Yayınlar

Mayıs, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Seçime Bir Hafta Kala Finansal Piyasaların Görünümü

Resim
Seçime bir hafta kala başlıca finansal piyasalarda yılbaşından bugüne kadar yaşanan gelişmelere hızlıca bir göz atalım. Bu yazıda yer alan bütün değerler gün sonları itibariyle oluşmuş değerlerdir. Gün içinde daha yüksek (ya da düşük) değerler oluşmuş olabilir. Borsa Yıla 85.584 değeriyle başlayan BIST 100 endeksi seçim haftasına kadar inişli çıkışlı bir seyir izledi. 13 Mart’ta en düşük değer olan 76.642 ile günü tamamladıktan sonra yeniden çıkışa geçti. Aşağıdaki grafikte kırmızı kesik çizgi yılbaşındaki değeri gösteriyor. Seçim haftasına girerken BIST 100 endeksi yılbaşına göre yüzde 3 değer kaybına uğramış görünüyor.

Sıfır Enflasyon Sıfır Faiz

İdeal enflasyon ve faiz oranı her zaman merak konusu olmuştur. Kimilerine göre her ikisinin de sıfır olduğu durum ideal durumdur. Ben o kanıda değilim. Sıfır enflasyon ve sıfır reel faiz insanları harcama yapmaktan alıkoyan bir durumdur. Gelecek yıl fiyatının aynı kalacağını bildiğiniz bir şeyi almakta acele etmezsiniz. Hele faizler de sıfırsa o zaman kredi kullanıp da o malı almanıza gerek yoktur. Bir sonraki yıl da yine sıfır faizle o krediyi alıp geçen yılki fiyattan aynı malı alabilirsiniz. Bu durumda hiç kimse harcama konusunda acele etmez. Öyle olunca da tüketim azalır, talep düşer.

Sağ, Sol, Kapitalizm, Sosyalizm, Demokrasi ve Eğitim

Günümüz dünyasında sağ ve sol ayrımı asıl olarak ekonomik yaklaşım farkından doğar. Ekonomik yaklaşım da temelde üretim araçlarının mülkiyetinin kime ait olacağına ilişkin kabulden yola çıkar. Sağ ekonomik düşünce (buna genelleme yaparak kapitalizm diyelim) üretim araçlarının mülkiyetinin özel kesimin elinde, sol ekonomik düşünce (buna da genelleme yaparak sosyalizm diyelim) üretim araçlarının mülkiyetinin kamu kesiminin elinde olmasını savunur.

Borsa ve Faiz İlişkisi

Resim
Tasarrufların yönleneceği yerler arasında hisse senedi ile tahvil ve mevduat birbirine rakip iki seçenektir. Hisse senedi seçeneği iki kazanç (ya da kayıp) sunar: (1) Temettü geliri (kâr payı), (2) Hisse senedinin değerinde artış (ya da azalış.) Buna karşılık tahvil veya mevduatın tek bir kazancı vardı: Faiz. Nominal (görünürdeki) faize bakılırsa tahvil ve mevduat hiçbir zaman kaybettirmezmiş gibi görünür. Ama eğer enflasyon nominal faizden yüksek gerçekleşmişse o zaman reel faiz negatife döner ve ortaya bir kayıp çıkar. Dolayısıyla tahvil ve mevduat görünüşte daima kazandırırmış gibi görünse de bazen reel kayıpla karşılaşabilir.   Hisse senedi ile tahvil ve mevduatın birbiriyle rekabeti iki unsura bağlı olarak gelişir: (1) tasarruf sahiplerinin tercihleri, (2) Getirinin üstünlüğü. Bazı tasarruf sahipleri getiriden çok getirinin sabit ve güvenilir olmasıyla ilgilidir. Sabit ve güvenilir getiri elde etmeyi tercih edenler tahvil veya mevduata yatırım yaparlar. Bu araçlardan elde edi

TL'nin Hızlı Değer Kazanmasının Gizemi

Doların değer kaybetmeye başlamasının nedeninin ABD ekonomisinde son dönemde ortaya çıkan olumsuz gelişmeler olduğunu bir önceki yazımda açıklamıştım. ABD ekonomisine ilişkin veriler güçlü geldiğinde Fed’in faiz artırımı da gündemde ilk sıraya yükseliyor ve Dolar, öteki paralara karşı güçleniyor. ABD ekonomisine ilişkin veriler zayıfladığında Fed’in faiz artırımı gündemden uzaklaşıyor ve Dolar öteki paralara karşı güç kaybediyor. ABD ekonomisi, kriz sonrası toparlanma yönünde çizdiği performansı bu yılın ilk 4 ayında tekrarlayamayınca Dolar zayıflamaya başladı. Geçtiğimiz hafta gelen veriler bu zayıf performansın devam ettiğini ortaya koyunca piyasa, Fed’in faiz artırımından giderek uzaklaştığı izlenimi edindi ve Doların, öteki para birimlerine karşı zayıflaması hızlandı.  

Dolar Niçin Düşüyor?

Resim
Dolar Endeksi ve Doların 6 Önemli Paraya Karşı Gelişimi ABD Dolar Endeksi, Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen bir endekstir. DXY kısaltmasıyla ifade edilir. Mart 1973'te Bretton Wood's sisteminin kaldırılmasından kısa bir süre sonra 1973 = 100 endeks değeri baz alınarak hesaplanmaya başlamıştır. Söz konusu 6 para birimi endekste şu ağırlıklarla yer alır: Euro % 57,6 Japon Yeni % 13,6, İngiliz Sterlini % 11,9, Kanada Doları % 9,1, İsveç Kronu % 4,2 ve İsviçre Frangı % 3,6.

Euro Düşünce Cari Açık Arttı

Resim
Yılın ilk 4 ayında ihracatta yüzde 8,1 oranında düşüş oldu. Bu düşüş ilk üç ayda yüzde 6,8 idi (Kaynak: TİM verileri: http://www.tim.org.tr/tr/ihracat-ihracat-rakamlari-tablolar.html .) İlk 3 ayda ihracat verilerinde ortaya çıkan gerileme cari açık açısından alarm zillerinin yeniden çalmasına yol açan gelişme idi. Her ne kadar ithalatta gerileme sürse de ihracatta ortaya çıkan gerilemenin bu düzelmeyi bir süre sonra terse çevireceğini tahmin ediyorduk. Biraz gecikmeli de olsa bu beklentimiz Mart ayı ödemeler dengesi verileri açıklandığında gerçekleşti ve cari açık yeniden artışa geçti.

Ekonomi Politikasıyla İlgili Faizler

Resim
Aşağıda önce tablolar halinde ekonomi politikasıyla faizlerin tanımlayacak sonra da bunların 8 Mayıs 2015 itibariyle geçerli oranlarını, sonra da bu faizlerin dayanaklarını ve kurum ve kişiler arasındaki ilişkilerdeki yerlerini şematize ederek sunacağım.                     MERKEZ  BANKASI Gecelik Fonlama Faizi MB’nin her gece bankalardan aldığı borç veya onlara verdiği borç karşılığında uyguladığı faiz oranları.   Politika Faizi MB’nin haftalık repo ihalesi açarak bankalara verdiği borca uyguladığı faiz oranı. Reeskont Faizi Bankaların ellerindeki iskonto edilmiş senetleri MB’ye devrettiklerinde MB’nin uyguladığı faiz. Geç Likidite Penceresi Fonlama Faizi Bankaların saat 16’dan 17’ye kadar borçlanmak için MB’ye gitmesi halinde MB’nin uyguladığı faiz.

Patates Fiyatları Artarken Giffen Paradoksunu Hatırlamak

Son dönemde patates fiyatlarındaki artış, gündemi işgal eder oldu. Nisan ayında manşet enflasyonda patates fiyatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29’a yakın artış gösterdi. Aşağıdaki tablo İstanbul halinde patates fiyatlarının son dört yılda Mayıs ayının ilk haftasında hangi aralıkta olduğu gösteriyor ( http://www.halfiyatlari.org/Ana-Sayfa.html ) Tarih Fiyat (TL / Kg) 2012 Mayıs 2,00 – 3,00 2013 Mayıs 1,50 – 2,00 2014 Mayıs 2,50 – 3,00 2015 Mayıs 3,00 – 5,00 Tabloya göre Hal Yasası 2012’de çıktıktan sonra patates fiyatlarında düşüş olmuş ama sonra yeniden artış başlamış görünüyor. En ciddi artış 2015 yılının ilk 4 ayında ortaya çıkmış. İşte bu meseleye kafa yorarken aklıma Giffen Paradoksu geldi.

Piyasalar ve Karışık Sinyaller

Resim
Önce piyasadaki gelişmelere bir bakalım 2015 yılının inişli çıkışlı bir yıl olacağını söyleyip durduk. Türkiye ekonomisi ilk 4 ay bu söylediğimize paralel bir gelişme çizgisi izledi. Bu iniş ve çıkışlar sırasında bazen doğru bildiğimiz ilişkilerin bir birinden koptuğunu gördük. Örneğin faizin yükseldiği bir ortamda borsa endeksinin düşeceği gibi bir beklentimiz var. Bunun nedeni hisse senedi ve tahvilin plasman aracı olarak birbirlerine rakip olmaları. Genel olarak baktığımızda faiz yükselişe geçerse yatırımcı borsadan çıkıp tahvile geçmeyi, hisse senedi fiyatları yükselişe faizler düşüşe geçmişse yatırımcı tahvilden çıkıp borsaya yatırım yapmayı tercih ediyor. Ne var ki son dönemde Türkiye’de olaylar böyle gelişmiyor. Bir bakıyorsunuz faiz yükselirken borsaya girişler de artmış ve borsa endeksi yükselmiş.  

Kurlar Arttığı Halde İhracat Niçin Düştü

Sokak bilgisi: TL, yabancı paralara karşı değer kaybederse (yani kurlar artarsa) ihracat artar. Ekonomi bilgisi: TL, yabancı paralara karşı değer kaybederse ihracat artabilir. Bunun bazı koşulları vardır. İhracat yapılan ekonomilerin ekonomik durumunun kötüye gitmemesi ve ihraç ettiğimiz malların, ithalatçı ekonomiler açısından talep esnekliğinin yüksek olmaması bu koşulların en önemlileri arasındadır (ayrıntıyı merak ediyorsanız Marshall – Lerner koşulu için yazının sonundaki nota bakınız.)

İktidar Partisinin Oy Oranı ile Ekonominin Büyüme Oranı Arasındaki İlişki Üzerine Bir Deneme

Resim
Yapılan anketlere verilen yanıtlar, Türk insanının seçimlerde oy kullanırken daha çok ekonomik koşulları dikkate alarak tavır belirlediğini gösteriyor. Bir ekonomide büyüme oranının; talep, satış, işsizlik oranı, enflasyon gibi toplumun refahını en fazla etkileyen ekonomik göstergelerdeki değişimlerin tümünü topluca temsil eden gösterge olduğu kanısındayım. Yani büyüme oranı bir ekonominin performansını ölçmenin en basit göstergesi olarak alınabilecek bir gösterge. Buradan hareketle büyüme oranındaki değişimin iktidarın oy oranı için bir ipucu olduğu kanısını taşıyorum. Bu hipotezimin test sonuçlarını daha önceki seçimlerden sonra da birkaç kez yayınlamıştım. Bu kez hipotezimin öngörülerini seçimden önce yayınlayarak aynı zamanda bir tahmin olarak da ilginize sunmuş oluyorum.