Kayıtlar

kur etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yen’e Müdahale: Dünya Yeni Bir Kur Savaşının Eşiğinde mi?

Döviz piyasalarındaki hareketler çoğu zaman yalnızca finans ekranlarının konusu gibi görülür. Ancak bazı kur dalgalanmaları ve müdahaleler vardır ki, etkileri piyasaların çok ötesine geçer. Son günlerde Japon yenini desteklemek amacıyla Japonya'nın attığı adımlar ve ABD'nin buna verdiği destek, yalnızca bir para birimini koruma çabası değil; küresel ekonomik dengeler açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. İlk bakışta mesele, Japon yeninin dolar karşısında aşırı değer kaybetmesi gibi teknik bir kur sorunu olarak görülebilir. Ancak bunun arkasında son yılların en belirgin ekonomik çelişkilerinden biri yatıyor. ABD, yüksek enflasyonla mücadele etmek için faiz oranlarını uzun süre yüksek tuttu. Japonya ise yıllardır düşük faiz ve bol likidite politikasıyla ekonomisini desteklemeye çalıştı. İki ülkenin para politikaları arasındaki makas açıldıkça yatırımcılar daha yüksek getiri sunan dolara yöneldi. Bunun sonucunda yen, dolar karşısında son yılların en düşük düzey...

TL Mevduatı mı Dolar mı?

Son yıllarda yüksek faiz dönemlerinde yatırımcıların aklındaki en önemli sorulardan biri şu: Paramı TL mevduatta mı değerlendirmeliyim, yoksa dolarda mı tutmalıyım? Çoğu kişi yalnızca faiz oranına bakarak karar vermeye çalışıyor. Oysa doğru karşılaştırma, faiz getirisinin dolar kurundaki artışı telafi edip edemediğine bakılarak yapılabilir. Bunu somut bir örnekle inceleyelim: Bir yıl önce elinde 500.000 TL bulunan bir yatırımcının, bu parayı bir yıl vadeli TL mevduata yatırdığını ve vade sonunda parasını dolara çevirmeyi planladığını varsayalım. Başlangıç (bir yıl önce): Sermaye: 500.000 TL USD/TL kuru: 40 TL Net TL mevduat faizi (stopaj sonrası): %36 Başlangıçta yatırımcının parasının dolar karşılığı: 500.000 / 40 = 12.500 USD Aynı tarihte parasını dolarda tutmuş olsaydı yılsonunda da aşağı yukarı aynı varlığa sahip olacaktı. (Dolar mevduat faizi çok düşük olduğu için bu örnekte ihmal edilmiştir.) Bir Yılın Sonunda Durum: Anapara + Faiz: 500.000 × 1,36 = 680.000 ...

Vade Sonunda Dolara Dönülürse Kazanç Ne Olur?

Resim
Son iki yılda yüksek faiz ortamı, birçok yatırımcıyı dövizden çıkıp TL mevduat, tahvil, bono ve para piyasası fonlarına yöneltti. Bu tercihin temel mantığı basitti: Yüksek faiz gelirinden yararlanmak, vade sonunda şartlar değişirse yeniden dövize dönmek. Bu durum yalnızca yerli yatırımcılar için değil, carry trade ve benzeri yollarla Türkiye’ye kısa vadeli sermaye getirerek yatırım yapan yabancılar için de önemli getiriler yarattı. Ancak bu tür yatırımlarda performans yalnızca faiz oranıyla ölçülemez. Çünkü yatırımcının nihai amacı vade sonunda yeniden dolara dönmekse, elde ettiği faiz kadar kurdaki değişim de sonucu belirler. Başka bir ifadeyle yatırımın gerçek başarısı TL cinsinden değil, dolar cinsinden elde edilen getiriyle ölçülür. Bu nedenle faiz kazancının ne kadarının kur artışı tarafından eritildiğini de hesaba katmak gerekir. Bu ilişki aşağıdaki formülle gösterilebilir: R = (1 + i) / (1 + Δ s) - 1 Burada: (i) = TL mevduat faizini (bütün senaryolarda vergi sonrası ne...

Yüksek Faiz Düşük Kur

Faizi yüksek tutarak kuru baskılamak, ekonomide uzun süredir tartışılan bir yaklaşım. Türkiye’de bu durum, Ege Cansen’in de katkısıyla yüksek faiz–düşük kur olarak adlandırılan klasik bir ikilem şeklinde anılıyor. Aslında bu, birbirini hem besleyen hem de boğan bir denge yaratıyor.  Eğer enflasyon resmi verilerde olduğu gibi yüzde 30 civarındaysa, bankaların mevduata verdiği yüzde 40–42 faiz oldukça yüksek sayılır. Ama eğer enflasyonun toplumda hissedildiği düzey yüzde 50’nin üzerindeyse, o zaman aynı faiz oranı bu kez düşük kalır. Burada kritik soru şu: İnsanlar enflasyonu yüzde 50’nin üzerinde hissediyorsa, neden paralarını dövize değil de Türk Lirası mevduata yatırıyor? Basit bir hesap yapalım. Dolar kurunun bir yıl içinde 45 TL’den 54 TL’ye çıktığını varsayalım. Elinde 1 milyon TL olan bir yatırımcı bu parayla yaklaşık 22.222 dolar alır. Dolar mevduatında düşük bir faizle yılsonunda yaklaşık 22.444 dolara ulaşır. Aynı para Türk Lirası mevduatta yüzde 35 net faizle değerle...

Yüksek Faiz - Düşük Kur

Resim
2020 yılında sosyal medyada bir paylaşım yapmışım: “Bir dönem yüksek faiz düşük kur vardı. Sonra düşük faiz yüksek kur dönemi geldi. Şimdi yüksek faiz yüksek kur var. Bütün bu dönemlerde riskler hep yüksekti. Riskleri düşüremediğimiz sürece faiz ve kurla oynayarak bir yere varamayız.” Sanırım Türkiye’nin son 30 – 40 yılına ilişkin ekonomik durumunu bundan daha iyi özetleyecek bir yorum olamaz. 2020’den bu yana değişen tek şey yüksek faiz yüksek kurdan düşük faiz yüksek kura oradan da yüksek faiz düşük kura geçmiş olmamızdır. Yani aslında değişen hiçbir şey yok aynı döngüyü tekrarlayıp duruyoruz. Çünkü asıl değişmeyen şey risk yaratmaya devam ediyor olmamız. Kur ve faiz arasındaki ilişki faizin ulusal paranın iç değerini, kurun ulusal paranın dış değerini belirlemesinden kaynaklanıyor. Faizi enflasyonun, kuru da paranın deş değer kaybının yansıması olarak kabul edersek iç ve dış değer kayıplarının eşitlenmesi gerektiğini de kabul etmiş oluruz. Her ikisini de belirleyen unsur ülkenin s...

Van Allen Radyasyon Kuşakları ve Ekonomi

Van Allen radyasyon kuşakları, asıl olarak güneş rüzgârından (güneşten yayılan parçacıkların akımı) kaynaklanan ve bir gezegenin manyetosferi tarafından tutulan enerji yüklü parçacıkların oluşturduğu bir bölgedir. Adını, bu kuşakları ilk kez bir makalesinde tanımlayan fizikçi James Van Allen’den alır. Dünyanın, kuzey ve güney kutuplarının yarattığı manyetik etkiler altında oluşmuş iki Van Allen radyasyon kuşağı vardır. Bu iki kuşağın oluşturduğu manyetik alan güneş rüzgârını ve kozmik ışın olarak gelen parçacıkları saptırarak atmosferi yıkımdan korur. Bu kuşaklar olmasa dünyanın atmosferi kalmaz. Atmosfer kalmazsa dünyada yaşam sürdürülemez. Kuzey ve güney kutuplarının dengesini bozacak gelişmeler olmadığı sürece Van Allen radyasyon kuşaklarının sağladığı kalkandan yararlanacak olan atmosfer, dünyayı korumaya devam edecektir. Günümüz ekonomilerinde Van Allen radyasyon kuşakları gibi kalkan görevi yapan iki kuşak var: faiz - kur kuşağı ve düşük risk kuşağı. Bu iki kuşak ekonomiyi yıkıcı...

Kur Korumalı Mevduat Hesabı Dolarizasyonu Artırdı

Resim
Kur Korumalı Vadeli TL Hesabı; döviz, altın ve TL birikimlerinin bankaların sunduğu faiz oranlarıyla (yüzde 17) ve hesabın açılış tarihiyle vade tarihi arasında oluşacak kur değişiminin faize eklenmesiyle açılan bir vadeli mevduat hesabıdır. Bu hesapla vade boyunca mevduat faizi getirisi elde edilmesine ek olarak vade sonu mevduat faizi getirisinin o dönemde ortaya çıkacak kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan düşük olması halinde aradaki farkın Türk Lirası olarak hesaba yansıtılması şeklinde uygulanıyor. Geçen yılın son ayında piyasaya sunulan kur korumalı mevduat hesabı yabancı para mevduatlarının TL mevduata çevrilmesi amacıyla yola çıksa da TL hesaplarının da kur korumalı mevduata dönüşmesine izin verilmesiyle farklı bir kapsama oturmuş oldu. Bu hesabın getiri yükü banka ve Hazine arasında paylaşılıyor. Banka hesaba uyguladığı yüzde 17 faizi mevduat sahibine kendi kaynaklarından öderken, ortaya çıkacak kur farkını da Hazine, bütçeden ödüyor. Kur Korumalı Mevduat Hesabı uygula...

Faiz, Kur ve Fiyat Dengesi

Resim
Dolarizasyon etkisindeki bir ekonomide piyasalarda dengeyi sağlayan üç unsur vardır: Mal piyasaları için fiyat, para ve sermaye piyasaları için faiz ve döviz piyasası için kur. Bu üçlü bir tahterevalli üzerinde gibi düşünülebilir. İdeal denge halinde faiz bir uçta, fiyat bir uçta ve kur da tam ortadadır. Bu durumda tahterevalli dengededir.          Piyasalar bu durumda dengedeyken merkez bankasının faizi indirmeye karar verdiğini düşünelim. Bu durumda tahterevallide faizin bulunduğu kısım aşağı inecek, kur, fiyatın yerini alacak, fiyat da yukarı gidecek ve para hem iç hem de dış değerini kaybedecektir (enflasyon ve dış değer kaybı.)                   Enflasyonun sıkıcı etkilerinden kurtulmak için bu kez faiz artırmaya karar verildiğini ve merkez bankası faizi aracılığıyla piyasa faizlerinin artırıldığını varsayalım. Bu durumda kur yine fiyatın yerini alacak fiyat da onunla birlikte aşağı gidecektir.    ...

Kuru Hazine Koruyacak da Hazineyi Kim Koruyacak?

Resim
Merkez Bankası’nın (TCMB) 23 Aralık 2021’de açıkladığı USD/TL kuru 11,64 idi. 23 Mart 2022’de kur 14,82 oldu. Bu hesabın, faizi ödeyen bankaya ve kurdan doğan farkı (ek faizi) ödeyen Hazine’ye maliyeti ne oldu? Bu soruların yanıtını aşağıdaki tablo yardımıyla vermeye çalışayım: Tabloya göre uygulamanın yürürlüğe girdiği günün hemen ertesi günü (23.12.2021) bankada 100.000 TL’lik KKM hesabı açan bir kişi bu hesabı açmak yerine dolar alsaydı eline (100.000 / 11,64 = ) 8.591 dolar geçecekti. Bankalar TL’den geçilen KKM hesaplarına TCMB’nin politika faizinin (% 14) en çok 3 puan üzerinde faiz verebiliyor. Bu bankanın da buna uygun olarak % 17 yıllık faiz verdiğini varsayalım.  Bu yıllık faizin 3 aylık vadeye isabet eden kısmı % 4,25 olur. Bu kişi 100.000 lirasını KKM hesabında 3 ay vadeyle tuttuğunda bankadan % 4,25 dönem faizi karşılığı olarak 4.250 lira alacak. Eğer işin içinde kur koruması olmasaydı bütün alacağı faiz bundan ibaret olacaktı. KKM devreye girince bu faize ek geliyor. ...

Faiz İndiriminin Maliyeti

Resim
Faiz İndiriminin Kur ve Enflasyona Etkisi Aşağıdaki grafik sol eksende Merkez Bankası (TCMB) faizi, USD/TL kuru ve sağ eksende enflasyon (TÜFE) arasında 2021 yılı boyunca yaşanan ilişkileri gösteriyor (Veriler için kaynaklar: TCMB her ayın ortalama döviz kuru, TCMB haftalık repo faizi oranları, TÜİK ay sonları TÜFE verileri.) Grafikten görüleceği gibi TCMB politika faizi yüzde 19 düzeyinde iken USD/TL kuru da enflasyon da hafif bir yükseliş içindeymiş. Bu dönemde mesela TCMB, faizi yüzde 20’ye çıkarsa her ikisinde de ciddi düşüşler yaşanabilirdi. Eylül ayı içinde TCMB, ‘faiz, enflasyonun nedenidir’ yaklaşımı çerçevesinde enflasyonu düşürmek amacıyla politika faizini yüzde 19’dan 18’e düşürünce USD/TL kuru buna tepki vererek yükselmiş ama bu yükseliş o arada enflasyona etki etmemiş (kur etkisi önce üretici fiyatlarında sonra tüketici fiyatlarında görülüyor.) TCMB, Ekim ayında faizi yüzde 18’den 16’ya indirip bu yaklaşımda ısrarlı olduğunu ortaya koyunca kur yeniden yükselmiş ve bu kez...

Faizi Düşürünce Ne Oldu?

Resim
Enflasyon, faizden önceki aşama olduğu için faiz, ilk bakışta enflasyonun sonucu gibi görünür ama aslında enflasyon da faiz de başka şeylerin sonucudur. O nedenle çözümü bulabilmek için zincirin ilk halkasına kadar geri gitmek gerekir. Son yazılarımda sıkça kullandığım şemamı bir kez daha yazayım: Görüleceği gibi faizi yükselten şey aslında ülke riskinin yükselmesiyle başlayan zincir reaksiyonlardır. Ülke riskinin yüksek olduğunu anlamak için bakılması gereken gösterge CDS primidir. Bu prim 300 baz puanın üzerindeyse ülke aşırı riskli demektir. Türkiye’nin CDS primi 411’dir. Bu oranla Türkiye, dünyanın en riskli birkaç ülkesi arasındadır. Bu zincir reaksiyonların çözümü için en başa gidip riski düşürmeye çalışmakla başlamamız gerekirken biz tam tersini yaparak sondan başlıyoruz ve faizi indiriyoruz. Bakın sonra ne oluyor? Kurun ve enflasyonun yüksek olduğu ve daha da yükselmeye eğilimli olduğu bir ortamda faizi düşürünce riskleri yükseltmiş oluyoruz ve kurla yükseliyor sonra şemadaki r...

TL Değer Kaybederken İhracat Artıyor mu?

Resim
“Zorluk yeni düşüncelerde değil, eskilerinden kurtulmakta yatar.” John Maynard Keynes   Ekonomi biliminin en bilinen hipotezlerinden birisi ‘bir ülke parasını devalüe ederse ihracatı artar, ithalatı düşer’ şeklinde formüle edilen tezdir. Önce bazı kavramlara açıklık getirelim. Temel olarak iki tür kur rejimi vardır: Sabit kur rejimi, Dalgalı kur rejimi. Sabit kur rejiminde; yerel para biriminin değeri, başka bir para biriminin veya para birimleri sepetinin değerine veya altın gibi başka bir değere göre ilan edilir. Bu eşitlik bir kez ilan edilince bir süre değişmez sabit kalır. Eğer değişmesi gerekiyorsa o zaman yerel para biriminin değeri düşürülür (devalüasyon) ya da yükseltilir (revalüasyon) ve yeni bir eşitlik ortaya çıkar. Devalüasyon; sabit kur sistemi uygulayan bir ekonominin parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin, bir başka deyişle dış satın alma gücünün, hükûmetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Bunun tersinin yapılması da revalüasyondur. Dalgalı kur r...

Ne Oldu Yine Bu Dolara?

Dün akşam USD / TL kuru 8,27’lerde dolaşıyordu. Bu sabah 9’da 8,35’e yükseldi 12’de 8,46’yı gördü, şu sıralar (saat 15,30) 8,45 dolayında bulunuyor. Ne oldu da böyle bir günde yüzde 2’nin üzerinde değer kaybı yaşandı? İki olasılık var: (1) Dışarıda bazı gelişmeler olmuş ve Dolar bütün paralara karşı değer kazanmış olabilir. Mesela ABD’den gelen bazı veriler Doları güçlendirmiş ya da Fed’in açıklamaları Dolara talebi artırmış olabilir. (2) İçeride bir şeyler olmuş, mesela faiz indirimi yapmak gerekir şeklinde açıklamalar gelmiş ve bu açıklamalar Dolara olan talebi artırarak TL’nin değer kaybetmesine yol açmış olabilir. Önce dışarıya bir bakalım. Dışarıda ABD’de veya Avrupa’da Doları güçlendirecek ya da zayıflatacak bir açıklama görünmüyor. Yine de Dolar Endeksine bir bakalım. Altı önemli para birimine karşı (Euro, Sterlin, Yen, Kanada Doları, İsviçre Frangı, İsveç Kronası) oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksi bugün itibarıyla 92,69’da bulunuyor. 7 Eylül’de 92,51 idi. Euro / USD paritesi...

Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin altı önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY.) Dolar Endeksi’nin nötr değeri 100’dür. Eğer endeks mesela 105 ise bu, Doların söz konusu altı para birimine göre kurulduğu tarihten bu yana yüzde 5 değer kazandığını, endeks 95 ise yüzde 5 değer kaybettiğini gösterir. DXY bugün itibarıyla 92’nin hemen altında bulunuyor. DXY Endeksi; Fed toplantısı öncesinde 90,5 idi. Buna göre son üç günde Dolar bu endekse karşı önemli oranda değer kazanmış bulunuyor. İkinci ölçü; Doların, kendisinden sonra en yaygın kullanıma sahip rezerv para konumunda olan Euro ile karşılaştırılmasıdır. Euro/Dolar paritesi Fed toplantısı öncesinde 1,21 idi, bugün 1,19 dolayında bulunuyor. Buna göre Dolar, Euro’ya ...

Kurlar Niçin Dalgalanıyor?

Resim
Bu sabah itibarıyla Euro / USD paritesi 1,18, Dolar Endeksi 92 idi. Bu değerlere bakınca Doların son bir haftada bütün dünyada değer kazanmış olduğu görülüyor. Oysa yılbaşında Dolar değer kaybediyordu. Mesela 6 Ocak’ta Euro / USD paritesi 1,23, Dolar endeksi 89 idi. Bizim gibi sıcak para çeken ekonomiler açısından, yerel riskler ve sorunlar nedeniyle, bu hareketin etkisi ve yarattığı dalgalanma bazen genel durumdan daha yüksek olabiliyor. Örneğin USD / TL kuru yılbaşında 7,43, 15 Şubat’ta 6,96, 8 Martta 7,75 idi. Bugün saat 15.30 itibarıyla 7,58. Kurların yükselmesi veya düşmesinden daha fazla risk yaratan konu oynak olmasıdır. Çünkü bu dalgalanmalar tıpkı işkenceye tabi tutulan bir insana elektrik şoku verilmesi gibi şok etkisi yaratıyor.

Dolar Kuru Yine Niçin Yükseldi?

Son iki günde Dolar kurunda yaşanan yükselişler üzerine pek çok soru sorulur oldu. Bunları topluca yanıtlamaya çalışayım. Döviz fiyatı hangi mekanizmayla belirleniyor? Ekonomi biliminde mal insanların ihtiyaçlarını ve isteklerini gidermek üzere alım satım konusu yapılan somut araçlardır. Bu tanım çerçevesinde ekonomi bilimi açısından döviz de tıpkı elma gibi bir maldır ve arz (satışa sunulan üretim) ve talebe (satın alınmak istenen miktara) göre piyasada belirlenen bir fiyatı (kur) vardır. Elma fiyatı gibi dövizde de arz yüksekse (mal bolsa) fiyat düşer, talep yüksekse fiyat artar. Buna karşılık kurun oluşumunda arz ve talep güçlerini etkileyen güçler elma arz ve talebini etkileyen güçlerden biraz farklıdır. Burada beklentiler çok daha fazla önem kazanır. Ekonominin genel gidişinin, ülke risklerinin artışının, yapılan açıklamaların ya da yurt dışında bizi de etkileyebilecek gelişmelerin kurlar üzerindeki etkisi elma fiyatı üzerindeki etkisinden çok daha fazladır.  

Kur ve Faiz Değişirken Kazananlar ve Kaybedenler

Resim
Toplumun bir kesimi kur veya faiz yükselirken bir kesimi de kur veya faiz düşerken kazanır. Kur ve faiz fazla değişmediğinde kazananlar ise üretimle uğraşanlar olur. 1 Ocak 2020’de USD/TL kuru 5,95 idi. 31 Aralık 2020’de kur 7,44 olmuştu.   1 Ocak 2020’de bankadaki 100.000 TL mevduatını dolar mevduatına çevirme talimatı veren bir kişinin hesabında (100.000 / 5,95 =) 16,806 dolar olur. Bu kişi 16.806 dolarını 31 Aralık 2020’de vadesi dolduğunda TL’ye çevirse (16.806 x 7,44 =) 125.042 TL olur. Bu kişi bir yılda 25.042 TL bir başka deyişle yüzde 25 faiz getirisi elde etmiş demektir (dolar tevdiat hesabının faizi sıfır olsa bile.) Oysa aynı kişi 100.000TL’sini TL mevduat olarak tutsa faiz getirisi kabaca 15.000 TL olacaktı. Demek ki kur yükselirken parasını dövize çeviren yerli tasarruf sahibi, kurdaki gerileme başlangıç noktasına gelmeden tekrar TL’ye dönerse kazançlı çıkıyor. Aynı hesabı Türkiye’ye sıcak para getiren yabancı yatırımcı için yaparsak farklı bir sonuçla karşılaş...

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Resim
TL nasıl değer kazandı sorusuna benim değişmez bir yanıtım var: Nasıl değer kaybettiyse tersi olduğu için değer kazandı. TL, Dolara karşı niçin değer kaybeder? Bu sorunun iki yanıtı var: (1) Dolar bütün paralara karşı değer kazanıyor olabilir. O zaman TL’ye karşı da değer kazanır. (2) TL, Dolara ya da bütün yabancı paralara karşı değer kaybediyor olabilir. O zaman da Dolar, TL’ye karşı değer kazanır.

Rekabetçi Kur

Resim
TL’nin yabancı paralar karşısındaki kayıpları uzunca bir süredir görülmekle birlikte son dönemde risklerdeki artış da hızlandığı için kayıplar daha da hızlandı. TCMB ve kamu bankalarını yönlendiren hükümet, faiz artışı yapmayarak kuru denetlemek için piyasaya milyarlarca dolarlık satış yaptı. Böylece piyasada doları bollaştırarak kuru düşürmeyi amaçladılar. Ama evdeki hesaplar piyasaya uymadı. Çünkü bu dönemde sosyal, siyasal sıkıntılar, dış politikada sorunlar ve jeopolitik riskler arttı. Böyle bir dönemde ekonomi politikası yönünden yapılacak şey faizi artırarak yola çıkmaktı. Ne var ki faizi ekonomi bilimi dışında bir konuma taşıyınca bu imkân da kalmadı.  

Dolar Kuru 8,34

Yeni Ekonomi Programı bir ay önce yayınlandı. GSYH ve büyüme ile ilgili tahminler ve hedefler özetle şöyleydi (Kaynak: 29 Eylül 2020 tarihli 31259 sayılı mükerrer Resmî Gazete.) 2019 2020 GSYH (Milyar TL, Cari Fiyatlarla) 4.320 4.851 GSYH (Milyar Dolar, Cari Fiyatlarla) 761 702 Kişi Başına Gelir (GSYH, Dolar) 9.213 8.381 GSYH Büyümesi (Reel, %) 0,9 0,3