Yayınlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TL ile Büyüdük, USD ile Küçüldük

Büyüme nedir? Büyüme dediğimiz şey bir ekonominin belirli bir dönem sonunda (burada 1 yıl) bir önceki döneme göre ne kadar daha fazla fiziksel üretim gerçekleştirdiğini gösteren bir ölçüdür. Buna reel büyüme de denir kısaca büyüme de denir. Reel büyümede fiyat artışları arındırılarak sadece fiziksel üretim artışı hesaba katılır.   

Parasal Büyüklükler ve Aralarındaki İlişkiler

Emisyon ve Emisyon Hacmi Emisyon, çıkarmak, yaymak gibi anlamlar taşır. Para konu olduğundan emisyon kağıt para basıp dolaşıma çıkarmak ve dolaşıma sokulan para anlamlarına gelir. Emisyon hacmi dendiğinde merkez bankası tarafından basılıp piyasaya sürülen (dolaşıma çıkarılan) para miktarı anlaşılır. Emisyon hacmini belirleyen temel göstergelerden birisi bireysel para talebidir. Bireyler başlıca üç nedenle para talep ederler: Günlük alış verişlerini yapmak için (işlem amacıyla), tasarruf ederek geleceklerini garanti almak amacıyla (ihtiyat güdüsüyle) ve kârlı yatırım fırsatlarını değerlendirmek amacıyla (spekülasyon güdüsü.)

Smith ve Keynes

Adam Smith, insanla birlikte var olan ekonomik sorunu, yani kıtlık sorununu ilk kez bilimsel bir çerçeveye oturtup zamanının ideolojisiyle yani merkantilizm-tarımsal kapitalizm çerçevesiyle açıklayan bilim adamıydı. Smith’in eseri Ulusların Zenginliği, kapitalizmin ilk el kitabıydı. Ekonomi, o zamanlar siyasetle çok daha içli dışlı olduğu için adı da ekonomi (economics) değil siyasal ekonomiydi (political economy.)  Smith, Keynes’in adlandırmasıyla klasik ekonomi okulunun kurucusu sayılıyor. Klasik iktisatçılar, devletin piyasalara karışmaması durumunda dengenin kendiliğinden oluşacağını, zaman içinde bozulsa bile yeniden kendiliğinden kurulacağını savunurlardı. 

Yalnızlığımı Söylemeyin Kimseye

Nedense bir yalnızlık duygusu çöktü üzerime bu aralar. Onca kalabalığın içinde olmama karşın yapayalnız hissediyorum kendimi. Geçen akşam başladı bu yalnızlık duygusu. Arkadaşlarla yemek yiyorduk. Herkesle bir şeyler konuşmama karşın kendi sesimi duyamıyordum. Başkalarınınkini de. Bambaşka yerlerde yapayalnız dolaşıyordum sanki. Bazen olur bu bende. Sanki bu dünyada yaşamıyormuşum gibi. Hiç bir şeyi izlemez, hiçbir şeyi gözlemlemez bulurum kendimi. Daha doğrusu bulamam. Eskiden böyle kaybolduğumda, babama ya da anneme sorardım nerede olduğumu. Belki daha doğrusu nereye doğru ilerlediğimi. Aslında bu soruyu onların da tam yanıtlayamayacağını biliyor olmama karşın sorardım. En azından benim bir yanıt bulacağımı düşünmemi sağlarlardı. Bu da bir şey. Artık onlar yok. Onun için yalnızlığımı daha çok hisseder oldum böyle zamanlarda. 

Fed, IMF Oldu

II. Dünya Savaşı sürerken, 1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kentinde Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı toplandı. Bu toplantıda savaş sonrasında dünya ekonomisinin alacağı düzen ve bunun nasıl koordine edileceği konuları görüşüldü. Bretton Woods toplantısının temel amacı, savaşın neredeyse durma noktasına getirdiği uluslararası ticareti canlandırmak için çıkış yollarını bulmaktı. Çünkü kapitalizmin temel kabulü uluslararası ticaretin refahı artıracağı kabulüdür. Bunu ilk kez bilimsel çerçevede formüle eden de karşılaştırmalı üstünlükler teorisini ortaya atan David Ricardo’dur. Bretton Woods Konferansında iki görüş yarıştı. Birisi Keynes’in hazırladığı Birleşik Krallık görüşü öteki de ABD Hazine Bakan Yardımcısı White’ın hazırladığı ABD planıydı. Keynes’in planının White planından farkları belli başlı 3 noktada toplanabilir: (1) Keynes, IMF’nin üye ülke merkez bankalarının bağlı olduğu bir dünya merkez bankası şeklinde oluşturulmasını tasarlıyordu. (2) Keynes’e göre bi

Teşekkürlerimle

Kendime Yazılar başlıklı blogum ( www.mahfiegilmez.com sitesiyle bağlantılı) 11.12.2011 tarihinde Nabukadnezar başlıklı yazıyla (6.774 kez okundu) ilk kez karşınıza geldi. Demek ki yaklaşık 3 yıl 3 aylık bir yayın yaşamını geride bırakmışız. Bu süre zarfında blog 6 milyon 833 bin kez görüntülenmiş.

Devlet, Şirket Gibi Yönetilebilir mi?

Zaman zaman işadamlarından duyarsınız: “Devleti şirket gibi yönetmek gerekir” derler. Çoğu kişi “adam haklı” diyerek bu söze destek verir. Çok az insan “devletin şirket gibi yönetilemeyeceğini” söyler ama fazla taraftar bulamaz. Bu düşünceyi siyaset katında ilk kez Turgut Özal dile getirmişti. Ben bu konuda fazla taraftarı olmayan “devletin şirket gibi yönetilemeyeceği” düşüncesini savunanlardanım. Bu düşüncemi Örneklerle Kolay Ekonomi kitabımda da bir alt bölüm olarak yazdım. Devlet niçin şirket gibi yönetilemez? Çünkü ikisi arasında derin farklar vardır. Bunları sıralayayım.

Faiz Nasıl Düşer?

Resim
Türkiye, sermaye hareketlerinin serbestliği sistemi içinde, serbest (dalgalı) döviz kuru rejimi ve bağımsız para politikası uyguluyor. Bağımsız para politikasını, ağırlıklı olarak faiz politikası, zorunlu karşılıklar (onun içinde rezerv opsiyon mekanizması) ve likidite politikası aracılığıyla uyguluyor. Bu çerçevede Merkez Bankası kura karışmıyor. Daha doğrusu bazen alış satış yoluyla talepleri karşılamaya giderek dolaylı olarak düzenleyicilik yapmaya çalışıyor. Bu noktada Türkiye’nin bazı önemli ekonomik sorunlarını sıralayayım: (1) Yüksek enflasyon, (2) Düşüşte olsa da hala yüksek sayılabilecek bir cari açık, (3) Bir yıl içinde çevrilmesi gereken 170 milyar dolar dış yükümlülük, (4) Reel kesimin 180 milyar doları bulan açık pozisyonu, (5) Yüksek CDS primi.

Faizi Yok Sayamayız

Resim
Not: Bu yazı 23 Mart 2013’de bu blogda yayınladığım Eş anlı İç ve Dış Ekonomik Denge başlıklı yazıma ekleme yapılmış halidir. Ekonomi eğitimi almamış olanlardan bu kadar teknik bir yazı için peşinen özür dilerim. Mal ve hizmet piyasasında denge Dışa kapalı bir ekonomide mal ve hizmet piyasasında denge şöyle bir denklemle ifade edilebilir:  S(Y) + T = I(r) + G                                                           Gelirin bir fonksiyonu olan gönüllü tasarruflar S(Y) ile zorunlu tasarruf niteliğindeki vergilerin (T) toplamı faizin bir fonksiyonu olan yatırımlar I(r) ile kamu harcamalarının (G) toplamına eşittir.

Dövizden Kazananlar ve Kaybedenler

Resim
Türkiye’ye yatırım yapan Amerikalı ile Avrupalının durumu Son bir yılda USD/TL, Euro/TL ve sepet kurdaki durumu ve değişimi aşağıdaki tabloda gösteriyorum

Faiz Enflasyonun Nedenidir Teorisi

1993 yılsonu itibariyle Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 6,7, kamu borç stoku + özel kesim dış borç stokunun GSYH’ya oranı yüzde 80, enflasyon oranı (TÜFE) yüzde 71, cari açığı yüzde 3,2 idi. Ekonomi yüzde 7,9 gibi yüksek bir büyüme oranı yakalamıştı. Hazinenin iç borçlanma faiz oranları yüzde 75 ile 80 arasında değişiyordu. USD kuru 14.458 TL idi. Ekonomi, o dönemde geçerli olan ‘bütçe açıkları ve kamu borçlanması yoluyla büyüme’ modeline göre büyüyordu. Buna karşılık, bugün için düşük gibi görünen cari açık oranı, 1980 yılından o yıla kadarki en yüksek düzeyine çıkmıştı.   

Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye

Resim
Enflasyon hedeflemesi, günümüzde merkez bankalarının yaygın olarak benimsediği bir amaç setidir. Belirli bir dönem sonu için uygun enflasyon oranının belirlenmesi ve o orana ulaşılabilmesi için para politikası araçlarının kullanılmasını kapsar. Bu tanımdan yola çıkılarak enflasyon hedeflemesinin yürütülebilmesi için; bir sayısal oranın belirlenmesinin, merkez bankasına birincil (öncelikli) hedef olarak bu orana ulaşılması görevinin verilmesinin, merkez bankasının bu hedefe ulaşabilmesi için bağımsızlığının sağlanmasının ve şeffaflığının da artırılmasının gerekli olduğunu söylemek mümkündür. 

İhracatta Alarm Zilleri

Türkiye İhracatçılar Meclisi Şubat ayı ihracat verisini açıkladı. Bu verileri özet olarak aşağıdaki tabloda gösteriyorum. İhracat (Milyon USD) Şubat 2014 Şubat 2015 Ocak – Şubat 2014 Ocak – Şubat 2015 Toplam 12.060 10.495 24.460 22.826 Tarım 1.795 1.665 3.722 3.488 Sanayi 9.938 8.548 19.587 17.231 Madencilik 327 282 728 559 Buna göre Şubat ayı ihracatında geçen yılın Şubat ayına göre % 13 düşüş var. Ocak - Şubat ayları ihracat toplamına bakarsak geçen yılın ilk iki ayının toplamına göre düşüş % 6,7. Buna karşılık 12 aylık ihracatta hala % 1,7 artış görünüyor. Uzun bir süre sonra ihracatta (altın ihracatına karşın) ciddi düşüşler yaşamaya başladık. Nedeni ne olabilir?

Enflasyonla Büyüme İlişkisi

Resim
Önce tanımları verelim: Büyüme; bir ekonomide GSYH’nın bir yıldan diğerine reel olarak artmasıdır. Burada reel sözcüğüyle kastettiğimiz konu fiyat etkisinden arındırılmış büyüme ya da fiziksel büyümedir. Enflasyon; bir ekonomide fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artış göstermesidir. Bu iki gösterge aynı yönde hareket edebileceği gibi farklı yönlerde de hareket edebilir. Bu ikilinin hareket yönlerine göre ekonominin içinde bulunduğu durumu tanımlamak mümkün olabilir. Şimdi bu ikiliyi birlikte bulundukları duruma göre ortaya koyarak kaç çeşit birliktelik içinde olacaklarını tanımlarıyla açıklayacağım. Bunu yaparken de görsel olarak konuyu açıklayabilmek için Çin, Japonya ve Türkiye’nin 2004 – 2013 arasındaki büyüme ve enflasyon göstergelerini alarak karşılaştırmaya tabi tutacağım.