Kayıtlar

Haziran, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye’nin Sorunlar Envanteri

“Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânını vermiyor” Ahmet Hamdi Tanpınar     Sorunlar Envanteri Çıkarmak Bugüne kadar hep yapısal reformları anlatmaya çalıştım. Bu sefer hedef olarak kabul ettiğimiz muasır medeniyetler (çağdaş uygarlıklar) düzeyine çıkmayı engelleyen sorunlarımızın neler olduğunu ortaya koymayı deneyeceğim. Bunlar aynı zamanda çağdaş dünyanın bize baktığında risk olarak nitelediği sorunlar. Bizim en ciddi sorunlarımızdan birisi çoğunu kendi başımıza yarattığımız sorunları, sorun olarak görmemek ya da onları birer sorun olarak kabul etmemek. Öyle olunca da sorunları azaltma ve çözme çabası içine girmiyoruz. Bırakın mevcutları çözmeyi her gün bu envantere yeni sorunlar ekliyoruz. Sonuçta sorun sayısı sürekli artıyor. Sorunları çözmek için önce başlıca sorunların neler olduğunu yazalım. Bu liste tam bir liste değil, buna eklemeler yapılabilir kuşkusuz.   Hukuk “Hukukun bittiği yerde diktatörlük başlar” John Locke   Hukukun herkese eşit ve taraf

Önce Zenginleştiren Sonra Yoksullaştıran Büyüme

Resim
Ülke daha fazla üretip daha fazla ihraç eder hale geldiği halde dış ticaret hadleri bozulduğu için daha az tüketebilir duruma gelmişse bir başka ifadeyle ülke büyümüş ama refahı azalmışsa buna yoksullaştıran büyüme deniyor (Jagdish Bhagwati'nin yoksullaştıran büyüme tezi.)   Türkiye’de daha değişik bir yoksullaştıran büyüme süreci yaşanıyor. Bunu ortaya koyabilmek için bir grafikten yararlanalım. Bu grafikte Türkiye’nin kişi başına yıllık ortalama geliri ve USD/TL kurundaki değişim yer alıyor. 2001 krizi öncesinde 4.000 doların üzerinde olan kişi başına gelir, krizle birlikte 3.000 dolar düzeyine gerilemiş, ardından IMF destekli Güçlü Ekonomiye Geçiş Programıyla birlikte yükseliş başlamış. 2003 yılında kriz öncesi düzeyi geçen kişi başına gelir yükselmeye devam etmiş. Arada 2008 krizinin etkisiyle yaşanan düşüş (ki bu bize krizin teğet geçmediğini net bir biçimde gösteriyor) dışında 2013 yılına kadar yükseliş sürmüş. 2013 yılı 12.480 dolarla kişi başına ortalama yıllık gelirde bu

Parayı Kim Yaratıyor?

Resim
Merkez Bankası ve Darphane’nin Bastığı Paralar Para; devletçe bastırılan, mal ve hizmetleri satın alma gücü olan, herkes tarafından kabul gören bir değişim aracıdır. Bu çerçevede para toplumda değiş tokuşu sağlar, değer ölçüsü olarak kullanılır ve bir yatırım ve tasarruf aracı görevi görür. Tanımdan hareketle parayı devletin bastırdığı anlaşılıyor. Devlet, Hazineye bağlı Darphane aracılığıyla madeni parayı kendisi basar ama kâğıt parayı merkez bankasına bastırtır. Bunun nedeni kâğıt paranın karşılıksız olmasıdır. Kâğıt para basma yetkisi siyasal iktidara verilirse vergi toplamak yerine kolay yolu seçerek para basmaya yönelen iktidar paranın değerinin düşmesine ve enflasyon ve dış değer kaybı yaşanmasına yol açar. Bugün dolaşıma çıkan toplam 216,2 milyar TL paranın 206,3 milyar TL’si kâğıt para, 9,9 milyar TL’si de madeni paradır. Buraya kadar anlattıklarımız eski durumu ortaya koyuyor. Eski duruma göre para arzı Merkez Bankası’nın bastığı paradan ibarettir. Bunu 21 Mayıs 2021 tarih