Sil
  24. Merhaba;
    Yurtdışından hiç borç almamış olsaydık ve yurtiçi kaynaklarımızı etkin biçimde kullanmış olsaydık bugünümüzden daha ileride olur muyduk?
    Yazı için teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle sorular sorduğuna göre olmazdık.

      Sil
    2. Olabilirdik çünkü dışarıdan aldığımız borçları doğru kullanmadık.

      Sil
  25. hocam 2027 yili usdtry tahmininiz nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahminim yok. Çünkü yarın Trump'ın ne yapacağını bilmiyorum, ayrıca nasıl yolsuzluklar çıkacağı konusunda bilgim yok.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı