Kayıtlar

Finansal Piyasalar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yen’e Müdahale: Dünya Yeni Bir Kur Savaşının Eşiğinde mi?

Döviz piyasalarındaki hareketler çoğu zaman yalnızca finans ekranlarının konusu gibi görülür. Ancak bazı kur dalgalanmaları ve müdahaleler vardır ki, etkileri piyasaların çok ötesine geçer. Son günlerde Japon yenini desteklemek amacıyla Japonya'nın attığı adımlar ve ABD'nin buna verdiği destek, yalnızca bir para birimini koruma çabası değil; küresel ekonomik dengeler açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. İlk bakışta mesele, Japon yeninin dolar karşısında aşırı değer kaybetmesi gibi teknik bir kur sorunu olarak görülebilir. Ancak bunun arkasında son yılların en belirgin ekonomik çelişkilerinden biri yatıyor. ABD, yüksek enflasyonla mücadele etmek için faiz oranlarını uzun süre yüksek tuttu. Japonya ise yıllardır düşük faiz ve bol likidite politikasıyla ekonomisini desteklemeye çalıştı. İki ülkenin para politikaları arasındaki makas açıldıkça yatırımcılar daha yüksek getiri sunan dolara yöneldi. Bunun sonucunda yen, dolar karşısında son yılların en düşük düzey...

Değişen Koşullar Değişen Yaklaşımlar

Zaman değişir, insanlar değişir, anlayışlar ve algılar değişir. Bu nedenle sosyal bilimlerdeki teoriler, tezler ve yaklaşımlar değişen koşullara uyum sağlayamazsa toplumsal gerçekliği açıklamaktan uzak kalır. Son krizde altın ve gümüş fiyatları niçin düştü? Son yıllara gelinceye kadar dünyanın herhangi bir yerinde savaş, büyük bir doğal afet ya da piyasa krizi çıktığında insanlar varlıklarını korumak için altın ve benzeri değerli metallere yönelir, tasarruflarını bu araçlarda değerlendirirdi. Olumsuz koşullar ortadan kalktığında ise yavaş yavaş yeniden finansal yatırımlara dönerlerdi. ABD–İran çatışması başlayınca altın ve gümüş fiyatlarının artması beklenirken tam tersi oldu ve değerli metal fiyatları düşüşe geçti. Bunun iki temel nedeni var: Birincisi, savaşın en önemli ekonomik etkisinin petrol ve diğer enerji fiyatlarındaki artış olacağı düşünüldü. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artıracağı beklentisi doğdu. Bunun sonucunda faizlerin düşeceği yönündeki beklentil...

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

Piyasalarda Neler Oldu? Son iki günde yaşanan gelişmeler, Türkiye’de siyaset ile finansal piyasalar arasındaki ilişkinin ne kadar kırılgan hale geldiğini bir kez daha gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı verilmesinin ardından piyasalarda kayıplar ortaya çıktı. BIST 100 endeksi Perşembe gününe 14.012 düzeyinde başlamıştı. Kararın açıklanmasıyla yüzde 6,05 oranında bir düşüş yaşadı ve aynı akşam 13.164 düzeyine geriledi. Döviz talebinde ciddi bir artış ortaya çıktı ve kur yükselmeye başladı. Tahvil piyasasında yaşanan satış dalgasıyla bir süredir yükselişte olan tahvil faizleri tırmanışa geçti. Gösterge tahvilin faizi haftayı yüzde 44,24 ile tamamladı. Finansal piyasalardaki stres, swap faizlerine de yansıdı. Türk lirası gecelik endeks swaplarında faizin yüzde 43’e yaklaşması, piyasanın daha sıkı para politikası beklentisini fiyatlamaya başladığını gösterdi. Bütün bu olumsuz gelişmeler Türkiye’nin risk primini de etkiledi ve CDS primi 20...

Ateşkesin Ardından Piyasalar

Resim
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan süreç, İran’ın misillemeleriyle kısa sürede bölgesel bir savaşa dönüştü. İran’ın İsrail kentlerini ve bölgedeki ABD üslerini hedef almasıyla gerilim hızla tırmandı. 7 Nisan gecesi ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı. ABD tarafı, kısa süre önce nükleer güç kullanımını ima eden sert açıklamalarda bulunmasına rağmen, İran’ın ateşkes teklifini kabul ettiğini duyurdu. Taraflar iki haftalık bir ateşkes ilan ederken, İran da Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı taahhüt etti. Aşağıdaki tablo, savaş öncesi, ateşkes öncesi ve ateşkes sonrasında ABD ve Türkiye açısından temel finansal göstergelerdeki değişimi ortaya koyuyor: Tablo ilk bakışta savaşın finansal piyasalar üzerindeki sarsıcı etkisini açıkça gösteriyor. Ancak burada yalnızca üç farklı ana ait “anlık fotoğraflar” var. Gerçekte ise bu süreç boyunca piyasalar çok daha sert ve dalgalı hareketler yaşadı. Çoğu zaman bu tür dalgalanmalar, tek yönlü yükseliş veya d...

Trump'ın Manipülasyon Çabaları

Son yıllarda finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, siyasal aktörlerin söylemleriyle de şekilleniyor. Bu çerçevede en çok tartışılan figürlerden biri, kuşkusuz Donald Trump. Finansal sistemde beklentiler, en az gerçekleşmeler kadar önemlidir. Özellikle sosyal medya çağında, bir liderin attığı tek bir mesaj bile milyarlarca dolarlık varlık fiyatlarını etkileyebilir. Trump’ın başkanlığı döneminde sıkça kullandığı sosyal medya paylaşımları, zaman zaman döviz kurlarında, hisse senedi piyasalarında ve emtia fiyatlarında ani hareketlere yol açtı. ABD-İsrail-İran Savaşıyla birlikte yükselen petrol fiyatları, enflasyon beklentilerinin de yükselmesine ve dolayısıyla merkez bankalarının faizleri artıracağı beklentisine yol açmıştı. Bu beklentilerin sonucu olarak yatırımcılar ellerindeki altın ve diğer değerli metalleri ve bunlarla ilgili hisse senedi ve yatırım fonlarını satmaya ve tahvil gibi faiz getirisi sunan araçlara dönmeye başlamışlardı. Bu ...

Savaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor?

Savaş var, jeopolitik riskler yüksek, belirsizlik artıyor. Normal koşullarda böyle bir tabloda altın, gümüş ve diğer değerli metallerin fiyatının yükselmesi gerekir. Oysa bu kez tam tersi oluyor,   hepsi hızla değer kaybediyor. Altın, gümüş ve diğer değerli metaller uzun bir süredir yatırımcısına tarihi kazançlar sağladı. Ancak finansal piyasaların değişmez kuralı burada da kendini gösterdi: Hızlı yükselişlerin ardından çoğu zaman sert düzeltmeler gelir. Bu hızlı değer kaybının, tıpkı hızlı değer kazanımında olduğu gibi, birden fazla nedeni var. Bazı güçlü dinamikler aynı anda yön değiştirince fiyatlar da sert şekilde aşağı geliyor. Yön değiştiren dinamikler arasında en kritik olanı faiz beklentileridir. Altın ve gümüş gibi varlıklar, faiz getirisi sağlamayan; yalnızca değer artışıyla kazanç sağlayan varlıklardır. Bu nedenle yatırımcılar bu varlıklara genellikle faizlerin düşeceği ya da en azından değişmeyeceği beklentisiyle yönelirler. Nitekim bir süre bu beklenti geçerliydi. ...

Market Indifference

Behavioral economics and behavioral finance are among today's most popular approaches. As their names suggest, these fields analyze human behavior by bringing economics and psychology together. Both initiatives challenge orthodox economic theory, which does not emphasize psychology to this extent, instead approaching human behavior as purely rational and mathematically predictable. They represent the latest stage in a search for answers, a quest that began with the realization that neoclassical assumptions do not fully reflect the real world. When we look at financial markets—comprising sub-markets of capital and money markets such as the stock market, bond market, and derivatives market—we encounter an interesting situation. Although this phenomenon appears in all economies, it is much more prevalent in developing countries. In financial markets, both those who manage transactions and those who invest naturally pursue the interests of their business and their capital. Over time,...

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü

Piyasalar bir süredir adeta hipnoz altındaydı. Herkes, Donald Trump’ın Fed’in başına, Beyaz Saray’ın taleplerine hayır demeyecek; enflasyon riskini büyüme uğruna görmezden gelecek ve faizleri hızla aşağı çekecek güvercin bir isim atayacağını fiyatlıyordu. Bu beklentiyle dolar zayıflarken, altın güvenli liman algısıyla, gümüş ise hem endüstriyel talep hem de dolar ikamesi rolüyle hızla yükseliyordu. Merkez bankalarının rezerv tercihlerinde dolardan altına yönelmesi de bu hareketi destekleyen önemli bir faktördü.  Ancak Trump, yine piyasanın alıştığı senaryoyu bozdu. Fed Başkanlığı için adı öne çıkan Kevin Warsh, piyasaların beklediği sadık bir güvercin profilinden oldukça uzaktı. Daha önce Fed Yönetim Kurulu’nda görev yapmış, Wall Street deneyimi olan ve akademik kariyerini sürdüren Warsh, özellikle para politikasında şahin duruşuyla biliniyor. En önemlisi de siyasi baskılara karşı Fed’in bağımsızlığını önceleyen bir çizgiye sahip olması. Bu ihtimalin güçlenmesiyle birlikte, kol...

Trump Vergilerinin Finans Piyasalarına Etkisi

Trump’ın “Kurtuluş Günü” (liberation day) olarak ilan ettiği 2 Nisan’da ABD’nin dış ticaret ilişkisinde olduğu ülkelere karşı uygulayacağı standart ve ek gümrük vergisi oranlarını ve bazı mallara hangi ülkeden ithal edilirse edilsin uygulayacağı gümrük vergisi oranlarını ilan etmesinden sonraki 3 işgünü içinde finansal piyasalarda ciddi gerilemeler yaşandı. Standart gümrük vergisi oranı olarak belirlenen yüzde 10 oranındaki vergiler 5 Nisan’da yürürlüğe girdi, bugünden başlayarak uygulamaya yansıyacak. Ülkelere göre farklı oranlar içeren ek gümrük vergileri de Çarşamba günü yürürlüğe giriyor. Özellikle standart oranların üzerinde ek vergi uygulamasıyla karşılaşan ülkeler misilleme uygulayarak ABD’den yapılacak ithalata aynı oranlarda gümrük vergisi koyarak karşılık vereceklerini açıkladılar. Çin, geçen hafta sonunda 10 Nisan gününden itibaren ABD'ye yüzde 34 gümrük vergisi uygulayacağını açıklayarak misillemeyi yaşama geçirdi. Bu karşılıklı hamlelerin, iki dünya savaşı arasında...

İki Haftanın Bilançosu

En sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, bilançoyu sonra çıkarırım: Piyasalardaki çöküşün, ekonomideki bozulmanın nedeni protestolar, mitingler değil, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıdır. Toplumun önemli bir bölümü ve muhtemelen piyasalarda karar alıcı konumunda olan çok sayıda kişi ve kurum bu durumu bir yargı kararı olarak değil siyasal bir müdahale olarak algıladı. O gün henüz hiçbir protesto, miting falan yokken dolar kuru 41,5'e çıktı, borsa hızla düştü, devre kesiciler çalıştı, TCMB milyarlarca dolar satarak piyasaya müdahale etti, kamu kurumları milyarlarca liralık hisse satın alarak borsadaki çöküşü durdurmaya çalıştı. Bunlar olurken ortada ne protesto ne de miting vardı. Tıpkı faiz ve enflasyon meselesinde olduğu gibi neden - sonuç ilişkisini birbirine karıştırarak insanların kafası karıştırılıyor. Bugün içinde olduğumuz durumun nedeni protestolar değil, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıdır. 17 Mart Pazartesi günüyle başlayan haftaya girdiğimizde finansal piyasalar...

Amerikan Bankacılık Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Türkiye'ye Olası Etkileri

ABD’de son günlerde peş peşe üç banka battı: Silvergate Capital, Signature Bank ve Silicon Valley Bank. Bu batışların altında bazı ortak nedenler var. Bunlardan birisi bu kripto para piyasasında yaşanan düşüşler diğeri de bu bankların portföylerinde taşıdığı yüklü Hazine kâğıtları. Batış rüzgârı Silvergate Capital adlı bankayla başladı. Silvergate Capital, kaynaklarının çoğunu FTX adlı kripto para borsası ve risk fonu şirketi aracılığyla kripto para piyasasına yatırmıştı. Varlıklarının bir bölümünü de Hazine kâğıtlarına yatırmış olan Silvergate Capital, Fed’in faiz artırımlarından olumsuz etkilenen şirketler arasındaydı. Fed’in faiz artırımları Hazine kâğıtlarının da faizinin artmasına ve dolayısıyla değerlerinin düşmesine yol açmıştı (Hazine kâğıtlarının değeriyle faizi arasında ters yönlü ilişki vardır.) FTX’in 2022 yılı Kasım ayında çöküşüyle ikinci büyük darbeyi yiyen Silvergate Capital, gidişe dayanamayarak battı. Silvergate Capital’in ardından batan ikinci banka Silicon Valle...

Fed Bu Kadar Para Bastı da Niçin Enflasyon Oluşmadı?

Resim
Yeni Zelandalı iktisatçı Alban William Phillips tarafından İngiltere ekonomisi üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda geliştirilen Phillips Eğrisi Hipotezi [i] , enflasyonla işsizlik arasında ters yönlü ilişki olduğunu ortaya koyar (Phillips’in yukarıda değinilen araştırmasında dikey eksende enflasyon değil ücretlerin değişim oranı yer alır. Zaman içinde bu hipotezi geliştirenler dikey eksene enflasyon oranını yerleştirmişler ve hipotez bu şekli almıştır.) Bu ilişkiyi şöyle bir şekil üzerinde göstermek mümkündür. Phillips Eğrisi Hipotezine göre; enflasyon e1’den e2’ye düştüğünde işsizlik oranı da i1’den i2’ye yükselir.

Yeni Kararlar ya da Faizi Artırmadan Yükseltmenin Bin bir Yolu

Dolarizasyonun 2001 krizindeki düzeye (yüzde 58) oldukça yaklaşmış olması (yüzde 54), yastık altına para çekilmesinin artmaya devam etmesi, risklerin bir türlü düşürülememesi (CDS primi (568, dünyanın en riskli üçüncü ülkesi), kredi notunun düşmeye devam etmesi ve hepsinden öte faiz artırmada yaşanan sıkıntılar hükümeti yeni kararlar almaya yöneltti. Bunları sıralayalım: İlk olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), aktif rasyosu oranlarını bankalar için yüzde 90’a, katılım bankaları için yüzde 70’e indirdi.   Aktif rasyosu uygulaması bankaları daha fazla kredi vermeye zorlayan bir uygulama. Bu uygulamanın temelini Aktif Rasyosu denklemi oluşturuyor. Denklem şöyle: Aktif Rasyosu  =  [ Krediler + (Menkul Kıymetler x 0,75) + (TCMB Swap x 0,5)] / [TL Mevduat + (YP Mevduat x 1,75)] Bu Nisan ayında yayınlanan kararla bu oranın mevduat bankaları için yüzde 100’ün, katılım bankaları için yüzde 80’in altına inmemesi gerekiyor, bu oranın altında kalan bankala...

Türkiye'nin Kredibilitesi

Resim
Türkiye, ilk kredi notlarını 1990 yılında S&P’den (BBB), Moody’s’den (Baa3) ve JCR’dan (BBB) olarak almıştı. Türkiye’nin 1990 yılında aldığı notları yatırım yapılabilirlik eşiğinin üzerindeydi. Körfez Krizi ve savaşı nedeniyle o dönemde tahvil ihraç edilemediği için bu notların açıklanması 1992 yılında yapılan tahvil ihracını beklemek zorunda kaldı. Aşağıdaki tablo Türkiye’nin kredi notu serüvenini başlangıçtan bu yana yılsonlarındaki durum itibariyle gösteriyor (1990 yılında Türkiye’nin, Fitch’ten değerlendirme yapması yolunda bir talebi olmamıştı. Fitch, Türkiye değerlendirmesine 1994 yılında başladı.)  

Dolar, Euro ve Altın

Son dönemde Dolar, TL dışında diğer paralara karşı değer kaybediyor ve bunun sonucu olarak Euro değer kazanıyor. Euro, ikincil rezerv para konumunda olduğu, altın da karışık durumların gözde aracı olduğu için Doların boşalttığı yerlerin bir kısmını birlikte dolduruyorlar. Dolar Endeksi (doların, Euro, yen, pound, İsviçre frangı, İsveç Kronu ve Kanada dolarından oluşan sepete karşı değeri) Nisan ayında çıktığı 103,05 düzeyinden Covid – 19 pandemisinin ekonomide yarattığı tahribatla bugünkü 93,00 düzeyine gerilemiş görünüyor. Oysa Dolar, yılbaşında Euro’ya karşı oldukça güçlü bir konumdaydı ve Euro/Dolar paritesi sürekli geriliyordu. Bunun nedeni Avrupa’nın ekonomik olarak ABD’nin performansına göre oldukça geride kalması ve Covid-19 pandemisinin Avrupa’daki etkisinin ABD’ye göre daha yüksek görünmesiydi. Haziran ayından itibaren işler tersine döndü, Covid – 19 pandemisi etkisini artırdıkça ABD ekonomisi hızla bozulmaya başladı. Bu gelişmeler Dolardan kaçış eğilimi yarattı.    ...

Aktif Rasyosu Aktive Oluyor

Resim
Büyük bir özel kesim bankasının müşterilerine yolladığı bir mektupla başlayan tartışmalar son birkaç günün gündeminde ağırlıklı yer aldı. Söz konusu banka mektubunda özetle döviz tevdiat hesabı açılması ya da mevcutların devam edebilmesi için belirli bir asgari miktar koyduğunu bunun altında vadeli döviz tevdiat hesabı açılmayacağını, mevcut mevduatlardan vadesi dolanların da yenilenmeyerek vadesiz hesaba dönüştürüleceğini yazıyordu. Bir süre bunun ne amaçla yapıldığı anlaşılamadı, sonra da bankanın niçin bu yola gittiği konusu tartışılmaya başlandı.

Merkez Bankası'nın Altınları

Merkez Bankası’nın sahip olduğu ve zorunlu karşılık olarak sakladığı altınlar ve bunların nerede bulunduğu meselesi kamuoyunda son yıllarda çok ilgi çeken ve aynı zamanda birçok yalan yanlış safsatanın yayılmasına yol açan bir konudur. Aşağıda Merkez Bankası’nın kendi altınları ve zorunlu karşılık olarak banka ve finansman şirketlerinden aldığı altınların miktarı (ton olarak) son üç yılda karşılaştırmalı olarak gösteriliyor. Tablonun son sütunu ise 2019 yılsonu itibarıyla bu altınların dolar cinsinden değerini sergiliyor (Kaynak: TCMB KPMG Bağımsız Denetim Raporları 2017, 2018 ve 2019, https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/search+results?search-query=ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z+denetim+raporlar%C4%B1 )

Rubikon

Rubicon Rubikon, bezik oyununda kullanılan bir sözcüktür. Bezik, 96 kâğıtla oynanan iki kişilik, kozlu bir oyundur. Oyunculardan birisi 3.000 sayısına ulaştığında oyunu kazanmış olur. Eğer bir oyuncu 3.000’e ulaşıp oyunu bitirdiğinde diğer oyuncu 1.500’ün altında kalmışsa buna Rubikon denir. Rubikon yapan oyuncu 2 kat puan alır. Bezikte kullanılan Rubikon sözcüğü İtalya’nın kuzeyinde bulunan, 29 kilometre uzunluğunda Rubicon nehrinin adından gelir. Nehrin yatağı ve yapısı zaman içinde birkaç kez değiştiği için Rubicon nehrinin günümüzdeki Pisciatello nehri olduğu tahmin ediliyor. Roma Cumhuriyeti döneminde Rubicon nehri, kuzeyde bulunan Cisalpina Galya eyaleti ve İtalya’nın güneyi arasında sınır çizgisi olarak kabul edilirdi. Bu çizgi, Cumhuriyeti tehdit edebilecek askeri girişimleri engellemek amacıyla generallerin ordularıyla geçemeyeceği sınır olarak belirlenmişti. Savaştan dönen generaller bu sınıra gelmeden askerlerini evlerine yollar ve Roma’ya öyle giderlerdi. Julius ...

Merkez Bankası Para Basıyor mu?

Resim
Pek çok kişi ATM’den çektiği paraların hiç kullanılmamış ve seri ve sıra numarası izleyen banknotlar olduğunu fotoğrafını çekerek sosyal medya hesaplarında paylaşıyor ve soruyor: Merkez Bankası para basmıyorsa bunlar ne? Bu soruyu ikinci bir soru izliyor: Merkez Bankası para basıyorsa bu para nerede kullanılıyor?   Bu iki soruyu yanıtlarken kullanacağım kavramları merak edenler yazının altındaki kavramlarla ilgili notlara bakabilirler. Önce Merkez Bankası analitik bilançolarında son üç yılın 17 Nisan günlerindeki emisyon miktarlarını ve bunların önceki yıla göre değişim oranlarını (%) bir tablo haline getirelim (kaynak: https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/portlet/IScH%2BA8YwOo%3D/tr ) Milyar TL 2018 2019 Değişim(%) 2020 Değişim(%) Emisyon 133,4 131,3 -1,57 204,1 55,45