Yayınlar

Ocak, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kerhen Artırılan Faiz Beklenen Etkiyi Yaratmaz

Merkez Bankası haftalık repo ihale faizini yüzde 4,5'tan yüzde 10'a, gecelik borç verme faizini yüzde 7,75'den yüzde 12'ye çıkardı. Bu artışlar çok ciddi artışlar ve kur üzerindeki baskıyı önlemesi gerekir. Türkiye’de bu etki sınırlı kaldı. Faiz artırımının etkisini azaltan etkenler neler? Bu sorunun yanıtını arayacağız.

Merkez Bankası Ne Yaptı?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 28 Ocak 2014 tarihli kararının ayrıntıları Merkez Bankası PPK’nın 28 Ocak 2014 günü yaptığı toplantının sonuçları gece yarısı açıklandı. Karara göre: (1) Politika faizi olarak bilinen haftalık repo ihale faizi yüzde 4,5’dan yüzde 10’a, (2) Gecelik borç alma faizi yüzde 3,5’dan yüzde 8’e; borç verme faizi yüzde 7,75’den yüzde 12’ye (piyasa yapıcısı bankalar için yüzde 6,75’den yüzde 11,50’ye) yükseltildi. Geç likidite penceresi adı verilen ve gecelik borçlanmada saat 16 – 17 arasında Merkez Bankası’na başvuran bankalara uygulanan borç verme faizi de yüzde 10,25’den 15’e artırıldı. Bu saatler arasında elinde kalan parayı Merkez Bankası’na borç vermek isteyen bankalara uygulanacak faizin ise 0 olarak devam ettirilmesine karar verildi. Ayrıca kararda haftalık repo faizinin etkin olarak kullanılacağına vurgu yapıldı. Böylece uzun zamandır yaşanan Merkez Bankası’nın özellikle faiz aracını kullanmakta bağımsız olup olmadığı tartışmaları da şi

Kur mu Yanlış Fiyat mı?

Çok bilinen, çok kullanılan bir reel kur ölçüsü var: The Economist Dergisinin ünlü Big Mac endeksi. Dünyanın her yerinde aynı içerik ve standartta üretildiği için normal koşullarda fiyatının her yerde aynı olması gereken bir ürün. Ölçü olarak da ürünün orijinal üretim yeri olan ABD’deki fiyatı esas alınıyor. ABD’nin çeşitli eyaletlerinde koşullar ve satış vergileri farklı olduğu için fiyat farklılıkları söz konusu olabiliyor. O nedenle Big Mac’in 5 eyaletteki satış fiyatlarının ortalaması alınarak ABD için ortalama satış fiyatı hesaplanıyor.

TL'nin Dış Değer Kaybının Sonuçları

TL son dönemde ne kadar değer kaybetti? TL, Dolara ve Euro’ya karşı Fed’in tahvil alımını azaltacağını ilk kez resmi olarak açıkladığı 22 Mayıs 2013’den beri hızlı biçimde değer kaybediyor.  Değer kaybı 2013 yılında belirgin biçimde ortaya çıkmış olsa da asıl olarak 22 Mayıs’tan sonra hızlı bir hal aldı. 2012 sonundan bu yana TL’nin değerinde ve diğer önemli kur göstergelerinde yaşanan değişimleri aşağıda bir tablo halinde sunuyorum. Tarih USD TL Kuru Euro TL Kuru Euro USD Kuru Sepet Kur 31.12.2012 1,79 2,36 1,32 2,08 31.12.2013 2,13 2,94 1,38 2,54 20.1.2014 2,32 3,18 1,37 2,75 Değişim (%) 2013 / 2012 19,0 24,6 4,5 22,1 2014 Ocak  / 2013 8,9 8,2 -0,7 8,3 2014 Ocak / 2012 29,6 34,7 3,8 32,2

Faizi Artırmak Gerekir miydi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde piyasada egemen olan görüş Merkez Bankası'nın faizi artırmayacağı şeklindeydi. Bazı yorumcular gecelik fonlama faizinin üst limitinin yarım ya da 1 puan artacağı yönünde görüş bildirse de çoğunluk faizlerin artmayacağı kanısındaydı. Bana sorarsanız bu anketlerde Merkez Bankası’nın faizi artırıp artırmayacağı sorusunun yanında faizi artırmasının gerekip gerekmediği de sorulmalı. Her neyse Merkez Bankası sonuçta bu faizlerin hiçbirini artırmadı. Ancak ek parasal sıkılaştırma uygulayacağı günlerde gecelik borç verme faizini yüzde 9’a çıkaracağını açıkladı.  

Enflasyon Niçin Düşmüyor?

Resim
Türkiye, 2001 krizi sonrasında enflasyonda ciddi bir başarı yakaladı ve yıllık enflasyonu yüzde 30’lardan yüzde 6,2’ye kadar (2012 yılında) indirdi. Ne var ki daha aşağıya düşüremedi ve 2013 yılında yeniden artışa geçen enflasyon yüzde 7,4’e yükseldi. 2014 yılı için beklentiler ise, Merkez Bankası’nın yüzde 5’lik enflasyon hedefine karşın, yüzde 7,5 – 8 aralığında oluşuyor.

Türkiye Ekonomisinin Görünümü

Resim
Özetle küresel ekonominin görünümü ABD, krize ilk giren ekonomiydi, bugün de ilk çıkacak ekonomi gibi görünüyor. Hala olumsuz sinyallerin olumlularla karışık olarak gelmeye devam etmesine karşılık özellikle büyümenin yeniden düzene girmesi ve işsizlik oranındaki düşüşler toparlanmanın en önemli işaretlerini oluşturuyor. Bu toparlanmaya enflasyonda artışın eşlik etmemesi de işin olumlu görünümüne destek veriyor. 2014 yılı başında bütçenin onay sorununun çözülmüş olması da geleceğe ilişkin olumlu sinyallerin artmasını sağlıyor. 2010 yılından başlayarak krize giren Avrupa henüz krizden çıkma belirtilerini net olarak sergileyemiyor. Buna karşılık birlikten gelen olumlu işaretler ilk kez olumsuz işaretlerden daha fazla sayıda olmaya başladı. Yılın ikinci yarısında daha güçlü bir toparlanmanın işaretleri gelebilir. Japonya, 20 yıldan bu yana içinde olduğu krizden çıkmaya çalışıyor. Bu yolda niceliksel gevşemeden kur savaşlarına kadar her yolu deniyor. Henüz net bir toparlanma işareti olma

Ödemeler Dengesini Okumak

Ödemeler dengesi , geniş tanımıyla, bir ekonomide yerleşik kişilerin, başka ekonomilerde yerleşik kişilerle belirli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiksel bir rapordur.

Kitaplar ve Öneriler

Birkaç kitabı bir arada okuma veya elden geçirme gibi bir alışkanlığım var. Birini bırakır birini alır, sonra ötekine dönerim. Son dönemde okuduğum ve elimde olan kitaplardan bazıları hakkında görüşlerimi paylaşayım.

2014 Başında Artılar ve Eksiler

2014 yılının başında ekonomideki artılarımızı ve eksilerimizi bir tablo halinde sıralayalım. Gösterge / Konu Artı / Eksi Açıklaması Büyüme Eksi/ Artı Potansiyelin (%5) gerisinde ama 2013’e göre artışta İşsizlik Eksi Uzun yıllar ortalamasının (% 8,5) üzerinde ve artışta Enflasyon Eksi Hedefin (% 5) üzerinde ve artışta Bütçe Dengesi Artı Açık % 3’ün altında Cari Denge Eksi Açık % 5’in üzerinde Kamu borç yükü Artı Düşmeye devam ediyor Özel kesim borç yükü Eksi Artmaya devam ediyor Dış finansman ihtiyacı Eksi Artmaya devam ediyor Yapısal reformlar Eksi İlerleme yok Bankacılık kesimi Artı Sermaye yeterlilik oranı yüksek İç tasarruflar Eksi Yatırımların çok altında kalmaya devam ediyor Şimdi de bu göstergeleri etkileyen maliye ve para politikalarının artıları

2013'ün Piyasalar Açısından Özeti

Resim
22 Mayıs 2013’de o zamana kadar söylenti olarak ortada dolaşan “Fed’in tahvil alımlarını Eylül ayından başlayarak azaltabileceği” söylentisi ilk kez Fed Başkanı’nın ağzından onaylanarak resmiyet kazanmış oldu. O tarihten başlayarak piyasalar büyük ölçüde Fed’in yaklaşımlarına, açıklamalarına, toplantılarına kilitlendi. Piyasalar Fed’in yaklaşım ve açıklamalarına göre biçim almaya başladı. Buna ek olarak dış siyasal olaylar ve iç siyasal olaylar ekonomi ve piyasalar üzerinde ciddi etkiler yarattı.