Yayınlar

Eylül, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bütçe Finansmanında Tuhaflıklar

Bütçe dengesi konu olduğunda karşımıza iki tür denge çıkar: (1) Bütçe dengesi, (2) Nakit dengesi. Bütçe dengesi bütçe gelirlerinden bütçe giderleri düşülerek bulunur. Gelirler giderlerden küçükse bütçe açığı ortaya çıkar. Bütçe dengesinde bütçe gelirleri tahsilat esasına yani kasaya giren para esas alınarak, bütçe giderleri ise tahakkuk esasına yani ödeme yapılmamış olsa bile gider kararına göre yazılır. Bütçe dengesinden henüz ödenemediği için emanete alınan paralar ile avans olarak ödendiği halde henüz bütçeye gider yazılmamış olan paraların düşülmesi (eklenmesi) ile nakit dengesine ulaşılır. Uzun dönemde bu iki denge birbirine eşitlense de anlık ölçümlerde farklı çıkabilir. Hazine’yi ilgilendiren nakit dengesidir. Çünkü finanse etmesi gereken miktar nakit gelir – gider farkıdır.

Vergilere Neler Oluyor?

Resim
Buraya Nasıl Geldik? Son 2 yıla gelinceye kadar para politikasının bazen gevşek bazen sıkı uygulamalarına karşılık maliye politikası, mali disipline uygun şekilde yürütülüyordu. Bazı yıllarda sorunlar bir seferlik gelirlerle çözülse bile maliye politikasının fazlaca eleştirilecek bir yanı yoktu. Bu görünüm 2015 yılının Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesiyle birlikte bozulmaya başladı. 2016 yılının Temmuz ayında yaşanan darbe girişiminin ekonomik faaliyetlerde yarattığı daralma ekonomide sıkıntıları doruğa çıkardı. Ardından referandum gündeme geldi. Bu kez kamu harcamaları önceki seçimlerle kıyaslanmayacak hızla artmaya başladı.   2016 yılı Ekim ayında hazırlanan ‘Orta Vadeli Program 2017 – 2019’daki tahminlerle yeni açıklanan ‘Orta Vadeli Program 2018 – 2020’deki 2017 gerçekleşme tahminlerini aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak sunuyorum. 2017 Tahmin 2017 Gerçekleşme Tahmini Fark (%) Giderler 645,1 673,7 4,4    Faiz

Orta Vadeli Programın Eleştirisi

2018 – 2020 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. OVP’de yer alan 2016 yılı için kesin, 2017 yılı için gerçekleşme tahmini ve 2018 – 2020 yılları için program tahmini olan bu verileri ekte bir tablo halinde sunuyorum. Açıklanan sayısal verileri içsel tutarsızlıkları ve genel çelişkileri itibariyle ele alıp değerlendirelim.   Büyüme Oranı: GSYH büyümesi 2017 yılı dâhil olmak üzere 4 yıl için yüzde 5,5 olarak tahmin edilmiş bulunuyor. Bütün yılların yüzde 5,5 olarak tahmin edilmesi bende önce büyüme oranının esas alındığı ve sonra diğer tahminlerin bu büyüme oranlarına göre ayarlandığı izlenimi yarattı. Yani diğer verilere dayalı olarak büyüme oranı hesaplanacak yerde sanki önce büyüme oranı ne olsun sorusu sorulmuş sonra bunun her yıl için yüzde 5,5 olması benimsenmiş ve diğer tahminler buna uydurulmuş gibi duruyor. Aksi takdirde yani büyüme oranının bir kalıntı (residual) olarak hesaplanması söz konusu olsaydı herhalde 4 yılın büyüme oranı milimetrik olarak aynı

Dışsal Artı Ekonomiden Dışsal Eksi Ekonomiye

Resim
Artısı ve eksisiyle dışsal ekonomiler Bir ekonomik birimin bazı faaliyetleri sonucunda bir başka ekonomik birime, herhangi bir karşılık söz konusu olmaksızın ekonomik bir fayda sağlaması ya da maliyet yüklemesine dışsal ekonomik etki deniyor. Tanımdan görüleceği gibi dışsal ekonomik etki iki şekilde ortaya çıkabilir. Eğer bu tür bir faaliyet, başka ekonomik birimlere yararlı etkiler yaratmışsa dışsal artı ekonomi, tersine bu faaliyet başka ekonomik birimlere zarar getirmişse dışsal eksi ekonomi olarak adlandırılıyor. Fabrikasının yakınından otoyol geçmesi halinde ürettiği malı pazara çok daha kolay ve düşük maliyetle nakledebilecek duruma gelen şirketin maliyetlerindeki düşüş dışsal artı ekonominin örneğidir. Bir fabrikanın nehre bıraktığı atıklar o nehrin suyunu tarlalarını sulamada kullanan komşu çiftliğin daha pahalı olan şebeke suyunu kullanmak zorunda kalması sonucunu yaratmışsa buradaki maliyet artışı da dışsal eksi ekonominin örneğidir.   Fabrikanın atıklarıyla nehri kirl

Türkiye'de Dışlama ve Yer Açma Etkisi

Resim
Teorik açıklama Kamu kesiminin borç verilebilir fonlar piyasasına sunulan kaynaklara aşırı biçimde talepte bulunmak suretiyle özel kesimin bu kaynaklardan yeterince yararlanmasına engel olmasına ‘dışlama etkisi’ (İngilizcesi crowding out effect) deniyor. Kamu kesimi yarattığı bu aşırı taleple özel kesimin kendisiyle rekabet etmesini önlemiş, özel kesimi piyasadan dışarı itmiş oluyor. Kamu kesiminin borç verilebilir fonlar piyasasında aşırı talepte bulunması halinde bile borç verenlerce özel kesime tercih etmelerinin başlıca 2 nedeni var: (1) Kamu kesiminin riski daha düşük olduğu için, ya da bu yolda bir genel kabul olduğu için, borç verenler kamu kesimine borç vermeyi daha fazla tercih ediyor. (2) Kamu kesimi faizin düzeyini yani borçlanmanın maliyetini özel kesim kadar önemsemiyor. Dolayısıyla alacağı borç için daha yüksek faiz önerebiliyor.  Kamu kesiminin borç verilebilir fonlar piyasasına sunulan kaynaklara olan talebini azaltması sonucu özel kesimin bu kaynaklardan daha fa

Niceliksel Genişlemeden Niceliksel Sıkılaştırmaya

Küresel kriz çıktıktan sonra uygulamaya sokulan ekonomik önlemler, geçmişte yaşanan benzer olaylarda geliştirilen ekonomik önlemlere ilk bakışta benzese de bazı farklar taşıyordu. Mesela 1929 Büyük Depresyonu’nda uygulamaya sokulan ekonomi politikası, tıpkı küresel krizde uygulamaya sokulan ekonomi politikası gibi genişlemeci bir politikaydı. İkisi de sonuçta piyasadaki para miktarını (likiditeyi) artırarak ekonomiyi canlandırmayı hedef alıyordu. Ne var ki ikisi arasında ciddi bir fark var: 1929’da uygulanan genişlemeci ekonomi politikası maliye politikasına dayanıyor, kamu harcamalarının artırılıp, vergilerin düşürülmesini esas alıyordu. Oysa küresel krizde uygulanan ekonomi politikası parasal politikayı esas alıyor ve piyasadan tahvil alıp karşılığında borçlu kurumlar (Hazine ve mortgage kuruluşları) adına erken ödeme yapılmasına dayanıyor. Küresel krizde ilk kez ABD Merkez Bankası Fed’in uygulamaya başladığı piyasadan vadesi gelmemiş tahvilleri alıp karşılığında para verme ve

Fed Ne Dedi?

ABD Merkez Bankası Fed’in Açık Piyasa İşlemleri Komitesi (FOMC) bütün dünyanın beklediği Eylül ayı toplantısı sonrasında yapılan değerlendirmeleri, alınan kararları ve üyelerin tahminlerini açıkladı. Bu açıklamayı uzun uzun tekrarlamanın anlamı yok. Meraklısı Fed’in web sitesinden bunun ayrıntılarını inceleyebilir. Toplantıda yapılan değerlendirmeler ve alınan kararları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: Fed Açık Piyasa İşlemleri Komitesi toplantısından çıkan görüşler, kararlar (1)    Faiz (Fed’s Fund Rate) 1,00 – 1,25 arasında kalmaya devam ediyor. (2)    Yılsonuna kadar bir kez daha faiz artırımı eğilimi ciddi ağırlık kazandı. (3)    Enflasyon şimdilik düşük seyrediyor, hedefe (yüzde 2) 2019’da varması bekleniyor. (4)    Büyüme, beklentilere paralel seyrediyor. (5)    İstihdam ciddi toparlanma sergiliyor. (6)    Bilanço küçültme operasyonu gelecek ay başlayacak. Fed Açık Piyasa İşlemleri Komitesi üyelerinin ekonomik göstergelere ve gelişmelere ilişkin ortalama tahm

Gelir Dağılımı Bozulmaya Devam Ediyor

Kişisel Gelir Dağılımı Türkiye’de gelir dağılımı araştırması, gelir ve yaşam koşulları araştırması adı altında TÜİK tarafından ve yıllık bazda yapılıyor. TÜİK bu araştırmayı yaparken örnekleme yöntemini kullanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün yerleşim yerlerini ve tüm hane halklarını kapsama alıyor.  Aşağıdaki tablo Türkiye’de gelir dağılımını (Gini katsayısı bazında) 2002 yılından bu yana göstermektedir. 2002 ile 2005 yılları arasında katsayının ölçümü farklı bir anket olan Hanehalkı Bütçe Araştırması anketi sonuçlarına göre yapılıyordu. O nedenle bu tabloya bunları da almakla birlikte yöntem farklılıkları nedeniyle 2002 – 2005 yılları sonuçlarıyla 2006 – 2016 yılları sonuçları arasında bire bir kıyaslama yapılamayacağını vurgulamak isterim. Tabloda son sütunda yer alan P80/P20 oranları; gelirden en fazla pay alan yüzde 20’lik grubun geliriyle en düşük pay alan yüzde 20’lik grubun geliri arasında kaç kat fark olduğunu gösteriyor.

Nutuk'u Bir Kez Daha Okurken

Nutuk’u geçmişte birkaç kez okudum. Şimdi bir kez daha okurken üç konu dikkatimi çekti. Bunları paylaşmak isterim. Atatürk, telgraf sistemini adeta internet gibi kullanmış. [i] 1920’lerde elektriğin Osmanlı’da her yerde olmadığı, olan elektriğin sürekliliğinin pek sağlanamadığı, Mors alfabesinin okunup yazıya dökülmesinin belirli bir süre aldığı gerçekleri göz önünde tutulursa bunun hiç de kolay bir iş olmadığı anlaşılacaktır. Buna karşın Nutuk, neredeyse yarısına yakın bölümü itibariyle telgrafla yapılan yazışmalara dayanıyor. Bu da gösteriyor ki Atatürk, milli mücadelenin önemli bir bölümünü sürekli olarak telgraf başında örgütleme faaliyetleri, ikna çabaları, zaman zaman tehdit girişimleriyle geçirmiş. Telgrafı günümüzün e-postası, whatsapp’ı gibi kullanarak, İstanbul’dan, hükümetin ne yaptığından, düşman kuvvetlerinin nerede olduğundan sürekli bilgi sahibi olmuş.  

Merkez Bankası ve Sıkı Para Politikası

Mevcut görünüm Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Eylül ayı toplantısında faiz oranlarını değiştirmeme kararı aldı. Buna göre Merkez Bankası faizlerinde son durum şöyle: Faize Konu İşlem Faiz Oranı (%) İşlem İçeriği Gecelik borç verme (marjinal faiz oranı) 9,25 TCMB’nin kaynak ihtiyacı olan bankalara gecelik vadeyle borç vermesi Gecelik borç alma 7,25 Bankaların ellerindeki fazla parayı TCMB’ye gecelik vadeyle borç vermesi Bir hafta vadeli repo ihalesiyle borç verme 8,00 TCMB’nin bankalardan tahvil, senet alarak karşılığında haftalık vadeyle borç vermesi Geç Likidite penceresi borç alma 0,00 Saat 16.00–17.00 arasında bankaların TCMB’ye ellerindeki fazla  parayı gecelik vadeyle borç vermesi Geç Likidite penceresi  borç verme 12,25 Saat 16.00–17.00 arasında bankaların TCMB’den gecelik vadeyle borç alması Merkez Bankası, Ocak ayının ortalarından itibaren

Yoksullaştıran Büyüme

Resim
2017 yılının ikinci çeyrek büyüme oranı açıklandı. Onunla kalmadı 1. Çeyrek ve 2016 yılı büyümesi de revize edildi ve oranlar yükseldi. Büyüme üzerine birçok yorum yapıldı, yazı yazıldı, tartışmaya girişildi. Bunlara tekrarlamaya girişmeyeceğim. Ben, büyüme konusunda dikkatlerden kaçmış ya da yeterince dikkat edilmemiş bazı konulara değineceğim. TL bazında büyüsek de Dolar bazında küçüldük GSYH büyümesi ikinci çeyrek için yüzde 5,1 olarak açıklandı. TÜİK ilk çeyrek büyüme verisini de revize ederek 5’den 5,2’ye yükseltti. Böylece yılın ilk yarısında büyümemiz kabaca yüzde 5,2 (5,15) oldu. Şimdi meseleye bir de uluslararası karşılaştırmalarda kullanıldığı gibi Dolar hesabıyla bakalım. 2016 yılının ilk iki çeyreğinin toplam GSYH’si değer olarak 409,0 milyar Dolar ediyordu. Bu yılın ilk iki çeyrek GSYH’Si toplamı ise 380,7 milyar Dolar ediyor. Demek ki GSYH 2017 yılının ilk yarısında Dolar bazında 2016 yılının ilk yarısına göre 28,3 milyar Dolar (ya da yüzde 6,9) küçülmüş. Bir başka

Türkiye Sıcak Parayı Nasıl Çekiyor?

Türkiye’ye ihracat gelirleri, turizm gelirleri gibi kanallarla giren dövizler dışındaki döviz girişleri nereden kaynaklanıyor? Bu sorunun yanıtı doğrudan yabancı sermaye girişleri ve portföy yatırımı girişleri olarak verilebilir. Yılın ilk 6 ayı itibariyle doğrudan yabancı sermaye girişleri toplamı 4,9 milyar, portföy yatırımı girişleri toplamı da 17,6 milyar Dolar. Demek ki 2017 yılının ilk 6 ayında Türkiye’ye yatırım amacıyla gelen toplam 22,5 milyar Doların % 78’i sıcak para, yüzde 22’si ise doğrudan yatırım amacıyla gelmiş. Sıcak para niçin Türkiye’ye bu kadar hevesle geliyor? Bu soruyu yanıtlamaya çalışalım.

Ekonomi Öğrencisi İçin Ek Okuma Listesi

Öğrenciliğimde Mülkiye’de bize ilgili derste okutulan kitabı 3 kere okumak yerine bir kez okuyup başka okullarda okutulan aynı konudaki kitapları da birer kez okuyordum. Mesela mikroekonomiyi hocanın ders notlarından çalışmanın yanında Sencer Divitçioğlu’nun Mikroiktisat ve Yüksel Ülken’in Fiyat Teorisi kitabından çalışmıştım. Makroekonomiyi dersteki notlarımın yanında Sabri Ülgener’in Milli Gelir, İstihdam ve Büyüme ve Sadun Aren’in İstihdam, Para ve İktisadi Politika kitaplarından çalışmıştım. Böylece ders notlarını ya da okutulan kitabı ezberlemek yerine farklı yazarların farklı değerlendirmelerini okumak şansım olmuştu. Benim gibi farklı kaynaklardan çalışmak yerine ders notlarını ezberleyenler zaman zaman benden yüksek not almışlardı. Ben ona hiç aldırmadım. Çünkü amacım çok yüksek not almak değildi, gerçekten öğrenmek ve öğrendiğimi kullanmak istiyordum. Yaşama atıldığımızda baktım yaşam bana ezberleyenlerden daha yüksek notlar veriyor. Bunun nedeninin farklı kaynaklardan okuyar

Öğrenciyken Verilen Okuma Listesi

Şerif Mardin’in ölümü üzerine “bizi Mülkiye birinci sınıfta siyaset bilimine giriş dersinde 50 kitaptan sorumlu tutmuştu” yolunda bir tweet atmıştım. Listeyi soran çok oldu. İkinci sınıfta Mete Tunçay da siyasal düşünceler tarihi dersinde 50 kitaplık bir liste vererek ikisini seçip ödev hazırlamamızı istemişti. Bu iki listeden hatırlayabildiklerimi yazayım (siyah puntolu olanlar benim önceden okumuş olduğum kitapları, işaretsiz olanlar ilgili yılda okuduklarımı, altı çizili olanlar ise ilgili yılda değil de sonradan okuduklarımı gösteriyor.)

Enflasyona İlişkin Üç Soru Üç Yanıt

Resim
Ağustos ayı enflasyon verileri açıklanıp da enflasyonun yeniden çifte hanelere çıktığı görülünce birçok soru atıldı ortaya. Bunlardan üçü en fazla sorulan sorular arasındaydı. Birinci Soru: Üretici Fiyatları Endeksi (YİÜFE), Tüketici Fiyatları Endeksinden (TÜFE) oldukça yukarıda bulunuyor. Bunun anlamı nedir ve bu ileride böyle devam eder mi? Birinci Soruya Yanıt: 2015 Ocak ayından bu yana enflasyonun çizdiği görünümü aşağıdaki grafikte sunuyorum. TÜFE tüketici fiyatları endeksindeki, YİÜFE yurtiçi üretici fiyatları endeksindeki aylık değişimleri gösteriyor.

Fed Zor Durumda

Ağustos ayına kadar Fed’in bu yıl bir kez daha faiz artıracağı ve yıl bitmeden de bilanço küçültme operasyonuna başlayacağı olasılığı oldukça yüksekti. Bugün her iki karar için de olasılık azalmış görünüyor. Bunun dört nedeni olduğunu düşünüyorum: (1) Büyümede kısmi, işsizlikte ise ciddi bir toparlanma olsa da enflasyonda beklenen artış olmuyor. Yani talep henüz ekonomik canlılığın süreklilik kazandığını gösterecek kadar yüksek değil. (2) Hazine’nin borçlanma limitini belirleyen borç tavanına gelmesi Ekim ayı başlarında gerçekleşecek. Kongre eğer o tarihe kadar borç tavanını artırmazsa devletin kapanması söz konusu olacak. Bu, yakın geçmişte de yaşanmış bir mesele ama bu kez başkanlık koltuğunda oturan Trump’a destek çok düşük düzeyde. Dolaysıyla böyle bir kapanma olasılığı var. (3) Harvey Kasırgası ABD’ye ciddi zarar verdi. 16 milyon Amerikalıyı etkileyen kasırganın maliyetinin 180 milyar dolara ulaşabileceği ve ABD üçüncü çeyrek büyümesini olumsuz biçimde etkileyeceği tahmin ediliyo

Kitaplar ve Yorumlar

Para Üzerine Bir İnceleme, John Maynard Keynes, 2. Basım, T. İş Bankası Yayınları, 2015 Keynes, 20’nci yüzyılın en önemli iktisatçısı olarak kabul ediliyor. Kapitalizmin en büyük krizlerinden birisi olan 1929 Büyük Krizi onun önerilerinden hareketle uygulanan maliye politikası önlemleriyle aşıldı. Aslına bakarsanız 21’inci yüzyılın ilk büyük ekonomik krizi de yine onun önerilerinin bu kez farklı bir alanda, para politikasında uygulanmasıyla aşılmaya yaklaştı. Keynes’in Para Üzerine Bir İnceleme’si para konusundaki görüşlerini ortaya koyduğu en önemli çalışmasıdır. O zamana kadar genellikle ihmal edilmiş olan paranın ekonomi üzerinde ne kadar etkili olduğunu ortaya koyuyor. Klasik ve neoklasik iktisatçıların parayı dışlayarak yaptıkları reel analizlerin gerçek yaşamada olmadığını ve böyle bir soyutlamanın anlam taşımadığını biliyoruz. Keynes, bu meseleyi ekonomi teorisinin merkezine taşıyarak adeta meselenin üç boyutlu olmasını sağlıyor. İktisatçının okuması gereken bir kitap olduğun