Kayıtlar

akp ekonomisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Büyük Sessizlik Kuramı

21 yaşındayken Pisa Üniversitesinden fizik doktoru unvanı almış olan İtalyan asıllı Amerikalı fizikçi Enrico Fermi (1901 – 1954) atom çağının mimarı olarak anılır. 1938 yılında faşizmin baskıları yüzünden İtalya’yı terk ederek ABD’ye yerleşti. Aynı yıl uranyum ötesi elementlerin keşfi çalışmalarıyla Nobel Fizik ödülünü aldı. Dünyanın ilk nükleer reaktörünün yapımı projesi olan Manhattan Projesinde lider rollerden birini üstlendi. Buna ek olarak quantum teorisi de dâhil olmak üzere fizik biliminin birçok alanına katkıda bulundu. Fermi, evrende dünya dışında uygarlıkların varlığı olasılığının yüksek olduğuna ilişkin tahminlere karşılık bu tahminleri doğrulayacak kanıtların ya da herhangi bir iletişimin olmamasını bir çelişki olarak ortaya koydu. Bu çelişkiye Büyük Sessizlik Kuramı ya da Fermi Paradoksu adı veriliyor. Bizim çocukluğumuzda uzay hakkında bilgiler sınırlıydı. Henüz herhangi bir uzay teleskobu gönderilmemişti. O nedenle uzaydaki yıldızlara, gezegenlere hızlı uzay gemileri...

32 Yılda Değişen Hiçbir Şey Yok

1991 yılında bendeniz Hazine’de (o zamanlar Başbakanlığa bağlı bir müsteşarlıktı) müsteşar yardımcısıydım. Türkiye, bugünkü gibi ekonomik sorunlarla boğuşuyordu. Büyüme yüzde 1 (bugün yüzde 5,7), enflasyon yüzde 65 (bugün yüzde 75), bütçe açığı yüzde 5 (bu yıl yüzde 6 dolayında bekleniyor), işsizlik oranı yüzde 8,2 (bugün yüzde 8,5), dış borç toplamı 54 milyar dolardı (bugün 500 milyar dolar.) Cari açık yoktu (bugün yüzde 2,8.) Şimdi karşılaştırdığımda 1991 yılının koşullarının büyüme dışında bugünkünden çok daha iyi olduğunu görebiliyorum. Ekonomi dışı alanlarda ise bugünkü durumumuzla karşılaştırılamayacak kadar iyi durumdaydık. Ama ben o zamanki durumu da beğenmiyor, Türkiye’nin çok daha iyi göstergelere sahip olmaya layık olduğunu düşünüyordum. Sonunda Türkiye İçin Bir Ekonomik İstikrar Programı Önerisi adı altında bir rapor hazırlayıp zamanın Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ekrem Pakdemirli’ye sundum. Aşağıda bu raporun sonuç bölümü yer alıyor. Okuduğunuzda otuz yıldan uz...

Rasyonel, İrrasyonel

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Mehmet Şimşek’in, görevi devralırken yaptığı konuşmada en dikkat çeken cümle: "Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır" ifadesiydi. Şimşek, bu ifadesiyle önceki dönemde ekonomi alanındaki uygulamaların rasyonel olmayan uygulamalar olduğunu vurgulamış oldu. Rasyonel sözcüğü Türk Dil Kurumu Sözlüğünde akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü, hesaplı, ussal olarak tanımlanıyor.   Rasyonel davranmak bugün uygulamada olan ana akım ekonomi biliminin yaşama yaklaşımının en temel ilkesidir. Makroekonomi açısından rasyonellik; fiyat istikrarı, düşük işsizlik, yüksek büyüme, düşük cari açık gibi makroekonomik hedefleri bir arada yakalayabilmeye dönük politikaları uygulamak olarak tanımlanabilir. Bu yolda atılacak adımların beklentileri de olumlu yönde etkileyerek bunların hepsinin bir arada gerçekleşmesini sağlayabileceği düşünülür. Rasyonel sözcüğünün karşıtı olan irrasyonel sözcüğünün Türk Dil Kuru...

AKP Ekonomisinin 20 Yılı

Resim
20 yıldır iktidarda olan AKP’nin ülke ekonomisi nerede alıp nereye getirdiğini başlıca makroekonomik göstergeler yardımıyla ele alacağız. Çalışmanın sonunda da özellikle yaşanan depremler sonrasında kentsel dönüşüm konusunda nerede olduğumuza bakacağız. GSYH Sıralamasında Dünyadaki Yerimiz Türkiye, 2000 yılında dünya GSYH sıralamasında 17’nci sıradaydı. 2021 sonunda 21’inci sıraya gerilemiş bulunuyor (kaynak: IMF World Economic Outlook Database, October, 2022.) İran’ın GSYH’sini gerçek kur ile dolara çevirirsek İran bu listeye giremiyor. O nedenle Türkiye’nin 2021 sonu itibarıyla listedeki gerçek yeri 20’nci sıradır. AKP’nin iktidarda bulunduğu 20 yıllık sürede Türkiye birkaç kez 16’ncı sıraya yükselmişse de özellikle 2018 yılındaki rejim değişikliğinden sonra yaşanan ivme kayıpları sonucu 20’nci sıraya gerilemiştir. Büyüme ve Gelişmekte Olan Ülkeler Ortalamasıyla Karşılaştırma AKP, iktidarının ilk 12 yılında oldukça iyi bir büyüme performansı yakalanmış, 2001 krizi sonrasında ...

Ütopyadan Distopyaya

Resim
Ütopya, içinde bulunduğumuz dönemde, gerçekleşmesi imkânsız ideal toplum tasarımını anlatmak için kullanılan bir sözcüktür. Yunanca, olmayan yer anlamındaki ou, mükemmel anlamındaki eu ve ülke anlamındaki topos sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiş bir sözcüktür. Rönesans dönemi İngiliz filozof, hukukçu ve devlet adamı Thomas More’un (1478 – 1535) Ütopya adını verdiği eserinden sonra yaygın biçimde bilinir ve kullanılır olmuştur. Bilinen en ünlü ütopyalar: Platon’un Devlet’i, Farabi’nin El Medinetül Fazıla’sı, Thomas More’un Ütopyası, Tommaso Campanella’nın Güneş Ülkesi, Francis Bacon’ın Atlantis’idir. Olumsuz ütopyalara distopya adı veriliyor. Distopik bir toplum olarak anlatılan toplumlarda otoriter – totaliter baskıcı bir sistem egemendir. Yunanca kötü, hastalıklı anlamına gelen dysidis ile olmayan yer anlamındaki ou sözcüğünün birleşmesiyle türetilmiş bir sözcüktür. Distopya sözcüğünü ilk kez İngiliz iktisatçı, filozof ve siyasetçi John Stuart Mill, kötü bir yer anlam...