Finansal Riskler Görünmez Olduğunda
Meteorolojide sis, havadaki su buharının yoğuşarak küçük su damlacıklarına dönüşmesi ve yeryüzüne yakın bir tabaka oluşturmasıdır. Görüş mesafesi azalır; yakınınızdaki nesneleri bile seçmek zorlaşır.
Ekonominin de kendine özgü bir
sisi vardır: yüksek enflasyon. Türkiye ekonomisinin son yıllardaki en belirgin
belirsizlik kaynaklarından biri budur.
Yüksek enflasyon, paranın satın
alma gücünü aşındırırken bireyleri ve kurumları tasarruflarını korumak için
daha yüksek getiri arayışına yöneltebilir. Getiri arayışı güçlendikçe,
yatırımcıların daha yüksek risk almaya razı olması da mümkün hale gelir.
Sorun da burada başlar.
Enflasyonun uzun süre yüksek seyrettiği dönemlerde, yüksek getiri sağlayan
yatırım araçları daha çekici görünebilir. Yüksek getirinin kendisi tek başına
bir sorun değildir. Asıl soru, bu getirinin hangi risk karşılığında elde
edildiğidir.
Bir yatırım aracının gerçek
değeri nedir? Varlıkları ne kadarı likittir? Fonun yükümlülükleri nelerdir?
Yatırımcıların önemli bir bölümünün aynı anda paralarını çekmek istemesi
halinde bu talepler karşılanabilir mi?
Bu soruların yanıtları yeterince
açık değilse, yüksek getiri vaadi finansal sisin içinde olduğundan daha güvenli
görünebilir.
Sisli bir havada yol kaybolmaz,
nereye gittiğini görmek zorlaşır. Finansal piyasalarda da riskler ortadan
kalkmaz; ancak enflasyonun yarattığı belirsizlik ortamında görünürlükleri
azalabilir.
Sorun, çok sayıda yatırımcının
aynı anda çıkış kapısına yönelmesiyle büyür. Normal koşullarda kolayca alınıp
satılabilen bir varlık, çok sayıda yatırımcının aynı anda satış yapmak istemesi
halinde aynı ölçüde likit olmayabilir. Böyle bir durumda güven kaybı bir
likidite sorununa, likidite sorunu ise bir finansal krize dönüşebilir.
Tıpkı sisli bir yolda başlayan
zincirleme kaza gibi.
Bu riskleri azaltmak mümkündür.
Öncelikle yolun iyi aydınlatılması gerekir. Finansal piyasalarda bunun
karşılığı etkin denetim ve şeffaflıktır. Fonların hangi varlıklara yatırım
yaptığı, hangi riskleri taşıdığı ve yükümlülüklerinin ne olduğu izlenmeli ve
kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Aydınlatma tek başına yeterli
olmaz. Yol kurallarının belirlenmesi ve uygulanması, risklerin zamanında tespit
edilmesi ve gerektiğinde müdahale edilebilmesi gerekir. Stres testleri ve
benzeri araçlarla, piyasalarda yaşanabilecek sert dalgalanmalar karşısında
finansal yapıların dayanıklılığı düzenli olarak sınanabilir.
Piyasalarda işlem yapan
yatırımcıların da kendi “sis farlarını” kullanması gerekir.
Yüksek getiri vaadi tek başına
bir dolandırıcılık göstergesi değildir. Ancak bir yatırımın nasıl ve hangi
riskler alınarak yüksek getiri ürettiğinin açıklanamaması, risklerin yeterince
görünür olmaması veya getirinin olağandışı biçimde yüksek gösterilmesi dikkat
edilmesi gereken işaretlerdir.
Bu nedenle finansal piyasalarda
en büyük risk, risk almaktan çok riski görememektir.
Türkiye'nin son yıllardaki yüksek
enflasyon deneyimi de bu açıdan önemli bir ders veriyor. 2021 sonrasında
uygulanan düşük faiz politikaları, küresel koşulların da etkisiyle birlikte,
enflasyonist baskıların belirgin biçimde arttığı ve ekonomik aktörlerin
geleceğe ilişkin öngörülerinin zorlaştığı bir dönemi beraberinde getirdi.
Enflasyonla mücadelenin kalıcı
sonuç vermesi ise yalnızca para politikasına bağlı değil. Ekonomik
beklentilerin güçlenmesi, öngörülebilirliğin artması ve yapısal sorunların
azaltılması da bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor. Çünkü ekonomik
istikrar yalnızca bugünkü sisi dağıtmakla değil, yarının sisini oluşturabilecek
koşulları da azaltmakla mümkün.
Sis tamamen ortadan
kalkmayabilir. Fakat görüş mesafesini artırmak mümkündür.
Hocam gerçekten bu büyük yalanı açıklama çabanıza hayranım. Neden sistemin başlı başına yalan ve yanlışlardan olduğunu ve bunun ancak yerine yeni, eşit paylaşım ve insan hakları temelinde bir sistem kurulması gerektiğini ve bunun nasıl yapılabileceğini anlat mıyorsunuz da sürekli çalınan minareye kılıflar uyduruyorsunuz. Siz yapılanlara isim verdikçe bunlar meşrulaşıyor. Hocam yanlış temele yapısal reformlar uygulayamazsınız. Yapı önünde sonunda çöker. Şimdi inisiyatif almak ve bu dönen yalan yanlış sisteme daha insancıl, doğa dostu, iyi, güzel ve gerçek bir seçenek sunmak lazım. Yoksa ortaya çıkacak sorunları isimlendirmek için masal bol...
YanıtlaSilSevgili kardeşim, hangi sistemi kurarsanız kurun bu dediklerimi yapmak zorundasınız. Ne minaresi ne kılıfı? Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir yerde dünyanın en iyi sistemini de kursanız bir süre sonra bunlar olur.
SilAtatürk, dünyanın en yanlış temeline yapısal reformlar uyguladı. Bugün bu kadar rezilliğe karşın ayakta durabiliyorsak onlar sayesinde.
Asıl siz bu işlerin sistem sorunu olduğunu söyleyerek yapanlara ve göz yumanlara destek verdiğinizin farkında değil misiniz?
SilSistem sorunu diye birşey yoktur sistemi sürdüren insanlardır,insan sorunu vardır.
SilSorunu yaratanlar sistemi doğru işletmeyenlerdir.
SilŞimdiye kadar duyduğum en net ve anlaşılabilir açıklamaydı, benzetme de çok güzeldi. Elinize, gözünüze, yüreğinize sağlık Hocam.
SilHocam, saygılar. Eğer insanlar doğaya uygun değilse ve birbirine denk değilse bu kılıfları uyduramazsınız, hocam. Birisi zengin diğeri fakir, birisi normalde şey değilken, insanlar seçti diye cumhurbaşkanı oluyor, sadece bir saniye önce hiçkimsenin hayatına etkisi yokken bir saniye sonra milyonların hayatını etkiliyor. Böyle bir yapıya kılıf uydurmayın hocam. Örnek verirken bile Atatürk'ten örnekler veriliyor oysa bu ekstrem bir şey. Hem devleti kuran adam, hem yapıyı kuran adam, hem de kaç yıl önce yaşamış. Türkiye 100 yıllık ve güzel örnek verirken sadece bir tane örneğimiz varsa bu bir istisnadır hocam. Atatürk değil de başkasına bu gücü verseniz yozlaşma olasılığı daha yüksekti, Atatürk hakkında anlatılmayan şey elinde devlet içi neredeyse sonsuza yakın güç varken bunu ideallerinin önüne almamasıdır. Elinizi vicdanınıza koyun hıocam, zengin birisi avukatlarıyla geliyor, gerektiğinde boşluklardan yararlanıyor ve yapı bunu koruyor. ve tartıştığımız şey ülkeler içinde farklı ülkeler kurulması değil de bu sistemi yürütmeye devam etmekse olmaz hocam. Lütfen hocam.
SilHocam yapmayın, lütfen. Sizin söyledikleriniz belli kesimin içselleştirebileceği değerler. Sermayenin korunması, hukukun üstünlüğü, demokrasi zaten sadece beyaz türklerin işine yarıyor, biz garibanların bir işine yaramıyor. Zaten sermayemiz hiçbir zaman olmayacak, zaten avukat ordumuz olmadığı için olsa bile dava süreci uzun süreceği ve çalışmakta zorunda olduğumuz için hukuk yine bizi korumayacak, demokraside de zaten yıllardır seçiyoruz, hiçbir fark olmadı. Sağcı seçildi, solcu seçildi, liberal seçildi, her zaman o siyasiler daha çok kazandı. Onların faydası her zaman biz halkın faydasından fazlaydı. Sizin dediğiniz şeylerin şu ankinden çok daha iyi olduğu zamanlarda da mutsuzduk, yşine mutsusuz. O yüzden sistem veya reformlar lafı güzaf kalıyor, hukuk indeksinde veya demokrasi indeksinde tepede olsak bile mutsuz olacağız. Bir de hala insanlar oy vererek bu sistemi meşru kılacak; oyları onlara dönmeyecek, seçtiği adamlar zenginleşecek, bizim hayatımızı ilgilendiren kararları bize sormadan alacaklar kısaca bize mutluluk da huzur da yasaklanmış bir meyvedir. Zaten o yüzden dünyada her yerde liberal demokrasi güç kaybediyor, sistemin bozukluğu fark edildi. artık siyasetçilere de doyduk, bürokratlara da doyduk, artık istemiyoruz ama yine de izin verilmiyor hocam.
SilÜlkesine, ilkelerine, ödediği vergilere sahip çıkmayan bir halk başına gelenlerden şikayet etme hakkına da sahip değildir.
SilHocam sistemi yönetenler çalıyor siz bize kızıyorsunuz, bizi suçlu çıkarıyorsunuz. Biz bunun sistem sorunu olduğunu söylüyoruz. Hakkaniyetli paylaşım, eşitlik, temel insan hakları temelinde bir paylaşım modeli diyince tüyleriniz diken diken oluyor. Savunduğunuz sistem sadece burada sorunlu değil. Bütün dünyada felaketlere gebe. Tabii ki bunda insanların sorumluluğunda ancak zaten çürük bir temelde insanlar da kokuşmuş bir biçimde hareket ederse sonuç felaket oluyor. Hocam savunduğunuz kapitalist sistemin sahipleri sabi, sübyan ticareti yapıyor ve bunu yasalara uygun bir şekilde yapıyor. Bu gün İsrail devlet başkanı savaş suçlusu bunu ben demiyorum bütün dünya söylüyor. Siz de bu pisliklerin sistemini yapısal reformlar ile kurtaracağız diyorsunuz. Para en büyük yalan. Eğer yalan ile temelle dirilmiş bir sistem varsa o bir kıvılcım ile yerle bir olur. Korkmayın. Sadece gerçekleri insanlara iletin. Gerisi gelecektir...
SilKamu otoritesinin sorumlu olduğunu ilk andan beri söylüyorum ve yazıyorum. Hatta ilk ben yazdım. Ama memlekette ortalama getirinin yüzde 40 olduğu bir ortamda, yaşanmış bunca ponzi olayı deneyimi varken, hala koşa koşa gidip bu adamlara para yatıranlar da en azından kusurludur. Kapitalist sistem içinde ortaya çıkan kötüye kullanımlar, rezaletler illa bu sistemin yarattığı şeyler olarak nitelenemez. Aksi takdirde İslam devletlerinde yaşanan faciaları da İslama mal etmek gibi bir garabet içine gireriz.
SilTavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan sorusuna benziyor. Sistem zaten sahip çıkmaya izin vermiyor ki. İş, yol, aile derken 2 saat kalıyor, 2 saat. Ayrıca halkın davranışı da sistemden bağımsız değil ki. Halk istemez mi huzurlu olmayı, zengin olmayı, güzel ülkede yaşamayı. Ama hem sistem ayrıştırıyor, hem çok fazla dikkat dağıtıcı şey var hem de günde milyon kegündem değişiyor. Tepkiler de zaten sosyal medyanın, yani yine sistemin etkisiyle yalan olmaya başladı. Gezi olayları 2013'de oldu, bu halk bir gecede şak diye mi değişti? Atatürk mücadale ederken halka bakıp, bu halk başına geleni hakediyor deseydi şu an bu dili, bu ülkeyi bile konuşmuyor olabilirdik. ki o zamanki veya bu zamanki halkı suçlamak da "Türkiye neden kurulduğunda Mars'ı kolonileştirmedi, dünyayı fethetmedi" benziyor. Bunlara da sistem izin vermiyor, onlara da sistem izin vermiyor. Kurtuluş Savaşında askerden kaçanlarla aynı mantık, şimdi bakınca suçluyorsun ama oysa o zaman milli bilinç oluşmamış; vatandaş vatandaş ne demek onu bilmiyor, devleti bilmiyor, biz şu milletiz diye de bir şey yok. Şu anki böyle durum bilimsel yaklaşım bize sorunun köküne inmeyi öğretir. Sadece soruna bakacaksak bunu herkes her gün yapıyor ve pek işe yaramıyor. Bizim halkın da kendinden bağımsız, uzaydan gelmediği de bilindiğine göre sistemdir sorun. Lütfen hocam
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilHocam, hiç bir hissede piyasa öncesi, piyasa açılış ve gün sonu kapanışına dikkat edip açtığı marjı izlediniz mi?
YanıtlaSilBu dönem yatırımcının sorumluluklarına odaklanılacak bir dönem değil. Yatırımcının fonlarda edindiği bilgi teknik ve karmaşık, üstelik fonun içeriği 1 ay gecikmeliydi, son düzenleme ile süreyi kısalttılar.
Doğrudur ama ülkede normal getirinin enflasyonun biraz üzerinde olduğu bir yerde onun iki katı üç katı getiri vaat edilmişse, üstelik geçmişte de bu yolda defalarca benzer ponzi oyunlarıyla insanlar kandırılmışsa artık biraz dikkatli olmak gerekmez mi?
SilHocam siyasette istifa durumu işletilmediği için bu işler çok sıradan ve kolay hale gedi.
SilEn doğru tespit bu. Sadece istifa da değil hesap sorma yok. İktidardakilerden bu tür işlere girenler istifa edince ya da görevden alınınca konu mahkemeye götürülmeden kapanıyor.
SilFonlar gün sonu tahmininde eksi göründüğü gün, seans kapanışından sonra gece seansında kaldıraçlı işlemlerin sınırı ve uygulaması asıl problem değil miydi? İnsanlar da şu algı olmuştu. Tahminler eksi yazıyor ama gece yapar bişiler pozitife döner, bu bir işlem alma zekası görünüyordu. Bu işlemler denetlenici tarafından sorun görülmüyorsa yatırımcı bunu işlem başarısı yani fonun aktif yönetimi olarak algılıyordu.
Silmahkemeye götürülse de sonuç belli hocam, tiyatroya gerek yok.
SilNeden sisi yaratan etkenleri ortadan kaldırmıyoruz, kaldıramıyoruz ?
YanıtlaSilEkonomik istiklale giden yol çok mu şehit istiyor ?
Hayır hiç değil. Çünkü o sisten yararlananların sisi yaratan etkenleri kaldırmasını bekliyoruz.
SilYani hocam ben de bunu anlatamıyorum millete. Politikacılar sistemi bozmuş, sistemden nemalanıyor. Bunlar hâlâ şu parti gelirse şöyle, bu parti gelirse şöyle. Hayır savundukları partiler de hazine yardımıyla, kendi vergileriyle milyonlar alıyor, bunlar "bu kadar yetmez, bir de hayatımı sana adıyorum" diyor. Yüzyıllardır bir arpa boyu yol ilerleyemedik.
SilMahfi bey'e yıllardır; sistemlerin "insanlar" tarafından kurulduğunu-yaşatıldığını-yıkıldığını anlatır dururum, ama beni hep anlamazdan gelir:
YanıtlaSil"Sistem de sistem" der durur !
"Sistem de sistem" der durur !
"Sistem de sistem" der durur !
Hâlbuki asıl problemin "insan" olduğunun ya farkında değil, ya da farkında ama bunu açık açık dile getirmeye istekli değil !
"ATATÜRK" DİRENDİĞİ İÇİN SAĞLAM SİSTEM KURULDU !
EĞER "ATATÜRK" DİRENMESEYDİ; NE SİSTEM BULURDUNUZ, NE DE BAŞKA BİR ŞEY !
ASIL PROBLEM "İNSAN"DIR !
BUNU ANLAYINIZ ARTIK !
Tamam Atatürk sistemi kurdu. Bir sistem vardı biz onu bozmadan, ileriye götürerek sürdürseydik bugün bambaşka bir yerde olacaktık. Ama öyle yapmadık işimize gelmeyen yanlarını ya uygulamadık ya da kaldırmak için uğraştık. Yani sistemi bozduk. O halde o sistemi yeniden daha ileri şekliyle oturtmamız lazım. Kastettiğim odur.
SilSistem kurmayı, imkansızı zamanında sadece Mustafa Kemal Atatürk başarmıştır. Başkasından beklemek Atamızı hafife almaktır.
SilYüksek enflasyon ahlakımızı bozuyor.
YanıtlaSilAyrıca ahlaksıza, dolandırıcıya daha fazla hareket alanı veriyor.
Bu bir gerçek.
Diyelim ki küçük esnafım. Mal aldığım firmaya 1 milyon borcum var. Param da gelmiş. Ama mal aldığım firma patronunu arayıp " Abi sıkıştım bu ayki ödemeyi gelecek aya öteleyeyim" desem hoop 40 bin TL cepte. (bu normal banka faizi bir de Tera'ya yatırsaydım kim bilir kaç lira cepteydi) .
Bu durum bazı insanları yoldan çıkarır.
Evet durum bu. Ekonominin sisi budur.
Silİmza teşekkürler
YanıtlaSil🙏
SilSayın üstadın kendi blogunda kaleme aldığı son yazılarının genel manada bir hülasası olduğuna inanıyorum. Riski görememenin en büyük risk olduğunu ifade etmesi ise ,finansal literatürün mihenk taşı olarak algılanmalıdır.
YanıtlaSilLiyakatli bir el mahsulü yazıya teşekkürler.
Ömer Böke
Çok teşekkürler
SilYüksek enflasyon eşitsizliği de arttırır diyebilir miyiz? Yatırımdaki yüksek riskin bir sonucu olabilir diye düşünüyorum. Orta sınıfın düşmanıdır yüksek enflasyon.
YanıtlaSilEvet tabii. Orta sınıfın en büyük düşmanı enflasyondur. Çünkü gelirini enflasyona göre ayaralayamaz.
SilAracimin donanimi da tam , trafik kurallarina da tamamen uygun hareket
YanıtlaSiletmişim, fakat yolun aydinlatma altyapisi yetersiz veya geçici arizada yada kasıtlı olarak isiklandirma devre
disi birakilmis , ben de o siste olusan zincirleme kazada , maruz kaldigim zararımın , yolu yapan , isleten ve denetleyen merciler tarafından karşılanmasını istiyprum .Bu en doğal hakkim degil mi ? Üstelik tum bu sorumlu mercilerin talep ettikleri her türlü ücretleri de zamaninda ve tam olarak ödemişim . Kimden nasil hesap sorup , hakkimi arayacagim ?
Ertan.
Ne yazık ki bu tür olaylarda Türkiye'de kamu kesimi aleyhine pek karar çıkmıyor. ABD'de ve Avrupa'da hukuk bu tür olaylarda, eğer gerekli önlemleri almamışsa, kamu otoritesi aleyhine tazminata hükmeder. Yani hukuk bireyi kamu otoritesine karşı korur. Bizde birey değil devlet önemlidir. O nedenle bizde hukuk devleti koruma reflekslidir. Bunu değiştirmeden hukuk sistemini düzeltmek ne yazık ki mümkün değildir.
SilSayın Eğilmez, anlaşıldığı kadarıyla artık sorunumuzun nereye kadar uzandığı netleşmeye başlıyor. Dediğiniz gibi "finansal piyasalarda en büyük risk, risk almaktan çok riski görememektir." Daha bu gün, Fon krizinin patladığı, CDS primimizin 250 seviyelerine yükseldiği bir anda TUİK ekonomi güven endeksimizin 100 ün üzerine 101 seviyelerine yükseldiğini bildirdi. Buradan görüleceği üzere, bizler krizleri görememekten çok, Krizler bize gösterilmiyor, Krizler bizden gizleniyor. Bizleri, Halkı koruması gereken Hükümetimiz, kendini korumak için Krizleri saklıyor, Kurumlarına da saklatıyor, güzel haberleri yayınlatıyor.
YanıtlaSilHükümetteki Parti'nin genel başkan yardımcısı krizden 2,2 milyar TL servet yapmış iken hükümetin bizi krizlerden korumasını beklemek biraz safiyane bir umut oluyor sanki.
SilNe yazık ki geldiğimiz nokta budur. Enflasyonumuz % 3'un altına gelmiyor, sanayi büyüyemiyor, GSYH içindeki payı sürekli geriye gidiyor, Tarımda durumumuz giderek kötüleşiyor, hukukun üstünlüğü endeksi, demokrasi endeksi gibi hayati konulara ilişkin ölçümlerde dünyada sürekli geriye gidiyoruz. Buna karşın bu durumun bir kriz hali olduğunu insanlar anlamıyor. Bu krizdir deseniz GSYH'miz şuraya çıktı, kişi başına gelirimiz arttı diyor. Orada kur baskılamasından doğan bir illüzyon olduğunu görmüyor ya da görmezden geliyor.
SilBu durumda yapacak, tartışacak bir şey kalmıyor gibi görünse de elden geldiğince gerçekleri anlatmaya devam etmek lazım. Çünkü aksi takdirde yaşlananları kabullenmiş, içselleştirmiş görünüyor olacağız.
https://onedio.com/haber/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-nihat-zeybekci-acikladi-fon-olayinda-devletin-ihmali-var-ben-de-magdurum-1384831
SilYaşadığımız durumun bir kriz hali olduğuna artık inanmıyorum.
YanıtlaSil2018 den beri sürekli krizdeyiz. Bu olamaz. Gerçek kriz olsaydı eğer çoktan geçerdi.
Kriz kalıcı bir denge durumu değildir.
Ama biz bu ortamda kaldık.
Yaşadığımız durum kriz değil, ülkenin bir yön sapması ve bir servet transferidir.
Kurumların çökmesi, her şeyin Tek Adam rejiminden beklenmesi, hukuksuzluk, yolsuzluk, yaygın suç, muhaliflere zulüm, fakirleşme, kurumsal yalanlar..
Artık bunlarla yaşayacağız gibi duruyor.
Yeni normalimiz bu.
Evet, bunu söylediğimizde ne krizi diye soruyorlardı, bugün herkes krizde olduğumuzu söylüyor. Oysa kriz başkanlık sistemine geçildiğinden beri var.
SilHocam bir şey merak ediyorum neden herkes bu fon olayında devlet bütçeden ödeme yapacak gibi itirazdalar? Kesilen cezalar, el konulan, tedbir uygulanan varlıklar ile ödeme yapılacağına dair hiçbir bilgi bile yokken neden vergilerden ödeme yapılacakmış gibi itirazlar var?
YanıtlaSilÇünkü geçmişte hep öyle oldu.
SilAnlık kayıt altına alınan işlemlerdeki uyumsuzluğu ve anormalliği yetkili makamların görmemesi nasıl açıklanabilir ? Yazınız için sağolunuz...
YanıtlaSilAçıklanamaz. Açıklanabilir olsa mutlaka açıklarlardı.
SilGörmeme diye bir şey yok.
SilGörüp de göz yumma var.
Görecek kurum kim: SPK
SPK kime bağlı: Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek'e
Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde ne demiş:
"Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Düzenleme eksikliğinin farkındayız, bu alanda da eksikleri gidereceğiz."
Demek ki tam da görmesi gereken kişi görmüş.
(Aslında düzenlemeye bile gerek yoktu. Borsa manipülasyonu zaten suçtu)
Ama hiç bir şey yapmamış, taa ki Haziran ayında MSCI nın fon maniplasyonları önlenmez ise BIST'in Gelişmekte Olan Piyasa" (Emerging Market) statüsünden çıkarılıp, çok daha az yatırım çeken "Sınır Piyasa" (Frontier Market) statüsüne indirilebileceği uyarısına kadar. (Yani dışardan gelen düzeltme)
Bu arada bu fonlar Nisan, Mayıs aylarında iyice vitesi yükseltip pervasız işlem yapmaya devam ettiler. Kimse engel olmadı onlara.
Öyleki 3 milyar sermayeli, zararda olan şirketin borsa değerlemesi Arçelik'i, Akbank'ı solladı. Burada bir oyun oynandığını çocuklar bile anlardı.
Asıl soru şu olmalı:
Bu konudaki en yetkili kişi durumu görmüşken neden hiç bir şey yapmadı veya yapamadı?
Partinin ağır topları veya başka bir güç mü engelledi onu veya "zaten ekonomi sakat bir de ben zinciri bozmayayım gittiği yere kadar gitsin" mi dedi.
Bu konuda Mehmet Şimşek'in sorumluluğu vardır.
Türk halkına hiç değilse bir açıklama borçlu.
Spk nın ilk bültenlerinde oluşturulan tasviyeci bankalara tanınan 2-10 iş günü olan süre doldu, neden halen bir ödeme planı duyurulmuyor?
YanıtlaSilMsci endeks değerlendirmesine de kısa süre kaldı. Yeni kurul ve DDK görevlendirildi, öncelikle fon krizinde denetleyici kurumların yönetiminin tamamen değişmesi gerekmez miydi? Daha hızlı işlem alınmaz mıydı bu şekilde?
Çok doğru.
SilÇalmak, servet yığmak onlara yetmezdi. Fakirin alkışı, duası ve gözyaşı da lazımdı.
YanıtlaSilAhmet Hamdi Tanpınar.
Finansal piyasalar zaten şu an kötü hocam. Altın düşüyor, dolar faizi yüzünden, borsalar düşüyor dolar faizi yüzünden. Maalesef tek iyi şey eurobondlar kaldı gibi. Yatırım tavsiyesi değildir.
YanıtlaSil:(
SilTüik verilerine göre Türkiye'de ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,14 kişidir. Finansal kayıplar ve birikim erimeleri doğrudan aynı evde yaşayan aile bireylerini de etkilediği için, 3,14 çarpanı ile hesaplandığında oluşan sosyo-ekonomik etki alanı şu şekildedir:
YanıtlaSilDoğrudan Etkilenenler
(Batan fonlar + borsa hisse sahipleri)
~650.000 x3,14 ~2.000.000 kişi
Dolaylı Etkilenenler
(BES katılımcıları + TEFAS endeks fonları)
~5.000.000 - 5.250.000 x3,14 15.000.000
(Fon getirisinde erime ve fırsat maliyeti)
TOPLAM ETKİ ALANI ~7.000.000 - 7.250.000 3,14
~21.000.000 - 22.765.000 kişi
Etkinin nüfus ve sosyal düzeydeki anlamı
1.Nüfusa oranı: Türkiye nüfusu göz önüne alındığında, kriz dolaylı veya doğrudan aile ölçeğinde Türkiye’deki her 4 kişiden 1’ine bir şekilde temas etmiştir.
2.Ağır Hasar Alan Hane Sayısı (~2 Milyon Kişi): Doğrudan fon mağduru olan veya hisseleri sıfırlanan yatırımcının hanesindeki yakl 2milyon kişi, ev bütçelerinin ciddi bir kısmını kaybettiği için doğrudan yaşam standardı kaybı, borçluluk ve ekonomik şok ile yüzleşmiştir.
3.Algısal Güven Hasarı (~15,5 Milyon Kişi): BES veya genel endeks fonları üzerinden dolaylı etkilenen kitlede haneler batmamış, ancak fonların içindeki manipülatif hisseler düşerken emeklilik ve yatırım birikimlerinin dönemsel getirisi törpülenmiştir. Bu durum, geniş kitlelerde borsa ve fon sistemine karşı güvensizlik oluşturmuştur.
Mahfi Hoca;
YanıtlaSilOkuduğuma göre, Fon patlamasından sonra Merkez Bankası, likitide darlığını gidermek için birkaç gün üst üste piyasaya yüksek miktarda para pompalamış, bunu rezervini eriterek mı yapmış, yoksa para basarak mı?
Rezervlerde 15 milyar dolar dolayında erime var
Sil12 milyar dolar doğrudan net kayıp ve 17-25 milyar dolarlık kilitlenen varlık hacmi ile bu olay, Türkiye tarihinin açık ara en büyük borsa skandalı olduğu gibi dünya finans tarihinin de en büyük ilk 3 dolandırıcılık ve manipülasyon vakasından biridir.
YanıtlaSilKüresel ve Yerel Finans Tarihindeki En Büyük Vurgunlar Kıyaslaması
Bernie Madoff Ponzi Skandalı 2008 / ABD~17,5Milyar (Sanal değer: $65B)Dünya tarihinin bilinen en büyük Ponzi şeması
Fon Krizi ve BIST Manipülasyonu 2026 / Türkiye~$ 12,0Milyar Fonlar üzerinden sığ hisse şişirme ve soygun
FTX Skandalı (Sam Bankman-Fried) 2022 / Küresel~$10,0Milyar Kripto borsasında müşteri fonlarının buharlaşması
Allen Stanford Ponzi'si 2009 / ABD~7,0Milyar Sahte yüksek getirili CD (mevduat) Ponzi'si
1MDB Malezya Vurgunu 2015 / Malezya~4,5Milyar Devlet varlık fonundan zimmete para geçirme
Thodex Vurgunu 2021 / Türkiye~$ 2,0Milyar Kripto borsa kaçışı
Finans tarihinde bireysel ve kurumsal yatırımcıların doğrudan anapara kaybı yaşadığı vakalar incelendiğinde; bu olay tutar itibarıyla FTX, Stanford ve 1MDB gibi küresel manşet olmuş dev skandalları geride bırakmakta, alanında lider olan Bernie Madoff skandalının hemen arkasına yerleşmektedir.
Türkiye Finans Tarihinde Rakipsiz: Türkiye'de geçmişte yaşanan Thodex (~2 milyar $), İhlas Finans (~1,2 milyar $) ve Çiftlik Bank (~400 milyon $) gibi vakaların hepsinin toplamının katbekat üzerindedir. (Not: 2001 Bankacılık Krizi devlete ~$40-50 milyar dolarlık mali yük çıkarmıştır ancak o olay bir çete/manipülasyon vurgunu değil, bankacılık sisteminin makroekonomik çöküşüdür.)
Milli Gelire (GSMH) Oranı Rekor Düzeyde: Yaklaşık 1,1 trilyon dolarlık Türkiye ekonomisinde 12 milyar dolarlık doğrudan kayıp ve 25 milyar dolarlık finansal çalkantı, Milli Gelir'in (GSMH) %2,2'sine denk gelmektedir. Dünya tarihinde tek bir finansal manipülasyon/vurgun vakasının bir ülkenin milli gelirine bu oranda darbe vurduğu başka örnek yoktur.
Milyar, milyon, dolar, TL derken kafalar karışıyor. Bir de üstüne enflasyon olunca daha fazla karışıyor.
SilBen olayın büyüklüğünü şöyle sade anlatayım:
Sadece Fatma Betül Sayan Kaya'nın götürdüğü 2,2 milyar TL, 70 Adet ortalama devlet memurunun ömür boyu kazanabileceği maaşın toplamıdır.
Teşekkürler.
YanıtlaSilHocam sisli yolda bile çakarlı araç kullanıyolar :)))) araç trafiğindeki ve finansal piyasalardaki çakarlı araçları kaldırmak lazım :))))
YanıtlaSil"Sistem sorunları çözer" anlayışı yaygın.
YanıtlaSilİyi bir senaryo ile kötü bir film çekebilirsiniz ama kötü bir senaryo ile iyi bir film çekemezsiniz.
İstikrar çoğu zaman riskin yokluğu değil, görünmez hale gelmesidir.
YanıtlaSilHyman Minsky, (1919~1996)
hocam tesekkurler tekrar. emailinize geri donus yapiyor musunuz? sizden bir ricada bulunsam mumkun mu?
YanıtlaSilSon 25 yılda olan bütün bu problemlerden sadece iktidar değil, iktidara destek veren ve hala bunu sürdürmekte kararlı olan seçmen kitlesi de 1.dereceden sorumludur. Bu sürede Amerika-İngiltere-Fransa-Almanya gibi ülkelerde 3-4 başkan ya da başbakan değişmişken bizde inatla aynı partiyi iktidarda tutma isteği ülkeyi çözülmesi çok zor büyük problemlere sokmuştur. İnsan bir kere de öbürünü deneyelim, bu sürede bu da kendine çeki düzen verir, olmazsa yine bunu seçeriz demez mi ya, bu adanmışlık neden?
YanıtlaSil