Kayıtlar

enflasyon ve faiz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Faiz Yetmez

Türkiye, 2023 yılının ortasından bu yana bir dezenflasyon programı uyguluyor. Programın temel amacı, uzun süre sürdürülen negatif reel faiz politikasını terk ederek faizi enflasyonun üzerine çıkarmak ve böylece fiyat artışlarını kontrol altına almaktı. Programın en önemli dayanaklarından biri de kur artışının enflasyonun altında tutulması, başka bir ifadeyle kurun baskılanmasıydı. Kâğıt üzerinde bakıldığında bu çerçeve, klasik bir IMF programının temel mantığıyla örtüşüyordu. Ancak iki önemli fark vardı: IMF’den doğrudan kaynak kullanılmadı ve faiz artışları ani değil, kademeli biçimde yapıldı. Bunun yanında kur üzerindeki baskıyı azaltmak için kur korumalı mevduat uygulaması da 2025 sonuna kadar sürdürüldü. Program başladığında, 2023 Haziran’ında yıllık enflasyon yüzde 38,21’di. Bugün gelinen noktada enflasyon yüzde 32,61. Yani üç yılda enflasyon anlamlı biçimde düşürülebilmiş değil. Bu sonuçlar programın hedeflerinin çok üzerinde. Dünya enflasyon sıralamasında Venezuela, Güney ...

Van Allen Radyasyon Kuşakları ve Ekonomi

Van Allen radyasyon kuşakları, asıl olarak güneş rüzgârından (güneşten yayılan parçacıkların akımı) kaynaklanan ve bir gezegenin manyetosferi tarafından tutulan enerji yüklü parçacıkların oluşturduğu bir bölgedir. Adını, bu kuşakları ilk kez bir makalesinde tanımlayan fizikçi James Van Allen’den alır. Dünyanın, kuzey ve güney kutuplarının yarattığı manyetik etkiler altında oluşmuş iki Van Allen radyasyon kuşağı vardır. Bu iki kuşağın oluşturduğu manyetik alan güneş rüzgârını ve kozmik ışın olarak gelen parçacıkları saptırarak atmosferi yıkımdan korur. Bu kuşaklar olmasa dünyanın atmosferi kalmaz. Atmosfer kalmazsa dünyada yaşam sürdürülemez. Kuzey ve güney kutuplarının dengesini bozacak gelişmeler olmadığı sürece Van Allen radyasyon kuşaklarının sağladığı kalkandan yararlanacak olan atmosfer, dünyayı korumaya devam edecektir. Günümüz ekonomilerinde Van Allen radyasyon kuşakları gibi kalkan görevi yapan iki kuşak var: faiz - kur kuşağı ve düşük risk kuşağı. Bu iki kuşak ekonomiyi yıkıcı...

Bu Faizle Üretim Yapmak Mümkün Değil

TCMB faizi artırınca iş dünyasından faizlerin yüksekliğiyle ilgili şikâyetlerde ciddi artış oldu. İş dünyası temsilcileri “bu faizlerle, bu kadar yüksek finansman maliyetleriyle üretim yapmak mümkün değil” diyorlar. Şikâyetler, faiz oranlarıyla sınırlı değil. İhracatçılar ve turizmciler de bir yandan yüksek faizden bir yandan da uzunca bir süredir kurun sabitleşme eğilimi içinde olmasından rahatsızlar. Aynı kişiler, tıpkı tüketicilerin büyük çoğunluğu gibi, gerçek enflasyonun aslında TUIK’in açıkladığı enflasyon oranının en az yüzde elli üzerinde olduğundan şikâyet ediyorlar. Eğer bu şikâyetleri doğruysa yani enflasyon gerçekte yüzde 38,1 değil de yüzde 75 dolayındaysa o zaman yüzde 75’e kadar kredi faizi düşük oranlı faiz demektir. Eğer faiz oranı yüksekse o zaman enflasyon onların dediği gibi yüzde 75 değil, TUIK’in açıkladığı gibi yüzde 38,1 demektir. Bir başka ifadeyle bu şikâyetlerin ikisi aynı anda haklı olamaz. 2021 Eylülünde TCMB faizi düşürmeye başladığında bunun yanlış bi...

Faiz İndiriminin Zamanlaması

ABD Merkez Bankası Fed’in faizi, çoğunluk beklentisi olan 25 baz puan yerine 50 baz puan düşürmesiyle birlikte dünyada faiz – enflasyon – büyüme – işsizlik oranı ilişkileri ön plana çıktı. Son Dönemde Yapılan Başlıca Faiz Değişiklikleri ve Nedenleri ABD’de yıllık enflasyon oranı Ağustos ayı itibarıyla yüzde 2,5 olarak açıklandı. Enflasyon oranı, Fed’in yıllık ideal hedef olarak tanımladığı yüzde 2’lik hedefe çok yaklaşmış durumda ve son üç ayda düşüş temposu içinde bulunuyor. Fed’in geleceğe ilişkin kararlarını daha çok etkileyen çekirdek enflasyon oranında son üç ayda hafif de olsa bir artış eğilimi görülüyor. Bu artış geleceğe ilişkin olarak enflasyon açısından rahatsız edici bir görünüm. ABD büyümesine ilişkin elimizdeki son veri ikinci çeyrek büyüme oranı olan yüzde 3,1. Son dört çeyrekte ekonomi yüzde 2,9 ile 3,1 arasında büyüme oranı yakalamış görünüyor. Bu açıdan bakarsak büyümede bir sorun görünmüyor, hatta tam tersine ekonomi, potansiyel büyümesinin (kabaca yüzde 2,5 – 2,8...

Dün Haramdı, Bugün Kurtarıcı

Ülkeyi bugünkü enflasyon krizine sokan adım 2021 Eylül ayında atıldı. Eylül başında enflasyon yüzde 19, Merkez Bankası politika faizi de yüzde 19 idi. Ve bütün sinyaller enflasyonun yavaş yavaş yükselme eğilimi içinde olduğu yönündeydi. Yapılması gereken şey Merkez Bankası’nın politika faizini iki üç puan artırıp enflasyondaki yükseliş eğiliminin önünü kesmesiydi. İşte tam o sırada geçmişten beri gelen faiz haramdır, faiz sebep enflasyon sonuçtur söylemlerine dayalı bir faiz politikası yürürlüğe kondu ve politika faizi düşürülmeye başlandı. Benim de aralarında olduğum iktisatçılar ve aklı başında diğer meslek erbabı “bu yaptığınız yanlıştır, enflasyonu arttıracaksınız, ekonomiyi krize sokacaksınız” diye itiraz ettik. “Nas var size ne oluyor? Haram olan faizi savunmayın” dendi bize. Faiz indirimleri devam etti, enflasyonun artışı hızlandı ve aradan iki ay geçmeden bu kez kurlar da yükselmeye başladı. Paniğe kapılan yönetim, bu kez kur yükselişini durdurmak için, bir çeşit kur garantis...

Bir Kez Daha Reel Faiz Hesabı

Bankaların mevduat sahiplerine verdiği faiz nominal faizdir. Nominal sözcüğü yazılı olan, görünen gibi anlamlara geliyor. Mevduat faizi dediğimizde bankaların mevduat için ödemeyi öngördüğü faizler anlaşılır. Bu şekilde elde edilen faiz bir gelir türü olduğu için elde edildiğinde gelir vergisine (stopaj) tabidir. 6 aya kadar vadeli hesaplarda gelir vergisi stopaj oranı yüzde 5, 6 ay ile 1 yıl arasındaki vadelerde yüzde 3’tür. Nominal faizden ele geçen getiriyi yani net nominal faizi hesaplamak için bu gelir vergisi stopajı tutarını düşmek gerekir. Mevduatın bir yıllığına yatırıldığını düşünürsek vade sonundaki net nominal faiz şöyle hesaplanır: Net Nominal Faiz = Nominal Faiz – (Nominal Faiz x Gelir Vergisi Stopaj Oranı) Bugünlerde bankaların verdiği faiz yüzde 42 dolayında bulunuyor. Buna göre: Net Nominal Faiz = 0,42 – (0,42 x 0,03) = 0,4074 yani % 40,74 olarak bulunur.   Kişilerin, tasarruflarına yön verirken ya da bir yatırıma karar verirken bilmesi gereken önemli ...

Faiz Politikasından Niçin Sonuç Alamıyoruz?

Resim
2008 yılında başlayan küresel krizin yarattığı resesyon ortamından uzaklaşabilmek için gelişmiş ülkelerin uygulamaya yöneldiği düşük faiz ve parasal genişleme politikası 2021’den başlayarak enflasyonist baskıların artmasına yol açtı. 2008’i izleyen yıllarda gelişmiş ülkeler, paralarının rezerv para olmasının verdiği avantajı kullanarak bastıkları paraları, yatırım fonları aracılığıyla dünyada daha yüksek getiri veren gelişme yolundaki ülkelere yollamışlar, böylece enflasyonu oralara yaymışlardı. Ne var ki gelişmiş ekonomilerde enflasyonda farklı nedenlerle artış ortaya çıkınca faizler de yükseldi ve fonlar, kazanç/risk karşılaştırmasını risk ağırlıklı yapmaya yönelerek, gelişmekte olan ülkelere yolladıkları paraları yavaş yavaş geri çekmeye başladı. Bu dönüşlerle birlikte gelişmiş ülkelerde piyasaya daha fazla para çıkmaya başladı ve sonuçta para arzındaki bu artışlar mal fiyatlarında arz kaynaklı bazı artışlarla da birleşince enflasyonist baskı iyice yükseldi. Enflasyondaki artış geli...

KKM Sorunu

2021 yılı Eylül ayında, enflasyon da politika faizi de yüzde 19 iken ve de enflasyon yükseliş sinyalleri verirken Merkez Bankası’nın faizleri düşürmeye başlamasıyla girilen irrasyonel sürecin faciaya doğru gittiği kısa sürede anlaşıldı. Bunun üzerine faiz indirme kararından birkaç ay sonra, izni olmadığı için faizleri yükseltemeyen, ekonomi yönetimi bu kez panzehir olarak kur korumalı mevduat hesabını (KKM) icat ederek devreye soktu. Bu hesabı açanlar, ya TL ya da döviz mevduat hesabındaki paralarını belirli bir vade ve faiz karşılığı KKM’ye yatırıyorlar. Vade sonu geldiğinde, Merkez Bankası tarafından ilan edilen döviz alış kuru ile hesap açılışındaki döviz alış kuru karşılaştırılıyor, vade sonundaki kur farkı, hesabın faiz  getirisinden yüksekse kur farkı, faiz getirisi kur farkından yüksekse o zaman da faiz ödeniyor. Böylece bu modelle mevduat ister TL isterse döviz cinsinden olsun kurdaki değişmelere karşı korunmuş oluyor. KKM hesaplarından elde edilen faiz ya da primlere vergi...

Faizi Artırınca Her Şey Düzelecek mi?

Bilimde mucizelere yer yoktur, dolayısıyla sihirli değnekler de yoktur. O nedenle merkez bankaları faizle ilgili ve özellikle de düşüş yönünde karar almadan önce enflasyonun gidişini ve elindeki araçları kullanıp kullanamayacağını iyice tartmalı ve ona göre karar vermelidir.  Ekonomi bir bilimdir ve bütün bilimlerde olduğu gibi tezleri, teorileri, yasaları hep neden-sonuç ilişkilerine dayanmak zorundadır. Aksi takdirde tezleri, teorileri ve yasaları yanlış olur, yanlış sonuçlara götürür. Bilimde bir sonuca ulaşmak için sonuçtan değil nedenden yola çıkılır. Mesela ekonomide enflasyonist baskılar ortaya çıkmışsa bu bir sonuçtur. Bu sonuca nasıl gelindiğini aramak için nedenleri araştırmak gerekir. Bu arama yolculuğunda sorulacak soruların başlıcalarını şöylece sıralayabiliriz: Ulusal paranın dış değeri düşüyor mu? İthal malların fiyatları kur nedeniyle artmanın dışında petrol, doğal gaz gibi ithal girdilerin fiyatlarındaki artışlardan etkileniyor mu? Borçlanmanın maliyeti (faizi)...

Kuru Koruyacağımıza Kendi Paramızı Korusaydık

Kur alıp başını gidince ve bizim mevduat sahipleri de onun peşine takılınca çaresiz kalan hükümet kur korumalı mevduat hesabı diye bir hesap uydurdu. Bu hesaba geçenler Türk Lirasının döviz karşısında yaşadığı kayıptan etkilenmeyecek ve bankadan alacağı faizle de kazançlı çıkacaktı. Başlarda bu iş burada anlattığım gibi gelişti. Sonra zaman içinde hükümet çeşitli düzenlemelerle veya düzenleme dışı baskılarla kuru olduğu yerde tutmaya yöneldi. Bu durumda ilk bakışta bir şey değişmemiş gibi oluyordu. Çünkü kur kaybı olmuyor üzerine bankanın ödediği faiz alınıyordu. Ne var ki alınan faiz enflasyondan düşüktü. Bir süre sonra insanlar kurun yapay bir şekilde tutulduğunu görünce risklerin büyüdüğünü fark ederek bu işten vazgeçmeye başladılar. Bu kez çaresiz kalan hükümet bankaların vereceği faiz için koyduğu tavanı kaldırdı. O zaman da faizi düşürmek üzerine kurgulanmış olan model tamamen tersine döndü. Son bir buçuk yılımızı elin parasına garanti vererek yani onu korumaya çalışarak geçird...

Yaşam Bir Yolunu Bulur

Steven Spielberg’in yönettiği Jurassic Park (1993) bütün zamanların en çok para kazanan filmlerinden biriydi. Devam filmleri daha da çok kazandırdı. Filmin aklımda kalan en ilginç repliği yalnızca dişi dinozorların bulunduğu adada nasıl olup da dinozor sayısının arttığı konusunda görüşü sorulan kaos teorisi uzmanı matematikçi Ian Malcolm’un (Jef Goldblum) verdiği karşılıktı: “Yaşam bir yolunu bulur.” Merkez Bankası, enflasyonun düşmek bir yana yükseldiği bir dönemde başladığı politika faizi indirimlerini sürdürerek faizini yüzde 8,5’e kadar indirdi. Hazine’nin iç borçlanmada kullandığı tahvillerin faizi de düştü. Bu tahviller için genel olarak bakılan faiz, gösterge faiz denilen ve vadesine 2 yıl kalmış olan, piyasada en çok işlem gören tahvilin faizidir. Bugünlerde yüzde 13 dolayında seyrediyor. Bir yıl önce bu faiz oranı yüzde 22 dolayındaydı, sonra düşüşe geçti ve bu yılın Şubat ayında yüzde 8’in de altına geldi. Hükümet, çeşitli düzenlemelerle bankaları bu tahvilleri almaya zorla...

Faizi Artırsak Enflasyon Düşer mi?

Resim
Pek çok kişi çeşitli ülkelerden örnekler vererek ‘faizi artırdıkları halde enflasyon düşmüyor, demek ki faizi artırmak çözüm değilmiş’ gibi yorumlar yapıyor. Bu alanda son günlerde en çok verilen örnek faizi artırdığı halde enflasyonda yükseliş görülen Birleşik Krallık. Birleşik Krallıkta 12 aylık enflasyon yüzde 10,4, Merkez Bankası faizi yüzde 4,25. Aşağıdaki grafiklerden soldaki Birleşik Krallıkta enflasyonun 2022 Nisan ayından bugüne kadarki gelişimini, sağdaki de Merkez Bankası faizlerinde aynı dönemdeki gelişimi sergiliyor Merkez Bankası faizinin artırılmasının enflasyonu denetim altına aldığı grafiklerden görülebiliyor. Ne var ki yine grafiklerden görülüyor ki bu denetim yeterli değil çünkü enflasyon hala yüzde 10’un üzerinde ve son ayda da yeniden artışa geçmiş. Enflasyon ile faiz ilişkisi konusunda bazı konuları netleştirelim: (1) Enflasyon yükselmeye başladığında faiz de aynı şekilde yükseltilmeyip beklenirse bir süre sonra enflasyon denetimden çıkabilir. (2) Eğer aradaki f...

İki Yanlış Bir Doğru Etmez

Piyasa sisteminde dört alt piyasa vardır: Mal piyasası, emek piyasası, borç verilebilir fonlar piyasası ve döviz piyasası. Mal piyasasında dengeyi fiyat, emek piyasasında dengeyi ücret, borç verilebilir fonlar piyasasında dengeyi faiz ve döviz piyasasında dengeyi yerli parayla yabancı paralar arasındaki kur denilen eşitlik kurar. Bu dört denge kurucunun her biri önemlidir, ne kadar çok müdahale edilirse ekonomik denge o kadar bozulur. Bunlar arasında diğerlerini en fazla etkileyeni faizdir. Faiz yanlış belirlenirse önce kur şaşmaya başlar ardından fiyatlar ve ücretler şaşmaya başlar. Başa dönüp de faizi düzeltmek yerine ötekileri dizginlemeye çalıştıkça işler iyice arap saçına döner. Türkiye, uzunca bir süredir ara ara Merkez Bankası faizini yanlış belirlediyse de kısa sürede ekonomideki dengelerin şaştığını görünce yanlıştan dönerek düzeltmeler yapıp faizi doğru belirlemeye yöneldi. 2021 yılının ikinci yarısında Merkez Bankası bir kez daha faizini yanlış belirledi: Enflasyonun yükse...

Önümüzdeki Aylarda Enflasyon Hızla Düşecek

Resim
Enflasyonu Düşürmek İçin Faizi Düşürmek mi Gerekir Yükseltmek mi? İki tür enflasyon var: Talep enflasyonu, maliyet enflasyonu. Eğer bir ekonomide para, maldan çoksa o zaman talep enflasyonu oluşur. Yani ekonominin üretip de piyasaya arz ettiği mal ve hizmetler, insanların bunları satın almak için sahip olduğu imkânlardan daha az ise o zaman fiyatlar yükselir. Bunu önlemenin iki yolu vardır: Üretimi artırmak ve/veya faizi artırmak. Üretimi artırmak kısa vadede kolay değildir, yeni yatırımlar gerektirir. O zaman faizi artırarak insanların ellerindeki parayı harcamayıp tasarruf etmesini sağlamak yani talebi kısmak gerekir. Maliyet enflasyonu; üretimde kullanılan faktörlerin ve girdilerin fiyatlarının artmasıyla oluşur. Ücretler, kiralar, faizler ya da girdi olarak kullanılan petrol, doğal gaz, elektrik, hammadde, yarı mamul maddelerin fiyatları artmışsa maliyetler artmaya, fiyatlara yansımaya ve dolayısıyla enflasyonu yükseltmeye başlar. Maliyet enflasyonunu önlemek bir ölçüde bizim eli...

Faizi Düşürmek ve Kuru Tutmak Uğruna

Resim
Cumhurbaşkanı yıllar önce “faiz enflasyonun nedenidir” diye bir görüş açıkladı. Bilim insanları (büyük çoğunluk itibarıyla) bu görüşe karşı çıktılar ve bazıları tam tersinin geçerli olduğunu bazıları da enflasyonla başlayan ve faizle devam eden olgunun dönüp tekrar enflasyonun nedeni olabileceğini söylediler. Bu konuyu analiz edebilmek için neden – sonuç ilişkilerine bakmak gerekir (ayrıntılı bilgi için Remzi Kitabevi yayınlarından çıkmış olan Ekonomide Analiz adlı kitabıma bakılabilir.) (1) Tek bir neden tek bir etkiye ve tek bir sonuca yol açabilir. Para arzında, reel büyüme ve enflasyondan daha yüksek bir artış enflasyonun yükselmesi sonucunu getirebilir. (2) Tek bir neden birden fazla etkiye ve dolayısıyla sonuca yol açabilir. Dış kaynağa ihtiyacı olan bir ekonomiye döviz girişi azalırsa bu, kurların yükselmesine ve o da enflasyona yol açar. (3) Birden fazla neden ortak bir sonucun ortaya çıkmasına yol açabilir. İşsizlik artar, kamu giderleri azalır, ekonomik aktivite düşerse büy...

ABD ve Avrupa’da da Faiz Enflasyondan Düşük

ABD’nin parası dolar, Avrupa'nın parası euro. Her iki para da rezerv para yani bütün dünyada alış verişlerde kabul edilen paralar. ABD’nin de Avrupa’nın da dış borcu da iç borcu da dolar ve euroyla ödeniyor. Yani bastıkları parayla hem iç borçlarını hem dış borçlarını ödeyebiliyorlar.  ABD de Avrupa da yine bastıkları parayla petrol, doğal gaz, altın, buğday gibi her türlü mal ve hizmeti dünyanın her yerinden alabiliyorlar. Paraları, rezerv para statüsünde olduğu için, bu alış verişlerde sorgusuz sualsiz kabul ediliyor. Amerikalılar da Avrupalılar da kendi paraları dışında bir parayı yatırım aracı olarak kullanmak ihtiyacı duymuyorlar. Çünkü dünyadaki en değerli (geçerlilik anlamında) paralara sahipler. O nedenle bankada mevduat olarak kendi paralarını tutuyorlar ve ölçü olarak hiçbir işlemlerinde başka bir parayı kullanma ihtiyacı duymuyorlar. Dolayısıyla onların enflasyonuyla paralarının dış değeri arasındaki ilişki yüksek değil. Onlardaki enflasyon daha çok para ...