Yayınlar

Mayıs, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Euro Bölgesinin Son Durumu

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, uygulanan parasal politikaların toparlanmaya yardımcı olduğunu ancak daha alınacak yol olduğunu ve dolayısıyla parasal önlemlerin devam ettirilmesi gerektiğini söyleyince Euro değer kaybetmeye başladı. Oysa Draghi tümüyle gerçekleri dile getirmişti. ECB ve Euro Bölgesi krizi Öncelikle ECB’nin küresel kriz karşısında neler yaptığını bir hatırlatalım. 2008’de başlayan küresel krize Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ilk tepkisi konvansiyonel para politikası araçlarıyla müdahale etmeye çalışmak biçiminde oldu. Zaman ilerledikçe ECB de Fed gibi konvansiyonel olmayan bir para politikasına döndü. ECB, 2010’da genişletilmiş kredi destek programı (enhanced credit support) uygulamaya geçti ve Fed ile bir swap hattı kurdu (Term Auction Facility - TAF.) Yeniden finansman mekanizması çerçevesinde bütün bankalara sabit faizle ve sınırsız olarak kredi imkanı sundu (Long term Refinancing Operation – LTRO.) 2009 yılı Mayıs ayında ilk tahvil alım pr

Kredi Garanti Fonu ve Varlık Fonu Uygulamaları Üzerine Bir Değerlendirme

Kredi Garanti Fonu Kredi Garanti Fonu (KGF) sanılanın aksine oldukça eski bir fon. 1993 yılında yeterli teminatı olmayan KOBİ’lere kefil olmak suretiyle onların finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla kuruldu. KGF’nin temel görevi KOBİ’lere teminat desteği sağlamak olarak tanımlanıyor. Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99,8’inin KOBİ olduğu, çalışanların yüzde 78’inin KOBİ’ler tarafından istihdam edildiği, toplam yatırımların üçte birinden fazlasının KOBİ’ler tarafından yapıldığı, üretimin yüzde 54’ünün ve yaratılan katma değerin yüzde 55’inin KOBİ’lere ait olduğu dikkate alınırsa KOBİ’lerin finansmana erişimine sağlanan desteğin ne kadar önemli bir görev olduğu anlaşılabilir. KGF’nin kaynakları şunlardır: (1) Sermayesi, (2) Hazinenin sağladığı fonlar, (3) Avrupa Yatırım Fonu’nun verdiği kaynaklar, Bakû boru hattı projesinden elde edilen kaynaklar.

Türkiye'de uygulanan Ekonomi Politikası Başarılı mı?

Resim
Ekonomi politikasının iki temel alt politikası var: Maliye politikası ve para politikası. Bu iki alt politikanın 2002’den bu yana başarılı olup olmadığını ele alıp ölçmeye çalışalım. Maliye politikası Maliye politikası bir ekonomideki dengesizlikleri gidermek veya daha iyi dengelere ulaşmak için vergi, harcamalar, borçlanma, teşvik, destekleme alımları gibi alt politikaları kullanarak yürütülen bir ekonomi politikası türü. Her ne kadar teşvik ve desteklemenin başarısını ölçebilmek için başka bazı analizler yapmak gerekse de maliye politikasının genel olarak başarılı olup olmadığı kamu kesimi dengesinin açık verip vermediğine, vermişse bu açığın hangi düzeyde olduğuna, kamu borç yükünün hangi düzeyde bulunduğuna bakarak ölçülür. Biz de bu iki ölçüyü kullanarak Türkiye’de uygulanan maliye politikasının başarılı olup olmadığını ölçmeye çalışacağız.

Piyasa Çelişkisi

Mal ve hizmetleri satın almak isteyenler yani talep edenlerle bu mal ve hizmetleri satmak isteyenler yani arz edenlerin buluştukları yer piyasa olarak tanımlanıyor. Piyasa fiziksel bir yer olabileceği gibi telefon, internet gibi iletişim ve ulaşım kanalları üzerinden, fiziksel görüşme olmaksızın da oluşturulabiliyor. Aldıkları kararlarla piyasada arz veya talep miktarını, mal ve hizmet fiyatlarını veya kuralları etkileyebilen kişi veya kurumlara piyasa aktörleri deniyor. Buna göre bir malın üreticileri kadar o malı satın almak isteyenler de piyasada aktör konumunda bulunuyor. Diyelim ki sendikalar bir sektörde ücret artımını sağlarlarsa piyasayı etkilemiş olurlar. Çünkü üretici o artışı mal ya da hizmetin fiyatına yansıtır, bu da malın satışından üretimine kadar birçok aşamayı etkiler.

Orta Gelir Tuzağında Son Durum

Resim
Dünya Bankası her yılın 1 Temmuz günü ekonomilerin GNI yöntemiyle hesaplanmış gelirlerine göre ülkelerin sınıflandırılmasını yapar. 1 Temmuz 2016 itibariyle yapmış olduğu sınıflandırma şöyle (Kaynak: The World Bank, https://datahelpdesk.worldbank.org/knowledgebase/articles/906519-world-bank-country-and-lending-groups) Kişi Başına Gelir aralığı (USD) 1.025 USD ve daha düşük Düşük gelirli ülkeler 1.026 – 4.035 USD Düşük orta gelirli ülkeler 4.036 – 12.475 USD Üst orta gelirli ülkeler 12.746 USD ve üstü Yüksek gelirli ülkeler

Kırılgan Beşli Dolara Karşı

Resim
ABD Dolarının 6 önemli ticaret ortağının paralarına karşı değerini ölçmeye yarayan ve 100 olduğunda bire bir değeri ifade eden Dolar Endeksi (DXY), ABD başkan seçimleri öncesinde 97 dolayında salınıyordu. Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında harcamaların artırılacağı, vergilerin düşürüleceği, dolayısıyla ABD ekonomisinin canlanacağı ve Fed’in de faizleri yükselteceği beklentisinin artmasıyla birlikte Dolar Endeksi yükselerek 104 düzeyine kadar geldi. O sıralarda Euro / Dolar paritesi 1,04 düzeyine kadar düşmüştü. Ardından Trump’ın dediklerini hayata geçirmekte güçlüklerle karşılaşması sonucunda endeks düşüşe geçti. Bir ara Fed beklentileriyle yeniden yükselen endeks son dönemde tekrar düşüşe geçerek seçim öncesindeki 97 dolaylarına geri geldi. Euro / Dolar paritesi de 1,12’ye yükseldi. Aşağıdaki grafik Dolar Endeksinin ABD başkan seçimlerinden bugüne kadarki gelişimini gösteriyor. Doların bu şekildeki seyri dünya paralarının durumunun da sürekli değişmesine yol açtı. Dolar

Yasak Bayram

Resim
Mustafa Kemal paşa ve arkadaşlarının [i] 1919 yılının 16 Mayısında İstanbul’dan Bandırma gemisiyle başladıkları yolculuk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışlarıyla sona erdi.  Mustafa Kemal, niçin Anadolu’ya gönderilmişti? Nutuk’ta Anadolu’ya niçin gönderildiğini şöyle anlatıyor: “…Bu geniş yetkinin, beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu’ya gönderenler tarafından bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun benim İstanbul’dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun’a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve mevki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmayda bulunan benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular, yetki konusu ile i

Türkiye'nin Sosyal Yapısı Üzerine Bazı Notlar

Hanehalkıyla ilgili tanımlar ve sayılar Aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı konutta yaşayan, temel ihtiyaçlarını birlikte karşılayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine iştirak eden bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk hanehalkı olarak tanımlanıyor. Çekirdek aile denildiğinde yalnızca eşler veya eşler ve çocuklar ya da yalnız ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan aile anlaşılıyor. Geniş aile ise birden fazla çekirdek aile veya çekirdek aile birlikte bulunan ve çekirdek aile üyesi olmayan en az bir kişiden oluşan aileye deniyor.

Endüstri 4.0

Devrim ve üretim yapısında devrim Devrim, bir toplumun yaşamında önemli işlevi olan kurumların hızlı ve geniş kapsamlı bir biçimde kökten değiştirilmesi ya da yenileştirilmesi, yeniden biçimlendirilmesi ya da belli bir alanda birdenbire gerçekleşen kökten değişiklik olarak tanımlanıyor. Devrimler sosyal ve kültürel alanlardan üretime dönük ekonomik alanlara kadar her alanda ortaya çıkabiliyor. Yukarıdaki tanımdan gidersek bazen devrimlerin belirli bir evrim süreciyle iç içe geçerek geliştiğini görüyoruz. Mesela birinci sanayi devriminden ikinciye geçiş birdenbire olmuş bir devrim değil. Bu iki devrim bir arada bir süre yaşadıktan birlikte var olduktan sonra ilki ortadan kaybolmaya yöneliyor ve onun sistemleri yerine ikincinin sistemleri geçiyor. Buna karşılık mesela Fransız devrimi çok daha kısa bir sürede gerçekleşmiş ve daha ani ve kökten değişikliklere yol açmış görünüyor. Dünya, bugün, Hannover 2011 Fuarında Almanların ortaya attığı Endüstri 4.0 deyimiyle tanımlanan yeni bir

Türkiye'deki Enflasyonun Analizi

Resim
Enflasyon ve nedenleri Enflasyon iki nedenle oluşur: (1) Toplam talep, toplam arzdan fazlaysa fiyatlar yükselir (talep enflasyonu), (2) Üretim maliyetleri artıyorsa fiyatlar yükselir (maliyet enflasyonu.) Toplam talep niçin toplam arzı geçer? Madem talep varsa buna uygun olarak üretim niçin artıp arzın talebi dengelemesi gerçekleşmez? Bunun da çeşitli nedenleri var. En önemlilerini sayalım: (1) Talep, arza göre daha çabuk değişim gösterebilir. Üretim birçok alanda artan talebe hemen yanıt verecek kadar hızlı artamayabilir. Bu durumda talep fazlası fiyatların yükselmesine yol açar. (2) İhracat artışı iç talebin karşılanamamasına ve dolayısıyla iç fiyatların artmasına yani enflasyona yol açabilir. (3) Üretim birimlerinde sorunlar ortaya çıkabilir ve bu da arzın düşmesine yol açabilir. Arzın düşmesi demek talebin karşılanamaması ve fiyatların artması demektir. Üretim maliyetlerinin artması hangi nedenlerle ortaya çıkar? Bunun da birçok nedeni olabilir. (1) Mesela ücretler hızlı

Konut ve Balon Meselesinin Analizi

Resim
Konut fiyatlarının yükselişi, düşüşü ve tekrar yükselişi 1990’lı yılların son dönemiyle 2008 küresel krizi arasındaki dönemde dünyadaki önemli eğilimlerden birisi yükselen konut satış fiyatlarıydı. Bütün dünya, inşaat yaparak büyüme yolunu keşfetmiş gibiydi. Özellikle yeni teknolojilerin gelişmesiyle konutlarda kullanılan malzemelerin çok hızlı bir değişim geçirmesi eskiyen konutları yenileriyle değiştirmek isteyen insan sayısının artmasına yol açtı. Dünya refahında 1990’ların ortasından başlayan ve on yıldan fazla süren yükselen konjonktür de bu yenilenmeye yardım etti. Geliri artan insanlar evlerini yenilemeye başladılar. Bu gelime konut talebini ve dolayısıyla konut fiyatlarını artırmaya başladı.

İşsizlikten Yola Çıkarsak

Resim
Küresel işsizlik Küresel krizle birlikte birçok şey değişti. Bunlardan birisi de istihdam sorunu. Kriz dünyanın her yanında işsizlik oranlarının yükselmesine yol açtı. Bu durumu 187 ülke için yapılan bir tablonun özeti olarak çıkardığım aşağıdaki tablodan izleyebiliriz (en yüksek işsizlik oranından en düşüğe doğru, kaynak: http://www.tradingeconomics.com/country-list/unemployment-rate): Ülke Sıralaması Ülkeler İşsizlik oranı (%) Genç İşsizlik Oranı (%) 19 Japonya 2,8 4,9 33 Almanya 3,9 6,6 35 Çin 4,0 Veri yok 47 ABD 4,5 9,1 50 İngiltere 4,7 11,9 53 Hindistan 4,9 12,9 60 Rusya 5,4 Veri yok 65 Endonezya 5,6 Veri yok 119 Fransa 10,0 23,6 133 Türkiye 13,0 24,0 139 Brezilya 13,7 Veri yok 166 Yunanis