Yayınlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Merkez Bankası Müdahaleleri

Resim
Merkez Bankası Niçin Faize Dokunmadı? Geçtiğimiz hafta içinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplandı ve piyasanın da beklediği gibi faizleri (haftalık repo faizi ve gecelik borç verme ve borçlanma faizleri), zorunlu karşılıkları, rezerv opsiyon katsayılarını mevcut haliyle bırakmaya karar verdi. Bence iki nedenle doğru bir karardı: (1) Her ne kadar çekirdek enflasyonda (I Endeksi) bir düşüş eğilimi başlamış görünse de manşet enflasyonda (TÜFE) hala yükselme eğilimi görülüyor. Geçen yılın Eylül ve Ekim ayındaki yüksek enflasyonların devreden çıkacak olmasının yaratacağı geçici bir düşüş (baz etkisi) olabilirse de enflasyonun yönü yukarı görünüyor. (2) Başta Dolar olmak üzere kurlar yüksek seyrediyor, yani TL değer kaybediyor.

Gelir Artışı İllüzyonu

Sürekli tekrarlanan bir cümle var: “Cumhuriyet dönemi boyunca ne GSYH’mızda ne de kişi başına düşen gelirimizde son 11 yıldaki kadar önemli artışların sağlandığı bir dönem daha yok.” İlk bakışta doğru bir cümle gibi görünüyor. Ne var ki ilk bakışlar her zaman gerçeği görmemize yetmez. Bazen ilk bakışta görünenlerin arkasında gerçekte farklı şeyler olabilir. 

Reform İllüzyonu

İllüzyon ya da yanılsama, gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Algılama sırasında oluşan yanılsamalar bazen kendiliğinden ortaya çıkar. Bazen de birisinin yarattığı illüzyonlar algılamamızı etkileyebilir.

Merkez Bankası Faizi Hızla İndirse

Merkez Bankası’nın haftalık repo faizini (politika faizi) yüzde 4,50’den yüzde 10’a çıkarması sonrasında bir söylem gelişti. Bu söylem, Merkez Bankası’nın bu faizi derhal yeniden eski düzeyine indirmesine yönelik bir söylem. Bu sadece siyasetçiler ve konuya uzak vatandaşlar arasında kalmış bir söylem olsaydı fazla üstelemeden geçip gidiyordum. Ama son zamanlarda bu söylem ekonomi öğrencilerini, derken doktora öğrencilerini ve giderek meslekten iktisatçıları da etkisi altına almaya başladı. Bazı iktisatçılar “ne olacak yani düşürsek?” demeye başladılar. Önce şaka mı yapıyorlar diye bakıyordum ama bakarken fark ettim ki ciddiler. O zaman iş değişti. Bu işi bir kez daha bıkmadan usanmadan anlatmak gerekir diye düşündüm.   Önce eldeki konuyla ilgili verilere bir göz atalım: (1) 12 aylık enflasyon yüzde 9,54. (2) TCMB Beklenti Anketi sonuçlarına göre 2014 sonu enflasyon beklentisi yüzde 8,89, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 7,44. (3) 2014 için tahminlere göre yatırımların

Gelir Dağılımında Son Durumumuz

Resim
Gelir dağılımı araştırmaları, bir ekonomide yaratılan gelirin nasıl paylaşıldığını analiz etmek amacıyla birkaç şekilde yapılıyor. En çok kullanılanları kişisel gelir dağılımı analizi ve fonksiyonel gelir dağılımı analizi. Bir ekonomide yaratılan gelirin, o ekonomideki kişiler arasında ne şekilde dağıldığını ortaya koyan değerlendirmeye kişisel gelir dağılımı analizi deniyor. Gelir dağılımı analizleri fonksiyonel olarak yapıldığında; ücret, faiz, rant, kar gibi üretim faktörlerinin yaratılan gelirden ne kadar pay aldığını ölçmek mümkün olabiliyor. Toplumun daha çok ilgisini çeken konu kişisel gelir dağılımı.

Fiyat Yoksa İşlem de Yok

Resim
Geçtiğimiz bayram tatilini fırsat bilerek katıldığımız Cebelitarık’ın iki yakasını (Endülüs/İspanya ve Fas) kapsayan yurtdışı turunun son halkasında Marakeş’e gelmiştik. Marakeş’te şehir turu sırasında gezdiğimiz bir pazarda eşim bir tezgahın üzerinde asılı duran çok renkli Marakeş işi bir şalvarı beğendi. Bana fikrimi sordu ben de beğendiğimi söyledim. O sırada satıcı bize bakınca eşim sordu: “Bu ne kadar?” satıcı: “Siz ne kadar verirsiniz?” diye karşı bir soru sordu. Eşim şaşırdı, bir süre sessiz kaldı. Alışmadığı bir cevap – soruydu bu. Sonra toparlandı ve şöyle dedi: “Satıcı sizsiniz siz bir fiyat söyleyeceksiniz, ben de fiyatı uygunsa alacağım” dedi. Satıcı da, “Alıcı sizsiniz, siz bir fiyat söyleyin ben de satıp satmamaya karar vereyim” dedi. Eşim; “O zaman size hayırlı işler, fiyatı belli olmayan bir malı alacak halim yok” dedi ve yürüdü. Satıcı arkasından bağırdı: “Konuşup, anlaşırdık” dedi ama eşim aldırmadı uzaklaşıp gittik. Böylece satışa konulan bir malın fiyatı belirlenem

Türkiye Ekonomisinin Bugünkü Sorunları

I. İki farklı dönem Türkiye ekonomisi 2003 ile 2014 arasında AKP tarafından yönetildi ve yönetilmeye devam ediyor. Türkiye ekonomisinin bugünkü sorunlarını teşhis edebilmek için bu 13 yıllık dönemi ikiye ayırarak incelemek doğru olacak: 2003 ile 2012 yılları arasındaki 10 yıllık birinci dönem ve 2013 sonrasında şimdilik 2 yılı geride kalan ikinci dönem. Bu ikinci dönemin ilkinden ciddi farklılıkları var ve bu farklar Türkiye ekonomisinin bugünkü sorunlarını oluşturuyor.

Son Çeyreğe Girerken Ekonomi

2014 yılının son çeyreğine giriyoruz. 2014 yılı başlangıçta umulduğu gibi düzelmenin başlayacağı bir yıl olmadı. Tam tersine durum daha kötüye gitti. Birçok şeyin daha da bozulduğu, zor ve sıkıntılı bir 9 ayı geride bırakıyoruz. Son çeyrekte bir mucize olmayacağına göre bu yıl geçen yıldan daha kötü bitecek. Sadece Türkiye için değil birçok ekonomi için.

İİBF Sorunu

Son yıllarda Türkiye’nin önemli sorunları arasına üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler fakültelerini (İİBF) bitirenlerin iş bulamamaları sorunu da girdi. Her gün çeşitli forumlarda ve özellikle de sanal alemde pek çok kişi tarafından dile getiriliyor bu sorun. Önce sorunu tanımlayalım sonra çözüm önerilerimizi sıralamaya çalışalım.

Kısır Döngü Ekonomisi

Resim
Her gün aynı şeyleri konuşuyoruz. Faizi indirmek mi gerekir artırmak mı? Enflasyon mu faizin nedeni yoksa faiz mi enflasyonun sonucu? Doların yükselmesi mi tehlikeli Euronun yükselmesi mi? Fed ne zaman faiz artıracak? Bize etkisi nasıl olacak? Başka konu yok. Varsa faiz, yoksa kurlar.

Büyüme Düştü, Merkez Yandı

II. Çeyrek büyümesi beklentilerin (genel olarak yüzde 2,8 dolayındaydı) oldukça altında yüzde 2,1 olarak açıklandı. Geçen yılın ikinci çeyrek büyümesi yüzde 4,6 idi. Bu yılın ikinci çeyreğinde büyüme geçen yılın ikinci çeyreğine göre 2,5 puanlık bir düşüş göstermiş oldu.

Eğitim Şart

Geçtiğimiz günlerde iki önemli rapor yayınlandı. İlki Dünya Ekonomik Forumu’nun 2013 – 2014 Küresel Rekabet Raporu, ikincisi de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı örgütünün (UNDP) yayınladığı 2014 İnsani Gelişmişlik Raporu. Küresel Rekabette Yerimiz 2013 – 2014 Küresel Rekabet Raporu’nda karşılaştırmaya alınan ülke sayısı 148. Sıralama en iyiden en kötüye doğru yapılıyor. Buna göre örneğin küresel rekabette Türkiye’nin yeri 148 ülke arasında 45. sırada dediğimizde, bu, bizden iyi durumda 44 ülke, bizden kötü durumda 103 ülke bulunduğunu gösteriyor. . Aşağıda 2014 yılına ilişkin küresel rekabet endeksinin ayrıntı göstergelerinden seçtiğim bazı göstergelere önceki yılların sonuçlarıyla karşılaştırmalı olarak yer veriyorum. Gösterge 2012 2013 2014 Küresel rekabet endeksi 43 44 45 İç tasarruflar / GSYH 115 99 117 Enflasyon 93 125

Türkiye'nin Risk Primi Rusya ile Yarışıyor

Resim
Aşağıdaki tablo’da 22 Mayıs 2013’de Fed’in tahvil alımını azaltacağını açıklamasından sonra kırılgan ekonomiler olarak kabul edilen ülkelerin risk derecelerini temsil eden CDS primlerinde yaşanan gelişmeleri ay sonları itibariyle gösteriliyor. Tarih Türkiye Brezilya Endonezya G. Afrika Rusya 22.5.2013 118 130 140 169 136 31.5.2013 131 146 162 191 155 28.6.2013 191 185 207 216 195 31.7.2013 205 191 208 222 186 29.8.2013 240 203 282 240 200 30.9.2013 214 173 220 197 172 31.10.2013 185 166 193 185 161 28.11.2013 207 205 236 211 171 31.12.2013 245 194 237 204 165 31.1.2014 270 206 233 233 203 28.2.2014 230 172