Yayınlar

Haziran, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Merkez Bankası Rezervlerinin Yeterliliği

Resim
Rezerv Yeterliliğinin Ölçülme Yöntemi Bir ülkenin resmi döviz rezervleri, dış ödeme zorluklarıyla karşılaşılması halinde, Merkez Bankasınca denetlenen, kullanıma hazır durumdaki dış varlıkları olarak tanımlanabilir. Döviz rezervi bulundurmanın yararları konusunda fazla bir tartışma olmasa da tutulacak rezervin ideal miktarı ve bu miktarın nasıl bir kritere dayandırılarak belirleneceği konusunda görüş birliği bulunmuyor. Bu konuda yaygın kullanılan kriter IMF’nin de kullandığı Guidotti – Greenspan Kuralına göre oluşturulan kriterdir. Guidotti – Greenspan kuralı; merkez bankasının sahip olduğu brüt döviz rezervleri ve altın rezervlerinin toplamının, ülkenin vadesine bir yıl kalmış olan dış yükümlülüklerine eşit olmasını öngören kuraldır. [i] Bir yıllık süre içinde, dış yükümlülüklerin yenilenememesi halinde, o ülkeye dış kaynak girişinin devam edebilmesi için bu eşitlik önemlidir. Bu kriteri şöyle bir denklemle ifade etmek mümkün: Merkez Bankası Rezervlerinin Yeterliliği = Merkez

Fenerbahçe Yönetimine Son Açık Mektubum

Sayın Başkan, Yönetim Kurulunun Saygıdeğer Üyeleri, Bir yıl kadar önce tarafınıza bir açık mektup yazarak devşirme oyunculara dayalı takım kurma modelinin gerek tek tek alınan oyuncuların bir araya geldiklerinde takım ruhu oluşturamaması gerekse çok pahalı bir yöntem olması ve kulübün maddi imkânlarının elvermemesi nedeniyle terk edilmesi gerektiğini yazmıştım. Bu modelin yerine birkaç deneyimli oyuncunun alınması ve yanlarına genç oyuncuların monte edilmesiyle kurulacak bir takım modeline geçilmesini önermiş, mevcut modelin sürdürülemez olduğunu vurgulamıştım. Ne yazık ki tam tersi yapıldı ve yine birçok üçüncü sınıf futbolcu dünyanın parası ödenerek alındı ve takıma monte edilmeye çalışıldı. Sonuç tıpkı önceki yılda olduğu gibi tam anlamıyla bir facia oldu. Bir örnek olarak Adil Rami’ye değinmeme izin verin. Büyük umutlarla ve paralar ödenerek alınan bu oyuncu birkaç maç oynadı ve negatif katkı yaparak (bir maçta takımın gol yemesine neden olmuştu) ayrıldı gitti. Fenerbahçe ta

Türkiye İlk 10 Ekonomi Arasına Girebilir mi?

Meselenin Ortaya konuluşu Son günlerin gündemde en fazla yer tutan konularından birisi Türkiye’nin en büyük 10 ekonomi araya girmesinin mümkün olup olmadığı tartışmasıydı. Çoğu insan halen GSYH büyüklüğü bakımından son 4 yılda 17’ncilikten başlayarak 19’unculuğa gerilemiş olan Türkiye’nin nasıl olup da ilk 10 ekonomi arasına gireceği konusuna akıl erdiremiyor. Oysa burada kastedilen sıralama Satın alma Gücü Paritesine Göre (SAGP) ölçülen GSYH sıralamasıydı. Türkiye SAGP’ye göre ölçülen GSYH sıralamasında 2019 yılı itibarıyla 13’üncü sırada yer alıyor (2000 yılındaki yeri 17’ncilikti.) Buradaki kritik soru şu: Türkiye cari fiyatlarla GSYH sıralamasında 17’ncilikten 19’unculuğa gerilerken nasıl oluyor da SAGP’ye göre GSYH sıralamasında 17’ncilikten 13’üncülüğe çıkıyor?

Türkiye Ekonomisinin Büyüklüğünün G 20 Ekonomileriyle Karşılaştırılması

G20 Hakkında Genel Bilgi G20, 19 ülke ve Avrupa Birliği temsilcisinden oluşan uluslararası bir danışma ve karar alma   platformudur. 19 üye ülke, dünyanın en yüksek GSYH’sine sahip olan ülkeleriyle birlikte coğrafi dengeler gözetilerek belirlenmiş ülkelerdir. Eğer G20 üyeleri sadece en büyük GSYH’ye sahip ülkeler arasından seçilseydi İspanya ve Hollanda G20’de yer alacak buna karşılık Arjantin ve Güney Afrika yer almayacaktı. Öyle olunca da Avrupa’dan birçok ülkenin yer alacağı bu oluşumda Afrika hiç temsil edilmiyor, Güney Amerika da sadece Brezilya ile temsil ediliyor olacaktı. Dolayısıyla   GSYH’si dünya sıralamasında 20’nci sıranın gerisine de düşse Türkiye’nin G20’den çıkması söz konusu değil. Çünkü üyelikte GSYH büyüklüğünün yanı sıra coğrafi denge de gözetiliyor.

Geleceğin Dünyası Üzerine Düşünceler

Geçmişin Dünyası Devletlerin ortaya çıkışı sanki birkaç yüzyıllık bir olaymış gibi görünse de aslında binlerce yıl geriye gidiyor. Neolitik devrimle birlikte göçebelikten çıkıp toprağa yerleşen insanlar, önce köylerde yaşayan kabileler biçiminde örgütlendiler. Her kabilenin bir şefi, bazılarının şefe danışmanlık yapan yaşlılar meclisi vardı. Sonra o kabilelerin bazılarının bir araya gelmesiyle köyler ortaya çıktı. Zamanla köyler kent devletlerine, kabile şefleri krallara dönüştü. Kentler savaşla ya da anlaşmayla bir araya gelerek daha büyük devletleri oluşturdular. Bu devletlerde kral en tepede yer alıyordu. Kralın, genellikle soylulardan oluşan bir danışma meclisi vardı. Buna karşılık örneğin Avrupa’da orta çağda krallar çok da güçlü değillerdi. Toprak sahibi soylular arasında kraldan daha güçlü olanlar vardı. İngiltere’de daha 1215 yılında bu güçlü soylular, kral yurtsuz John’a yetkilerini sınırlayan Magna Carta Libertatum’u imzalatmışlardı.    

Devlet Adamı Deyince

Ziya Müezzinoğlu’nun vefatı haberini duyduğumda içimden bir şeyin koptuğunu hissettim. 1919 yılında Kayseri’de doğmuş, 1942 yılında Siyasal Bilgiler Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1943 yılında Maliye Teftiş Kurulu’na girmiş, 1946 yılında Maliye Müfettişi olmuş, 1959-1960 yılları arasında  Hazine Genel Müdürlüğü,  1961 yılında Kurucu Meclis Üyeliği, 1962-1964 yılları arasında Devlet Plânlama Teşkilâtı Müsteşarlığı,  1964-1967 yılları arasında Bonn Büyükelçiliği görevlerinde bulunmuş, 1967’de ortak pazar nezdinde Büyükelçi unvanıyla Daimî Temsilciliğe getirilmiş, 22 Mayıs 1972 tarihinde Ferit Melen’in başbakanlığında kurulan partiler üstü hükümette Maliye Bakanlığı’na atanmıştı. Ben, yarışma sınavını kazanarak Ekim 1972’de Maliye Müfettiş Muavini olarak atandığımda Ziya Bey Maliye Bakanıydı. O zaman bize çok uzak görünürdü. Son derecede sert ve titiz bir kişiliği olduğunu, çok zor beğenen, kılı kırk yaran bir yönetici olduğunu duyardık. Genellikle çekinirdi bakanlıktaki yöneticil

Geniş İşsizlik Oranı

Açıklanan her istatistiksel veri toplumda farklı reaksiyonlara yol açıyor. Bunların toplum nezdinde en tartışmalı olanları enflasyon ve işsizlik verileri. TÜİK’in açıkladığı bazı verileri kullanarak yorum yaptığınızda sizi ‘vatan haini’ ilan eden bir toplum kesimi var. Kullandığınız verilerin devletin resmi verileri olduğunu açıklasanız bile tavırları değişmiyor. Aynı kurumun farklı verilerini kullanarak yorum yaptığınızda ise birden öteki kesim tarafından ‘yalaka’ ilan ediliyorsunuz. Aynı kurumun iki ayrı dönemdeki verilerini kullandığınızda bile aynı suçlamalarla karşılaşıyorsunuz. Buraya kadar anlattıklarım işin bir tarafı. İşin bir başka tarafı ise kullandığınız verilerin kendisinden kaynaklanan tuhaflıklar. Buna bir örnek olarak TÜİK tarafından hafta içinde açıklanan mart ayı istihdam/işsizlik verilerini ele alıp inceleyelim:  

Para Basmanın Sonuçları

Para basmanın dayanakları Artık pek fazla işlevi kalmamış olan madeni parayı hazineye bağlı Darphane, asıl para işlevi gören kâğıt parayı merkez bankası basar. Bunlara ek olarak kaydi parayı da (hesap parası ya da banka parası) bankalar yaratır ( [i] .) Kaydi para, madeni para ve kâğıt para gibi fizik olarak dolaşımda bulunmaz ama paranın yukarıda sayılan bütün işlevlerini görür. Kâğıt para miktarı bir ölçüde kaydi paranın da miktarını belirleyeceği için merkez bankasının dolaşıma soktuğu para miktarı (emisyon) önemlidir.

Aktif Rasyosu Aktive Oluyor

Resim
Büyük bir özel kesim bankasının müşterilerine yolladığı bir mektupla başlayan tartışmalar son birkaç günün gündeminde ağırlıklı yer aldı. Söz konusu banka mektubunda özetle döviz tevdiat hesabı açılması ya da mevcutların devam edebilmesi için belirli bir asgari miktar koyduğunu bunun altında vadeli döviz tevdiat hesabı açılmayacağını, mevcut mevduatlardan vadesi dolanların da yenilenmeyerek vadesiz hesaba dönüştürüleceğini yazıyordu. Bir süre bunun ne amaçla yapıldığı anlaşılamadı, sonra da bankanın niçin bu yola gittiği konusu tartışılmaya başlandı.

Amerika'da Irkçılık

ABD'nin Minneapolis kentinde siyahi George Floyd'u gözaltına almak isterken yere yatırıp boğazına diziyle bastıran ve ölümüne neden olan polis memurlarına tepkiyle başlayan olaylar bütün ülkeye yayılan protestolara dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump'ın, güvenlik güçlerine, gereğinde ateş açılması talimatı vermesi olayın giderek büyümesine ve yayılmasına yol açtı. Protestolar ve yağmalamalar yayılırken polis de son derecede acımasız biçimde orantısız güç kullanmaya girişti. Dünya, bu yaklaşımın altında ABD’de bir türlü bitmeyen ırkçılığın etkisi olduğunu konuşuyor.   Fransız düşünür Alexis de Tocqueville Amerika’da yaptığı incelemelerde Amerikan sistemi hakkında çok önemli gözlemlerde bulunmuş ve bunları ilk kez 1835 yılında yayımlanmış olan Amerika’da Demokrasi kitabında ortaya koymuştur. İlker Yılmaz, Sasam için yaptığı bir araştırmada Amerika’da Demokrasi kitabını ayrıntılı olarak değerlendirmiş ve ırkçılık konusunda Tocqueville’in saptamalarını şöyle özetlemiş [i]

Ekonomide Bazı Sorular ve Yanıtlar

Soru: Covid – 19 Pandemi süreci fırsat yaratır mı? Yanıt: Bu dönemi teknik ve teknolojik altyapısını geliştirmeye harcayan, e-ticaret için gereken donanımı kuran şirketler için, pandemi arası çok iyi fırsat yaratmış durumdadır. Artık çok net görülüyor ki geleceğin dünyasında insanlar alışverişlerinin önemli bir bölümünü evden yapacaklar. Şirketler eskisi kadar fazla eleman çalıştırmayacaklar ve verimliliği en üst düzeye çıkarmaya çabalayacaklar. Müşteri verisi toplayan, bu verileri iyi değerlendirmek en önemli konular arasına girecek. Hiç kuşkusuz bütün bu değişiklikler için bu aradan yararlanıp yatırım yapan, değişikliğe giden şirketler önümüzdeki dönemi iyi değerlendirecekler. Bu adımları atanlar kalıcı farklar yaratacaklar.