Yayınlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bilimden Ayrılanı Kurt Kapar

TCMB, geçen hafta yaptığı Para Politikası Kurulu toplantısında yüzde 8,25 olan politika faizini yüzde 7,75’e düşürme kararı aldı. Piyasanın yarısı böyle bir indirimi bekliyor diğer yarısı ise TCMB’nin bu ay da bekleyip Şubat ayında bir faiz indirimine gideceğini tahmin ediyordu. Ne var ki enflasyonun ilk dört ayda matematiksel olarak düşeceği tahmin edildiği için Ocak ayında bir faiz indirimi beklemeyenler bile bu kararı normal karşıladı.

Enflasyon Matematiksel Olarak Düşecek

Türk toplumunun ekonomide en fazla takıldığı konulardan birisi faizin neden mi sonuç mu olduğu meselesidir. Buradan defalarca yazdım. Ama tabii okuyan var okumayan, konuya bilimsel olarak yaklaşan var, inadım inat tuttuğum tarafa göre bakarım diyen var. Ben yine de bir kez daha anlatayım ve niçin enflasyonun ilk 4 ayda düşeceğini açıklamaya çalışayım.

Yunanistan, Türkiye ve Tsipras

Aşağıdaki tabloda Yunanistan ile Türkiye’nin Euro’dan ve 2001 Türkiye krizinden önceki durumu (2000), küresel krizden önceki durumu (2008) ve bugünkü durumunu (2014) karşılaştırmalı olarak özetle sunuyorum.

Ekonominin Yeni Patronları

Merkez Bankalarının Haftası Geçtiğimiz hafta merkez bankalarının haftasıydı. Brezilya MB politika faizini yüzde 11,25’den 11,75’e yükseltti. İsviçre MB CHF’in Euro ile 1,20 dolayında oluşturduğu bağı kaldırdığını ilan etti. TCMB, politika faizini yüzde 8,25’den 7,75’e düşürdü ve Euro zorunlu karşılık ve TCMB’deki Euro hesapların bazılarına binde 2 komisyon uygulamaya başladı. ECB parasal genişlemeyi 1 trilyon Euro'nun üzerine çıkardı.    İlk paragraftan pek çok soru ve yanıt çıkar. Diğer merkez bankaları faiz indirirken Brezilya MB, niçin faiz artırdı? Enflasyonu yüzde 6’lar dolayındayken faizi niçin enflasyonun iki katına yükseltmek ihtiyacı duydu? Çünkü Brezilya’nın cari açığı ve risk primi (CDS) giderek büyüyor ve sonuçta dış finansman çekmekte zorlanıyor.  

Avrupa Merkez Bankası Ne Yaptı?

Resim
Tahvil alımları ve parasal genişleme Küresel krize girdiğimizden beri krizden en önce ve en fazla etkilenen iki ekonomi olan ABD ve İngiltere, peş peşe önlemler aldılar. Alınan önlemler ağırlığı para politikasına ve dolayısıyla merkez bankalarının hamlelerine veren yaklaşımlara dayanıyordu. İçinde faiz indirimleri, parasal genişleme ve doğrudan banka destekleri olan paketler yürürlüğe soktular. Bunlardan bazıları quantitative easing ya da operation twist gibi eksantrik adlarla anılsalar da aslında bildiğimiz para basmanın değişik versiyonlarından ibaretti. Bunların tek farkı, özel kesimin ya da Hazinenin sattığı tahvilleri alıp onların karşılığında para verilmesiydi. Aslında bu yapılan, normalde yasak olan merkez bankasının hazineye doğrudan para vermesinin dolaylı bir yolla aşılmasıydı (hile-i şeriye.) Fed’in ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BOE) uyguladığı bu tahvil alım programları şu ana kadar başarılı oldu. ABD ekonomisi krizden çıkmaya başladı, Fed, tahvil alım programını son

İçine Düştüğümüz Tuzak

Twitter’da okumuştum, kim yazmıştı hatırlamıyorum, şöyle bir şeydi: “İçinde biz olmasak burası bayağı eğlenceli bir yer.” Eğlence bir yana sosyolojik açıdan gerçekten bulunmaz bir laboratuar Türkiye. Ama ne yazık ki o laboratuarın içinde biz varız.

TCMB Politika Faizini İndirmeli

Reel faizin sıfır olması gerektiği söylemiyle başlayan tartışma, 2014 Ocak ayında kurların başını alıp gitmesiyle durulur gibi oldu. TCMB, Ocak 2014’de yüzde 4,5’tan yüzde 10’a yükselttiği politika faizini, geçen bir yıllık sürede yüzde 8,25’e indirdi. Bazı hükümet yetkililerinin TCMB’nin politika faizini eski düzeyine indirmesi gerektiği yolundaki söylemleri ise devam edip gitti.   TCMB’nın politika faizi de denilen haftalık repo faizi, bankalara ödünç para verirken uyguladığı iki önemli faizden birisi. Bir diğeri gecelik fonlamaya uyguladığı faiz. TCMB’nin gecelik fonlama faizi borç almakta uyguladığı yüzde 7,50 ve borç vermekte uyguladığı yüzde 11,25 oranındaki faizler arasında belirleniyor. Alt ve üst limitler arasında oluşan banda ‘faiz koridoru’ deniyor. TCMB Ocak ayında bankalara ortalama yüzde 8,40 dolayında bir faizle ödünç para kullandırmış bulunuyor. TCMB’nin faiz oranlarını düşürmesiyle bankaların TCMB’den daha düşük faizle fon elde edecekleri, bunun sonucunda mevduat

İsviçre Merkez Bankası Ne Yaptı?

Resim
İsviçre Merkez Bankası (İsviçre MB), İsviçre Frangı (CHF) için uyguladığı 1 Euro = 1,20 CHF tamponunu (bir çeşit sabit kur uygulaması) kaldırdığını, CHF’i Euro karşısında serbest bıraktığını açıklayınca piyasalar alt üst oldu. Bu işin perde arkasına bir bakalım. Aşağıdaki grafik 2005 yılından bu yana Euro/CHF paritesini ortaya koyuyor (Kaynak: ECB.)

2014 Bütçe Sonuçlarına İlişkin Düşünceler

İlk bakışta son derecede başarılı görünen 2014 bütçe sonuçlarını biraz irdeleyelim. Önce konuyla ilgili göstergeleri bir tablo halinde sıralayayım: İlgili Göstergeler % 2013 Büyümesi 4,1 2014 Büyümesi 2,5 – 3,0 2014 Enflasyonu 8,17 2014’de Özel Tüketim Artışı -0,9 2013 büyümesi gelir ve kurumlar vergisi açısından, diğerleri ise bu iki vergi dışındaki diğer gelirler ve bütün giderler açısından önemli.

Talep Enflasyonu mu Var Maliyet Enflasyonu mu?

Enflasyon nedir? Bir ekonomide fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artması haline enflasyon diyoruz. Bu tanımdaki iki noktaya dikkat çekmek istiyorum: (1) Tek tek fiyatlar değil genel olarak fiyatların düzeyi artmış olacak. Birkaç malın fiyatının artması enflasyon değildir. (2) Artışın sürekli olması gerekecek. Bir defa görülen fiyat artışına enflasyon demiyoruz.   Bir ekonomide enflasyonun kökeninin bilinmesi enflasyonla ilgili soruları doğru yanıtlamak için gereklidir. Enflasyon iki kökenden beslenebilir: (1) Talep kökenli enflasyon, (2) Arz (maliyet) kökenli enflasyon.

Önümüzdeki Üç Ayda Neler Olacak?

Birkaç ay önce geleceğe farklı bakıyorduk şimdi farklı bakıyoruz. Bakışımızdaki bu hızlı değişimin en önemli nedenlerini şöylece sıralamak mümkün: (1) Petrol fiyatlarının hızlı düşüşü. (2) Fed’in faiz artırımı beklentisinin ileriye doğru kaymaya başlaması. (3) Avrupa Merkez Bankası’nın parasal gevşemeyi devlet tahvillerine de yayarak genişletme eğiliminde olması.  

İdeal Çocuk Sayısı

Birdenbire kendimizi en az üç çocuk yapın tavsiyesiyle başlayan bir tartışmanın içinde buluverdik. Araya o kadar çok şey girdi ki kafamda evirip çevirdiğim soruları bugüne kadar yazıya dökemedim. Ben bu soruları yanıtlayamıyorum: Ne olacak üç çocuk yapınca? Daha önce 2 çocuk yaptık da ne oldu? İçlerinden dünya çapında kaç kişi çıkardık? Çıkardıklarımıza ne kadar saygı duyduk? Kimini vatan haini kimini din düşmanı yaparak toplumdan dışlamadık mı? Ne olacak yani üç çocuk yapınca? Üçüncü çocuk şair olunca dışlamayacak mıyız? Ya da bilim adamı olmak isteyince deli gözüyle bakmayacak mıyız? Büyüklerinin sözlerinin dışına çıkıp sorgulamaya başlayınca yakalayıp hapse atmayacak mıyız? Ne değişecek yani üçüncü çocukta?

Ekonomide Tahminler Niçin Tutmaz?

Burada, daha önceki iki yazımda, 2014 tahminlerimi, tutmayanların tutmama gerekçelerini anlattıktan sonra 2015 tahminlerimi paylaştım. Tahminlerimin tutmayanlarıyla ilgili eleştiriler aldım. Düzeyli ve yapıcı her türlü eleştiriye olduğu gibi bu konudaki eleştiriye de saygı duyarım. Ben tahmin yaparken genellikle varsayımlarımı sıralarım. O yönde de eleştiriler oldu. Varsayımlar sıralamanın ileride tahminlerin tutmaması durumu için önceden alınan önlemler olduğu gibi bir kanaat hasıl oldu. Tahminlerin tutmamasının eleştirilmesini anlayabiliyorum ama varsayımlar sıralamanın eleştirilmesini pek doğru bir yaklaşım olarak görmüyorum. O nedenle üçüncü kez benzer bir konuda yazı yazma gereği duydum.

Ekodiyalog Öncesi Bir Kez Daha Tahminler

9 Ocak Cuma 2015 günü saat 11’de Servet Yıldırım’la birlikte CNBCe televizyonunda her sabah yaptığımız ‘11’de Ekonomi’ programında bu kez Ekodiyalog Özel programı yapacağız. Her yılın ilk ayında bu programı yapmayı adet edindik. Bu kez de programda Servet Yıldırım ve benimle birlikte Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe ve Taner Berksoy olacak. Programda 2014 yılının genel değerlendirmesini yapacağız, yılın ekonomik olaylarını, sorunlarını ele alıp tartışacağız. 2014 yılı için yaptığımız tahminlerin tutup tutmadığına bakacağız. Ardından 2015 yılına ilişkin tahminlerimizi ortaya koyacağız. Ben genellikle bu programdan önce tahminlerimi tamamlamış ve blogum aracılığıyla açıklamış oluyorum. Bu kez de öyle yapıp 31 Aralık 2014’de bu konuda ayrıntılı bir yazı yazdım.

Yüksek Rezerv İllüzyonu

Önce ROK’suz ve ROKlu zorunlu karşılık sisteminin nasıl çalıştığını anlatalım Zorunlu karşılık, ROK ve döviz rezervinin tanımları ve açıklamaları yazının altındaki ekte verilmiştir. Merkez Bankası (TCMB), bankaların, 1 yıla kadar vadeli TL mevduat hesabı için ayırması gereken zorunlu karşılık oranını yüzde 11,5, 1 yıla kadar vadeli yabancı para mevduat hesabı için ayırması gereken zorunlu karşılık oranını yüzde 13 olarak belirledi. TCMB’nin, TL zorunlu karşılıkların bir bölümünü yabancı para ile yatırmak isteyen bankalar için saptadığı yeni ROK katsayıları da ikinci seçenek başlığı altındaki tablonun 3. sütununda gösterildiği gibidir. Anlatımı basitleştirebilmek için Türkiye’de tek bir banka (X Bankası) olduğunu ve bu bankaya 1 ay vadeli 100.000 TL ve 1 ay vadeli 50.000 USD mevduat yatırıldığını varsayalım. X Bankası’nın zorunlu karşılıklarını hesaplamak ve yatırmak konusunda önünde iki seçenek vardır:

Türkiye Ekonomisinin Özeti: 2002 - 2014

Türkiye ekonomisinin 2002 - 2014 arasındaki görünümünü iki tablo ile yorumsuz olarak ortaya koyalım. 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 Enflasyon 29,8 18,4 9,3 7,7 9,6 8,4 10,1 Faiz 63,9 46,4 24,8 16,1 18,0 18,4 19,2 Büyüme 6,2 5,3 9,4 8,4 6,9 4,7 0,7 İşsizlik 10,8 11,0 10,8 10,6 10,2 10,3 11,0 Bütçe Dengesi/GSYH -11,2 -8,8 -5,4 -1,5 -0,5 -1,6 -1,8 Cari Denge /GSYH -0,3 -2,5 -3,7 -4,5 -6,0 -5,8 -5,4 2009 2010 2011 2012 2013 2014 Enflasyon 6,5 6,4 10,5 6,2 7,4 8,2 Gerçek Faiz 11,7 8,5 8,7 6,4 10,1 8,0 Gerçek Büyüme -4,7

TCMB Tatil Günü Niçin Karar Aldı?

Önce temel bilgiler: Zorunlu karşılıklar, rezervler ve ROK Günümüz finans sisteminde bankaların topladıkları mevduat ve diğer kaynaklardan belirli bir miktarını zorunlu olarak merkez bankasına yatırmaları gerekiyor. Yatırılan bu tutara zorunlu karşılık deniyor. Bir bankanın zor duruma düşmesi halinde merkez bankası, bu bankadan aldığı zorunlu karşılıkları serbest bırakarak zor durumdan çıkmasına yardım ediyor. Zorunlu karşılık oranlarını belirleme yetkisi merkez bankalarına ait bulunuyor. Merkez bankaları bir yandan ileride doğabilecek sıkıntılı durumda bankalara yardım edebilmek için onların mevduat ve diğer kaynaklarından zorunlu karşılık alırken bir yandan da ülke ekonomisinin karşılaşabileceği döviz sıkıntılarını karşılamak için döviz (ve altın) rezervi bulunduruyor. Birkaç ülke dışındaki ülkelerin parası rezerv para niteliği taşımıyor. Yani uluslararası işlemlerde alış veriş birimi olarak kullanılamıyor. Örneğin Türkiye, uluslararası ödemelerini, bazı sınırlı istisnalar dı

2014'de Yaşadığımız Ekonomi ve Finans Gelişmeleri

Resim
Aşağıdaki tablo 2014 yılının bir anlamda ekonomik ve finansal kronolojisini veriyor. Ben böyle bir tabloyu günlük olarak tutuyorum ve sizinle burada paylaşıyorum. Ayıca bu gelişmelerin grafik haline getirilmiş görünümlerini de tablonun altında bulabilirsiniz. Yılın ekonomi ve finans açısından en önemli olayları şöyle sıralanabilir: (1) ABD ekonomisinde beklenenden daha iyi bir toparlanmanın ortaya çıkması. (2) Petrol fiyatının yılsonuna doğru 60 USD/Varil’in altına gelmiş olması. (3) Rusya’nın batma noktasına gelmesi, (4) Çin’de yaşanan ivme kaybı. (5) Gelişmekte olan ekonomilerde yaşanan piyasa dalgalanmaları. Türkiye açısından yılın önemli ekonomi ve finans olayları da sanırım şöyle sıralanabilir: (1) Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 4,5’tan yüzde 10’a artırmak zorunda kalması. (2) Cari açığın yüzde 6’nın altına gerilemesi. (3) Yüzde 5’lik enflasyon hedefine karşılık enflasyonun yüzde 9 dolayında gerçekleşmesi. (4) Büyümenin üst üste üçüncü yılda da potansiyel büyüme or