Kayıtlar

yapısal reformlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Ülke Niçin Çöker ve Çökmüş Bir Ülke Nasıl Kurtarılır?

Bu soruları Chat GPT’ye sordum. Yanıtları şöyle: Bir Ülke Niçin Çöker? Bir ülkenin "batması" (yani ekonomik olarak çökmesi, devletin iflas etmesi ya da ciddi şekilde işlevsiz hâle gelmesi) birçok karmaşık faktöre bağlı olabilir. Bu durum genellikle tek bir nedene dayanmaz; ekonomik, siyasi, sosyal ve dış faktörlerin birleşimi sonucu ortaya çıkar. İşte bir ülkenin batmasına yol açabilecek başlıca nedenler: 1. Kötü Ekonomik Yönetim Aşırı borçlanma: Devletin gelirlerinden çok harcama yapması ve dış borçlara bağımlı hâle gelmesi. Yüksek enflasyon: Merkez bankasının para basması sonucu paranın değer kaybetmesi. Bütçe açıkları: Vergi gelirlerinin yetersiz, kamu harcamalarının yüksek olması. Yolsuzluk ve kaynak israfı: Kamu kaynaklarının kötüye kullanılması. 2. Siyasi İstikrarsızlık Sık hükümet değişiklikleri, darbe girişimleri veya iç savaş gibi olaylar devlet yönetimini zayıflatır. Yolsuzluk ve kötü yönetişim güveni azaltır, yatırım ortamını bozar. 3. Kurumsa...

Faiz Konusunda Düşüncem Değişti mi?

Resim
Sosyal medyada yer alan son yorumlardan anladığım kadarıyla birçok kişi, iki cümlelik bir yorumun ilk cümlesini okuyor, ikinciyi okumuyor ya da ilk cümleye takılıp ikinciyi hafızasından siliyor. Mesela "Faizin artırılması şarttır. Ama yanında mutlaka yapısal reformlar da yapılmalı, yoksa faiz artışı işe yaramaz" diye yazıyorum, sonra yapısal reformlar yapılmadan gerçekleştirilen faiz artışı işe yaramayıp da bu durumu eleştirdiğimde bazı arkadaşlar diyor ki: "hani faiz artırılınca her şey iyi olacaktı?" Oysa hep söylediğim şey şuydu:  “Faiz tek başına bir ekonomiyi batırabilir ama tek başına bir ekonomiyi çıkaramaz. Yanında mutlaka yapısal reformlar da yapılmalı.” Bunu yazınca bu kez yapısal reformların ne olduğunu soranlar çıkıyor. Onlara da tek tek yanıt vermakten sıkıldığım için Yapısal Reformlar ve Türkiye başlıklı bir kitap yazdım: https://www.remzi.com.tr/kitap/yapisal-reformlar-ve-turkiye Türkiye gerçekten ilginç bir ülke, tam anlamıyla bir sosyal laboratuva...

Muhalefete Eleştiriler ve Öneriler

Bir ülkede enflasyon yüzde 90’ları zorluyorsa, risk primi 700’ün üzerindeyse, nüfusun yarıdan fazlası geçim derdindeyse, gelir dağılımı bozulmaya devam ediyorsa, demokrasi, hukukun üstünlüğü, eğitim kalitesi gibi sosyal ve siyasal göstergeler sürekli geriye gidiyorsa, o ülkede siyasal iktidarın oyunun hızla düşmesi, muhalefetin oyunun hızla artması gerekir. Ne var ki Türkiye’de böyle olmuyor. Siyasal iktidarın (AKP) belirli bir çekirdek seçmen kitlesi var. Bu kitle (yüzde 20 diyelim) gidiş ne yönde olursa olsun AKP’yi destekliyor. Ama bunun üstündeki seçmenler, muhalefetin çözüm getiremeyeceği görüşünde olduğu için aslında soruna neden olmuş olan AKP’yi destekliyor. Tuhaf bir durum var karşımızda: Ülkeyi yirmi yıldır AKP yönetiyor, ülkenin bugün geldiği aşamanın sorumlusu AKP, ama seçmenin yüzde kırkı ülkeyi AKP’nin düzlüğe çıkaracağına inanıyor. Böyle bir durumda muhalefetin şu soruyu yanıtlaması gerekiyor: “Biz ne yapıyoruz (ya da yapmıyoruz) da bu kadar yanlışına, hatasına, açığına ...

Nebukadnezar

Küçük bir kent devleti olan Babil’in Mezopotamya’da büyük bir krallık haline gelişi ünlü yasa koyucu kral Hammurabi (M.Ö. 1793 – 1750) zamanında oldu. Hammurabi öteki kentlerle yaptığı savaşları kazanarak hepsine egemen oldu ve Babil krallığını kurdu. Babil krallığının ortadoğuda bir süper güç olarak çıkışı ise kral II. Nebukadnezar (M.Ö. 605 – 562) zamanında oldu. II. Nebukadnezar, Med kralının kızı Prenses Amytis ile evlenerek Med krallığının gücünü de arkasına aldı ve rakiplerini dize getirerek Babil’i Mezopotamya’ya egemen kıldı. Med ülkesi yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya’nın dümdüz ve sıcak ortamı Amytis’i bunalıma sokunca Nebukadnezar, karısının sıla hasreti çekmemesi için Babil’in başkenti Ninova’da yapay dağlardan ve suların akacağı büyük teraslardan oluşan ve dünyanın yedi harikasından birisi olarak nitelenen Babil’in asma bahçelerini yaptırdı. Yunan coğrafyacı Strabon’un tanımlamasına göre bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içle...

TÜİK’in Açıkladığı Verilere Güveni Sağlamak İçin Bir Öneri

Resim
Son yıllarda TÜİK’in yayınladığı veriler her ortamda en çok tartışılan, eleştirilen konuların başında yer alır oldu. Çoğunluk TÜİK’in açıkladığı verilere inanmıyor. En fazla tartışılan verilen başında enflasyon verileri geliyor. Öyle ki ekonomiyle uğraşanlar bu verileri kullanmakta tereddüde kapılıyor. Türkiye’de tüketici fiyatlarını ölçen üç kurum var: TÜİK, İTO (İstanbul Ticaret Odası) ve ENAGrup. TÜİK, enflasyonu; her birinin, endekste yer alacağı ağırlığın her yıl yapılan Hane halkı Bütçe Anketleriyle belirlendiği 400’den fazla mal ve hizmeti kapsayan TÜFE endeksindeki değişime göre belirliyor. İTO İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi; İstanbul’daki fiyatlar temel alınarak hesaplanıyor. ENAGrup, TÜİK ile aynı temelde internet üzerinden derlediği fiyatlar üzerinden oluşturduğu endeks ile enflasyonu ölçüyor. Bu üç endekste Mayıs ayı itibarıyla 12 aylık değişim oranları şöyle: Görüleceği gibi üç kurum da farklı sonuçlara ulaşmış bulunuyor (bununla birlikte İTO’nun yalnız İstanbul’u...

Türkiye’nin Sorunlar Envanteri

“Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânını vermiyor” Ahmet Hamdi Tanpınar     Sorunlar Envanteri Çıkarmak Bugüne kadar hep yapısal reformları anlatmaya çalıştım. Bu sefer hedef olarak kabul ettiğimiz muasır medeniyetler (çağdaş uygarlıklar) düzeyine çıkmayı engelleyen sorunlarımızın neler olduğunu ortaya koymayı deneyeceğim. Bunlar aynı zamanda çağdaş dünyanın bize baktığında risk olarak nitelediği sorunlar. Bizim en ciddi sorunlarımızdan birisi çoğunu kendi başımıza yarattığımız sorunları, sorun olarak görmemek ya da onları birer sorun olarak kabul etmemek. Öyle olunca da sorunları azaltma ve çözme çabası içine girmiyoruz. Bırakın mevcutları çözmeyi her gün bu envantere yeni sorunlar ekliyoruz. Sonuçta sorun sayısı sürekli artıyor. Sorunları çözmek için önce başlıca sorunların neler olduğunu yazalım. Bu liste tam bir liste değil, buna eklemeler yapılabilir kuşkusuz.   Hukuk “Hukukun bittiği yerde diktatörlük başlar” John Locke   Hukukun he...

Reform Paketine İlişkin Görüş ve Önerilerim

Resim
Reform ve Program Kelime anlamı olarak yeniden biçimlendirme demek olan reform; asıl olarak 16. yüzyılda Rönesans’ın yarattığı aydınlanmanın etkisiyle, giderek yaygınlaşan yanlış kilise uygulamaları ve haksızlıkları karşısında Almanya’dan başlayarak Avrupa’ya yayılan ve kiliseyi dini uygulamada değişiklik yapmaya zorlayan harekete verilen isimdir. Bugün reform kelimesi bu dinsel anlamından çıkarak daha geniş bir çerçeveyi tanımlayacak bir çerçeveye oturmuştur. Günümüzde reform denilince; var olan sistemin eksik ya da yanlış olduğu düşünülen yönlerini değiştirmek, yeni bir statüye kavuşturmak için yapılan düzenlemeler anlaşılıyor. Günümüzde reformlar genellikle bir program çerçevesinde sunuluyor. Bu programlardan bazıları sosyal, bazıları siyasal bazıları da ekonomik reform programları biçiminde olabiliyor.

Türkiye İçin Yapısal Reformlar El Kitabı

Yapısal Değişim ve Yapısal Reform Yapısal reform deyimine farklı anlamlar veriliyor. Her şeyden önce yapısal reform bir yapısal değişimi, dönüşümü içeren bir kavram. O nedenle bu iki kavramı ele alarak başlayalım. Yapısal değişim; bir ekonomide tarımdan sanayiye ve oradan da hizmetler sektörüne geçişi ifade eden ve genellikle kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu. Toplumlar geliştikçe, kalkınma ilerledikçe tarımsal üretim ekonomideki ağırlığını kaybediyor ve onun yerine üretimin ağırlığı sanayiye ve hizmetlere kayıyor. Türkiye’de 1923 – 2019 arasında yaşanan yapısal değişimi (bazıları yapısal dönüşüm diye adlandırıyor) aşağıdaki tablo özetliyor (Kaynak: TÜİK: İstatistik Göstergeler 1923 – 2013 ve TÜİK Dönemsel GSYH Bültenleri.)

Yapısal Reformlar Kitabı

Herkese Göre Farklı Yapısal Reform Olmaz Yapısal reformlar son dönemde en çok kullanılan ifadelerden birisi oldu. Ekonomiyle ilgili ya da ilgisiz herkes yapısal reformlardan söz ediyor. Ne var ki herkes bu ifadeyi aynı anlamda kullanmıyor. Kimisine göre bir yasada yapılacak değişiklik yapısal reform anlamına geliyor, kimisine göre yasalardaki değişiklikler yetmiyor sistem değişikliği olması gerekiyor, kimisi yapısal reformu sadece ekonomiyle sınırlı tutuyor, kimisi siyasal ve sosyal alanları da kapsaması gerektiğini ileri sürüyor. İlk kez nasıl ve hangi çerçevede kullanıldı bilmiyorum ama bu ifadeyi yaygınlaştıran kurumlar IMF ve Dünya Bankası idi. Bu iki kurum bu ifadeyi ekonomik çerçeveyle sınırlı olarak kullandılar. Onu da piyasa sistemine geçiş, dalgalı kur uygulaması, vergiler ve harcamalar açısından kamu mali disiplininin sağlanması, sağlıklı ve denetlenebilir bir bankacılık sistemi kurulması, ödemeler dengesinin imkanlara göre yürütülmesi gibi konulara bağlayarak açıkladılar....

Gerçek Yapısal Reformlar Atatürk Devrimleridir

Resim
Yapısal reform mutlak monarşiyi cumhuriyete dönüştürebilmektir (1923.) Hilafetin kaldırılması (1924), şeri hukukun yerine medeni hukukun yürürlüğe konulması (1926), eğitimin dinsel temelden bilimsel yapıya dönüştürülmesidir (1924.) Çiftçiyi ezen aşarın kaldırılmasıdır (1925.) Dünyada pek az ülkede varken kadınlara erkeklerle eşit haklar verebilmektir (1926.) Uçak fabrikasını 1926 yılında kurabilmektir yapısal reform. Okullarda karma eğitime geçilmesi (1927), kendi dilinde konuşup yazabilmeyi sağlayan harf ve dil devrimlerinin yaşama geçirilmesidir (1928.) Yabancılara tanınan ayrıcalıkların kaldırılması (1926), ulusal merkez bankasının kurulmasıdır (1931.) Halkevlerinin açılmasıdır (1932.) Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesidir (1934). Laikliğin kabul edilmesidir yapısal reform (1937.)  Filanca kanunun falanca maddesinin değiştirilmesiyle yapısal reform yapılmaz. Belki iyi bir şey yapılmış olur ama her iyi şey yapısal reform değildir. Yapısal reform bir toplumun yapısı...

Yapısal Reformlar El Kitabı

Yapısal Değişim ve Yapısal Reform Yapısal reformlar dendiğinde iki farklı kavram ortaya çıkıyor: Yapısal değişim (structural change) ve yapısal reform (structural reform.) İkisi de bir yapısallık özelliği taşıdığı için birbirine benzer çağrışımlar yaratsa da aslında birbirinden oldukça farklı durumları tanımlıyorlar. Yapısal değişim, bir ekonomide tarımdan sanayiye ve oradan da hizmetler sektörüne geçişi ifade eden ve genellikle kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu. Toplumlar geliştikçe, kalkınma ilerledikçe tarımsal üretim ekonomideki ağırlığını kaybediyor ve onun yerine üretimin ağırlığı sanayiye ve hizmetlere kayıyor. Türkiye’de 1968 – 2016 arasında yaşanan yapısal değişimi (bazıları yapısal dönüşüm diye adlandırıyor) aşağıdaki tablo özetliyor.

Yapısal Reformlar İçin Somut Örnekler

Yapısal reformlar üzerine birçok yazı yazdım. Bir bölümünde somut öneriler de sıraladım. Ama hala soruluyor bu soru. Ve hep somut örnek isteniyor benden. Ben de size yapısal reformların en somut örneklerini, Atatürk döneminde (1923 – 1938) Türkiye Cumhuriyetinde yapılan yapısal reformlardan örnekler sunmaya karar verdim.  

Kimse Kusura Bakmasın Ama Bunlar Yapısal Reform Değil

Hükümet, Eylem Planını açıkladı. Kimileri için bu plan bir yapısal reform paketi anlamına gelebilir ama benim anlayışım çerçevesinde bu bir yapısal reform paketi değil. Bana sorarsanız bu bir çeşit yapılacak işler listesi. Her şeyden önce yapısal reform dediğimiz çerçevede en önemli 5 – 10 konu yer alır. Yüzlerce konuda yapısal reform olmaz. Sonra yapısal reform konuları bir takvime bağlanır. Takvim, öyle konuları haftalık, aylık, 3 aylık vb olarak gruplandırmakla olmaz. Yapısal reformların ayrıntılarıyla ortaya konulması ve oradaki her bir ayrıntının hangi gün başlayacağı, hangi aşamalardan hangi zamanlarda geçeceği ve sonunda hangi gün amacına ulaşacağı biçiminde bir takvim yapılması gerekir. İşin ciddiyeti ve beklentiye olumlu yön verilmesi için bu şarttır.