21 Mart 2013 Perşembe

Türkiye Ekonomisinin Son Durumu


2012 yılının ikinci yarısındayız. Japonya 20 yıldan bu yana krizin içinde. Bazı yıllarda cıkacakmış gibi oluyor ama bir türlü o girdiği durgunluktan sıyrılıp çıkamıyor. 2006 yılında ABD’de başlayan subprime mortgage krizi 2008’de Lehman Brothers kriziyle zirveye ulaştı. ABD, krizden çıkacak derken 2010 yılından başlayarak Avrupa krize girdi. Avrupa krizden çıkamadığı gibi koşullar giderek ağırlaşıyor. Gelişme yolundaki ülkelerin en büyük GSYH’ya sahip olan iki üyesi Çin ve Hindistan durgunluğa girme aşamasında görünüyor. Birbirine bu kadar entegre hale gelmiş bir küresel sistemde krizin bulaşıcılığını önlemek neredeyse imkansız gibi.

Türkiye ekonomisi 2001 yılında krize girdi. Küresel sistemin yükseliş dönemiydi. Likidite bol ve risk alma arzusu yaygındı. IMF, kriz öncesi ve sonrasında Türkiye’ye 45 milyar dolar dolayında destek verdi. Türkiye bu desteği kullanarak, IMF programını tavizsiz uygulayarak ve küresel sistemin büyüme döneminde olmasından yararlanarak krizden hızla çıkmayı başardı. Bugün aynı koşullar mevcut değil. Yani örneğin İspanya’nın ya da İtalya’nın krizden o kadar hızlı çıkması kolay değil. Çünkü ne konjonktür çıkışa uygun ne de likidite 2000’lerin ilk yıllarındaki kadar hareketli.

2012 yılının ikinci yarısında Türkiye’nin ekonomik görünümünü grafikler yardımıyla özetlemeye çalışalım.

(1) Ekonomi eski hızında olmasa da büyümeye devam ediyor.
Aşağıdaki grafikte mavi çizgi sanayi üretimini, kırmızı çizgi de ekonomik büyümeyi üçer aylık dönemler itibariyle gösteriyor.


Sanayi üretimi de büyüme de 2011’den itibaren ivme kaybediyor. Buna karşılık her ikisi de henüz alarm verecek bir düşüş içinde görünmüyor. Ayrıca sanayi üretiminde 2012’nin 2. çeyreğinde başlayan yükseliş eğilimi büyümenin de toparlanmaya başlayacağının işareti olarak kabul ediliyor. 

Yılsonu için yapılan büyüme tahminleri başlangıçta yapılan tahminlere göre giderek yükseliyor. Beklentiler büyümenin yüzde 4’ün altında kalmayacağı hatta yüzde 5’in üzerine çıkabileceği yönünde. Buna karşılık uluslararası kuruluşlar (IMF, OECD) daha kötümser büyüme tahminleri yapıyor. 

(2) İşsizlik düşüyor
Aşağıdaki grafikte 2010 yılında bu yana aylık bazda işsizlik oranları yer alıyor.


İşsizlik, küresel krizin Türkiye ekonomisini en fazla etkilediği 2010 yılında zirve yapmış ve o noktadan başlayarak inişe geçmiş görünüyor. Buna karşılık bu iniş sürekli bir iniş olmaktan çok inişli çıkışlı bir seyir izlemiş bulunuyor. 2012 yılı başlarında yeniden çıkışa geçen işsizlik oranı izleyen aylarda tekrar aşağıya dönmüş durumda.

Yılsonu için yapılan işsizlik tahminleri genellikle yüzde 10 ile 10,5 aralığında toplanıyor. İşsizliğin bir süre daha düşmeye devam etmesi ve son çeyrekte tekrar yükselerek yılı yüzde 10 düzeyinde tamamlaması beklentisi giderek ağırlık kazanıyor.

(3) Cari açık düşüyor
Aşağıdaki grafikte 2005 yılından bu yana 12 aylık bazda cari açığın GSYH’ya oranı gösteriliyor (sıfır çizgisinin yukarıda olduğu ve aşağıya doğru uzaklaşmanın cari açığın büyümesi anlamına geldiğine dikkat edilmelidir.)



2009 yılında krizin etkisiyle küçülen ekonomik büyümeye eşlik ederek küçülen cari açık 2011 yılında yüzde 9,9 oranına ulaşarak Türkiye açısından bütün zamanların rekorunu kırmış bulunuyor. Buna karşılık 2012 yılında cari açıkta bir gerileme ortaya çıkmış bulunuyor.

Başlangıçta cari açığın yılsonunda yüzde 8,5 – 9 aralığında bir oranda olacağı beklentisi egemenken şimdilerde beklenti yüzde 7 – 7,5 aralığına gerilemiş bulunuyor.

(4) Bütçe açığı artmaya başladı
Aşağıdaki grafik 2012 yılında aylık bazda bütçe açıklarını sergiliyor.


Bütçede giderler sürekli, gelirler de aydan aya değişkenlik gösterdiği için dönemsel açıklar ve fazlalar oluşması doğaldır. Kamu giderleri aşağı yukarı her ay aynı biçimde tekrarlanır. Maaş ödemeleri, sağlık giderleri, cari giderler üç aşağı beş yukarı her ay birbirine yakın düzeydedir. Buna karşılık gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu kara taşıtları vergisi gibi dolaysız vergiler taksitler halinde alındığı için bütçe gelirleri ve dolayısıyla bütçe dengesi dalgalı bir görünüm sergiler. Ne var ki bu yıl hem büyümenin düştüğü hem de cari açığın ve dolayısıyla ithalatın gerilediği bir ortamda KDV ve ÖTV başta olmak üzere dolaylı vergiler tahsilatında bir düşüş olması beklenmektedir. Zaten ilk altı ayda giderler % 18 artarken gelirlerin artışı yüzde 7 oranında kalmıştır.

Başlangıçta yılsonu bütçe açığı tahmini yüzde 1,5 dolayındayken şimdilerde bu tahmin biraz daha yukarı çekilmektedir.     

(5) Enflasyonda düşüş bekleniyor
Aşağıdaki grafik enflasyondaki (TÜFE) gelişimi gösteriyor.


Grafikten de görülebileceği gibi enflasyon inişli çıkışlı bir trend izliyor görünse de yüzde 10 düzeyine geri dönmeye oldukça fazla eğilimli bir salınım içinde bulunuyor. 2011 yılında en düşük düzeye gerilemiş olan enflasyon 2012 başında tekrar yükselmiş ve ardından inişe geçmiş bulunuyor. Son aydaki sıçrama ise geçen yılın aynı ayında yaşanan yüzde 2,5 dolayındaki eksi enflasyonun yarattığı baz etkisinin bir sonucudur.

Başlangıçta yüzde 8 dolayında beklenti söz konusuyken şimdilerde yılsonu enflasyon beklentisi TCMB’nin tahmini olan yüzde 6,5’lere kadar düşmüş durumda.

Değerlendirme
Küresel sistemin, özellikle de gelişmiş ekonomilerin, kriz yaşadığı bir ortamda Türkiye ekonomisi, benzeri öteki yükselen piyasa ekonomileri gibi krize girmeksizin devam edebilen bir görünüm sergilemektedir. Bu görünümün ne kadar süreceği gelişmiş ekonomilerin durumuyla yakından ilgilidir. Küresel sistemin yüzde 60’ını üreten ABD, Euro Bölgesi, Japonya ve Çin’in krizden daha da fazla etkilenmeleri halinde krizin yükselen piyasa ekonomilerine de yansıması kaçınılmaz olacaktır.

Şimdilerde yapılan tahminler Avrupa’nın krizden çıkmasının zor olduğu ve bu durumun ister istemez daha yaygın bir küresel krize yol açacağı biçimindedir. Böyle bir gelişmenin Türkiye’yi de etkilemesi doğaldır.

Şimdilik durumumuz iyi görünse de 2012 sonu ve 2013 yılı Türkiye dışından kaynaklanan ve giderek artan sıkıntılara neden olacak gibi duruyor. 

53 yorum:

  1. Hocam bizim ülkemizde de olduğu gibi cari açık ve bütçe açıkları fazla olan ülkeler olası bir ekonomik kriz içerisine girdikleri zaman bu krizi yaşama süreleri ve krizin etkileri daha mı ağır olur yoksa düşündüğüm kadar etkili değilmidir..Tam sorum,Türkiye merkezli bir kriz olursa Türkiye bu cari açıkla bu bütçe açıklarıyla o krizden kolay çıkabilecekmi yani herşey göründüğü gibi tozpembe olmayabilirmi Ülkemiz için?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz Türkiye merkezli olursa bu ortamda çıkış kolay olmaz. Çünkü 2001'deki gibi "bizim dışımızdakiler" iyi değil.

      Sil
    2. Hocam, ne kadar ilginç yerkürede yaşamı paylaşanların hepsinin birbirine bağlı olması, dengenin (equilibrium) her bir ülke ve/veya gelir seviyesi için sabit bir katsayı ile çarpıldığında farklı değerler verse bile birbirine bapımlılığının "kendiliğinden" kurulmuş olması canlı yaşamında temel olan ekosistemlerin ve başlıca biyomların, habitatların bileşik kaplar gibi birlikteliğini ve artı tıpta insan sağlığını çok ince (fine tuning) ayarlamak için iç sıvıların dengesine (homeostasis) (bkz. Deneysel (Modern) Tıbbın babası Dr. Claude Bernard) benziyor. Yaşamın kuralı doğada da, toplumda da (ekonomi) benzer ve ortak görünüyor dünya ekonomisinde. Sadece içerisinde bulunduğumuz kapitalist küresel sisteme mi özgü, antikapitalist sistemde de geçerli mi, bunu irdelemek benim seviyemi aşar, sizler (iktisatçılar) değerlendirebilirsiniz ancak. Ekonomi ile toplumsal olguların süregeldiği sistemler arasındaki analojiyi bilim felsefecileri, bilimsel metodoloji uzmanları, antropologlar, belki sosyologlar da incelebilirler. Belki dışarıda vardır bu tür yayınlar. Güvenilir kaynağımız olarak bu özgün değerlendirmelerinizi okumamızı sağladığını için teşekkürler.

      Sil
  2. merhaba hocam
    anlattıklarınız güzel de bunlar bana hiç yansımadı ben göremiyorum körmüyüm desem değilim
    hani bir zamanlar ortak yaptığınız bir programda bir espiri vardı
    o ara enflasyon düşüyor kimse fark etmiyor du
    "bu görülmemiş" hatta "görülmeyen enflasyon " deniyordu
    bu büyüme de "görülmeyen bir büyüme " anlaşılan
    selam ve saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. On yıl önce insanların talep ettikleri evler ve arabalarla bugünküleri bir karşılaştırın farkı göreceksiniz. Eğer derseniz ki herkes değil bir azınlık onlar. Haklısınız derim ama büyüme gelir dağılımının düzelmesini sağlamıyor.

      Sil
    2. Üstadım , Türkiye gerçekleri bankaların tüketiciye kredi kartı ve taksitlendirmeye dayalı borçlandırma stratejisi üzerine gidiyor , pamuk ipliği. Ben kazandığımdan daha fazla borçlanırım tabii bu durumda , sahte bir alım gücüm var. İnsanların talepleri tabii artar bu durumda.

      Sil
  3. Ben Turkiyede krizin cok ağır olmayacagını düşünüyorum. Bunun nedeni olarak da siyasetin tek parti, tek adam olarak yürümesi. Türkiyenin icinde bulundugu an itibariyla kimsenin çıkıp ülkede kriz var demeye ya da kriz pozisyonu aldığını soylemeye cesaretinin olacağını tahmin etmiyorum. Çünkü bunu yapan kişi başına dert açılacağını da blir. Dolayısıyla da tren gitmese bile insanlar trenden inip onu sallayarak yolculara trenin gittiği hissi vereceklermiş gibi geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklı olduğunuz yönler var tabii ama tren de gidiyor. Belki sallayarak daha hızlı gittiği izlenimi veriliyor.

      Sil
  4. Gerçekten anlamıyorum şu istatiki verileri. Memleketin her köşesi işsiz insan dolu. Anadolu'da 200-300 TL aylığına çalışmak için can atan milyonlarca insan var.
    Durum böyle iken ülkedeki bütün mağazalar ağzına kadar ithal ürün dolu. Bazı mağazalarda yerli ürün bulmak imkansız.
    Ben, bir dönem perakende satış yapan çok ünlü bir İsveç mağazasını kendi çapımda boykot etmiştim. Sözü edilen mağazadaki binlerce ürün arasında yerli üretim hiç bir şey bulamamıştım. çay bardağı bile yoktu. Koca koca çömlek saksılar bile Uzak Doğudan getirilmişti. mobilyaların tamamı ithal. yiyecek içecekler bile ithaldi.
    Hiç bir güvence istemeden 200-300 TL maaşa çalışacak benim ülkemin insanın orada satılan ürünlerin %90'nını daha ucuza ve kaliteli yapacağına eminim.
    Bırakın yabancı perakendecileri yerlilerde büyük oranda ithal ürünlerle çalışıyor.
    Eğer inşaat sektörü durursa veya krize girerse işler çok vahim olur. İnsanlar yiyecek ekmek bulamaz.
    Hocam, sizin de sık sık belirttiğiniz gibi bizim piyasa sıcak para ve ithal ürünlerde alınan vergilerle dönüyor.
    Ne zaman ithalat azalıyor bütçe dengesi bozuluyor. Muhtemel bir krizde kendimizi toparlamamız çok zor.
    Ayakkabı yapacak insanımız kahvede oturuyor. Biz Çin'den ayakkabı getiriyoruz. Getirdiğimiz ayakkabıdan aldığımız vergi ile o kişiye kömür ve iaşe veriyoruz.
    Allah sonumuzu hayırlı etsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu dedikleriniz istatistiklerin altındakiler. Halının altına bakmak önemlidir.

      Sil
  5. Hocam supersiniz böyle güncel ve faydalı konuları bizimle paylaştığınız için teşekkürler... Gerçekten ekonomi ile ilgili çok güncel ve güzel bilgiler paylasiyorsunuz...

    YanıtlaSil
  6. Hocam bu büyüme modeli e kare kök büyüme desek doğru olur mu. Roubini ülkeler hakkında cikarim yaparken bütün büyüme modellerini söylemişti nerdeyse :)
    Kısaca karekok şekline bakıp eski düzeye gelinemeyeceğini.

    Bir de amerika da hiperenflasyon tehlikesinden bahsediyorlar. Bu ne derece doğru.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de rakamların gerçeği yapılamayacağını düşünüyorum.
      Zaten işsiz sayılabilmeniz için saçma şartlar var.
      Yanılmıyorsam ev hanımları işsiz kategorisinde degil mesela.
      Keza enflasyon sepetine her sene uçuk şeyler koyuyorlar.
      Tanımı yanlış yapıp ölümü o tanı.a göre yaptıklarını düşünüyorum.
      Konu dışına çıkmak istemem ama ıstatistiklere göre bilmem kaç sn de 1 çeşitli nedenlerden insan ölüyor muş .
      Bu durumda 9 ayda dünyaya gelen insanın saniyeler içerisinde öld üğunu dusunursek malthus bile şoka girerdi herhalde. O zaman dünyadaki insanın varliginin son bulmasi gerekirdi. Ah su doktorlar..

      Sil
    2. *Yansitmayacagi

      **Ölümü değil ölçümü olacak

      Sil
    3. Yeni ve daha güvenilir istatistikler yaratmadıkça mevcutları kullanmaktan başka çare yok. Tek sorun onların manipüle edilip edilmediğidir. Eğer manipüle edilmiyorsa yanlış bile olsalar doğru trendi gösterirler. Çünkü dün de yanlıştılar.

      Sil
  7. Öncelikle yazı için teşekkürler.İşsizlik orarı %10 lar civarında seyrediyor, bu oranın da düşük olduğu söylenemez ama gerçekte durum çok daha kötü, özellikle üniversite mezunları için.Her yıl artan mezun sayısı ve üniversite kontenjanlarının şişirilmesi buna mukabil iş bulma imkanlarının kısıtlı olması; üniversiteleri ''işsiz üreten fabrikalar'' haline getirdi.İşsizlik oranı hesaplama yöntemi ILO' nun standart hesaplama yöntemiyle yapılıyorsa da gerçek durumu yansıtmıyor. Sizin de özellikle üniversite mezunlarının işsizlik durumuyla ilgili görüşlerini merak ediyorum.Bu meseleyle ilgili değerli görüşlerinizi paylaşırsanız memnun oluruz. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar çok üniversite açıldı ki neredeyse lise kadar üniversite var. Tek sorun istihdamın azlığı değil aynı zamanda eleman aranmayan birçok daldan mezun var. Öyle olunca işsizlik üniversite mezunları arasında yaygınlaşıyor.

      Sil
  8. devletin faize bir ayda odedigini gelecek aylarda uc aya cikacagin faiz giderlerinin azaldigini bu sebeple yilin ikinci yarisinda faiz giderlerinin butceye ne kadar katki saglayacagini degerlendirmenizi bekliyoruz.bu hususta abdurrahman yildirim beyin yazisini okumustum..faize odemelwrinin dusmesinjn yansimasi ne olur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2012 yılının ilk 6 ayında devletin faiz giderleri ayda 4,3 milyar TL, diğer giderleri ayda 24 milyar TL tutmuş. Bu konuda bir yazı hazırlayayım.

      Sil
  9. hocam bugun Ege Cansen'in yazisinda ilginc bir yorumu var ve benim de dikkatimi cekti. Bizler sirket yonetirken gelir tablosu, nakit akisi gibi tablolarin yaninda bilanco ile de cok ilgiliyiz, ancak ulke bilancosu, aktif/pasif dengesi gibi bir sey belki de olculmesinin imkansizligindan dolayi yok. Borc stogunun GSYH ye orantisi yerine, Borc Stogunun ulkelerin aktif buyuklugune oranlanmasi mumkun olsa aslinda ulkelerin kredibilitesi hakkinda daha iyi bilgi vermez mi ? Turkiye'nin boyle bir endekse gore dunya ekonomileri icindeki yerini gormek anlamli olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu eski bir tartışmadır. Devletin niçin bilançosu yok? Çünkü devlet elindeki gayrimenkullerin değerini bilmez. Bilmesi de imkansız. Mesela sahiller,dağlar hep devlete aittir. Bunları nasıl değerleyip de bir bilançoya oturtabiliriz? O nedenle devletin bütçesi olur, gelirini giderini, borçlanmasını bilir. Gayrimenkullerinin bir bölümünü bilir (binalar, yollar vb.) Bu açıdan Ege beyin yazdığı hoş bir tartışmadır ama gerçekçi değil.

      Sil
  10. Bu yaziniz icin tesekkur ederim, yaklasik bur yildir firsat buldukca yazilarinizi takip ediyorum ve ekonomi ile ilgilenen bir ogrenci olarak gercekten yararini gordum. Fakat soylede bir problemim var ki takip ettigim iktisatcilar, kose yazarlari, dergi ve gazetede yazanlar genellikle turkiyenin ya da dunyanin ekonomisine iliskin gorusler ve gostergeler hakkinda yorum yapiyorlar ve yaziyorlar. Bir ogrenci olarak birazda ulkenin mali yapisinin nasil isledigini bilmek istiyorum. Yani biraz daha politikalarin icerigini ve bu icerigin nasil islendigini ogrenmek diyebilirim. Bunun icin kitap arayislari icerisindeyim bana bu konuda yol gosterirseniz minnettar kalirim. Sali gunu programinizda gorusebilmek dilegiyle kolay gelsin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdilerde maliye ve mali yapı modası yerini biraz ekonomi ve ekonomik yapıya bıraktığı için haklısınız o konudaki yazılar azaldı. Ben ileride bir kaç yazı yazayım o konuda.

      Sil
  11. fatih altayli bugunku yazisinda krize deginmis bu nasil kriz herkesin altinda yat var demis. okunasi guzel bir yazida orada var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin altında yat olması kriz olup olmadığını değil herkesin sadece kendinetrafına bakarak dünyayı yorumlamaya çalıştığını gösterir.

      Sil
  12. Hocam, yazi icin tesekkur ederim.

    Bu verilerin haricinde piyasaya da kulak vermek gerekir diye dusunuyorum. Kobi olarak adlandirilan firmalarin nakit akisinda son bir kac aydir ciddi sikintilar var. Firmalar alacaklarini toplarken veya odemelerini yaparken problemler yasiyorlar. Bu da gelecek daha derin bir krizin habercisi olamaz mi? Bunun haricinde bazi sektorler gecen yila gore cok buyuk dususler yasiyor ki bu, insanlarin paralarini harcamak istemedigini gosteriyor (bkz. Teknoloji marketlerinin artan reklam ve ucuk kampanyalari). Ayrica bankalarin su anda ozel onlemler aldiklari da soyleniyor. Bu konudaki gorusleriniz nedir?

    Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortada birçok bilgi var. Hangisi doğru bilmek mümkün değil. Şirket bazında incelemek gerek.

      Sil
  13. Cari açık ile bütçe ve büyümenin birlikte her zaman ters yönlü hareket etmesi, enflasyondaki dalgalı hareketler yani istikrarsızlık, işsizlik verilerinin ne derece gerçeği yansıttığı mevcut tablo içerisinde Türkiye ekonomisinin handikapları gibi görünüyor. Geniş tabloda ise ABD,Avrupa ve Doğu Asya ile olan ithalat-ihracatımızın ticaret hacmimizin geniş olması ve bu gruplar içerisindeki ülkelerin neredeyse tamamında ciddi ekonomik sorunların yaşanması, Suriye deki belirsizlik, arma eğilimine giren petrol fiyatları, Rusya ile yaşadığımız ve hala belirsizliği süren fiyat anlaşmazlıkları gibi daha ekleyebileceğimiz bir çok faktör var. Bu nedenle durum her ne kadar şu an kağıt üzerinde iyiye gidiyor gibi görünse de bu gidişatı olumsuz yönde etkileyecek faktörler hem fazla hemde ciddi etki edebilecek düzeydeler.

    YanıtlaSil
  14. Rusya ile aramızda doğalgaz alış fiyatımızla ilgili yaşadığımız bir sorun var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olumsuz birçok konu var kuşkusuz. Ama olumlu olanlar da var. Örneğin petrol fiyatları beklentilerin altında gidiyor. Buna karşılık ihracat konusunda giderek sıkıntıya düşeceğimiz artık görünüyor.

      Sil
  15. Hocam yazinizda pek deginmemissiniz, 2013 yilinda Turkiyenin doviz pozisyonu ile ilgili konusulan rakamlar su sekilde ; ozel sektor ve kamu sektorunun 2013 yili icin kisa vadeli doviz yukumlulukleri 135 milyar dolar, buna karsilik merkez bankasi doviz reservleri 85 - 90 milyar dolar. Bu veriler dogru mu, dogru ise bu durum ciddi bir doviz ihtiyacina ve piyasa riskine isaret eder mi ? Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama özel sektörün döviz ihtiyacının büyük çoğunluğu vadesi gelen borçlardan kaynaklanıyor. Özel kesim ithalat yaptıkça bunlar yenilenecek. Dolayısıyla bu paralar ekonomiden çıkacak diye bir şey söz konusu değil.

      Sil
  16. Hocam,
    Benim endisem Bankalarimizla ilgili, ozellikle bazi buyuk bankalarimiz batik kredileri dost, ahbap yaren iliskisiyle yuzduruyorlar ve bu krediler karsiliginda teminat olarak aldiklari gayrimenkulleri kendi portfoylerine kopuklu fiyatlarla geciriyorlar ve gayrimenkulde kopuk olusmasina baslatici oluyorlar. Bankalarimizin problemin ekonomimizi tehdit edecek bir krize donusmemesi icin batik kredilerinin teminati olan gayrimenkulleri suratle piyasa sartlarinda likit etmeleri gerekir. Bunu yapmadiklari icin gayrimenkul fiyatlari kopuklu ve gayrimenkul piyasasi kitli.
    Bana gore bazi buyuk bankalari BDDK nin iyi bir silkelemesi lazim
    Mehmet Lutfi Ozkaya

    YanıtlaSil
  17. hocam yazınızı büyük bir iştahla okudum . Dikkatimi çeken nokta işsizlikte ve enflasyonda aynı anda azalmayı beklemek dogrumu , eğer doğruysa bunu ne şekilde açıklayabiliriz .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Biliyorsunuz işsizlikle enflasyon arasındaki trade off'u açıklayan Phillips analizine göre kısa vadede ikisi arasında oluşan trade off orta uzun vadede ortadan kayboluyor ve ikisi birlikte düşebiliyor. Yani orta uzun vadede böyle bir paralellik oluşabiliyor.

      Sil
  18. Hocam yaşım 13 ama bu işlere çok meraklıyım, Ekonomimi üretimi geçemiyoken ve üretimi karşılayamıyoken ve satış konusundada büyüyemiyoken üretimi artırmak çok iyi bir fikir gelmiyor bana. Önce ekonominin bunu karşılayabilmesi gerekmeliki eğer üretiği malı satamazsa zararı büyümesin. Tabi bu sektör risk almayı be yolunda kararlı ilerlemeyi gereltiriyor ancak ben sadece yorumluyorum. Haklımıyım söylerseniz sevinirim hem seçtiğim meslekte daha çok bilgi sahibi edinmiş olurum sayenizde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 13 yaşında bu işlere merak ilginç.
      Bir ekonomi yalnızca kendi iç tüketimini karşılamak için değil aynı zamanda ihracat için de üretim yapar. O nedenle sadece iç tüketimi bakmak yanlış olur.

      Sil
  19. Hocam bence bu kriz olayı sizin mermi sayınızla ilgili bir konu diye düşünüyorum yani kaynak meselesi. Özelleştirmeler, sağlık giderlerinin azaltılması, vergi gelirlerinin daha fazla kontrol altına alma ve vergi kayıplarının azaltılması gibi konular sıcak para girişi elimizi güçlendirdi ve daha önceki 2009 kriz dönemlerinde yumuşak iniş yaptık. Fakat mevcut kaynakların verimli kullanılmaması sürekli yeni kaynak arayışına itebilir. Sonrasında kentsel dönüşüm, şehir merkezindeki okulları şehir dışına taşımayı düşünüp belki şehir merkezindeki kıymetli okul arsasına bir proje düşünüp kaynak arayışına gideceğiz. Yani sürekli günü kurtaracak projeler belki üreteceğiz. Seçimler ( yerel, başkanlık, cumhurbaşkanlğı ) yakın olduğu için ben yeni krizide atlatacağımızı düşünüyorum. Buna mermi ayırılmıştır. Buna eminim. Fakat bir gün şarjör boşaldığında yani kaynaklar bugünki kadar zengin olmadığında gelecek nesil için şuanda yapılanları küçümsemiyorum ama ev yaparak, dünyanın en pahalı benzinini satarak mı ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkaracağız.
    Bunu merak ediyorum doğrusu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl mesele insanımızı dünyanın üst düzeyine çıkarabilmek. Ekonomi ilk 20'de olabilir ama eğer insani gelişmişlikte 90'ıncı sıradaysak oturup uzun uzun düşünmek gerekir.

      Sil
  20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  21. hocam selamlar. yazılarınızı büyük zevkle takip ediyorum. bu fırsatı sağladığınız için ne kadar teşekkür etsem az.
    naçizane türkiye'nin büyümesinde inşaat sektörünün önemli payı olduğunu düşünüyorum. bu fikre katılır mısınız? her gün yeni bir müteahhit peyda olurken konut fiyatlarının sürekli yükselmesi nereye kadar gidecek? inşaat sektörünü nelerin beklediği konusunda bir tahmininiz var mı? varsa bizimle paylaşır mısınız? konutlardaki kdv artışı bu sektörü nasıl etkiler? ve son olarak inşaat sektöründeki bir olumsuzluk ekonominin tamamına sirayet eder mi? ederse bu hangi yollar olur? saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben konut sektöründe şişkinlik olduğu kanısındayım. Bu ilgi sonsuza kadar gitmiyor. Uzak doğu, ABD, İngiltere, İspanya örnekleri ortada. KDV artışının yeni konutları olumsuz etkileyeceği açık. Ama bu düzenleme olası bir patlamayı önledi bence. Balonun şişkiniğini biraz indirecek.

      Sil
  22. Hocam,

    Vakit buldukca Kibris Rum Kesiminin (KRK'nin) hal-i pur melali hakkinda okuyorum; ve bizde durumun ne oldugunu merak ediyorum:

    Olmaz ya, bugun bankalarimiz topu atacak olsa, TCMB/Devlet, bankalarin mevduatlarinin ne kadarini karsilayabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalardaki mevduatın belirli miktarı devlet güvencesi altında. Ötesini zaten karşılamaz. Ama bankalara bir şey olursa buna kimsenin kaynağı yetmez.
      Bankaların durumu iyi şimdilik onlara bir şey olmaz.

      Sil
  23. Hocam bu yazıları hatırlatma veya başka bir konuya giriş amacıyla mı paylaştınız yoksa eklemeler var mı? Hatırladığım kadarıyla önceden okumuştum son iki yazınızı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogda bazı düzenlemeler yaptım ve bazı yazılar benim istemim dışında yer değiştirdi. Karışıklık ondan oldu.

      Sil
    2. Di mi hocam bende niye 2012 2.çeyrek itibariyle anlatıyorsunuz diyorum..

      Sil
  24. Sayın hocam, 2012 yılı sonu itibari ile GSMH VE MİLLİ GELİRİMİZE AİT NET VERİLERİ nasıl elde edebiliriz resmi kurumlarımızın sitelerinde aradım ancak veriye ulaşmak gerçekten mümkün değil? En azından tahmini olarak bir gerçekleşme rakamı bulabilmek mümkün müdür . Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK 1 Nisan Pazartesi günü saat 10'da 2012 GSYH'sını ve milli gelirini açıklayacak. Haftaya Pazartesi www.tuik.gov.tr den bulabilirsiniz.

      Sil
  25. Hocam,ABD ile AB arasında serbest ticaret anlaşması olması durumunda Türkiye'nin 20 milyar dolar zarar edeceği söyleniyor.Böyle bir durum Türkiye'de krize neden olur mu? veya Türkiye'nin AB ile yaptığı gümrük birliği anlaşmasını tek taraflı feshetmesi halinde AB ve ABD tarafından nasıl karşılanır?

    YanıtlaSil
  26. Hocam Merhaba, satır aralarında AB krizinden bahsediyoruz, finansal acıdan ok ama y.dısına senede 3-5 kez cıkarım, insanlarda olduk bittik havası yok, herkes yemede icmede, evlerine bakımlarını yapıyorlar, arabalarına biniyorlar, geziyorlar... bizimkilerin evler daha sıvada boyası yok :)

    YanıtlaSil
  27. Yazı çok eski ama blogunuzu yeni keşfettim.
    Gerçek işsizliği ölçmek için size bir yöntem önerebilirim.

    Toplam işgücü/Toplam nüfus oranı gelişmiş ülkeler ve bric ülkelerinde %60 civarındadır.

    Türkiyede bu oran %30 civarı çıkar. Varın gerisini siz düşünün.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...