Yayınlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyük Sıfırlama (Great Reset)

Bir süredir büyük sıfırlama diye bir konu tartışılıyor. Bu yaklaşımı ortaya atanlara göre küreselleşme sonrasında kapitalizm artık eski haliyle sürdürülemez bir noktaya geldi. Sermaye hareketlerinin serbest kaldığı, bir başka deyişle sermaye sahiplerinin dilediği yere dilediği zamanda parasını yollaması ve çekmesiyle başlayan serbestleşmeyle ulus devletlerin kendilerine özgü para ve maliye politikaları birbiriyle çelişiyor. O nedenle bu politikaları tek elden standart biçimde yürütecek bir otoriteye ihtiyaç var. Bu otorite Bretton Woods’un IMF’si gibi bir otorite de olabilir ABD gibi bir hegemon devlet de. Bu otorite küresel sistemin tümünde geçerli kuralları belirleyip uygulamayı denetlemeli. İşte buna büyük sıfırlama (great reset) deniyor. Bu görüşün arkasında Rotschild ve Rockefeller aileleri gibi kapitalizmin en güçlü ailelerinin olduğu ve kapitalizmi yayma ve yaşatma derneği olma görevini üstlenmiş olan Davos Konferanslarının düzenleyicisi Dünya Ekonomik Forumunun başkanı Klaus Sc

2020’yi Eksi 41 milyar Dolar Rezervle Tamamladık

Resim
Türkiye, 2020 yılında faizi düşük tutabilmek amacıyla döviz satarak kuru kontrol etmeyi denedi. Bu denemenin bir işe yaramayacağını önünde sonunda faizi yükseltmek gerekeceğini yıl boyunca anlattık durduk. Yılın bitmesine iki ay kalana kadar bu politikada ısrar edildi ve döviz satarak kura müdahale etmeye çalışılırken Merkez Bankası’nın döviz rezervleri kullanıldı. Swaplar hariç net rezervler eksiye geçmesine karşın bu politikada devam edildi. Sonrasında bu politikanın çözüm getiremeyeceği anlaşıldı ve TCMB politika faizi yüzde 8,25’den 17’ye kadar yükseltildi. Ne yazık ki giden rezervleri yerine koymak öyle kolay değil.

Türkiye Ekonomisinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolu

Yüksek Enflasyon ve Yüksek Faiz Sorunu Türkiye’nin çok uzun bir süredir yüksek enflasyon sorunu var. Yüksek enflasyonun varlığı faizlerin de yüksek olmasına yol açıyor. Enflasyon sorunu döneme bağlı olarak farklı nedenlerden kaynaklanarak çözümsüz biçimde ekonominin tepesinde duruyor. Son birkaç yılda enflasyonun temel nedeni TL’nin yüksek dış değer kaybı yaşaması. Türkiye’nin üretimde kullandığı girdilerin (hammaddeler, ara malları ve makine teçhizat gibi sermaye malları) önemli bölümü ithal ediliyor. O nedenle TL’nin yabancı paralara karşı değer kaybı bu girdilerin pahalanmasına ve dolayısıyla da üretim maliyetlerinin yükselmesine yol açıyor. Üretim maliyetleri yükselince de ister istemez bu artışlar fiyatlara yansıyor ve enflasyona neden oluyor. TL’nin değer kaybı süreklilik gösterdikçe enflasyon da süreklilik sergiliyor. Enflasyon yükseldikçe faizin yükselmesi de kaçınılmaz oluyor.

Sıcak Para Kazanıyor Biz Kaybediyoruz

Resim
22 Aralık 2020’de 1 USD = 7,66 idi. Bugün 1 USD = 7,40 (saat:10.40.) ABD’de 1 aylık tahvilin faizi (yıllık) % 0,45. Bunu aylık olarak düşünürsek getirisi % 0,0375 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.) Türkiye’de gösterge faiz (vadesine 2 yıl kalmış olan ve piyasada en çok işlem gören tahvilin faizi) % 14,78. Bunun bir aylık getirisi % 1,23 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.)

Dünya Belirsizlik Endeksi

Resim
 Belirsizlik; içinde bulunulan durumu tanımlamak ve tanılamayı (teşhis etmeyi) olanaksız kılan veya zorlaştıran bilgi eksikliği sonucunda durumun nereye ve nasıl evrileceğini tam olarak görememek hali olarak tanımlanabilir. Belirsizlik, tanı konulamayan ya da tanı konulsa da durumun nereye gideceği anlaşılamayan durumda ve her alanda geçerlidir. Ekonomi, sosyal yaşamdan siyasal karar ve yaklaşımlardan, ülke dışında olan gelişmelerden etkilendiği bir başka deyişle birden çok alan ve olaydan etkilendiği için belirsizliklerden en fazla etkilenen alanların başında gelir.

Genellikle Karıştırılan Ekonomik Kavramlar 1

Ödemeler dengesi neyi gösterir? Ödemeler dengesinde asıl olan milliyet değil yerleşiklik kavramıdır. Bir ülkede bir yıldan fazla devamlı ikamet edenler o ülkede yerleşik sayılır. Yurt içinde yerleşiklerle yurt dışında yerleşiklerin (bunlar T.C. vatandaşı da olabilir) alışverişleri (TL ile olsa bile) ödemeler dengesine girer.

Makroekonomik Denge Bozulmaya Devam Ediyor

Resim
2020 yılının birçok göstergesi çıkmış olsa da bazı göstergeler henüz tamamlanmadı. En son açıklanan üç önemli veriyi ele alalım. İlk veri hazine nakit dengesi. Bire bir aynı şey olmasa da çok yakın iki veri olması nedeniyle hazine nakit dengesi bütçe dengesi için bir anlamda öncü göstergedir. Nakit dengesi aşağıdaki tablodaki gibi açıklandı (kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı.)  

Amerikan Rüyasından Karabasana

Charles Dickens’in, ön tarafta birtakım dramları, karşılıksız aşkları, nefret ve sevgileri ele alırken arka tarafta Fransız Devrimi ve onun çevrede yarattığı etkileri işleyen ‘İki Şehrin Hikayesi romanı’ (ilk yayınlanışı 1859) şu cümlelerle açılır: "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, akıl çağıydı, budalalıklar çağıydı…” Gerçekten de o dönemde olup bitenlere bakıldığında bu cümlelerden daha iyi tanımlama yapılamaz diye düşünürsünüz. Fransız filozof Alexis de Tocqueville, başyapıtı ‘Amerika’da Demokrasi’de (ilk yayınlanışı 1835) Amerika’da çok önem verildiğini gözlemlediği ‘halk egemenliği’ ve ‘fırsat eşitliği’ konularının önemine dikkat çeker. Ona göre Amerikan halkı, bu iki ilke çerçevesinde örgütlenir ve bütün sistemin işleyişini denetler ve bu da Amerikan demokrasisine eşsiz bir güç kazandırır. Tocqueville, bir yandan Amerikan yönetim biçiminin ele alıp demokrasinin erdemlerini vurgularken bir yandan da demokratik çoğunluğun zorbalığa dönüşme tehlikesine dikkat ç

2021 Para ve Kur Politikası

Resim
2021 Para ve Kur Politikasının Başlıca Özellikleri TCMB, 2021 Yılı Para ve Kur Politikası Rehberinde 2021 yılı enflasyon hedefini geçmiş yıllardaki gibi yüzde 5 olarak açıkladı. Rehberde açıklandığına göre: “Enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kılıyor.” Bu çerçevede yine rehberdeki ifadeyle: “Para politikası kararları fiyat istikrarı önceliği korunarak alınacaktır.” Bu iki cümleden hareketle TCMB’nin faizleri, en azından enflasyonda bir gevşeme görülünceye kadar düşürmeyeceği hatta artırabileceği sonucu çıkarılabilir.

2021 Yılı Başında Türkiye Ekonomisinin Görünümü

Resim
2020 yılının bahar aylarında başlayan ve halen devam eden Covid-19 salgını bütün dünyada son derecede ağır etkiler yarattı. Bu etkiler Türkiye ekonomisinin de ivme kaybı yaşamasına yol açtı. İvme kaybı aslında 2020 yılında salgın sonrasında değil 2019 yılında yaşanmaya başlamıştı. 2019 yılına küçülmeyle giren ekonomi ilk iki çeyrekte yüksek enflasyon ve küçülme olgularını birlikte görerek slumpflasyonla karşılaştı. 2020’nin ilk çeyreğinde yaşanan toparlanmayı bu kez Covid-19 salgınıyla gelen yeni bir slumpflasyon dalgası alt üst etti. 2013 yılında 958 milyar dolara ulaşarak bütün zamanların zirvesine çıkmış olan GSYH, izleyen yıllarda sürekli gerileyerek 2019 yılında 761 milyar dolara düşmüştü. 2020 yılında gerilemenin biraz daha devam edeceğini ve 739 milyar dolar dolayında tamamlanacağını bekliyoruz. GSYH’deki gelişmeye benzer bir gelişme kişi başına gelirde görülüyor. 2013 yılında 12.489 dolarla bütün zamanların zirvesine çıkmış olan kişi başına gelir, o tarihten sonra sürekli ger